logo
24 HAZİRAN 2026

Çelik: İsrail müzakereler sürerken saldırdı

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Nükleer tesisleri bahane ederek İsrail'in İran'a saldırmasının herhangi bir meşruiyeti yok. Tamamen gayrimeşru bir saldırı bu. İran'a yapılan her türlü saldırıyı kınıyoruz" dedi

23.06.2025 21:47:00
AA
Çelik: İsrail müzakereler sürerken saldırdı
Çelik: İsrail müzakereler sürerken saldırdı
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Merkezi önünde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Toplantıda, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş'ün teşkilat çalışmalarına ilişkin bilgi verdiğini, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın sunum yaptığını aktaran Çelik, AK Parti TBMM Grubu'nun yaptığı çalışmalara ilişkin ise değerlendirmelerin yapıldığını söyledi.

Büyükgümüş'ün sunumunda hangi stratejik çalışmalar yapılacağını, yaz döneminde neler gerçekleştirileceğini anlattığını ifade eden Çelik, "Temmuz ortasında kampımız olacak. Orada da Cumhurbaşkanımızın katılımıyla yaz dönemi çalışmalarını ve önümüzdeki dönemi değerlendireceğiz." diye konuştu.

Ömer Çelik, İsrail'in İran'a saldırısını, İsrail'in Gazze'de yürüttüğü soykırım ile Rusya-Ukrayna çatışmasını MKYK'de her zaman kapsamlı bir şekilde ele aldıklarını, Dışişleri Bakanlığının sunumunun da bu çerçevede olduğunu belirtti.

İsrail'in İran'a yaptığı hukuksuz, vahşi saldırıda, sivil altyapının yok edilmesi ve insanların üzerine bomba yağdırılmasının söz konusu olduğuna dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:

"Bunun yanı sıra daha vahim olabilecek, hepimizin büyük bir sıkıntı olarak gördüğü nükleer tehlikenin ortaya çıkması gibi bir gündemi hep beraber takip ediyoruz. Nükleer tesislerin üzerine bomba yağdırılıyor. Atom Enerjisi Kurumu, 'Natanz'da bir sızıntı var' demişti ama bu tehlike her an bütün bölgeyi daha büyük sıkıntılarla karşı karşıya bırakacak sonuçlar doğurabilir. Rusya-Ukrayna arasındaki çatışmada bölgedeki nükleer santrallerle ilgili yapılan uyarıların çok daha büyük, vahim bir tablo olmasına rağmen İran'daki nükleer tesislerle ilgili dile getirilmemesi son derece ibret vericidir. İsrail'in İran'a saldırısı ile Birleşmiş Milletler şartı dahil olmak üzere hepsinin ihlal edildiği bir tablo ortaya çıkmıştır. Uluslararası kurumların işlevselliği açısından da uluslararası hukukun geçerliliği açısından vahim bir manzaradır."

Türkiye'nin nükleer silahlarla ilgili tavrı

Parti Sözcüsü Çelik, nükleer silahlarla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıllar önce AK Parti'nin prensibini net bir şekilde ortaya koyduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Bölgede hiç kimsenin nükleer silah sahibi olmasını istemiyoruz." dediğini anımsatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bölgedeki ülkelerin nükleer çalışmalarını tehdit olarak görenler, İsrail'in nükleer silah sahibi olmasını gayet doğal karşılamamızı istiyorlardı. Cumhurbaşkanımız, siyasi hayatının her safhasında buna itiraz etmiştir. Cumhurbaşkanımız, bu çatışmalar, soykırım başlamamışken New York'ta BM Genel Kurulu marjında liderlerle görüşme yapıyordu, Cumhurbaşkanımız o zaman Netanyahu'nun görüşme talebini kabul etmişti. Orada kendisine 'Siz başkalarının nükleer silah çalışmasını eleştiriyorsunuz ama kendiniz nükleer silah sahibisiniz' dedi."

