logo
28 MART 2026

Çalık: Vicdanımın kabul etmediği hiçbir belgenin altına imza atmadım

İBB Davası’nın 10.celsesinde hakim karşısına çıkan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık verilen aranın ardından iddianamede sorumlu tutulduğu 7 eyleme ilişkin savunma yaptı.  Başkan Çalık, “Vicdanımın kabul etmediği hiçbir belgenin altına imza atmadım. Doğruluğu kendime pusula edindim” dedi

26.03.2026 14:37:00
Haber Merkezi
Çalık: Vicdanımın kabul etmediği hiçbir belgenin altına imza atmadım
Çalık: Vicdanımın kabul etmediği hiçbir belgenin altına imza atmadım
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik davanın 10. celsesinde hakim karşısına çıkan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, duruşmaya verilen aranın ardından iddianamede sorumlu tutulduğu 7 eyleme (Eylem 1, 2, 6, 8, 10, 11, 12) ilişkin savunma yaptı. Çalık, söz konusu eylemlerle ilgili suçlamaları tek tek yanıtlayarak, iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

"Asıl mesele ifadelerdeki çelişki değil, iddiayı ortaya koyan kişinin güvenilir olup olmadığıdır"

Başkan Çalık'ın sorumlu tutulduğu yedi eylemden ilki olan Eylem-1'de yer alan Uğur Güngör'ün tanık ifadesine yanıt verdi.

Güngör'ün kendisi hakkındaki çelişkili ifadelerine dikkat çeken Çalık, "Kolluk aşamasındaki sorgu sırasında tanığın kimliği bana açıklanmamıştı, Uğur Güngör olduğunu bilmiyordum. İlk ifadesinde 13 daire diyor, 2 ay sonra 2 daire parası + 13 daire, 43 ay sonra 15 daire, 50 ay sonra 15 milyon TL, 60 ay sonra tekrar 13 daire + 2 daire parasına dönüyor. Aynı kişi tarafından bu kadar farklı anlatılmasını ve iddia makamının dikkate almadığı bu çelişkileri mahkeme heyetinizin dikkatine sunuyorum. Asıl mesele ifadelerdeki çelişki değil, iddiayı ortaya koyan kişinin güvenilir olup olmadığıdır. Benim T.C. kimlik numaramı sistemden girseniz, UYAP kaydıma baksanız sadece bu dosya çıkar. Eğer Uğur Güngör'ün UYAP kaydına baktığınızda iki yüzden az kaydı varsa, ben huzurunuzda bütün iddiaları kabul edeceğim. Bu kadar iddialı söylüyorum" dedi.

Başkan Çalık savunmasının devamında, "Projenin ilk ruhsatı bizim dönemimizde alınmıyor. 21 Nisan 2006'da Velittin Küçük'ün Belediye Başkanı olduğu Gürpınar Belediyesi tarafından verilmiştir. Arsa sahibi Velittin Küçük'ün çocukları ve hissedarları, müteahhit Uğur Güngör'ün şirketi Nusra İnşaat'tır. Beş yılda bitirilemeyen inşaatın ruhsatı 10 Ekim 2010'da AK Partili Yusuf Uzun'un döneminde yenilenmiş, bu sefer müteahhit Velittin Küçük'ün şirketi Beylikkent İnşaat olmuş. İkinci beş yılda da bitmeyince 22 Ekim 2015'te İmamoğlu döneminde biz yeniledik. Bu sefer arsa sahibi değişmiş, Nusra İnşaat yani Uğur Güngör olmuş. Velittin Küçük ise 'komisyoncu' haline gelmiş. Ruhsat yenilenmesi keyfi bir uygulama değil, yasal bir zorunluluktur" şeklinde konuştu.

"İsnat edilen fiilin görev tanımımla örtüşmediğini belirtmek isterim"

Çalık'ın Kubist Projesi hakkındaki Eylem-2'ye yönelik yaptığı savunmanın öne çıkan başlıkları ise şu şekildeydi;

İddia makamı teknik konuları incelemeden, 'Murat Çalık ile görüştük ancak iskân konusunda yardımcı olmadı' şeklindeki beyanlardan yola çıkarak suç isnadı oluşturmaya çalışmıştır. Oysa iskân ve ruhsat süreçleri tamamen teknik konulardır, mevzuata bağlı olarak yürütülür ve belirli teknik birimlerin sorumluluğundadır. Ben iddianamede ileri sürüldüğü gibi imar ve ruhsat süreçlerinden sorumlu teknik başkan yardımcısı değildim. İsnat edilen fiilin görev tanımımla örtüşmediğini belirtmek isterim.

13 Mart 2014'te Yusuf Uzun döneminde iş bitirme belgesi veriliyor. 14 Ocak 2015'te resmi iskân başvurusu yapılmış, 23 Mart 2015'te iskân belgesi düzenlenmiştir. Metin Gül 'Yusuf Uzun döneminde bir türlü iskanımızı alamadık' diyor. İş bitirme belgesi seçimden 18 gün önce alınmış, Yusuf Bey seçimi kaybetmiş, Ekrem Bey başkan olmuş. İskan süreçleri belediye başkanıyla görüşerek değil, teknik birimlere yapılan başvurularla, harçların yatırılmasıyla, SGK ve vergi dairesi ilişiksizlik yazılarıyla yürütülen bir işlemdir. Bu yükümlülüklerin tamamı müteahhit firmaya aittir.

İskân 23 Mart 2015'te alınmış, aradan yaklaşık bir buçuk yıl geçtikten sonra 9 Eylül 2016'da daire devirleri yapılmış. İskân verilmiş, işlemler tamamlanmış, dosya kapanmış; aradan bir buçuk yıl geçtikten sonra yapılan bir daire devrinin rüşvet olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.

İddianamede Metin Gül'ün Adem Soytekin ve Fatih Keleş'e benim tarafımdan yönlendirildiği iddia edilmektedir. Ancak bu iddia sanık ifadelerinde dahi yer almamaktadır. Metin Gül ile Adem Soytekin birbirlerini zaten tanıyan kişilerdir ve benden daha önce tanımaktadırlar. Beyanlar da birbiriyle çelişmektedir: Metin Gül 'iki gün sonra' derken, Adem Soytekin 'birkaç saat sonra' demektedir.

Metin Gül başvuru tarihinden sonra evrakların tamamlandığı iki buçuk aylık süreyi 'İskânı vermediler, yardımcı olmadılar, süreci uzattılar' diye anlatıyor. Ama iskân alındıktan bir buçuk yıl sonraki daire devrini anlatırken 'iskânı getirdikten sonra hem daireyi hem parayı verdim' diyerek sanki çok kısa bir zaman dilimiymiş gibi ifade ediyor. Kübist projesine ilişkin süreç İBB müfettişlerince incelenmiş, yapının ruhsat ve projeye göre inşa edildiği tespit edilmiştir. İstanbul Valiliği 23.06.2015 tarihli makam oluruyla kapsamlı ön inceleme raporu hazırlanmış, imar mevzuatına aykırılık tespit edilmemiştir.

