logo
08 EKİM 2026

Çözüm Kuvay-ı Milliyede

27.08.2001 00:00:00
 
Kuvay-ı milliye kadrosu bu hafta sonu İzmit'teydi. İzmitliler, elinde asa ayağında demir çarıklı lideriyle Türkiye'yi karış karış dolaşan kuvay-ı milliye kadrosunu, ayyıldızlı Türk bayraklarıyla gelincik tarlasına çevirdikleri bir ortamda büyük bir coşku, sevgi, muhabbet ve "üstad, üstad", "bu vatan bizimdir bizim kalacak" tezahüratlarıyla karşıladılar

Ülkemiz Türkiye'yi, İstiklal Harbini gerektiren şartlardan daha ağır bir şekilde siyasi, iktisadi, sosyal, kültürel, askeri kuşatılmışlıktan kurtarmak için yeniden kuvay-ı milliye ruhunu ateşleyen ve bizzat milletin kendisinden icazet almak için yollara düşen kadro bu hafta sonu İzmit'te idi. Türkiye'yi içinde bulunduğu vahim durumdan çekip çıkarmak ve kısa bir zamanda dünyanın lider ülkesi yapmak için milli bir siyasi oluşuma gerek duyarak ülkeyi karış karış dolaşan kuvay-ı milliye kadrosu diğer illerde olduğu gibi İzmit'te de büyük bir coşku, sevgi, muhabbet ve ümitle karşılandı. İzmit Derince'deki Çenesuyu Park Tesislerini ayyıldızlı Türk bayraklarıyla süsleyen İzmitliler, kuvay-ı milliye ruhunu yeniden ateşleyen hareketin mimarı Prof. Dr. Haydar Baş'a yoğun tezahüratta bulundular. Adı geçen tesisleri "Üstad, Üstad", "Bu vatan bizimdir bizim kalacak" sesleriyle inlettiler. "Hocam sizi çok seviyoruz. Bu sevgimizi de çıktığınız yolda size destek vermek suretiyle göstereceğiz" dediler.

"24 SAATTE BU BADİREYİ AŞARIZ"

Prof. Dr. Haydar Baş ise Derince Çenesuyu Park Tesislerini tıklım tıklım dolduran İzmitlilere hitaben bir konuşma yaparak elinde asa ayağında demir çarık vatan topraklarını niçin karış karış dolaştıklarını anlattı. İki yıl önceki depremde eledi aleme şehadet rütbesi ile rıhlet eden vatan evlatlarını rahmetle anarak, geride kalanlara sabırlar dileyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Haydar Baş, "Bazı olaylar vardır ki, fiziki sahada ne kadar ters ve zararlı olursa olsun bunların tamiri mümkündür. Ama eğer bir olay, ruhi, fikri planda ciddi bir derecede zarar verici hale gelmişse onun tamiri zor belki de imkansızdır. Yani meselelerin asıl mahsurlu olan tarafları arka planlarıdır. Maalesef bizim ülkemizde arka planlar çürümüş, bir şey kaybettik, kaybettiğimiz şeyden maalesef insanımızın haberi yok. Neyi kaybettiğimizi bilmiyoruz. Hastalığı teşhis edemezseniz tedavi etmeniz de mümkün olmaz. Onun için hastalığı iyi teşhis etmemiz lazımdır" diyerek şöyle devam etti:

"Çok muhterem iktidar müntesiplerinin samimiyetinden zerre kadar şüphe etmemiz mümkün değildir. Bu kadar zamandan beri didinmelerine rağmen şayet ülkenin iktisadi problemlerini çözememişler ise gayretlerinin, himmetlerinin az olmasından dolayı değildir. Hastalığı teşhis edememişler, mevzunun ne olduğunu önlerine koyamamışlar, bazıları onlara, 'şöyledir, böyledir' demiş, kanmışlar, o yoldan gitmişler ve bu netice ortaya çıkmıştır. Yoksa hepsi samimidir. Ancak hastalığı teşhis etmeleri lazımdı, etmediler. İzmit'te ülkeyi nasıl kalkındıracağımıza dair bir konferansımız olacak. Göreceksiniz ki biz 24 saatte Türkiye'yi nasıl ayağa kaldıracağız. Bunu biz söylediğimiz zaman arkadaşlarımızın bazıları mübalağa zannettiler. Bizim büyüklerimizin peşinden gittiği, elini öptüğü Amerika, benim iktisadi görüşüme yedi tane altın madalya verdi. Keza İngiltere öyle. Cambridche'de benim resmim vardır. Biz o adamlara Haydar hocayı tanıttık, bizimkilere tanıtamadık. Bu ülkeyi biz kurtarırız. Vallahi de billahi de kurtarırız. 24 saatlik işi var. Mitinglerde açık ve net olarak bunu söyledik. Fakat maalesef gelip de bize bir şey sormadılar. Şimdi aynı şeyi yine söylüyorum. Ama şartım var: Maliye'yi tamamen bize terkedecekler. Kadromla birlikte 24 saatte bu badireyi aşacağız."

