logo
20 AĞUSTOS 2026

CHP’de 9 milletvekilin dosyası 18 Eylül’e ertelendi

CHP Yüksek Disiplin Kurulu’nda (YDK), bir süre önce CHP'den istifa ederek, YENİ Parti'ye katılan Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Ankara Milletvekili Umut Akdoğan ve Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın da aralarında yer aldığı dokuz milletvekilinin disiplin süreci 18 Eylül Cuma günü gerçekleştirilecek YDK toplantısına ertelendi

20.08.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
CHP’de 9 milletvekilin dosyası 18 Eylül’e ertelendi
CHP’de 9 milletvekilin dosyası 18 Eylül’e ertelendi
CHP Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen YDK toplantısında 81 dosya değerlendirildi. Dosyalar arasında bir süre önce CHP'den istifa ederek, YENİ Parti'nin kuruluşunda yer alan dokuz milletvekilinin dosyaları da bulunuyordu. Dokuz milletvekili hakkında karar verilemezken, dosyalar 18 Eylül Cuma günü yapılması planlanan YDK toplantısında yeniden ele alınacak.

CHP'li kurmayları erteleme kararına ilişkin olarak hukuki ve teknik gerekçelerin neden olduğunu belirtiyor. Alınan bilgilere göre, CHP Genel Merkezi'ne istifa dilekçelerini göndermeyen bu dokuz milletvekilinin dosyaları hakkında karar verilebilmesi için milletvekillerinin istifa dilekçelerini CHP Genel Merkezi'ne iletmesi ya da CHP yönetiminin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak bu isimlerin başka bir partiye üye olup olmadıklarını sorması gerekiyor.

8 milyonluk rüşveti mahkemede anlattı

İBB davasının 2. duruşmasının 4'üncü gününde, savunma yapan tutuksuz sanık iş insanı Hamit Demir, "2017'de ruhsatlarımızı çıkarma esnasında belediye gelirler müdürlüğüne gittiğimde bana, 'belediyeye bir ödeme yapacaksınız' dediler. Beni bir arkadaşa yönlendirdiler. O kişi bana, '8 milyon civarı bir ödeme yaparsanız, bu konuda destek oluruz' dedi. Baktım ki, yapmak zorundayım, yapmasam sıkıntı yaşayacağım. Ben de, 'şu anda hiç param yok, bu konuda nasıl destek olursunuz' dedim. Konuşma sonrası ruhsatlarımı aldım, inşaatımı yapıp bitirdim" dedi

20.08.2026 17:40:00 / Güncelleme: 20.08.2026 17:48:20
İhlas Haber Ajansı
 
8 milyonluk rüşveti mahkemede anlattı
8 milyonluk rüşveti mahkemede anlattı
'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasının ikinci duruşmasının görülmesine, 4'üncü gününde devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülen duruşmada, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor. Duruşmada, davanın soruşturma aşamasında tutuklanan ve daha sonra tahliye edilen İBB Özel Kalem Müdürü tutuksuz sanık Kadriye Kasapoğlu savunma yaptı.

"Benden bir suç örgütü üyesi çıkması mümkün değildir"

Sanık Kasapoğlu, savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "19 Mart'ta 100 çalışanım ve İBB başkanım gözaltına alındı. Bir suçun delillerini yok etmek için suç olması lazım. Bu iddiaları reddediyorum, böyle bir durum söz konusu değildir. Mesai arkadaşım Caner Kara'ya bir şeyler taşıtma talimatım olmamıştır. Bu iddia, beni yarısından fazlasını tanımadığım, örgüt olarak nitelendirilen insanların arasına koymuştur. Ben özel kalem müdürüyüm. Ben, devletin bana para verdiği işle yargılandım. Benden bir suç örgütü üyesi çıkması mümkün değildir. Ben, bir özel kalem müdürünün yetkileri dışına çıkarak bir işlem yapmadım" ifadelerini kullandı.

"İmamoğlu'ndan ruhsatlama konusunda destek istedim, 'tabii ki oluruz' dedi"

Kasapoğlu'nun savunmasının ardından tutuksuz sanık iş insanı Hamit Demir savunma yaptı. Savunmasında, savcılık aşamasında verdiği ifadeye açıklık getirmek istediğini vurgulayan sanık Demir, "2013 yılının son çeyreğinde Yusuf Uzun'a gittim. Uzun, bir arazi için 'çok sorunludur, bunu seçimden sonra gündeme getirelim' dedi. Savcılık İfademde, 'ruhsat alındı, sözleşme yapıldı' gibi karışıklığa neden olacak ifadeler yer aldı. Ben Murat Ongun'la herhangi bir görüşmem ve bir araya gelmem olmamıştır. 2010 senesinde ben, Beylikdüzü'nde ilk projemi yaparken bana bir plancı lazımdı.

Ben o zaman AK Parti belediye başkan yardımcısı Ali Bey'e, 'bir plancıya ihtiyacım var, bana destek olur musun' dedim. O da bana, 'Murat Çalık diye bir arkadaş var, biz de çalışıyoruz. Onunla görüşebilirsin' dedi ve numarasını verdi. Ben de görüştüm. Görüşmenin ardından da yaklaşık üç yıl Çalık ile beraber çalıştık. Sonra belediye seçimlerinde Murat Bey'le yolları ayırdık. Başka bir arkadaşla çalışmaya başladık. Burada çok hacizler vardı, çok davalar vardı. Malikler birbirine girmişti. Ben bura için çalışma yapmaya başlarken, Murat Çalık'a, 'burayı alacağım' dedim. O da bana, 'burası çok sorunlu, sıkıntılı. Açarsa açabilirsen al. Bu senin kararın' dedi. Ben de aldım. Aldıktan sonra yürütmelere başladım, görüşmelere. Belirli bir süre sonra satın almalar başladı. Sonraki süreçte Ekrem İmamoğlu'ndan randevu istedim. 2015 yılında İmamoğlu ile görüştüm. Dedim ki, 'bu arazileri alıyorum ama biraz sıkıntılı süreç, ruhsatlama konusunda destek istiyorum' dedim. O da, 'tabii ki oluruz' dedi" şeklinde konuştu.

