logo
08 AĞUSTOS 2026

CHP Niğde Milletvekili Gürer, Niğde'nin Ovacık köyünde çiftçilerle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinledi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde'nin Ulukışla ilçesine bağlı Ovacık köyünde çiftçilerle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinledi. Tarımsal üretimde yaşanan maliyet artışları, çiftçilerin ürün desenini değiştirmesine neden olurken, üreticiler artan mazot, gübre ve yem fiyatları nedeniyle üretimi sürdüremediklerini dile getirdi.
 

17.04.2026 12:04:00 / Güncelleme: 17.04.2026 12:17:15
Haber Merkezi
 
 CHP Niğde Milletvekili Gürer, Niğde'nin Ovacık köyünde çiftçilerle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinledi
 CHP Niğde Milletvekili Gürer, Niğde'nin Ovacık köyünde çiftçilerle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinledi
HİBRİT LAHANA ÜRETİMİ BIRAKILIYOR

Ulukışla ilçesinin köylerine ziyarette bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ovacık köyünde köy sakinleriyle görüştü. Köyde daha önce yoğun olarak lahana üretildiğini ancak bu yıl çiftçilerin lahanadan vazgeçtiğini belirten Gürer, "Ovacık köyümüzdeyiz. Burası tarımla geçiniyor. Ancak burada daha çok yoğun olarak lahana ekiliyordu. Şimdi çiftçilerimizle sohbet ediyoruz. Bu yıl lahanadan vazgeçmişler. Çünkü lahana son yıllarda para kazandırmıyor. Onun yerine buğday, arpa ile işi sürdürmeye çalışıyorlar. Genel olarak her köyde ürün deseninde her yıl 'para kazanır mıyım, kazanmaz mıyım' düşüncesi değişkenliğe uğruyor. Bu kere de burada da bölge, hibrit dediğimiz yani erkenci lahananın üretim bölgesi. Türkiye'de lahanada ikinci sırada. Lahanamızın bir kısmı da ihraç ediliyordu. Bu durumda ihraç edilen bölgede lahananın bu yıl daha düşük bir rekoltesi olması olasılığı da var" dedi.
Çiftçiler ise artan maliyetler nedeniyle üretimi bırakmak zorunda kaldıklarını ifade etti:
"Bıraktık. Artık bir şey kazanamıyoruz. Mazot pahalandı, gübre pahalandı, şartlar ağır gelince işte bu durumlara düştük."

HAYVANCILIK DA BIRAKILIYOR

Çiftçiler yalnızca tarımdan değil, hayvancılıktan da çekilmek zorunda kaldıklarını dile getirdi. Bir üretici bu yıl arpa ektiklerini belirterek, "Arpa ektik. İşte inekçilik yapıyorduk, bıraktık. Yem pahalı. Süt bildiğin gibi ayak altı. Yani sıkıntılı durumdayız. Onun için yapılacak bir şey yok" dedi.

GÜBRE VE MAZOT FİYATLARI ÜRETİMİ ZORLUYOR

Gübre fiyatlarının çiftçiyi zorladığını belirten üreticiler, fiyatların ulaştığı noktayı şu sözlerle anlattı:
"Alamadık. Fiyatını dahi soramadık."
Bir başka çiftçi ise "Tonunu 40 bin liraya aldık. Mazot zaten hiç tutarlı değil. Bir bakıyorsun yükseliyor, bir bakıyorsun düşüyor. Şu an 90 liraya dayandı. Yaşam gücü kalmadı. Bitti, sona dayandı her şey. Traktörü çalıştıramayacağız. Benim traktörüm var. Günde 10 bin lira para olmazsa cebimde, pompaya yanaşamıyoruz. 9 bin liralık mazot alıyoruz. 110 litre alıyoruz. Battım diyorum. Ben başka bir şey demiyorum bu ortamda" diye konuştu.
Çiftçiler, traktörle arazi sürme maliyetlerinin bile karşılanamaz hale geldiğini belirterek, "Şimdi arkadaş dedi ki bana, '30 dönüm çiftim var.'30 dönüm çiftini süreceğim ama dönümü 500 lira dedim. Dedi 500 lira nasıl olur? 87 lira mazot. 500 lira deyince adama fazla geldi, yaptıramadı. İşimiz bitti demek istiyorum" şeklinde konuştu.