HİMMETE MUHTAÇ OLAN DEDE

Prof. Dr. Haydar Baş, hastalığın teşhisini yaparak insan unsuruna dikkat çektiği ve herşeyin bu unsurla alakalı olduğu tespitini yaptığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hastalığın birinci teşhisi olarak biz insanımızı kaybettik. İnsanımızı çürüttük. İnsan kendi kendi ile kavga eder hale geldi. Asıl problem insanın kendisiyle. İnsanımız kendisiyle barışmıyor. Evde yalnız kalsa karıya, çocuğa kafa tutuyor. Komşuya kafa tutuyor. Onları bulamazsa kendi kendine kafa tutuyor. Bu hale geldik. Barış, huzur, sevgi, muhabbet, tat, lezzet nedir, bütün bunları unuttuk. Bütün bu denge unsurlarını kaybettik. Tabii bu noktaya da bir anda gelmedik. Uzun zamandır yabancı güçlerin özellikle basın yoluyla uyguladıkları plan ve proğramlarla bizi kendi iç dünyamızdan dış dünyaya seferber ettiler. O seferberlikte kendimize has öz maksadımızdan, kıymetimizden maalesef uzak kaldık.

Plan, proğram, proje, hukuk, kanun, diyoruz. Bütün bunları yapan kimdir? İnsandır. Sen dengesizsen nasıl dengeli kanun yapacaksın? O halde diyoruz ki kanunları, prensipleri yapan da insandır, hayata geçiren de insandır. Onu biz kendi yararına, kendi menfaatine kazanmamız lazım ki başkasına faydası olsun. Himmete muhtaç olan dede aleme himmet ede. Bu adamın kendine faydası yok ki bana yardım et, diyorsun."

HÜRRİYET BU VATANDA

Bu vatanın her şeyiyle mukaddes ve muazzez olduğunu söyleyen Prof. Dr. Baş, buna rağmen bu vatan ve bu vatanın evlatları üzerinde çeşitli oyunlar oynanmakta olduğuna dikkat çekerek oynanmakta oyunlardan son bir örneği vererek şunları söyledi:

"Geçenlerde Avrupa'dayız. Bir zamanlar, 'İslam'ı yaşatacağız', diye yola çıkan arkadaşların Avrupa'da düştükleri hali gördük. Çok üzüldük. Bu arkadaşlar, şimdi orada, camilerin girişlerine birer resim asmışlar, 'Siz hala Allan vatandaşı olmadınız mı?' diye propaganda yapıyorlar. Bir Türk'ün Alman vatandaşı olmasının propagandasını yapıyorlar. 'Bununla çok daha fazla hürriyete malik olacağım da ondan' diyorlar. Elimizi vicdanımıza koyalım ve şu soruyu soralım: Acaba Avrupa'da mı çok daha fazla hürriyet var, Türkiye'de mi? Hepimiz 'Avrupa'da çok var' deriz. Avrupa'da nasıl bir hürriyet var, biliyor musunuz? Türkiye'ye küfredersin. Hiç kimse sana bir şey söylemez. Erkeksen bir de Almanya'nın anasına küfret bakalım. Hemen bir tekme ile sana 'hak selamet versin' derler.

