logo
14 AĞUSTOS 2026

Çiftçiler patoza başladı: Sıcak hava şartlarına rağmen çalışıyorlar

Sivas'ta hububat hasadının başlamasıyla birlikte kırsalda hareketlilik arttı. Birçok noktada hasat sürerken bazı köylerde ise patoz işlemi başladı. Sıcak hava şartlarına rağmen patoz yapan çiftçiler, hayvanlarının kışlık yiyecek ihtiyacını karşılamak için günün ilerleyen saatlerine kadar çalışıyor

14.08.2026 11:52:00
İHA
 
Çiftçiler patoza başladı: Sıcak hava şartlarına rağmen çalışıyorlar
Çiftçiler patoza başladı: Sıcak hava şartlarına rağmen çalışıyorlar
Sivas'ta ağustos ayı ile birlikte tarım alanlarındaki hareketlilik arttı. Önceki yıl toprakla buluşturulan buğday tohumları, olgunlaşarak hasat edildi. Bazı çiftçiler yeni nesil modern hasat araçlarını kullanırken bazı çiftçiler ise geleneksel usulleri uygulamaya devam ediyor.






Sivas kent merkezine 41 kilometre uzaklıktaki Olukman köyünde yaşayan Halis Naçar, tarlasındaki buğdayları hasat etti. Hasat ettiği ürünü köydeki harman alanına taşıyan Naçar, buğdayın sap ve saman kısmını ayıran işlem olan patoza başladı. Günün geç saatlerine kadar patoz işlemi yürütülürken günbatımı ile birlikte masalsı görüntüler oluştu.








"Patoz işleminde buğday ve samanı ayırıyoruz"

Köyün eski muhtarı Yüksel Ağca, "2025 yılında ekilen buğdayların hastı gerçekleşti. Sezonumuza başladık, bu sene ki bahar yağışlarından dolayı çok bereketli bir sezon geçiriyoruz. Şu anda da ekim yapan herkes harmanlarda patoz işlemini yapıyor. Patoz işleminde buğday ve samanı ayırıyoruz. Samanı hayvanların kışlık yiyeceği olarak hazırlıyoruz. Buğdayda un haline getirilerek tarladan vatandaşların sofrasına giden ekmek kaynağı oluyor. Bu sene bereketli geçti. Yağmurlardan dolayı çok memnunuz bundan sonra da böyle olmasını temenni ediyoruz" dedi.








Günün ilerleyen saatlerine kadar çalışıyorlar

Çiftçi Halis Naçar ise, "Biçtiğimiz ekinimizi tarladan getirdik patozumuzu yapıyoruz. Patoz işlemimizin amacı buğdayı saptan ayırarak, sapı saman haline getirip hayvanlarımıza vermek. Buğdayı da kendimiz kullanıyoruz. Yaptığımız iş zor. Bugün 32 derece ama bu şartlar altında işimizi yapıyoruz. Sabah saat 7'de geldik şu an saat akşam 7 hala işimizin başındayız. Rızkımız için mecbur yapmak zorundayız. Bu işlem tarlada ekilen sapın durumuna bağlı. Şu an buraya dört traktör yük getirdik. Patoz işlemi saat 10'a kadar sürecek sonra da yarın ki mesaimiz başlayacak. Ürün ne kadar olursa çalışma saatleri de o kadar sürer" diye konuştu.




















Samsun'da sağanaktan 30 mahalle etkilendi

Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, Çarşamba ilçesinde etkili olan sağanaktan Samsun-Ordu kara yolu ile deniz arasında kalan 30 mahallenin etkilendiğini belirterek, su altında kalan tarım alanlarında ön incelemelerin sürdüğünü, suların çekilmesinin ardından hasar tespit çalışmalarının hızla tamamlanacağını söyledi

14.08.2026 12:51:00
İHA
 
Samsun'da sağanaktan 30 mahalle etkilendi
Samsun'da sağanaktan 30 mahalle etkilendi
Çarşamba ilçesinde dün etkili olan sağanak nedeniyle tarım alanları, ev ve ahırlar su altında kaldı. Metrekareye 127,2 kilogram yağışın düştüğü ilçede, hasat hazırlığındaki çok sayıda tarım alanı zarar gördü.






Yağışın ardından Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri bölgede inceleme başlattı. Suların henüz çekilmediği alanlarda ön incelemelerini sürdüren ekipler, hasarın boyutunun net olarak belirlenebilmesi için suyun tamamen çekilmesini bekliyor.








Samsun Tarım ve Orman İl Müdürü Kemal Yılmaz, ekiplerin mevcut alanda ön incelemeler yaptığını belirterek, "Suların çekilmesiyle birlikte hasar tespit çalışmalarımızı hızlı şekilde tamamlayacağız" dedi.








Sağanaktan Samsun-Ordu kara yolu ile deniz arasında kalan 30 mahallenin etkilendiğini ifade eden Yılmaz, bu bölgelerde özellikle fındık ve sebze bahçelerinin su altında kaldığını söyledi.








