logo
20 AĞUSTOS 2026

Cinci Hanı ve Hamamı: Safranbolu’nun büyüleyici mimari dokusunu taçlandırır

Osmanlı’nın kadim ticaret yolları üzerinde yükselen ve Safranbolu’nun büyüleyici mimari dokusunu taçlandıran Cinci Hanı ve Hamamı, Karabük’ün tarihe açılan en görkemli kapılarından biridir

20.08.2026 13:44:00
Hasan Gündoğdu
 
Cinci Hanı ve Hamamı: Safranbolu’nun büyüleyici mimari dokusunu taçlandırır
Cinci Hanı ve Hamamı: Safranbolu’nun büyüleyici mimari dokusunu taçlandırır
17. yüzyılın ortalarında, Sultan İbrahim döneminde saray kazaskerliği yapan Safranbolulu Hüseyin Efendi (tarihte bilinen adıyla Cinci Hoca) tarafından yaptırılan bu yapı topluluğu, dönemin ticaret ve sosyal hayatının kalbinde yer alır.






Cinci Hanı: Ticaretin Mimari Görkemi

Tarihi İpek Yolu güzergâhında kervanların konaklaması için inşa edilen Cinci Hanı, klasik Osmanlı şehir içi han mimarisinin en nitelikli örneklerinden biridir.

İki katlı, geniş dikdörtgen avlulu ve kesme taş ile moloz taş birleşimiyle inşa edilen bu heybetli yapı, döneminin tüccarlarına hem güvenli bir sığınak hem de ticari bir merkez sunmuştur.

• Yapısal Özellikler: Hanın alt katı geçmişte tüccarların mallarını depoladığı ve hayvanlarını bağladığı revaklı alanlardan oluşurken, üst kat konaklama amacıyla kullanılan odalara ev sahipliği yapar. Yapıda 63 oda bulunmaktadır.

• Geçmişten Günümüze: Yıllar boyu tüccarları ağırlayan yapı, günümüzde restore edilerek otel, restoran ve etkinlik alanı olarak hizmet vermektedir. Tarihin dokusunu bozmadan modernize edilen han, ziyaretçilerine yüzyıllar öncesinin atmosferinde konaklama ayrıcalığı tanır.






Cinci Hamamı: Çifte Hamam Geleneği

Cinci Hanı'nın hemen yakınında yükselen Cinci Hamamı ise dönemin sosyal ve kültürel yapısını günümüze taşıyan bir başka anıtsal eserdir. Osmanlı mimarisinde sıkça görülen "çifte hamam" tarzında tasarlanmış olan yapı, kadınlar ve erkekler için iki ayrı bağımsız bölümden oluşur.

• Mimari Detaylar: Soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşan hamam, kubbeli yapısı ve ışığı içeri süzen filgözü camlarıyla dikkat çeker. Yüksek kubbeler ve kullanılan doğal taşlar, mekâna hem estetik hem de mistik bir hava katar.






• Yaşayan Kültür: Yüzyıllardır özgün işlevini koruyan hamam, günümüzde hâlâ aktif olarak kullanılmakta; yerli ve yabancı turistlere geleneksel Osmanlı hamam kültürünü birebir yaşatmaktadır.






Safranbolu'nun Unesco Dünya Mirası listesindeki konumunu pekiştiren bu ikili yapı, ahşap ve taşın mükemmel uyumunu sergiler.

Çarşı merkezinde üst noktalardan bakıldığında kasabanın panoramik siluetine yön veren Cinci Hanı ve Hamamı, Karabük'e gelen her gezginin mutlaka zaman ayırması gereken kültürel bir mirastır.






Büyükçekmece Cumhuriyet Kent meydanı açılıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Büyükçekmece Belediyesi işbirliğiyle yapımı tamamlanan Türkiye'nin en büyük kent meydanlarından Cumhuriyet Kent Meydanı, 80 bin metrekarelik alanıyla kentin sosyal ve kültürel yaşamına farklı bir zenginlik katacak

20.08.2026 12:04:00
İHA
 
Büyükçekmece Cumhuriyet Kent meydanı açılıyor
Büyükçekmece Cumhuriyet Kent meydanı açılıyor
30 Ağustos Pazar günü düzenlenecek olan etkinliklerle açılışının gerçekleştirileceği Cumhuriyet Kent Meydanı, Büyükçekmece Belediye Binası, Ulusal Bağımsızlık ve Kuruluş Müzesi, Atatürk Evi, Kıyı Marina gibi, tarihi, sosyal ve kültürel eserleri bünyesinde barındırıyor.