1976'da Hollanda'dayım. Yarısı yerin altında, yarısı üstünde bir cami var. İlk defa gitmiştim. O camide, pencereyi açarak, hoparlörü kiliseye doğru tutarak aşk ile bir ezan okudum. 'Elhamdülillah kilisenin duvarları da iman etti' dedim. Namazı kıldık. Hemen bir ekip geldi. 'Niye siz ezanı dışarıya verdiniz?' dedi. Lahey Adalet Divanının olduğu memlekette bana dışarıda bir ezan okumama müsaade etmeyen bir zihniyetin hürriyet verdiğini iddia etmek kadar aptallık olamaz. Hürriyet benim memleketimdedir. İstanbul'da Boğaz'a gidin, -dini vecibesini yerine getirmek için elbette ki yapacaktır- kilisenin çanları dan dan diye çalar durur. O çalar ama sen Berlin'de, Manheim'de, Paris'te, Londra'da meydanda ezan okuyamazsın. Okursun. Ama yerin altında, mahzende okursun. Müsaade edin de ona da bir şey söylemesinler. Hürriyet bizdedir.

Bunu derken yanlışlıklar, hatalar yok mu? Var. Peki bunları nasıl aşacağız? Konuşa, konuşa, dertleşe dertleşe aşacağız. Kavga, gürültü ile bunlar aşılmaz. Konuşacağız, meseleleri birbirimize aktaracağız ve bir anlaşma zemini içerisinde bütün bunları halledeceğiz. Ama sen kendi insanınla kavga eder de başkasına yeşil ışık yakarsan o zaman senin samimiyetinden şüphe ederler."

MİSYONERLİK ÜLKE BÜTÜNLÜ?ÜNÜ TEHDİT EDİYOR

İnsanımız üzerinde korkunç derecede yatırımlar yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Baş, bu yatırımların boyutları ve sonuçları hakkında şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bizim insanımız üzerinde korkunç yatırımlar yapılıyor. Güneydoğu durup dururken bu hale gelmemiştir. Binlerce, onbinlerce misyoner o bölgeye gönderildi. Ben gençlik yıllarımdan itibaren o bölgeye, Urfa'ya giderdim. Urfa, Hz. İbrahim, Hz. Musa'nın yaşadığı, Hz. Eyyub Aleyhisselamın çile çektiği, mukaddes, muazzez bir yerdir. Oralar medeniyetin beşiğidir. Biz bu insanların faaliyetlerine rastlardık. 'Buralarda çok ciddi şeyler yapılıyor. Mahiyetini pek anlayamıyoruz ama bunları takip edin' derdik. Malumunuz 1983'ten sonra öyle olaylar ortaya çıktı ki artık TSK ile müdahale mecburiyetinde kalındı. Hala o günden bu güne tamiri mümkün olmayan yaralar açıldı. Benim Karadenizimde de aynı olaylar devam ediyor. Hedef benim insanımın gönlüdür, kalbidir, kafasıdır. Yani bunlar yine tamiri mümkün olmayacak yaralar açma peşindedir. Yunanistan'da Pontus dernekleri var. Şu elimde bir rapor var. Burada anlatılıyor. Anasının adı Ayşe, Fatma, Emine, babasının adı Hasan, Ali, Hüseyin olan bizim çocuklarımız alınıyor, orada, 'Sen Pontus Rumusun' telkiniyle eğitime tabi tutulup, sonra da kendi bölgesine gönderiliyor. Zannetmeyin ki İzmit bölgesinde böyle bir yatırım yok. Deprem zamanı aynı yatırım burada da oldu. Özet olarak şunu söyleyeceğim: Bunlar bizim ela gözümüze hayran oldukları için, biz Allah'a vuslat edelim diye gelmiş değiller. Bunların gözleri bu mübarek vatandadır. Şayet insan diye bir dertleri olmuş olsa idi kendi memleketlerinde dinlerine değer verir, orada insanlarını iyi bir dindar yapmak isterlerdi. İşin mantığı da bu değil midir? Avrupa'ya giden kardeşlerimiz iyi bilirler ki bu adamlar kendi çocuklarıyla hiç meşgul olmuyorlar. Ama geliyor Aspendos'ta, Akdeniz, Ege, Marmara, Karadeniz bölgesindeki benim evladımla, kardeşimle, akrabamla meşgul oluyor. Buradaki insanlar dindar, hıristiyan olsun da Rabblerine kavuşsun diye mi bu faaliyetler yapılıyor? Hayır! Faaliyetin özü şu: Birinci aşamada bunlar has bir hıristiyan olsun. İkinci aşamada bunlara, 'Arkadaşlar siz has bir hıristiyan oldunuz. Ama sizin aslınız Türk değildir ha, iyi bilesiniz. Sizin aslınız Rumdur, Ermenidir' diyelim. Öyle olursa ne olur? Burası Rumun, Ermeninin olur. Üçüncü aşamada da, 'Siz Ortaasya bozkırlarından geldiniz. Oraya gidin' diyeceklerdir. Bugün insanımızın üzerinde bu proje uygulanıyor."

