Bir ülkenin bağımsızlığı yalnızca sınırlarında başlar ve bitmez. Bağımsızlık; kendi kararını verebilmek, kendi kaynaklarını kullanabilmek ve kendi insanının geleceğini kendi imkânlarıyla kurabilmektir.
Bu nedenle "Terörsüz Türkiye" hedefini konuşurken, meselenin ekonomik boyutunu görmezden gelemeyiz.
Çünkü terör yalnızca silahla beslenmez. İşsizlikten, yoksulluktan, umutsuzluktan ve gelecek kaygısından da kendisine istismar alanları çıkarabilir.
İşte tam bu noktada yıllar önce Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulan Millî Ekonomi Modeli'nin insan merkezli yaklaşımı önem kazanıyor. Prof. Dr. Haydar Baş, ekonominin gayesini rakamları büyütmekten önce insana hizmet etmek olarak ele alıyor; üretim, istihdam, gelir dağılımı ve millî kaynakların milletin refahı için kullanılmasını merkeze koyuyordu. Millî Ekonomi Modeli'nin temel hedeflerinden biri de tam istihdam anlayışıydı.
Bugün bu anlayışın güncel bir siyasi teklif olarak yeniden önümüze gelmesi dikkat çekicidir.
Hüseyin Baş, Çerçeve Yasa'ya alternatif olarak açıkladığı 13 maddelik "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme" önerisinde, Türkiye'nin ekonomik kaynaklarının nasıl değerlendirileceğine ilişkin somut başlıklar ortaya koydu. Madenlerin devlet-millet ortaklığıyla işletilmesi, özelleştirilen fabrikaların yeniden milletin hizmetine kazandırılması, bölgesel istihdamın güçlendirilmesi ve gençlerin iş sahibi olarak illegal yapıların istismarına açık olmaktan çıkarılması bunlardan bazılarıdır.
Burada üzerinde düşünmemiz gereken çok önemli bir gerçek var:
Bir gence sadece "teröre bulaşma" demek yetmez.
O gence iş vereceksiniz.
Meslek vereceksiniz.
Üreteceği bir alan açacaksınız.
Emeğinin karşılığını alabileceği bir düzen kuracaksınız.
Ve en önemlisi, ona "Bu ülkede senin de bir geleceğin var" diyebileceksiniz.
İşte ekonomik bağımsızlık, tam da burada terörle mücadele meselesine dönüşüyor.
Madenleri bulunan fakat kendi insanı işsiz kalan; fabrikaları kapanan fakat ithalata mahkûm edilen; gençleri diplomalı işsizler ordusuna dönüşen bir ülkede yalnızca güvenlik tedbirleriyle kalıcı toplumsal huzur sağlayamazsınız.
Türkiye'nin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, üretim gücü ve insan kaynağı bir bütün olarak milletin refahına dönüştürülmelidir.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce ortaya koyduğu ekonomik anlayış ile Hüseyin Baş'ın bugün ortaya koyduğu öneriler arasındaki süreklilik burada görülüyor: Millî kaynak, millî üretim, millî istihdam ve sosyal adalet.
Terörsüz Türkiye'yi istiyorsak, gençlerimize yalnızca silahların sustuğu bir ülke değil, umutların çoğaldığı bir ülke bırakmalıyız.
Çünkü ekonomik bağımsızlığını sağlayamayan bir ülkenin siyasi bağımsızlığını koruması da zorlaşır.
O halde hedefimiz sadece terörsüz Türkiye olmamalıdır.
Üreten Türkiye, kazanan Türkiye, kaynaklarına sahip çıkan Türkiye ve ekonomik olarak bağımsız Türkiye olmalıdır.
Çünkü gerçek bağımsızlık, milletin kendi toprağında kendi geleceğine sahip çıkabilmesidir.
Bu nedenle "Terörsüz Türkiye için ekonomik bağımsızlık şarttır" diyoruz.
Bu nedenle "Terörsüz Türkiye" hedefini konuşurken, meselenin ekonomik boyutunu görmezden gelemeyiz.
Çünkü terör yalnızca silahla beslenmez. İşsizlikten, yoksulluktan, umutsuzluktan ve gelecek kaygısından da kendisine istismar alanları çıkarabilir.
İşte tam bu noktada yıllar önce Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulan Millî Ekonomi Modeli'nin insan merkezli yaklaşımı önem kazanıyor. Prof. Dr. Haydar Baş, ekonominin gayesini rakamları büyütmekten önce insana hizmet etmek olarak ele alıyor; üretim, istihdam, gelir dağılımı ve millî kaynakların milletin refahı için kullanılmasını merkeze koyuyordu. Millî Ekonomi Modeli'nin temel hedeflerinden biri de tam istihdam anlayışıydı.