"Nükleer, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasından daha büyük tehlike"

Çelik, hem ulusal hem de uluslararası basının gündeminde Hürmüz Boğazı'nın İran tarafından kapatılıp kapatılmayacağının yer aldığını hatırlatarak, boğazın kapatılmasının petrol fiyatlarından tedarik zincirlerine kadar birçok olumsuz etkisi olacağına işaret etti.

"Nükleer tehlike Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasından daha büyük bir tehlikeyken konuşulmuyor, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması konuşuluyor." diyen Çelik, şunları kaydetti:

"Saldırgan taraf İsrail olduğu halde bu saldırganlık üzerine çok cılız cümleler kuranlar, İran'ın cevap vermemesi gerektiğini ya da İran'ın cevabının çok vahim sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyorlar. Halbuki bunu başlatan İsrail'dir. Bu iki noktanın dikkatle gözden kaçırılması aslında saldırgan tarafın korunmasından, teşvik edilmesinden başka bir anlama gelmiyor. Nükleer tesisleri bahane ederek, İsrail'in İran'a saldırmasının herhangi bir meşruiyeti yok. Tamamen gayrimeşru bir saldırı bu. İran'a yapılan her türlü saldırıyı kınıyoruz. İran'ın güvenliğini, milli egemenliğini, toprak bütünlüğünü sonuna kadar destekliyoruz. BM üyesi bir ülkenin kuralsız ve kanunsuz bir şekilde saldırıya uğraması hiçbir şekilde kabul edilemez."

Çelik, İsrail ve ABD'nin İran'a saldırısının ardından konunun Cumhurbaşkanı Erdoğan'a arz edildiğini, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla silahlı kuvvetler ve diğer birimlerin ülkenin güvenliği açısından her türlü tedbiri aldığını, teyakkuz durumuna geçildiğini vurguladı.

"Önce nükleer tesisler, nükleer silahların önlenmesi deniliyordu"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Önce nükleer tesisler, nükleer silahların önlenmesi deniliyordu, arkasından sivil altyapı vurulmaya başlandı. Şimdi ise rejim değişikliğinden bahsediliyor. Hele de İran'da dini liderin hedef alınması gibi bir yaklaşım asla kabul edilmez." ifadelerini kullandı.

Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı'na ilişkin, parti genel merkezi önünde açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

ABD'nin İran'a yönelik saldırılarından sonra bölgede çok geniş ve derin çatışmaların ortaya çıkabileceği bir tablonun oluştuğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:

"Bugün yine İsrail aynı saldırganlığı sürdürerek sivil altyapıyı vurdu. En tehlikeli konulardan bir tanesi, rejim değişikliği meselesinin bu şekilde konuşulmasıdır. Kimsenin başka bir ülkeye saldırarak, rejim değişikliğinden bahsetmek gibi bir yaklaşımı olamaz. Yani bu, bizzat terör eylemleriyle birilerinin gerçekleştirmeye çalıştığının, İsrail'de hükümet eliyle gerçekleştirilmesi tutumudur. Rejim değişikliğinden bahsetmek, hele de bir saldırıyı rejim değişikliği hedefine doğru kaydırmak.... Önce nükleer tesisler, nükleer silahların önlenmesi deniliyordu, arkasından sivil altyapı vurulmaya başlandı. Şimdi ise rejim değişikliğinden bahsediliyor. Hele de İran'da dini liderin hedef alınması gibi bir yaklaşım asla kabul edilmez."

Çelik, şimdiye kadar Netanyahu hükümeti tarafından pek çok cinayetin işlendiğini vurgulayarak, "Ama İran'ın güvenliğine, milli egemenliğine, toprak bütünlüğüne dönük olarak bu şekilde bir sonraki aşamaya götürülmeye çalışılması, rejim değişikliği ya da herhangi bir şekilde orada dini lidere dönük olarak böyle bir tutumun ortaya koyulması, vahşette yeni bir aşamaya geçmek demektir. O zaman herkesin en çok korktuğu senaryolar gündeme gelir. Bu da herkes için son derece tehlikeli olur. Kimse güvenliğinden emin olamaz." şeklinde konuştu.

