logo
15 TEMMUZ 2026

Çekirdek aile daha da küçüldü

Türkiye'de 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğünün azalma eğilimi göstererek 2020 yılında 3.30 kişiye düştüğü görüldü.

06.05.2021 10:34:00
 
Çekirdek aile daha da küçüldü
Çekirdek aile daha da küçüldü
Türkiye'de 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğünün azalma eğilimi göstererek 2020 yılında 3,30 kişiye düştüğü görüldü.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2020 yılı İstatistiklerle Aile verisini paylaştı. Buna göre, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye'de 2008 yılında 4 kişi olan ortalama hanehalkı büyüklüğünün azalma eğilimi göstererek 2020 yılında 3,30 kişiye düştüğü görüldü.

Ortalama hanehalkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il Şırnak oldu

Türkiye'de 2020 yılında ortalama hanehalkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il, 5,75 kişi ile Şırnak oldu. Şırnak ilini 5,25 kişi ile Şanlıurfa ve 5,16 kişi ile Hakkari izledi. Ortalama hanehalkı büyüklüğünün en düşük olduğu il ise 2,61 kişi ile Çanakkale oldu. Bu ili, 2,66 kişi ile Tunceli ve 2,68 kişi ile Eskişehir izledi.

Tek kişilik hanehalklarının oranı arttı

ADNKS sonuçlarına göre, 2014 yılında yüzde 13,9 olan yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hanehalklarının oranının 2020 yılında yüzde 17,9'a yükseldiği görüldü.

Tek çekirdek aile ve geniş aileden oluşan hanehalklarının oranında azalma görüldü

Tek çekirdek aile olarak ifade edilen, yalnızca eşlerden veya eşler ve çocuklarından veya tek ebeveyn ve en az bir çocuktan oluşan hanehalklarının oranında azalma olduğu görüldü. Tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının oranı, 2014 yılında yüzde 67,4 iken 2020 yılında yüzde 65,2'ye geriledi. Diğer yandan geniş aile olarak tanımlanan ve en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalklarının oranı 2014 yılında yüzde 16,7 iken 2020 yılında yüzde 14'e düştü.

Çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının oranı arttı

Aralarında eş, anne-çocuk veya baba-çocuk ilişkisi olmayan fertleri içeren; diğer bir ifadeyle çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının oranında artış olduğu gözlendi. Söz konusu hanehalklarının oranı 2014 yılında yüzde 2,1 iken 2020 yılında yüzde 2,8'e yükseldi.

Tek kişilik hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il Gümüşhane oldu

İllere göre hanehalkı tipleri incelendiğinde, 2020 yılında tek kişilik hanehalklarının oranının en yüksek olduğu ilin yüzde 28,7 ile Gümüşhane olduğu görüldü. Gümüşhane ilini yüzde 27,9 ile Tunceli ve yüzde 26,7 ile Giresun izledi. Diğer yandan tek kişilik hanehalklarının oranının en düşük olduğu il ise yüzde 10,2 ile Diyarbakır oldu. Diyarbakır ilini yüzde 10,4 ile Van ve yüzde 10,5 ile Batman izledi.

Tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il Osmaniye oldu

Tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il, 2020 yılında yüzde 72,6 ile Osmaniye oldu. Osmaniye ilini yüzde 72 ile Gaziantep, yüzde 71,9 ile Adıyaman ve Kayseri takip etti. Tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının oranının en düşük olduğu il ise yüzde 53,7 ile Tunceli oldu. Tunceli ilini yüzde 54,8 ile Gümüşhane ve yüzde 55,6 ile Artvin izledi.

Hanehalklarının yüzde 9,7'sini tek ebeveyn ve çocukları oluşturdu

Türkiye'de 2020 yılında toplam hanehalklarının yüzde 9,7'sini tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalkları oluşturdu. Toplam hanehalklarının yüzde 2,2'sini baba ve çocuklardan oluşan, yüzde 7,5'ini ise anne ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oluşturduğu görüldü.

Tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il Bingöl oldu

Tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il, 2020 yılında yüzde 11,7 ile Bingöl oldu. Bu ili, yüzde 11,5 ile Adana ve Malatya illeri izledi. Bu oranın en düşük olduğu iller ise yüzde 7,1 ile Bitlis ve Ardahan, yüzde 7,2 ile Tokat oldu.

Toplam hanehalkları içinde anne ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu iller, yüzde 9,2 ile Bingöl, yüzde 9 ile Adana ve yüzde 8,9 ile İzmir olurken, bu oranın en düşük olduğu iller ise yüzde 5 ile Ardahan, yüzde 5,5 ile Tokat, Bitlis ve Burdur oldu.

Diğer yandan, baba ve çocuklardan oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu iller, yüzde 3,8 ile Kilis, yüzde 3,1 ile Malatya ve yüzde 3 ile Trabzon olurken, bu oranın en düşük olduğu iller ise yüzde 1,6 ile Nevşehir ve Bitlis, yüzde 1,7 ile Kayseri, Adıyaman, Tokat, Sinop ve Kars oldu.

Geniş aileden oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il Hakkari oldu

Geniş aileden oluşan hanehalklarının oranının en yüksek olduğu il, 2020 yılında yüzde 24,4 ile Hakkari oldu. Hakkari ilini yüzde 24,2 ile Şırnak ve yüzde 21,5 ile Batman izledi. Bu oranının en düşük olduğu il ise yüzde 9 ile Eskişehir oldu. Eskişehir ilini yüzde 9,6 ile Çanakkale ve yüzde 10,1 ile Niğde ve Balıkesir izledi.

Toplam resmi evlilikler içerisinde son evliliğinde akraba evliliği yapanların oranı yüzde 8,4 oldu

ADNKS sonuçlarına göre, 2020 yılında toplam resmi evlilikler içinde, son evliliğinde birinci dereceden kuzenleri ile akraba evliliği yapmış 16 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı yüzde 8,4 oldu. Akraba evlilikleri akrabalık türüne göre incelendiğinde, akraba evliliği yapmış bireylerin yüzde 46,6'sının hala/dayı çocukları ile yüzde 27,2'sinin amca çocukları ile ve yüzde 26,2'sinin ise teyze çocukları ile evli olduğu görüldü.

