Kamuoyunda eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bir gurup delege 19 Kasım 2023 tarihinde Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek 'para karşılığı oy kullanıldığı' iddiası ile dava açtılar.
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara'ya gönderdi. Aynı iddialar ile Ankara Asliye Hukuk mahkemelerinde iptal davaları açıldı.
Bu süreçte YSK yani hakimlerden oluşan 'Yüksek Seçim Kurulu' (ki, seçimler hakkında tek yetkili organdır) Özgür Özel'e, parti yönetimi, seçilen belediye başkanlarına da mazbatalarını verdi. Hatta 2024 yerel seçimlerinin iptali başvurusunu bile reddetti.
İddialar ortada, savunmalar ortada ve 2 buçuk yılda karar veremeyen artı hukukçulardan öğrendiğim kadarı ile karar verme yetkisi bile olmayan bir mahkeme, CHP'ye Kemal Kılıçdaroğlu'nu başkan atadı.
O yetkisiz mahkeme 2 buçuk yıl neden bekledi? Tek yetkili kurum olan ve mazbataları veren YSK şimdi neden CHP'nin itirazını kale bile almadı?
Ortada zamana yayılmış ana muhalefet partisini bölme planının olduğu net.
80 yaşına dayanmış Bay Kemal bu planı bilmiyor, görmüyor, anlamıyor muydu?
Şimdi neden kendisine, 'hain, bölücü, işbirlikçi' denilmesine alınıyor.
Oysa yapması gereken!
Bu karar açıklandığında yılların siyasetçisi olarak, 'bölgemiz ateş çemberi, insanımız aç, çıplak, sahipsiz, borç batağına batırılmış, planlı olarak fakirleştirilmiş, yargı parsellenmiş, ülkenin kaynakları peşkeş çekilmeye devam ederken çaresiz kalmış iktidarın, bizim üzerimizden gündemi değiştirmesine ve siyaset üretmesine izin vermeyeceğiz. CHP yönetimi ile görüşüp hemen genel kurul kararı alıp, seçilen başkan ile Türkiye'yi bu iktidar ve ittifakından kurtarmak için hep birlikte hareket edeceğiz' açıklaması yapması gerekmez miydi?
Özgür Özel
Bay Kemal bunları yapmadı. Peki, Özgür Özel bizzat Bay Kemal'in ayağına giderek bu başlıklar ile 'gelin bu kirli oyuna Atatürk'ün partisini alet etmeyelim' çağrısı yapması gerekmez miydi?
Diğer taraftan mahkeme bu kararı vermiş. Kararın siyasi olduğu konusunda hiç kimsenin şüphesi yok. Genel merkezin boşaltılacağı da herkesin malumu.
Sayın Özel ve kurmayları, genel merkezi kilitlemek yerine, toma üzerinde poz vermek yerine, polis geldiğinde, polisi kapıda karşılayıp, 'devlette bizim, poliste bizim, yargıda bizim. Partimiz, Bay Kemal tarafından polis ile teslim alınıyor. Bizde, halkımıza gidip, halkın olanı Bay Kemal'den geri alacağız' deseydi Bay Kemal ve arkasındakiler büyük bir hüsrana uğrayacaktı.
Milli Cephe
Türkiye'yi tek parti iktidarı ve de ittifakından kurtarmanın tek yolu sağcısı, solcusu, dincisi, dinsizi, milliyetçisi, liberali vs. toplumun bütün kesimlerini bir araya getirmek gerekiyordu.
Bunu sağlayacak ana muhalefet partisi CHP idi. Özgür Özel yönetimi bu adımı atmamakta ısrar etti.
Bu saatten sonra CHP başlığında siyaset birliği yalan olmuştur. Zaten istenen de buydu.
Evet, CHP ismi artık lokomotif değil ama ihtiyaç aynıdır. İktidar ve ittifakına karşı milli cephe birliğidir.
Tam bağımsız Türkiye için eğer birileri yolu kapatmışsa, bu hedefte olanlara düşen ya yeni bir yol bulmak ya da yeni bir yol yapmaktır.