KALBİ İLE KAFASINI SATAN ADAM VATANI SATMAZ MI?

Hicaz bölgesinde de aynı oyunun oynandığını, Bedevi Arap kardeşlerimizi Osmanlı dedemize karşı çıkardıklarını, evliya kılığında İngiliz ajanı Lawrence'in bugünkü Ürdün kralının dedesi Hüseyin bin Ali'yi nasıl kandırdığını, İngiliz Sömürge Bakanlığının emriyle Humpher'ın Abdülvahap'aı nasıl bir fitne unsuru haline getirdiğini belirten Prof. Dr. Baş şu enteresan tespitlerde bulundu:

"Bugün zannetmeyin ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerinde bu hesaplar devam etmiyor. Onbinlerce misyoneri bu memlekete gönderirken bunların Hüseyin bin Ali'sinin, Abdulvahhab'ınının olmadığını zannetmeyin. Şahit olduğum bir olay. Adam durup dururken İncil'i öpüyor. 'Bütün dinler mukaddesmiş!' 'Bundan dolayı ona hürmet etmek gerekirmiş!' Bunu hakikatte müslüman olduğunu iddia eden takva ehli bir adama söyletiyorlar. 'Bunlar herhalde bazı mevzuları bilmiyorlar. Dosyalar hazırlayalım. İlmi delilleri önlerine koyalım. Gerçekleri görsünler. Ayıksınlar' dedik. Ama ne gezer. Meğer adamlar hem kafasını hem kalbini satmışlar. Kalbi ile kafasını satan adam vatanı niye satmasın? Daha sonra işin üzerine gidiyoruz bakıyoruz ki bu adamlar, Batı kökenli, Yahudi asıllı, İngiliz asıllı bir çok şahısla biraraya gelmişler, meğer dini, fikri, mali nikahlarını kıymışlar. İşin özü de bu. Bu oyun çeşitli isimler altında ülkemizde tezgahlanıyor. İşte biz bütün bu tehlikeleri görünce baktık ki kuşatıldık. Benim Karadenizimde bir Pontus hareketi, Güneydoğumuzu elimizden alma faaliyetleri var. AB bahanesiyle nerede ise Kıbrıs elimizden çıkacak. Ege meselesini 2004'de Lahey Adalet Divanına bırakalım, kararı onlar versinler, diyorlar. Bu adamlar bizim için ne zaman bir hayırlı rüya gördüler ki bundan sonra görsünler. Baktık ki hakikaten işler karışmış. Azeri tabiriyle iş başa düştü. Aldık asamızı, demir çarıklarımızla yola düştük."

Konuşmasında enflasyon meselesine de değinen ve şu andaki enflasyonla mücadele yöntemini amigonun bağırmasına benzeten Prof. Dr. Haydar Baş, sebepleri ortadan kaldırmadıktan sonra akşama kadar "enflasyon düşecek" diye bağırılsa dahi enflasyonun düşmeyeceğini, Türkiye'deki enflasyonun talepten değil maliyetten kaynaklandığını, dolayısıyla maliyetlerin düşürülmesiyle ancak enflasyonun düşürülebileceğini söyledi. Prof. Dr. Baş, "Bunları yapmak mümkündür. İmkan versinler yapalım. Hodri meydan diyorum" dedi.

