logo
08 AĞUSTOS 2026

CHP Niğde Milletvekili Gürer, Niğde'nin Ovacık köyünde çiftçilerle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinledi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde'nin Ulukışla ilçesine bağlı Ovacık köyünde çiftçilerle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinledi. Tarımsal üretimde yaşanan maliyet artışları, çiftçilerin ürün desenini değiştirmesine neden olurken, üreticiler artan mazot, gübre ve yem fiyatları nedeniyle üretimi sürdüremediklerini dile getirdi.
 

17.04.2026 12:04:00 / Güncelleme: 17.04.2026 12:17:15
Haber Merkezi
 
 CHP Niğde Milletvekili Gürer, Niğde'nin Ovacık köyünde çiftçilerle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinledi
 CHP Niğde Milletvekili Gürer, Niğde'nin Ovacık köyünde çiftçilerle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinledi
HİBRİT LAHANA ÜRETİMİ BIRAKILIYOR

Ulukışla ilçesinin köylerine ziyarette bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ovacık köyünde köy sakinleriyle görüştü. Köyde daha önce yoğun olarak lahana üretildiğini ancak bu yıl çiftçilerin lahanadan vazgeçtiğini belirten Gürer, "Ovacık köyümüzdeyiz. Burası tarımla geçiniyor. Ancak burada daha çok yoğun olarak lahana ekiliyordu. Şimdi çiftçilerimizle sohbet ediyoruz. Bu yıl lahanadan vazgeçmişler. Çünkü lahana son yıllarda para kazandırmıyor. Onun yerine buğday, arpa ile işi sürdürmeye çalışıyorlar. Genel olarak her köyde ürün deseninde her yıl 'para kazanır mıyım, kazanmaz mıyım' düşüncesi değişkenliğe uğruyor. Bu kere de burada da bölge, hibrit dediğimiz yani erkenci lahananın üretim bölgesi. Türkiye'de lahanada ikinci sırada. Lahanamızın bir kısmı da ihraç ediliyordu. Bu durumda ihraç edilen bölgede lahananın bu yıl daha düşük bir rekoltesi olması olasılığı da var" dedi.
Çiftçiler ise artan maliyetler nedeniyle üretimi bırakmak zorunda kaldıklarını ifade etti:
"Bıraktık. Artık bir şey kazanamıyoruz. Mazot pahalandı, gübre pahalandı, şartlar ağır gelince işte bu durumlara düştük."

HAYVANCILIK DA BIRAKILIYOR

Çiftçiler yalnızca tarımdan değil, hayvancılıktan da çekilmek zorunda kaldıklarını dile getirdi. Bir üretici bu yıl arpa ektiklerini belirterek, "Arpa ektik. İşte inekçilik yapıyorduk, bıraktık. Yem pahalı. Süt bildiğin gibi ayak altı. Yani sıkıntılı durumdayız. Onun için yapılacak bir şey yok" dedi.

GÜBRE VE MAZOT FİYATLARI ÜRETİMİ ZORLUYOR

Gübre fiyatlarının çiftçiyi zorladığını belirten üreticiler, fiyatların ulaştığı noktayı şu sözlerle anlattı:
"Alamadık. Fiyatını dahi soramadık."
Bir başka çiftçi ise "Tonunu 40 bin liraya aldık. Mazot zaten hiç tutarlı değil. Bir bakıyorsun yükseliyor, bir bakıyorsun düşüyor. Şu an 90 liraya dayandı. Yaşam gücü kalmadı. Bitti, sona dayandı her şey. Traktörü çalıştıramayacağız. Benim traktörüm var. Günde 10 bin lira para olmazsa cebimde, pompaya yanaşamıyoruz. 9 bin liralık mazot alıyoruz. 110 litre alıyoruz. Battım diyorum. Ben başka bir şey demiyorum bu ortamda" diye konuştu.
Çiftçiler, traktörle arazi sürme maliyetlerinin bile karşılanamaz hale geldiğini belirterek, "Şimdi arkadaş dedi ki bana, '30 dönüm çiftim var.'30 dönüm çiftini süreceğim ama dönümü 500 lira dedim. Dedi 500 lira nasıl olur? 87 lira mazot. 500 lira deyince adama fazla geldi, yaptıramadı. İşimiz bitti demek istiyorum" şeklinde konuştu.