Başkan Akgün'ün vizyon projelerinden

Büyükçekmece Belediyesinin vizyon projelerinden olan Cumhuriyet Kent Meydanı projesi hayata geçiyor. Büyükçekmece'nin ve Cumhuriyetin kimliğini yansıtan eserlerin bir arada bulunduğu meydan projesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle tamamlandı. Cumhuriyet Kent Meydanı, 30 Ağustos Zafer Bayramı gibi anlamlı bir tarihte görkemli bir törenle açılacak. Zafer Bayramı'nın 104'üncü yıl kutlamalarıyla görkemli bir şölene dönüşecek olan açılış etkinliklerinde sevilen sanatçı Melek Mosso konser verecek. 30 Ağustos Pazar günü, Zafer Bayramı'nın 104'üncü yılı coşkuyla kutlanırken, Cumhuriyet Kent Meydanı gibi eşsiz bir proje kentin halkının hizmetine açılacak.








Meydan açık hava müzesi deneyimi sunacak

Sahip olduğu eserler ve sosyal yaşam alanlarıyla geçmiş ile bugün arasında bir kültür köprüsü oluşturan Cumhuriyet Kent Meydanı, ulusal ve uluslararası etkinliklerde de kentin yeni buluşma noktası olacak. Kent yaşamının kalbinin attığı meydan, yalnızca insanların bir araya geldiği bir buluşma noktası olmanın ötesine geçerek, kültür, sanat ve turizmin önemli merkezlerinden biri haline geliyor. Tarihi ve kültürel değerleriyle kentin geçmişine ışık tutan meydan; sanat eserleri, mimari dokusu, sosyal donatı alanları ve çevresindeki müzeler, yürüyüş yolları ile adeta açık hava müzesi deneyimi sunacak.








Sanat eserleriyle açık hava sergisine dönüşecek

27 yıldır aralıksız devam eden, Uluslararası İstanbul Büyükçekmece Kültür ve Sanat Festivali kapsamında gerçekleşen Uluslararası Heykel Sempozyumu'na katılan dünyanın tanınmış heykeltraşların eserlerinin de sergilendiği meydan, kentin tarihini ve kültürel birikimini görünür kılarken, düzenlenen kültür-sanat etkinlikleri de meydanın canlılığını artırıyor. Sergilerden konserlere, kültürel buluşmalardan çeşitli etkinliklere kadar farklı organizasyonlara ev sahipliği yapması planlanan alan, her yaştan insan için yaşayan bir kültür platformu niteliği taşıyor.

Yatçılık sektörü ve turizm açısından meydanı önemli bir çekim merkezi

Ayrıca Cumhuriyet Kent Meydanı, dünyanın en bilindik 7 şehrinin mimari özelliğini bünyesinde barındıran bin yat kapasiteli Kıyı Marina'ya yürüme mesafesinde. Yatçılık sektörü ve turizm açısından meydanı önemli bir çekim merkezi haline getirecek olan marina bünyesinde barındırdığı alışveriş, eğlence, yeme - içme mekanlarıyla Büyükçekmece'ye artı değer katacak. Meydanın çevresindeki tarihi yapılar, müzeler, sanat alanları ve sosyal mekanlarla bütünleşmesi, bölgenin turizm potansiyelini daha da güçlendiriyor.








Gündüz ayrı, akşam ayrı bir atmosfere bürünüyor

Gündüzü ayrı, akşamı ayrı bir atmosfere bürünen meydan; ışıklandırması, mimarisi ve hareketli sosyal yaşamıyla kentin cazibe merkezlerinden biri olarak öne çıkacak. Vatandaşların dinlenip vakit geçirdiği, sanatseverlerin eserlerle buluştuğu ve turistlerin şehri keşfetmeye başladığı meydan, kentin kültürel vitrini olma özelliğini taşıyor. Ayrıca yer altı otoparkı da, bölgenin otopark ihtiyacını karşılamak için modern bir yer altı otoparkı olarak hizmet verecek.