"Belediye gelirler müdürlüğüne gittiğimde bana, '8 milyon civarı bir ödeme yaparsanız, bu konuda destek oluruz' dedi"

Savunmasına devam eden sanık Hamit Demir, "2017'de ruhsatlarımızı çıkarma esnasında belediye gelirler müdürlüğüne gittiğimde bana, 'belediyeye bir ödeme yapacaksınız' dediler. Beni bir arkadaşa yönlendirdiler.

O kişi bana, '8 milyon civarı bir ödeme yaparsanız, bu konuda destek oluruz' dedi. Baktım ki, yapmak zorundayım, yapmasam sıkıntı yaşayacağım. Ben de, 'şu anda hiç param yok, bu konuda nasıl destek olursunuz' dedim. Konuşma sonrası ruhsatlarımı aldım, inşaatımı yapıp bitirdim. Sonraki süreci şirketteki yöneticiler yürüttü. 8 milyon lira daire, çek ve nakit akışı oldu. Adem Soytekin'i ilk tanıdığımda benim taşeronluk işim vardı. Bir görüşmemde, Mehmet Murat Çalık da vardı. Çalık, Soytekin için dedi ki, 'düzgün bir arkadaş, buna iş verebilirsin' dedi. Ben de, 'bakarız' dedim. Şantiyeyi gezerken Soytekin bana, 'ben Ekrem Başkan'ın da işleri yapıyorum. Çok yoğun işim var, buraya da talibim' dedi. Biz de, 'değerlendirelim' dedik. Yönetim olarak değerlendirdikten sonra başka bir arkadaşla yürümeye karar verdik.

Adem Soytekin'i tercih etmeme nedenimiz, fiyattan ziyade tutumu, tavrı, şantiye şeflerinin kararıyla belirlendi. Murat Çalık sadece karşılaştığımız zaman 'ben, büyük, iyi bir taşeron aradım abi' dedi. Asla kimseyi tavsiye etmedi, yönlendirmedi. Sonraki süreçte biz bu dairelerin devamıyla ve belediye ödemeleriyle ilgili Adem Bey ile buluştuk. Buluşmada ona, 'buradaki inşaattan alır mısın' dedim. O ise kabul etmedi. Ondan sonra ki süreçte Adem Soytekin ile iş konularıyla ilgili görüşmedim" dedi. Duruşma, diğer sanıkların savunmaları ile devam ediyor.

Kocaeli'de denizde 2'si kadın 3 ceset bulundu

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde sahilde önce 2 kadının, kısa süre sonra ise bir erkeğin cansız bedeni bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı

20.08.2026 17:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kocaeli'de denizde 2'si kadın 3 ceset bulundu
Kocaeli'de denizde 2'si kadın 3 ceset bulundu
Cami Mahallesi'nde bulunan Şehit Cevher Dudayev Parkı Sahili'nde kıyıya vuran 2 kadının cansız bedeni bulundu. Kısa süre sonra aynı bölgede bir erkeğe ait cansız beden de görüldü.

Çevredekiler durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ve Sahil Güvenlik ekipleri sevk edildi. Bölgeye ulaşan ekipler tarafından yapılan ilk incelemede üzerlerinde kıyafetleri bulunduğu belirlenen 3 kişinin cenazesi, kimlik tespiti ve kesin ölüm nedenlerinin belirlenmesi amacıyla otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı.

Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı

20.08.2026 14:42:00
Haber Merkezi
 
BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı
BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı.
Davete 5 siyasi parti genel başkanının katılacağını ifade eden Önder, bu toplantının 'ittifak anlaşması' olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirterek, "Türkiye'nin bir milli ittifaka ihtiyacı vardır ama henüz konuşulmamış, anlaşılmamış mevzuların kamuoyunda konuşulmuş, anlaşılmış gibi gösterilmesini doğru bulmuyoruz" dedi. Önder şunları söyledi;
"Önümüzdeki cumartesi günü Ankara'da beş siyasi parti genel başkanı bir yemekte bir araya gelecek. Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ'ın daveti ve organizasyonuyla yapılan bu yemeğe Sayın Genel Başkanımız Hüseyin Baş Bey de katılacak. Bu toplantının yapılacak olmasının kamuoyuna yansıması üzerine kamuoyunda bu 5 partinin ittifak konusunda anlaştığı, yemeğe katılmayan partilerin ittifaka katılmak istemediği gibi bir algı oluşturulduğunu ve bu yönde tartışmalar yürüdüğünü görmekteyiz.

"Bu, ilk aşamada yapılan bir istişare toplantısıdır"

Öncelikle şunu ifade edelim: Bu, ilk aşamada yapılan bir istişare toplantısıdır. Elbette ki Türkiye'nin bir milli ittifaka ihtiyacı vardır. Bu ittifakın belli ilkeler üzerinde oluşturulması gereklidir. Tabii ki de Cumhuriyet'in kurucu değerleri, üniter yapımızın muhafaza edilmesi, millî birlik ve beraberliğimizin korunması, bu ilkeler üzerinden bir ittifakın şekillenmesi Türkiye için yakıcı bir ihtiyaçtır. Henüz konuşulmamış, anlaşılmamış mevzuların kamuoyunda konuşulmuş, anlaşılmış ve burada olmayanların da sanki buna tepki gösteriyor, buna uzak durmaya çalışıyor, ittifak yapmak istemiyor gibi bir algı oluşturulmasını biz doğru bulmuyoruz. Türkiye'nin ittifaka ihtiyacı var. Hem de çok daha geniş çaplı bir ittifaka, bütün millî duruş sahibi olan siyasi partilerin katılacağı bir ittifaka ihtiyacı var."

Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı

Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı. Uzmanlar, büyüklükleri 1.1 ile 2.8 arasında değişen sarsıntıların olası etkilerini ve fay hatlarındaki durumunu değerlendirerek kamuoyunda oluşan tedirginliğe açıklık getirdi

20.08.2026 14:20:00
Haber Merkezi
 
Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı
Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı
Marmara Denizi'nde özellikle Adalar merkezli üst üste depremler kaydedildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile Kandilli Rasathanesi verilerine göre, 20 Ağustos gecesinin ilk saatlerinden itibaren büyüklükleri 1.1 ile 2.8 arasında değişen çok sayıda mikrodeprem meydana geldi. Bölgedeki sismik hareketliliğin ardından deprem bilimciler hareketliliğin kaynağına ve olası etkilerine ilişkin açıklamalar yaptı.

AHMET ERCAN: EN ERKEN 2045 EN OLASI 2075
Deprem bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, hareketliliğin öncü sarsıntı olarak yorumlanmasının tedirginlik yarattığını ifade ederek şu paylaşımı yaptı: 
"Marmara Denizi'nde Büyük adanın güney batısında etkinleşen depremcilikler vardır. Bunlara bakarak kimilerinin İstanbul'daki deprem öncüsü diye yorum yapması halkımızı tedirgin etmiştir. Deprem kestiririmleri yalnızca depremcik konumlarına ve sayılarına bakarak yapılmaz. Kabaca 12 tane yerin fiziksel özelliğindeki değişime bakılır. Uzun erimli deprem kestirlerime göre kuzey Marmara'da iki tane deprem, 7 ile 10 km odak derinliğinde olacaktır. Doğu batı doğrultusundaki Kırılmanın yatay bileşeni 1,5 ile 2 metre, sağ atımlı, düşey bileşeni ise yaklaşık 1 metre olup batıya gittikçe artacaktır. 2,5 metreden daha yüksek süpürtü(tsunami) dalga yüksekliği cephesi beklenmemektedir. Deprem için en erken 2045, en olası 2075 yılları olsa da 2150 yılına kadar gecikme olasılığı da vardır. Esenlikler dilerim."

ŞENER ÜŞÜMEZSOY: YAŞLI VE ÖLÜ BİR FAY
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy sarsıntıların ana fay üzerinde gerçekleşmediğini vurgulayarak, Adalar fayının büyük bir deprem üretme kapasitesi bulunmadığını dile getirdi. Üşümezsoy, bu yapının yaşlı ve ölü bir fay olduğunu, meydana gelen küçük sarsıntıların ise bölgede geçmişten bu yana biriken stresin olağan ve zararsız biçimde boşalmasından kaynaklandığını savundu.

OKAN TÜYSÜZ: HER BÜYÜK DEPREMDEN ÖNCE ÖNCÜ OLMAZ
Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ise sarsıntıların fayın aktifliğini gösterdiğini belirterek, "Bir depremin ya da depremlerin öncü olduğu arkasından büyük deprem gelince anlaşılır. Adalar fayında olan mikrodepremler bu fayın aktif olduğunu işaret etmek dışında bir anlam taşımaz. Bekleyip göreceğiz Her büyük depremin arkasından artçı depremler olur ancak her büyük depremden önce öncü deprem olmaz." dedi.

OSMAN BEKTAŞ: ADALAR FAYI DERİNDE SÜRÜNÜYOR MU?
Prof. Dr. Osman Bektaş, sarsıntıların derinlik boyutuna ve geçmiş depremlerle olan bağlantısına dikkat çekerek şunları kaydetti:

"ADALAR FAYI DERİNDE SÜRÜNÜYOR MU?
Son 1–2 günde Çınarcık Havzası'nın doğusundaki Adalar Fayı ve batısındaki Çınarcık Fayı boyunca 10–13 km derinlikte mikrodeprem aktivitesi dikkat çekiyor. Baştürk vd. (2016), 1963 M6.3 Çınarcık depremini ~12 km derinlikte Adalar Fayı ile ilişkili konumlandırmıştı. 10-13 km derinlikteki mikrodepremler (Bohnhoff,2013), Adalar Fayı'nın derin kesiminde creep (sürünme) olasılığını destekleyen önemli bir gözlem olabilir. 2025 M6.2 Silivri depremi sonrası oluşan stres değişimi de bu aktiviteyi tetiklemiş olabilir. İstanbul tarihsel olarak M 7 den büyük deprem değil, yıkım yaşamıştır. Yıkımda,zemin büyütmesi dikkate alınmamıştır. 1935,1963,2025 aletsel dönem depremkeri M6+ dır. Ana Marmara Fayının bir çok yerinde creep yaptığı artık ispatlanmıştır."

İstanbul Fındıklı'da tramvay raydan çıktı. Olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi

İstanbul Fındıklı'da tramvay raydan çıktı. Olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi

20.08.2026 12:37:00
Haber Merkezi
 
İstanbul Fındıklı'da tramvay raydan çıktı. Olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi
İstanbul Fındıklı'da tramvay raydan çıktı. Olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi
İstanbul Fındıklı'da tramvay raydan çıktı. Olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

T1 Kabataş-Bağcılar Tramvay Hattı'nda Kabataş seferini yapan tramvay Fındıklı istasyonu yakınlarında henüz belirlenemeyen nedenle raydan çıkarak Bağcılar istikametine giden rayların üzerine geçti.