Akrabasıyla evli olan bireylerin en fazla olduğu il Mardin oldu

Toplam resmi evlenmeler içerisindeki akraba evlilikleri illere göre incelendiğinde, 2020 yılında toplam evli bireyler içinde son evliliğinde akraba evliliği yapmış 16 ve üzeri yaştaki bireylerin oranının en fazla olduğu il yüzde 20,6 ile Mardin oldu. Bu ili yüzde 18,3 ile Şanlıurfa ve yüzde 17,1 ile Diyarbakır izledi. Akraba evliliği yapmış bireylerin oranının en az olduğu il ise yüzde 1,1 ile Edirne oldu. Bu ili yüzde 1,5 ile Kırklareli ve yüzde 2 ile Çanakkale izledi.

Akraba evliliği oranı azaldı

Evlenme istatistikleri sonuçlarına göre, 2010 yılında gerçekleşen resmi evlenmelerin yüzde 5,9'unun akraba evliliği olduğu ve bu oranın sonraki yıllarda sürekli düşüş göstererek 2015 yılında yüzde 4,8, 2020 yılında ise yüzde 3,8 olduğu görüldü.

Akraba evliliği 2020 yılında en fazla Şanlıurfa'da gerçekleşti

Akraba evlilikleri illere göre incelendiğinde, 2020 yılında gerçekleşen toplam resmi evlenmeler içindeki akraba evliliği oranının en yüksek olduğu ilin, yüzde 15,1 ile Şanlıurfa olduğu görüldü. Bu ili, yüzde 13,7 ile Mardin ve yüzde 12,6 ile Muş izledi. Akraba evliliği oranının en düşük olduğu ilin ise yüzde 0,5 ile Kütahya olduğu, bu ili yüzde 0,6 ile Çanakkale ve Edirne illerinin izlediği görüldü.

Bireyleri en fazla aileleri mutlu etti

Yaşam Memnuniyeti Araştırması, 2020 sonuçlarına göre, 18 ve üzeri yaştaki bireyler arasında kendilerini en fazla ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı yüzde 69,7 oldu. Erkeklerin yüzde 74,9'u kendilerini en fazla ailelerinin mutlu ettiğini ifade ederken bu oranın kadınlar için yüzde 64,5 olduğu görüldü. Kendilerini en fazla çocuklarının mutlu ettiğini belirten erkeklerin oranı yüzde 9,2 iken kadınların oranı yüzde 20,7 oldu.

Babası vefat etmiş çocukların sayısı 269 bin 202 oldu

ADNKS sonuçlarına göre, 2020 yılında Türkiye'de toplam 22 milyon 750 bin 657 çocuk içerisinde babası vefat etmiş çocuk sayısının 269 bin 202, annesi vefat etmiş çocuk sayısının 80 bin 798, hem annesi hem babası vefat etmiş çocuk sayısının ise 4 bin 518 olduğu görüldü.

Cinsiyete göre incelendiğinde, babası vefat etmiş erkek çocuk sayısının 137 bin 843, kız çocuk sayısının 131 bin 359, annesi vefat etmiş erkek çocuk sayısının 41 bin 169, kız çocuk sayısının 39 bin 629, hem annesi hem babası vefat etmiş erkek çocuk sayısının 2 bin 328, kız çocuk sayısının 2 bin 190 olduğu görüldü.

Taşınabilir bilgisayar bulunan hanelerin oranı yüzde 45,1 oldu

Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre, evden İnternete erişim imkânına sahip olan hanelerin oranı 2004 yılında yüzde 7 iken 2020 yılında bu oran yüzde 90,7 oldu. Diğer yandan hanelerde dizüstü, tablet, netbook gibi taşınabilir bilgisayar bulunma oranı yüzde 0,9'dan yüzde 45,1'e, cep telefonu/akıllı telefon bulunma oranı yüzde 53,7'den yüzde 99,4'e yükseldi. Bununla birlikte İnternete bağlanabilen televizyon bulunma oranı ise 2013 yılında yüzde 7,3 iken 2020 yılında yüzde 33,8'e yükseldi.

Geniş ailelerin yüzde 27,7'sinin yoksulluk sınırının altında yaşadığı görüldü

Gelir ve yaşam koşulları araştırması sonuçlarına göre, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60,0'ı dikkate alınarak belirlenen sınıra göre yoksulluk oranı 2019 yılında yüzde 21,3 olarak gerçekleşti.

Hanehalkı tipine göre yoksulluk oranı incelendiğinde ise tek kişilik hanehalklarının yüzde 12,3'ünün, tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarının yüzde 20,3'ünün, geniş ailelerden oluşan hanehalklarının yüzde 27,7'sinin, çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının ise yüzde 14,1'inin yoksulluk sınırının altında yaşadığı gözlendi.

Hanehalkları bütçelerinden en fazla payı konut ve kira harcamasına ayırdı

Hanehalkı bütçe araştırmasının 2019 yılı sonuçlarına göre, Türkiye genelinde hanehalklarının tüketim amaçlı yaptığı harcamalar içinde en yüksek payı yüzde 24,1 ile konut ve kira harcamaları alırken, ikinci sırayı yüzde 20,8 ile gıda ve alkolsüz içecek harcamaları, üçüncü sırayı ise yüzde 16,5 ile ulaştırma harcamaları aldı. Toplam tüketim harcamalarında en düşük payı alan harcama grupları ise yüzde 2,2 ile sağlık, yüzde 2,5 ile eğitim hizmetleri ve yüzde 3,1 ile eğlence ve kültür oldu.