Kuduz nedeniyle mahalleye giriş çıkışlar yasaklandı

Ardahan'da bir büyükbaş hayvanda kuduz virüsü tespit edilmesi üzerine hastalığın çıktığı mahalle karantinaya alınarak, kontrol tedbirleri başlatıldı. Mahalle girişine "Burada kuduz hastalığı var" tabelası asıldı

19.08.2026 11:54:00
İHA
 
Kuduz nedeniyle mahalleye giriş çıkışlar yasaklandı
Kuduz nedeniyle mahalleye giriş çıkışlar yasaklandı
Ardahan Merkez Gürçayır Mahallesi'ndeki bir hayvancılık işletmesinde bir büyükbaş hayvanın aniden rahatsızlanması üzerine işletme sahibi durumu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerine bildirdi.






İhbar üzerine adrese giden veteriner hekimler, şüpheli sığırdan numune aldı. Alınan numuneler, incelenmek üzere Erzurum Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsüne gönderildi. Laboratuvarda yapılan testlerin pozitif çıkmasıyla hayvanda kuduz virüsü bulunduğu kesinleşti. 






Bunun üzerine harekete geçen Hayvan Sağlığı ekipleri, virüsün yayılmasını önlemek amacıyla hastalıklı hayvanı itlaf ederek, derin bir çukura gömdü. Halk ve hayvan sağlığını korumak amacıyla Gürçayır Mahallesi'nde karantina uygulaması başlatan yetkililer, bölgeye hayvan giriş ve çıkışlarını yasakladı. Mahalle girişine de "Burada kuduz hastalığı var" tabelası asıldı.








İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin virüsün kaynağını ve yabani hayvan temasını belirlemek amacıyla bölgedeki filyasyon ve aşılama çalışmalarını yoğun şekilde sürdürdüğü öğrenildi.

Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında

Adana'da Furkan Vakfı'na yönelik düzenlenen operasyonda Kurucu Başkan Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul'un yanı sıra çok sayıda vakıf üyesinin gözaltına alındığı öğrenildi

19.08.2026 09:18:00
İHA
 
Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında
Furkan Vakfı'na operasyon: Alparslan Kuytul, eşi ve çok sayıda kişi gözaltında
Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, şafak vakti Furkan Vakfı'na yönelik operasyon düzenledi. Vakfın Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul'un evinin önüne çok sayıda polis ekibi sevk edilirken, evde arama yapılıp Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul gözaltına alındı.








Öte yandan aynı operasyonda çok sayıda vakıf üyesi de gözaltına alındı.








Kuytul çifti ve vakıf üyeleri geniş güvenlik önlemleri altında sağlık raporu için Adana Adli Tıp Kurumu'na getirildi. Sağlık raporunun ardından gözaltına alınan kişiler emniyete götürüldü.















Dalgalı denize girmek, yüzme bilen için de tehlikeli

Dalgalı bir deniz, kıyıdan bakıldığında yalnızca hareketli ve coşkulu bir doğa manzarası gibi görünse de suyun altına adım atıldığı andan itibaren ciddi güvenlik riskleri barındırır

18.08.2026 15:34:00
Hasan Gündoğdu
 
Dalgalı denize girmek, yüzme bilen için de tehlikeli
Dalgalı denize girmek, yüzme bilen için de tehlikeli
Dalga yüksekliğinin arttığı durumlarda denize girmek, yüzme seviyesi ne kadar ileri olursa olsun hayati tehlikeler doğurur.






Rip akıntıları iyi yüzücü dinlemez

Dalgalı havalarda karşılaşılan en büyük tehlike, kıyıya ulaşan büyük su kütlelerinin geri dönüş yolunda oluşturduğu çeken akıntılardır (rip akıntısı). Kıyıya çarpan dalgalar açığa doğru hızlı ve dar bir hat boyunca akış başlatır.

Bu akıntı, yüzücüyü çok kısa sürede sahilden onlarca metre açığa sürükleyebilir. Çeken akıntıya yakalanan kişilerin en sık yaptığı hata akıntıya karşı kıyıya doğru yüzmeye çalışmaktır; bu durum hızla enerjinin tükenmesine ve boğulmaya yol açar.






Fiziksel yorgunluk ve panik faktörü

Sürekli tekrarlayan güçlü dalgalar, yüzücünün su yüzeyinde kalmasını son derece güçleştirir.

Nefes Kontrolünün Kaybı: Başın üstünden geçen dalgalar düzensiz nefes alıp vermeye neden olur, su yutma ve akciğerlere su kaçma riskini artırır.