"En büyük tehdit Netanyahu hükümetinin kendisidir"

İsrail yönetiminin saldırgan tutumunun kendi vatandaşlarını da tehdit ettiğinin altını çizen Çelik, "Birileri çıkıp sürekli olarak İsrail'in güvenliğini sağlamakla ilgili yapılan işler olduğundan bahsetmesinin hiçbir zemini yoktur. Bugün İsrail vatandaşlarını, İsrail'deki sivilleri en güvensiz ortama sokan Netanyahu hükümetinin bu agresifliği ve saldırganlığıdır. Onun için bugün İsrail için bir tehdit varsa, tek bir tehdit vardır. En büyük tehdit Netanyahu hükümetinin kendisidir. İsrail vatandaşları Netanyahu hükümetinin saldırganlığı neticesinde İsrail'i terk etmek zorunda kalıyor." ifadelerini kullandı.

Çelik, dünyada elinde güç olan, uçak gemisi, bombardıman uçağı, füzesi olan ülkelerin başka ülkelerin rejimini değiştirmeye kalkmasının dünyayı cehenneme çevireceğini belirterek, şöyle konuştu:

"Buradaki Sayın Amerikan Büyükelçisi, 'Sykes-Picot'un yanlış olduğundan, herhangi bir şekilde Amerika'nın rejim değişikliği peşinde koşmayacağından' bahsetmişti. Biz de bu tip açıklamaların son derece olumlu olduğunu ifade ettik. Çünkü rejim değişikliği meselesi ya da başka ülkeleri bir şekilde kendi projene göre şekillendirme meselesinin, Afganistan'da ve Irak'ta ne tür sonuçlar doğurduğu, bunun hem oranın halkları için hem dünya sistemi için hem de Batı ülkeleri için ne kadar yüksek insani ve başka güvenlik maliyetleri ürettiği herkes tarafından görüldü. O sebeple İsrail'in bu yaptığı propagandanın herhangi bir şekilde bir siyaset biçimine dönüşmemesi gerekir. Daha önceki hataların tekrarlanmaması gerekir. Kimsenin rejimini değiştirmek ya da üst düzey yönetimini hedef almak gibisinden bir yaklaşımı söz konusu olamaz."

"Terörsüz Türkiye son derece yerinde, doğru bir strateji"

Türkiye'nin kendi iç politikalarını tutarlı ve güçlü bir şekilde yürüttüğünün altını çizen Çelik, "Terörsüz Türkiye hedefinde herhangi bir aksama, bir gevşeme ya da geri gitme gibi bir durum söz konusu değildir" dedi.

Türkiye'nin kendi gündemine hakim olduğuna vurgu yapan Çelik, "Terörsüz Türkiye hedefi konusunda bizim olgunlaşmış bir stratejimiz söz konusudur. Bu çerçevede önümüzdeki aylar içerisinde bu silah bırakmanın somut, kapsayıcı ve tam olarak gerçekleşmesi, bunun sahada Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından, doğrulama mekanizması tarafından takip edilmesi şeklindeki yaklaşımımız aynen devam etmektedir." diye konuştu.

"Terörsüz Türkiye" hedefinin, aynı zamanda terörsüz bir bölge siyasetine de ilham vereceğine değinen Çelik, şunları kaydetti:

"Çünkü bölgemizde görüldüğü gibi terör örgütleri, birtakım vekalet savaşları için, birtakım güç odakları tarafından kullanılmaktadır. Pek çok güç odağı, kendisi doğrudan çatışmaya girmeyerek, bir vekalet savaşı çerçevesinde bölgemizi terör örgütleri üzerinden çatışmalarla dizayn etmeye çalışmaktadır. Bu çerçevede baktığınızda da Terörsüz Türkiye hedefinin hem Türkiye için hem de bölgemiz için son derece yerinde, doğru bir strateji olduğu görülmektedir. Bu çerçevede biz, Terörsüz Türkiye ile ilgili çalışmalarımızın, aynı öngördüğümüz takvim, öngördüğümüz stratejiler ve uygulamalar çerçevesinde hayata geçmesiyle ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Toplantılarımız düzenli bir şekilde devam ediyor. Bugün artık gelinen aşamada, terör örgütünün silah bırakması, bu silahların Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatının içinde olduğu doğrulama mekanizmasıyla teyit edilmesi esas hedeftir. Bunun da çok uzak olmayan bir zaman içerisinde gerçekleşmesi lazım.