"Konuyla ilgili çok sayıda kişinin beyanı bulunmaktadır ve bu beyanlar birbiriyle ciddi şekilde çelişmektedir"

Çalık yine Beylikdüzü'ndeki Westside Projesi ile ilgili olan "Eylem-6" hakkında ise şu ifadelere yer verdi:

Kemal Şahin'e okul yapılmasını istediğim ve Adem Soytekin tarafından yapılmasını şart koştuğum iddia ediliyor. Ayrıca İhsan Ünal ve Yüksel Hamzaoğlu'ndan Adem Soytekin aracılığıyla 3 milyon talep ettiğim ve Hasan İmamoğlu'na daire devredilmesini istediğim iddia ediliyor. Konuyla ilgili çok sayıda kişinin beyanı bulunmaktadır ve bu beyanlar birbiriyle ciddi şekilde çelişmektedir.

Muzaffer Beyaz iskan için Soytekin'e 7 dükkân 5 daire verdiklerini söylüyor. Seyfi Beyaz ise Veysel Erçevik'in '100 bin lira verirseniz bir günde hallederiz' dediğini ifade ediyor, 10 milyon karşılığında 7 dükkân, 5 daire ve 3,5 milyonluk çek verdiklerini söylüyor. Furkan ve Yüksel Hamzaoğlu toplam 30 milyonluk karşılık verildiğini, 6 dükkân ve 5 daire devredildiğini söylüyor. Erhan Ünal bu kişileri tanımadığını söylüyor, 'paranın gönderilip elden geri alındığı' gibi soyut ifadeler kullanıyor. Herkes farklı rakamlar ve farklı senaryolar anlatıyor.

Müteahhit firmaların tamamı şunu biliyordu: Belediyenin bir taraftan müfettişlere evrak yetiştirirken bir taraftan da iskân süreçlerini yürüttüğünü. Buna rağmen 'İskânımız uzadı, vermiyorlardı' şeklindeki beyanlar gerçeği yansıtmaz. Projenin hacmi dikkate alındığında makul süreler içerisinde iskânın düzenlendiği görülecektir. Gerçek, yapılan işin hacminde ve gereken makul sürede saklıdır. Beyanları değiştirerek gerçeği değiştiremezsiniz. 250 bin metrekarelik bir projeye bir aydan daha kısa sürede ruhsat verebilecek bir belediye varsa, çok iddialı konuşuyorum, daha belediye başkanlığı yapmayacağım.

Adem Soytekin'e devredilen gayrimenkuller konusunda bir çelişki var. 7 dükkân + 5 daire = 12, değil mi? İddia makamı bunu iddianameye koymuş. Ama tapu kayıt sistemine baktığımızda devredilen gayrimenkul sayısı 10. 12 daire olması gerekirken kayıtlarda 10 daireyle karşılaşıyoruz. Bu 2 daire hayali olarak mı devredilmiştir? Yoksa bizim bilmediğimiz başka bir tapu kayıt sistemi mi vardır?

Hasan İmamoğlu'na daire devri yönünde tarafımdan herhangi bir talimat veya yönlendirme söz konusu değildir. Taşınmazlar 'ön ödemeli gayrimenkul satış sözleşmesi' kapsamında satılmış, ödemeler banka havalesiyle yapılmıştır, teslim tutanakları mevcuttur. Birçok ifade 'Adem Soytekin'e devredilen dairelerin Hasan İmamoğlu'na geçtiğini duyduk' şeklindedir ama tapu kayıtları incelendiğinde herhangi bir devir gerçekleşmediği görülecektir.

İskan için 3 milyon TL çek verildiği iddia ediliyor. Ancak ruhsat aşamasında mevzuat gereği terk edilmesi gereken alanlar kamuya devredilmeden ruhsat düzenlenmesi mümkün değildir. Bu projede de gerekli terk işlemleri yapılmış, belediyenin karşısındaki çamlık alan belediyemize devredilmiştir. İnşaat sürecinde bozulan yolların giderilmesi amacıyla müteahhit firmaya çalışma yaptırılmıştır. Adem Soytekin de beyanında 3 milyon TL'lik ödemenin yol yapımına karşılık verildiğini açıkça ifade etmiştir.

Son olarak okul protokollerinden bahsetmek istiyorum, öyle bir isnat da var. Okul protokolleri ruhsat tarihiyle bağış tarihi arasında çelişkili olduğunu önemle arz etmek isterim. İstanbul Valiliği tarafından onaylanmış bir protokol ile Beylikdüzü'nde özel çocuklar için bağış yoluyla yaptığımız iki okulun rüşvete konu olarak davaya girmesi içimi parçalıyor.

"Ben hayatım boyunca sadece onurum için yaşadım"

Çalık Kalekent Projesi ile ilgili olan "Eylem-8" hakkında yaptığı savunmada şu ifadelere yer verdi;

Elektrikli araçlar projesi ve kavşak yapımı için Metin Gül ve Muzaffer Beyaz tarafından rüşvet verildiği iddia ediliyor. İddia makamı, tanık beyanlarında açıkça yer almayan bir şekilde, kişileri Adem Soytekin ve Fatih Keleş'e yönlendirdiğime dair değerlendirme yapmaktadır. Ancak hangi somut belgeye dayandığı ortaya konulmamıştır.

İddia edilen rüşvetin iskân karşılığı mı, tadilat projelerinin onaylanması karşılığı mı, sosyal tesisin satış ofisi olarak kullanılması karşılığı mı, terk işlemi karşılığı mı, kavşak yapımı karşılığı mı olduğu belirsizdir. Metin Gül benim 'harita mühendisi' olduğumu söylüyor, herkes benim şehir plancısı olduğumu biliyor. İddia edilen 'örgütsel yapı' olsaydı, birinin 'terk edin' dediği diğerinin 'kurtarabiliriz' dediği bir yapıdan bahsetmek kendi içinde çelişkilidir. Ayrıca terk işlemi bizim dönemimizden önce, 16.04.2013 tarihli encümen kararıyla yapılmıştır.

Bu saatten sonra takdir mahkeme heyetinindir, sizin vicdanınızdayız. Adil davranacağınıza yürekten inanıyorum. Ben hayatım boyunca sadece onurum için yaşadım. 1 senedir tutukluyum. Bu arkadaşlar para kazanacaklar, biz de belediye olarak yardım edeceğiz... Belli ki bu 'adi ortaklık' ismine yakışır şekilde kurulmuş. Bu ortaklığı kuran firmalar kendi aralarında birbirlerine yalan, yanıltıcı beyanlarda bulunacaklar, bizi de buraya meze edecekler. Olmaz böyle bir şey.