İhbar üzerine olay yerine polis ve İBB ekipleri sevk edildi.

Yusuf Halaçoğlu gazilerin yanında gözyaşlarını tutamadı

Gazilerimize desteğe gelen Yusuf Halaçoğlu, gözyaşlarını tutamadı

19.08.2026 20:51:00
Haber Merkezi
 
Yusuf Halaçoğlu gazilerin yanında gözyaşlarını tutamadı
Yusuf Halaçoğlu gazilerin yanında gözyaşlarını tutamadı
Ankara Güvenpark'ta eşit özlük hakları talebiyle başlattıkları eylemlerini Bilkent'te sürdüren er şehit yakınları ve gazilerin hak mücadelesine, Türk Tarih Kurumu eski Başkanı ve Kutlu Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'ndan çok sert tepki ve duygusal bir destek geldi.

Bölgeye giderek polis ablukası altında hak arayan gazileri ve şehit yakınlarını ziyaret eden Halaçoğlu, kahramanların düştüğü durumu yerinde görünce gözyaşlarına hakim olamadı. Yaşanan haksızlıklara isyan eden Halaçoğlu, sosyal medya hesabından ve yaptığı açıklamalarda yetkilileri çok sert sözlerle eleştirdi.

"Sadece Bir Rezaletle Karşılaştık"



Ziyaret sonrasında derin bir üzüntü ve öfke duyduğunu belirten Halaçoğlu, karşılaştığı manzarayı şu sözlerle özetledi:

"Gazi ve şehit yakınlarımızı ziyaret ettik. Sadece bir rezaletle karşılaştık. Vatanı için can veren, ayağını, elini, gözünü, uzuvlarını kaybeden insanlarımızın içinde olduğu durumu görünce içimiz kan ağladı."

"PKK'ya Gösterilen Hoşgörü Gazilerimizden Esirgeniyor"



Halaçoğlu, terör örgütü sempatizanlarına gösterilen müsamahanın vatan evlatlarından esirgendiğini belirterek yetkililere ve milletvekillerine tepki gösterdi. Tam açıklamaların detayları ve eleştirilerin tamamı kaynaklarda yer almaktadır.

"Bu Millet Şehidine Sahip Çıkmazsa Çökmeye Mahkumdur"

Yaklaşık 3 bin 800 kişiyi ilgilendiren hak kayıplarının devlet bütçesi için çok küçük bir miktar olduğunu vurgulayan Halaçoğlu, gazilerin yanında olmaya devam edeceğini ifade etti: "Yazık. Şehidine, gazisine sahip çıkmayan yönetimler ve uluslar çökmeye mahkumdur."

Polis müdahalesi karşısında duygusal anlar yaşayan Halaçoğlu'nun ziyareti alanda hüzün yaratırken, gaziler engellemelere rağmen haklarını alana kadar kararlılıkla mücadele edeceklerini belirtti.

Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı

Gaziantep'te YENİ Parti Milletvekili Melih Meriç'i sokak ortasında bıçaklayan eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş ve suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Adliyeye sevk edilirken "Çok pişmanım" diyen zanlı Keleş'in emniyetteki ifadesinde, olayın arkasında "ilçe başkanlığı sözü" krizi ve telefondaki küfürleşmelerin yattığını söylediği öğrenildi

19.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde dün gerçekleşen ve Türkiye gündemine oturan menfur saldırının ardından adli süreç hızla tamamlandı. YENİ Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'i karnından bıçaklayarak ağır yaralayan Seydi Ahmet Keleş ile kendisine yardım eden oğlu Hakan Keleş, sevk edildikleri nöbetçi 1. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.

"Konum at geliyorum dedi, meyve bıçağıyla indim"

Saldırgan Seydi Ahmet Keleş'in emniyet ve savcılıkta verdiği ifadesinde, Milletvekili Melih Meriç ile geçmişe dayanan bir dostlukları olduğunu ancak parti içi atamalar nedeniyle aralarının açıldığını iddia etti. Keleş ifadesinde olay anını şöyle anlattı:

"Olaydan 15-20 dakika önce Melih Meriç beni aradı. Bana telefonda ağır küfürler ederek 'Sen benim arkamdan ne konuşuyorsun şerefsiz, konum at lan geliyorum' dedi. Ben de konum attım. 5-6 dakika sonra kapının önüne geldi ve aşağı inmemi söyledi. Kendisinin silahı olabileceğini düşünerek panik yaptım ve evden sarı saplı bir meyve bıçağı alarak aşağı indim."



"Öldürme kastım yoktu, kendimi korudum"

Aşağıya indiğinde aralarında başlayan sözlü tartışmanın fiziki arbedeye dönüştüğünü öne süren Keleş, kendisini savunmaya çalıştığını iddia etti:

"Aracın yanında tartışırken bana yumruk attı ve elini beline doğru götürdü. Ben de elinde silah olabileceğini düşünerek kendimi koruma içgüdüsüyle elimdeki bıçağı savurdum. Gömleğindeki kanı görünce yaralandığını anladım ve çevreye 'ambulans çağırın' diye bağırdım. Öldürme kastım kesinlikle yoktu, öyle bir niyetim olsa durum farklı olurdu. Yaşadığına çok seviniyorum, çok pişmanım."

Krizin perde arkasında "ilçe başkanlığı" vaadi mi var?

