logo
19 AĞUSTOS 2026

Çocuklarda yaz aylarında artış gösteren ishal tehlikeli olabiliyor

Çocuklarda özellikle yaz aylarında sık karşılaşılan sağlık sorunlarının başında gelen ishal, çoğu zaman basit bir bağırsak enfeksiyonu olarak görülse de küçük çocuklarda kısa sürede ciddi sıvı kaybına yol açabiliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Uçar aileleri, özellikle küçük çocuklarda görülen ishal konusunda uyararak "İshalin kendisinden çok, oluşturabileceği sıvı ve elektrolit kaybına dikkat edilmeli" dedi

19.08.2026 11:28:00
İHA
 
Çocuklarda yaz aylarında artış gösteren ishal tehlikeli olabiliyor
Çocuklarda yaz aylarında artış gösteren ishal tehlikeli olabiliyor
İshalin çocukluk çağında oldukça sık görüldüğünü belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Uçar, "İshal; dışkının normalden daha sulu ve daha sık olması olarak tanımlanabilir. Çocuklarda en sık neden enfeksiyonlar olsa da beslenme değişiklikleri, bazı gıdalara karşı intoleranslar, antibiyotik kullanımı ve daha nadiren bazı bağırsak hastalıkları da ishale neden olabilir. Ancak özellikle bebek ve küçük çocuklarda asıl dikkat edilmesi gereken konu, ishalin yol açabileceği sıvı ve elektrolit kaybıdır. Çocukların vücutlarında bulunan sıvı rezervlerinin yetişkinlere göre daha sınırlı olması nedeniyle sıvı kaybının daha hızlı gelişebilir. İshal ve kusmanın birlikte görüldüğü durumlarda bu kayıp çok daha hızlı ilerleyebilir. Bu nedenle 'Nasıl olsa geçer' diyerek çocuğun genel durumundaki değişiklikleri göz ardı etmemek gerekir" dedi.

İshalde en önemli tedavi sıvı kaybını önlemek

Çocuklarda ishal sırasında ailelerin dikkat etmesi gereken bazı önemli belirtiler bulunduğunu söyleyen Dr. Tuğçe Uçar, "Çocuğun normalden daha halsiz veya uykuya meyilli olması, gözyaşının azalması veya olmaması, ağız ve dilde kuruluk, idrar miktarında belirgin azalma, gözlerde çökme, sürekli kusma, sıvı alamama, yüksek ateş, dışkıda kan görülmesi veya genel durumun giderek bozulması sıvı kaybı ya da daha ciddi bir enfeksiyon açısından değerlendirilmelidir. Özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda bu belirtilerin ortaya çıkması halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Aileler bazen ishali durdurmak için farklı ilaçlara yöneliyor. Oysa çocuklarda doktor önerisi olmadan ishal kesici ilaçların kullanılması doğru değildir. Öncelikli hedefimiz çocuğun kaybettiği sıvı ve elektrolitleri yerine koymak, beslenmesini mümkün olduğunca sürdürmek ve altta yatan nedeni değerlendirmektir" dedi.

Hijyen kurallarına dikkat etmek önemli

Çocuklarda ishalin çoğu zaman kısa sürede düzeleceğini ileten Dr. Uçar, "İshaller genelde kısa sürede düzelir ancak özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda tablo hızlı değişebilir. Bu nedenle ailelerin yalnızca dışkılama sayısına değil; çocuğun sıvı alımına, idrar miktarına, ateşine ve genel durumuna da dikkat etmesi gerekir. İshalin süresinden çok çocuğun genel durumu bize yol gösterir. Şüpheli durumlarda erken değerlendirme, sıvı kaybının ve ciddi komplikasyonların önüne geçilmesinde büyük önem taşır" dedi.

Şehit ve gazi ailelerine şafak baskını

Ankara’nın göbeğinde, Güvenpark’ta evlatlarının ve kendilerinin ellerinden alınan hakları için 38 gündür gece gündüz demeden adalet nöbeti tutan er şehit aileleri ve er gaziler, bu sabah karanlığında polis barikatlarıyla karşılaştı

19.08.2026 10:52:00
Haber Merkezi
 
Şehit ve gazi ailelerine şafak baskını
Şehit ve gazi ailelerine şafak baskını
Ankara'nın göbeğinde, Güvenpark'ta evlatlarının ve kendilerinin ellerinden alınan hakları için 38 gündür gece gündüz demeden adalet nöbeti tutan er şehit aileleri ve er gaziler, bu sabah karanlığında polis barikatlarıyla karşılaştı.

Sabah saat 04.45'te yüzlerce çevik kuvvet polisiyle parka giren emniyet güçleri, anayasal eylem hakkını kullanan acılı aileleri zor kullanarak parktan çıkardı.

