logo
11 EKİM 2026

İşverenin "istifa" oyunu mahkemeden döndü

Özel sektörde kötü niyetli işverenlerin özellikle kıdemli işçilere yönelik istifa oyunları bir bir mahkemelerden dönüyor. 

11.10.2026 10:12:00
İhlas Haber Ajansı
 
İşverenin "istifa" oyunu mahkemeden döndü
İşverenin "istifa" oyunu mahkemeden döndü
Özel sektörde kötü niyetli işverenlerin özellikle kıdemli işçilere yönelik istifa oyunları bir bir mahkemelerden dönüyor. İşverenin başka bir projesinde çalışmak isteyen işçinin imzaladığı tarihsiz belgeyi istifa dilekçesiymiş gibi uygulamaya koyan işverenin oyunu Bölge İdare Mahkemesi'nden (BAM) döndü. BAM, tarihsiz gerçek bir istifa niteliğinde olmayan belgeye itibar edilemeyeceğine dikkat çekti.

Yıllarca güvenlik görevlisi olarak çalıştığı iş yerinden kovulan M.K., İş Mahkemesi'nin yolunu tuttu. Davacı; iş akdinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini iddia etti. İstifa etmemesine rağmen davalının çıkış kodu 03 ile haksız olarak işten çıkardığını belirterek, iş akdinin feshinin geçersizliği ile işe iadesine, işverenin süresi içerisinde işe başlatmaması halinde işe başlatmama tazminatının ve 4 aylık boşta geçen süre ücretin davalılardan alınarak kendisine verilmesini talep etti.

Davalı işveren de imzalı istifa dilekçesi olduğunu öne sürdü. İş Mahkemesi, davacı tarafça açılan davanın kabulü ile davalı tarafça yapılan feshin geçersizliğinin tespiti ve davacının işe iadesine hükmetti. Davalı avukatı kararı istinafa taşıdı.

BAM 8. Hukuk Dairesi emsal nitelikte bir karara imza attı. Dosya kapsamındaki el yazılı, imzalı ve tarihsiz istifa dilekçesinin "Çalışmış olduğunuz projenizden başka bir projede çalışmak için ayrılıyorum" şeklinde olduğu hatırlatıldı. İşveren tarafından sunulan el yazılı istifa dilekçesinin tarihsiz oluşu dikkate alındığında düzenlendiği tarihin belgeden anlaşılamadığı gibi, gerçek bir istifa dilekçesi olmadığı vurgulandı. BAM kararında şöyle denildi:

"İstifa dilekçesine itibar edilemeyeceği, ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafça iş akdinin davacının istifası ile sona erdiği ispatlanamadığından davacının iş akdinin davalı tarafça geçerli veya haklı bir nedene dayanılmaksızın feshedildiği gerekçesi ile davanın kabulü yerindedir. İşverence yapılan feshin geçersizliğine, davacının özel güvenlik hizmetleri şirketindeki iş yerine işe iadesine, davacının süresi içindeki başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının çalıştığı süre ve fesih sebebi de dikkate alınarak takdiren 4 aylık brüt ücreti olan 57 bin 240 TL olarak belirlenmesine karar verilmiştir."

DEAŞ MİLİTANLARI TÜRKİYE’YE NASIL GİRDİ?

Kahramanmaraş merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 39 şüpheliden 22’si tutuklandı

11.10.2026 11:06:00
Haber Merkezi
 
DEAŞ MİLİTANLARI TÜRKİYE’YE NASIL GİRDİ?
DEAŞ MİLİTANLARI TÜRKİYE’YE NASIL GİRDİ?
Kahramanmaraş merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 39 şüpheliden 22'si tutuklandı. Ev ve iş yerlerinde dijital materyaller, yasaklı yayınlar, ruhsatsız silahlar ve mühimmat ele geçirildi. Türkiye'nin yıllardır mücadele ettiği DEAŞ yapılanması, sınır güvenliği ve örgütün ülke içindeki bağlantılarıyla ilgili soruları yeniden gündeme getirdi.

