HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 26 EKİM 2021, SALI

Covid-19 aşısı bulundu, ama!

04.04.2021 00:00:00
'Covid-19 aşısı bulundu, ama!' seslendirme dosyası:
Bulaşıcı hastalıklar, bedeninin herhangi bir yerine minicanlı (mikrop) girmesi ve mikropların orada üremesi ile oluşur. Bulaşıcı hastalıklarla mücadelede başlıca 2 ana başlık vardır. Bulaşmayı önleyecek halk sağlığı önlemleri ve aşılama.

Bir yılı aşkın süredir yaşadığımız pandemide daha önce yaşadığımız bulaşıcı hastalıklarla mücadelenin aksine, güvenli ve etkili aşılar rekor hızda geliştirildi ve onaylandı. Hem de 10'un üzerinde farklı aşının onaylanmış olması koronavirüs ile mücadelede elimizi çok güçlendirdi.

Hepimiz hatırlıyoruz. Pandeminin hızla dünyayı sardığı süreçte aşı ya da tedavi bulunana dek "temizlik, maske, mesafe" kurallarının tek çare olduğu ifade ediliyordu. Aşılar bulununca, artık "kara göründü" diye sevindik. 

Ama ne var ki, Coid-19'dan dünyada her gün on binden fazla insan ölmeye devam ediyor. Masum insanların ölümüne üzülmemek imkânsız. Hele bir de bu ölümlerin "aşısı bulunmuş" bir "bulaşıcı hastalık"tan dolayı olması ne acı değil mi? 

Aşı bulununca hemen akla gelen acaba aşının bulunmasındaki hızımızı, aşılamada da gösterebilecek miydik?

Aslında geçmişe bakarsak bu konuda dünyanın sabıkasının çok da parlak olmadığını biliyorduk.

Yirmi yıl önce, AIDS krizinin ortasında, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)'nün Doha Bildirgesi, fikri mülkiyet kurallarının "üyelerin halk sağlığını korumak için önlemler almasını engellememesi gerektiğini" onaylamıştı. Ancak bu patent hakkı devri çok geç gelmişti: Düşük ve orta gelirli ülkelerde 5 milyondan fazla insan DTÖ'nün kurallarını netleştirmesini beklerken AIDS'ten ölmüştü.

Bir yanda aşı bulunur bulunmaz nüfuslarını defalarca aşılamak için yeterli doz satın alan zengin ülkeler,  bir yanda Fikri Mülkiyet Hakları paylaşımı konusunda önemli politika değişiklikleri olmazsa 2023 veya 2024'e kadar Covid-19'a karşı aşılanamayacak düşük gelirli ülkeler.

Bu eşitsizliği gidermek ve sağlık felaketini önlemek için kritik değişiklikler olması şart. Şunu net olarak söyleyebiliriz. Dünyadaki herkesi aşılamak sadece ahlaki bir zorunluluk değildir. Pandemiyi sona erdirmek için küresel aşılamanın gerekli olduğu çok açık. Mesela, ilk olarak Brezilya, Güney Afrika ve İngiltere'de bulunan yeni koronavirüs varyantlarının bir anda Amerika Birleşik Devletleri gibi gelişmiş ülkeler dahil tüm dünyaya yayıldığını hep birlikte gözlemliyoruz.

23 Şubat 2021'de DTÖ üyeleri, Ticaretle İlgili Fikri Mülkiyet Hakları Konseyi'nin resmi toplantısında bir araya gelerek, pandemi sürecinde tarafların haklarından geçici olarak feragat etme önerisi üzerine görüşmeler yaptılar. 

DTÖ toplantısında, Amerika Birleşik Devletleri ve aşılara hazır erişimi olan az sayıda zengin ülke, Hindistan ve Güney Afrika'nın aşılar da dâhil olmak üzere covid-19 teknolojilerine patent uygulama zorunluluğundan pandemi dönemi için geçici olarak feragat etme önerisini engellediler. Patentlerin yenilik için kritik olduğunu ve küresel aşı tedarikini yavaşlatmadığını savunuyorlar.