Bana bu konuda herhangi bir soru yöneltilmemiştir. Ne kollukta, ne savcılıkta, ne de sonrasında bu hususta bir soruyla karşılaşmadım. Yaklaşık bir yıldır tutukluyum. 12 metrekarelik bir odada yaşıyorum. Yatağım, dolabım, televizyonum hepsi aynı yerde. Varsa bir kusurumuz elbette yargılanalım ama sadece Metin Gül'ün suç teşkil ettiği anlaşılmayan soyut ifadesine dayanılarak hakkımda ceza verilmesi mümkün değildir. Eylem 8 bakımından üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum.

Kaba inşaatın Adem Soytekin'e verilmesi konusunda ben hiçbir yerde yokum. Seyfi Beyaz bunu gizli ortaklık ve işin düzgün yapılacağı düşüncesiyle açıklıyor. Muzaffer Beyaz, Oktay Hamzaoğlu'nu kıramadıklarını söylüyor. Hamzaoğlu ise daha önce Soytekin'le çalışmış olmalarına dayandırıyor. Ticari bir tercih olduğu çok net. İsa Ünal 'baskı yapıldı' diyor ama diğer ortakların anlatımıyla örtüşmüyor. İsa ve Erhan Ünal 'inşaat işlerinden anlamayız, işi Beyaz ve Mutlu İnşaat yürüttü' diyorlar. Diğer ortaklar Soytekin'e yaptırmak istemiş ama bunu Ünal'lara anlatmak için bizim ismimizi kullanmışlar.

Yakuplu Meydan Projesi'nde 21.000 metrekare inşaat yaptık, belediye mülkiyetinin büyük kısmına oturttuk. Meydana yer kalmadı. Peki meydanı nereden sağladık? Mülk sahibini ikna ettik, adam kendi mülkiyetinin 2.900 metrekaresini meydan olarak kullandırdı bize. Duvar çevirmedi, tapuya geçiş hakkı şerhi düştük.

"Bu evraklar incelenseydi, iddia makamı muhtemelen takipsizlik kararı verecekti"

Başkan Çalık, Demir Country Projesi ile ilgili olan "Eylem-10" içinse, "Hamit Demir'in ruhsat alabileceği tarih 30 Haziran 2017'dir. 'Randevu istedim, bir yıl vermediler, ruhsatı geciktirdiler' iddiası dile getiriliyor. Oysa 2017'de Hamit Demir ruhsat almaya hak kazanmış, belediyenin hissesini de satın almıştır. 75.000 metrekarelik proje 28 Temmuz 2017'de, 1 aydan kısa sürede ruhsatını almıştır. Bu evraklar incelenseydi, iddia makamı muhtemelen takipsizlik kararı verecekti" ifadelerini kullandı.

"Hakikatin en önemli özelliği, asla bükülememesidir"

Babacan İnşaat ile ilgili olan "Eylem-11" için yaptığı savunmada, "İbrahim Babacan'ın ifadesinde sosyal donatı alanı yapılması talebinin anlatılması, iddianamede aleyhime yorumlanmıştır. Nakit para akışı sağlamak veya örgütle bağlantılı kişilere iş yaratarak menfaat temin etmek gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir. İddianamenin gerçekler üzerine inşa edilmesi gerekirken, büyük ölçüde gerçeği yansıtmayan bir değerlendirme yapılmıştır. Hakikatin en önemli özelliği, asla bükülememesidir" dedi.

"Gönül rızası ile kamu yararı gözetilerek yapılan kamusal yatırımların suç gibi gösterilmesi doğru bir yaklaşım değildir"

Başkan Çalık, Nahit Kiler ve Kiler Holding ile ilgili olan "Eylem-12" hakkında yaptığı savunmada, "Kendi rızası ile kamu yararını gözeterek; özel bir şahsa ve şirkete ait olmayan, Beylikdüzü Belediyemize ait 1 adet bina inşa etmiş ve şartsız bir şekilde belediyemize bağışlamıştır Nahit Bey. Şu an bu binanın giriş katında 4 sınıf, 100 çocuk kapasiteli belediyemizin hizmet verdiği gündüz çocuk bakımevi; 1. katında ise 3 atölye sınıfıyla hizmet veren anne-çocuk merkezimiz bulunmaktadır. Nahit Bey'in görevlendirdiği arkadaş oraya gelmiş, biz kendisine, firmaya ve aileye teşekkür etmişiz, plaketini vermişiz. Ve orada o esnada 4-5 tane daha bağışçımız var; çünkü biz o esnada 5 tane kreşimizi açtık. Nahit Bey'in bile kendi ifadesinde belirtmediği 'İnşaat ruhsatına karşılık bağış adı altında rüşvet verildiği anlaşıldığı' ifadesi hangi beyana, hangi somut bilgiye dayandırılmıştır? Benim tarafımdan anlaşılamamıştır. Gönül rızası ile kamu yararı gözetilerek yapılan kamusal yatırımların suç gibi gösterilmesi doğru bir yaklaşım değildir" ifadelerine yer verdi.

"Vicdanımın kabul etmediği hiçbir belgenin altına imza atmadım. Doğruluğu kendime pusula edindim"

İzmir Buca'da 600 km uzakta tutuklu olduğunu, yaklaşık bir yıldır özgürlüğünden mahrum olduğunu ancak inancını kaybetmediğini belirten Çalık, "2000 yılında lösemi tedavisi gördüm, 2008'de lenfoma nedeniyle iki kez ameliyat oldum. Bunları ajitasyon amacıyla paylaşmıyorum. Yoğun bakım sürecinde dahi aileme moral veren bendim. Tutuklandığım ilk gün sağlık durumumun gündeme getirilmesini istemedim. 18 gün yattım, doktor 'tüm değerlerinizi göndereceğiz' dedi, son 3 günü göndermiş çünkü son 3 günde bazı değerlerim yukarı çıkmıştı. Bir yalan başka bir yalanı yanlıyor, bir çelişki diğer bir çelişkiyi ortaya çıkarıyor. Somut ve kesin delillerle desteklenmeyen iddialarla mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Yalanlar tel tel dökülecek, gerçekler birer birer açığa çıkacaktır. Vicdanımın kabul etmediği hiçbir belgenin altına imza atmadım. Doğruluğu kendime pusula edindim" dedi.

Çalık 5 saatlik savunmasını tahliye talep ederek ve cezaevinde yazdığı şiirle bitirdi.

Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...

Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti

27.03.2026 21:49:00 / Güncelleme: 27.03.2026 21:56:31
İhlas Haber Ajansı
Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...
Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti.

Memur-Sen tarafından İran ABD ve İsrail savaşı başta olmak üzere bölgede yaşanan çatışmaları protesto etmek üzere ABD Büyükelçiliği önünde basın açıklaması düzenleyerek Siyah Çelenk Bırakma Eylemi gerçekleştirdi.

Büyükelçilik önünde bir araya gelen Memur-Sen üyeleri, 'Savaşa hayır' yazılı yelekler giydi, dövizler taşıdı.