Türkiye'de terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonlar sürüyor. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 6 Ekim'de Kahramanmaraş merkezli olarak İstanbul, Ankara, Konya, Zonguldak, Adana, Hatay ve Gaziantep'te eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda gözaltına alınan 39 şüpheliden 22'si tutuklandı, 17'si adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

EV VE İŞ YERLERİNDEN SİLAH VE DOKÜMAN ÇIKTI



Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda 117 dijital materyal, 117 yasaklı yayın ve doküman, 2 kurusıkı tabanca, 3 ruhsatsız tabanca, 9 av tüfeği, 6 tabanca şarjörü, 317 fişek, 78 kurusıkı tabanca fişeği, 201 av tüfeği fişeği ve 6 kesici alet ele geçirildi.

Soruşturma kapsamında şüphelilerin örgütle bağlantılarının ve faaliyetlerinin ortaya çıkarılması hedefleniyor. Ancak ele geçirilen materyallerin niteliği ve şüphelilere yöneltilen suçlamaların ayrıntıları, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında netleşecek.

BUGÜNE KADAR KAÇ DEAŞ ŞÜPHELİSİ YAKALANDI?



Türkiye'de DEAŞ'la mücadele kapsamında yıllardır çok sayıda operasyon düzenleniyor. Ancak bugüne kadar yakalanan bütün şüphelileri kapsayan, güncel ve tek bir resmî toplam sayı kamuya açık kaynaklarda doğrulanamıyor.

Bununla birlikte, açıklanan operasyon rakamları mücadelenin boyutunu ortaya koyuyor. İçişleri Bakanlığı, 13 Nisan 2026'da 56 ilde gerçekleştirilen operasyonlarda 525 şüphelinin yakalandığını açıkladı.

Bakanlığa göre şüphelilerin bir bölümünün geçmişte DEAŞ bünyesinde faaliyet yürüttüğü, bir bölümünün de örgüte finansal destek sağladığı tespit edildi. Yakalananlardan 88'i geri gönderme merkezlerine teslim edildi.

Bu rakamlar, yalnızca tek bir operasyon dalgasına ait. Dolayısıyla farklı tarihlerdeki operasyonların sonuçlarıyla birleştirilmeden, Türkiye'de bugüne kadar yakalanan toplam DEAŞ mensubu sayısı olarak sunulmamalı.

DEAŞ MİLİTANLARI TÜRKİYE'YE NASIL GİRDİ?

DEAŞ'ın Türkiye'deki varlığı, Suriye'de iç savaşın derinleştiği ve örgütün Irak ile Suriye'de geniş alanları kontrol ettiği yıllarda sınır aşan bir güvenlik sorununa dönüştü. Yabancı terörist savaşçılar, çatışma bölgelerine ulaşmak için farklı ülkelerden seyahat ederken Türkiye'yi bir geçiş güzergâhı olarak kullanmaya çalıştı. Türkiye'den bazı kişilerin de Suriye'ye geçerek örgüte katıldığı güvenlik soruşturmalarına yansıdı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, yabancı terörist savaşçıların ülkeye girişini önlemek amacıyla giriş yasakları uygulandığını, havalimanları ve otobüs terminallerinde risk analiz birimleri kurulduğunu ve yasa dışı yollarla ülkeye giren, terör örgütleriyle bağlantılı olduğundan şüphelenilen yabancıların tespit edilerek sınır dışı edildiğini bildiriyor. Bakanlık, 2011'den bu yana on binlerce kişiye giriş yasağı konulduğunu belirtiyor.

Sınır güvenliğinin yanı sıra örgütün insan devşirme, propaganda, finansman ve ülke içindeki bağlantıları da mücadelenin önemli başlıkları arasında bulunuyor. İnternet ve sosyal medya üzerinden propaganda, kişiler arası bağlantılar ve yasa dışı finansal ağlar, güvenlik birimlerinin takip ettiği alanlar arasında yer alıyor.