Kendilerine ait bir konutta yaşayanların oranı yüzde 58,8 oldu

Gelir ve yaşam koşulları araştırması sonuçlarına göre, 2019 yılında konutun mülkiyet durumları incelendiğinde, fertlerin yüzde 58,8'inin oturduğu konutun kendilerine ait olduğu, yüzde 25,6'sının ise kiracı olduğu görüldü. Fertlerin yüzde 39,3'ünün 2019 yılında konutunda izolasyondan dolayı ısınma sorunu yaşadığı, yüzde 36,9'unun sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi vb. nedenlerle sorun yaşadığı ve yüzde 26,1'inin trafik veya endüstrinin neden olduğu hava kirliliği, çevre kirliliği veya diğer çevresel sorunlar yaşadığı görüldü.İHA

Bu yıl ABD'nin darbe girişimindeki rolünden bahseden yok!


 
 
15 Temmuz ihanetinin darbe planı ABD'de şekillenmişti. Darbeye giden yolda çoğu ABD'de olmak üzere 23 toplantı yapılmıştı. Ancak bu yıl 15 Temmuz eksenli toplantılarda ABD'nin darbedeki rolüne hiç yer verilmemesi dikkat çekti. Oysa kilit FETÖ'cüler hala daha ABD'de bulunuyor, ABD makamları tarafından korunuyor, bu ülkede ekonomik faaliyetlerini sürdürüyor!

15.07.2026 01:29:00
Haber Merkezi/AA
 
Bu yıl ABD'nin darbe girişimindeki rolünden bahseden yok!
Bu yıl ABD'nin darbe girişimindeki rolünden bahseden yok!

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine giden karanlık planı, 1 Kasım 2015 seçimlerinde sandıkta umduğunu bulamayan elebaşı Fetullah Gülen'in talimatıyla başlayan ve sivil imamlar ile cuntacı askerlerin Ankara, İstanbul ve Pensilvanya üçgeninde 8 ay boyunca yürüttüğü gizli toplantı trafiğiyle şekillendirdiği belirlendi.

Örgütün bürokrasideki gücünü siyasete tahvil etme girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, elebaşı Gülen "darbe" talimatını verdi. 14-15 Kasım 2015'te Pensilvanya'da gerçekleştirilen ilk planlama toplantısının ardından ihanet şebekesinin çekirdek kadrosu oluşturuldu. FETÖ'nün "sivil imamları" Adil Öksüz ve Kemal Batmaz öncülüğündeki cunta heyeti, Ankara, İstanbul ve ABD'nin Pensilvanya eyaletindeki örgüt karargahı arasında mekik dokuyarak darbe planına son şeklini verdi.

Adil Öksüz'ün ABD ziyareti sonrası şekillenen cuntacı heyette, Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç, Harun Biniş ve Özcan Aytuluner yer aldı. Bu heyet, askeri kanattaki örgüt mensuplarıyla koordinasyonu sağlamak üzere ilk temasları 27-31 Aralık 2015'te Ankara'da gerçekleştirdi. Toplantının raporu vakit kaybetmeksizin Öksüz ve Batmaz tarafından Pensilvanya'ya götürülerek elebaşının onayına sunuldu. Darbe hazırlığı, 2016'nın ilk aylarında hızlandı. Ocak ve Martta Ankara'da belirlenen hücre evlerinde rütbeli askerlerin katılımıyla seri toplantılar düzenlendi.

MİT bu toplantılardan haberdar değil miydi?

Ankara'da gizlilik kurallarına riayet edilerek sürdürülen toplantılar, 30 Mart, 5 Mayıs, 27 Mayıs, 4 Haziran ve 15 Haziran'da da devam etti. Planlamanın son haline yaklaşılırken Adil Öksüz, Kemal Batmaz ve Nurettin Oruç, 20-25 Haziran 2016'da yeniden Pensilvanya'ya uçarak nihai harekat planına ilişkin son talimatları alıp Türkiye'ye döndü. Temmuz ayına girildiğinde hazırlıklar artık tamamlanma aşamasına geldi. Adil Öksüz başkanlığında, 6-7-8-9 Temmuz 2016'da Ankara'daki kiralık bir villada dört gün boyunca aralıksız toplantılar yapıldı. Hava ve kara kuvvetlerinden katılan rütbeli hainlerle gerçekleştirilen bu toplantılarda, Ankara ve İstanbul'da hangi stratejik noktaların işgal edileceği, hangi kamu görevlilerinin derdest edileceği, kullanılacak askeri araç, helikopter ve jetlerin planlaması gibi son rötuşlar yapıldı.

İhanet girişimine günler kala, Adil Öksüz ve Kemal Batmaz 12 Temmuz'da son kez Pensilvanya'ya giderek elebaşı Gülen ile "Darbe Hazırlıkları Son Değerlendirme" toplantısını gerçekleştirdi. 13 Temmuz'da İstanbul'a dönen "sivil imamlar", sahada son kontrolleri başlattı. Bu kapsamda 12-15 Temmuz'da İstanbul Maltepe Kışlası, Hava Harp Okulu ve Hava Harp Akademisi'nde darbeci subaylarla son koordinasyon toplantıları yapıldı. Görev yeri olmamasına rağmen çok sayıda general ve rütbeli asker o günlerde Hava Harp Okulu'nda hazır bulundu.

ABD neden sorgulanmıyor?

15 Temmuz darbe girişiminde ABD'nin rolü açık... 
1. O tarihten bu yana ABD, elebaşı Gülen dahil tek bir FETÖ'cüyü Türkiye'ye iade etmedi.
2. FETÖ, ABD'de istediği gibi faaliyette bulundu. Okulları faal, ticari işletmeleri halen aktif...
3. ABD İstihbaratı, kilit konumdaki FETÖ'cüleri korumaya devam ediyor. 
4. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sık sık "dostum" diye hitap ettiği ABD Başkanı Trump da sıra FETÖ'ye gelince Türkiye'nin taleplerini kulak ardı ediyor! 
5. FETÖ Türkiye'de ve bazı ülkelerde güç kaybetse de, ABD sayesinde hem ABD'de hem de pek çok ülkede capcanlı!


Tahliye taahhütnamesi ne zaman geçersiz sayılır?