SULAMA VE ENERJİ MALİYETLERİ ARTIYOR

Artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirten CHP'li Ömer Fethi Gürer, sulama ve enerji fiyatlarının da yükseldiğini ifade ederek, "Elektriğe %25 zam gelince doğal olarak sulama %40 zamlanıyor. O da maliyeti artırıyor. Tabii gübre, enerji, gübre fiyatı artıyor."
Çiftçiler ise maliyet yükünün tamamen üreticinin sırtına yüklendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Hepsi köylünün sırtında. Hadi biz nasıl çıkacağız bu işin içinden? İndir bindir de oluyor. Bir gün zam, bir gün düşüyor. Mazot yükseldi mi yarın yine yükseliyor. Gübre zaten 40 bin liraya çıktı."

GÜRER'DEN "GARANTİLİ ÜRETİM" ÖNERİSİ

Çiftçilerin yaşadığı sorunlara çözüm önerilerini de paylaşan Ömer Fethi Gürer, garantili üretim modeline geçilmesi gerektiğini söyledi:
Gürer, "arkadaşlar, öneri olarak da şunu getiriyoruz: Garantili üretime geçin artık. Yani sen ektin ya, sana biz diyeceğiz ki bu bölgede örneğin lahana. Maliyetin bu, artı makul kâr ama alım garantili. Senin tarladan kalkanı biz alacağız. Biz bu sistemi getireceğiz" dedi.

MAZOTTA VERGİ KALDIRILSIN, DESTEK ARTIRILSIN

Tarımda maliyetlerin düşürülmesi gerektiğini vurgulayan Gürer,  "Mazotta ÖTV ve KDV'yi kaldıracağız. Bunun yanında gübrede, yemde sübvanse edip %50 destek vereceğiz. Tarım Kanunu'nun 21. maddesi var. 2006'da bu iktidar çıkarmış. Diyor ki 'Her yıl millî gelirin %1'i çiftçiye verilecek.' Biz de bunun peşine düşüyoruz. Ver diyoruz" diye konuştu.

"TÜRKİYE İTHALATA DAYALI TARIM POLİTİKASI İZLİYOR"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin tarımda dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, "Ama şimdi içine düştüğümüz durum şu: Türkiye ithalata dayalı. Buğday ithal, arpa ithal, fasulye ithal, nohut ithal, mercimek ithal, pamuk ithal, ayçiçeği ithal, hayvan yemi ithal, gübre ithal" diye konuştu.
Özelleştirmelerin tarım sektörünü olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, "Bu ülkede yem fabrikası özelleştirilirken, gübre fabrikası özelleştirilirken kimsenin sesi çıktı mı? Çıkmadı" şeklinde konuştu.






"DIŞA BAĞIMLILIK ZAMLARI TETİKLİYOR"

İran'daki gelişmelerin bile gübre fiyatlarını etkilediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, dışa bağımlılığın sonuçlarına dikkat çekti:
"Şimdi İran'da savaş oldu. İran'da gübre fabrikasına bomba düştü. Türkiye'de üre 33.000 liraya çıktı. Çünkü oradan geliyor. Gübre 40.000 lira oldu. Çiftçi bu gübre fiyatını nasıl versin? "Bak, mazot 80-90 liraya dayandı. Ne olacağı belli değil. Gel git yaşıyoruz. Belki yine savaş devam edecek. Mazotu ithal, yemi ithal, gübresi ithal. Dışa bağımlıyız. Orada adam öksürse biz burada grip oluyoruz. İran'da savaş başladı, her şeye zam geldi."