"Vatan sağ olsun" diyerek en değerli varlıklarını toprağa veren şehit anneleri ve uzuvlarını cephede bırakan kahraman gaziler, sabaha karşı yapılan bu muameleye isyan etti.

Çadırlar Söküldü, Pankartlar Toplandı

Görgü tanıklarının ve ailelerin aktardığı bilgilere göre, polis ekipleri sabah saatlerinde parkın etrafını tamamen abluka altına aldı. Eylemcilere alanı boşaltmaları yönünde yapılan kısa uyarının ardından müdahale başladı. 38 gündür ailelerin sığınağı olan derme çatma çadırlar ve hak taleplerini içeren pankartlar tek tek sökülerek kamyonlara yüklendi.

Müdahale esnasında polise direnen ve "Biz bu ülkeye canımızı verdik, siz bizi kimin parkından kovuyorsunuz?" diyerek feryat eden şehit yakınları ile polis arasında arbede yaşandı. Yürüme engeli olan bazı er gazilerin tekerlekli sandalyelerinden zorla indirilerek alandan uzaklaştırılmaya çalışılması yürekleri dağladı.

Acılı Anneler Fenalık Geçirdi

Polisin sert müdahalesi ve yaşanan arbede nedeniyle parkta tansiyon hızla yükseldi. Günlerdir soğukta ve zor şartlar altında nöbet tutan şehit annelerinden birçoğu sinir krizi ve fenalık geçirdi. Kalp ve tansiyon hastası olduğu öğrenilen bazı şehit yakınları için olay yerine çok sayıda ambulans sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından fenalaşan aileler Ankara'daki çeşitli hastanelere kaldırılarak müşahede altına alındı.

"Rütbeliye Var, Er Şehide Neden Yok?"



Güvenpark'ta 38 gündür devam eden eylemin temel sebebi, subay, astsubay ve uzman çavuş ailelerine tanınan bazı mali ve sosyal hakların, vatani görevini er olarak yaparken şehit düşenlerin ailelerine ve er gazilere tanınmamasıydı. Aradaki bu maaş ve özlük hakkı uçurumunun kapatılmasını isteyen aileler, seslerini yetkililere duyurabilmek için parkı mesken tutmuştu.

Müdahale sonrası gözyaşları içinde açıklama yapan bir şehit babası, "Bizim çocuklarımız bu vatan için canını verirken göğüslerinde rütbe yoktu. Şimdi hak ararken mi rütbe ayrımı yapılıyor? Biz kimseden sadaka istemiyoruz, evlatlarımızın hakkını istiyoruz. Devlet bize sabahın köründe polisi göndereceğine, bir yetkilisini gönderip derdimizi dinleseydi" diyerek tepki gösterdi.

Alptürk Enginyurt gözaltına alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Yeni Parti Milletvekili Cemal Enginyurt'un oğlu Alptürk Enginyurt hakkında "imza atma" ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol hükümleri uygulandı.

19.08.2026 00:54:00 / Güncelleme: 19.08.2026 01:07:13
AA
 
Alptürk Enginyurt gözaltına alındı
Alptürk Enginyurt gözaltına alındı

Başsavcılığın Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında "halk sağlığını bozma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla gözaltına alındıktan sonra İstanbul Adalet Sarayı'na getirilen Enginyurt'un savcılıktaki işlemleri tamamlandı.

Enginyurt, daha sonra nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlikçe şüpheli Alptürk Enginyurt hakkında "imza atma" ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol hükümleri uygulandı.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, belirtilen iki suç kapsamında Enginyurt ve birlikte hareket ettiği öne sürülen Mehmet Sedat Erge, şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmıştı.

Polis ekipleri, şüpheli Enginyurt'u daha sonra İstanbul'da gözaltına almıştı.

Hastanede sağlık kontrolünden geçirilen Enginyurt, Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na getirilmişti.

 

 

İBB davasının 66. duruşması sona erdi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 66. duruşmasında bazı tutuksuz sanıkların savunması alındı

19.08.2026 00:24:00
AA
 
İBB davasının 66. duruşması sona erdi
İBB davasının 66. duruşması sona erdi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesinin ardından hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edilen eski Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı tutuksuz sanık Veysel Erçevik'in savunması alındı.

Erçevik, etkin pişmanlık başvurusunu kendi rızasıyla yaptığını, iddia edildiği gibi herhangi bir baskı altında ifade vermediğini söyledi.

İddianamede kendisinin sanık Adem Soytekin'e bağlı hareket ettiği ve örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığının ileri sürüldüğünü ifade eden Erçevik, "Dosyaya baktığınızda somut olarak bir şey yok. Geriye dönüp kendi CV'me baktığımda, kendi durumuma baktığımda, pişmanlık... Niye pişmanlık' Buradaki pişmanlık suç işlediğimin pişmanlığı değil, 'Benim burada ne işim var'' pişmanlığıydı." dedi.