Yargıtay, boş taahhütname ve eş imzası konularında görüşünü değiştirerek bu unsurları geçerli kabul ederken, kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanan tahliye taahhütnamesini kesinlikle geçersiz saymaya devam ediyor. Taahhütnamenin en erken kira sözleşmesinden bir gün sonra imzalanması gerekiyor. Avukat Büşra Kiraz, Meltem TV’de konuyu tüm detaylarıyla anlattı

14.07.2026 22:00:00
Haber Merkezi
 
Tahliye taahhütnamesi ne zaman geçersiz sayılır?
Tahliye taahhütnamesi ne zaman geçersiz sayılır?
Kira ilişkilerinde ev sahiplerinin en sık başvurduğu yöntemlerden biri olan tahliye taahhütnamesi, kiracının belirli bir tarihte konutu boşaltacağına dair yazılı taahhütte bulunmasıdır. Bu belge sayesinde ev sahibi, kira sözleşmesinin sona ermesi halinde kiracıyı tahliye etmek için icra yoluyla daha hızlı ve kolay işlem yapabilmektedir. Ancak Yargıtay'ın içtihatları, bu belgenin geçerliliğini sıkı şartlara bağlıyor.

Meltem TV'nin Gayrimenkul Pusulası programında Avukat Büşra Kiraz, Yargıtay'ın tahliye taahhütnamesi konusundaki güncel yaklaşımını değerlendirdi. Kiraz'ın açıklamasına göre Yargıtay, son dönemde "boş taahhütname" (imzalanmadan önce doldurulmamış form) ve evli kiracılarda eşin imzasının bulunması gibi konularda görüş değiştirdi. Bu unsurlar artık geçerli kabul ediliyor.

Ancak Yargıtay'ın tavrında değişmeyen en kritik nokta, taahhütnamenin kira sözleşmesiyle aynı gün imzalanmasıdır. Avukat Kiraz, Yargıtay'ın bu durumda tahliye taahhütnamesini kesinlikle geçersiz saydığını vurguladı. Kiraz'a göre taahhütname, kira sözleşmesinin imzalanmasından en erken bir gün sonra imzalanmalıdır.

Bu kuralın temel gerekçesi, taahhütnamenin kiracının özgür iradesiyle verilmiş olmasını sağlamaktır. Kira sözleşmesiyle aynı anda imzalanan bir taahhütname, kiracının konutu kiralama şartı olarak algılanabilir ve bu durum belgenin hukuki niteliğini zedeler. Yargıtay, bu tür taahhütnamelerin "sözleşmenin eki veya koşulu" niteliğinde görülebileceği gerekçesiyle geçersizliğine hükmetmektedir.

Avukat Büşra Kiraz, programda kiracıların ve ev sahiplerinin bu ayrımı dikkatle gözetmesi gerektiğini belirtti. Aynı gün imzalanan taahhütnamelerin ileride tahliye işlemlerinde sorun yaratabileceğini, ev sahibinin icra takibi başlatamayabileceğini ve konuyu mahkemeye taşımak zorunda kalabileceğini ifade etti. Kiraz, taahhütnamenin ayrı bir belge olarak, sözleşmeden sonraki bir tarihte, tercihen kiracının kendi el yazısıyla ve tarih atılarak hazırlanmasının önemine dikkat çekti.

Bu Yargıtay yaklaşımı, hem kiracıları olası baskılardan korumayı hem de ev sahiplerinin usulüne uygun hazırladığı taahhütnamelerle haklarını güvence altına almayı amaçlıyor. Uzmanlar, kira sözleşmesi imzalanırken tahliye taahhütnamesinin hemen aynı anda alınmamasının, ileride yaşanabilecek hukuki ihtilafları önleyeceğini belirtiyor.

Meltem TV'de Av. Büşra Kiraz'ın açıklamalarıyla gündeme gelen bu konu, özellikle yoğun kira uyuşmazlıklarının yaşandığı dönemde kiracı-ev sahibi ilişkilerinde önemli bir hukuki uyarı niteliği taşıyor.

Güzelbahçe Belediyesine operasyonda ikinci dalga: 7 gözaltı kararı

Güzelbahçe Belediyesine yönelik yürütülen suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet ve irtikap soruşturması kapsamında düzenlenen ikinci operasyonda 7 şüpheli hakkında gözaltı kararı alındı. Şüphelilerden birinin tutuklu bulunduğu soruşturma kapsamında, 4 şüpheli gözaltına alındı; firari 2 şüpheliyi yakalama çalışmaları sürüyor

14.07.2026 13:44:00
İHA
 
Güzelbahçe Belediyesine operasyonda ikinci dalga: 7 gözaltı kararı
Güzelbahçe Belediyesine operasyonda ikinci dalga: 7 gözaltı kararı
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, 26 Mayıs'ta gerçekleştirilen ilk operasyonun ardından çalışmalar derinleştirildi. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verileri üzerinde yapılan analiz ve detaylı incelemeler sonucunda, örgütlü şekilde rüşvet ve irtikap suçlarını işledikleri değerlendirilen toplam 7 yeni şüpheli tespit edildi.

Şüphelilerden birinin dosya kapsamında halihazırda tutuklu bulunduğu öğrenilirken, haklarında gözaltı kararı verilen şahıslara yönelik bugün eş zamanlı operasyon için düğmeye basıldı.

Gerçekleştirilen baskınlarda A.O.G., İ.K.G., H.G. ve H.B. isimli 4 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Adreslerinde bulunamayan firari durumdaki 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise hız kesmeden sürdüğü bildirildi.

15-18 yaşa müebbet hapis geliyor

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifinin TBMM Başkanlığına sunulduğunu bildirdi. Usta, 18 maddeden oluşan teklifin, çocukların korunmasını, çocuk adalet sisteminin güçlendirilmesini ve toplum güvenliğinin daha etkin şekilde sağlanmasını amaçladığını vurguladı

14.07.2026 12:17:00
AA
 
15-18 yaşa müebbet hapis geliyor
15-18 yaşa müebbet hapis geliyor
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeleri içeren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin TBMM Başkanlığına sunulduğunu bildirdi.

