logo
11 EKİM 2026

Gazze'de insanlık, dünyada adalet can veriyor

11.10.2026 00:00:00
 

Dünya kamuoyu bir kez daha insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birine tanıklık ediyor. Gazze'de ABD'nin arabuluculuğu ve süslü vaatleriyle duyurulan "ateşkes" hamlesinin üzerinden tam bir yıl geçti. Ancak sahadaki acı gerçekler, atılan imzaların ve yapılan tantanalı açıklamaların koca bir yalandan ibaret olduğunu bir kez daha kanıtladı. 

Uluslararası Af Örgütü, Oxfam, Save the Children ve Norveç Mülteci Konseyi'nin de aralarında bulunduğu 100'den fazla sivil toplum kuruluşunun ortak bildirisi, acı bir hakikati yüzümüze çarpıyor: Gazze'deki ateşkes sadece kağıt üzerinde kaldı. 

Bir yıllık süreçte, yüzlercesi savunmasız çocuk olmak üzere binlerce Filistinli yine İsrail bombardımanlarında ve ablukanın getirdiği insani dramda hayatını kaybetti. 

Can kaybı 74 bin sınırını aşarken, Filistinliler sadece bombalarla değil; açlık, susuzluk, salgın hastalıklar ve ilaca erişim kısıtlamalarıyla da yavaş yavaş katlediliyor.

Ateşkes maskesi altında sürdürülen bu soykırım, sadece Gazze ile sınırlı kalmayıp Batı Şeria'ya da dalga dalga yayılıyor. 

Zeytin hasadı yapan masum çiftçilere yönelik mermili ve gazlı saldırılar, arazilerin gasbedilmesi ve işini yapmaya çalışan Anadolu Ajansı foto muhabiri İssam Rimavi gibi gazetecilerin hedef alınması, terörün ne denli kurumsallaştığını gösteriyor. 

Tüm bu zulüm senaryosu her gün can almaya devam ederken, küresel aktörlerin ve ne yazık ki İslam dünyasının takındığı pasif tutum vicdanları sızlatmaktadır.

Batı'nın timsah gözyaşları ve ABD-İsrail ikilisinin hukuk tanımazlığı

İnsan hakları, demokrasi ve uluslararası hukuk söylemlerini dillerinden düşürmeyen Batılı devletler, Gazze ve Batı Şeria'daki vahşet karşısında samimiyetsiz bir "timsah gözyaşı" diplomasisi yürütmektedir. 

Sözde kınama mesajları yayımlayan Batı dünyası, eyleme gelince İsrail'in saldırganlığını koruyup kollamaktan geri durmamaktadır. 

Bu pervasızlığın en somut ve çirkin örneği ise yakın zamanda ABD'den gelen hamleyle bir kez daha tescillendi.

Gazze'deki savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen cürümler nedeniyle İsrail Başbakanı Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkaran Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), ABD yönetimi tarafından açıkça bir kez tehdit edildi. 

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun "Ya UCM tehditlerine son verecek ya da UCM'yi ortadan kaldıracağız" şeklindeki küstah açıklamaları, Batı merkezli iddia edilen "küresel adalet" anlayışının çöktüğünün ilanıdır. 

Kendi çıkarlarına uymadığında uluslararası yargı organlarını yok etmekle tehdit eden, finansal imkanlarını keserek felç etmeye çalışan bu haydut yaklaşım; küresel adalet arayışına vurulmuş en ağır darbedir. 

BM ve AB'nin bu karara gösterdiği cılız tepkiler, eylemsizlikle birleştiği sürece ABD ve İsrail'in yasa dışı adımlarına cesaret vermekten başka bir işe yaramamaktadır. 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin ve uluslararası hukuk kurumlarının işlevsizleştirildiği bu tabloda, sözde tepkiler ve cılız kınamalar katliamları durdurmaya yetmemektedir.