Bugünkü mafya operasyonda 73 tutuklama

Adana merkezli 11 ilde çıkar amaçlı silahlı suç örgütlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda gözaltına alınan 106 şüpheliden 73'ü tutuklandı

11.10.2026 10:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
Bugünkü mafya operasyonda 73 tutuklama
Bugünkü mafya operasyonda 73 tutuklama
Adana merkezli 11 ilde çıkar amaçlı silahlı suç örgütlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda gözaltına alınan 106 şüpheliden 73'ü tutuklandı.

Suç ve suçlularla mücadele kapsamında, çıkar amaçlı silahlı suç örgütlerinin faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve örgüt mensuplarının yakalanması amacıyla Adana merkezli 11 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.



Operasyon kapsamında 106 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 73'ü tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer 33 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi.

İstanbul'da 57 kilo 300 gram uyuşturucu ele geçirildi

İstanbul'un dört ilçesinde uyuşturucu ticaretine yönelik düzenlenen operasyonda 57 kilo 300 gram skunk ele geçirildi, 4 şüpheli yakalandı

10.10.2026 12:29:00
İHA
 
İstanbul'da 57 kilo 300 gram uyuşturucu ele geçirildi
İstanbul'da 57 kilo 300 gram uyuşturucu ele geçirildi
İstanbul Emniyet Müdürlüğüne bağlı Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, uyuşturucu madde ticaretinin önlenmesine yönelik çalışmalar kapsamında 9 Ekim'de Büyükçekmece, Başakşehir, Fatih ve Beylikdüzü ilçelerinde belirlenen 2 ikamet ve 2 araca operasyon düzenledi.

Adreslerde yapılan aramalarda 57 kilo 300 gram skunk ele geçirilirken, 4 şüpheli gözaltına alındı.

Şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından bugün adliyeye sevk edildi.

150 MİLYON LİRALIK PARA TRAFİĞİ DEŞİFRE EDİLDİ

İstanbul’da yasa dışı bahis ve dolandırıcılık soruşturmasında 150 milyon liralık suç geliri iddiasıyla 12 şüpheli yakalandı

10.10.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
150 MİLYON LİRALIK PARA TRAFİĞİ DEŞİFRE EDİLDİ
150 MİLYON LİRALIK PARA TRAFİĞİ DEŞİFRE EDİLDİ
İstanbul'da yasa dışı bahis ve dolandırıcılık soruşturmasında 150 milyon liralık suç geliri iddiasıyla 12 şüpheli yakalandı. Para el değiştirmeden düzenlenen operasyonda milyonlarca liralık mal varlığına el konuldu. Peki, kamuoyunda tartışılan trilyonluk fon işlemleri ve yüksek tutarlı para hareketlerine ilişkin iddialar ne aşamada?

İstanbul'da Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında yasa dışı bahis ve dolandırıcılık ağına operasyon düzenledi. Emniyet kaynaklarından aktarılan bilgilere göre, yaklaşık 150 milyon liralık suç geliriyle bağlantılı olduğu değerlendirilen para hareketleri mercek altına alındı.

Soruşturmada, yasa dışı bahis faaliyetlerinden elde edildiği öne sürülen paranın Arnavutköy'de faaliyet gösteren bir kuyumcuya ait banka hesaplarına aktarıldığı belirlendi. Para transferleriyle bağlantılı 378 bin 350 doların elden teslim alınacağı tespit edilince ekipler harekete geçti.

PARA EL DEĞİŞTİRMEDEN OPERASYON

Dolarların el değiştireceği sırada başlatılan operasyonun ilk aşamasında bir şüpheli yakalandı. Soruşturmanın genişletilmesiyle para transferlerine aracılık ettikleri ve suç gelirlerinin aktarımında kullanılmak üzere banka hesapları temin ettikleri öne sürülen 11 kişi daha gözaltına alındı.

Operasyon kapsamında suç gelirleriyle bağlantılı olduğu değerlendirilen 7 daire, 11 araç ve 3 motosiklete el konuldu. Şüphelilerin banka hesapları ve dijital materyalleri de incelemeye alındı.

Toplam 12 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin suçluluğu ise yargılama sonucunda belirlenecek.