Bugün bu anlayışın güncel bir siyasi teklif olarak yeniden önümüze gelmesi dikkat çekicidir.
Hüseyin Baş, Çerçeve Yasa'ya alternatif olarak açıkladığı 13 maddelik "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme" önerisinde, Türkiye'nin ekonomik kaynaklarının nasıl değerlendirileceğine ilişkin somut başlıklar ortaya koydu. Madenlerin devlet-millet ortaklığıyla işletilmesi, özelleştirilen fabrikaların yeniden milletin hizmetine kazandırılması, bölgesel istihdamın güçlendirilmesi ve gençlerin iş sahibi olarak illegal yapıların istismarına açık olmaktan çıkarılması bunlardan bazılarıdır.
Burada üzerinde düşünmemiz gereken çok önemli bir gerçek var:
Bir gence sadece "teröre bulaşma" demek yetmez.
O gence iş vereceksiniz.
Meslek vereceksiniz.
Üreteceği bir alan açacaksınız.
Emeğinin karşılığını alabileceği bir düzen kuracaksınız.
Ve en önemlisi, ona "Bu ülkede senin de bir geleceğin var" diyebileceksiniz.
İşte ekonomik bağımsızlık, tam da burada terörle mücadele meselesine dönüşüyor.
Madenleri bulunan fakat kendi insanı işsiz kalan; fabrikaları kapanan fakat ithalata mahkûm edilen; gençleri diplomalı işsizler ordusuna dönüşen bir ülkede yalnızca güvenlik tedbirleriyle kalıcı toplumsal huzur sağlayamazsınız.
Türkiye'nin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, üretim gücü ve insan kaynağı bir bütün olarak milletin refahına dönüştürülmelidir.
Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce ortaya koyduğu ekonomik anlayış ile Hüseyin Baş'ın bugün ortaya koyduğu öneriler arasındaki süreklilik burada görülüyor: Millî kaynak, millî üretim, millî istihdam ve sosyal adalet.
Terörsüz Türkiye'yi istiyorsak, gençlerimize yalnızca silahların sustuğu bir ülke değil, umutların çoğaldığı bir ülke bırakmalıyız.
Çünkü ekonomik bağımsızlığını sağlayamayan bir ülkenin siyasi bağımsızlığını koruması da zorlaşır.
O halde hedefimiz sadece terörsüz Türkiye olmamalıdır.
Üreten Türkiye, kazanan Türkiye, kaynaklarına sahip çıkan Türkiye ve ekonomik olarak bağımsız Türkiye olmalıdır.
Çünkü gerçek bağımsızlık, milletin kendi toprağında kendi geleceğine sahip çıkabilmesidir.
Bu nedenle "Terörsüz Türkiye için ekonomik bağımsızlık şarttır" diyoruz.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Terörsüz Türkiye için ekonomik bağımsızlık şart / 20.08.2026
- Terörsüz Türkiye mi, yeni bir Türkiye mi? / 19.08.2026
- Terörsüz Türkiye, bağımsız Türkiye / 17.08.2026
- Silahlar sussun, gönüller buluşsun / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye yetmez, nasıl bir Türkiye? / 15.08.2026
- Terörsüz Türkiye için başka bir yol mümkün mü? / 14.08.2026
- Karanlığa değil, nura yürüyen insan / Kötülüğün gölgesinde insan -8- / 13.08.2026
- İyilik, kötülüğün en güçlü cevabıdır / Kötülüğün gölgesinde insan -7- / 12.08.2026
- Nefis: Kötülüğün içimizdeki kapısı / Kötülüğün gölgesinde insan -6- / 11.08.2026
- Kötülüğe sessiz kalan, kötülüğü büyütür / Kötülüğün gölgesinde insan -5- / 10.08.2026
- Terörsüz Türkiye mi, yeni bir Türkiye mi? / 19.08.2026
- Terörsüz Türkiye, bağımsız Türkiye / 17.08.2026
- Silahlar sussun, gönüller buluşsun / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye yetmez, nasıl bir Türkiye? / 15.08.2026
- Terörsüz Türkiye için başka bir yol mümkün mü? / 14.08.2026
- Karanlığa değil, nura yürüyen insan / Kötülüğün gölgesinde insan -8- / 13.08.2026
- İyilik, kötülüğün en güçlü cevabıdır / Kötülüğün gölgesinde insan -7- / 12.08.2026
- Nefis: Kötülüğün içimizdeki kapısı / Kötülüğün gölgesinde insan -6- / 11.08.2026
- Kötülüğe sessiz kalan, kötülüğü büyütür / Kötülüğün gölgesinde insan -5- / 10.08.2026
























