Usta, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut ve bazı milletvekilleriyle Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, 2002'den bugüne kadar reform niteliğinde çok sayıda düzenlemenin yasalaştırıldığını ifade etti.

Adalet sisteminin güçlendirilmesi ve adalet hizmetlerinin daha etkin, erişilebilir ve güven veren bir yapıya kavuşturulması amacıyla önemli reformları hayata geçirdiklerini belirten Usta, reform anlayışının devamı olarak Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin TBMM Başkanlığına sunulduğunu kaydetti.

Usta, 18 maddeden oluşan teklifin, çocukların korunmasını, çocuk adalet sisteminin güçlendirilmesini ve toplum güvenliğinin daha etkin şekilde sağlanmasını amaçladığını vurguladı.

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu'nun raporunu sunduğunu hatırlatan Usta, teklifin hazırlanması sürecinde komisyon raporundan faydalanıldığını belirtti.

Kanun teklifinin 7 farklı kanunda değişiklik ve düzenleme öngördüğünü bildiren Usta, çocukların suça karışmasının, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın birçok ülkesinin karşı karşıya bulunduğu çok boyutlu bir sorun olduğunun altını çizdi.

"Ailenin çocuk üzerindeki sorumluluğunun güçlendirilmesi hedeflenmiştir"

Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 31'inci maddesindeki düzenlemeyle hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının artırılacağını aktaran Usta, şöyle devam etti:

"Kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç ve saik, suçun işleniş şekli ve daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilmiş olma hususları göz önünde bulundurularak kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarını işleyen 15-18 yaş grubu çocuklar bakımından hakimin takdirine bağlı olarak herhangi bir ceza indirimi uygulanmamasına yönelik bir düzenleme öngörülmektedir. Böylece 15-18 yaş arası çocukların belirlenen şartlar yerine geldiği takdirde hakimin takdir yetkisiyle müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almasına yönelik düzenleme hayata geçirilecektir. Yine, kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarını işleyen 12-15 yaş grubu çocuklar bakımından da belirli şartların varlığı halinde hakime takdir yetkisi verilerek ceza almalarına ve daha az ceza indirimi uygulanmasına da imkan sağlanmaktadır."

Usta, TCK'deki tekerrür hükümlerin uygulanma yaş sınırının 18'den 15'e düşürülerek, suç örgütleri tarafından 15-18 yaş grubundaki çocukların suçta kullanılmasının önlenmesinin ve caydırıcılığın sağlanmasının hedeflendiğini dile getirdi.

TCK'deki "Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali" suçunun cezasının alt ve üst sınırlarının da artırılacağını aktaran Usta, "Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali nedeniyle çocuğun kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi halinde ebeveynlere verilecek cezanın yarısından iki katına kadar artırılması suretiyle ailenin çocuk üzerindeki sorumluluğunun güçlendirilmesi de hedeflenmiştir" ifadelerini kullandı.

Çocuk hükümlülerin cezalarının infazına çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanacağını belirten Usta, "iyi halli" olduğunun tespiti durumunda çocuk hükümlülerin eğitim evlerine ayrılacağını bildirdi.

Leyla Şahin Usta, şöyle konuştu:

"Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu bakımından koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında çocuğun 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği 1 günün 2 gün olarak kabul edilmesi uygulamasından vazgeçilecek, 1 günün 1 gün olarak dikkate alınması da sağlanacaktır. Ateşli silahını dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza etmesi suretiyle bu silahın çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası yaptırımı öngörülmektedir."

"Yeni yönlendirme tedbirleri getirilmektedir"

AK Parti Grup Başkanvekili Usta, Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan kesici, delici ve bereleyici aletlerin çocuklara satılmasının, çocuklar tarafından satın alınması ve taşınmasının yasaklanacağını, bu eylemlere idari yaptırım uygulanacağını ifade etti.

Teklifteki yeni düzenlemeleri anlatan Usta, şunları kaydetti:

"Çocuk hakları yaklaşımı doğrultusunda mevzuatta yer alan 'suça sürüklenen çocuk' ibaresi yerine 'adli süreçteki çocuk' ifadesi benimsenerek, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan çocuklar bakımından masumiyet karinesini ve çocuk odaklı yaklaşımı daha güçlü şekilde yansıtan bir terminolojiyi kullanmayı hedefliyoruz. Ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar bakımından barınma, eğitim, sağlık, danışmanlık ve bakım şeklindeki koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yanında 'sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri', 'dijital risklerden korunma tedbiri', 'kitap ve kütüphane tedbiri', 'çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri', 'tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı maddeyle davranışsal bağımlılık tedbiri' şeklinde yeni yönlendirme tedbirleri getirilmektedir. Böylelikle cezai sorumluluğu bulunmayan çocukların daha etkin bir şekilde rehabilite edilmesi ve toplumsal hayata hazırlanması amaçlanmaktadır."

Hastane ile adliye arasında, akıl hastalığı veya bağımlılık nedeniyle kendisi ya da başkaları açısından tehlike oluşturan çocukların ihtiyaç duydukları tedavi ve koruma hizmetlerine gecikmeksizin ulaşabilmeleri amacıyla hızlı ve etkin karar alınmasına imkan sağlayan bir mekanizma kurulacağını vurgulayan Usta, çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde denetimli serbestlik sürecinde eğitim, sosyal uyum ve rehabilitasyonu destekleyen yönlendirme tedbirlerinin uygulanacağını belirtti.

Usta, 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme raporu aldırılmadan iddianame düzenlenmesinin, iddianamenin iadesi nedenleri arasına alınacağını bildirdi.

Çocuklar hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının etkin biçimde uygulanabilmesi amacıyla kurumlar arası koordinasyonun güçlendirileceğinin altını çizen Usta, anne, baba, vasi ve bakımdan sorumlu kişilerin kararlara uygun hareket etmelerinin sağlanacağını ifade etti.