Erçevik, geçmişe bakıldığında herhangi bir örgüte bağlı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, şunları kaydetti:

"Adem Soytekin'e baktığınızda, 2019-2024 yılları arasında ihale kayıtları incelendiğinde iki, belki üç - onu bilmiyorum ama - iki ihale almış ve birçok yerde de bu ihalelerden zarar ettiğini beyan etmiş. Şirket kayıtları da belediyenin kayıtları ortada. Eğer ben onun atadığı biriysem, Soytekin'in 5 yıl boyunca sürekli Beylikdüzü'nde çok yüksek karlı iş yapıyor olması gerekiyordu. Soytekin'in ifadesine baktığınızda iddianamede yer alan bir sürü daire, dükkan, çek konuları konuşuluyor. Bunların Beylikdüzü Belediyesine açıktan yaptığı kreş, cami, yol, köprü gibi işlerin karşılığı olduğunu söylüyor ama 2019-2024 dönemine baktığınızda, Soytekin'in Beylikdüzü Belediyesi ile herhangi açıktan bir iş yapmışlığı yok. Dolayısıyla benim de Soytekin'e bağlı bir örgüt üyesi olarak belediyede bulunmadığımın en açık örneği budur."

Üzerine atılı suçlamaları reddeden ve beraat talebinde bulunan Erçevik, "Sayın Mehmet Murat Çalık burada. Ben iş konusunda onunla bile bazen kavga ederken, bağrışırken herhangi birine bağlı hareket edeceğim konusu söz konusu bile olamaz. Hiçbir şekilde bir örgüt bağı içerisinde bulunmadım. Profesyonelce, bana ihtiyacının olduğunu söyleyen bir abimin yanına geçtim ve ona idari, mali konularda bütçesini yönetmesi konusunda danışmanlık yaptım. O nedenle hakkımda iddianamede de sayın savcı rüşvet değil de 'rüşvete aracılık' şeklinde tabirlerde bulunmuş." diye konuştu.

İnşaat sözleşmesi hazırlandığı tarihte öğrenci olduğunu söyledi

Tutuksuz sanıklardan iş insanı Furkan Hamzaoğlu, savunmasında, hakkında "rüşvet verme" suçundan dava açıldığını ifade ederek, "West Side projesine ilişkin inşaat sözleşmesi 2013 yılında imzalanmıştır. Ben o tarihte üniversite öğrencisiydim. Benim sözleşmenin hazırlanması, imzalanması ve uygulanması süreçlerinde herhangi bir görevim veya yetkim bulunmuyordu. Mutlu İnşaat'a 2024 yılı aralık ayında hissedar oldum. 2024 yılına kadar Mutlu İnşaat'ta ortaklık ya da yöneticilik sıfatım yoktu. West Side projesinin başlangıcında inşaat sektörünü öğrenmek amacıyla zaman zaman şantiyelere gidip geldim." dedi.

Hamzaoğlu'nun babası olan iş insanı tutuksuz sanık Yüksel Hamzaoğlu ise herhangi bir kamu görevlisiyle asla menfaat anlaşması yapmadığını ve savcılık ifadesinde, belediye işlemlerinin geciktirilmemesi için talepleri karşılamak zorunda kaldığını anlattığını iddia etti.

West Side projesinde ruhsatın gecikmesinin inşaata başlama ve bitirme takvimini, bu gecikmenin de doğrudan iskan takvimini etkilediğini belirten Hamzaoğlu, savunmasında şunları söyledi:

"Gecikmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve ödemeler nedeniyle ciddi mali yük altına girdik. Bizim şirketimiz olan Mutlu İnşaat'ın o dönem başka işleri de olduğundan finans yönünden sıkışıklığımız vardı. Belediyeden iletilen maddi talepleri nakden karşılayacak mali imkanımız yoktu. Savcılık ifademde belediyenin arsa sahibinden ve yüklenici firmalardan maddi taleplerde bulunduğunu, taleplerin çoğunlukla Adem Soytekin aracılığıyla iletildiğini, talepler karşılanmadığında ruhsat ve iskan işlemlerimizin sonuçlanamayacağı kanaatine vardığımızı anlatmıştım. Proje ilerlemiş, satışlar yapılmış ve müşterilere karşı ağır yükümlülükler doğmuşken bu talepleri reddetmenin sonucu, hakkımız olan iskanın verilmemesi veya daha geciktirilmesiydi. Önceki ifadelerimde de kullandığım 'Vermek zorunda kaldık' sözü, tam olarak bu baskıyı anlatmaktadır."

