'Bir toplumda diğer ifade ile bir devlette düzen nasıl bozulur' sorusuna siyaset ve toplum bilimciler 5 ana başlığı gösteriyor.
1. Ekonomik kriz ve gelir adaletsizliği
2- Yargı başta olmak üzere devlet kurumlarına güven kaybı
3. Kutuplaşma ve kimlik siyaseti
4. Bilgi kirliliği ve yalan haber (fitnecilik)
5. Kültürel yozlaşma, milli ve manevi değerlerin istismarı, ideolojik araçlara dönüşmesi
Ülkemize bakalım!
1- Ekonomik krizi iktidar dahil inkar eden var mı? Yok. Genel enflasyon ve gıda enflasyonunda dünyada ilk5'te miyiz? Evet.
Gelir adaletsizliğinde Avrupa'da 1, OECD ülkeleri arasında 5, dünya genelinde ise 130 ülke arasında 28. Sırada. Yani AKP ile bir kesim sürekli zenginleşirken millet açlığa mahkum edilmiş.
2- Yargı ve devlet kurumlarına güven!
İBB Başkanıyken Sayın Erdoğan hakkında yanılmıyorsam 11 yolsuzluk davası açıldı. Savcı ve hakim yüzü görmedi.
Kadir Topbaş, Melih Gökçek ve daha nice isimler hakkında yolsuzluk dosyaları hazırlandı. Hiç birisi hakim ve savcı yüzü görmedi.
Siyasetçi çocukları, damatları, kardeşleri vs. 20, 25, 27 yaşlarında gemi filoları, mağaza zincirleri, devasa şirketler kurdular. Hiç kimse değirmenin suyunu sormadı.
Ama muhalefetin belediyelerine her gün operasyonlar yapılıyor. Hapse atılıyorlar, görevden uzaklaştırılıyorlar. Öyle ki, suçlamaları hakimden önce millet duyuyor.
İktidara yakın olmayan kuruluş ve dini yapılara da benzer tarife uygulanıyor. İktidara yakın olanlara ise 'devletin malı deniz' mantığı sergileniyor.
Son Adalet Bakanı, hakkındaki iddiaları yargı kanalı ile neticelendirmek yerine yayın yasağı kararı ve iftira olarak geçiştirdiyse neyin adaletinden bahsedeceğiz.
Adalet Bakanı eski faili meçhuller başlığında bir takdir toplama hamlesi yaptı, yapıyor.
Sayın Bakan! Bu kadar adalete düşkünseniz buyurun yüreğiniz varsa, gücünüz yetiyorsa Sinan Ateş davasını çözün.
3- Bugün bizzat Saray'da, TBMM'de, ekranlarda, sosyal medyada dini ve milli değerler üzerinden, etnik kimlik üzerinden en ağır, en horlayıcı ve tahrik edici cümleler kurulur mu? Kuruluyor.
Kanunlarda suç olmasına rağmen terör örgütü başı ve teröristlere taltifler yapılırken eleştiren generaller, gazeteciler, siyasetçiler anında tutuklanıyor mu? Tutuklanıyor.
4- Bilgi kirliliği ve yalan haber (fitnecilik) bugün siyasetin ve medyanın beslendiği bir kaynak haline geldi.
Ekonomiden, sanayiden, tarımdan, ticaretten, topluma kadar yaşanılanlarla anlatılanlar birbirini tutmuyor.
İran, Irak, Suriye, Filistin, Gazze, Kıbrıs, Yunan, ABD, AB, NATO, İslam İşbirliği Teşkilatı…
Ne oluyor, kim, kimin safında, ne yapıyor? Gerçekleri anlatan var mı?
5- Kültürel yozlaşma başlığında örnek vermeye gerek bile yok. Aslımızı unuttuk aslımızı!
İslam, Kuran, Kabe, Hz. Muhammed, Hz. Ali, Atatürk, Türk Milleti. Bizi, biz yapan bu değerler şimdi birilerinin aracı olmuş durumda.
Bu değerler araç değil de amaç olsaydı yukarıda yazdığım 4 maddenin hiç birisi gerçekleşmezdi.