SULAMA VE ENERJİ MALİYETLERİ ARTIYOR

Artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirten CHP'li Ömer Fethi Gürer, sulama ve enerji fiyatlarının da yükseldiğini ifade ederek, "Elektriğe %25 zam gelince doğal olarak sulama %40 zamlanıyor. O da maliyeti artırıyor. Tabii gübre, enerji, gübre fiyatı artıyor."
Çiftçiler ise maliyet yükünün tamamen üreticinin sırtına yüklendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Hepsi köylünün sırtında. Hadi biz nasıl çıkacağız bu işin içinden? İndir bindir de oluyor. Bir gün zam, bir gün düşüyor. Mazot yükseldi mi yarın yine yükseliyor. Gübre zaten 40 bin liraya çıktı."

GÜRER'DEN "GARANTİLİ ÜRETİM" ÖNERİSİ

Çiftçilerin yaşadığı sorunlara çözüm önerilerini de paylaşan Ömer Fethi Gürer, garantili üretim modeline geçilmesi gerektiğini söyledi:
Gürer, "arkadaşlar, öneri olarak da şunu getiriyoruz: Garantili üretime geçin artık. Yani sen ektin ya, sana biz diyeceğiz ki bu bölgede örneğin lahana. Maliyetin bu, artı makul kâr ama alım garantili. Senin tarladan kalkanı biz alacağız. Biz bu sistemi getireceğiz" dedi.

MAZOTTA VERGİ KALDIRILSIN, DESTEK ARTIRILSIN

Tarımda maliyetlerin düşürülmesi gerektiğini vurgulayan Gürer,  "Mazotta ÖTV ve KDV'yi kaldıracağız. Bunun yanında gübrede, yemde sübvanse edip %50 destek vereceğiz. Tarım Kanunu'nun 21. maddesi var. 2006'da bu iktidar çıkarmış. Diyor ki 'Her yıl millî gelirin %1'i çiftçiye verilecek.' Biz de bunun peşine düşüyoruz. Ver diyoruz" diye konuştu.

"TÜRKİYE İTHALATA DAYALI TARIM POLİTİKASI İZLİYOR"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin tarımda dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, "Ama şimdi içine düştüğümüz durum şu: Türkiye ithalata dayalı. Buğday ithal, arpa ithal, fasulye ithal, nohut ithal, mercimek ithal, pamuk ithal, ayçiçeği ithal, hayvan yemi ithal, gübre ithal" diye konuştu.
Özelleştirmelerin tarım sektörünü olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, "Bu ülkede yem fabrikası özelleştirilirken, gübre fabrikası özelleştirilirken kimsenin sesi çıktı mı? Çıkmadı" şeklinde konuştu.






"DIŞA BAĞIMLILIK ZAMLARI TETİKLİYOR"

İran'daki gelişmelerin bile gübre fiyatlarını etkilediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, dışa bağımlılığın sonuçlarına dikkat çekti:
"Şimdi İran'da savaş oldu. İran'da gübre fabrikasına bomba düştü. Türkiye'de üre 33.000 liraya çıktı. Çünkü oradan geliyor. Gübre 40.000 lira oldu. Çiftçi bu gübre fiyatını nasıl versin? "Bak, mazot 80-90 liraya dayandı. Ne olacağı belli değil. Gel git yaşıyoruz. Belki yine savaş devam edecek. Mazotu ithal, yemi ithal, gübresi ithal. Dışa bağımlıyız. Orada adam öksürse biz burada grip oluyoruz. İran'da savaş başladı, her şeye zam geldi."