Hamzaoğlu, savunmasında, "Adem Soytekin'in şirketlerine devredilen 5 daire ile 6 dükkandan 2 dükkan gerçekten yapılan inşaat işinin karşılığıdır. Diğer devirler ile iskan aşamasında fatura karşılığı verilen yaklaşık 3,5 milyon lira tutarındaki çekleri ise serbest iradeyle yapılmış bir rüşvet anlaşması olarak değil, belediye işlemlerinin sonuçlandırılması için önümüze konulan talepler nedeniyle ve zorunluluk altında verdik. Gayriresmi bir çıkış yapamayacağımızı söylememiz üzerine fatura düzenlemesi de bu kapsamdadır." ifadelerini kullandı.

"Talebi kabul etmek zorunda kaldık"

Tutuksuz sanık iş insanı Zafer Gül, Beylikdüzü'nde bir projeleri olduğunu ve Mehmet Murat Çalık'ın kendilerini makamına çağırdığını dile getirerek, "Binaya Ali Gül (sanık) ile beraber gittik. O görüşmede bir tartışma oldu. Görüşme sırasında bizden 5-6 milyon TL civarında bir para talep edildi. Biz de bunun karşılığında bir bağış yapmayı talep ettik, okul, sağlık ocağı veya işte cami gibi. Fakat burada denildi ki, 'Bunu siz verin, biz yaparız.' Arsa hak paylaşımı sözleşmesinde 24-25 milyon TL civarında bir ön ödeme yaptık arsa sahibine ve tadilatı geçiremezsek bu bedel ile sözleşme askıya düşecekti. Tabii sonrasında bu talebi kabul etmek zorunda kaldık." diye konuştu.

Gül, senedi sanık Fatih Keleş'e Mermerciler Sanayi Sitesi'ndeki ofisinde teslim ettiklerini, bu paranın bir kısmını ödediklerini, bir kısmını ise ödeyemediklerini iddia ederek, "Ödeyemeyince de bunun karşılığında daire konusuna döndü bizim konumuz. Bu daire konusunda da 13 daire mevzubahistir. 'Adem Bey'e devredeceksiniz.' dendi. Biz de senetleri geri iade alıp, arsa sahibinin de isteğiyle Adem Bey'e devrettik." ifadelerini kullandı.

Çapraz sorgusunda kendisine yöneltilen, "Sizden parayı kim istemişti'" şeklindeki soruyu Gül, "Mehmet Çalık." diye cevapladı. '''''''Paranın belediyenin ek binasında istendiğini iddia eden Gül, görüşmede Uğur Güngör (sanık), Ali Gül ve Mehmet Murat Çalık'ın bulunduğunu söyledi.

"Ekrem İmamoğlu'nun konudan bilgisi var mı'" sorusuna Gül, "Yani orada bir tartışma geçti. Tartışmanın geçtiği binada Mehmet Murat Çalık'ın odasının tam karşısındaki oda Ekrem İmamoğlu'nun odasındaydı. Tartışma sonucunda kendisi de çıktı, ne oluyor tarzında konuştu bizimle. Başka bir diyaloğumuz olmadı zaten." yanıtını verdi.

Duruşmada, tutuksuz sanıklar Oktay Hamzaoğlu, Mustafa Keleş, Dursun Keleş, Fuat Keleş, Cemal Üneş, Esra Huri Bulduk, Adem Ok, Elif Yıldız Kızılca ve Sezgin Paydaş savunma yaptı.

13 saat süren, tutuksuz 15 sanığın ve avukatlarının dinlendiği duruşma, savunmaların alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Bu arada, duruşmada toplam 20 tutuksuz sanığın savunması alınmış oldu. 

Sözler tutulmadı, Bakanlıkların ‘garantörlüğü’ fiyasko çıktı

Aylardır birikmiş maaş, tazminat ve sigorta primlerini alamayan madencilerin, hakkını gasp eden şirkete ve bu hukuksuzluğa seyirci kalan siyasi iradeye karşı yürüttüğü barışçıl direniş yine devlet barikatına çarptı

18.08.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Sözler tutulmadı, Bakanlıkların ‘garantörlüğü’ fiyasko çıktı
Sözler tutulmadı, Bakanlıkların ‘garantörlüğü’ fiyasko çıktı
Aylardır birikmiş maaş, tazminat ve sigorta primlerini alamayan madencilerin, hakkını gasp eden şirkete ve bu hukuksuzluğa seyirci kalan siyasi iradeye karşı yürüttüğü barışçıl direniş yine devlet barikatına çarptı.

Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Elazığ Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçilerinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde başlattığı oturma eylemi polis müdahalesiyle engellendi.

Günlerdir sıcak altında baretlerini yere vurarak seslerini duyurmaya çalışan işçilerin haklı taleplerine kulak tıkamayı tercih eden iktidar, çözümü bir kez daha madenciyi ve sendika liderlerini gözaltına almakta buldu.