BİZDE DEVLET BABADIR

Problemlerin çözümünün devleti küçültmekten geçtiğini seslendirenlerin varlığına dikkat çeken Prof. Dr. Baş, devleti küçültmenin ne manaya geldiğini şöyle izah etti:

"Devleti küçültmek diye bir hayalden bahsediyorlar. Devleti küçültmek demek, TSK'ni, emniyet gücünü küçülteceksiniz, demektir. O zaman Yunanistan bir taraftan, Rusya bir taraftan, Ermenistan bir taraftan girsin; o zaman da Allah belanı verir. Onun için bizim devletimiz çok ama çok güçlü olma durumundadır. Devleti güçlü yaptığınız zaman o devlet senin vereceğin vergiye de muhtaç olmaz. Peki hocam kaynağı nereden bulacaksınız? İşte devlet adamı olmak da budur, onu bulmaktır. Bankalardaki hortumlananları nasıl buluyorsan milletin ihtiyacı olanı da ondan daha kuvvetli bulman lazım. Bizim devletimize 'devlet baba' denir. Devlet bizde, güçlü iradenin adıdır, babanın adıdır. Onun için insan sıkıştı mı ona koşar. Kendini koruyamayan, himmete muhtaç olan devleti ben ne yapayım?

ABD'de kamu harcaması bütçenin % 40'ıdır. İngiltere'de % 45'tir. Fransa'da % 40'dır. Türkiye Cumhuriyetinde ise % 25'tir. ABD'nin bütçesi zannedersem 3 trilyon dolardır. Bunun % 40'ını ABD işte Pentagona veriyor. Ondan sonra da Amerikalı elini cebine koyuyor, burada, sana bana posta koyuyor. Onun yaptığını sen yaparak Türk Silahlı Kuvvetlerini güçlendirsen vallahi elini cebine koyan ve posta atan sen olursun. Kaldı ki Türk milleti tarihin hiç bir döneminde hiç bir kimseye zulmetmemiştir. Adaleti, iffeti, namusu, huzuru, saadeti getirmiştir. İşte Balkanlar ortada. Osmanlı Balkanlardan çıktıktan sonra Bosna'nın, Kosova'nın hali ortadadır. Biz adil bir milletiz. Kendimizi çok iyi bilmemiz lazımdır. Kendimizden kaçmamız çok büyük bir vebal olur.

Şunu çok iyi bilelim ki devlet olmadan millet olmaz. Nereye giderseniz gidin bir millet varsa orada güçlü bir devlet vardır. Sivilin de olabilmesi için askerin güçlü olması lazımdır. Onun için biz sivil irademizin de güçlü olmasını istiyorsak askerle bütünleşmemiz lazım, bir olmamız lazımdır. Oturuyoruz, hamama giden kadınlar gibi, devleti eleştiriyoruz, askeri eleştiriyoruz, birbirimize giriyoruz. Onun için de Allah bu kadar musibeti veriyor. İstiğfar edip, günahlardan temizlendikten sonra birbirimize sarılmalıyız. Yanlış yapan yok mu? Elbette var. Ama yapacağımız iş nasıl bir insan arıyoruz, nasıl bir kurum arıyoruz? O aradığımız insanı, o aradığımız kurumu oluşturmaktır. Düşünün ki herkes aradığı insan olmuştur, aradığı kurumları kurmuştur, o zaman o memlekette birlik ve beraberlik olur."

EKONOMİDE MİLLİ POLİTİKALAR ŞARTTIR

Türkiye'nin ekonomik problemlerinin çözümünün milli bir iktisadi modelden geçtiği açıklamasında bulunan Prof. Dr. Haydar Baş sözlerini şöyle bitirdi:

" Milli bir iktisadi modele acilen dönmemiz lazımdır. Düyun-u Umumiyeden kalan borçları Türkiye Cumhuriyeti Devleti merhum Atatürk'ün döneminde en kısa zamanda başından defetmiştir. O borçları devralan genç cumhuriyetimiz 1923 ila 1938 arasında uçak sanayiini kurdu. Ankara'da gaz maskesi sanayiini kurdu. 2. Dünya Savaşında bu gaz maskeleri bütün dünyaya ihraç edildi. Yaptığımız uçakları da Belçika'ya ihraç ettik. Aynı zihniyet bugüne kadar devam etmiş olsaydık biz atomu, hidrojen bombasını yapar mıydık, yapmaz mıydık? Yapardık. İşte ben de bunu söylüyorum.

