AİHM'nin bu kararının gerekçesi 1974'e dayanır. Avrupa hazım sorunu yaşıyor. Türk'ün gücü karşısında tarih boyunca eğik kalmanın verdiği alçaklığı sindiremiyor. Bazen bizlerin kendi içimizdeki hatalarımızdan dolayı bizlere karşı üstünlük kurmaya kalksada sonunda kaybetme korkusunu yaşıyor. Evet, özellikle son 10, 12 yılda çok hatalar yaptık. Rahmetli Denktaş'ı bir kenera atıp rum ve AB'nin süslü barış, eşit haklar vs. söylemlerine inandırılmaya çalışıldık. Bir dizi haçlı planlarını onayladık. Hatta sabrımızı zorlamalarına bile sabrettik? 2011 yılıydı ve Erzurum'da 3. Büyükelçiler Konferansı yapıldı. Bu konferansa 150 ülkede görevli elçiler, bakanlar, başbakan ve Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu katılmıştı.Papandreu, benim ülkemde, Türk bayrağı altında, başbakan ve dış işleri bakanının karşısında, "siz, işgalcisizin" demişti. Peşinden AB ile tehdit etmişti; "? Kıbrıs'ta bizim amacımız, her zaman barış ve demokrasi içinde Hıristiyanlar ve Müslümanların birlikte yaşayabileceklerini göstermek? Türkiye'nin işgali devam ettiği sürece AB üyeliği sürecinde sıkıntılar olacaktır?" Özetle, düşmanlığı dün ve bugünle sabit bir komşumuzun başbakanı, ülkemizin iç işlerimize karışıyor, tarihimize iftira atıyor, kendi çıkarları için tehdit ediyordu. Rum Patriği, bir nevi bağımsızlık, devlet içinde devlet olan "ekümenikliğini" ilan etti. Yurt dışında özellikle Kıbrıs'a her gittiğinde milletimize ve tarihimize saldırdı. Kimseden "tık" çıkmadı. Gerekli ders ve ağız payını veremedik. AB ve ABD'nin iç ve dış işlerimize her daim karıştığı, karışmanın ötesinde emirler verdiğini artık çocuklar bile duydu, gördü. Hükümet, Çin'den füze alacaktı. Alamadı. Erdoğan, Gazze'ye gidecekti? Gidemedi. Örnek çok. Biz sadede gelelim. Ülkemiz siyasi ve sosyal bağlamda sıkıntılı günler yaşıyor. İç politikadaki vahim iddiaların yanında Karadeniz'de yaşanan gelişmeler ve Avrupa Birliğinin artık aşikar olarak gösterdiği "sizi istemiyoruz" tutumu, son olarak da AİHM'nin aldığı, Kıbrıs kararı ülkemizi yöneten iktidarı sıkıntıya sokmuş vaziyette. Malumunuz AKP 2004 yılında AB için imza atmıştı. Bu imzadan sonra AKP, AB'nin istediği, ülkemiz menfaatlerine, kültür ve medeniyetimize ters birçok kanun, yönetmelik vs. çıkarmıştı. AB hukuku, ülkemiz hukukunun üstünde sayılmıştı. Son Kıbrıs kararıyla AİHM, AB'nin hukuk (!) yüzünü göstermiştir. Aslında bu kararı AKP, hem kendisi, hem de ülkemiz için bir şans olarak değerlendirebilir. AKP, AB'ye attığı imzayı geri çekerek üyelik işlemlerini sonlandırır. Böylece hem hukuk, hem de siyasi alandaki esaret bağlarından birini çözmüş, bitirmiş olur. Gümrük Birliği anlaşmasını feshederek her yıl yaşadığımız milyarlarca dolar kaybı önlemiş artı yerli üreticiyi korumuş, tam bağımsızlık yolunda bir adım daha atmış olur. Türk cumhuriyetleri, Rusya ve Asya pazarına yönelerek ülkemizin gerçek kimliğine kavuşmasına, emperyalist batının ve kapitalizmin esaretinden kurtulmasına vesile olur. Evet, Erdoğan için tarihi fırsat; Çek o imzanı?
Akın Aydın / diğer yazıları
- Cumhur ittifakı ve CHP neye imza attı? -1- / 08.08.2026
- Türkiye’yi çerçeveleyecekler / 07.08.2026
- Emperyalizme karşı İran’ı şanlı duruşu / 06.08.2026
- CIA Planına ilk imzayı atan kişi Devlet Bahçeli / 05.08.2026
- Partinin adı ‘Yeni’ ama kafalar eski / 04.08.2026
- O imparatorluklar bir gecede yıkılmadı / 03.08.2026
- İktidar partisi makyaj tazelemeye çalışıyor / 31.07.2026
- Lafa değil halinize bakın! / 30.07.2026
- Bu 15 Temmuz’da da destan (!) yazdılar / 21.07.2026
- Kıbrıs’ta savaş hazırlıkları / 20.07.2026
- Türkiye’yi çerçeveleyecekler / 07.08.2026
- Emperyalizme karşı İran’ı şanlı duruşu / 06.08.2026
- CIA Planına ilk imzayı atan kişi Devlet Bahçeli / 05.08.2026
- Partinin adı ‘Yeni’ ama kafalar eski / 04.08.2026
- O imparatorluklar bir gecede yıkılmadı / 03.08.2026
- İktidar partisi makyaj tazelemeye çalışıyor / 31.07.2026
- Lafa değil halinize bakın! / 30.07.2026
- Bu 15 Temmuz’da da destan (!) yazdılar / 21.07.2026
- Kıbrıs’ta savaş hazırlıkları / 20.07.2026























