Göze batanlar
Yıllardır, aylardır ertelenen 'butlan' kararını mahkemeden önce yandaş bir gazeteci duyuruyor.
Mahkeme başkanı daha sözlerini bitirmeden Adalet Bakanı kara hakkında 'hukukun üstünlüğüne' vurgu yapıp, yargı kararlarına uymaya çağırıyor.
Yıllardır CHP'nin noktasından, virgülünden siyaset üretip, halkın önüne atan, her türlü suçlama ve ithamları sıralamaktan kaçınmayan, tehdit eden hatta birkaç gün önce 'ana muhalefetin nasıl olması gerektiğini' açıklayan iktidar partisi şimdi 'bu CHP'nin iç meselesidir, bizi ilgilendirmez' diyor.
AK Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı: Ömer Çelik, "CHP'nin içi Ortadoğu'dan bile karışık, bir siyasetçinin konuşacağı yer ya kürsüdür ya da parti otobüsüdür. TOMA'nın üzerinde ne işi var' şeklinde bir çıkış yaptı.
Sayın Çelik! Cami içinde, cami önünde, şehit tabutunun başında konuşanlar için ne düşünüyorsunuz?
Buralarda konuşmak siyasetçinin işi midir?
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara'ya gönderdi. Aynı iddialar ile Ankara Asliye Hukuk mahkemelerinde iptal davaları açıldı.
Bu süreçte YSK yani hakimlerden oluşan 'Yüksek Seçim Kurulu' (ki, seçimler hakkında tek yetkili organdır) Özgür Özel'e, parti yönetimi, seçilen belediye başkanlarına da mazbatalarını verdi. Hatta 2024 yerel seçimlerinin iptali başvurusunu bile reddetti.
İddialar ortada, savunmalar ortada ve 2 buçuk yılda karar veremeyen artı hukukçulardan öğrendiğim kadarı ile karar verme yetkisi bile olmayan bir mahkeme, CHP'ye Kemal Kılıçdaroğlu'nu başkan atadı.
O yetkisiz mahkeme 2 buçuk yıl neden bekledi? Tek yetkili kurum olan ve mazbataları veren YSK şimdi neden CHP'nin itirazını kale bile almadı?
Ortada zamana yayılmış ana muhalefet partisini bölme planının olduğu net.
80 yaşına dayanmış Bay Kemal bu planı bilmiyor, görmüyor, anlamıyor muydu?
Şimdi neden kendisine, 'hain, bölücü, işbirlikçi' denilmesine alınıyor.
Oysa yapması gereken!
Bu karar açıklandığında yılların siyasetçisi olarak, 'bölgemiz ateş çemberi, insanımız aç, çıplak, sahipsiz, borç batağına batırılmış, planlı olarak fakirleştirilmiş, yargı parsellenmiş, ülkenin kaynakları peşkeş çekilmeye devam ederken çaresiz kalmış iktidarın, bizim üzerimizden gündemi değiştirmesine ve siyaset üretmesine izin vermeyeceğiz. CHP yönetimi ile görüşüp hemen genel kurul kararı alıp, seçilen başkan ile Türkiye'yi bu iktidar ve ittifakından kurtarmak için hep birlikte hareket edeceğiz' açıklaması yapması gerekmez miydi?
Özgür Özel
Bay Kemal bunları yapmadı. Peki, Özgür Özel bizzat Bay Kemal'in ayağına giderek bu başlıklar ile 'gelin bu kirli oyuna Atatürk'ün partisini alet etmeyelim' çağrısı yapması gerekmez miydi?
Diğer taraftan mahkeme bu kararı vermiş. Kararın siyasi olduğu konusunda hiç kimsenin şüphesi yok. Genel merkezin boşaltılacağı da herkesin malumu.
Sayın Özel ve kurmayları, genel merkezi kilitlemek yerine, toma üzerinde poz vermek yerine, polis geldiğinde, polisi kapıda karşılayıp, 'devlette bizim, poliste bizim, yargıda bizim. Partimiz, Bay Kemal tarafından polis ile teslim alınıyor. Bizde, halkımıza gidip, halkın olanı Bay Kemal'den geri alacağız' deseydi Bay Kemal ve arkasındakiler büyük bir hüsrana uğrayacaktı.