Saldırının siyasi arka planına dair detaylar da zanlının ifadesiyle netleşti. Kısa süre önce Özgür Özel'in liderliğindeki siyasi harekete destek vermek üzere CHP'den istifa ederek YENİ Parti'ye geçtiğini belirten Keleş, Melih Meriç'in kendisine Oğuzeli İlçe Başkanlığı sözü verdiğini savundu. Keleş, "Bana 'Sen seçilmiş birisin, YENİ Parti'ye gel, atamanı ben yaptıracağım' demişti. Ancak daha sonra başka birinin atanacağını öğrendim. Kendisini aradığımda beni oyaladı, ardından İl Başkanı ile tartıştık ve husumet büyüdü" şeklinde konuştu.



Adliye girişinde gazetecilere konuştu

Yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edilen Seydi Ahmet Keleş, basın mensuplarının soruları üzerine kameralara dönerek, "Çok pişmanım, vekil benim arkadaşım. Beni çok tahrik etti. Bilerek yapmadım, yaşadığına çok seviniyorum" ifadelerini kullandı.

Vali Çeber: "Yoğun baskı sonucu teslim oldu"

Gaziantep Valisi Kemal Çeber yaptığı açıklamada, olayın ardından güvenlik güçlerinin çok hızlı hareket ettiğini belirtti. Vali Çeber, "Emniyet müdürümüzün koordinasyonunda ekiplerimiz kaçış güzergahında ve tarlalık alanda o kadar yoğun bir teknik ve fiziki baskı uyguladı ki, zanlı yakalanacağından kesin olarak emin olduktan sonra gelip teslim olmak zorunda kaldı" dedi. Olayla ilgili olarak suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş'in yanı sıra kaçtığı araçların şoförleri ve olay yerindeki bir güvenlik görevlisi dahil toplam 5 kişinin gözaltına alındığı, mahkemeye çıkarılan baba ve oğulun tutuklandığı bildirildi.

Milletvekili Meriç'in sağlık durumu iyiye gidiyor

Saldırı esnasında koruma polisine özel işleri olduğunu söyleyerek izin verdiği ve yalnız olduğu öğrenilen Melih Meriç, aldığı bıçak darbesiyle bağırsaklarından yaralanmıştı. Gaziantep Şehir Hastanesi'nde başarılı bir operasyon geçiren Meriç'in hayati tehlikeyi atlattığı, yoğun bakımdaki tedbiri uyutulma sürecinin ardından bugün uyandırılmaya başlandığı ve genel durumunun iyiye gittiği öğrenildi.

Saldırı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başta olmak üzere tüm siyasi partiler ve bakanlar tarafından sert dille lanetlenmişti.

Başkentte "vicdan barikatı"

Ankara'da eşit özlük hakları talebiyle 38 gündür Güvenpark'ta oturma eylemi yapan er şehit aileleri ve er gaziler, sabaha karşı düzenlenen şafak operasyonuyla alandan uzaklaştırıldı. Yaşananlara tepki göstererek İçişleri Bakanlığı'na yürümek ve basın açıklaması yapmak isteyen gruba polis müdahale etti. Çıkan arbedede gaziler fenalık geçirirken, emniyet güçleri ile vatan için bedel ödeyen kahramanların karşı karşıya geldiği anlarda bazı polis memurları gözyaşlarını tutamadı

19.08.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Başkentte "vicdan barikatı"
Başkentte "vicdan barikatı"
Türkiye'nin 81 ilinden gelerek başkent Ankara'da bir araya gelen er ve erbaş statüsündeki terörle mücadele gazileri ile er şehit yakınlarının adalet ve eşit özlük hakları arayışı, Ankara sokaklarında hafızalardan silinmeyecek dramatik görüntülere sahne oldu.

Günlerdir Güvenpark'ta kararlılıkla sürdürülen oturma eylemi, sabaha karşı saat 04.45 sıralarında yüzlerce polisin katılımıyla gerçekleştirilen şafak operasyonuyla sonlandırıldı. Parktan karga tulumba çıkarılarak Bilkent Gazi Uyum Evi'ne götürülen gaziler ve şehit aileleri, duruma tepki göstererek İçişleri Bakanlığı'na yürümek isteyince başkentin göbeğinde ikinci bir bariyer engeliyle karşılaştı.

Güvenpark kapatıldı

Güvenpark'ta 38 gündür devam eden barışçıl eyleme, sabahın ilk ışıklarında yüzleri maskeli ve şapkalı çok sayıda emniyet mensubu tarafından müdahalede bulunuldu. Yerdeki yataklarında uyuyan şehit yakınları ve gaziler zorla otobüslere bindirildi. Operasyonun ardından Ankara'nın sembolik noktalarından biri olan Güvenpark, tamamen boşaltılarak demir bariyerlerle abluka altına alındı.

Sürece sert tepki gösteren Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, maruz kaldıkları muameleyi kınayarak şu açıklamalarda bulundu:

"Sabah 5'e çeyrek kala bu ülkenin onurunu, namusunu korumak için askere gidip gazi olanlarla, şehit ailelerinin kaldığı alana çok ağır bir müdahale yapıldı. Alanda 300-400 polis vardı. Sanki terörist alıyorlarmış gibi davrandılar; teröristlere bile böyle müdahale edilmiyorken bu vatanın gazilerine yapılanlar reva değildir. En az 10 kişi üstüme çullandı, darp edildik, hastaneye gidip darp raporu alacağız."

