logo
11 EKİM 2026

Kentsel dönüşümde öncelik rant değil, insan hayatı olmalıdır

11.10.2026 00:00:00
 
İstanbul'da insanlar yıllardır beklenen büyük depremi konuşuyor. Depremin ne zaman gerçekleşeceği, hangi bölgelerin daha fazla etkileneceği, kaç binanın yıkılabileceği üzerinde duruluyor. Ancak Maltepe'de yaşanan bina çökmesi bize çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı: Deprem olmadan da binalar yıkılıyor. İnsanlarımız sabahın erken saatlerinde büyük bir gürültüyle sarsıldı. Çevrede yaşayanlar deprem olduğunu düşünerek kendilerini sokağa attı. Ne yazık ki yaşanan olayda can kayıpları meydana geldi. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Olayın ardından kaçak katlardan, betonarme donatılarındaki korozyondan, malzeme yetersizliğinden ve yapısal sorunlardan söz edildi. Elbette bunların tamamı bilimsel yöntemlerle araştırılmalıdır. Ancak hangi teknik sebep tespit edilirse edilsin, asıl sorumluluk meselesini gözden kaçıramayız. Bir bina insanların üzerine çökmeden önce neden gerekli tedbirler alınamadı?

İstanbul'un yapı güvenliği meselesi yeni değildir. Yıllardır riskli yapılar belirleniyor, araştırmalar yapılıyor, deprem senaryoları hazırlanıyor. Yaklaşık 1 milyon 160 bin binanın bulunduğu İstanbul'da, bunların 800 bin kadarının 2000 yılı öncesinde inşa edildiği belirtiliyor. Elbette eski olan her bina dayanıksız değildir. Ancak eski yapı stokunun ciddi bir mühendislik incelemesinden geçirilmesi gerektiği açıktır. Kentsel dönüşüm rakamları da meselenin büyüklüğünü ortaya koyuyor. 2012 yılından bu yana İstanbul'da yaklaşık 1 milyon bağımsız bölümün dönüşümü tamamlandı. Kentte yaklaşık 7,5 milyon bağımsız bölüm bulunduğu dikkate alındığında, tamamlanan dönüşümün bu toplamın yaklaşık yüzde 13,4'üne karşılık geldiği görülüyor. Bu oran, farklı dönemlere ait açıklamalardan hareketle yapılmış yaklaşık bir karşılaştırmadır. Ancak dönüşüm ihtiyacının büyüklüğünü anlamamız bakımından önemlidir.

Burada üzerinde durmamız gereken temel mesele, yalnızca kaç binanın yenilendiği değildir. Asıl mesele, yıkılma tehlikesi en yüksek binaların ne kadarının güvenli hâle getirildiğidir. Kentsel dönüşüm uygulamalarına baktığımızda ekonomik değeri yüksek bölgelerde çalışmaların daha kolay ilerleyebildiğini görüyoruz. Arsanın değerli olduğu, müteahhit açısından ekonomik imkânların bulunduğu yerlerde dönüşüm mümkün olabiliyor. Peki, arsa değeri düşük olan, sakinlerinin ekonomik gücü bulunmayan, buna karşılık ciddi risk taşıyan binalar ne olacak? İşte burada sosyal devletin sorumluluğu ortaya çıkıyor. Vatandaşın güvenli bir konutta yaşaması yalnızca gelirine, birikimine veya kredi kullanabilme imkânına bağlı olmamalıdır. Dönüşümde öncelik sıralaması yapılırken ekonomik getiri değil, can güvenliği esas alınmalıdır. En yüksek risk taşıyan yapılar belirlenmeli, bunlar için açık ve uygulanabilir bir müdahale takvimi oluşturulmalıdır.

Kentsel dönüşüm konusunda üzerinde durulması gereken başka bir mesele de şehir planlamasıdır. Her binayı bulunduğu yerde yıkıp yeniden yapmak, her mahalle için doğru çözüm olmayabilir. İstanbul'un tarihi dokusu, mimari özellikleri, trafik yoğunluğu, ulaşım imkânları, sosyal donatı alanları ve nüfus dağılımı birlikte değerlendirilmelidir. Örneğin tarihi yarımadada uygulanacak dönüşüm modeliyle farklı yerleşim bölgelerinde uygulanacak model aynı olmak zorunda değildir. Kentsel dönüşüm yalnızca eski binanın yerine yeni bina yapılması şeklinde anlaşılmamalıdır. Bu süreç, İstanbul'un daha güvenli, yaşanabilir ve düzenli bir şehir hâline getirilmesi için önemli bir fırsattır. Bunun için şehir plancılarının, mühendislerin, mimarların, üniversitelerin, yerel yönetimlerin ve mahalle sakinlerinin görüşleri alınmalıdır.

Uygulamada üç önemli problemle karşılaşıyoruz.

Birincisi, maliklerin finansman yetersizliğidir. Devlet destekleri bulunsa bile vatandaşın karşılaması gereken maliyetler dönüşümü zorlaştırabilmektedir.

İkincisi, kat malikleri arasındaki anlaşmazlıklardır. Uzlaşmazlıklar, bazen bütün binanın dönüşüm sürecini geciktirebilmektedir.

Üçüncüsü ise idari ve hukuki süreçlerin uzamasıdır.

Bu sorunların çözümü kişilerin kendi imkânlarına bırakılmamalıdır. Bakanlık ve yerel yönetimler, karşılaşılan problemlerden hareketle açık, hızlı ve öngörülebilir çözüm mekanizmaları geliştirmelidir. Hiçbir binanın ve o binada yaşayan insanların geleceği çözümsüz anlaşmazlıklara terk edilmemelidir. Elbette bütün bunlar mülkiyet hakkı ve hukuki güvenceler korunarak yapılmalıdır.

Maltepe'deki olayın ardından yalnızca teknik sebepleri tartışıp sonra gündem değiştirmemeliyiz. Devletin, belediyelerin, yapı sahiplerinin ve ilgili bütün kurumların görev ve sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar zamanında yerine getirilmediğinde ortaya çıkan kayıpların telafisi mümkün olmayabilir. Kentsel dönüşümde bugüne kadar elde edilen tecrübelerden yararlanarak yeni bir öncelik anlayışı geliştirmeliyiz. Önce can güvenliği, sonra ekonomik hesaplar gelmelidir. Önce en tehlikeli yapılar güvenli hâle getirilmelidir. Ödeme gücü bulunmayan vatandaşlarımız için sosyal devletin koruyucu mekanizmaları işletilmelidir. Unutmayalım ki depremi önleyemeyiz. Ancak riskli yapıları belirleyebilir, gerekli tedbirleri alabilir ve insanlarımızın hayatını koruyabiliriz.

Maltepe bize, harekete geçmek için büyük İstanbul depremini beklemememiz gerektiğini bir kez daha göstermiştir.
 
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.