Kas Yorgunluğu: Dengesiz dalga hareketleriyle mücadele etmek kasları hızla yorar, kramplara ve hareket kabiliyetinin kısıtlanmasına sebep olur.

Mental Panik: Su altında kalma süresi uzadıkça panik duygusu artar; panik ise mantıklı karar verme yetisini engelleyerek tehlikeyi ikiye katlar.






Görüş mesafesi ve zemin değişimleri

Sert dalgalar deniz tabanındaki kum, taş ve tortuyu havalandırarak suyun bulanıklaşmasına yol açar. Su altındaki görüşün sıfıra inmesi; dipteki kayalıkların, ani derinleşen çukurların veya zehirli deniz canlılarının fark edilmesini imkânsız kılar.

Ayrıca dalgaların kuvveti, kıyı şeridindeki kum tabakasını yerinden oynatarak daha önce sığ olan alanlarda aniden derin yarlar oluşturabilir.






Kıyıya çarpma ve travma riski

Kıyıya yakın noktalarda kırılan büyük dalgalar (kırılan dalga zonu), insan vücudunu bir tüy gibi savurma gücüne sahiptir. Yüzücüyü sert bir şekilde deniz tabanına, kayalıklara veya iskele ayaklarına çarparak omurga yaralanmaları, kırıklar ve bilinç kaybı gibi ağır travmalara neden olabilir.

Bu nedenlerle, denizin dalgalı olduğu günlerde cankurtaran uyarılarına ve kırmızı bayrak işaretlerine kesinlikle uyulmalı, yüzmek yerine deniz güvenli mesafeden izlenmelidir.

Büyükçekmece'de 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı başladı

İstanbul'un Büyükçekmece ilçesinde muhtemel depremde yıkılma tehlikesi bulunan 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun kentsel dönüşüm çalışmaları, Büyükçekmece Belediyesi'nin katkılarıyla yıkılmaya başlandı

18.08.2026 12:21:00
İHA
 
Büyükçekmece'de 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı başladı
Büyükçekmece'de 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı başladı
Büyükçekmece ilçesinde muhtemel Marmara Depremi'nde, yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve yapılan testlerde riskli yapı ilan edilen konutların kentsel dönüşüm çalışmaları bugünde devam etti. Atatürk Mahallesi'nde bulunan 4 bloktan oluşan 48 bağımsız konutun yıkımı, Büyükçekmece Belediyesi katkılarıyla bugün başladı.






1988 ve 1995 yılları arasında yapıldığı öğrenilen binaların kentsel dönüşüm çalışmalarını Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi'de geldi. Çebi burada çalışmalar hakkında bilgiler aldı.








Yıkım çalışmaları hakkında bilgiler veren Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, "Dün 17 Ağustos Marmara Depremi'nin yıl dönümündeydik. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, mekanları cennet olsun. Biz bu acıların tekrar yaşanmaması, aynı durumlara düşmemek için vatandaşlarımız ve belediyemizle kentsel dönüşüm sürecini daha da hızlandırmamız gerekiyor ve bu amaçla bugün Atatürk Mahallesi'ndeyiz. Burada bulunan iki ayrı parsel üzerinde, toplam bir kısmı 1989 yılında, bir kısmı 1995 yılında yapılmış toplam 48 bağımsız bölüm mevcut... 






Dört blok üzerinden yapılan incelemelerde, tetkiklerde burasının riskli sınıfta yapı olduğu tespit edilmiştir. Bundan sonra kat malikleri ve belediyemiz bir araya gelerek kentsel dönüşüm sürecini başlattık ve bugün de bu kentsel dönüşümün ilk aşaması olan yıkım için buradayız. Yıkımdan sonra bu iki parseli birleştirerek yeni süreçte toplam 72 bağımsız bölüm, kat otoparkı ve yeşil alan olmak üzere devletimizin verdiği Yarısı Bizden Kampanyası'ndan da burası faydalanacaktır. Ben yeni binalarımızın kat maliklerine hayırlı olmasını diliyorum. Kentsel Dönüşüm Müdürümüze de emekleri için teşekkür ediyorum. Firmaya da teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun tekrardan" dedi.