KÜÇÜK PARA TRAFİĞİNE OPERASYON VAR, BÜYÜK İDDİALARIN HESABI NE OLDU?

Yasa dışı bahis ve dolandırıcılıkla mücadele kapsamında yapılan operasyon, suç gelirlerinin izinin sürülmesinin ve para hareketlerinin incelenmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Ancak kamuoyunda tartışılan yüksek tutarlı fon işlemleri ve milyarlarca liraya ulaşan para trafiği iddiaları da yanıt bekliyor. Bu dosyalardaki işlemlerin kimler tarafından gerçekleştirildiği, para hareketlerinin nasıl oluştuğu ve varsa hukuka aykırılıkların hangi aşamada bulunduğu konusunda şeffaf bilgilendirme yapılması gerekiyor.

150 milyon liralık olduğu belirtilen bir para trafiğine yönelik operasyon düzenlenmesi, elbette suçla mücadele açısından önemli. Peki kamuoyuna yansıyan çok daha büyük tutarlı fon iddiaları hangi aşamada?

Burada mesele, bir soruşturmayla diğerini karşı karşıya getirmek değil; hukukun her dosyada aynı titizlikle uygulanıp uygulanmadığını sorgulamak. Suç gelirlerinin kaynağı araştırılıyorsa, yüksek tutarlı finansal işlemlere ilişkin iddialar da somut deliller üzerinden incelenmeli.

VATANDAŞIN BEKLENTİSİ: HER DOSYADA AYNI HASSASİYET

Geçim sıkıntısı yaşayan vatandaş, bir yandan yüksek fiyatlar ve borçlarla mücadele ederken diğer yandan büyük para hareketlerine ilişkin iddiaların aydınlatılmasını bekliyor. Kamuoyunun güveni, yalnızca operasyon haberleriyle değil, soruşturmaların sonuçlarının açıklanması ve hukuka aykırılık tespit edilirse sorumluların hesap vermesiyle güçlenir.

Asıl ölçü, operasyonun kaç kişiyi kapsadığı değil; suç iddialarının ne kadarının delillerle aydınlatıldığı ve hukukun herkes için eşit uygulanıp uygulanmadığıdır.

Türkiye'nin nüfusu yüzde 23, cezaevindeki nüfus ise kat kat arttı


 
AK Parti iktidarında Türkiye'nin nüfusu yüzde 23 artarak 70 milyondan 86.3 milyona çıktı. Cezaevlerindekilerin sayısı ise 59 bin 512'den 434 bin 337'ye tırmandı. Artış oranı yüzde 722...

10.10.2026 00:10:00 / Güncelleme: 10.10.2026 00:18:30
Ömer Nezir
 
Türkiye'nin nüfusu yüzde 23, cezaevindeki nüfus ise kat kat arttı
Türkiye'nin nüfusu yüzde 23, cezaevindeki nüfus ise kat kat arttı

Türkiye'nin cezaevi nüfusu son yıllarda dikkat çekici biçimde büyüdü. Adalet Bakanlığının resmi istatistiklerine göre ceza infaz kurumlarında 31 Aralık 2024 itibarıyla 383 bin 663 kişi bulunuyordu. 2025 sonunda ise sayı 401 bin 519'a ulaştı. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, 1 Ekim 2026 itibarıyla Türkiye'deki cezaevlerinde bulunan toplam hükümlü ve tutuklu sayısı 434 bin 337... Bunların 362 bin 538'i hükümlü, 71 bin 799'u tutuklu... Toplam cezaevi kapasitesi ise 304 bin 278...
Doluluk oranı da yaklaşık yüzde 143...

2002'de rakam neydi?

2002 yılında Türkiye'de toplam cezaevi nüfusu 59 bin 512 kişiydi. Ülke nüfusu 70 milyondu, aradan geçen 23 yılda nüfus yalnızca yüzde 23 artarak 1 Temmuz 2026 itibarıyla 86 milyon 320 bin 602 kişiye ulaştı. Lakin cezaevinde bulunanların sayısı 434 bini aşarak 7.2 katına yükseldi.