"ABD Büyükelçiliği önüne bırakacağımız siyah çelenk, bir sembolik jest değildir"



Burada bir konuşma gerçekleştiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, bir ülkeyi protesto etmek için değil, bir zihniyeti teşhir etmek için toplandıklarını ifade ederek, "ABD Büyükelçiliği önüne bırakacağımız siyah çelenk, bir sembolik jest değildir. O çelenk, bu çağın üzerine çöken karanlığın, çocukların kanıyla büyüyen bir düzenin, demokrasi ve özgürlük söylemiyle süslenmiş bir yıkım siyasetinin ifşa edilmesidir. Çünkü artık açıkça görüyoruz. Bu dünyada savaşlar gerekçelerle başlamıyor, gerekçeler üretilerek başlatılıyor. Ve bugün İran'a yönelen saldırı da böyle bir düzenin devamıdır" açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada hayatını kaybeden kim olursa olsun kendilerinden olduğunu söyleyen Yalçın, karşılarında ABD'nin emperyal aklıyla İsrail'in siyonist hattı olduğunu ve ikisinin yıkım, şiddet ve insan hayatının yok edilmesi noktasında kesiştiğini bildirdi.

Yalçın, buna karşı bütün dünyanın birlik olması gerektiğinin altını çizerek, "Bu zihniyet, 'Ben yaparım. Çünkü güç bende' diyor. Bu noktada mesele artık sadece politika değildir, insanlık meselesidir. Bu manzara karşısında dünyanın bütün iyi insanları bir an önce birleşmeli, güçlü bir hat oluşturmalıdır" diye konuştu.

'Emperyalizm sahaya ateşe atar, siyonist bu ateşi genişletme fırsatına çevirir'



Çocuğa işkence edebilen bir sistemin yalnızca savaş üretmeyeceğini insanlıktan çıkmış bir zihin üreteceğini kaydeden Yalçın, "Burada çok ağır bir gerçekle karşı karşıyayız. Bu zihinde çocukların ölümünü yalnızca kaçınılmaz görmüyorum. Onu sistemin doğal bir parçası olarak görüyorum. Bugün burada yaptığımız budur. Bu aymazlığa, ahlaksızlığa, çirkefliğe isyan ediyoruz. Çünkü susarsak bu düzen büyür. Sessiz kalırsak bu yöntem kalıcı halde gelir. Onun için İran'a yapılan saldırıyı bu çerçevede okumak lazım. Devamında genişleyen ateşi buradan görmek lazım. Bu saldırı bu düzenin sürekliliğidir. Emperyalizm sahaya ateşe atar, siyonist bu ateşi genişletme fırsatına çevirir. Onun için bu süreçte her şey araç haline gelir. Toprak araçtır enerji, araçtır, insan bile araçtır. En acısı çocuklar bile bu kirli savaşın aracı haline gelmiştir" ifadelerine yer verdi.

"Bu sadece bir savaş değil, bir zihniyetin ifşasıdır"

Ortadoğu'da yaşanan savaşın sadece İran'a yönelik bir saldırı olmadığını belirten Yalçın, saldırıların insanı merkeze almayan bir sistemin devamına temsil ettiğini söyleyerek, "Bu sadece bir savaş değil, bu bir zihniyetin ifşasıdır. Bu zihniyeti reddediyoruz. Bugün buraya bırakacağımız siyah çelenk bir yas değil bir kayıptır. Demokrasi adıyla yıkım üreten hiçbir güç masum değildir. Çocukların ölümünü sistematik hale getiren hiçbir makam meşru değildir. İnsanı dışlayan hiçbir düzen kalıcı değildir" değerlendirmesinde bulundu.
Yalçın, konuşmasının ardından konfederasyon üyeleriyle üzerinde 'Savaşa hayır' yazılı siyah çelengi, ABD'nin Ankara Büyükelçiliğinin önüne bıraktı.

Karabük'te valilik konutu tehlike altında: Çatlaklar ilerliyor

Karabük'te inşaat çalışmaları sonrası oluşan çatlak ve yarıkların valilik konutuna doğru ilerlemesi endişe oluştururken, bölgede başlatılan güçlendirme çalışmaları aralıksız sürüyor

27.03.2026 14:40:00 / Güncelleme: 27.03.2026 14:43:12
İHA
Karabük'te valilik konutu tehlike altında: Çatlaklar ilerliyor
Karabük'te valilik konutu tehlike altında: Çatlaklar ilerliyor
Olay, Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, bölgede yürütülen inşaat faaliyetlerinin ardından yolda oluşan çatlaklar zamanla genişleyerek derin yarıklara dönüştü.



Yarıkların valilik konutuna doğru ilerlemesi üzerine yetkililer harekete geçerken, bölgede güvenlik önlemleri artırıldı.



Muhtemel bir riskin önüne geçmek amacıyla güçlendirme ve dolgu çalışmalarına hız verildi.



Öte yandan, çalışmalar kapsamında yol çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı.



Ekipler, çatlak ve yarıkların ilerlemesini durdurmak için kontrollü şekilde müdahalelerini sürdürüyor.

Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi

Oyuncu Hande Erçel, İstanbul'da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu'na gelerek kan ve saç örneği verdi

27.03.2026 13:12:00
İhlas Haber Ajansı
Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi
Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen 'uyuşturucu' soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan oyuncu Hande Erçel, Savcılığa ifade vermek üzere Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na geldi. Savcılığa ifade veren Erçel, işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Erçel ardından Adli Tıp Kurumu'na geldi. Burada kan ve saç örneği veren Erçel, ardından Adli Tıp Kurumu'ndan ayrıldı.

MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı

İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi

27.03.2026 11:24:00
İhlas Haber Ajansı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) tarafından bölücü terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve engellenmesine yönelik yeni bir çalışma yürütüldü.



İstanbul'da PKK/KCK silahlı terör örgütüne yardım eden kişilerin katılımı ile düzenlenen "Nevruz" etkinlikleri kapsamında örgüt propagandası yaptıkları tespit edilen şüphelilerin yakalanması amacıyla bu sabah operasyon gerçekleştirildi.

Birçok adrese yapılan zincirleme operasyonda 26 PKK yanlısı kişi yakalanarak gözaltına alındı. Özel harekat timlerinin de yer aldığı baskınlarda, adreslerde yapılan aramalarda; bir kurusıkı tabanca, örgütsel flamalar ve yakalanan kişilere ait dijital materyaller ele geçirildi.

Güvenlik ve istihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyon kapsamında yakalanan 26 şüpheli, sorgulanmak üzere İstanbul TEM Şubeye götürüldü. Zanlılar hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.

Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması

Muğla'nın Marmaris ilçesinde belediyeye yönelik rüşvet ve usulsüzlük iddiaları kapsamında yürütülen soruşturmada 3 kişi gözaltına alındı

27.03.2026 10:56:00
AA
Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması
Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması
Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığınca, belediyede imar ve ruhsat işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı ve bazı kamu görevlilerinin bu işlemler karşılığında maddi menfaat sağladığı iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında, belediye içinde belirli yöneticilerin, kendi belirledikleri personel aracılığıyla usulsüz işlemleri yönlendirdiği ve bu süreçten kazanç elde ettiği öne sürüldü.