Konya Ovası'nda obruk alarmı: Sayı 740'ı aştı

Konya Ovası'nda yıllar içinde artan obruklara ilişkin çalışmalar sürerken, Konya Kapalı Havzası'nda tespit edilen obruk sayısının 740'ın üzerine çıktığı belirlendi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, Konya'da daha önce 600 civarında olan obruk sayısının günümüzde 700 seviyesine ulaştığını belirterek, bölgedeki artışa dikkat çekti

17.08.2026 13:41:00
İHA
 
Konya Ovası'nda obruk alarmı: Sayı 740'ı aştı
Konya Ovası'nda obruk alarmı: Sayı 740'ı aştı
Konya Kapalı Havzası'nda obruk oluşumlarıyla ilgili envanter çalışmaları devam ediyor. Yapılan son çalışmalarla birlikte havza genelinde 740'ın üzerinde obruk tespit edilirken, bunların yaklaşık 700'ünün Konya Havzası içerisinde, 25-30 kadarının Karaman'da, 8-10 kadarının ise Aksaray'da bulunduğu ifade edildi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, Konya'daki obruk sayısının geçmiş yıllara göre önemli ölçüde arttığını belirterek, "Konya'da envanter çalışmaları esnasında 600 civarında obruktan söz ediyorduk. Günümüzde artık 700 civarında obruktan söz ediyoruz" dedi.






2020'den bu yana artış

Obrukların sayısındaki artışın dikkat çektiğine değinen Prof. Dr. Arık, 2020 yılında Karapınar çevresindeki sayımlarda yaklaşık 500 obruk bulunduğunu, günümüzde aynı bölgede 600 civarında obruktan söz edilebildiğini söyledi. Arık, "Konya'da envanter çalışmaları esnasında 600 civarında obruktan söz ediyorduk. Günümüzde artık 700 civarında obruktan söz ediyoruz. AFAD'ın yapmış olduğu çalışmalar halen devam ediyor. Konya, Karaman ve Aksaray için duyarlılık, Konya için tehlike haritasının hazırlığı da devam ediyor. Merkezimiz de bu hususta çalışmalarını sürdürüyor. Örneğin 2020 yılında Karapınar çevresindeki sayımlar sonucunda 500 civarında obruk vardı. Şimdi aynı bölge içerisinde 600 civarında obruktan söz edebiliyoruz" şeklinde konuştu.








Obrukların oluşumunda doğal yapı ve su etkili

Obruk oluşumlarının doğal jeolojik şartlara bağlı olarak meydana geldiğini anlatan Prof. Dr. Arık, "Obruk oluşumları aslında doğal jeolojik şartlara bağlı olarak meydana geliyor. Özellikle kaya yapısı son derece önemli. Suyla karşılaştığı zaman çözünebilir nitelikteki birimlerin olduğu yerlerde su ve kaya etkileşimi sonucunda yer altındaki küçük boşluklar büyük mağaralara evrilebiliyor ve zaman içerisinde mağara tavanlarının ağırlığını taşıyamayarak çökmeleri sonucunda oluşuyor. Bu normal, doğal jeolojik şartlar demek yani kaya türü. Tabii suyun hareketine imkan verecek nitelikte yer altındaki örtülü kırıklar, faylar ve yer altındaki birimlerin gözenekleri bunda önemli etkenler. Yer altı suyunun süreksizliği, yer altı suyunun varlığı, seviyesi ve suyun karakteristiği son derece önemli obruk oluşumları için. Örneğin Konya yöresinde hafif asidik nitelikte sular, çözünürlüğü biraz daha artırıcı bir faktörle karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullandı.








Kuraklık ve aşırı yer altı suyu kullanımı

Arık, "Tabii su seviyesindeki değişkenliklere en önemli etki iklim değişikliği içinde bulunduğumuz dönemde. Örneğin 2025 yılı son 40 yılın, 50 yılın en sıcak dönemi olarak kayıtlara geçti. Ötesinde 2026 yılında da özellikle bahardan sonra meydana gelen yağışlarda yine son 60 yılın en yağışlı periyodu olarak söylenebilir. Yani bu şekilde iklim değişikliğinin tam da özeti olarak söyleyebiliriz. Uzun süreli kuraklıklar, ani yağışlı periyotlar gibi olaylar iklim değişikliğinin sonucu. Tabii vatandaşlar bölgede tarıma da devam edebilmek için mecburen yer altı sularına başvuruyorlar. Yer altı sularını kullanma ve su seviyesindeki değişiklik de yine önemli etkenlerden bir tanesi. Özellikle düşündüğümüzde suyun yer altı seviyesindeki temel etkeni, aşırı suya olan talep olarak söyleyebiliriz" dedi.