İçişleri Bakanlığı önünde arbede

Götürüldükleri uyum evinden kendi imkanlarıyla çıkarak seslerini duyurmak adına İçişleri Bakanlığı önüne gitmek isteyen gazilerin önü çevik kuvvet barikatlarıyla kesildi. Bakanlık binası yakınlarında basın açıklaması yapılmasına kesinlikle izin verilmeyeceğinin belirtilmesi üzerine, çok sayıda gazi protez bacaklarıyla beton zemine uzanarak oturma eylemi başlattı.

Polis barikatına yüklenilmesiyle başlayan arbede sırasında, uzun süredir ağır ilaçlar kullandığı belirtilen gazilerden bazıları fenalık geçirerek yere yığıldı. Çevredekilerin ve sağlık ekiplerinin müdahale ettiği o anlarda, sinir krizi geçiren bir başka gazi ise yol üzerindeki bir köprünün korkuluklarına tırmanarak yaşamına son vereceğini haykırdı. Çevredeki silah arkadaşlarının yoğun çabası ve ikna girişimleri sonucunda gazi köprüden indirildi.

Kalkanların ardındaki gözyaşları

Haber kameralarına yansıyan en çarpıcı ve yürek burkan anlar ise polis memurları ile gazilerin karşı karşıya geldiği dakikalarda yaşandı. Bir gazinin, "Ben bu vatan için Kuzey Irak'ta bedel ödedim, bedenimi verdim. Karşımıza polisi dikiyorsunuz. Nedir bu çektiğimiz, getirin kafama sıkın artık" feryatları yükselirken, ön safta ellerinde kalkanlarla barikat oluşturan bazı genç polis memurlarının gözyaşlarını tutamadığı görüldü. Kalkanlarının ardına saklanarak ağlayan ve şapkalarıyla yüzlerini kapatmaya çalışan emniyet mensuplarının bu görüntüsü, hem alandakilerin hem de sosyal medyanın vicdanını yaraladı.

Eylemciler, "Bu çocukları niye bizim karşımıza dikip ağlatıyorsunuz? Yarın onlar da gazi olduğunda aynı muameleyi mi görecekler?" diyerek emri veren siyasi iradeye seslendi.

Siyasi alandan tepkiler

Ankara'da infial yaratan görüntülere muhalefet partilerinden destek ve sert tepkiler gecikmedi. Eylem alanına giden Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve İYİ Parti Genel Başkan Yardımcıları, gazilerin taleplerinin barikatla değil masada çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Yapılan ortak siyasi açıklamalarda ve TBMM'ye sunulan soru önergelerinde şu ifadelere yer verildi:

"En ağır olanı, Türk polisi ile Türk gazisinin karşı karşıya getirilmesidir. Polisi gazinin önüne diktiğinizde yalnızca gazinin onurunu incitmezsiniz; o üniformanın vicdanını da yaralarsınız. Dağda teröristle çatışırken kurşun, bomba, mayın askerin rütbesini sormadı. Devletin vefası da rütbe sormamalıdır. Rütbe ayrımı yapılmaksızın emsal özlük ve sosyal hakların derhal teslim edilmesi gerekir. Gazinin hakkının karşılığı polis barikatı veya şafak baskını olamaz."

Gaziler ve şehit aileleri, İçişleri Bakanlığı önünde taleplerini doğrudan bir yetkiliye iletene ve eşit hakları güvence altına alınana kadar Ankara'dan ayrılmayacaklarını ilan etti.

Elektrikli araçlarda koku ve sese dikkat!

Elektrikli araçların hızla yaygınlaşmasıyla birlikte batarya güvenliği de giderek daha fazla gündeme geliyor

19.08.2026 12:48:00
Ahmet Turan Yiğit
 
Elektrikli araçlarda koku ve sese dikkat!
Elektrikli araçlarda koku ve sese dikkat!
Elektrikli araçların hızla yaygınlaşmasıyla birlikte batarya güvenliği de giderek daha fazla gündeme geliyor. Uzmanlara göre yangın riski yalnızca kaza anıyla sınırlı değil; batarya paketinin ezilmesi, delinmesi veya hücrelerin zarar görmesi gibi durumlar da tehlikeye yol açabiliyor. Olağandışı koku, duman, tıslama ya da fokurdama sesleri sürücüler için önemli uyarılar olarak görülmeli.

Lityum iyon bataryalarda kritik süreçler 
Elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon bataryalar yüksek miktarda enerjiyi küçük bir hacimde depolayabiliyor. Bu özellik tek başına yangın nedeni olmasa da, bataryanın normal çalışma koşullarının dışına çıkması "termal kaçak" adı verilen süreci tetikleyebiliyor. Bu süreç kontrol edilemeyen ısınmaya, gaz çıkışına ve yangına dönüşebiliyor.

Kaza ve mekanik darbe riski artırıyor 
Batarya paketinin ezilmesi veya delinmesi iç kısa devreye yol açabiliyor. Elektriksel arızalar, aşırı akım ya da kontrol sistemlerindeki sorunlar da bataryayı normal sınırların dışına çıkarabiliyor. Üretim ve tasarım kusurları ise kullanım sırasında ortaya çıkana kadar fark edilmeyebiliyor.

Şarj güvenliği kritik önemde 
Hızlı şarj tek başına yangın nedeni değil. Ancak uygunsuz ekipman, arızalı sistem veya hasarlı batarya bu süreci tehlikeli hale getirebilir. Evde şarj altyapısının aracın gerektirdiği kapasiteye uygun olması ve hasarlı kabloların kesinlikle kullanılmaması gerekiyor. Şarj sırasında olağandışı koku, duman veya kıvılcım görülürse işlem sonlandırılmalı ve profesyonel yardım alınmalı.