Güvenlik güçlerince yapılan teknik ve fiziki takip sonucu belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon başlatıldı.

Soruşturma kapsamında, belediye başkan yardımcısı, imar müdürü ve zabıta müdürünün de aralarında bulunduğu bazı şüpheliler hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerin ikametleri, iş yerleri ve belediyedeki ofislerinde arama yapıldı.

Polis ekipleri Ö.H, T.D. ve M.K'yi gözaltına aldı.

CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun belediye önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, soruşturmanın münferit bir olay olduğunu söyledi.

Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmekte olduğu bir soruşturma çerçevesinde belediye çalışanlarının gözaltına alınıp belediye binasına getirildiğini aktaran Uzun, "Belediye çalışanlarının görevi ile ilgili soruşturmanın derinleştirilmesi ve delillerinin elde edilmesi adına iş yerinde yapılan bir aramadan müteşekkil olduğu bunun dışında ilgili kişinin konutu ve başkaca yerlerde de aramanın bu soruşturma kapsamında yürütülmekte olduğunu belediye ve belediye işleyişi ile ilgili bir konunun olmadığı bilgisi bize şu an itibari ile verildi." dedi.

Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü de soruşturmanın münferit olduğunu belediye başkanı ve yönetimin çalışmalarına devam edeceğini kaydetti.

Öte yandan, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince belediye binasında arama çalışmaları sürdürülürken, çevik kuvvet ekiplerince de bina çevresinde güvenlik önlemi alındı.

Adana'da torbacılara şafak operasyonu: 15 gözaltı

Adana'da şafak vakti uyuşturucu satıcılarına yönelik yapılan operasyonda 15 kişi gözaltına alındı.

27.03.2026 10:32:00
İhlas Haber Ajansı
Adana'da torbacılara şafak operasyonu: 15 gözaltı
Adana'da torbacılara şafak operasyonu: 15 gözaltı
Adana'da şafak vakti uyuşturucu satıcılarına yönelik yapılan operasyonda 15 kişi gözaltına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 'torbacı' diye tabir edilen uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyon düzenledi.



Özel harekat polislerinin de desteğiyle 16 adrese şafak vakti eş zamanlı yapılan baskınlarda 15 kişi gözaltına alındı.



Adreslerde yapılan aramalarda 46,20 gram bonzai, 43,37 gram bonzai hammaddesi ve ruhsatsız tabanca ele geçirildi.

Şüpheliler sorgulanmak üzere emniyete götürüldü.

Saha Down sendromlu bireylerin


 
 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında özel bir spor etkinliği düzenledi. İBB Esenler Spor Kompleksi’ndeki etkinliğe katılan Down sendromlu bireyler, basketbol gösteri maçı ve parkur yarışlarıyla doyasıya eğlendi.

26.03.2026 22:55:00
MURAT ÇORBACI
Saha Down sendromlu bireylerin
Saha Down sendromlu bireylerin

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ve Spor İstanbul, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında toplumsal farkındalığı artırmak ve özel gereksinimli bireyleri sporla buluşturmak için özel bir etkinlik gerçekleştirdi.
İBB Esenler Spor Kompleksi'ndeki organizasyonda İBB Engelli Hizmetleri Şube Müdürlüğü ve Türkiye Down Sendromu Derneği'nin katılımıyla,4 yaş ve üzeri Down sendromlu bireyleryer aldı. Açılış töreninin ardından basketbol gösteri maçına geçilirken hava atışını İBB Spor İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Bilge Donuk yaptı. Ailelerin de tribünde yerini aldığı etkinlikte oldukça keyifli bir havada geçen basketbol gösteri maçından sonra sıra parkur yarışlarına geldi. Parkur yarışlarında da doyasıya eğlenenDown sendromlu bireylere kapanış töreninde bu anlamlı güne özel hazırlanan madalyalar verildi.

Engelliler harekete geçti

Engelli bireylerin fiziksel aktiviteye yönlendirilmesi amacıyla çalışmalarını sürdüren İBB Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ve Spor İstanbul, her yaştan engelli bireyi 39 tesiste,10 branş ve 5 branşa özgü disiplinde sporla bir araya getiriyor. Engelli Spor Hizmetleri (ESH) ile Önleyici Spor Hizmetleri (ÖSH) kapsamında sunulan spor hizmetlerinden, 2025 yılında yaklaşık 8 bin engelli birey yararlanırken, toplam katılım sayısı 160 bine ulaştı.

Binde 1 oranında görülüyor

Down sendromu, 21. kromozom çiftinde fazladan bir kromozom bulunması sonucu ortaya çıkıyor. Birleşmiş Milletler de bu nedenle 21 Mart tarihini (21.03) "Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü" olarak ilan etti. Her yıl bu özel güne yönelik etkinlikler düzenleyen İBB Spor İstanbul, toplumsal bilinç ve farkındalığın artırılmasına katkı sunmayı hedefliyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada 6 milyondan fazla Down sendromlu birey bulunuyor. Ayrıca her 1.000-1.100 doğumdan birinde Down sendromu görülüyor. Türkiye'de bu alanda net bir veri bulunmamakla birlikte, Türkiye Down Sendromu Derneği'nin paylaştığı bilgilere göre ülke genelinde yaklaşık 100 bin Down sendromlu bireyin yaşadığı tahmin ediliyor. 

Milli Savunma Bakanlığı: 'NATO Irak Misyonu'nun çekilmesi kararlaştırılmıştır'

Milli Savunma Bakanlığı, "NATO Irak Misyonu'nun çekilmesi kararlaştırılmıştır. Bu karar doğrultusunda Irak'ın başkenti Bağdat'ta görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personelimizin ülkemize tahliyesi başarıyla gerçekleştirilmiştir. NATO tarafından yürütülen çekilme planı kapsamında Müttefik ülke personelinin tahliye faaliyetlerine de ülkemiz tarafından destek sağlanmıştır" açıklamasını yaptı

26.03.2026 14:29:00 / Güncelleme: 26.03.2026 14:36:29
İHA
Milli Savunma Bakanlığı: 'NATO Irak Misyonu'nun çekilmesi kararlaştırılmıştır'
Milli Savunma Bakanlığı: 'NATO Irak Misyonu'nun çekilmesi kararlaştırılmıştır'
Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Tuğamiral Aktürk, konuşmasında Katar'da eğitim faaliyetleri yürüten helikopterin kaza kırıma uğraması sonucu şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin'e, ASELSAN teknisyenlerimiz Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can ile Katar Silahlı Kuvvetleri personeline ve Ağrı'da meydana gelen askeri araç kazasında şehit olan Piyade Uzman Çavuş Yusuf Açay ile Ulaştırma Uzman Çavuş Selman Akarsel'e Allah'tan rahmet diledi.