Kayyum
Kayyum, Arapça 'kıyam' (ayakta durmak, yönetmek) kelimesinden gelir ve 'bir işi yürüten, düzenleyen' anlamını taşır.
Sahada ise kayyum, yasal bir sürecin yönetilmesi, mülklerin korunması veya bir kurumun idare edilmesi amacıyla mahkeme, devlet veya yetkili merciler tarafından geçici olarak atanan güvenilir idareci ya da temsilcidir.
Uygulamada ise!
Tek parti iktidarı şirketlere kayyum atadı. Ardından okullara, üniversitelere, hastanelere kayyum atadı. Sonra medyaya kayyum atadı.
Sonra sıra siyasete geldi. Önce belediyeler ardından ana muhalefet partisi geldi. Şimdi ise sırada cemaat ve tarikatlar var.
Yok şöyle yapılanmaymış, böyle mal varlığı varmış vs. İddialar ve sebepleri geçiniz! Eğer iddialar ve sebepler yargının temeli olsaydı bu ülkede ilk kayyumun adresi belliydi!
Diğer taraftan bir ülkede bu kadar bozulma yaşanmış ve ülkeyi çeyrek asırdır aynı zihniyet yönetiyorsa asıl sebebi görmek lazım!
1. Ekonomik kriz ve gelir adaletsizliği
2- Yargı başta olmak üzere devlet kurumlarına güven kaybı
3. Kutuplaşma ve kimlik siyaseti
4. Bilgi kirliliği ve yalan haber (fitnecilik)
5. Kültürel yozlaşma, milli ve manevi değerlerin istismarı, ideolojik araçlara dönüşmesi
Ülkemize bakalım!
1- Ekonomik krizi iktidar dahil inkar eden var mı? Yok. Genel enflasyon ve gıda enflasyonunda dünyada ilk5'te miyiz? Evet.
Gelir adaletsizliğinde Avrupa'da 1, OECD ülkeleri arasında 5, dünya genelinde ise 130 ülke arasında 28. Sırada. Yani AKP ile bir kesim sürekli zenginleşirken millet açlığa mahkum edilmiş.
2- Yargı ve devlet kurumlarına güven!
İBB Başkanıyken Sayın Erdoğan hakkında yanılmıyorsam 11 yolsuzluk davası açıldı. Savcı ve hakim yüzü görmedi.
Kadir Topbaş, Melih Gökçek ve daha nice isimler hakkında yolsuzluk dosyaları hazırlandı. Hiç birisi hakim ve savcı yüzü görmedi.
Siyasetçi çocukları, damatları, kardeşleri vs. 20, 25, 27 yaşlarında gemi filoları, mağaza zincirleri, devasa şirketler kurdular. Hiç kimse değirmenin suyunu sormadı.
Ama muhalefetin belediyelerine her gün operasyonlar yapılıyor. Hapse atılıyorlar, görevden uzaklaştırılıyorlar. Öyle ki, suçlamaları hakimden önce millet duyuyor.
İktidara yakın olmayan kuruluş ve dini yapılara da benzer tarife uygulanıyor. İktidara yakın olanlara ise 'devletin malı deniz' mantığı sergileniyor.
Son Adalet Bakanı, hakkındaki iddiaları yargı kanalı ile neticelendirmek yerine yayın yasağı kararı ve iftira olarak geçiştirdiyse neyin adaletinden bahsedeceğiz.
Adalet Bakanı eski faili meçhuller başlığında bir takdir toplama hamlesi yaptı, yapıyor.
Sayın Bakan! Bu kadar adalete düşkünseniz buyurun yüreğiniz varsa, gücünüz yetiyorsa Sinan Ateş davasını çözün.
3- Bugün bizzat Saray'da, TBMM'de, ekranlarda, sosyal medyada dini ve milli değerler üzerinden, etnik kimlik üzerinden en ağır, en horlayıcı ve tahrik edici cümleler kurulur mu? Kuruluyor.
Kanunlarda suç olmasına rağmen terör örgütü başı ve teröristlere taltifler yapılırken eleştiren generaller, gazeteciler, siyasetçiler anında tutuklanıyor mu? Tutuklanıyor.