Bir gazetecinin 15-18 arası çocuklara müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının nasıl verileceğini soruması üzerine Usta, burada bazı kriterler ve şartların belirlendiğini söyledi. Sadece hakime takdir yetkisi verilmediğine işaret eden Usta, "kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç ve saik, suçun işleniş şekli ve daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilmiş olma" durumunda hakimin takdir yetkisini kullanacağını kaydetti. Usta, benzer uygulamanın İngiltere, Fransa ve Almanya'da da bulunduğunu bildirdi.

TBMM Genel Kurulu'nun tatile girmeden bu ayın sonuna kadar çalışmasının planlandığını belirten Usta, Meclis tatile girmeden teklifin görüşülerek yasalaşmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.

Gaziantep merkezli yasa dışı bahis operasyonunda 190 şüpheli yakalandı

İçişleri Bakanlığı, Gaziantep merkezli 45 ilde "yasa dışı bahis" suçuna yönelik düzenlenen operasyonlarda 190 şüphelinin yakalandığını bildirdi

14.07.2026 11:24:00
İHA
 
Gaziantep merkezli yasa dışı bahis operasyonunda 190 şüpheli yakalandı
Gaziantep merkezli yasa dışı bahis operasyonunda 190 şüpheli yakalandı
Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Gaziantep merkezli 45 ilde 'yasa dışı bahis' suçuna yönelik bugün eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonlarda 190 şüpheli yakalandı.

Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, MASAK ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde; Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yasa dışı bahis suçuna yönelik yapılan çalışmalar sonucu şüphelilerin; yurt dışı merkezli bir yasa dışı bahis sitesi üzerinden bahis oynattıkları, aynı site üzerinden bayilik dağıttıkları ve yine yurt dışı merkezli bir yasa dışı bahis sitesine IBAN temin ederek organize bir şekilde faaliyet yürüttükleri tespit edildi.

Şüphelilere ait, MASAK'tan alınan hesap hareketleri Yapay Zeka Destekli Veri Analiz Programıyla detaylı ve hızlı bir şekilde analiz edilerek toplam 330 şüpheliye ulaşıldı.

Ayrıca şüphelilerin banka hesaplarında 84 milyar 293 milyon 213 bin TL hacminde toplam 3 milyon 127 bin 307 adet işlem gerçekleştirildiği tespit edildi" ifadelerine yer verildi.

Türkiye'de geçen yıl 2,5 milyon kişi göç etti

Türkiye'de, geçen yıl 2 milyon 475 bin 19 kişinin, iller arasında göç ettiği belirlendi

14.07.2026 10:25:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye'de geçen yıl 2,5 milyon kişi göç etti
Türkiye'de geçen yıl 2,5 milyon kişi göç etti

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin "İç Göç İstatistikleri" bültenini yayımladı.

Buna göre, ülkede 2008 yılında yüzde 3,18 olan iller arası göç eden nüfus oranı, yıllar içinde inişli ve çıkışlı bir seyir izleyerek 2025'te yüzde 2,87 oldu. Bu çerçevede, Türkiye'de geçen yıl 2 milyon 475 bin 19 kişi, iller arasında göç etti. Bu nüfusun yüzde 47,5'ini erkekler, yüzde 52,5'ini ise kadınlar oluşturdu.

En çok göç alan il İstanbul, en az göç alan il Ardahan

Türkiye'de iller arası göç eden nüfusun dağılımına bakıldığında, İstanbul'un 329 bin 912 kişiyle en çok göç alan il olduğu görüldü. İstanbul'u, 176 bin 833 kişiyle Ankara, 106 bin 83 kişiyle İzmir takip etti. En az göç alan iller ise 4 bin 914 kişiyle Ardahan, 5 bin 64 kişiyle Bayburt, 6 bin 78 kişiyle Tunceli oldu.

İstanbul 371 bin 258 kişiyle en çok göç veren il olurken, bu ili 145 bin 661 kişiyle Ankara, 98 bin 728 kişiyle İzmir izledi. En az göç veren iller ise 5 bin 916 kişiyle Ardahan, 6 bin 388 kişiyle Bayburt, 7 bin 558 kişiyle Tunceli olarak belirlendi.

Geçen yıl en fazla göç hareketliliği 20-24 yaş grubunda

Geçen yıl en fazla göç hareketliliği, 480 bin 185 kişiyle 20-24 yaş grubunda gerçekleşti. Söz konusu yaş grubunda göç edenlerin yüzde 41,5'ini erkekler, yüzde 58,5'ini ise kadınlar oluşturdu.

Türkiye'de, 2025 yılında iller arası göç eden 2 milyon 475 bin 19 kişiden, 564 bin 114'ü hanedeki fertlerden birine bağımlı göç etti. Diğer göç etme nedenleri incelendiğinde, 510 bin 226 kişinin daha iyi konut ve yaşam koşulları, 406 bin 144 kişinin ise eğitim nedeniyle göç ettiği görüldü.

Cinsiyete göre en önemli göç etme nedeni erkeklerde 253 bin 93 kişiyle daha iyi konut ve yaşam koşulları olurken, kadınlarda 334 bin 900 kişi ile hanedeki fertlerden birine bağımlı göç oldu. Erkeklerde, hanedeki fertlerden birine bağımlı göç ve tayin/iş değişikliği, kadınlarda ise eğitim ve daha iyi konut ve yaşam koşulları diğer önemli göç nedenleri arasında yer aldı.

En fazla göç hareketliliğinin yaşandığı 20-24 yaş grubunun göç etme nedenleri incelendiğinde, bu hareketliliğin en önemli sebebinin eğitim olduğu belirlendi. Söz konusu yaş grubunda göç edenlerin 179 bin 612'sinin eğitim, 75 bin 591'inin işe başlamak/iş bulmak, 42 bin 391'inin ise daha iyi konut ve yaşam koşulları nedeniyle göç ettiği tespit edildi.