Yılmaz, fındığın yanı sıra karpuz, kavun ve biber gibi ürünlerin de yağıştan etkilendiğini belirterek, su altında kalan alanlardaki zararın sular tamamen çekildikten sonra daha net ortaya çıkacağını sözlerine ekledi.






Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri

Dünyada ve bölgemizde yaşanan siyasal çalkantılar, şiddet eylemlerinin ve terörizmin yalnızca askeri ya da güvenlik odaklı tedbirlerle çözülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor

14.08.2026 00:54:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri
Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri
Dünyada ve bölgemizde yaşanan siyasal çalkantılar, şiddet eylemlerinin ve terörizmin yalnızca askeri ya da güvenlik odaklı tedbirlerle çözülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor.

Uzmanlar ve sosyologlar, toplumsal düzeni sarsan bu olgunun derinlerindeki sosyo-ekonomik, kültürel ve psikolojik etkenlere dikkat çekiyor: Siyasal şiddet gökten zembille inmiyor; toplumsal yapının fay hatlarında biriken gerilimlerden besleniyor.







Bireyi Şiddete İten Toplumsal Dinamikler

Terörizm ve siyasal şiddeti inceleyen sosyologlar, radikalleşme süreçlerinin tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurguluyor. Bireylerin şiddet yanlısı gruplara katılımında ve bu eylemleri meşrulaştırmasında öne çıkan temel faktörler şunlar:

Toplumdan dışlandığını, adaletsizliğe uğradığını veya sesini meşru yollarla duyuramadığını hisseden bireyler, marjinal grupların söylemlerine daha açık hale geliyor.

Özellikle modernleşme ve hızlı kentleşme süreçlerinde kimlik krizine giren gençler, radikal yapılarda kendilerine yapay bir "aidiyet" ve "amaç" buluyor.

Yoksulluk tek başına terörü yaratmasa da, yüksek genç işsizliği ve geleceksizlik hissi radikal söylemlerin yeşermesi için uygun bir zemin hazırlıyor.







Şiddetin Meşrulaştırılması ve İdeolojik Söylem

Siyasal şiddet eylemlerini diğer suç türlerinden ayıran en belirgin fark, eylemcilerin bu davranışları bir "kutsal amaç" veya "siyasal dava" adına gerçekleştirdiğine inanmasıdır. Sosyolojik araştırmalar, terör örgütlerinin propaganda mekanizmalarının iki temel strateji üzerine kurulduğunu gösteriyor:

Hedef alınan grup veya kurumlar insani vasıflarından arındırılarak "mutlak kötü" olarak tanımlanıyor.

Kendi grubunun sürekli mağdur edildiği algısı işlenerek, yapılan eylemler "zorunlu bir savunma" olarak sunuluyor.







Güvenlik Politikalarından Toplumsal Onarıma

Uzmanlar, terörle mücadelede yalnızca Polisiye ve askeri yöntemlerin yetersiz kalacağına işaret ediyor. Uzun vadeli ve kalıcı çözüm için toplumsal yapıyı güçlendirecek adımların atılması gerektiği belirtiliyor:

Kapsayıcı Sosyal Politikalar: Gençlerin eğitime ve istihdama erişiminin artırılması.

Toplumsal Diyalog ve Adalet: Hak arama yollarının şeffaf ve açık tutulması, kutuplaştırıcı dilden kaçınılması.







Sivil Toplumun Güçlendirilmesi: Radikalleşmeyle mücadelede yerel toplulukların ve sivil toplum kuruluşlarının aktif rol alması.

Siyasal şiddet ve terörizmin sosyolojik boyutunu anlamak, toplumsal barışın inşa edilmesinde kilit bir rol oynamaya devam ediyor.

Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi

Muğla'nın Menteşe ilçesinde bir iş yerinin önünde asılı bulunan Türk bayrağını çakmakla ateşe vermek isteyen kadın, güvenlik kameralarının incelenmesi sonucu yakalanmıştı. 31 yaşındaki A.A. isimli kadın emniyetteki işlemlerini ardından adliyeye sevk edildi

13.08.2026 11:52:00
İHA
 
Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi
Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi
Olay, Menteşe merkezde tarihi Kurşunlu Camii yakınlarında bulunan bir iş yerinin önünde meydana geldi. Sabah saatlerinde kaldırımda yürüyen kadın, iş yerinin önünde duvara asılı Türk bayrağının yanına gelerek, çantasından çıkardığı çakmakla bayrağı ateşe vermek istedi.






Olayın güvenlik kameralarına yansımasının ardından kolluk kuvvetleri kadının yakalanması başlattıkları çalışmada aynı gün yakalanarak gözaltına alındı. 






Yakalanan A.A., Muğla Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü'ndeki işlemlerini ardından Muğla Adliyesi'ne sevk edildi.






Kocaeli'de kimya fabrikasında yangın: 2 işçi yaralandı

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde çeşitli kimyevi ürünlerin üretildiği fabrikada çıkan yangında 2 işçi yaralandı. Yangında 2 at da telef oldu

12.08.2026 12:30:00
İHA
 
Kocaeli'de kimya fabrikasında yangın: 2 işçi yaralandı
Kocaeli'de kimya fabrikasında yangın: 2 işçi yaralandı
Gebze ilçesi Balçık Mahallesi Kumtepe mevkiinde bulunan kimya fabrikasının bir bölümünde yangın çıktı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık, jandarma ve AFAD ekibi sevk edildi.