"Son bir hafta içerisinde 2 PKK'lı terörist daha teslim oldu"

Türkiye'nin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye Türkiye'nin sınırlarında ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürdüklerini kaydeden Aktürk, "Kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla yürütülen operasyon, arama-tarama ve hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında son bir hafta içerisinde 2 PKK'lı terörist daha teslim olmuş, harekat bölgelerinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Hudutlarımızda ise yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2'si terör örgütü mensubu olmak üzere 107 şahıs yakalanmış, 950 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece 1 Ocak'tan bugüne kadar, sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 524, engellenen kişi sayısı da 16 bin 929 olmuştur" açıklamasında bulundu.



"NATO Irak Misyonu"nun çekilmesi kararlaştırıldı"

Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin uluslararası görevler ve ikili ilişkiler kapsamında, geniş bir coğrafyada barışın tesisi ve istikrarın sürdürülmesine katkı sunmaya devam ettiğini kaydederek, "NATO makamları tarafından bölgemizde son dönemde meydana gelen gelişmeler kapsamında, 'NATO Irak Misyonu'nun çekilmesi kararlaştırılmıştır. Bu karar doğrultusunda Irak'ın başkenti Bağdat'ta görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri personelimizin ülkemize tahliyesi başarıyla gerçekleştirilmiştir. NATO tarafından yürütülen çekilme planı kapsamında Müttefik ülke personelinin tahliye faaliyetlerine de ülkemiz tarafından destek sağlanmıştır" diye konuştu.

ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların ve İsrail'in devam eden saldırganlığının Orta Doğu'daki barış ve istikrarı tehdit ettiğini söyleyen Aktürk, Türkiye'nin tüm tarafların itidal göstermesi ve ihtilafların uluslararası hukuk temelinde, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği yönündeki kararlı tutumunu sürdürdüğünü ifade etti.

"İsrail'in, Suriye'nin güneyinde sürdürdüğü faaliyetler, ülkenin egemenliği ihlal etmekte"

İsrail'in bölgedeki saldırılarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Aktürk, sözlerine şu şekilde devam etti:
"İsrail'in, Lübnan'da altyapı, sivil tesisler ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırıları, siviller üzerinde ağır sonuçlar doğurmakta olup uluslararası insancıl hukukun ihlali niteliği taşımakta, Litani Nehri güneyine yaptığı kara harekatı ve nehir üzerindeki köprüleri imha etmesi, önümüzdeki dönemde Lübnan'a yönelik yürüteceği işgal politikasını da göstermektedir. Ayrıca İsrail'in, Suriye'nin güneyinde sürdürdüğü faaliyetler, ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünü ihlal etmekte; Batı Şeria'da artan yasa dışı yerleşim faaliyetleri ve şiddet olayları bölgedeki kırılganlığı daha da artırmaktadır. Kalıcı barışın tesisi için iki devletli çözümün hayata geçirilmesi ve Filistinlilerin temel haklarının korunması elzemdir. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumu, bölgede artan ihlallerin önlenmesi ve uluslararası hukukun etkin şekilde uygulanması için sorumluluk almaya davet ediyoruz."



"Eurofighter Typhoon uçağı tedariki kapsamında teknik ve lojistik destek sözleşmesini imzalandı"

Tuğamiral Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in 24 Mart'ta Birleşik Krallık Savunma Bakanı'nın resmi davetlisi olarak İngiltere'ye gittiğini hatırlatarak, "Bakanımız, mevkidaşıyla baş başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirmiş, Eurofighter Typhoon uçağı tedariki kapsamında uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek sözleşmesini imzalamıştır" dedi.

Eğitim ve tatbikatlara yönelik bilgilendirmelerde de bulunan Tuğamiral Aktürk, 29 Mart-10 Nisan tarihleri arasında Isparta ve Ankara'da Türkiye-Pakistan Ortak Komando ve Özel Kuvvet, 2-22 Nisan tarihleri arasında ise Kars'ta Türkiye ve Azerbaycan arasında Haydar Aliyev Fiili Atışlı Müşterek Tabur Görev Kuvveti tatbikatlarının icra edilmesinin planlandığını aktardı.

Aktürk, Türkiye öncülüğünde Karadeniz'deki mayın tehlikesine karşı oluşturulan Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz (MCM BLACK SEA) Görev Grubunun 9'uncu aktivasyon faaliyetinin TCG Ütğm. Arif Ekmekçi, TCG Ayvalık gemilerimiz ile Bulgaristan Deniz Kuvvetleri unsuru Priboy ve Romanya Deniz Kuvvetlerine ait Gikulesku'nun katılımıyla 24 Mart-4 Nisan tarihleri arasında Karadeniz'de icra edildiğini ifade etti.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin modern ve caydırıcı yapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların yerli ve milli savunma sanayii imkanlarıyla kararlılıkla sürdürüldüğüne dikkati çeken Aktürk, bu kapsamda Bir Orta Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi SİPER-1 Bataryası'nın daha envantere alındığını ve Muhtelif miktarda Aksungur İHA ile CATS Elektro-Optik/Kızılötesi Kamera Sistemi'nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlandığını bildirdi.



"Eurofighter Typhoon uçağı teknik ve lojistik destek sözleşmesi yedek parça, simülatörler, test ekipmanlarını kapsamaktadır"

Eurofighter Typhoon uçağı tedariki kapsamında uçakların idame ve işletmesine yönelik teknik ve lojistik destek sözleşmesinin detaylarını paylaşan Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, "Sözleşme; pilot ve öğretmen pilot, uçak bakım teknisyeni, elektronik harp ve sistem yöneticisi eğitimleri ile yedek parça, simülatörler, test ekipmanları ve yer destek cihazlarını kapsamaktadır. Üretici firma tarafından ayrıca, uçakların hizmete girmesinden itibaren ilk üç yıllık süre boyunca teknik destek hizmetleri sağlanacaktır" açıklamasında bulundu.

"İDA ve İHA'ların Karadeniz'de oluşturduğu riskler yakından takip edilmektedir"

Ordu'nun Ünye ilçesi açıklarında tespit edilen insansız deniz aracına ilişkin bilgilendirmelerde bulunan Milli Savunma Bakanlığı, "Ordu'nun Ünye ilçesi açıklarında, motorunun arızalanması sonucu akıntıyla kıyıya sürüklendiği değerlendirilen ABD menşeli bir İnsansız Deniz Aracı (İDA), SAS Komutanlığı ekiplerince güvenli şekilde imha edilmiştir. Rusya Ukrayna arasında devam eden savaşta yoğun olarak kullanılan İDA ve İHA'ların kontrolünü kaybetmesi veya hareket kabiliyetini yitirmesi sonucu Karadeniz'de oluşturduğu riskler yakından takip edilmektedir. Bu durum, deniz güvenliği açısından dikkat ve tedbir gerektirmektedir. Bu kapsamda, denizde faaliyet gösteren, başta balıkçılarımız ve denizcilerimiz olmak üzere tüm vatandaşlarımızın azami dikkat göstermesi önem arz etmektedir. Şüpheli bir cisim veya sahile vurmuş bir İDA/İHA tespit edilmesi halinde, kesinlikle müdahale edilmemeli ve vakit kaybetmeden güvenlik birimlerimize bilgi verilmelidir."