Öte yandan, 6 Şubat 2023'te yaşanan deprem sonrasında başka bir ile göç eden kişilerden, deprem öncesindeki ikamet ettikleri illere geri dönen kişiler "aile yanına/memlekete geri dönme" başlığı altında değerlendirildi.

FETÖ'ye 81 ilde dev operasyon: 704 gözaltı

Cumhuriyet başsavcılıklarınca FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün deşifresine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, 13 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye genelinde eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. 81 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 973 şüpheli hakkında işlem yapılırken, 704 şüpheli gözaltına alındı. Firari 269 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi

14.07.2026 09:00:00
İHA
 
FETÖ'ye 81 ilde dev operasyon: 704 gözaltı
FETÖ'ye 81 ilde dev operasyon: 704 gözaltı
Adalet Bakanlığı tarafından yapılan bilgilendirmeye göre, İl Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde yürütülen soruşturmalar kapsamında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile bağlantılı olduğu değerlendirilen 973 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirildi.

Operasyonlarda 704 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, 269 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği belirtildi.


Gözaltına alınanların 170'i aktif kamu personeli



Gözaltına alınan 704 şüphelinin 170'inin aktif kamu personeli, 6'sının emekli kamu personeli, 44'ünün ihraç edilmiş kamu personeli, 484'ünün ise özel sektör çalışanı ve sivil şüphelilerden oluştuğu açıklandı.

Aktif kamu personeli olarak gözaltına alınan şüphelilerden 97'sinin İçişleri Bakanlığı personeli olduğu belirtilirken, bunların 1'inin emniyet amiri, 1'inin komiser, 94'ünün polis memuru ve 1'inin jandarma personeli olduğu ifade edildi.

Gözaltına alınan kamu görevlilerinden 14'ünün Adalet Bakanlığı personeli olduğu, bunların 1 zabıt katibi, 8 infaz koruma memuru ve 5 serbest avukattan oluştuğu bildirildi. Kalan 59 kamu personelinin ise Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumlarında öğretmen, doktor, hemşire, diyetisyen ile öğretim ve araştırma görevlisi olarak görev yaptığı kaydedildi.

Yetkililer, firari şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların ülke genelinde sürdüğünü bildirdi.

Haluk Levent’ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'

Ahbap Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, gözaltına alınmadan önceki akşam İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’a mesaj attığını ve 15 gündür her gün yazmaya devam ettiğini açıkladı. Kişisel borç-alacak ilişkilerinin dernekle ilgisi olmadığını vurgulayan Levent, “Zaman her şeyi gösterecek, yakında asıl bombayı göreceksiniz” dedi

13.07.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
Haluk Levent’ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'
Haluk Levent’ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'
Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımla ilk kez kamuoyuna seslenen Haluk Levent, hakkında gündeme gelen iddialara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Levent, "Sevgili dostlarım" diye hitap ettiği mesajında, gözaltına alınmadan önceki akşam İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan'a bir mesaj gönderdiğini belirtti. Levent, o günden beri her gün aynı talebi ilettiğini ifade ederek şu sözleri kullandı:

"Sayın Bakanım, benim özel hayatımı Ahbap ile ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Gelin, çok acil gelin; deprem sürecinden bugüne kadar olan her şeyi denetleyin ve kamuoyuyla paylaşın. Kişisel borç-alacak ilişkilerimi Ahbap ile ilişkilendirmeyin."

Haluk Levent, söz konusu denetim talebinin hâlâ geçerli olduğunu ve gerçeğin ortaya çıkmasının zaman alacağını ancak sonunda haklılıklarının tescil edileceğini kaydetti.

'Asıl bombayı bekleyin'

Mesajında "asıl bomba" vurgusu yapan Levent, yakın zamanda daha kapsamlı açıklamalar yapacağını müjdeledi. "En baştan bu sürece nasıl gelindiğini öğrenecek ve hayretler içerisinde kalacaksınız" diyen Levent, kamuoyunda büyük yankı uyandıracak detayların yakında paylaşılacağını ima etti.

Levent, ısrarla altını çizdiği bir noktayı da şöyle özetledi: 

"Kişisel borç-alacak ilişkilerimde Ahbap tamamen konu dışıdır. Ancak ısrarla bununla ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Zaman her şeyi gösterecek."

Açıklamanın, özellikle 2023 depremleri sonrasında Ahbap Derneği'nin yürüttüğü yardım faaliyetleri ve derneğin mali yönetimiyle ilgili tartışmaların devam ettiği bir dönemde gelmesi dikkat çekti. Levent'in mesajı, hem destekçilerinden hem de eleştirmenlerden yoğun etkileşim aldı.


Kubilay Kundakçı cinayetinde ara karar

İstanbul Ümraniye'de 19 Mart'ta uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden Kubilay Kaan Kundakçı ile ilgili davada sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Maktul Kubilay Kundakçı'nın babası Cemil Kundakçı ise duruşma sonrası duvara yumruk attı. Kundakçı, "Devlet malına zarar verme" suçundan ifadesinin alınması için karakola götürüldü

13.07.2026 16:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kubilay Kundakçı cinayetinde ara karar
Kubilay Kundakçı cinayetinde ara karar
Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye ilçesi Sıddık Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, müzisyen Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak istedi. Canbay, araları iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kaan Kundakçı'dan (21) yardım istedi. Kubilay Kaan Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte Aleyna Kalaycıoğlu'nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler saldırı gerçekleştirdi. Kurşunların hedefi olan ve ağır yaralanan Kundakçı, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere hayatını kaybetti.

Olay sonrası gözaltına alınan aralarında Aleyna Kalaycıoğlu, Alaatin Kadayıfçıoğlu ve İzzet Yıldızhan'ın da bulunduğu 8 kişi tutuklandı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmada 10 isim sanık sıfatıyla yer aldı.