Yangın sırasında yaralanan 2 işçi, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kontrol altına alınan yangında fabrikada maddi hasar meydana geldi. 






Ekiplerin bölgede soğutma çalışmaları devam ederken, yangında 2 atın da telef olduğu öğrenildi. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.



























Adana'da toplu taşımada klima çilesi

Adana'da bunaltıcı sıcaklarda toplu taşıma araçlarında yaşanan klima sorunu nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşıyor. Dolmuş ve otobüslerde klimaların yeterince çalıştırılmadığını öne süren yolcular, yüksek ulaşım ücretlerine rağmen sıcakta seyahat etmek zorunda kaldıklarını belirterek denetimlerin artırılmasını istedi

12.08.2026 12:28:00
İHA
 
Adana'da toplu taşımada klima çilesi
Adana'da toplu taşımada klima çilesi
Adana'da yaz sıcaklıklarının bunaltıcı seviyelere ulaşması, kent içi ulaşımda yaşanan sorunları da yeniden gündeme getirdi. Özellikle dolmuş ve otobüslerde klimaların açılmadığını veya yeterli düzeyde çalıştırılmadığını ifade eden vatandaşlar, araçların içerisinde nefes almakta dahi zorlandıklarını söyledi.






Toplu taşıma araçlarında yolcu yoğunluğunun da etkisiyle sıcaklığın daha fazla hissedildiğini belirten vatandaşlar, klimaların özellikle araç dolduktan sonra çalıştırıldığını iddia etti. Vatandaşlar, toplu taşıma araçlarının yetkililer tarafından daha sık denetlenmesini ve klima kullanımının kontrol edilmesini talep etti.








"Zabıtaların bu durumu daha çok kontrol etmesi ve denetim yapması lazım"

Durakta bekleyen yolculardan Caner Ozan, Adana'da sıcaklıkların çok yüksek olduğunu belirterek, toplu taşıma araçlarında klima sorunu yaşandığını söyledi. Ozan, "Adana çok sıcak, şu an hissedilen hava sıcaklığı 45 derece. Toplu taşımalarda klimaları açmıyorlar. Bu durum otobüs şoförlerinden mi yoksa kooperatiflerden mi kaynaklanıyor çözemedik ama klimaları açmaları lazım. Durduğumuz yerde terliyoruz. Klimaların açılmasını istiyoruz, artık bu durumdan sıkıldık" dedi.








Klimaların çoğu zaman yolcu yoğunluğuna göre çalıştırıldığını öne süren Ozan, "Genelde kendilerine göre zamanları var. Yolcu dolunca veya dolmasını beklerken açıyorlar. Zabıtaların bu durumu daha çok kontrol etmesi ve denetim yapması lazım. Onlar denetim yaptıkça daha fazla ilerleme kaydedileceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.








"Klimalar açılmadığı için durduğumuz yerde terliyoruz"

Fahri Bulut Elma ise sıcaklığın nem nedeniyle daha fazla hissedildiğini belirterek, "Adana'da hava sıcaklığı 45 dereceyi buluyor, nemden dolayı hava daha da sıcak oluyor. Bu sıcakta toplu taşımalara bindiğimizde çok fazla insan olduğu için içerisi daha da sıcak oluyor. Klimalar açılmadığı için durduğumuz yerde terliyoruz" diye konuştu.








Klimaların yeterince çalıştırılmadığını savunan Elma, "Bugüne kadar klimaların doğru düzgün açıldığına en fazla iki üç defa denk gelmişimdir, onların da sadece biri klimaydı, diğerleri sadece fandı" dedi.

'Eren'siz geçen 9 yıl

Trabzon'un Maçka ilçesinde bölücü terör örgütü mensupları tarafından açılan ateş sonucu 11 Ağustos 2017 tarihinde şehit edilen Eren Bülbül geçen 9 yıla rağmen unutulmuyor. 15 yaşında şehit olan Eren Bülbül, şehadetinin 9. yılında kabri başında düzenlenen programla anıldı

11.08.2026 12:49:00
İHA
 
'Eren'siz geçen 9 yıl
'Eren'siz geçen 9 yıl
Trabzon'un Maçka ilçesi Köprüyanı mahallesinde 11 Ağustos 2017 tarihinde terör örgütü mensuplarının hırsızlık için girdiği evlerini güvenlik güçlerine göstermek için giderken açılan ateş sonucu Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik ile birlikte şehit olan Eren Bülbül, ölümünün üzerinden geçen 6 yıla rağmen unutulmuyor. 1 Ocak 2002 yılında dünyaya gelen ve PKK'lı teröristler tarafından 15 yaşında şehit edilen Eren Bülbül sevenleri tarafından 'İyi ki varsın Eren' etiketiyle anılırken, anne Ayşe Bülbül oğlunun mezarı başından ayrılmıyor. 15 yaşında şehit olan Eren Bülbül, şehadetinin 9. yılında kabri başında düzenlenen programla anıldı. Eren Bülbül'ün kabri başında düzenlenen programda Kur'an-ı Kerim okunarak dualar edildi. Programa Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Emniyet Müdürü Ali Loğoğlu, Trabzon İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Murat Yakın, Maçka Belediye Başkanı Koray Koçhan, il ve ilçe protokolü, güvenlik güçleri, Eren Bülbül'ün ailesi ve vatandaşlar katıldı.