"Deprem-obruk ilişkisi için daha fazla veriye ihtiyaç var"

Fayların obruk üzerindeki etkisine de değinen Fetullah Arık, "Tabii bu, obruk oluşumlarıyla ilgili olarak biraz önce fayların da etkisinden bahsetmiştik. Yani faylar birincisi, suyun hareketine imkan veren yer altındaki süreksizlikleri meydana getiriyor. İkincisi, bu faylara bağlı meydana gelmiş olan depremler de obruk oluşumlarını, çökmeyi tetikleyen faktörlerden bir tanesi. Dünyanın pek çok yerinde faylar, depremler ve obruk ilişkileri kurulabilmiş durumda. Bu bölge içerisinde en önemli sorun, obrukların tam olarak ne zaman oluştuğuyla ilgili kesin verilerin olmayışı. Depremlerle ilgili kayıtlarda saati, tarihi her şey net olmasına rağmen obruklarla ilgili böyle bir kayıt olmadığı için depremle obruk ilişkisi de tam olarak kurulamıyor. Ancak bazı depremlerden sonra, o dönemde depremle eş zamanlı ya da birkaç gün sonra veya birkaç hafta sonra bazı obrukların oluştuğunu biliyoruz. Burada deprem-obruk ilişkisi vardır diyebilmek için yetersiz veri olarak özetleyebiliriz" diye konuştu.






Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı

Hatay'da işçileri taşıyan servis minibüsünün tırla çarpıştığı kazada 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi de yaralandı

17.08.2026 00:20:00
İHA
 
Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı
Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı
Kaza, Erzin-Ceyhan kara yolu Burnaz mevkiinde yaşandı. Toros Tarım işletmesinden çıkan işçi servisi ile karşı yönden gelen tır kafa kafaya çarpıştı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.






Kazada hurdaya dönen minibüsteki yaralılar itfaiye ekipleri tarafından araçtan çıkarıldı. Kazada serviste bulunan Mehmet Soylu isimli işçi hayatını kaybederken, 15 yaralı olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye sevk edildi.









Soylu'nun cansız bedeni de olay yerindeki incelemenin ardından morga kaldırıldı.
 







Servisteki işçilerin taşeron firmada çalıştığı ve mesai bitimi Dörtyol ile Payas ilçelerindeki evlerine dönmek için yola çıktıkları öğrenildi. Jandarma ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı.






Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri

Dünyada ve bölgemizde yaşanan siyasal çalkantılar, şiddet eylemlerinin ve terörizmin yalnızca askeri ya da güvenlik odaklı tedbirlerle çözülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor

14.08.2026 00:54:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri
Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri
Dünyada ve bölgemizde yaşanan siyasal çalkantılar, şiddet eylemlerinin ve terörizmin yalnızca askeri ya da güvenlik odaklı tedbirlerle çözülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor.

Uzmanlar ve sosyologlar, toplumsal düzeni sarsan bu olgunun derinlerindeki sosyo-ekonomik, kültürel ve psikolojik etkenlere dikkat çekiyor: Siyasal şiddet gökten zembille inmiyor; toplumsal yapının fay hatlarında biriken gerilimlerden besleniyor.







Bireyi Şiddete İten Toplumsal Dinamikler

Terörizm ve siyasal şiddeti inceleyen sosyologlar, radikalleşme süreçlerinin tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurguluyor. Bireylerin şiddet yanlısı gruplara katılımında ve bu eylemleri meşrulaştırmasında öne çıkan temel faktörler şunlar:

Toplumdan dışlandığını, adaletsizliğe uğradığını veya sesini meşru yollarla duyuramadığını hisseden bireyler, marjinal grupların söylemlerine daha açık hale geliyor.

Özellikle modernleşme ve hızlı kentleşme süreçlerinde kimlik krizine giren gençler, radikal yapılarda kendilerine yapay bir "aidiyet" ve "amaç" buluyor.

Yoksulluk tek başına terörü yaratmasa da, yüksek genç işsizliği ve geleceksizlik hissi radikal söylemlerin yeşermesi için uygun bir zemin hazırlıyor.