Trabzon'da adamcağız tütünden üç beş kuruş alıyor. 'Sen tütün ekmeyeceksin' 'Şeker pancarını ekmeyeceksin' diyorsun. IMF bize bu şartları koşarken Batı ülkeleri tarıma en büyük desteği veriyorlar. Batı devletleri kendi milletine 270 milyar dolar yardımda bulunuyor. Ama bize gelince 'bütün desteklemeleri kesin' diyor. Onun için tarımda milli bir politika lazımdır. Ormancılıkta, hayvancılıkta, madencilikte çok ciddi bir milli politika şarttır. Bizim elimizde 750 milyar dolarlık Bor madeni var. Artı 2 trilyon dolarlık altın madeni var. Biz, hazine üzerinde oturup, 'Allah rızası için bana beş kuruş sadaka ver' diyen dilenciye döndük. Gelin o zaman el ele verelim. Kuvay-ı milliye ruhu ile ayağa kalkalım. Ve bu milleti layık olduğu yere taşıyalım."

Esenyurt'ta lisede bıçaklı kavga

İstanbul Esenyurt'taki bir lisede sınıf arkadaşları arasında çıkan tartışma bıçaklı kavgaya dönüştü; olayda yaralanan iki öğrenci hastaneye kaldırılırken, 16 yaşındaki şüpheli polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Olayla ilgili geniş çaplı adli inceleme ve soruşturma başlatıldı

07.10.2026 16:02:00 / Güncelleme: 07.10.2026 16:06:30
İHA
 
Esenyurt'ta lisede bıçaklı kavga
Esenyurt'ta lisede bıçaklı kavga
Esenyurt Sezai Karakoç Anadolu Lisesi'nde öğrenciler arasında çıkan tartışmada 2 öğrenci bıçakla yaralandı. Olay yerine gelerek bilgi alan Esenyurt Kaymakamı Fatih Çobanoğlu, yaralı öğrencilerin tedavisinin devam ettiğini açıkladı.

Olay, Esenyurt Sezai Karakoç Anadolu Lisesi'nde meydana geldi. Öğrenciler arasında çıkan tartışma sırasında bir öğrenci, diğer 2 öğrenciyi bıçakla yaraladı. Olayın ardından okula polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin okulda yaptığı ilk müdahalenin ardından yaralı 2 öğrenci, ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Öğrencilerin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Saldırgan ise polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.



Kaymakam Çobanoğlu açıklama yaptı

Okula gelerek konuyla ilgili bilgi alan Esenyurt Kaymakamı Fatih Çobanoğlu, gazetecilere açıklamalarda bulundu. Çobanoğlu, "Sınıf içerisinde bir öğrencimiz, iki sınıf arkadaşını bıçakla yaralamış. Yaralılar hastaneye kaldırıldı. Tedavi süreçleri devam ediyor. Adli ve idari tahkikat sürüyor. Yaralı bir çocuğumuzun durumu iyi, hafif yaralı. Diğer çocuğumuzun tedavisi sürüyor. İnşallah en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını diliyoruz" ifadelerini kullandı.

Şehit annesini "terör örgütü" yalanıyla 435 bin lira dolandırdılar: 5 gözaltı

Mersin'de şehit annesini telefonla arayarak kendisini başkomiser olarak tanıtan şüpheli, "bilgileriniz terör örgütüne karıştı" yalanıyla 435 bin lirasını dolandırdı. Paranın gönderildiği hesabın İstanbul'da yaşayan Berkan Ö.'ye ait olduğunu belirleyen polis ekipleri, parayı altına çevirerek elden teslim eden şüphelilerin de aralarında bulunduğu 5 şüpheliyi yakaladı

07.10.2026 14:20:00
İHA
 
Şehit annesini "terör örgütü" yalanıyla 435 bin lira dolandırdılar: 5 gözaltı
Şehit annesini "terör örgütü" yalanıyla 435 bin lira dolandırdılar: 5 gözaltı
Olay, 30 Eylül Çarşamba günü Mersin'de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, şehit annesi S.V.'yi telefonla arayan şüpheli, kendisini başkomiser olarak tanıtarak bilgilerinin terör örgütüne karıştığını söyledi. Şüphelinin yönlendirmesiyle bir banka hesabına 435 bin lira gönderen S.V., daha sonra dolandırıldığını anlayarak polise başvurdu. Çalışma başlatan polis ekipleri, paranın gönderildiği banka hesabının Berkan Ö.'ye (40) ait olduğunu tespit etti. Hesap sahibinin İstanbul'da yaşadığının belirlenmesi üzerine Şişli Asayiş Büro Amirliği ekipleri, İstihbarat Şube Müdürlüğüyle koordineli çalışma başlattı.