Şarkıcı Güllü davasında karar çıktı

Kamuoyunda "Güllü" adıyla tanınan ünlü sanatçı Gül Tut'un 6. kattan şüpheli düşüşüne ilişkin görülen davada mahkeme nihai kararını verdi. Annesini tasarlayarak pencereden aşağı attığı suçlamasıyla yargılanan 28 yaşındaki Tuğyan Ülkem Gülter, hiçbir indirim uygulanmaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı

09.10.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Şarkıcı Güllü davasında karar çıktı
Şarkıcı Güllü davasında karar çıktı
Yalova'nın Çınarcık ilçesinde 26 Eylül 2025 tarihinde meydana gelen ve Türkiye gündemine oturan olayda, sanatçı Gül Tut ("Güllü"), evinin penceresinden beton zemine düşerek trajik şekilde hayatını kaybetmişti. Yürütülen titiz soruşturmanın ardından açılan davanın ikinci duruşmasında karar çıktı. Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın tek tutuklu sanığı olan kızı Tuğyan Ülkem Gülter'i "Tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme" ve "Kadına karşı kasten öldürme" suçlarından en ağır cezaya mahkûm etti.

Kan donduran deliller ve "Hadi Görüşürüz" ses kaydı

Davanın seyrini değiştiren en önemli unsurlar, teknik incelemeler ve sanığın geçmiş mesajlaşmaları oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından incelenen olay gecesine ait kamera ve ses kayıtlarında, Güllü'nün düşmesinden hemen önce genç bir kadının "Hadi görüşürüüüz" dediği belirlenmiş, bilirkişi raporuyla bu sesin sanık Tuğyan Ülkem Gülter'e ait olduğu kanıtlanmıştı. İddianamede, sanığın bu sözlerin hemen ardından annesini kalça altından kavrayarak pencereden aşağı ittiği ileri sürülmüştü.

Ayrıca dosyaya giren mesaj dökümlerinde sanık Gülter'in eski sevgilisi ve yakınlarına annesi hakkında, "Bıktım bu annemden", "Gebersin", "Bu kadın ölsün, ne zaman ölecek?" ve "Ona büyük bir şey yapacağım" şeklinde ifadeler gönderdiği ortaya çıkmıştı.

"Malkata" şarkısı kasıtlı mı açıldı?

Karar celsesinde maktulün kardeşi Kader Tut'un avukatları mahkemeye çarpıcı bir kamera ses analizi raporu daha sundu. Raporda, Güllü'nün lavaboya girdiği sırada kızı Tuğyan'ın evdeki arkadaşı Sultan'a, "Şişt, şişt, Malkata'yı açalım öyle oynasın" dediği, Güllü'nün lavabodan çıkınca Roman havası olan bu parçaya eşlik ettiği duyuldu.

Müşteki avukatları, Güllü'yü odaya çekip planı uygulamak için bu şarkının kasıtlı olarak açıldığını belirterek, evde bulunan ve "yalan tanıklık" ile yargılanan Sultan Nur Ulu'nun da cinayete iştirakten sanık olması gerektiğini talep etti.

Sanık avukatları: "Olay kaza, DNA izi yok"

Sanık müdafileri ise savunmalarında olayın bir kaza olduğunu öne sürdü. Avukatlar, Güllü'nün olay anında 3.53 promil alkollü olduğunu, gözlüklerini takmadığını ve evdeki zeminin kaygan olduğunu belirtti.

Savunmada, "Müvekkilim annesini tutup aşağı atmış olsaydı maktulün üzerinde mutlaka müvekkilimin DNA'sı veya tırnaklarında swap izi olurdu. Ancak dosyada böyle bir somut delil yok" denilerek beraat talebinde bulunuldu.