"KENDİ KENDİNE YETER BİR TARIM POLİTİKASI ŞART"

Gürer, tarımda çözümün yerli üretimin desteklenmesi olduğunu vurgulayarak, "Onun için kendi kendine yeter ve kendi üreticisini destekleyen bir anlayışa ihtiyacımız var," dedi. POMPAYA YANAŞAMIYORUZ"

ÜRETİCİ: "BATTIK DİYORUM, BAŞKA BİRŞEY DEMİYORUM"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde'nin Ulukışla ilçesine bağlı Ovacık köyünde çiftçilerle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinledi. Tarımsal üretimde yaşanan maliyet artışları, çiftçilerin ürün desenini değiştirmesine neden olurken, üreticiler artan mazot, gübre ve yem fiyatları nedeniyle üretimi sürdüremediklerini dile getirdi.

LAHANA ÜRETİMİ BIRAKILIYOR

Ulukışla ilçesinin köylerine ziyarette bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ovacık köyünde köy sakinleriyle görüştü. Köyde daha önce yoğun olarak lahana üretildiğini ancak bu yıl çiftçilerin lahanadan vazgeçtiğini belirten Gürer, "Ovacık köyümüzdeyiz. Burası tarımla geçiniyor. Ancak burada daha çok yoğun olarak lahana ekiliyordu. Şimdi çiftçilerimizle sohbet ediyoruz. Bu yıl lahanadan vazgeçmişler. Çünkü lahana son yıllarda para kazandırmıyor. Onun yerine buğday, arpa ile işi sürdürmeye çalışıyorlar. Genel olarak her köyde ürün deseninde her yıl 'para kazanır mıyım, kazanmaz mıyım' düşüncesi değişkenliğe uğruyor. Bu kere de burada da bölge, hibrit dediğimiz yani erkenci lahananın üretim bölgesi. Türkiye'de lahanada ikinci sırada. Lahanamızın bir kısmı da ihraç ediliyordu. Bu durumda ihraç edilen bölgede lahananın bu yıl daha düşük bir rekoltesi olması olasılığı da var" dedi.
Çiftçiler ise artan maliyetler nedeniyle üretimi bırakmak zorunda kaldıklarını ifade etti:

"Bıraktık. Artık bir şey kazanamıyoruz. Mazot pahalandı, gübre pahalandı, şartlar ağır gelince işte bu durumlara düştük."






HAYVANCILIK DA BIRAKILIYOR

Çiftçiler yalnızca tarımdan değil, hayvancılıktan da çekilmek zorunda kaldıklarını dile getirdi. Bir üretici bu yıl arpa ektiklerini belirterek, "Arpa ektik. İşte inekçilik yapıyorduk, bıraktık. Yem pahalı. Süt bildiğin gibi ayak altı. Yani sıkıntılı durumdayız. Onun için yapılacak bir şey yok," dedi.

GÜBRE VE MAZOT FİYATLARI ÜRETİMİ ZORLUYOR

Gübre fiyatlarının çiftçiyi zorladığını belirten üreticiler, fiyatların ulaştığı noktayı şu sözlerle anlattı:

"Alamadık. Fiyatını dahi soramadık."

Bir başka çiftçi ise "Tonunu 40 bin liraya aldık. Mazot zaten hiç tutarlı değil. Bir bakıyorsun yükseliyor, bir bakıyorsun düşüyor. Şu an 90 liraya dayandı. Yaşam gücü kalmadı. Bitti, sona dayandı her şey. Traktörü çalıştıramayacağız. Benim traktörüm var. Günde 10 bin lira para olmazsa cebimde, pompaya yanaşamıyoruz. 9 bin liralık mazot alıyoruz. 110 litre alıyoruz. Battım diyorum. Ben başka bir şey demiyorum bu ortamda" diye konuştu.

Çiftçiler, traktörle arazi sürme maliyetlerinin bile karşılanamaz hale geldiğini belirterek, "Şimdi arkadaş dedi ki bana, '30 dönüm çiftim var.' Dedim arkadaşım, 30 dönüm çiftini süreceğim ama dönümü 500 lira dedim. Dedi 500 lira nasıl olur? 87 lira mazot. 500 lira deyince adama fazla geldi, yaptıramadı. İşimiz bitti demek istiyorum," şeklinde konuştu.