Eren Bülbül'ün mezarı ziyaretçi akınına uğrarken, anne Ayşe Bülbül, oğlunu gözyaşları ile anlattı.






"Ben yavrumun acısını uyurken bile taşıyorum"

Şehit Eren Bülbül'ün annesi Ayşe Bülbül, oğlunu bir saniye bile unutamadığını belirterek, "Sizlere göre 9 yıl geçti, benim için 9 bin yıl geçti. Benim yavrumun o gün günü bitmişti. İyi ki bu şekilde, vatanı için, milleti için, başında dalgalanan bayrağı için şehit verdim yavrumu. Evlat acısı çok zor, Allah kimseye bu acıyı vermesin. 9 yıl geçti ama sanki 9 bin yıl geçti. Ne yapabilirim ki' Yapacak hiçbir şeyim yok. Yavrumu bir saat, bir dakika, bir saniye bile unutmadım, unutamam. Yavrum bugün, bu anlarda son saniyelerini yaşıyordu. Özel günlerinde yalnız değil. Akşam yatarken bile Eren hep benim gönlümde, gözümün önünde. Ben yavrumun acısını uyurken bile taşıyorum. Rüyalarıma giriyor. O hayatta, çektiğimiz çilelerle, zorluklarla gözümün önüne geliyor. Bir anne olarak diyorum ki, 'Cenabı-ı mevlam beni de o yaşantılarla bitirecek' yavrumun şehitliğiyle gurur duyuyorum. Öyle bir evladın annesi olduğu için gurur duyuyorum. Arkamdaki dağım evlatlarımdır ama benim acım bitmez. Evlatlarım da kendi çocuklarıyla meşgul oluyor. Belki de bir anlık kardeşlerini unutuyorlar. Benim evladımı unutacak hiçbir yönüm yok" dedi.








"Amca-yeğen gibi bir yola yürüdüler"

Ayşe Bülbül, oğluyla birlikte şehit olan Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik'e ilişkin amca-yeğen bir yolu yürüdüklerini vurgulayarak, "Evladımla bir yolda yürüdü. Şehadete beraber eriştiler. Allah ikisinin de rahmetini bol eylesin. Şehit edilmeden ben onunla sohbet ettim. Amca-yeğen gibi bir yola yürüdüler. Eren'in çalışkanlığı, Eren'in atılganlığı, sessizliği, sakinliğiyle sakin 15 yaşında değil 30 yaşındaydı. Temkinliydi bir çocuktu. Attığı adım bile değerliydi. Hiçbir şey anlayamadım, hissedemedim. Hayatımıza devam ederken yavrum uçtu gitti. İyi ki böyle bir evlat doğurdum. Vatan sağ olsun" şeklinde konuştu.



























BTP Ege Gençliği Muratdağı’nda buluştu

Üç gün süren kampta gençler eğitim, spor ve sosyal etkinliklerle bir araya gelirken Türkiye’nin geleceğine ilişkin mesajlar verdi

10.08.2026 20:26:00
Haber Merkezi
 
BTP Ege Gençliği Muratdağı’nda buluştu
BTP Ege Gençliği Muratdağı’nda buluştu
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Gençlik Kolları tarafından düzenlenen Ege Bölgesi Gençlik Kampı, farklı illerden gençlerin katılımıyla Muratdağı'nda gerçekleştirildi. Üç gün süren organizasyonda Uşak başta olmak üzere Kütahya, Afyonkarahisar, İzmir, Denizli, Manisa, Aydın ve Muğla'dan gelen gençler bir araya geldi. 






Gençlerin hem birbirleriyle kaynaşmasını hem de teşkilat çalışmalarına ilişkin bilgi ve deneyimlerini artırmasını amaçlayan kampta; siyasi gelişmeler, ekonomi, gençlik politikaları ve Türkiye'nin geleceğine ilişkin çeşitli değerlendirmeler yapıldı.
 
Seminerlerin yanı sıra kaplıca, futbol, müzik ve film etkinlikleriyle gençler yoğun geçen programın keyfini çıkardı.







KAMP MURATDAĞI HAMAMI'NDA BAŞLADI
 
Üç günlük programın ilk gününde gençler Muratdağı Hamamı'nda buluştu. Farklı şehirlerden gelen katılımcıların tanışmasının ardından kampın eğitim programına geçildi. BTP Gençlik Kolları yöneticilerinin katıldığı seminerlerde parti politikaları, gençlerin siyasetteki rolü, Milli Ekonomi Modeli, Türkiye'nin geleceği ve bağımsızlık anlayışı üzerine değerlendirmeler gerçekleştirildi. 
 