Milli Savunma Bakanlığı tarafnndan konu üzerine yapılan açıklamada, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı unsurların, Karadeniz'de deniz yetki alanlarının korunması amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre keşif, gözetleme ve karakol faaliyetlerine devam ettiğini belirtti.

"Katar'da ki helikopter ilk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğramıştır"

Katar Silahlı Kuvvetlerine ait helikopterin düşmesine ilişkin ayrıntılara da değinen Milli Savunma Bakanlığı, "İlk belirlemelere göre teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğramıştır. Kaza kırımın kesin nedeni Katar makamlarınca yürütülen inceleme sonucunda belirlenecektir. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, üretilen yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin sahada performanslarını deneme, geliştirme ve eğitim faaliyetlerini yurtiçi ve yurtdışında mühendis ve teknisyenlerimizle omuz omuza birlikte yapmaktadır. Bu durum dünyanın hiçbir ülkesinde örneği olmayan ve yerli ve milli savunma sanayi ürünlerimizin gelişmesine çok büyük katkı sağlayan bir uygulamadır" açıklamasında bulundu.

Yine Katar-Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı ve orada görev yapan Türk personellerin güvenliğinin, mevcut bölgesel gelişmeler ve artan güvenlik hassasiyeti gözetilerek, Katar makamları ile tam bir eşgüdüm içerisinde alınan ilave tedbirlerle en üst düzeyde sağlandığını belirten Milli Savunma Bakanlığı, şuana kadar olumsuz bir durum yaşanmadığının da altını çizdi.

"Kurulması planlanan NATO Karargahı bölgemizde meydana gelen son gelişmelerle bir ilgisi bulunmamaktadır"

Kurulması planlanan NATO Çok Uluslu Kolordu Karargahı'na ilişkin kamuoyunu bilgilendiren Milli Savunma Bakanlığı, 2023 yılında NATO Güneydoğu Bölgesel Planı kapsamında bir Kolordu Karargahı kurulmasına yönelik çalışmaların başlatılmasının emredildiğini ve bu niyetin 2024 yılında NATO'ya beyan edildiğini belirtti. Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Bu kapsamda, bir Türk general komutasında kurulması planlanan karargâhın ihtiyaçlarını karşılamak üzere 6'ncı Kolordu Komutanlığı görevlendirilmiş, millî çekirdek kadrolara gerekli atamalar yapılmıştır. Karargahın çok uluslu bir yapıya dönüştürülmesine yönelik çalışmalar NATO makamlarıyla koordineli şekilde sürdürülmekte olup NATO prosedürleri henüz tamamlanmadığından onay süreci devam etmektedir. Karargahın Onaylanmış bir logosu da bulunmamaktadır. Bahse konu Kolordu Karargâhının görevi, Bölgesel Planlar kapsamında, kendisine tahsis edilecek kuvvetlerin entegrasyonunu sağlayarak sorumluluk sahasında caydırıcılık ve savunma faaliyetlerini desteklemektir. Öte yandan, tehdit değerlendirmesi kapsamında hazırlanan NATO Güneydoğu Bölgesel Planı Müttefiklerce daha önceden onaylandığından, kurulması planlanan söz konusu Çok Uluslu Kolordu Karargâhının bölgemizde meydana gelen son gelişmelerle bir ilgisi bulunmamaktadır."

Güngören'de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı

İstanbul Güngören'de bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı. İddianamede, şüpheli E.Ç. hakkında, 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. İddianame, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi

26.03.2026 14:09:00
İHA
Güngören'de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı
Güngören'de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı
İstanbul Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, E.Ç. (14) 'şüpheli', Atlas Çağlayan 'maktul', aralarında Çağlayan'ın ikiz kardeşi Doruk'un da bulunduğu 4 çocuk 'mağdur', Çağlayan'ın anne ve babasının da bulunduğu 3 kişi ise 'müşteki' sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, olay günü olan 14 Ocak günü saat 20.16 sıralarında bir kafede iki grup arasında tartışma çıktığı, bu sırada Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) E.Ç.'nin, Atlas Çağlayan'ı bıçakladığı, bu olay sonucunda ise Çağlayan'ın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, olay kapsamında ise soruşturma başlatıldığı aktarıldı.

Ölü muayene raporunda, yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı

Hazırlanan iddianamede Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu yer aldı. Raporda, E.Ç.'nin işlemiş olduğu 'kasten öldürme', '6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet' ve 'silahla tehdit' suçlarını işlediği, suçların fiili olarak hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu vurgulandı.
Öte yandan Maktul Atlas Çağlayan'ın 15 Ocak 2026 tarihli ölü muayene raporu da iddianamede yer aldı. Rapora göre Çağlayan'ın göğüs ön ortada 3 buçuk santimlik kesi, göğüs solda 1 buçuk santimlik kesi olduğu, otopsi raporunda ise, vücutta 2 adet kesici delici alet yarasının tespit edildiği, göğsünün belli yerlerinde geniş kesici delici alet yarasının bulunduğu ve bu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Olay gününe ait görüntü inceleme tutanakları da iddianamede yer aldı. Tutanaklara göre, olay günü E.Ç. ve arkadaşlarının kafede oturduğu, daha sonra Atlas'ın geldiği, E.Ç.'nin, kafeden çıkarken Atlas ile bakıştığı, Atlas ve arkadaşlarının SSÇ ve arkadaşlarının arkasından gittiği, E.Ç.'nin cebinden bıçak çıkarttığı, elinde bulunan bıçağı Çağlayan'a 2-3 defa sallayarak yaraladığı, SSÇ'nin maktulü bıçakladıktan sonra arkadaşları ile kaçtığı belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.'nin ve maktul Atlas Çağlayan'ın 3 aylık arama ve aranma baz verilerinde, taraflar arasında herhangi bir baz kaydına rastlanmadığı da belirtildi. E.Ç.'nin telefonunda yapılan incelemeye göre, şüphelinin elinde silah olan birden fazla fotoğraf, tek başına silah fotoğrafları ve 1 adet çakı fotoğrafının bulunduğu da iddianamede değinildi.