Bakanlıkların "Garantörlüğü" Fiyasko Çıktı



Daha önce İçişleri, Enerji ve Çalışma bakanlıklarının bizzat "garantör" sıfatıyla masaya oturduğu protokollerin, patron Sebahattin Yıldız tarafından defalarca çiğnenmesine hükümetin hiçbir yaptırım uygulamaması tepkileri büyüterek süreci bu noktaya taşıdı. Şirket sahibi sözlerini tutmazken, devlet organlarının işçiyi korumak yerine patronun mülkünü korurcasına sergilediği tutum, "Adalet sadece zengine mi çalışıyor?" isyanını bir kez daha haklı çıkardı.

Şirket yönetiminin havuz medyasında "Tüm alacakları ödedik" propagandasını yaymasına rağmen, işçiler boş hesap cüzdanlarıyla gerçeği tokat gibi yüzlerine vurdu. Haklarının %90'ının hâlâ gasp edildiğini belirten işçiler, bakanlık önündeki oturma eylemlerini kesintisiz 24 saat sürdürme kararı aldı.

"Burası Ankara'nın Göbeği, Yaşam Alanına İzin Vermeyiz"

Madencilerin "Açız, hakkımızı almadan gitmiyoruz" haykırışına karşı emniyet güçlerinin gerekçesi ise bürokrasinin işçiye olan mesafesini özetler nitelikteydi. Müzakereler sırasında polis yetkilileri, "Burayı bir yaşam alanına çevirmenize müsaade edemeyiz. Burası Ankara'nın göbeği, Bakanlığın önü" diyerek işçilerin anayasal barışçıl protesto hakkını hiçe saydı.

Bu keyfi yasağa karşı dik duran Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, işçi sınıfının kararlılığını şu sözlerle haykırdı: "Biz buradan ayrılmayacağız. Burada kalacağız. Ta ki işçilerin hesaplarına paralar yatıncaya kadar burada olacağız."

Borçlu Serbest, Alacaklı Gözaltında!

Bu kararlı duruşun ardından emniyet güçleri, etraftaki basın mensuplarını kalkanlarla uzaklaştırarak işçilerin sesinin duyulmasını engellemeye çalıştı. Ardından yapılan müdahaleyle Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu kelepçelenerek gözaltına alındı.

İşçilerin alın terini gasp eden Yıldızlar SSS Holding ve onun yöneticilerine dokunulmazlık zırhı sağlayan siyasi iktidar; hak arayan, ailesini geçindirmekten başka derdi olmayan maden işçisini ise suçlu muamelesiyle karşı karşıya bıraktı. Madenciler ise iktidar-sermaye işbirliğine karşı geri adım atmayacaklarını, ne kadar gözaltı olursa olsun haklarını alana kadar direnişe devam edeceklerini ilan etti.

Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı ALDAŞ şirketine yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame kabul edildi

18.08.2026 16:30:00
AA
 
Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi
Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca, aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek ile ASAT'ın eski Genel Müdürü İbrahim Kurt'un da bulunduğu 21 sanık hakkında "zimmet", "haksız mal edinme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından hazırlanan iddianame, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

İddianamede, soruşturmanın İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından hazırlanan tevdi raporuna dayandığı belirtildi.

Raporda, Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ALDAŞ'ın 2020-2025 yılları arasındaki hesaplarının denetlendiği, şirketin ASAT ile gerçekleştirdiği ihale, satın alma ve harcamalara ilişkin bazı usulsüzlüklerin tespit edildiği kaydedildi.

İddianamede, Mülkiye müfettişleriyle bilirkişi raporlarına da yer verildi.

Buna göre, lüks seyahat ve konaklama giderleri ile yüksek tutarlı temsil ve ağırlama harcamalarının, 1995 tarihli "müşavirlik sözleşmesi" kapsamında ASAT'a yansıtıldığı ileri sürüldü.

ALDAŞ'a ait kredi kartlarıyla bazı sanıklar ve yakınları tarafından kişisel harcamalar yapıldığı, alınan lüks araç ve demirbaşların kişisel kullanıma tahsis edildiği, şirket bünyesinde sigortalı gösterilmesine rağmen fiilen çalışmayan kişilerin bulunduğu da iddianamede yer aldı.

Bazı harcamalara yüzde 15 kar payı eklenerek ASAT'a fatura düzenlendiği öne sürülen iddianamede, bu işlemler kapsamında ALDAŞ tarafından ASAT'a yansıtılan faturaların toplamının 785 milyon lirayı aştığı belirtildi.

İddianamede, söz konusu işlemler nedeniyle 29 milyon 500 bin lira kamu zararı oluştuğu ve bazı denetçilerin aileleriyle birlikte ALDAŞ bütçesinden ağırlandığı iddia edildi.