Kaza sonrası gecikmiş yangın ihtimali 
Elektrikli araç kazadan hemen sonra yanmayabilir. Ancak bu durum bataryanın güvenli olduğu anlamına gelmez. Hasarlı batarya hücrelerinde sıcaklık ve basınç kontrolsüz şekilde yükselerek yangına veya yeniden tutuşmaya yol açabilir. Bu nedenle ciddi kazalarda araçların güvenli mesafede muhafaza edilmesi öneriliyor.

Sürücünün görevi can güvenliğini sağlamak 
Elektrikli araç yangınları klasik araç yangınlarından farklıdır. Yüksek voltaj, toksik gazlar ve yeniden tutuşma riski sürücüler için ek tehlikeler oluşturur. Küçük yangın söndürücüler her durumda yeterli olmayabilir. Bu nedenle sürücünün önceliği yangını söndürmek değil, güvenli şekilde uzaklaşmak olmalı. Müdahale ise eğitimli ekipler tarafından yapılmalıdır.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim-öğretim faaliyetlerine ilişkin genelge yayımladı. Genelgede öğretmenlere önlük zorunluluğu getirildiği, dışarıdan sınavlara izin verilmeyeceği ve velilerin randevusuz okula giremeyeceği belirtildi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim-öğretim faaliyetlerine ilişkin genelge yayımladı. Genelgede öğretmenlere önlük zorunluluğu getirildiği, dışarıdan sınavlara izin verilmeyeceği ve velilerin randevusuz okula giremeyeceği belirtildi

19.08.2026 12:28:00
Haber Merkezi
 
 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim-öğretim faaliyetlerine ilişkin genelge yayımladı. Genelgede öğretmenlere önlük zorunluluğu getirildiği, dışarıdan sınavlara izin verilmeyeceği ve velilerin randevusuz okula giremeyeceği belirtildi
 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 eğitim-öğretim faaliyetlerine ilişkin genelge yayımladı. Genelgede öğretmenlere önlük zorunluluğu getirildiği, dışarıdan sınavlara izin verilmeyeceği ve velilerin randevusuz okula giremeyeceği belirtildi
Millî Eğitim Bakanlığı'na (MEB) bağlı resmî ve özel okul ve kurumlarda eğitim ile öğretim faaliyetlerinin uygulanmasına ilişkin "2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler" konulu genelge, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla yayımlanarak 81 ile gönderildi.

Genelgeye göre; Meclis'te kabul edilen Çerçeve Yasa'nın ardından yasalaşan süreç, Bakanlığın hedeflerinden biri olacak. Genelgede, "1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun genel amaçları başta olmak üzere Türk Millî Eğitiminin temel ilkeleri çerçevesinde ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin bütüncül ruhuna uygun olarak evlatların hiçbir ayrım gözetilmeksizin, anayasal vatandaşlık anlayışı ve eşitlik ilkesi temelinde, millî birlik ve beraberliğe, vatana ve kardeşlik hukukuna sahip çıkacak şuurda yetiştirilmeleri mutlak surette sağlanacak. Bu amaç doğrultusunda 2026-2027 eğitim ve öğretim yılının ilk haftası ve yıl boyunca Bakanlıkça hazırlanan uygulama kılavuzları doğrultusunda etkinlikler planlanacak ve gerçekleştirilecek" ifadeleri kullanıldı.


Velilere randevu şartı
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırılarının ardından çok tartışılan okullarda güvenlik konusu da genelgede yer aldı.

Buna göre; il ve ilçe yürütme kurulları eğitim öğretim yılı başında toplanarak görev ve sorumlulukları, okul ve çevresine yönelik olası riskleri gözden geçirecek ve planlamalar yapacak. Okul ortamlarında giriş-çıkışlar kontrollü sağlanacak, yaya ve araç trafiği ayrılacak, kör noktalar aydınlatılacak, acil durumlarda hızlı ve güvenli tahliyeyi sağlayacak bakım ve onarım çalışmaları ivedilikle tamamlanacak.

Okulun ve öğrencilerin güvenliğini tehdit edebilecek hususlara ilişkin ihbar ve şikâyetler değerlendirilerek önlem alınacak. Olumsuz davranışların fiil ve suça dönüşmesini engellemek üzere ilgili kurumlarla eş güdüm hâlinde koruyucu ve önleyici tedbirler hayata geçirilecek.

Veli görüşmeleri, ülke genelinde yalnızca "Okul Randevu Sistemi"üzerinden planlanarak yürütülecek. Velilerin randevusuz ziyaretlerine ve öğrencinin velisi veya vasisi olmayan kişilerin okula girişine izin verilmeyecek. Öğretmenlerin mesleki haklarının korunması ve güvenli eğitim ortamlarının sürdürülmesi amacıyla bu uygulama, tüm eğitim kurumlarında istisnasız uygulanacak.

Öğretmenlere önlük zorunluluğu
Öğretmenlere önlük zorunluluğunun da getirildiği genelgede, şu ifadeler yer aldı:

"Eğitim kurumu yöneticileri, öğretmenler ve eğitim çalışanları görevlerini yerine getirirken öğretmenlik mesleğinin saygınlığını, temsil sorumluluğunu ve öğrencilere örnek olma niteliğini gözetecek; kılık ve kıyafetlerinde mesleğin vakarına, kamu hizmetinin ciddiyetine ve toplumsal hassasiyetlere uygun hareket edecek ve önlük giyecek. Bu kapsamda eğitim ve öğretim yılı başında yapılacak öğretmenler kurulunda gerekli bilgilendirmeler yapılacak olup uygulama, millî eğitim müdürlüklerince takip edilecek ve mevzuata aykırı davranışlara izin verilmeyecek."