Şiddetin Meşrulaştırılması ve İdeolojik Söylem

Siyasal şiddet eylemlerini diğer suç türlerinden ayıran en belirgin fark, eylemcilerin bu davranışları bir "kutsal amaç" veya "siyasal dava" adına gerçekleştirdiğine inanmasıdır. Sosyolojik araştırmalar, terör örgütlerinin propaganda mekanizmalarının iki temel strateji üzerine kurulduğunu gösteriyor:

Hedef alınan grup veya kurumlar insani vasıflarından arındırılarak "mutlak kötü" olarak tanımlanıyor.

Kendi grubunun sürekli mağdur edildiği algısı işlenerek, yapılan eylemler "zorunlu bir savunma" olarak sunuluyor.







Güvenlik Politikalarından Toplumsal Onarıma

Uzmanlar, terörle mücadelede yalnızca Polisiye ve askeri yöntemlerin yetersiz kalacağına işaret ediyor. Uzun vadeli ve kalıcı çözüm için toplumsal yapıyı güçlendirecek adımların atılması gerektiği belirtiliyor:

Kapsayıcı Sosyal Politikalar: Gençlerin eğitime ve istihdama erişiminin artırılması.

Toplumsal Diyalog ve Adalet: Hak arama yollarının şeffaf ve açık tutulması, kutuplaştırıcı dilden kaçınılması.







Sivil Toplumun Güçlendirilmesi: Radikalleşmeyle mücadelede yerel toplulukların ve sivil toplum kuruluşlarının aktif rol alması.

Siyasal şiddet ve terörizmin sosyolojik boyutunu anlamak, toplumsal barışın inşa edilmesinde kilit bir rol oynamaya devam ediyor.

Maden projelerine protestoların arkasındaki nedenler

Türkiye'de ve dünyada son yıllarda artış gösteren madencilik faaliyetleri, beraberinde yerel halkın, çevrecilerin ve işçi sendikalarının büyüyen tepkilerini getiriyor

14.08.2026 00:30:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Maden projelerine protestoların arkasındaki nedenler
Maden projelerine protestoların arkasındaki nedenler
Türkiye'de ve dünyada son yıllarda artış gösteren madencilik faaliyetleri, beraberinde yerel halkın, çevrecilerin ve işçi sendikalarının büyüyen tepkilerini getiriyor. Toplumun farklı kesimleri maden projelerine karşı ses yükseltmeye devam ediyor.

Peki, köylüleri, çevrecileri, akademisyenleri ve maden işçilerini sokağa döken, projelerin karşısında durmaya iten temel dinamikler ve kaygılar neler?







1. Ekosistem Tahribatı ve Ormansızlaşma

Maden arama ve çıkarma süreçleri, özellikle yüzey madenciliği (açık ocak işletmeciliği) yöntemi kullanıldığında devasa arazi tahribatlarına yol açıyor:

Ağaç Kesimi ve Orman Kaybı: Maden sahası açmak amacıyla geniş ormanlık alanların yok edilmesi, bölgenin oksijen kaynağını ve biyoçeşitliliğini doğrudan tehdit ediyor.

Toprak Erozyonu ve Heyelan Riski: Bitki örtüsünün kaldırılmasıyla erozyon riski artıyor; dik ve dağlık arazilerde heyelan tehlikesi tetikleniyor.







2. Su Kaynaklarının Kirlenmesi ve Kuruması

Madencilik, doğası gereği yüksek miktarda su tüketen ve ağır kimyasallar (siyanür, sülfürik asit vb.) kullanılan bir sanayi koludur:

Asit Maden Drenajı ve Ağır Metaller: Açıkta kalan kayaların hava ve suyla teması sonucu oluşan asidik sızıntılar, yeraltı su kaynaklarına ve akarsulara karışarak içme ile sulama suyunu zehirliyor.

Su Stresi: Yerel kaynakların maden işletmeleri tarafından yoğun kullanımı, bölgedeki tarımsal ve evsel su erişimini kısıtlıyor.







3. Tarım, Hayvancılık ve Yerel Geçim Kaynaklarının Yok Olması

Maden sahalarının genellikle kırsal bölgelerde yer alması, geçimini topraktan sağlayan yerel halkı doğrudan etkiliyor:

Tarım Arazilerinin Kaybı: Zeytinlikler, otlaklar ve verimli tarım alanları maden ruhsat sahaları içinde kalarak üretim dışı kalıyor.