Sanıklardan Muhittin Böcek'in 2 milyon 472 bin 111 lira, İbrahim Kurt'un 3 milyon 17 bin lira, Murat Zeydanlı'nın 4 milyon 382 bin lira, Merve Doğruöz'ün 1 milyon 845 bin lira, Pınar Büyükçakıroğlu'nun 67 bin 282 lira, Lütfi Ergen'in 2 milyon 598 bin lira, Yüksel Özdoğan'ın 1 milyon 178 bin lira, Selahattin Artun'un 1 milyon 595 bin lira, Oktay Özalp'in 1 milyon 126 bin lira, Nurhan Ermiş'in 2 milyon 686 bin lira ve Melek Kurukama'nın 1 milyon 912 bin lira tutarındaki kamu zararını, kamu davası açılmadan önce Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı hesabına yatırdığı bildirildi.

İddianamede Muhittin Böcek için "zimmet" suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar, "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçundan da 10 yıla kadar hapis istendi. ASAT eski Genel Müdürü İbrahim Kurt için ise "zimmet" suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar hapis talep edildi.

İddianamede diğer sanıklar için de "zimmet", "haksız mal edinme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezaları talep edildi.

Olay

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı "Altyapı Yönetim ve Danışmanlık Ticaret AŞ (ALDAŞ) üzerinden usulsüz harcamalarla yaklaşık 399 milyon 507 bin lira kamu zararına yol açıldığı" iddialarıyla ilgili 14 Ocak 2026 tarihinde aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek'in de bulunduğu 21 şüpheli hakkında işlem başlatılmış ve 5 kişi tutuklanmıştı.

Tutuklanan ASAT eski Genel Müdürü İbrahim Kurt, 27 Ocak 2026'da tahliye edilmişti. 

Minibüs şarampole uçtu: 4 ölü, 10 yaralı

Yolcu minibüsü şarampole uçtu, ilk belirlemelere göre 4 kişi hayatını kaybederken, 10 kişi yaralandı

18.08.2026 13:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Minibüs şarampole uçtu: 4 ölü, 10 yaralı
Minibüs şarampole uçtu: 4 ölü, 10 yaralı
Sivas'ın Suşehri ilçesinde meydana gelen trafik kazasında yolcu minibüsü şarampole uçtu, ilk belirlemelere göre 4 kişi hayatını kaybederken, 10 kişi yaralandı.

Kaza, Zara-Suşehri kara yolu, Geminbeli geçidi yakınlarında gerçekleşti. Sivas istikametine gitmekte olan 58 SG 604 plakalı yolcu minibüsü bilinmeyen bir nedenle şarampole uçtu. İlk belirlemelere göre 4 kişi hayatını kabederken, 10 kişi yaralandı. Olay yerine çok sayıda kurtarma ekibi sevk edildi.

Şeker sektörüne operasyon

Adalet Bakanı Gürlek, "Şeker Soruşturması" kapsamında 8 ilde, 26 adreste 25 şirkete yönelik arama ve evraka el koyma işlemleri gerçekleştirildiğini bildirdi

18.08.2026 12:50:00
Haber Merkezi
 
Şeker sektörüne operasyon
Şeker sektörüne operasyon
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Şeker Soruşturması" kapsamında nişasta bazlı şekerde kota ve satış sınırlamalarını ihlal ettiği belirlenen 47 şirket yöneticisinin ifadeye çağrıldığını bildirdi.

Bakan Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımızın sağlığını, devletimizin vergi gelirlerini ve ekonomik düzenimizi hedef alan her türlü yasa dışı faaliyetin üzerine kararlılıkla gitmeye devam ediyoruz" ifadesini kullandı.

Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarla kurulan koordinasyonun çok boyutlu suçlarla mücadelede en önemli güç olduğunu belirten Gürlek, "Nişasta bazlı şeker üretimi ve ticareti yapan bazı firmaların, 'Şeker Kanunu' ile belirlenen kota ve iç piyasa satış sınırlamalarını ihlal ederek, iç piyasaya arz edilmemesi gereken nişasta bazlı şeker niteliğindeki ürünleri piyasaya sürdükleri tespit edilmiştir." açıklamasında bulundu.

Gürlek, yapılan incelemelerde ayrıca bazı ürünlerin gerçek niteliğinin "maltodekstrin", "glukoz", "nişasta", "fruktoz" ve benzeri adlarla faturalandırılarak gizlendiğini, faturada gösterilen ürünle fiilen teslim edilen ürün cinsi arasında farklılıklar bulunduğunun anlaşıldığını bildirdi.

Bu kapsamda halk sağlığının, tüketicinin güveninin ve piyasa düzeninin etkilendiğini belirten Gürlek, "Şeker Soruşturması"nın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesince yürütülerek eş zamanlı adli işlemlerin başlatıldığını bildirdi.