Programda BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkanı Burak Karataşoğlu, BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkan Yardımcısı ve Ege Bölge Sorumlusu Onur Karataşoğlu, BTP MYK Üyesi Emre Belge, BTP Gençlik Kolları Genel Sekreteri Osman Bedri Bektaş, BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkan Yardımcısı Furkan Hamza ve BTP Gençlik Kolları Genel Başkanı Fatih Akburak gençlerle bir araya geldi. 
 
Seminerlerde ayrıca BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş ve merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın siyasi ve ekonomik yaklaşımları, Milli Ekonomi Modeli, Ehl-i Beyt ve Atatürk konuları ele alındı. İlk günün sonunda gençler birlikte film izleyerek programı tamamladı.







İKİNCİ GÜNDE KAPLICA VE SPOR ETKİNLİKLERİ
 
Kampın ikinci gününde ise sosyal ve sportif etkinliklere ağırlık verildi. Gençler Ilıca Kaplıcaları'na götürülerek burada çeşitli etkinliklere katıldı. Kamp alanına dönülmesinin ardından futbol oynayan gençler, günün ilerleyen saatlerinde müzik eşliğinde bir araya geldi. 
 
Şarkılar söyleyerek eğlenen katılımcılar, yoğun geçen kamp programı içerisinde keyifli anlar yaşadı. Farklı illerden gelen gençlerin aynı ortamda buluşması, yeni arkadaşlıkların kurulmasına ve teşkilatlar arasındaki iletişimin güçlenmesine de katkı sağladı.







KAPANIŞ PROGRAMINDA GELECEK MESAJI
 
Kampın üçüncü ve son gününde kapanış programı düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan programda, üç gün boyunca gerçekleştirilen çalışmalar değerlendirildi. 
 
Kapanış programına BTP Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, Ege Bölgesi il başkanları, BTP Denizli İl Müfettişi Ömer Kılıç, BTP Gençlik Kolları yöneticileri ve çok sayıda partili katıldı. Programın açılış konuşmasını BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkan Yardımcısı ve Ege Bölge Sorumlusu Onur Karataşoğlu yaptı.

ONUR KARATAŞOĞLU: "BU SİNERJİYİ ŞEHİRLERİMİZE TAŞIYACAĞIZ"
 
Kampın gençler açısından önemli bir buluşma olduğunu belirten Onur Karataşoğlu, üç gün boyunca gençlerin hem eğlendiğini hem de fikir alışverişinde bulunduğunu söyledi. Karataşoğlu, kampın ardından gençlerin edindikleri bilgi ve motivasyonu kendi şehirlerindeki çalışmalara yansıtmaları gerektiğini belirterek, "Sadece bir araya gelmedik; paylaştık, öğrendik, güldük ve en önemlisi geleceğe dair inancımızı tazeledik" dedi.
 
Kamp boyunca oluşan dayanışmanın BTP gençliğinin gücünü ortaya koyduğunu ifade eden Karataşoğlu, Genel Başkan Hüseyin Baş başta olmak üzere organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti. Karataşoğlu, "Buradaki o muazzam sinerjiyi ve motivasyonu şimdi şehirlerimize taşıma vakti" ifadelerini kullandı.







BURAK KARATAŞOĞLU: "ASIL MESELE KAMP SONRASINDA NE YAPACAĞIMIZ"
 
Onur Karataşoğlu'nun ardından konuşan BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkanı Burak Karataşoğlu ise kampın yalnızca sosyal bir etkinlik olmadığını vurguladı. Gençlerin üç gün boyunca aynı sofrayı, heyecanı ve ideali paylaştığını belirten Karataşoğlu, kamp sürecinde kurulan dostlukların ve kazanılan motivasyonun bundan sonraki çalışmalara aktarılması gerektiğini söyledi. 
 
"Ancak asıl mesele, buradan ayrıldıktan sonra ne yapacağımızdır" diyen Karataşoğlu, gençlerin şehirlerine daha güçlü ve kararlı şekilde dönerek çalışmalarını sürdürmeleri gerektiğini ifade etti. BTP'nin fikir üreten, proje geliştiren ve ülke meseleleri üzerine çalışan bir gençlik hedeflediğini belirten Karataşoğlu, gençlerin yalnızca bugünün değil, Türkiye'nin geleceğinin de sorumluluğunu taşıdığını dile getirdi.
 







KEPEKÇİ: "GENÇLERİ YALNIZLIKTAN KURTARMANIN YOLU AİDİYETTEN GEÇİYOR"
 
Kapanış programında gençlere hitap eden BTP Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, gençlerin günümüzde yaşadığı yalnızlık ve aidiyet sorununa dikkat çekti. 
 