Bu olaylar başladığından beri, birilerinin bölge ülkeleri üzerinde birtakım oyunlar oynarken, aynı zamanda da Türkmenleri, Arapları, Kürtleri, Sünnileri, Alevileri, Şiileri, Ezidileri, Nusayrileri karşı karşıya getirmek şeklinde çok yönlü bir strateji gündeme soktuğunu görüyoruz. Bunun neticesinde bu tip stratejiler başarılı olduğu her durumda, bölge halkları kaybetmiştir. Etnik aidiyeti ne olursa olsun, mezhebi ne olursa olsun, dini ne olursa olsun, bölge halkları kaybetmiştir. Ama birtakım maalesef sömürgeci odaklar bundan kazançlı çıkmıştır."

"Terörsüz Türkiye için çalışmalarımızı sürdürüyoruz"

Şam'da bir kiliseye yapılan saldırıyla bölgedeki gelişmelerin birbirinden bağımsız olmadığına dikkati çeken Çelik, "Saldırıyı DAEŞ'in gerçekleştirdiğine dair teyit edilmiş istihbarat bilgisi var ama bu meselede, bu bölge ile ilgili tecrübemizle arkasında kimler olabileceği konusunda da yüksek bir deneyimimiz var." dedi.

Saldırıyı bir kez daha kınadıklarını belirten Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu kararlılığı hatırlattı.

Mezhebi, dini, etnik aidiyeti ne olursa olsun, bölge halklarının arasına duvarlar örülmesine müsaade edilmeyeceğini vurgulayan Çelik, "Adlarımız farklı olabilir, soyadımız Türkiye. Bu kardeşlik atmosferini bütün bölgeye taşımanın bir ilham kaynağı, bir modeli olarak da inşallah Terörsüz Türkiye hedefimize ulaşmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı.

"İran'ın müzakereye yaklaşmaması diye bir sorun yok"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın telefon diplomasisi hatırlatılarak Türkiye'nin, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda olduğu gibi, İran-İsrail geriliminde de arabuluculuk için devreye girip girmeyeceğinin, İstanbul'da bir müzakere masası kurulma ihtimali olup olmadığının sorulması üzerine Çelik, şöyle cevap verdi:

"Daha çatışmaların en yoğun olduğu zamanda, Cumhurbaşkanımızın müzakere masasına dönülmesiyle ilgili olarak hem bölge liderleriyle hem dünya liderleriyle yoğun bir telefon trafiği oldu. Özellikle İran'a saldırının gerçekleştiği günün ertesinde, cumartesiden pazar gününe doruk noktasına çıktı. Zannediyorum şimdiye kadar takip ettiğimiz kadarıyla da Cumhurbaşkanımızın yürüttüğü diplomasi trafiğinin genişliğinde bir diplomasi trafiği, dünyada hiçbir lider tarafından yürütülmemiştir. Tabii herkesin söylediği, bu müzakere masasına dönülmesi söz konusu olursa, bunun Türkiye'de olabileceği şeklindeydi. Sayın Cumhurbaşkanımız da 'buna memnuniyetle Türkiye'nin ev sahipliği yapacağını ve ara buluculuk yapabileceğini' söyledi. Tabii ki Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump, 'Türkiye'nin bunun için uygun bir adres, Erdoğan'ın doğru bir lider olduğunu' çeşitli vesilelerle zaten ifade ediyor. İran haklı şunu söylüyor, diyor ki, 'Biz zaten müzakere masasındaydık. Umman'da görüşmelerin yeni bir safhasına geçecektik. Ama bize bir saldırı oldu. Dolayısıyla bu saldırı devam ederken herhangi bir şekilde müzakere masasına dönmemiz mümkün değil.' İran bu konuda haklı. Çünkü saldıran taraf İsrail tarafı. Pazar günü yine Amerika'yla Umman'da görüşeceklerdi. İran müzakere masasındaydı. Dolayısıyla İran'ın buradaki yaklaşımı, saldırılar durduktan sonra müzakere masasına dönebiliriz şeklindedir."