Gürlek, şunları kaydetti:

"İstanbul merkezli 8 ilde, 26 adrese, 25 şirkete yönelik arama ve evraka el koyma işlemleri gerçekleştirilmiş, soruşturma kapsamında şirket yöneticisi olarak belirlenen 47 şüpheli ise çağrı yoluyla ifadeye çağrılmıştır. Soruşturma, 'Bozulmuş veya Değiştirilmiş Gıda veya İlaçların Ticareti', 'Vergi Usul Kanunu kapsamında vergi kaçakçılığı' ve muhteviyatı itibarıyla 'yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma', 'özel belgede sahtecilik ve fiyatları etkileme' suçları yönünden çok yönlü ve titizlikle sürdürülmektedir."

Soruşturmayı titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ve katkı sağlayan tüm kurumlara teşekkür eden Gürlek, "Halk sağlığını tehlikeye atan, vatandaşlarımızı yanıltan, devletimizi vergi kaybına uğratan ve hukuka aykırı kazanç elde etmeye çalışan kim olursa olsun, hukuk önünde hesabını verecektir." ifadelerini kullandı.

Üretimi ve ticaretinde sıkı kotalar var

Türkiye'de nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimi ve ticareti, yerli şeker pancarı üretimini korumak ve halk sağlığını gözetmek amacıyla sıkı kotalar ve yasal denetimler altında yürütülmekte.

Sektörün yasal çerçevesini çizen 4634 Sayılı Şeker Kanunu, NBŞ üreticilerine pazar payı sınırlamaları getirirken, kurallara uymayan firmalara yönelik son dönemde geniş çaplı adli yaptırımlar uygulanıyor.

Nişasta bazlı şeker kotalarında yüzde 2,5 sınırı

Geçmiş yıllarda toplam A kotasının yüzde 10'una kadar çıkabilen NBŞ üretim kotası, yapılan yasal düzenlemeler neticesinde yüzde 2,5 seviyesine indirildi. Resmi Gazete'de yayımlanan güncel Cumhurbaşkanı Kararları doğrultusunda, 2026/2027 pazarlama yılı için ülke toplam A kotası 2 milyon 910 bin ton olarak belirlenirken; nişasta bazlı şeker kotası bu miktarın yüzde 2,5'ine karşılık gelen 72 bin 750 ton ile sınırlandırıldı. Bu sınırın üzerindeki üretimin iç piyasada satılması kesinlikle yasak.

Ticaret düzenlemeleri ve denetim mekanizması

NBŞ üretimi ve pazar faaliyetleri, Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanlığı tarafından yakından takip ediliyor. Türk Gıda Kodeksi mevzuatlarına göre, paketli ürünlerin etiketlerinde kullanılan tatlandırıcının türü (glukoz şurubu, fruktoz şurubu vb.) net bir şekilde belirtilmek zorunda.

2026-YKS yerleştirme sonuçları açıklandı


 
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy,  üniveriste adaylarının yerleştirme sonuçlarına ÖSYM'nin 'ykssonuc.osym.gov.tr' adresinden erişebileceğini aktardı. Ersoy, "Bir programa kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri 24-28 Ağustos'ta, elektronik kayıtlar ise 24-26 Ağustos'ta yapılabilecek" dedi.

18.08.2026 09:28:00
Haber Merkezi
 
2026-YKS yerleştirme sonuçları açıklandı
2026-YKS yerleştirme sonuçları açıklandı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) yerleştirme sonuçlarının "ykssonuc.osym.gov.tr" adresinden açıklandığını bildirdi.

Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadeleri kullandı: "Kıymetli adaylar, YKS tercih süreci tamamlandı, hayırlı olsun. Yükseköğretim programına yerleşen adaylarımızı tebrik ediyor, verimli bir eğitim süreci geçirmenizi diliyorum. Herhangi bir programa yerleşemeyen adaylarımız için ek tercih süreci yeni bir imkan olacaktır. Adaylar, yerleştirme sonuçlarına ÖSYM'nin 'ykssonuc.osym.gov.tr' adresinden erişebilecektir.

Kayıt işlemleri 24-28 Ağustos 2026 tarihleri arasında, elektronik kayıtlar ise 24-26 Ağustos 2026 tarihleri arasında yapılabilecektir. Sınava hazırlık sürecini özverili çalışmalarıyla geride bırakan adaylarımızı, adaylarımıza katkı sağlayan öğretmenlerimizi ve büyük fedakarlıklar yaparak adeta sınav sürecini adaylarla birlikte yaşayan ailelerimizi tebrik ediyorum."