"KENDİ KENDİNE YETER BİR TARIM POLİTİKASI ŞART"

Gürer, tarımda çözümün yerli üretimin desteklenmesi olduğunu vurgulayarak, "Onun için kendi kendine yeter ve kendi üreticisini destekleyen bir anlayışa ihtiyacımız var," dedi. POMPAYA YANAŞAMIYORUZ"

ÜRETİCİ: "BATTIK DİYORUM, BAŞKA BİRŞEY DEMİYORUM"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde'nin Ulukışla ilçesine bağlı Ovacık köyünde çiftçilerle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları yerinde dinledi. Tarımsal üretimde yaşanan maliyet artışları, çiftçilerin ürün desenini değiştirmesine neden olurken, üreticiler artan mazot, gübre ve yem fiyatları nedeniyle üretimi sürdüremediklerini dile getirdi.

LAHANA ÜRETİMİ BIRAKILIYOR

Ulukışla ilçesinin köylerine ziyarette bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ovacık köyünde köy sakinleriyle görüştü. Köyde daha önce yoğun olarak lahana üretildiğini ancak bu yıl çiftçilerin lahanadan vazgeçtiğini belirten Gürer, "Ovacık köyümüzdeyiz. Burası tarımla geçiniyor. Ancak burada daha çok yoğun olarak lahana ekiliyordu. Şimdi çiftçilerimizle sohbet ediyoruz. Bu yıl lahanadan vazgeçmişler. Çünkü lahana son yıllarda para kazandırmıyor. Onun yerine buğday, arpa ile işi sürdürmeye çalışıyorlar. Genel olarak her köyde ürün deseninde her yıl 'para kazanır mıyım, kazanmaz mıyım' düşüncesi değişkenliğe uğruyor. Bu kere de burada da bölge, hibrit dediğimiz yani erkenci lahananın üretim bölgesi. Türkiye'de lahanada ikinci sırada. Lahanamızın bir kısmı da ihraç ediliyordu. Bu durumda ihraç edilen bölgede lahananın bu yıl daha düşük bir rekoltesi olması olasılığı da var" dedi.
Çiftçiler ise artan maliyetler nedeniyle üretimi bırakmak zorunda kaldıklarını ifade etti:

"Bıraktık. Artık bir şey kazanamıyoruz. Mazot pahalandı, gübre pahalandı, şartlar ağır gelince işte bu durumlara düştük."






HAYVANCILIK DA BIRAKILIYOR

Çiftçiler yalnızca tarımdan değil, hayvancılıktan da çekilmek zorunda kaldıklarını dile getirdi. Bir üretici bu yıl arpa ektiklerini belirterek, "Arpa ektik. İşte inekçilik yapıyorduk, bıraktık. Yem pahalı. Süt bildiğin gibi ayak altı. Yani sıkıntılı durumdayız. Onun için yapılacak bir şey yok," dedi.

GÜBRE VE MAZOT FİYATLARI ÜRETİMİ ZORLUYOR

Gübre fiyatlarının çiftçiyi zorladığını belirten üreticiler, fiyatların ulaştığı noktayı şu sözlerle anlattı:

"Alamadık. Fiyatını dahi soramadık."

Bir başka çiftçi ise "Tonunu 40 bin liraya aldık. Mazot zaten hiç tutarlı değil. Bir bakıyorsun yükseliyor, bir bakıyorsun düşüyor. Şu an 90 liraya dayandı. Yaşam gücü kalmadı. Bitti, sona dayandı her şey. Traktörü çalıştıramayacağız. Benim traktörüm var. Günde 10 bin lira para olmazsa cebimde, pompaya yanaşamıyoruz. 9 bin liralık mazot alıyoruz. 110 litre alıyoruz. Battım diyorum. Ben başka bir şey demiyorum bu ortamda" diye konuştu.

Çiftçiler, traktörle arazi sürme maliyetlerinin bile karşılanamaz hale geldiğini belirterek, "Şimdi arkadaş dedi ki bana, '30 dönüm çiftim var.' Dedim arkadaşım, 30 dönüm çiftini süreceğim ama dönümü 500 lira dedim. Dedi 500 lira nasıl olur? 87 lira mazot. 500 lira deyince adama fazla geldi, yaptıramadı. İşimiz bitti demek istiyorum," şeklinde konuştu.