Bu iddianın tersine, ABD Georgetown Üniversitesi'nden Matthew M. Kavanagh ve Madhavi Sunder'in açıklamalarına göre; "patent hakkı, Covid-19 aşılarının geliştirilmesini teşvik etmede çok az rol oynadı." Örneğin; Moderna aşısı neredeyse tamamen ABD hükümeti tarafından finanse edildi ve 1 milyon dolar Dolly Parton tarafından bağışlandı. Sunder ve Kavanagh'a "özel bir şirketin vergi mükellefleri tarafından finanse edilen teknolojiyi tekeline alması uygun değildir."

Aşı geliştirmeyi önemli oranda finanse eden ülkelerin yöneticileri, şirketleri aşılarını dünyaya açmaya zorlama gücüne sahip. Afrika, Asya ve Latin Amerika'daki üreticilerin hayat kurtaran aşılar yapmasını ve bunları komşularına ihraç etmesini engellemek, pandeminin tam ortasında olduğumuz şu günlerde yapılabilecek en büyük hata.

Aşıların patent süreçlerinde geçmişteki hataları ne yazık ki dünya yine tekrarlıyor. Ama ne var ki; Covid-19 salgınında gelinen nokta, geçici bir fikri mülkiyet feragat paylaşımını şart koşuyor. Hem de 2024'te değil, şimdi. Covid-19 dönemi, patent hakları ve halk sağlığı hakkındaki düşüncelerimizi ve uygulamaları değiştirmeli.

Aşıların her yerde herkesin kullanımına açık olmalarını sağlamalıyız. Dozları paylaşmak, engelleri kaldırarak üretimi artırmak ve geride kalan toplulukları hedeflemek için verileri etkin bir şekilde kullanmamızı sağlamak bu krizi sona erdirmenin anahtarıdır.

Süreç bize önemli bir yeni yol sunuyor.

Gelin dünya barışı adına, "önce insan" diyelim.

Lütfen "Aşı patent hakkı"nın yepyeni küresel bir silah olmasına izin vermeyelim.

 