Gözyaşları içinde son savunma: "İlahi adalete inanıyorum"

Karar açıklanmadan önce son sözü sorulan Tuğyan Ülkem Gülter, mahkeme salonunda gözyaşlarına boğuldu. Suçlamaları reddeden sanık, "Arkam dönüktü, annemin düştüğünü görseydim tutardım. Ben iftiraya uğradığıma inanıyorum. İlahi adalete güveniyorum, öbür dünyada annemle el ele hesap soracağız" ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti verilen kısa bir aranın ardından kararını ilan ederek sanık Tuğyan Ülkem Gülter'e, hiçbir ceza indirimi uygulamaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Kararın okunmasıyla birlikte sanık kürsüsünde hıçkırıklara boğulan Gülter, cezaevine geri gönderildi.

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy tutuklu kalmaya devam edecek

Uyuşturucu, suç örgütü ve cinsel saldırı iddialarıyla 286 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan eski Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy'un yargılandığı davada ikinci duruşma tamamlandı. Mahkeme, Ersoy'un tutukluluk halinin devamına karar verirken; duruşmaya mağdurların şikayetçi olmadıklarını beyan etmesi ve salon karıştıran "gizli tanık" krizi damga vurdu

09.10.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Gazeteci Mehmet Akif Ersoy tutuklu kalmaya devam edecek
Gazeteci Mehmet Akif Ersoy tutuklu kalmaya devam edecek
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında 11 Aralık 2025'te tutuklanan gazeteci Mehmet Akif Ersoy ile birlikte toplam 8 sanığın yargılandığı davanın ikinci celsesi bugün yapıldı.

İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Ersoy ve Mustafa Manaz, tutuksuz sanık Ufuk Tetik ile avukatlar katıldı. Hakkındaki suçlamaları reddeden Ersoy, suç örgütü olmadığını ve adli durumu nedeniyle kaçma ihtimalinin bulunmadığını belirtti.

Mağdur beyanları ve gizli tanık krizi

Duruşmada mağdur sıfatıyla dinlenen Elif Kılınç ve Meltem Acet, iddia edilen olaylarla ilgilerinin bulunmadığını, cinsel saldırıya uğramadıklarını ve kimseden şikayetçi olmadıklarını ifade ederek dosyadan isimlerinin çıkarılmasını talep etti.

Ayrıca salonda gizli tanığın daha önceki celseyi izlediğinin anlaşılması üzerine mahkeme başkanı, usul gereği bu kişiyi tanıklıktan çıkardı. Diğer tutuklu sanık Mustafa Manaz ise mağduriyet yaşadığını belirterek tahliyesini istedi.

Mahkeme kararı

İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Mehmet Akif Ersoy'un tutukluluk halinin devamına, Mustafa Manaz'ın ise ev hapsi şartıyla tahliyesine karar vererek duruşmayı 28 Ocak 2027 tarihine erteledi.

Yıkım kararı 37 yıldır uygulanmamış

İstanbul Maltepe'de 5 kişinin yaşamını yitirdiği bina çökmesine ilişkin hazırlanan bilirkişi ön raporu tamamlandı. Raporda, yapının ruhsata aykırı inşa edilen son 4 katı için geçmişte iki kez yıkım kararı alındığı ancak bu kararların hiçbir zaman uygulanmadığı ortaya çıktı. Enkazdan alınan beton örneklerinde deniz kabuklarına rastlanırken, gözaltına alınan mimar ve şantiye şefi asli kusurlu bulundu

09.10.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
Yıkım kararı 37 yıldır uygulanmamış
Yıkım kararı 37 yıldır uygulanmamış
İstanbul'un Maltepe ilçesi Cevizli Mahallesi Doğu Sokak üzerinde bulunan 7 katlı binanın alt 3 katı, dün sabah saat 05.40 sıralarında büyük bir gürültüyle çöktü. 5 vatandaşın hayatını kaybettiği, 10 kişinin ise yaralı olarak kurtarıldığı facianın ardından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan adli soruşturma kapsamında görevlendirilen bilirkişi heyeti ön raporunu tamamladı. Ortaya çıkan bilirkişi ön raporu, ihmaller zincirini gözler önüne serdi.