Kırsal Nüfusun Yerinden Edilmesi: Geçim kaynağını kaybeden köylüler göç etmek zorunda kalıyor; bu durum bölgesel sosyo-ekonomik dengeleri bozuyor.

4. Sağlık Riskleri ve Yaşam Kalitesinin Düşmesi

Çıkarma ve işleme aşamalarında oluşan toz, gürültü ve toksik atıklar, komşu yerleşim yerlerinde ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor:

Solunum Yolu Hastalıkları: Ağır toz emisyonu ve kimyasal partiküller, bölge halkında koah, astım ve kanser vakalarının artması riskini doğuruyor.

Atık Barajı Sızıntıları ve Katastrofik Riskler: Atık havuzlarının çökme veya sızdırma tehlikesi, yerleşim yerleri üzerinde sürekli bir güvenlik tehdidi oluşturuyor.







5. İşçi Hakları ve Çalışma Güvenliği İhlalleri

Protestolar sadece çevre örgütleri ve yerel halkla sınırlı kalmıyor; bizzat maden sahalarında çalışan işçiler de hak arayışı için meydanlara iniyor:

Ödenmeyen Ücretler ve Hak Gaspları: Maaşlarını, kıdem tazminatlarını alamayan ya da zorunlu ücretsiz izne çıkarılan işçiler eylemler düzenliyor.

İş İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Eksiklikleri: Yetersiz denetimler ve iş kazası riskleri, çalışanların can güvenliği talebiyle grev yapmasına neden oluyor.

6. Katılımsız Karar Alma ve "ÇED" Süreçlerine Güvensizlik

Toplumsal tepkinin bir diğer odak noktası ise karar alma mekanizmalarındaki şeffaflık eksikliği:

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporları: ÇED süreçlerinin formaliteden ibaret kalması veya halkın katılımı toplantılarının usulüne uygun yapılmaması kamuoyundaki güvensizliği pekiştiriyor.

Kamusal Yarar Tartışması: Çıkarılan madenlerin ve elde edilen finansal kazancın bölge halkına ya da devlete sağladığı yararın, doğaya verilen zararın yanında çok düşük kaldığı düşüncesi tepkileri büyütüyor.

"Madencilik faaliyetleri yalnızca teknik bir üretim meselesi değil; ekolojik adalet, kamu sağlığı ve demokratik katılım hakkını ilgilendiren çok katmanlı toplumsal bir konudur."







Çözüm Arayışları ve Ekolojik Modernleşme

Sosyologlar ve çevre uzmanları, madencilik alanındaki krizlerin aşılması için şu adımların şart olduğunu vurguluyor:

Katı Yasal Denetim ve Şeffaflık: Maden kanunlarının çevre ve insan merkezli olarak güncellenmesi.

Rehabilitasyon Zorunluluğu: Faaliyeti biten sahaların eksiksiz şekilde doğaya yeniden kazandırılması (ağaçlandırma ve alan ıslahı).

Stratejik Alanların Korunması: Su havzaları, orman alanları ve koruma altındaki biyolojik çeşitlilik merkezlerinin kesin olarak madenciliğe kapatılması.

Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi

Muğla'nın Menteşe ilçesinde bir iş yerinin önünde asılı bulunan Türk bayrağını çakmakla ateşe vermek isteyen kadın, güvenlik kameralarının incelenmesi sonucu yakalanmıştı. 31 yaşındaki A.A. isimli kadın emniyetteki işlemlerini ardından adliyeye sevk edildi

13.08.2026 11:52:00
İHA
 
Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi
Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi
Olay, Menteşe merkezde tarihi Kurşunlu Camii yakınlarında bulunan bir iş yerinin önünde meydana geldi. Sabah saatlerinde kaldırımda yürüyen kadın, iş yerinin önünde duvara asılı Türk bayrağının yanına gelerek, çantasından çıkardığı çakmakla bayrağı ateşe vermek istedi.






Olayın güvenlik kameralarına yansımasının ardından kolluk kuvvetleri kadının yakalanması başlattıkları çalışmada aynı gün yakalanarak gözaltına alındı. 






Yakalanan A.A., Muğla Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü'ndeki işlemlerini ardından Muğla Adliyesi'ne sevk edildi.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.