İstanbul Anadolu Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Aleyna Kalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu, Hüseyin Can Avci, Mustafa Rece, Metin Kadayıfçıoğlu, Ahmet Özkoç, Engin Taşkıran ve tutuksuz sanıklar Zuhal Kalaycıoğlu, Bilal Kadayıfçıoğlu, taraf avukatları ile Kubilay Kaan Kundakçı'nın babası Cemil Kundakçı ve annesi Ülker Kundakçı salonda hazır bulundu. Tutuksuz sanık İzzet Yıldızhan ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

"Canbay da "Yapma, yapma" diye bağırıyordu"

Yalçınay Yıldız, "Bizi stüdyoya Kubilay'ın götürmesini istedik. O sırada Vahap Canbay'ı temizlikçi aradı ve Aleyna'nın hayatında biri olduğunu söyledi. Canbay ağlamaya başladı. Ben de Aleyna'yı arayıp doğru olup olmadığını sordum. Daha sonra telefonu Canbay aldı ve ağladı. Ardından Kubilay telefonu alarak, "Abla sizi barıştırmak istiyorum" dedi. Sonra stüdyoya gittik. Oradaki bir kadın temizlik olduğunu söyleyerek bizi içeri alamayacağını söyledi. Bu sırada Aleyna ile Canbay'ın ortak köpeği Mokka da oradaydı. Ben de "Gelirler, belki barışırsınız." dedim. Daha sonra Bertin'i aradım ancak telefon meşgule düştü. Bir süre sonra Aleyna bizi arayarak, "Çok geç geleceğiz." dedi. Yanında kimin olduğunu sordu. Ben de "Kubilay var" dedim. "Tamam" dedi. O sırada Kubilay annesiyle telefonda konuşuyordu. Daha sonra Aleyna'yı da aradı. Biz birkaç kez tuvalet ihtiyacı için bulunduğumuz yerden ayrılıp geri geldik. En son Aleyna beni arayarak, "Şarkımı yükledin mi'" diye sordu. Ben de "Yükledim" dedim. Ardından "Eve geçiyoruz" dediler. Biz de beklemeye devam ettik. Bir süre sonra çakarlı bir araç geldi. İlk başta bir milletvekilinin geldiğini sandık. Araçtan beyaz tişörtlü bir kişi indi ve aracın camına vurdu. Canbay kapıyı açmak istedi ancak karşı taraftaki kişi kapıyı sert şekilde çekti. Daha sonra o kişinin sağ elinde silah olduğunu gördüm. Karşı taraftaki kişi, "Bir daha sizi görmeyeceğim" dedi. Ardından silah sesi duydum. Canbay da "Yapma, yapma" diye bağırıyordu" dedi.

"Azmettiriciliğime karşı hiç bir beyan yoktur"

Sanık Aleyna Kalaycıoğlu, "Azmettiriciliğime karşı hiç bir beyan yoktur Herkes benim suçum olmadığını biliyor. Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm. Ne Alaattin bir insanı durduk yere öldürecek kadar cahil ne de ben böyle bir şey yaptıracak biriyim" dedi.

"Aileden de çok özür dilerim"

Alaattin Kadayıfçıoğlu, "Çok üzgünüm. Olay benim kontrolüm dışında gelişmiş bir olaydır. Aileden de çok özür dilerim" ifadelerini kullandı.

"Çok mağdurum"

İzzet Yıldızhan, "Geçen verdiğim ifadem açık ve net. Çok mağdurum. Konserlerim var yurt dışına gidemiyorum. Biz bu konudan sıyrılmak istiyoruz. Hiç bir şey yapmadığım halde bu mağduriyetimin giderilmesini istiyorum" şeklinde konuştu.

Maktul Kubilay Kundakçı'nın babası Cemil Kundakçı ise duruşma sonrası duvara yumruk attı. Kundakçı, "Devlet malına zarar verme" suçundan ifadesinin alınması için karakola götürüldü.

Mahkeme heyeti, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 7 Ekim tarihine ertelendi.

Havaların ısınmasıyla, vatandaşlar klima ve vantilatörlere yöneldi

Elazığ'da etkisini arttıran sıcak hava dalgalarından dolayı, vatandaşlar klima ve vantilatörlere yöneldi

13.07.2026 12:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Havaların ısınmasıyla, vatandaşlar klima ve vantilatörlere yöneldi
Havaların ısınmasıyla, vatandaşlar klima ve vantilatörlere yöneldi
Yaz döneminde hissedilen bunaltıcı sıcakların artmasıyla yaşam alanlarında serin hava isteyenlerin klima ve vantilatör arayışları da hız kazandı. Elazığ'ı etkisi altına alan sıcak hava dalgasının ardından serinlemek isteyen vatandaşlar, soluğu klima ve vantilatör satan yerlerde aldı. Avrupa'da yaşanan klima sıkıntısının aksine Türkiye'de stokların fazla olduğunu aktaran işletme müdürü Ulaş Millioğlu, "Klima ve vantilatör ihtiyacı olanlar geç kalmadan alsınlar" dedi.

Klimalara yoğun bir talep olduğunu aktaran işletme müdürü Ulaş Millioğlu, "Özellikle son dönemlerde havaların ısınmasıyla beraber çok ciddi bir talep var. Biz de müşterilerimize bunun karşılığını vermeye çalışıyoruz. Vatandaşlar klima olarak 18 ve 12 binlik İhlas aura ürünlerini talep ediyor. Onun dışında ekonomik şartların zorluğu nedeniyle vantilatör talepleri de oldukça fazla.

Klima fiyatları 30 bin liradan başlıyor 50 bin liraya kadar gidiyor, vantilatörler ise bin liradan başlayarak 5 bin liraya kadar yükseliyor. Şu anda Türkiye'de klima stoku yeterince var. Türkiye'de üretim kapasitesi ve ithalatın olması Avrupa ülkelerindeki sıkıntılar gibi olmadı. Biz Türk milleti olarak işlerimizi son dakikalarda yaparız. Klima alacak vatandaşlara tavsiyem bu işleri son dakikalara bırakmamalarıdır. Öyle olunca montaj ve servisler yoğun oluyor. Ondan dolayı çok fazla sıcaklar gelmeden klima veya vantilatör ihtiyacı olanlar bir an önce alsınlar" ifadelerini kullandı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.