HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 HAZİRAN 2021, SALI

Çin gelişiyor, ya Türkiye?

17.11.2009 00:00:00
Yaklaşık 2 yıl aradan sonra Çin'in en büyük şehri Şanghay'dayım. Şanghay, kelime olarak 'denizin üzerinde' demek. 20 milyona yaklaşan nüfusuyla kent dünyanın en büyük metropollerinden biri. Aynı zamanda dünyanın önemli ticari kentlerinden. Nitekim 2005 yılında Şanghay Limanı, dünyanın en büyük kargo limanı haline geldi. 2007'de işlem gören kargo miktarı 560 milyon ton! Devasa bir rakam.1990 yılına kadar Şanghay, Çin'de sıradan bir şehirdi. Limanının sahip olduğu konum, Çin'deki ekonomik dönüşümle birlikte Şanghay'ı da dönüştürdü. Kent 19 yılda tam bir finans ve iş merkezi oldu. Bugün kentte binden fazla gökdelen var. 2 bin gökdelen de inşa halinde. Şanghay'ın en önemli turistik merkezi Bund. Şehir merkezinde kenti ikiye bölen Huangpu nehrinin kenarındaki binalar, 19 ve 20. yüzyıllardan kalma. Batı tarzında inşa edildiklerinden Batılılara göre sanatsal değerleri büyük. Kentin her bölgesinde gökdelenler dikilirken, bu bölgedeki yapılaşmada 'yükseklik kısıtlaması' uygulanıyor. Binalarda dünyanın en önemli banka ve sigorta şirketlerinin ofisleri bulunuyor. Bund'un Türkçe'deki bentten geldiğini de ayrıca vurgulayalım. Şanghay'ın ayrıca çok pahalı bir şehir olduğunu da belirtmeliyim. 'Ateş pahası' uygun bir tabir.Şanghay'ı bir tarafa bırakıp, 2002'den bu yana 5. kez ziyaret ettiğim Çin'in biraz da geneline bakalım. Geçtiğimiz hafta Amerikan Forbes dergisi dünyadaki 'en etkili 67 ismin' listesini yayınladı. Listede ilk sırada Obama var. ABD Başkanı, zenci - beyaz karışımı olsa da yine bir ABD dergisi tarafından ilk sıraya yerleştirilmiş. Aksini düşünmek ne mümkün! Ancak ikinci sırada Çin Devlet Başkanı Hu Jintao (cintao) yer alıyor. Bu durum Çin'in son 20 yılda kat ettiği mesafeyi gösteriyor. Adamlar rakiplerine bile kendilerini kabul ettirmişler. Forbes'in işadamlarının da yer aldığı listesinde Türkiye'den kimse yok. İran'ın Dini Lideri Ali Velayeti ise listede yer alıyor. İran bizi geçti, anlayacağınız. Demek ki, başkalarının kuyruğuna takılarak, dünyanın kabul ettiği bir lider olunmuyormuş!Bugün Çin dünyanın en fazla ihracat yapan ülkesi konumunda. ABD ve Japonya'nın ardından dünyanın 3. büyük ekonomisi. Küresel krize rağmen, 2009'da yüzde 8 büyüyecek.  Türkiye bu yıl yüzde 5 küçülecek! Ekim ayında sanayi üretimi yüzde 16 arttı. Bizde Eylül'de yüzde 8.6 azaldı.  Bugün Çin'de devlet destekli bir ekonomi uygulanıyor. Devlet ekonominin yüzde 67'sini elinde bulunduruyor. Enerji başta olmak üzere stratejik sektörler devletin elinde. Bazı yabancı analistler buna 'pazar ekonomisi' diyor ama pek de benzemiyor açıkçası!Yabancı yatırım destekleniyor. Yabancılar da geliyor, krize rağmen de gelmeye devam ediyorlar. Çünkü 2009 tahminine göre Çin'in nüfusu 1 milyar 345 milyon. Dünyadaki her 5 kişiden biri bu ülkede yaşıyor. Bunun yaklaşık 1 milyarlık bölümü yaklaşık 2.5 milyon kilometrekarelik sahil bandında ikamet ediyor. Dünyanın önemli şirketleri düşük maliyetli üretim yapmanın yanı sıra hazır pazara yani tüketiciye geliyor. Bugün Avrupa'da, ABD'de ve Türkiye'de eksik olan da güçlü tüketici. Ancak Çin'de tüketim canlı. Kriz resmen vız gelmiş? Kriz Çin'i hiç etkilememiş mi? Elbette ilk aylarda etkilemiş. İhracat azalınca, 29 milyon işletmeden 300 bini kapanmış. Milyonlarca kişi işsiz kalmış. Ancak devletin devreye girmesiyle, krizin etkileri minimuma indirilmiş. Tüketici açısından bir rakam vermek gerekirse, örneğin vergilerin düşmesi sonucu Ekim ayında araç satışı yüzde 72 artmış. Çin kendine özgü bir model uyguluyor. Ülkede problem yok değil. Hem de çok? Özellikle gelir dağılımında ciddi adaletsizlik var. Tarım kesimi büyük sıkıntı içinde. Sisteme rağmen, sürekli eylem yapıyorlar. Çin'de Komünist Parti'nin üst düzey yöneticisi değilsen paran kadar konuşuyorsun?Dolayısıyla Türkiye daha iyisini yapabilir. Ancak bunun şartı var: Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ile Milli Devlet, Sosyal Devlet tezleri uygulanarak bu gerçekleştirilebilir. Bu tezlerin özünde güçlü devlet anlayışı yatıyor. Ülkenin yer altı kaynakları başta olmak üzere stratejik kurumları elinde bulunduran bir devlet. Merkez Bankası'nı küresel güçlerin emrine varmayan bir devlet. Halkına 'baba' olan, tüketicisini dolayısıyla ekonomisini güçlendiren, sanayisini ve teknolojisini geliştiren, insan kaynaklarını ve yer altı rezervlerini harekete geçiren bir devlet. Sonuç olarak, ona buna gıpta etmeye gerek yok. Ancak ülkemizin önündeki setleri yıkmak da Türk halkına düşüyor.
 
Recep Bahar / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.