Kaçak katlar için alınan yıkım kararları sümen altı edilmiş

Bilirkişi ön raporunda yer alan en çarpıcı tespit, binanın kaçak katlarına yönelik geçmişte alınan ancak uygulanmayan encümen kararları oldu. 1987 yılında inşa edilen yapının ruhsat harici olarak sonradan eklenen 3, 4, 5 ve 6'ncı katlarının tamamen ruhsata aykırı olduğu belirlendi.

Rapordaki detaylara göre, binadaki ruhsata aykırı imalatlar nedeniyle 16 Haziran 1989 ve 18 Nisan 1990 tarihlerinde yapı tatil tutanakları düzenlendi.

Bu tutanakların ardından belediye encümeni tarafından 14 Ağustos 1989 ve 11 Haziran 1990 tarihlerinde kaçak katların yıkılması yönünde iki ayrı karar alındı.

Ancak alınan bu yıkım kararları aradan geçen onlarca yıla rağmen uygulanmadı ve kaçak bölümler çökmenin meydana geldiği güne kadar varlığını sürdürerek binaya ekstra yük bindirdi.

Mimar ve şantiye şefi kusurlu bulundu, adliyeye sevk edildi

Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcıları ve bilirkişi heyeti, yapım sürecinde ve sonrasındaki sorumluları da netleştirdi. Hazırlanan ön raporda; binanın mimarı ve yapı ruhsatında fenni mesul olarak görünen Hasan Balcı ile dönemin şantiye şefi/sürveyanı Mevlüt Okumuş, bina sahipleri ve müteahhitler kusurlu bulundu.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan mimar Hasan Balcı ile şantiye şefi Mevlüt Okumuş, sağlık kontrolünün ardından İstanbul Anadolu Adliyesi'ne sevk edildi. Binanın resmi mal sahibi D.B.'nin ise 2016 yılında hayatını kaybettiği öğrenildi.

Betondan deniz kabuğu çıktı

Arama kurtarma çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte enkaz alanında iş makineleriyle hafriyat alımı ve teknik incelemeler başladı. Uzman ekiplerin incelemek üzere binanın her katındaki kolonlardan aldığı beton örneklerinde, malzemenin kalitesizliğini ortaya koyan deniz kabuklarına rastlandı. Betonun mukavemetini doğrudan düşüren bu malzemenin kullanılması, facianın yapısal nedenlerinden biri olarak rapora eklendi.

Kamu görevlileri için müfettiş devrede

Hadisenin idari boyutu için de düğmeye basıldı. İçişleri Bakanlığı, binanın planlaması, inşası, tadilatı ve yıkım kararlarının uygulanmaması süreçlerinde kamu görevlilerinin ihmali olup olmadığının araştırılması amacıyla 2 mülkiye müfettişi görevlendirdi. Müfettişlerin, dönemin belediye yetkilileri ve imar müdürlüğü görevlileri hakkında inceleme yapacağı bildirildi.

Çevredeki 3 bina tahliye edildi

Binanın zemin katının çökmesi ve üst katlarının yana yatması sebebiyle çevre güvenliği en üst seviyeye çıkarıldı. Çökme riski taşıyan yapının etrafındaki 3 bina tedbir amacıyla tahliye edilerek 55 vatandaş güvenli alanlara taşındı. Tahliye edilen vatandaşlardan 44'ü kaymakamlık koordinasyonunda otellere yerleştirilirken, bölgedeki enkaz kaldırma ve kontrollü yıkım çalışmaları devam ediyor.

Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), ASELSAN'ın geliştirdiği MORFOZ Güdüm Kiti (MGK) ile gerçekleştirdiği ilk atış testini başarıyla tamamladı

Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), ASELSAN'ın geliştirdiği MORFOZ Güdüm Kiti (MGK) ile gerçekleştirdiği ilk atış testini başarıyla tamamladı

09.10.2026 14:15:00
AA
 
Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), ASELSAN'ın geliştirdiği MORFOZ Güdüm Kiti (MGK) ile gerçekleştirdiği ilk atış testini başarıyla tamamladı
Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), ASELSAN'ın geliştirdiği MORFOZ Güdüm Kiti (MGK) ile gerçekleştirdiği ilk atış testini başarıyla tamamladı
Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA), ASELSAN'ın geliştirdiği MORFOZ Güdüm Kiti (MGK) ile gerçekleştirdiği ilk atış testini başarıyla tamamladı.