Yaklaşık 40 yıl önce Prof. Dr. Haydar Baş ile tanıştığını anlatan Kepekçi, bu süreçte insanı merkeze alan bir anlayış, millet sevgisi ve gençlere güven konusunda önemli kazanımlar elde ettiğini ifade etti. Teknolojinin iletişim imkânlarını artırmasına rağmen gençlerin yüz yüze ilişkiler konusunda daha fazla yalnızlaşabildiğini belirten Kepekçi, sorunun yalnızca iletişim eksikliği olmadığını, aidiyet duygusunun da büyük önem taşıdığını söyledi.
 
"GENÇLİK BUGÜNÜN DE GÜCÜDÜR"
 
Prof. Dr. Haydar Baş'ın gençliğe bakışına değinen Kepekçi, gençlerin yalnızca geleceğin değil, bugünün de önemli bir gücü olduğunu ifade etti. Gençlerin bir topluluğa, hedefe ve geleceğe dair umuda ihtiyaç duyduğunu belirten Kepekçi, gençlere yalnızca sorunların anlatılmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda bir ideal ve sorumluluk duygusu kazandırılması gerektiğini söyledi.
 
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş öncülüğünde yürütülen "Geleceği Savunmak" seminerlerine de değinen Kepekçi, uyuşturucu, kumar ve dijital bağımlılık gibi sorunlarla mücadele edilirken gençlerin aynı zamanda topluma ve ülkeye aidiyet duygusunun güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Kepekçi, "Gençler bu ülkenin misafiri değildir. Gençler bu ülkenin ev sahibidir" mesajını verdi.
 
AİLE, EĞİTİM VE EKONOMİ VURGUSU
 
Gençlerin yaşadığı yalnızlığın bireysel bir sorun olmanın ötesinde toplumsal boyut taşıdığını belirten Kepekçi; aile bağlarının güçlendirilmesi, eğitim sisteminin gençlerin aidiyet duygusunu desteklemesi ve ekonomik şartların gençlere güvenli bir gelecek sunması gerektiğini söyledi. Yerel yönetimlerin de gençlere spor, sanat ve bilim alanlarında daha fazla imkân sağlamasının önemine dikkat çeken Kepekçi, gençlerin üretim yapabildiği ve geleceğini güven içinde planlayabildiği bir ekonomik yapının gerekliliğini vurguladı. 
 
Milli Ekonomi Modeli'ne de değinen Kepekçi, modelin ekonomik yaklaşımın yanı sıra insan merkezli sosyal devlet anlayışını da içerdiğini savundu. Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Kepekçi, Türkiye'nin geleceğinin gençlerin omuzlarında yükseleceğini belirterek, "Bir genci kazanmak; bir aileyi, bir şehri ve bir ülkenin geleceğini kazanmaktır" dedi.








AKBURAK: "GENÇLERİ SİYASETİN MERKEZİNE KOYUYORUZ"
 
BTP Gençlik Kolları Genel Başkanı Fatih Akburak da kapanış programında gençlere hitap etti. Üç günlük kampın gençler açısından verimli geçtiğini belirten Akburak, kamp boyunca hem dinlenildiğini hem eğlenildiğini hem de önemli bir motivasyon kazanıldığını söyledi. Bu enerjinin kamp sonrasında saha çalışmalarına aktarılması gerektiğini ifade eden Akburak, gençlerin yalnızca seçim dönemlerinde veya saha çalışmalarında kullanılan bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. 
 
"Bağımsız Türkiye Partisi gençleri siyasetin merkezine koyan bir anlayışa sahip" diyen Akburak, gençlerin ülke yönetiminde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savundu. Gençlerin iş sahibi olmak, ev ve araç sahibi olmak, iyi eğitim almak, evlenmek ve daha iyi şartlarda yaşamak gibi temel beklentileri bulunduğunu belirten Akburak, gençlerin karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almasının önemine dikkat çekti.
 
"GENÇLER HALLEDER" MESAJI
 
Gençlerin siyasette aktif olmaması halinde, gençlerin sorunlarını yeterince bilmeyen anlayışların ülkenin geleceğini şekillendireceğini ifade eden Akburak, gençleri daha fazla sorumluluk almaya çağırdı. "Gençler Halleder" anlayışına vurgu yapan Akburak, gençlerin Türkiye'nin geleceğinde aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
 
Ekonomik ve sosyal sorunlara da değinen Akburak, BTP gençliğinin mücadelesinin gençlerin iş sahibi olması ve Türk milletinin insanca yaşaması olduğunu ifade etti. Kampın sona ermesini yeni bir çalışma döneminin başlangıcı olarak değerlendiren Akburak, gençlerden şehirlerine döndüklerinde daha aktif çalışmalar yürütmelerini istedi.
 
AKBURAK'TAN ÇAKIN'A TEŞEKKÜR
 
Fatih Akburak, konuşmasının sonunda kampın düzenlenmesinde emeği bulunanlara teşekkür etti. Özellikle BTP Uşak İl Başkanı Halil İbrahim Çakın'a teşekkür eden Akburak, Ege Bölgesi Gençlik Kampı'nın gerçekleştirilmesinde Çakın'ın önemli katkıları olduğunu belirtti. Akburak, Çakın'a teşekkür ederek kampın organizasyonundaki emeğini vurguladı.
 