Milli Cephe
Türkiye'yi tek parti iktidarı ve de ittifakından kurtarmanın tek yolu sağcısı, solcusu, dincisi, dinsizi, milliyetçisi, liberali vs. toplumun bütün kesimlerini bir araya getirmek gerekiyordu.
Bunu sağlayacak ana muhalefet partisi CHP idi. Özgür Özel yönetimi bu adımı atmamakta ısrar etti.
Bu saatten sonra CHP başlığında siyaset birliği yalan olmuştur. Zaten istenen de buydu.
Evet, CHP ismi artık lokomotif değil ama ihtiyaç aynıdır. İktidar ve ittifakına karşı milli cephe birliğidir.
Tam bağımsız Türkiye için eğer birileri yolu kapatmışsa, bu hedefte olanlara düşen ya yeni bir yol bulmak ya da yeni bir yol yapmaktır.
Göze batanlar
Yıllardır, aylardır ertelenen 'butlan' kararını mahkemeden önce yandaş bir gazeteci duyuruyor.
Mahkeme başkanı daha sözlerini bitirmeden Adalet Bakanı kara hakkında 'hukukun üstünlüğüne' vurgu yapıp, yargı kararlarına uymaya çağırıyor.
Yıllardır CHP'nin noktasından, virgülünden siyaset üretip, halkın önüne atan, her türlü suçlama ve ithamları sıralamaktan kaçınmayan, tehdit eden hatta birkaç gün önce 'ana muhalefetin nasıl olması gerektiğini' açıklayan iktidar partisi şimdi 'bu CHP'nin iç meselesidir, bizi ilgilendirmez' diyor.
AK Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı: Ömer Çelik, "CHP'nin içi Ortadoğu'dan bile karışık, bir siyasetçinin konuşacağı yer ya kürsüdür ya da parti otobüsüdür. TOMA'nın üzerinde ne işi var' şeklinde bir çıkış yaptı.
Sayın Çelik! Cami içinde, cami önünde, şehit tabutunun başında konuşanlar için ne düşünüyorsunuz?
Buralarda konuşmak siyasetçinin işi midir?
Akın Aydın / diğer yazıları
- ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ diyenler nerede? / 13.07.2026
- 6. Filo’dan Ankara’daki NATO Zirvesine / 12.07.2026
- NATO sonuç bildirisi / 10.07.2026
- NATO zirvesinde hiç İslam aklınıza gelmedi mi? / 09.07.2026
- Ali Hamaney’in cenazesi ve Armageddon Savaşı / 08.07.2026
- Deniz Göktaş’a sahip çıkanlar ve karşı çıkanlar / 06.07.2026
- 4 Temmuz’u unutmadık, unutmayacağız! / 05.07.2026
- Türklüğümüzü elimizden almak istiyorlar / 04.07.2026
- Milli kimliğimiz ve şahsiyetimiz / 03.07.2026
- İşe Bak! En çok faiz ödeyenler faiz karşıtlığı yapıyor / 02.07.2026
- 6. Filo’dan Ankara’daki NATO Zirvesine / 12.07.2026
- NATO sonuç bildirisi / 10.07.2026
- NATO zirvesinde hiç İslam aklınıza gelmedi mi? / 09.07.2026
- Ali Hamaney’in cenazesi ve Armageddon Savaşı / 08.07.2026
- Deniz Göktaş’a sahip çıkanlar ve karşı çıkanlar / 06.07.2026
- 4 Temmuz’u unutmadık, unutmayacağız! / 05.07.2026
- Türklüğümüzü elimizden almak istiyorlar / 04.07.2026
- Milli kimliğimiz ve şahsiyetimiz / 03.07.2026
- İşe Bak! En çok faiz ödeyenler faiz karşıtlığı yapıyor / 02.07.2026
























