SULAMA VE ENERJİ MALİYETLERİ ARTIYOR

Artan maliyetlerin üretimi zorlaştırdığını belirten CHP'li Ömer Fethi Gürer, sulama ve enerji fiyatlarının da yükseldiğini ifade ederek, "Elektriğe %25 zam gelince doğal olarak sulama %40 zamlanıyor. O da maliyeti artırıyor. Tabii gübre, enerji, gübre fiyatı artıyor."

Çiftçiler ise maliyet yükünün tamamen üreticinin sırtına yüklendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Hepsi köylünün sırtında. Hadi biz nasıl çıkacağız bu işin içinden? İndir bindir de oluyor. Bir gün zam, bir gün düşüyor. Mazot yükseldi mi yarın yine yükseliyor. Gübre zaten 40 bin liraya çıktı."

GÜRER'DEN "GARANTİLİ ÜRETİM" ÖNERİSİ

Çiftçilerin yaşadığı sorunlara çözüm önerilerini de paylaşan Ömer Fethi Gürer, garantili üretim modeline geçilmesi gerektiğini söyledi:
Gürer, "Şimdi biz arkadaşlar, öneri olarak da şunu getiriyoruz: Garantili üretime geçin artık. Yani sen ektin ya, sana biz diyeceğiz ki bu bölgede örneğin lahana. Maliyetin bu, artı makul kâr ama alım garantili. Senin tarladan kalkanı biz alacağız. Biz bu sistemi getireceğiz" dedi.






MAZOTTA VERGİ KALDIRILSIN, DESTEK ARTIRILSIN

Tarımda maliyetlerin düşürülmesi gerektiğini vurgulayan Gürer,  "Mazotta ÖTV ve KDV'yi kaldıracağız. Bunun yanında gübrede, yemde sübvanse edip %50 destek vereceğiz. Tarım Kanunu'nun 21. maddesi var. 2006'da bu iktidar çıkarmış. Diyor ki 'Her yıl millî gelirin %1'i çiftçiye verilecek.' Biz de bunun peşine düşüyoruz. Ver diyoruz" diye konuştu.

Gürer, 2026 yılı için verilmesi gereken destek ile ayrılan destek arasındaki farkın dikkat çekici olduğunu belirterek, " 2026 yılında kanuna göre verilmesi gereken destek 772 milyar lira. Peki çiftçiye ayrılan destek ne? 168 milyar lira. Işte sorun burada başlıyor" dedi.






"TÜRKİYE İTHALATA DAYALI TARIM POLİTİKASI İZLİYOR"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin tarımda dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, "Ama şimdi içine düştüğümüz durum şu: Türkiye ithalata dayalı. Buğday ithal, arpa ithal, fasulye ithal, nohut ithal, mercimek ithal, pamuk ithal, ayçiçeği ithal, hayvan yemi ithal, gübre ithal" diye konuştu.

Özelleştirmelerin tarım sektörünü olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, "Bu ülkede yem fabrikası özelleştirilirken, gübre fabrikası özelleştirilirken kimsenin sesi çıktı mı? Çıkmadı" şeklinde konuştu.






"DIŞA BAĞIMLILIK ZAMLARI TETİKLİYOR"

İran'daki gelişmelerin bile gübre fiyatlarını etkilediğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, dışa bağımlılığın sonuçlarına dikkat çekti:
"Şimdi İran'da savaş oldu. İran'da gübre fabrikasına bomba düştü. Türkiye'de üre 33.000 liraya çıktı. Çünkü oradan geliyor. Gübre 40.000 lira oldu. Çiftçi bu gübre fiyatını nasıl versin? "Bak, mazot 80-90 liraya dayandı. Ne olacağı belli değil. Gel git yaşıyoruz. Belki yine savaş devam edecek. Mazotu ithal, yemi ithal, gübresi ithal. Dışa bağımlıyız. Orada adam öksürse biz burada grip oluyoruz. İran'da savaş başladı, her şeye zam geldi."






"KENDİ KENDİNE YETER BİR TARIM POLİTİKASI ŞART"

Gürer, tarımda çözümün yerli üretimin desteklenmesi olduğunu vurgulayarak, "Onun için kendi kendine yeter ve kendi üreticisini destekleyen bir anlayışa ihtiyacımız var" dedi.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.