Bugün sağlanması gereken şeyin, İsrail'in saldırganlığının durdurulması olduğunu işaret eden Çelik, "O zaman, yani durdurulduktan bir dakika sonra müzakere gündemi tekrar enerjik bir gündem haline gelecektir. Burada İran'ın müzakereye yaklaşmaması diye bir sorun yok. Burada sorun, İsrail'in saldırganlığıyla hem İran'ı hedef alması hem de Umman'da yürüyen müzakereleri hedef almasıdır. Uluslararası hukuku hedef almıştır. Birleşmiş Milletler Şartını hedef almıştır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımız bunu bütün muhataplarına ifade etti, üzerine düşeni yapmaya hazırdır." diye konuştu.

"Vekalet savaşları yürütmek isteyenlerin bütün zemini ortadan kalkacak"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Terörsüz Türkiye' hedefine ulaşıldığı zaman provokasyonları yapanların ve onların arkasında bu provokasyonlar vasıtasıyla vekalet savaşları yürütmek isteyenlerin bütün zemini ortadan kalkacak." dedi.

Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Toplantısı'na ilişkin, parti genel merkezi önünde açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor'un Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik sürecine ilişkin açıklamalarına ilişkin soru üzerine Çelik, "Raportör 'Avrupa Birliği'ne giden yol Silivri'den başlıyor. Baykar'dan başlamıyor' demiş. Bu raportörlerin tabii yazdığı raporlardan da görüyoruz ki bunlar adrese teslim, birtakım köşe yazılarını bir araya getirerek birtakım raporlar yazıyorlar." ifadelerini kullandı.

Bunların gerçeklikle hiçbir ilgisinin bulunmadığını vurgulayan Çelik, "Raportörlerin hepsi artık retorik raportörü haline gelmiş. Şimdi bu raportörü alın, Avrupa Birliği'nin herhangi bir mekanizmasında güvenlikten sorumlu bir konuma getirin. Dünyada ilk ziyaret edeceği yer Baykar'dır, Avrupa'nın güvenliği açısından." diye konuştu.

CHP Grup Başkanı Ali Mahir Başarır'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik sözlerine ilişkin soru üzerine Çelik, şunları kaydetti:

"Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı, partimize karşı kullandıkları çirkin ifadeler, içinde bulundukları durumu örtbas etmekle ilgili ifadelerdir. Olayın başından beri bugün gerek kurultay meselesinde gerekse İstanbul'da yürüyen yolsuzluk soruşturması çerçevesindeki iddiaların tamamı CHP'lilerin CHP'lilere karşı getirdiği iddialardır. Yani AK Parti'liler gidip de Cumhuriyet Halk Partisi kurultayıyla ilgili iddiaları dile getirmediler. Mahkeme süreci de dahil olmak üzere bu CHP'liler tarafından dile getirildi. Bugün de itirafçı olanlardan tutun da bu yolsuzluk soruşturmasıyla ilgili olarak ortaya çıkanlarla ilgili konuşanların hepsi Cumhuriyet Halk Partililerdir."