SULAMA VE ENERJİ MALİYETLERİ ARTIYOR

Artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirten CHP'li Ömer Fethi Gürer, sulama ve enerji fiyatlarının da yükseldiğini ifade ederek, "Elektriğe %25 zam gelince doğal olarak sulama %40 zamlanıyor. O da maliyeti artırıyor. Tabii gübre, enerji, gübre fiyatı artıyor."

Çiftçiler ise maliyet yükünün tamamen üreticinin sırtına yüklendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Hepsi köylünün sırtında. Hadi biz nasıl çıkacağız bu işin içinden? İndir bindir de oluyor. Bir gün zam, bir gün düşüyor. Mazot yükseldi mi yarın yine yükseliyor. Gübre zaten 40 bin liraya çıktı."

GÜRER'DEN "GARANTİLİ ÜRETİM" ÖNERİSİ

Çiftçilerin yaşadığı sorunlara çözüm önerilerini de paylaşan Ömer Fethi Gürer, garantili üretim modeline geçilmesi gerektiğini söyledi:
Gürer, "Şimdi biz arkadaşlar, öneri olarak da şunu getiriyoruz: Garantili üretime geçin artık. Yani sen ektin ya, sana biz diyeceğiz ki bu bölgede örneğin lahana. Maliyetin bu, artı makul kâr ama alım garantili. Senin tarladan kalkanı biz alacağız. Biz bu sistemi getireceğiz" dedi.






MAZOTTA VERGİ KALDIRILSIN, DESTEK ARTIRILSIN

Tarımda maliyetlerin düşürülmesi gerektiğini vurgulayan Gürer,  "Mazotta ÖTV ve KDV'yi kaldıracağız. Bunun yanında gübrede, yemde sübvanse edip %50 destek vereceğiz. Tarım Kanunu'nun 21. maddesi var. 2006'da bu iktidar çıkarmış. Diyor ki 'Her yıl millî gelirin %1'i çiftçiye verilecek.' Biz de bunun peşine düşüyoruz. Ver diyoruz" diye konuştu.

Gürer, 2026 yılı için verilmesi gereken destek ile ayrılan destek arasındaki farkın dikkat çekici olduğunu belirterek, " 2026 yılında kanuna göre verilmesi gereken destek 772 milyar lira. Peki çiftçiye ayrılan destek ne? 168 milyar lira. Işte sorun burada başlıyor" dedi.






"TÜRKİYE İTHALATA DAYALI TARIM POLİTİKASI İZLİYOR"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin tarımda dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, "Ama şimdi içine düştüğümüz durum şu: Türkiye ithalata dayalı. Buğday ithal, arpa ithal, fasulye ithal, nohut ithal, mercimek ithal, pamuk ithal, ayçiçeği ithal, hayvan yemi ithal, gübre ithal" diye konuştu.

Özelleştirmelerin tarım sektörünü olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, "Bu ülkede yem fabrikası özelleştirilirken, gübre fabrikası özelleştirilirken kimsenin sesi çıktı mı? Çıkmadı" şeklinde konuştu.






"DIŞA BAĞIMLILIK ZAMLARI TETİKLİYOR"

İran'daki gelişmelerin bile gübre fiyatlarını etkilediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, dışa bağımlılığın sonuçlarına dikkat çekti:
"Şimdi İran'da savaş oldu. İran'da gübre fabrikasına bomba düştü. Türkiye'de üre 33.000 liraya çıktı. Çünkü oradan geliyor. Gübre 40.000 lira oldu. Çiftçi bu gübre fiyatını nasıl versin? "Bak, mazot 80-90 liraya dayandı. Ne olacağı belli değil. Gel git yaşıyoruz. Belki yine savaş devam edecek. Mazotu ithal, yemi ithal, gübresi ithal. Dışa bağımlıyız. Orada adam öksürse biz burada grip oluyoruz. İran'da savaş başladı, her şeye zam geldi."






"KENDİ KENDİNE YETER BİR TARIM POLİTİKASI ŞART"

Gürer, tarımda çözümün yerli üretimin desteklenmesi olduğunu vurgulayarak, "Onun için kendi kendine yeter ve kendi üreticisini destekleyen bir anlayışa ihtiyacımız var" dedi.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.