Elektronik kayıtlar 24-26 Ağustos'ta yapılabilecek

ÖSYM'nin internet sitesinden yapılan duyuruya göre, sınavın sonuçlarıyla adaylardan alınan tercihler doğrultusunda, 2026-YKS yükseköğretim programlarına merkezi yerleştirme işlemleri tamamlandı. Adaylar, yerleştirme sonuçlarına ÖSYM'nin "ykssonuc.osym.gov.tr" adresinden T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle erişebilecek. Yerleştirme Sonuç Belgesi basılmayacak ve adayların adreslerine gönderilmeyecek. 2026-YKS sonuçlarına göre bir programa kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri 24-28 Ağustos'ta, elektronik kayıtlar ise 24-26 Ağustos'ta yapılabilecek.

Kayıt için adayların yerleştirildikleri yükseköğretim programının bağlı bulunduğu üniversiteye belirtilen süre içerisinde başvurmaları gerekecek.
Elektronik kayıt yapan adaylar, üniversiteleri tarafından duyurulan belgelere ve tarihe göre işlem yapacak.

Üniversite okumanın anlamı kalmadı mı?


 
TÜİK verilerine göre lisans mezunlarının yüzde 43.3’ü öğrenim gördüğü alanın dışında kalan bir meslek grubunda çalışıyor.
 

18.08.2026 01:35:00
Hasan Gündoğdu
 
Üniversite okumanın anlamı kalmadı mı?
Üniversite okumanın anlamı kalmadı mı?

2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tercih dönemi 10 Ağustos'ta sona erdi. Üniversite adayları yerleştirme sonuçlarını beklerken tercih ettikleri bölümlerin staj, mezuniyet sonrası iş olanakları, kariyer gelişimi ve ücret düzeyini de şimdiden değerlendiriyor.

Bir de hayatın gerçekleri var

Ancak TÜİK'in 2025 yılı Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri, alınan eğitim ile yapılan iş arasındaki uyumun sınırlı kaldığını gösteriyor. Buna göre ücretli çalışan (SGK 4/A) lisans mezunlarının yüzde 43.3'ü, ön lisans mezunlarının ise yüzde 49.2'si öğrenim gördükleri alanın dışında bir işte çalışıyor.

Avrupa'da durum farklı

Eurostat'ın açıkladığı 2024 verilerinde ise AB'de yükseköğretim mezunu olan 34 yaş altı grupta bu oran yüzde 31.9 seviyesinde. Öte yandan yine TÜİK verilerine göre diploma-kariyer uyumunun en yüksek olduğu üç alan sağlık (yüzde 80.4); iş, yönetim ve hukuk (yüzde 79.6) ve eğitim yani öğretmenlik (yüzde 64.8) olarak sıralanırken en düşük olduğu alan yüzde 7.8 ile sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon olarak öne çıktı.

Ortadoğu'da dört kritik ülkede büyükelçiler değişti


 
 
Türkiye'nin "haydut, cani ve vahşi devletler ABD/İsrail" ikilisinin İran'a yönelik saldırılarında ön cephe rolü biçilen Ürdün, Katar ve Kuveyt büyükelçileri değişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca Tahran Büyükelçisi'ni de değiştirdi. 

18.08.2026 01:28:00
Haber Merkezi/AA
 
Ortadoğu'da dört kritik ülkede büyükelçiler değişti
Ortadoğu'da dört kritik ülkede büyükelçiler değişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yapılan büyükelçi atamalarına ilişkin kararlar, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, Türkiye'nin Doha Büyükelçiliğine, Türkiye'nin Amman Büyükelçisi Yakup Caymazoğlu, Türkiye'nin Amman Büyükelçiliğine İkili İlişkiler (Orta Doğu) Genel Müdür Yardımcısı Hakan Karaçay, Türkiye'nin Kuveyt Büyükelçiliğine Doğu Avrupa Genel Müdür Yardımcısı Can Oğuz, Türkiye'nin Kişinev (Moldova) Büyükelçiliğine İkili İlişkiler (Suriye) Genel Müdür Yardımcısı Nazmiye Başaran atandı.

Afrika'da da değişiklikler var

Ayrıca, Türkiye'nin Cibuti Büyükelçiliğine Dış Politika Danışma Kurulu Üyesi Hüseyin Özdemir, Türkiye'nin Tallin (Estonya) Büyükelçiliğine Havva Yonca Gündüz Özçeri, Türkiye'nin Kinşasa (Demokratik Kongo Cumhuriyeti) Büyükelçiliğine Batı Afrika Genel Müdür Yardımcısı Senem Güzel, Tahran (İran) Büyükelçiliğine TBMM Dış İlişkiler ve Protokol Başkanı Ahmet Aydın Doğan, Türkiye'nin Gaborone (Botsvana) Büyükelçiliğine Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Silahların Kontrolü ve Silahsızlanma Genel Müdür Yardımcısı Vesime Ela Beşkardeş Karagöl getirildi.

Öte yandan, Türkiye'nin Cibuti Büyükelçisi Erdal Sabri Ergen ile Türkiye'nin Montevideo (Uruguay) Büyükelçisi Tunca Özçuhadar merkeze alındı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.