"Özgür Özel yönetiminin dış politika yazılımında problem var"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçimle iş başına gelen, dünyadaki en tecrübeli lider olduğunu vurgulayan Çelik, şunları ifade etti:

"Uluslararası kriz olduğu zaman 'Türkiye'de devletin başında kimi görmek istersiniz' sorusuna bütün parti aidiyetlerinden bağımsız olarak açık ara ve en yüksek şekilde Cumhurbaşkanımız işaret edilmektedir. Sayın Özel'in yürüttüğü herhangi bir diplomatik süreç olmadı bugüne kadar. Herhangi bir uluslararası krizi yönetmedi. Sayın Özel'in yönetmeye çalıştığı tek kriz, Cumhuriyet Halk Partisi kurultayıyla ilgili gündeme gelen iddialarla ilgili kriz, o da yönetilemiyor. 'Bugün İsrail'in İran'a saldırısı karşısında İran'ın Türkiye için bir nükleer tehdit olabileceği', dolayısıyla bunu bu şekilde ifade ederek sanki bu saldırı iyi oldu gibisinden dolaylı ifadelerle yazı yazanlar CHP'liler. Sayın Özgür Özel yönetiminin dış politika yazılımında problem var. Dış politika yazılımındaki problemleri sürekli olarak AK Parti'ye dönük aplikasyon yükleyerek sistemde gidermeye çalışıyor. Yok, sistem sürekli olarak arıza veriyor."

Çelik, bölgede yaşanan gelişmelere karşı ana muhalefetin yapması gerekenin, iç cephenin güçlendirilmesine katkı sağlamak olduğuna işaret ederek, "Biz, açık ve net bir şekilde bu son olayda da İran'ın güvenliğini, milli egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediğimizi ifade ediyoruz. Bunu yok etmeye dönük her saldırıyı da kınadığımızı zaten ifade ettik. Tutumumuz açık ve nettir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yürütülen diplomasinin kıymetinin dünyada herkes tarafından bilindiğini belirten Çelik, "Türkiye'de de herkes kıymetini biliyor. Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi hariç. Cumhuriyet Halk Partisine gönül vermiş, destek veren vatandaşlarımızın da bunu takdir ettiğini biz çok iyi biliyoruz." ifadelerini kullandı.

"Amaçları net görüyoruz ve takip ediyoruz"

"Şam'da bir terör saldırısı gerçekleşti ve DEAŞ'ın gerçekleştirdiği öğrenildi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Öte yandan MHP lideri Bahçeli'nin de işaret ettiği gibi tüm bu yaşananlar, 'Terörsüz Türkiye' sürecini baltalamaya yönelik bir eylem olarak değerlendirilebilir mi?" sorusu üzerine Çelik, Şam'da kiliseye yapılan saldırıyla gerçekleştirilen terör eylemini bir kere daha en güçlü şekilde kınadıklarını, lanetlediklerini söyledi.

Çelik, "Bu, DEAŞ tarafından yapıldığı söylendi ama bu meseleleri noktasal olarak 'şu adres yaptı' diye tabii konuşmanın bir değeri var. Ama denklem açısından, şu anda bölgedeki aktif gündem açısından baktığında başka birtakım mücadelelerin devamı olarak bunu okumak da mümkün. Onu da görüyoruz zaten." dedi.

Orada DEAŞ, PKK, SDG'nin olduğunu, başka unsurların bulunduğunu hatırlatan Çelik, bu etiketlerin arkasında da bunları yönetmeye çalışan başka güç denklemleri olduğuna dikkati çekti.

Çelik, o örgütlerin hareketlerini ve arkasında onları yönetmeye, onlarla ideolojik, herhangi bir şekilde stratejik bağı olmasa da başka denklemler kurmaya çalışan birtakım yaklaşımları gördüklerini belirterek, "Arkasındaki hem politik oyunu görüyoruz hem de Suriye'nin güvenliğine dönük ortaya çıkarılmaya çalışılan kaostan ne elde edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bunu en yakın bir şekilde takip ettiğimizi ifade etmek isterim. Yani böyle bir dönemde Hristiyanlara dönük bu saldırının cephedeki unsurlarını gördüğümüz gibi arkasındaki amaçları da net bir şekilde görüyoruz ve takip ediyoruz." diye konuştu.