4- Bilgi kirliliği ve yalan haber (fitnecilik) bugün siyasetin ve medyanın beslendiği bir kaynak haline geldi.
Ekonomiden, sanayiden, tarımdan, ticaretten, topluma kadar yaşanılanlarla anlatılanlar birbirini tutmuyor.
İran, Irak, Suriye, Filistin, Gazze, Kıbrıs, Yunan, ABD, AB, NATO, İslam İşbirliği Teşkilatı…
Ne oluyor, kim, kimin safında, ne yapıyor? Gerçekleri anlatan var mı?
5- Kültürel yozlaşma başlığında örnek vermeye gerek bile yok. Aslımızı unuttuk aslımızı!
İslam, Kuran, Kabe, Hz. Muhammed, Hz. Ali, Atatürk, Türk Milleti. Bizi, biz yapan bu değerler şimdi birilerinin aracı olmuş durumda.
Bu değerler araç değil de amaç olsaydı yukarıda yazdığım 4 maddenin hiç birisi gerçekleşmezdi.
Kayyum
Kayyum, Arapça 'kıyam' (ayakta durmak, yönetmek) kelimesinden gelir ve 'bir işi yürüten, düzenleyen' anlamını taşır.
Sahada ise kayyum, yasal bir sürecin yönetilmesi, mülklerin korunması veya bir kurumun idare edilmesi amacıyla mahkeme, devlet veya yetkili merciler tarafından geçici olarak atanan güvenilir idareci ya da temsilcidir.
Uygulamada ise!
Tek parti iktidarı şirketlere kayyum atadı. Ardından okullara, üniversitelere, hastanelere kayyum atadı. Sonra medyaya kayyum atadı.
Sonra sıra siyasete geldi. Önce belediyeler ardından ana muhalefet partisi geldi. Şimdi ise sırada cemaat ve tarikatlar var.
Yok şöyle yapılanmaymış, böyle mal varlığı varmış vs. İddialar ve sebepleri geçiniz! Eğer iddialar ve sebepler yargının temeli olsaydı bu ülkede ilk kayyumun adresi belliydi!
Diğer taraftan bir ülkede bu kadar bozulma yaşanmış ve ülkeyi çeyrek asırdır aynı zihniyet yönetiyorsa asıl sebebi görmek lazım!
Akın Aydın / diğer yazıları
- Toplumun huzuru nasıl bozulur? / 20.08.2026
- Devlet Bahçeli ve Murat Karayılan aynı dili konuşuyor / 18.08.2026
- AKP’nin 25’ci yılında anlatılmayanlar / 17.08.2026
- Artık darbeler tanklarla değil tokmaklarla yapılıyor / 16.08.2026
- Zifiri karanlıkta koltuk hesabı / 14.08.2026
- Siyasette sert olmak mı, köşeli olmak mı yoksa yuvarlak olmak mı? / 13.08.2026
- Mekke, Kandil rotasını kim çizdi? / 11.08.2026
- AKP ne kadar İslamcı ise CHP-Y’de o kadar Atatürkçüdür / 10.08.2026
- Cumhur ittifakı ve CHP neye imza attı? -2- / 09.08.2026
- Cumhur ittifakı ve CHP neye imza attı? -1- / 08.08.2026
- Devlet Bahçeli ve Murat Karayılan aynı dili konuşuyor / 18.08.2026
- AKP’nin 25’ci yılında anlatılmayanlar / 17.08.2026
- Artık darbeler tanklarla değil tokmaklarla yapılıyor / 16.08.2026
- Zifiri karanlıkta koltuk hesabı / 14.08.2026
- Siyasette sert olmak mı, köşeli olmak mı yoksa yuvarlak olmak mı? / 13.08.2026
- Mekke, Kandil rotasını kim çizdi? / 11.08.2026
- AKP ne kadar İslamcı ise CHP-Y’de o kadar Atatürkçüdür / 10.08.2026
- Cumhur ittifakı ve CHP neye imza attı? -2- / 09.08.2026
- Cumhur ittifakı ve CHP neye imza attı? -1- / 08.08.2026
























