Parayı altına çevirmiş

Berkan Ö., Gülbahar Mahallesi'ndeki bir sokakta yakalanarak gözaltına alındı. Berkan Ö. ifadesinde, hesabına gönderilen paraları bir kuyumcuda altına çevirdiğini, altınları buluştuğu başka bir şüpheliye teslim ettiğini ve bu kişiyle yeniden görüşeceğini söyledi. Bunun üzerine çalışma başlatan ekipler, buluşma günü altınları almak için Berkan Ö.'nün yanına gelen Abdulkadir Y.'yi (28) de yakaladı.

Güvenlik kameralarından iz sürüldü

Güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen ekipler, yakalanan 2 şüpheliyle buluşan 2 kişinin daha olduğunu belirledi. Yapılan çalışmalarda bu kişilerden birinin Mehmet Emin Y. (39) olduğu tespit edildi. Şüpheli, Bahçelievler Zafer Mahallesi'ndeki evinde yakalandı. Mehmet Emin Y., olay günü yanında bulunan kişinin Bülent K. (34) olduğunu söyledi. Bunun üzerine Bülent K. de Bahçelievler Kocasinan Merkez Mahallesi'ndeki evinde gözaltına alındı.

Altınlar elden ele dolaştı

Bülent K., polise verdiği ilk ifadesinde güvenlik kamerası görüntülerindeki kişinin kendisi olduğunu söyledi. Altınları teslim aldıktan sonra Konyalı Camii'nin şadırvanında tanımadığı bir kişiye verdiğini belirten Bülent K.'nin ifadesi doğrultusunda ekipler çalışmalarını derinleştirdi. Bülent K. emniyetteki ifadesinde, önceden tanıdığı Berat K.'nin kendisini aradığını ve altınları Mecidiyeköy'de yönlendireceği 2 kişiye vermesini istediğini söyledi. Bunun üzerine güvenlik kamerası görüntülerini yeniden inceleyen ekipler, altınları teslim alan kişilerin Muhammed C. ve Faruk A. olduğunu tespit etti. Çalışmalar sonucunda bir otelde bulunduğu belirlenen Faruk A. da yakalandı.

5 şüpheli tutuklandı

Emniyetteki işlemleri tamamlanan Berkan Ö., Abdulkadir Y., Mehmet Emin Y., Bülent K. ve Faruk A. adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan 5 şüpheli, "nitelikli dolandırıcılık" suçundan tutuklandı. Öte yandan şüphelilerin paraları kuyumcuda altına çevirdiği ve birbirleriyle buluştuğu anlar güvenlik kameralarına yansıdı. Şüphelilerden Berkan Ö.'nün 1, Abdulkadir Y. ve Bülent K.'nin ise emniyete 3'er sabıka kaydının bulunduğu öğrenildi.İHA

Başakşehir'deki okul saldırısında hayatını kaybeden Eslem Sare, toprağa verildi

İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bir okulda meydana gelen bıçaklı saldırıda ağır yaralanarak hayatını kaybeden 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut, memleketi Bartın'da düzenlenen cenaze töreninin ardından aile mezarlığına defnedildi

07.10.2026 14:05:00 / Güncelleme: 07.10.2026 14:07:52
İHA
 
Başakşehir'deki okul saldırısında hayatını kaybeden Eslem Sare, toprağa verildi
Başakşehir'deki okul saldırısında hayatını kaybeden Eslem Sare, toprağa verildi
Başakşehir ilçesinde bulunan Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda meydana gelen bıçaklı saldırıda 8 öğrenci yaralanırken, öğrencilerden Eslem Sare Bulut, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Saldırıda yaralanan 7 öğrencinin ise hastanelerdeki tedavilerinin sürdüğü öğrenildi.