KATILIM BELGELERİ TAKDİM EDİLDİ
 
Kapanış konuşmalarının ardından kampın düzenlenmesi ve yürütülmesinde emeği bulunanlar ile katılımcılara katılım belgeleri verildi. Gençlere ayrıca kalem hediye edildi. Belge ve hediye takdiminin ardından katılımcılar toplu fotoğraf çektirdi. 
 
Farklı illerden gelen BTP gençlerini üç gün boyunca Muratdağı'nda buluşturan Ege Bölgesi Gençlik Kampı, gençlerin birlikte geçirdiği keyifli anların yanı sıra eğitim, dayanışma ve teşkilat çalışmaları açısından gerçekleştirilen değerlendirmelerin ardından sona erdi.

Bozkurt'ta 5 yıl geçmesine rağmen selin acıları ilk günkü gibi taze

Batı Karadeniz'de 2021 yılında meydana gelen büyük sel felaketinde 65 kişinin hayatını kaybettiği, 7 kişinin kaybolduğu Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde, 5 yıl geçmesine rağmen vatandaşlar o günü unutamıyor

10.08.2026 12:50:00
İHA
 
Bozkurt'ta 5 yıl geçmesine rağmen selin acıları ilk günkü gibi taze
Bozkurt'ta 5 yıl geçmesine rağmen selin acıları ilk günkü gibi taze
Batı Karadeniz'de 11 Ağustos 2021 tarihinde meydana gelen büyük sel felaketinden en çok etkilenen yerleşim yeri Kastamonu'nun Bozkurt ilçesi olmuştu. Sel felaketinde ilçedeki onlarca bina zarar görmüş, 65 kişi hayatını kaybetmiş, 7 kişi ise kaybolmuştu. Aradan geçen 5 yıl geçmesine ve ilçenin yeniden ayağa kaldırılmasına rağmen, selin bıraktığı acılar hala ilk günkü tazeliğini koruyor.

Sel anını anlatan vatandaşlar o günü unutamadıklarını söyledi.






Selin yara izlerini vücudunda taşıyor

Sel sırasında semt pazarında esnaflık yaptığını ifade eden Mustafa Tezel, yapılan uyarılarının ardından tezgahını toplayarak evine gitmek istediğini ve selin bir anda gelmesinin ardından bir dükkana girerek kurtulduğunu dile getirdi. Mustafa Tezel, 8,5 saat sel ile verdiği mücadelenin ardından askerler tarafından sıkıştığı yerden kurtarıldığını ifade etti. Sel sebebiyle 5 arkadaşının hayatını kaybettiğini söyleyen Tezel, selin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen vücudunda oluşan yaraların izlerini taşıyor.








"8,5 saat selle mücadele verdim"

Sel anını anlatan Mustafa Tezel, "Hanıma, 'sen hükümet konağına git, ben de meydandan eve giderim' dedim. Eve giderken Sınarcık Tepesinde bir kepçe gördüm, 'kepçenin burada ne işi var' dememe kalmadan yukarıdan aşağıya sel geldi. Sel çarparak beni yere yatırdı. Kaçacak yer aradım. Kaçarken bir dükkana girdim. Dükkana girince içeride arkadaşlar can havliyle cama vuruyorlardı. Bende demir vardı, demiri tuttum. Baktım, sel burnuma kadar gelmiş. Suya daldım, baktım ayağımdan başıma kadar sel çıkmış. Üzerimde bir gözlük, bir saat var. Selin daha eseri bacağımda duruyor. 8,5 saat mücadele verdim. Sabah ekipler geldi, 'canlı var mı' diye bağırdılar. Bizi aldılar, meydana getirdiler, battaniye verdiler. Bir süre orada yattık Süleyman Soylu, askerler geldi, Allah razı olsun. Ben böyle asker görmedim. Asker beni temsil ediyor, benim askerim. Sonra askerler gelip evlerimizi, işyerlerimiz temizlediler. Bize elimizi bile sürdürmediler. Hepsinden Allah razı olsun" dedi.








"Bir ben kaldım, bir de eşim kaldı"
Hayatını kaybeden arkadaşlarını unutamadığını belirten Tezel, "Yakınlarım, arkadaşlarım gitti. Bir ben kaldım, bir de eşim kaldı. İki kişiyiz, başka kimse yok. Pazaryerindeki arkadaşlarım hayatını kaybetti. Hala unutamadık. Selin eserini vücudumda taşıyorum. Ayağım hep yaraydı. Pantolon, gömlek, kimlik hepsi selde kayboldu. Bir saat, bir de gözlüğüm kaldı. Askerlerden Allah razı olsun, beni selden kurtardılar. Pazaryerinde esnaflardan 5 kişi hayatını kaybetti" diye konuştu.