"E.Ç. itildikten sonra bıçak çıkardı ve bıçağı Atlas'ın göğüs bölgesine doğru sapladı"

Müşteki anne Gülhan Ünlü'nün ve baba Cüneyt Çağlayan'ın, olayı görmediklerini diğer oğulları Doruk Çağlayan'ın kendilerini arayarak olaydan haberdar olduklarını belirttikleri iddianamede yer aldı. Olay sırasında Atlas'ın yanında bulunan ikiz kardeşi Doruk savcılık ifadesinde, "İçeri girdiğimiz andan beri E.Ç. ve yanındaki şahıslar bize bakıyorlardı. Daha önceden şahısları tanımıyorduk, E.Ç. ve arkadaşları, masadan kalkıp kasaya doğru geldikleri sırada E.Ç.'nin yanında bulunan kısa boylu esmer çocuk, Y.O., bize hitaben, 'ne bakıyorsun' dedi. E.Ç. ise araya girerek 'senin gücün küçük çocuğa mı yetiyor, ne bakıyorsun' ve 'dışarı gelin' dedi. E.Ç. ve arkadaşları dışarı çıktıktan sonra Y.O., Atlas çıktı. Ben ise farklı bir kapıdan çıktım. Çıktığımda Y.O. ve diğer çocuklar tartışıyordu. E.Ç. isimli şahıs bize hitaben 'sizi öldürürüm, hepinizi deşerim' dedi. Bıçağı görünce bize bir şey yapmasın diye E.Ç.'yi ittik. Atlas'ta bu sırada çocuğu bir kere itti. E.Ç. itildikten sonra bıçak çıkardı ve bıçağı Atlas'ın göğüs bölgesine doğru sapladı, şikayetçiyim" dedi.

"Bıçağı 1 kez karnına vurdum"

Suça Sürüklenen Çocuk şüpheli E.Ç.'nin de savcılık ifadesi iddianamede yer aldı. E.Ç.'nin ifadesinde, "Olay günü maktul ve arkadaşlarıyla kafede karşılaştık. Karşı tarafı daha önceden tanımıyordum. Sürekli bize bakıyorlardı ve kafeden çıktıktan sonra arkamızdan geldiler. Atlas bize, 'ne bakıyorsun" diyerek küfür etti ve üzerime yürüdü. Bu nedenle bıçağı 1 kez karnına vurdum. 2 kez de isabet etmeyecek şekilde bıçağı salladım. Olaydan sonra kaçtım ancak A.H.'nin teslim ol demesi üzerine, kendi irademle olay yerine geri geldim. Bıçağı kaçtığımız sırada A.H. benden aldı. Olay yerine geldikten sonra bir erkek şahsın bıçağı atın demesi üzerine yere attık. Bıçağı olay günü almıştım. Bana aittir ancak kimseyi tehdit etmedim" dediği belirtildi.

"Atlas ve arkadaşları hiç bakmıyorlardı. E.Ç. ise ısrarla 'kavga edelim' demesi üzerine kavga çıkacağını anladım ve kafeden kalkmak istedim"

Olay sırasında E.Ç.'nin yanına bulunan A.H., iddianamede 'tanık' sıfatıyla yer aldı ve ifadesi dosyaya eklendi. A.H. ifadesinde, "E.Ç. ile çocukluk arkadaşıyız. Karşı tarafı ilk kez olay günü gördük. Kafeye gittik sonra Atlas ve arkadaşlarının geldi. E.Ç. sürekli, 'niye bakıyorlar kavga edelim' beyanında bulunuyordu, ben sadece bir kez Atlasların olduğu masaya dönüp baktım. Atlas ve arkadaşları hiç bakmıyorlardı. Telefonla oynuyorlardı. E.Ç. ise ısrarla 'kavga edelim' demesi üzerine kavga çıkacağını anladım ve kafeden kalkmak istedim. E.Ç.'yi de yanıma alarak önden çıktım, çıkarken Y.M. isimli arkadaşımız bir anda koşarak önüme geçti. Y.M.'nin laf atmış olabileceğini düşündüm ve Y.M.'yi tuttum. Çıkarken karşı tarafla herhangi bir diyalog geçmedi. Biz çıktıktan sonra Atlas ve arkadaşları arkamızdan çıktı. Karşı taraftan bir şahıs Y.M.'ye küfür etti, E.Ç., küfür eden çocuğu yakasından tuttu, aralarında itişme oldu. Bir anda E.Ç.'nin elinde bıçak gördüm ancak Atlas'a bıçakla nasıl vurduğunu görmedim. Bıçaklamadan önce E.Ç., 'seni vururum, sizi vururum' dedi. Atlas sadece olayı ayırmak için E.Ç.'yi itti. Atlas bıçaklandıktan sonra kaçtık, E.Ç. bıçağı saklamasın diye cebime koydum. Bıçak, E.Ç.'nin babasına aittir. Bunu E.Ç.'nin annesi, benim abime söyledi. Bıçakla alakam yoktur. Olay yerinden kaçtıktan sonra E.Ç. çok korktu, onu kolundan tutarak olay yerine geri getirdim. Bu sırada bir şahıs gelerek bıçağı sordu, ben de bıçağı yere attığımı söyledim. Olay yerinden kaçtıktan sonra geri geldik. Karşı tarafla husumetimiz veya tanışıklığımız yoktur. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" ifadelerini kullandığı vurgulandı.

21 yıl 7 aya kadar hapis cezası talebi

Hazırlanan iddianamede, şüpheli E.Ç. hakkında, 'çocuğa karşı kasten öldürme', '6136 sayılı yasaya muhalefet etme' ve 'zincirleme şekilde silahla tehdit' suçlarından toplam 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. İddianame, değerlendirilmek üzere Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

İZBETON davasında ara karar açıklandı

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ'deki usulsüzlük iddialarına yönelik açılan davanın beşinci duruşması tamamlandı. Mahkeme heyeti ara kararında sanıkların adli kontrol tedbirlerinin devamına ve bilirkişinin reddi talebinin reddedilmesine hükmetti

26.03.2026 13:58:00 / Güncelleme: 26.03.2026 14:03:38
İHA
İZBETON davasında ara karar açıklandı
İZBETON davasında ara karar açıklandı
İZBETON AŞ Kentsel dönüşüm projelerinde "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla açılan davaya Aliağa'da devam edildi. 5. Duruşmada tutuksuz yargılanan sanıklar hakim karşısına çıktı.



Başka bir dosyadan tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu da duruşmaya katıldı.



Yoklamayla başlayan duruşmada sanık avukatları dosyaya atanan yeni bilirkişi heyetine itiraz etti. Mahkeme heyeti avukatların bilirkişinin reddi talebini kabul etmedi.



Adli kontrol tedbirleri sürecek

iddianamede 449 mağdur ve 7 müşteki bulunurken, sanıklar hakkında 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Operasyonlarda 139 şüpheli yakalandı ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden 60'ı tutuklandı. Süreç içerisinde yapılan itirazlar ve tahliyelerle İZBETON ana davasında tutuklu sanık kalmadı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar hakkında daha önce uygulanan adli kontrol tedbirlerinin devam etmesine karar verdi.

Dosyada yer alan eksikliklerin tamamlanması ve bilirkişi raporunun mahkemeye sunulması kararlaştırıldı. Mahkeme heyeti, tüm eksiklerin giderilmesi amacıyla duruşmayı 17 Haziran 2026 saat 10.00'a erteledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.