ÇİFTÇİNİN BANKALARA BORCU 1,5 TRİLYON LİRAYI AŞTI!
Ömer Fethi Gürer: “Çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar lira, verilen ise 168 milyar lira.”
11.10.2026 10:00:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Tarım kesiminin bankalara olan kredi borcunun 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldiğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin borç yükü altında üretim yapmaya çalıştığını söyledi.
Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken desteğin 722 milyar lira olduğunu, buna karşılık ayrılan desteğin 168 milyar lirada kaldığını ifade eden Gürer, tarımdaki borçluluk ve destek politikalarını eleştirdi.
ÇİFTÇİ NEDEN BORÇLANIYOR?
Çiftçinin borç yükünün arkasında yalnızca bankalardan alınan krediler bulunmuyor. Tohum, gübre, mazot, elektrik, sulama, yem, tarım ilacı ve işçilik giderleri üretim maliyetlerini artırırken, çiftçinin elde ettiği gelir bu giderleri karşılamaya yetmediğinde borç kaçınılmaz hale geliyor. Üstelik üretici, ürününü hasat edene kadar geçen sürede de harcamalarını karşılamak zorunda kalıyor.
Ürününü çoğu zaman maliyetini karşılayacak fiyattan satamayan çiftçi, bir sonraki üretim dönemine borçla başlıyor. Banka kredilerinin yanı sıra gübre bayilerine, yemcilere, tüccarlara ve diğer piyasa aktörlerine olan borçlar da üreticinin üzerindeki yükü ağırlaştırıyor.
Böylece çiftçi, bir yandan üretimi sürdürmeye çalışırken diğer yandan eski borçlarını kapatabilmek için yeniden kredi kullanmak zorunda kalıyor. Faiz ve finansman maliyetleri de eklendiğinde borç yükü her üretim döneminde daha da büyüyebiliyor.
DESTEKTEKİ AÇIK TARTIŞMA KONUSU

Gürer'in açıkladığı rakamlara göre 2026 yılında Tarım Kanunu'nun 21. maddesi kapsamında verilmesi gereken destek 722 milyar lira, verilen destek ise 168 milyar lira. Bu iki rakam arasındaki fark 554 milyar liraya ulaşıyor. Verilen desteğin, hesaplanan tutarın yaklaşık yüzde 23'üne karşılık geldiği belirtiliyor.
Burada temel tartışma, tarımsal desteklerin kanunda öngörülen düzeyde olup olmadığı ve çiftçinin üretim maliyetleri karşısında ne ölçüde korunduğu. Desteklerin yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler, üreticinin finansman ihtiyacını kendi imkânlarıyla ya da borçlanarak karşılamak zorunda kalmasına dikkat çekiyor.
Hükümetin tarım politikaları açısından ise desteklerin bütçeye nasıl yansıtıldığı, hangi kalemlerden oluştuğu ve üreticinin artan maliyetlerini karşılamada ne ölçüde etkili olduğu soruları öne çıkıyor.
BORÇ ÜRETİMİ, İCRA GELECEĞİ TEHDİT EDİYOR
Ödeme güçlüğünün çiftçileri icra süreçleriyle karşı karşıya bıraktığını vurgulayan Gürer, tarım kesiminin rahatlatılması gerektiğini belirtti. Gürer, icra işlemlerinin durdurulması ve borçların ötelenmesi çağrısı yaparak çiftçinin üretimden kopmadan işini sürdürebilmesini istedi.
Çiftçinin üretimden çekilmesi yalnızca tarım sektörünü değil, gıda arzını ve tüketici fiyatlarını da etkileyebilecek bir risk taşıyor. Üretim kapasitesinin zayıflaması, ithalat ihtiyacını artırabilecek ve gıda fiyatları üzerindeki baskıyı büyütebilecek sonuçlar doğurabilir.
GÜRER'DEN YENİ TARIM MODELİ ÇAĞRISI
Gürer, çözüm için kamucu ve planlı bir tarım modeline geçilmesini savundu. Taban fiyatı ve alım garantisi uygulanmasını, üreticilerin örgütlenmesini, küçük aile işletmelerinin korunmasını ve çiftçinin refahını artıracak kooperatiflerin geliştirilmesini istedi. Kırsala dönüşün teşvik edilmesini de öneren Gürer, tarımda üreticiyi koruyacak yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Gıda olmadan yaşamın sürdürülemeyeceğine dikkat çeken Gürer'in çağrısı, tarımsal desteklerin düzeyi ve çiftçinin borç yükü üzerinden hükümetin tarım politikalarının yeniden tartışılmasını gündeme taşıdı.
Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken desteğin 722 milyar lira olduğunu, buna karşılık ayrılan desteğin 168 milyar lirada kaldığını ifade eden Gürer, tarımdaki borçluluk ve destek politikalarını eleştirdi.
ÇİFTÇİ NEDEN BORÇLANIYOR?
Çiftçinin borç yükünün arkasında yalnızca bankalardan alınan krediler bulunmuyor. Tohum, gübre, mazot, elektrik, sulama, yem, tarım ilacı ve işçilik giderleri üretim maliyetlerini artırırken, çiftçinin elde ettiği gelir bu giderleri karşılamaya yetmediğinde borç kaçınılmaz hale geliyor. Üstelik üretici, ürününü hasat edene kadar geçen sürede de harcamalarını karşılamak zorunda kalıyor.
Ürününü çoğu zaman maliyetini karşılayacak fiyattan satamayan çiftçi, bir sonraki üretim dönemine borçla başlıyor. Banka kredilerinin yanı sıra gübre bayilerine, yemcilere, tüccarlara ve diğer piyasa aktörlerine olan borçlar da üreticinin üzerindeki yükü ağırlaştırıyor.
Böylece çiftçi, bir yandan üretimi sürdürmeye çalışırken diğer yandan eski borçlarını kapatabilmek için yeniden kredi kullanmak zorunda kalıyor. Faiz ve finansman maliyetleri de eklendiğinde borç yükü her üretim döneminde daha da büyüyebiliyor.
DESTEKTEKİ AÇIK TARTIŞMA KONUSU

Gürer'in açıkladığı rakamlara göre 2026 yılında Tarım Kanunu'nun 21. maddesi kapsamında verilmesi gereken destek 722 milyar lira, verilen destek ise 168 milyar lira. Bu iki rakam arasındaki fark 554 milyar liraya ulaşıyor. Verilen desteğin, hesaplanan tutarın yaklaşık yüzde 23'üne karşılık geldiği belirtiliyor.
Burada temel tartışma, tarımsal desteklerin kanunda öngörülen düzeyde olup olmadığı ve çiftçinin üretim maliyetleri karşısında ne ölçüde korunduğu. Desteklerin yetersiz kaldığı yönündeki eleştiriler, üreticinin finansman ihtiyacını kendi imkânlarıyla ya da borçlanarak karşılamak zorunda kalmasına dikkat çekiyor.
Hükümetin tarım politikaları açısından ise desteklerin bütçeye nasıl yansıtıldığı, hangi kalemlerden oluştuğu ve üreticinin artan maliyetlerini karşılamada ne ölçüde etkili olduğu soruları öne çıkıyor.
BORÇ ÜRETİMİ, İCRA GELECEĞİ TEHDİT EDİYOR
Ödeme güçlüğünün çiftçileri icra süreçleriyle karşı karşıya bıraktığını vurgulayan Gürer, tarım kesiminin rahatlatılması gerektiğini belirtti. Gürer, icra işlemlerinin durdurulması ve borçların ötelenmesi çağrısı yaparak çiftçinin üretimden kopmadan işini sürdürebilmesini istedi.
Çiftçinin üretimden çekilmesi yalnızca tarım sektörünü değil, gıda arzını ve tüketici fiyatlarını da etkileyebilecek bir risk taşıyor. Üretim kapasitesinin zayıflaması, ithalat ihtiyacını artırabilecek ve gıda fiyatları üzerindeki baskıyı büyütebilecek sonuçlar doğurabilir.
GÜRER'DEN YENİ TARIM MODELİ ÇAĞRISI
Gürer, çözüm için kamucu ve planlı bir tarım modeline geçilmesini savundu. Taban fiyatı ve alım garantisi uygulanmasını, üreticilerin örgütlenmesini, küçük aile işletmelerinin korunmasını ve çiftçinin refahını artıracak kooperatiflerin geliştirilmesini istedi. Kırsala dönüşün teşvik edilmesini de öneren Gürer, tarımda üreticiyi koruyacak yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Gıda olmadan yaşamın sürdürülemeyeceğine dikkat çeken Gürer'in çağrısı, tarımsal desteklerin düzeyi ve çiftçinin borç yükü üzerinden hükümetin tarım politikalarının yeniden tartışılmasını gündeme taşıdı.













































