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, şirket tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen AKINCI TİHA, yerli ve milli alt sistemler ile mühimmatların entegrasyonu sayesinde kabiliyetlerini geliştirmeye devam ediyor.

Test faaliyeti kapsamında Tekirdağ'da bulunan Çorlu Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'nden kalkış yapan AKINCI'da, ASELSAN tarafından tamamen yerli bileşenlerle geliştirilen MGK ile ROKETSAN ve STM'nin ortak geliştirdiği Alpagut mühimmatları yer aldı. Saros Körfezi'nde gerçekleştirilen atış testinde belirlenen hedef, MGK ile tam isabetle imha edildi. AKINCI, testin başarıyla tamamlanmasının ardından Çorlu Uçuş Eğitim ve Test Merkezi'ne sorunsuz şekilde geri döndü.

Yüksek hassasiyet ve uzun menzil
ASELSAN'ın özgün mühendislik gücüyle geliştirdiği MORFOZ Kanatlı Güdüm Kiti, bombayı güdümlü mühimmata dönüştürerek kritik hedeflerin yüksek hassasiyetle vurulmasını sağlıyor.

Açılır kanat yardımı ile uzun menzil yeteneğine sahip olan kit, her türlü hava şartında görev yapabilme, GNSS karıştırmasına karşı dayanıklılık ve seçilebilir vuruş açısı ve bütünleşik ANS/KKS tabanlı olma özellikleriyle öne çıkıyor.

Milli mühimmat çeşitliliği stratejik güç katıyor
Geliştirme ve entegrasyon faaliyetleri kapsamında bugüne kadar AKINCI TİHA'ya MAM-L, MAM-T, TOLUN, TEBER, ÇAKIR, SUNGUR ve LAÇİN gibi pek çok milli mühimmat başarıyla entegre edildi. Farklı menzil, güdüm ve harp başlığı seçeneklerine sahip olan mühimmat yelpazesi, AKINCI'ya çeşitli hedef türlerine karşı etkin bir taarruz kabiliyeti kazandırıyor.

Uluslararası şebeke İstanbul’u dolandırıcılık üssü yapmış

İstanbul'da uluslararası yatırım dolandırıcılığı yapan suç şebekelerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan 95 şüpheliden 62'si adliyeye sevk edildi

09.10.2026 12:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Uluslararası şebeke İstanbul’u dolandırıcılık üssü yapmış
Uluslararası şebeke İstanbul’u dolandırıcılık üssü yapmış
İstanbul'da uluslararası yatırım dolandırıcılığı yapan suç şebekelerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda gözaltına alınan 95 şüpheliden 62'si adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 32'sinin sınır dışı edildiği, bir kişinin ise serbest bırakıldığı öğrenildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde uluslararası yatırım dolandırıcılığı yapan suç şebekelerine yönelik geniş kapsamlı bir çalışma başlattı. Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından, şebeke üyelerinin dolandırıcılık faaliyetlerini organize etmek amacıyla Beyoğlu ve Şişli ilçelerinde iki ayrı çağrı merkezi kurduğu belirlendi.

Eş zamanlı baskında 95 gözaltı



Suç faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve delillerin eksiksiz toplanması amacıyla düğmeye basan siber polisi, tespit edilen her iki adrese eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi. Operasyonda, şebeke üyesi olduğu değerlendirilen 95 şüpheli şahıs kıskıvrak yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler adliyeye sevk edildi



Gözaltına alınan şüphelilerden 62'si, sağlık kontrolü için Bayrampaşa Devlet Hastanesi'ne getirildi. Sağlık kontrollerinin tamamlanmasının ardından şüpheliler adliyeye sevk edildi. Diğer şüphelilerden 32'sinin sınır dışı edildiği, bir kişinin ise serbest bırakıldığı öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.