 
Doç Dr. Ali Bestami Kepekçi / diğer yazıları
- Beyaz adam kim? / 21.10.2021
- Aklımızı başımıza getirelim / 18.10.2021
- Bu devran hep böyle sürüp gitmez ki! / 08.10.2021
- Sapere Aude! / 07.10.2021
- Sen de haklısın? / 23.09.2021
- Yolunuz, yolumuz açık olsun / 18.06.2021
- Göç uygulamaları şeffaf olmalıdır / 12.06.2021
- Göç ve geçici koruma statüsü / 09.06.2021
- Büyük fotoğraf / 25.05.2021
- Koronavirüs ve toplum bağışıklığı / 10.04.2021
- Covid-19 aşısı bulundu, ama! / 04.04.2021
- Transit göç / 02.04.2021
- Milli göç politikası / 31.03.2021
- Uluslararası ilişkiler ve göçle ilgili temalar / 30.03.2021
- Kimliksiz insan = Köksüz ağaç / 27.03.2021
- Küresel vatandaşlık / 24.03.2021
- Çok kültürlülük ve Mesut Özil / 22.03.2021
- Sadece göç mü ettik? Yoksa… / 19.03.2021
- Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak / 17.03.2021
- Homo economicus / 15.03.2021
- Sonun başlangıcı serbest ticaret anlaşması / 12.03.2021
- Kendi hesabını yapmayanın hesabını başkaları yapar / 10.03.2021
- Açık kapı politikası / 08.03.2021
- 19.yy’daki Balkan Göçleri / 05.03.2021
- Balkanlar'da Türk yerleşimi / 03.03.2021
- Osmanlı Hanedanının göç politikası / 01.03.2021
- Sınırları belirleyen silahlar değil kültürlerdir / 28.02.2021
- Anadolu’ya göçler / 25.02.2021
- İlk göç / 23.02.2021
- Göç nedir? / 19.02.2021
- Covid-19 ve çocuklar / 04.12.2020
- Tek çözüm 14 günlük tam kapanma mı? / 23.11.2020
- Koronavirüs taşıyıcıları yakınımızda mı? / 19.11.2020
- Hüznü umuda dönüştüren Genel Başkan: Hüseyin Baş / 21.10.2020
- Dini Bayram mı? Milli Bayram mı? / 02.09.2020
- Zafer Bayramı ve Milli Siyaset / 01.09.2020
- Altın fiyatlarının yükselmesi neden durdurulamıyor? / 07.08.2020
- Bu bakış açısı vatana millete adanmışlığın ilanıdır / 24.07.2020
- Milli Ruh ve 15 Temmuz / 21.07.2020
- Ayşe teyze, Mehmet efendi başka kapıya! / 10.07.2020
- Artık hayallerine sahip çıkacak bir liderin var / 03.07.2020
- Hareketsizlik neler kaybettirir? / 02.07.2020
- Ayşe teyzeyi, Mehmet efendiyi düşünen var mı? / 24.06.2020
- Devlet, baba olmalıdır / 23.06.2020
- Ekonomideki durgunluğun çözümü MEM’dir -2- / 12.06.2020
- Ekonomideki durgunluğun çözümü MEM’dir -1- / 11.06.2020
- Evlat Atatürk / 20.05.2020
- Türkiye siyasetinde yeni bir dönem / 08.05.2020
- Köpeksiz köyde değneksiz gezenlere duyurulur / 07.05.2020
- Bu maya tutmuştur / 04.05.2020
- Sen ey genç, özlediğim, beklediğim emelsin… / 27.04.2020
- Varız… / 21.04.2020
- Haydar Baş Turnusoldur / 26.03.2020
- Sosyal izolasyon mu, kontrollü yayılma mı? / 19.03.2020
- Orhan Boran ve 14 Mart / 16.03.2020
- Ağlanacak halimize ağlasam mı gülsem mi? / 29.04.2019
- Su kurbağası ile farenin dostluğu / 27.04.2019
- Mustafa Kemal bu toplumun özetidir / 26.04.2019
- Atatürk’ten günümüze değişen sağlık politikaları / 25.04.2019
- Atatürk ve sağlıkta millilik / 24.04.2019
- Aslan, çakal ve merkebin hikâyesi / 05.03.2019
- Kelin ilacı olsa… / 04.03.2019
- Körlerin fil tarifleri / 28.02.2019
- Vatandaşın tercihi bu kez BTP / 27.02.2019
- Şikâyetçi olmaya hakkımız var mı? / 26.02.2019
- Memleket işi gönül işi fakat hangi gönül? / 20.02.2019
- Beraat dağıtmak değil, beraate talip olmak / 19.02.2019
- Vatandaş 31 Mart’tan ne bekliyor? / 07.02.2019
- Yeşil biberli fasulye çorbası / 05.02.2019
- Karpal tünel sendromu / 04.02.2019
- Asparagas haberlerle kalemşorlar işbaşında / 12.08.2018
- Şifa veren ellere zarar vermek / 02.05.2017
- Gelelim Mehmet efendinin derdine / 19.04.2017
- Ya Rabbi bizi dostlarının gönlünden düşürme! / 18.04.2017
- Karganın planı / 13.04.2017
- Her çocuk özeldir / 06.04.2017
- Bir kaşık iki damla yağ / 22.03.2017
- Boğazım düğümlendi karnım ağrıyor! / 09.03.2017
- Hani seninle dosttuk? / 16.02.2017
- Kabağın hikâyesi / 01.02.2017
- Duyduk duymadık demeyin, zenginleşmişiz! / 25.01.2017
- Kapitalizmin çöktüğü tarih / 18.01.2017
- Çok mu şey istiyoruz? / 06.01.2017
- Vatandaşın derdini konuşmaya sıra gelmiyor / 28.12.2016
- Kilis'e yine roket mi düştü? Olsun! / 01.05.2016
- Dün Güneydoğu bugün Kilis yarın tüm Türkiye / 26.04.2016
- Redhack, Reyhanlı ve akla gelen sorular / 25.05.2013
- Gece ile gündüzü nasıl ayırt ederiz? / 11.02.2011
- Milli Ekonomi Modeli'nde hayvancılık / 10.01.2011
- Yankı / 03.01.2011
- Bir kırlangıç öyküsü / 27.09.2010
- Şaban ayında kötülükler kalkar / 16.07.2010
- Bâyezid-i Bistamî Hazretleri (ks) / 16.10.2008
- Paternalizm mi' Sosyal Hukuk Devleti mi' / 05.08.2008

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

04.04.2020, 04.04.2019, 04.04.2018, 04.04.2017, 04.04.2016, 04.04.2015, 04.04.2014, 04.04.2013, 04.04.2012, 04.04.2011, 04.04.2010, 04.04.2009, 04.04.2008, 04.04.2007, 04.04.2006, 04.04.2005, 04.04.2004, 04.04.2003, 04.04.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.