Covid-19 aşıları ile ilgili doğru bilinen yanlışlar
Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Nafiz Koçak önemli bilgiler paylaştı





"Keşfedilen ilk aşı çiçek hastalığı aşısıdır. Aşı uygulamasından sonra Çiçek hastalığı ölümcül hastalıklar listesinden silinmiştir. Günümüzde çocuk felci dahil olmak üzere bu listeden aşı sayesinde silinmeye aday başka hastalıklarda bulunmaktadır.
Aşılamada vücuda hastalık mikrobunun zayıflamış bir formu enjekte edilir. Aşı, hastalanmadan önce vücudun bir hastalığa karşı doğal bağışıklığını oluşturmanın bir yoludur. Bu aşı kişiye hastalığın bulaşmasını ve yayılmasını önler" dedi.
Pfizer/BioNtech, Moderna ve Sinovac aşılarından biri ile aşılanan her 10 kişiden en az 7-9'unun hastalanmayacağı anlamına geliyor. Tüberküloz, kızamık, hepatit B, hemofilus influenza tip B, tetanoz, meningokok menenjit, sarıhumma ve difteri hastalıklarında aşıların etkinliği kanıtlanmıştır.
Milyonlarca insan hastalanmadan sağlıklı kalmıştır. Covid-19'un da aşıyla önlenebilen bir hastalık olduğu çok net anlaşılmıştır. Bir haftada Covid-19 hastalığını oluşturabilen SARS-COV-2 ölümcül olabiliyor. Artık anlaşıldı ki aşıyla önlenebilen bir hastalık. Geç olmadan aşı yaptırmak, sevdiklerimizi korumak çok güçlü bir neden" diye konuştu.
Geliştirilen aşıların en kötü ihtimalle 6-12 ay boyunca Covid-19'a karşı koruma sağlayacağı öngörülüyor. Bu süre ölümlerin engellenmesi, sağlık hizmetlerinin rahatlaması için yeterli bir süre. Araştırmalar, güçlü bir T hücresi bağışıklık tepkisine sahip olanların altı ay sonra hala bu güce sahip olduğunu göstermiştir" sözlerini ifade etti.

"SARS-COV-2 virüsü yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar için bir risk oluşturuyor ama genç ve sağlıklı insanların da Covid-19 nedeniyle hayatını kaybettiği bir gerçek. Ayrıca, gençler hastalığı hafif semptomlarla geçirseler bile korona virüsü yayabiliyorlar. Bununla birlikte, hastalık semptomlarının en az 6 hafta sürdüğü durum gençleri daha fazla etkiliyor.
Geçmeyen yorgunluk, dalgınlık, kalp ritmi bozukluğu ve hatta felce varan problemlere yol açarak hayat kalitesini ve yaşamını tehdit ediyor. Bu nedenle gençlerin de yaşlılar kadar aşı olması toplum bağışıklığının sağlanması için oldukça önem taşıyor" ifadelerini kullandı.
Aşılama bırakıldığında ya da yapılmadığında salgınlar yaşanır. Mesela 1970'lerde Japonya'da boğmaca salgını yaşanmıştır ve boğmaca için yeniden iyi bir aşılama programı yapılmıştır. Japon çocukların yaklaşık yüzde 80'i aşılanmış ve 1974'te 393 boğmaca yaşanmış, fakat ölüm vakası olmamıştır.
Sonra aşının güvensiz olduğu ve gerekmediği konusunda söylentiler başlamış ve 1976'da aşılanma oranı %10'a düşmüştür. 1979'da 13.000'den fazla vaka ve 41 ölümle boğmaca salgını tekrar yaşanmıştır. Kısa süre sonra aşılama oranları düzelince vaka sayısı geriye gelmiştir" dedi.
Ancak aşılarda kullanılan miktar o kadar küçüktür ki aşılar tamamen güvenlidir. Bebekler vücutlarında doğal olarak bir aşıda bulunandan 10 kat daha fazla formaldehit bulundurabilir. Bu, özellikle grip aşısı ile ilgili yaygın bir yanılgıdır. Zayıflamış canlı virüs kullanan aşılarda hastalığa benzer hafif semptomlar yaşanabilir ama aslında hastalığa neden olmaz. Yüksek aşılama oranı olan başta ABD olmak üzere birçok ülkede pek çok hastalık nadirdir. Enfeksiyon oranlarını düşük tutmanın tek yolu aşılamaya devam etmektir" şeklinde konuştu.









































