Bakanlık sınavları dışında sınav uygulanamayacak
Genelgede MEB tarafından hazırlananlar dışında sınav niteliğinde uygulamalara izin verilmeyeceği de duyuruldu. Genelgede şöyle denildi:

"Tüm eğitim kademelerinde Bakanlıkça belirlenen ortak sınav uygulamaları ile Bakanlık tarafından hazırlanan ölçme ve değerlendirme araçları dışında il, ilçe, okul veya sınıf genelinde öğrencileri birbirleriyle yarıştıran, sıralamaya tabi tutan ya da velilere ilave mali yük getiren deneme sınavı, hazır bulunuşluk uygulaması, tarama sınavı ve benzeri sınavların okullarda uygulanmasına veya öğrencilere satın aldırılmasına izin verilmeyecek."

Öğrenci kayıtlarının e-Okul üzerinden otomatik olarak gerçekleştirildiği hatırlatılan genelgede, velilerden kayıt parası veya başka bir ad altında zorunlu ücret talep edilmesinin mümkün olmadığı vurgulandı. Kayıt bölgeleri dışından öğrenci kaydı yapılmayacağı belirtilirken, kayıt sırasında ücret talep edildiğine ilişkin şikâyetlerin takip edilerek gerekli işlemlerin yapılacağı bildirildi.

Sınıflarda cep telefonu yasağı
Öğrencilerin sınıf içinde cep telefonu bulundurmamalarına ilişkin uygulamanın yeni eğitim öğretim yılında da devam edeceği bildirildi. Öğretmenlerin de sınıf içinde cep telefonu kullanmayacağı belirtildi. Genelgede, öğrencilerin dijital bağımlılığa karşı farkındalıklarının artırılması ve dijital imkanlardan doğru şekilde yararlanmalarına yönelik rehberlik çalışmalarına ağırlık verilmesi istendi. "Duygu-Değer Temelli Dijital Esenlik Projesi" kapsamında hazırlanan eğitim içeriklerinden de yararlanılacağı kaydedildi.

"Maarifin kalbinde oyun" teması
2026-2027 eğitim öğretim yılında "Maarifin Kalbinde Oyun" temasının esas alınacağı açıklandı. Yaş ve gelişim özelliklerine uygun, güvenli ve kapsayıcı oyun etkinlikleri ile geleneksel çocuk oyunlarına eğitim süreçlerinde yer verileceği belirtildi. Okul-aile iş birliğinin güçlendirileceği, "Ailemle Eğitim Yolculuğum" çalışmalarının da Bakanlık tarafından hazırlanan kılavuz ve etkinlik kitapları doğrultusunda yürütüleceği bildirildi.

Genelgeye göre, ortaokul öğrencileri için "Hakan ile Bilge'nin Türk Dünyası Yolculuğu", ortaöğretim öğrencileri için ise "Türk Dünyası Kültür Atlası, Bilge ve Hakan'ın Zamanı Aşan Yolculuğu" adlı materyaller ücretsiz dağıtılan ders kitaplarıyla birlikte öğrencilere ulaştırılacak. Okul dışı öğrenme ortamlarının da eğitim süreçlerine daha etkin şekilde dahil edileceği ve Bakanlığın "Okul Dışı Öğrenme Ortamları Dijital Platformu"ndaki içeriklerden yararlanılacağı belirtildi.

Mezuniyet etkinliklerinde pedagojik ve etik ilkeler gözetilecek
Okullarda yapılacak tören, kutlama, anma günü ve mezuniyet etkinliklerinde kullanılacak materyallerin ilgili kurulun onayıyla belirleneceği bildirildi. Sosyal medya paylaşımlarında pedagojik ve etik ilkelere uyulması istenirken, mezuniyet etkinliklerinin velilere ilave mali yük getirmeyecek şekilde düzenlenmesi gerektiği vurgulandı. Velilere maddi yük oluşturacak uygulamalardan kaçınılacağı, öğrencilerin belirli markalara veya yüksek maliyetli ithal kırtasiye setlerine mecbur bırakılmayacağı belirtildi. Ayrıca okullarda yönlendirme, reklam ve tanıtım organizasyonlarına izin verilmeyeceği kaydedildi.

Mesleki eğitim ve staj
Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında işletmelerde gerçekleştirilen mesleki eğitim ve staj süreçlerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin eksiksiz uygulanacağı belirtildi. Mesleki eğitim ve staj süreçlerinin takibi amacıyla "İşletmelerde Mesleki Eğitim ve Staj (MEB-İMES)" mobil uygulamasının tüm paydaşlarca aktif ve zorunlu olarak kullanılacağı bildirildi.

Öğrencilerin doğru ve güvenilir bilgiye erişmesi, medya okuryazarlığı ve dijital iletişim becerilerinin geliştirilmesi amacıyla hazırlanan "Haberimiz Olsun" dijital platformundaki video, sesli ve yazılı içeriklerden eğitim ortamlarında yararlanılacağı belirtildi. İçeriklerin ilgili derslerin konu ve öğrenme çıktılarıyla ilişkilendirilerek eğitim süreçlerine dahil edileceği, okullarda dezenformasyonla mücadeleyi destekleyen doğru bilgiye dayalı bir medya kültürünün geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılacağı kaydedildi.

Genelgede ayrıca, özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler için okullarda "destek eğitim odaları" açılacağı, öğrencilerin Bireyselleştirilmiş Eğitim Programları dikkate alınarak eğitim süreçlerine etkin katılımlarının sağlanacağı belirtildi. Bakanlık, öğretmenlerin mesleki itibarlarının korunması ve güçlendirilmesinin de yeni eğitim öğretim yılında sürdürüleceğini bildirdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.