"Oyunları bozmanın yolu "Terörsüz Türkiye" hedefine ulaşmaktır"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, "Terörsüz Türkiye" sürecinin her aşamasında stratejik yönlendirmelerle ve müdahalelerle sürecin hedefine ulaşması için son derece kıymetli açıklamalar yaptığını anımsatan Çelik, şunları kaydetti:

"Bu son açıklaması da yine çok kıymetlidir. 'Terörsüz Türkiye' sürecinin, terörsüz bölge sürecine bir ilham kaynağı olacağı ve olumlu anlamda bölge halklarının lehine bir denklemi oluşturabileceği de görüldüğünde, bölgeye dönük olarak daha çok vahşet, daha çok gözyaşı ve kan vadedenlerin 'Terörsüz Türkiye' sürecini baltalamak üzere aktif olduklarını biliyoruz. Aktif tutum içerisinde olduklarını biliyoruz. Perde gerisinde bunların yapmaya çalıştığı provokasyonlarla mücadelemiz devam ediyor. Bunların yapmaya, akamete uğratmaya çalıştığı süreçlerle ilgili olarak da arka planda bu mücadele devam ederken, yapmamız gereken en önemli şey, bütün bu oyunları bozmanın yolu 'Terörsüz Türkiye' hedefine ulaşmaktır. 'Terörsüz Türkiye' hedefine ulaşıldığı zaman tek tek bu provokasyonları yapanların ve onların arkasında bu provokasyonlar vasıtasıyla vekalet savaşları yürütmek isteyenlerin bütün zemini ortadan kalkacaktır."

Yeni anayasa çalışmalarına ilişkin TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un ifadelerinin hatırlatıldığı Çelik, "Yani devlet teşkilatına dair, milletin geleceğine dair en temel kanun olduğu için Meclisten onay alınsa bile tabii ki milletin onayı her zaman gereklidir ve nihaidir. Bunu hem Cumhur İttifakı olarak söyledik, hem Meclis Başkanımız da ifade etti. İlk karar verici de millettir, son karar verici de millettir. Meclisten millet adına bu karar verilse bile, bu kadar büyük çerçeveli, Türkiye Yüzyılı'nın ana yazılımını oluşturacak yeni anayasa sürecinde tabii ki milletin onayını her zaman arayacağız" ifadelerini kullandı.

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.

Tablo vahim!

76 ilde düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilo uyuşturucu madde ile 2 milyonun üzerinde hap ele geçirildi

22.06.2026 21:10:00 / Güncelleme: 22.06.2026 21:17:41
İhlas Haber Ajansı
Tablo vahim!
Tablo vahim!
İçişleri Bakanlığı, 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik polis ekiplerince düzenlenen operasyonlar sonucu 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini, operasyonlar kapsamında bin 926 şüphelinin yakalandığını açıkladı.



Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "76 ilde 'uyuşturucu madde satıcılarına' yönelik polisimiz tarafından son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda; 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildi, bin 926 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden; 976'sı tutuklandı, 376'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince toplam 76 ilde 2 bin 889 ekip, 5 bin 455 personel, 25 hava aracı ve 53 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi.

Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve toplumumuzun güvenliğini hedef alan zehir tacirlerine asla fırsat vermiyor, uyuşturucuya yönelik operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verdi.

Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, salı günü grup toplantısı yapacak. Özel'in kurmayları, grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yaptı

22.06.2026 14:10:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
Özgür Özel'den grup toplantısı kararı: Başvuru yapıldı, salı günü kürsüye çıkacak
CHP'de yarın yapılması beklenen grup toplantısında, Kemal Kılıçdaroğlu'nun mu seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel'in mi konuşacağı merak konusu olurken dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

Özgür Özel'in yarın CHP grup toplantısında konuşma kararı aldığı öğrenildi. Özel cephesinden TBMM Başkanlığı'na başvuru yapıldı.