Bölgesel birlik için tarihi reçete: Ehl-i Beyt ortak paydası

İslam coğrafyasının mevcut krizler karşısında sergilediği dağınık ve çaresiz tutum, asıl sorgulanması gereken hayati noktadır. 

İsrail'in bölgesel yayılmacılığı ve ABD'nin hegemonik saldırganlığı karşısında sadece kınama yayınlamak, mitingler düzenlemek ya da Batılı kurumların vicdana gelmesini beklemek büyük bir yanılgıdır. 

Eğer İslam ülkeleri gerçek anlamda bir birlik ve ittifak kuracaksa, bu ittifakın öncelikli varlık sebebi Gazze'deki katliamı durdurmak ve Filistin halkının hamisi olmak zorundadır.

Tam da bu noktada, merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce ortaya koyduğu vizyoner çözümler bugün çok daha büyük bir anlam kazanmaktadır. 

Prof. Dr. Haydar Baş, bölgedeki emperyalist kuşatmanın ve siyonist yayılmacılığın ancak sarsılmaz bir birliktelikle kırılabileceğini vurgulayarak son derece somut iki anahtar sunmuştu:

"Mescid-i Aksa tüm İslam aleminin başkenti olmalıdır" ilkesi: Kudüs'ün ve Mescid-i Aksa'nın sadece Filistinlilerin değil, tüm İslam dünyasının ortak başkenti olarak ilan edilmesi; Müslüman ülkeleri ortak bir diplomatik, askeri ve ekonomik savunma hattında buluşturacak en güçlü zemindir. Bu irade gösterilmediği sürece, İsrail bölgedeki parçalanmışlıktan beslenerek işgali genişletmeye devam edecektir.

"Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt" tezi: Ortadoğu'yu mezhep ve etnik köken üzerinden birbirine kırdırmak isteyen kirli senaryolara karşı tek panzehir, Ehl-i Beyt ortak paydasında kenetlenmektir. İslam dünyası kendi içinde mezhepsel çatışmalarla vakit kaybederken, emperyalist güçler bu nifaktan faydalanarak coğrafyamızı kan gölüne çevirmektedir. Ehl-i Beyt sevgisi ve kardeşliği, Şii-Sünni ayrımı gözetmeksizin tüm Müslümanları "tek bilek ve tek yürek" yapabilecek yegane tevhid merkezidir.

Sözde müzakereler değil, somut ve bütüncül eylemler zamanı

Sivil toplum kuruluşlarının Gazze'deki ateşkes ihlallerini raporlaması ve Batılı STK'ların bile bu soykırımı "kağıt üzerinde kaldı" diyerek haykırması şüphesiz kıymetlidir. Ancak bu haykırışlar, arkasına yaptırım gücü olan devlet iradeleri konulmadıkça kâğıt üzerinde birer temenni olarak kalmaya mahkûmdur.

Artık küresel sistemin çifte standartlı adaletinden, ABD'nin UCM'ye kurduğu baskılardan veya İsrail'in sözde ateşkes sözlerinden medet umma dönemi kapanmıştır. 

Doğu Akdeniz'den Batı Şeria'ya, Gazze'den Kudüs'e kadar uzanan hatta huzurun gelmesi; İslam ülkelerinin emperyalist senaryoları bir kenara bırakıp kendi öz değerlerine dönmesiyle mümkündür.

Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllar önce yaptığı uyarılara kulak tıkamanın bedelini bugün masum çocuklar, kadınlar ve siviller canlarıyla ödemektedir. 

Bölgede kalıcı barışın ve insanca yaşamın tesisi; Batı'dan merhamet dilenerek değil, Mescid-i Aksa'yı İslam aleminin başkenti kabul eden, Ehl-i Beyt mayasıyla kardeşliğini pekiştiren güçlü ve tavizsiz bir İslam birliğinin sahaya inmesiyle gerçekleşecektir. 

Dünya bu soykırıma daha fazla göz yumamaz; zaman, laf üretme değil, eyleme geçme zamanıdır.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.