"Arkadaşımın evindeyken bir baktım kendi apartmanım yıkıldı"

Sel felaketinde evlerinin Ezine Çayı'nın kenarında olduğunu söyleyen Kayra Uhut Turan ise, "Evimiz Ezine Çayı'nın kenarındaydı. O yüzden biz de evde sıkışmıştık. Zabıta arabası gelip anons yapıyordu. Biz evden çıkmadık. Sel bir anda geldi. Evimiz su almaya başladı. Biz de selin içine girip kaçmaya karar verdik ve dışarıya çıktık. Kapıyı sel suyundan dolayı açamıyorduk, zor açtık. Biz çıktıktan sonra bina yıkılmıştı. 8 katlı bina. Biz de selden böyle kurtulduk. Annemin bir tane baktığı yaşlı ağabey vardı, onun evine sığındık. Selin olduğu zamanı hatırlıyorum. Ben arkadaşımın evinde kendi apartmanıma bakarken yıkıldı. Sonra yeni evim TOKİ oldu. TOKİ'den çok memnunum. Yeni evim çok güzel" şeklinde konuştu.








"Allah devletimizde zeval vermesin, Bozkurt ayakta dimdik duruyor"

Sel anında yaşadıklarını anlatan Şaban Demir de, "Selin ilk zamanları kimse tam farkına varmamıştı. Belediye anons yaptı, bizi uyardılar. Ondan sonra dükkanı topladık. Tam kaçarken ben içeri girmiştim. İçeride su seviyesi yavaş yavaş yükseldi. Ben giriş kattaydım. O arada bir arkadaş da içeri girmişti. 'Üst kata çıkalım' dedim. Ben de tam çıkarken içeride su seviyesi yükseldi, benim bulunduğum kata geldi. Aradaki merdivenden üst kata çıktık. Biz kurtulduk zannettik ama maalesef su birinci katı geçti, ikinci kata kadar geldi. İş yeri ağzına kadar su doldu. Yanımdaki komşuyla beraber çıktık. Saat 11.30'da kurtulduk. Şu anda Bozkurt düzeldi. At yapısıyla, dükkanlarıyla yenilendi. Bizim o zaman dükkanımız bu şekilde değildi. TOKİ yaptı. Şu anda daha dayanıklı, daha güzel. Caddemiz de daha bir geniş" ifadelerini kullandı.

Filyos'ta kaybolan Muhammet'i arama çalışmaları ikinci gününde

Zonguldak'ın Filyos beldesinde girdiği denizde kaybolan Suriye uyruklu 15 yaşındaki Muhammet Şemali'yi arama çalışmaları ikinci gününde havadan ve karadan devam etti

10.08.2026 11:41:00
İHA
 
Filyos'ta kaybolan Muhammet'i arama çalışmaları ikinci gününde
Filyos'ta kaybolan Muhammet'i arama çalışmaları ikinci gününde
Ankara'dan tur ile Zonguldak'a gelen 16 yaşındaki Muhammet Şemali, serinlemek için Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesinde denize girdi. Dalgalar arasında zor anlar yaşayan Şemali'yi kurtarmak isteyen bir yakını da boğulma tehlikesi geçirdi. Yaralı kurtulan yakını A.Ş. hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.






İhbar üzerine bölgeye gelen ekipler denizden ve karadan Şemali için arama kurtarma çalışması başlattı. Gün boyu devam eden çalışmalar gece boyu da karadan devam etti. Bu sabah günün ilk ışıklarıyla birlikte jandarma, polis ve AFAD ekipleri karadan, denizden ve havadan çalışmalarını sürdürdü.








Arama çalışmalarında gönüllü olarak yer alan Doğukan Bayrak, "Dün akşam kaybolan vatandaş için jandarma arama kurtarma timi 17.00'den beri aramalarını yapıyor. Polis, AFAD geldi. Dün geceden beri biz de vatandaş olarak yardım etmeye çalışıyoruz. Umarım bulunur" diye konuştu.








Şemali'ye ait herhangi bir ize rastlanmazken 3 bot, 2 dron, 36 personelin bölgedeki çalışması sürüyor.








Öte yandan Zonguldak Valiliği 9 - 10 Ağustos tarihleri arasında olumsuz deniz şartları sebebiyle il genelinde denize girişleri yasaklamıştı.

Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü

İstanbul Güngören'de 5 katlı binanın birinci katındaki balkon, henüz bilinmeyen bir nedenle çöktü. Bina tedbir amacıyla boşaltılırken ekipler tarafından mühürlendi. Bina çevresi bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı

09.08.2026 02:40:00
İHA
 
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Olay, saat 22.30 sıralarında İstanbul Güngören Akıncılar Mahallesi Üstün Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre sokak üzerindeki 5 katlı binanın birinci katındaki balkonda bilinmeyen bir nedenle çökme yaşandı.






Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken bina tedbir amacıyla boşaltılarak mühürlendi. Binanın çevresi ekipler tarafından bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı.








Konu ile ilgili konuşan Tayfun Kurt, "Bildiğim kadarıyla apartmanın balkonu çökmüş. Ama neden kaynaklandığı hakkında bilgimiz yok. Geldiğimizde o esnada binada hala oturanlar vardı. Sonrasında zaten ilgili ekiplere haber verildi. Polis, etrafı kapattı. Oturanları çıkarttı. Şimdi de önlem alıyor" dedi.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.