Kılıçdaroğlu cephesinin ise yarın Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi'ni (PM) toplama kararı aldığı ve 11.00 ve 14.00'te yapılacak toplantılar nedeniyle grup toplantısı için TBMM Başkanlığı'na başvuru yapmayacağı öğrenildi. Günün Trend Haberleri CHP'de iki hafta önce yapılan grup toplantısında CHP Grup Başkanı Özgür Özel ve Kılıçdaroğlu taraftarları arasında gerilim yaşanmıştı. Geçen hafta, CHP Sözcüsü Müslim Sarı benzer görüntülerin yaşanmaması için Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı yapmayacağını açıklamıştı. CHP Grup Başkanvekili Murat Emir de aynı saatlerde Özgür Özel'in de grup toplantısı yapmayacağını duyurmuştu.

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti

Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti

22.06.2026 14:02:00 / Güncelleme: 22.06.2026 14:10:39
Haber Merkezi
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
 Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti
Haymana Belediye Başkanı Levent Koç, CHP'den istifa etti. Koç, ilçedeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın pankartlarını indirmişti. Haymana Belediyesi'nden yapılan açıklamada, gerekli izinler alınmadan asıldığı gerekçesiyle pankartların indirildiği belirtilmişti.

Koç, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'u 17 Haziran'da bakanlık binasında ziyaret etmişti.

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Ankara'daki Ulus Hali'nde vatandaşlarla bir araya geldiği etkinlikte, Levent Koç'un AKP'ye katılacağı iddiasının sorulması üzerine "dedikodu" demişti.

Ankara'da Kalecik, Gölbaşı ve Nallıhan belediye başkanlarının da AKP'ye geçeceği öne sürüldü. Bu başkanlar arasında yalnızca Kalecik Belediye Başkanı Satılmış Karakoç, söz konusu iddiayı yalanlamıştı.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yapan sanık, 3 farklı suçtan 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

22.06.2026 13:55:00 / Güncelleme: 22.06.2026 13:58:11
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine tehdit mesajları gönderen sanığa 7 yıl 20 gün hapis cezası
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen Furkan Ay'ın (19) yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Furkan Ay katılmazken, tarafların avukatları hazır bulundu. Müşteki sıfatındaki Minguzzi ailesi ise duruşmaya katılmadı.

7 yıl 20 gün hapis cezası

Alınan savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme, sanık Furkan Ay'ın, 'birden fazla kişiyle tehdit', 'kişinin hatırasına hakaret' ile 'kişisel verileri hukuka aykırı şekilde ele geçirme veya yayma' suçlarında toplamda 7 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırılmasına, 'suçu ve suçluyu övme' suçundan ise beraatına hükmetti.

İddianameden:

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Yasemin Akıncılar Minguzzi 'müşteki', Furkan Ay ise 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı.

"Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin"

Hazırlanan iddianamede, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen sanal devriye faaliyeti kapsamında, aile bireylerinin tehdit mesajları raporuna yer verildi. Mesajlarda, "Sevmezsiniz ama iyi tanırsınız, Berat abim. Yakında beni de iyi tanıyacaksınız. Adım Ademcan. Bursa Yıldırım'dayım. Yakında sizin ve oğlunuzun tabutunun yanında olacağım. Mezarının adresini biliyoruz. Emanetleri doldurduk, hazırda bekleyin. Ademcan ismini iyi hatırlayın, eceliniz yanımda" şeklinde mesaj attığı, hayatını kaybeden Ahmet Minguzzi'ye küfür ettikleri aktarıldı.

Müşteki Yasemin Minguzzi'nin cep telefonuna Nisan 2025'te şüpheli Furkan Ay tarafından soruşturmaya konu mesajları atıldığı, şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik ifade verdiği, şüphelinin müştekinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, mesajları attığı aktarıldı.

13 yıla kadar hapis cezası talebi

İddianamede, Furkan Ay hakkında 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek veya yaymak', 'birden fazla kişi ile birlikte tehdit' ile 'kişinin hatırasına hakaret' suçlarından 4 yıl 3 aydan 13 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.