"Eslem Sare, son yolculuğuna uğurlandı"

Kumluca beldesi Güvendik Mahallesi'nden olduğu öğrenilen 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut için bugün Güvendik Mahalle Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Eslem Sare'nin cenazesi, dualar ve gözyaşları arasında aile mezarlığında toprağa verildi.

Eslem Sare Bulut'un cenazesine Bartın Valisi Nurtaç Arslan'ın yanı sıra il ve ilçe protokolü katıldı. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten ile önceki dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da cenaze törenine katılarak Bulut ailesinin acısını paylaştı.

Cenaze töreninde Eslem Sare Bulut'un ailesi ve yakınları büyük üzüntü yaşarken, çevrede bulunan vatandaşlar da aileye taziyelerini 

Üç ay önce istinaf mahkemesinin mutlak butlan kararı sonrası CHP'den istifa ederek yoluna bağımsız devam etme kararı alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, bugün AK Parti'ye katıldı

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay AK Parti'ye katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından rozeti takılan Tugay, "AK Parti kimsesizlerin kimsesidir." dedi

07.10.2026 12:57:00
Haber Merkezi
 
Üç ay önce istinaf mahkemesinin mutlak butlan kararı sonrası CHP'den istifa ederek yoluna bağımsız devam etme kararı alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, bugün AK Parti'ye katıldı
Üç ay önce istinaf mahkemesinin mutlak butlan kararı sonrası CHP'den istifa ederek yoluna bağımsız devam etme kararı alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, bugün AK Parti'ye katıldı
Üç ay önce istinaf mahkemesinin mutlak butlan kararı sonrası CHP'den istifa ederek yoluna bağımsız devam etme kararı alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, bugün AK Parti'ye katıldı.

AK Parti Milletvekilleri ile Yasama Yılı Açılış Toplantısı'na katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözlerine "İzmir bugün bir başka, çok coşkulu." diyerek başladı.

"Bugün aramıza katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'a AK Parti ailesine hoş geldin, sefalar getirdin diyorum" diyerek Tugay'ın AK Parti'ye katıldığını duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ege'nin incisi İzmir'e ve İzmirli kardeşlerimize hizmet mücadelesinde tüm imkanlarımızla kendisine destek olacağımızı vurgulamak istiyorum" dedi.

Konuşmasının ardından Erdoğan, sahneye çıkan Tugay'a rozetini taktı.

Bu adımla birlikte kentin yönetimi, tarihinde ilk kez AK Parti'ye geçmiş oldu.

Tugay: AK Parti kimsesizlerin kimsesidir

Cemil Tugay da rozetinin takılmasının ardından kürsüye çıkıp açıklamalarda bulundu.

"İzmir'de mütevazi bir ailenin çocuğuyum." diyerek sözlerine başlayan Tugay, "Bir büyüğümüz dedi ki milletimize en büyük hediye siyasettir dedi. En iyi siyasetin hizmet olduğunu anladım." dedi.

7,5 yıldır belediye başkanı olduğunu vurgulayan Tugay, "Görev sürem boyunca hiçbir vatandaşımızı diğerinden ayırmadan hizmet ettim. En küçüğünden en yaşlısına tüm vatandaşlarımız benim ailem oldu." dedi.

Tugay, AK Parti'nin kimsesizlerin kimsesi olduğunu da dile getirdi.

"Siyaseti neden yapıyoruz? Neden yaptığımızı bir büyük lider şöyle tarif etti konuşmalarında; 'Biz hakkı yenmiş mazlumların hakkını savunmak için siyaset yapıyoruz. AK Parti kimsesizlerin kimsesidir.' Bu sözler, Türkiye Cumhuriyeti'nin son 25 yılına damgasını vurmuş büyük liderimiz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sözleridir." diyerek konuşmasına devam eden Tugay şu ifadeleri kullandı:

"Tam burada şunu söylemek isterim; her İzmirli bilir ki, Cumhuriyet'e samimiyetle sahip çıkan siyasetçi, kimsesizlerin kimsesi olmak için çalışandır. Ben huzurlarınızdayım bugün... İnanarak ve güvenerek katıldığım bu çatının altında, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük ve güçlü bir Türkiye için, kutuplaşmadan kurtulmuş bir millet için aranıza geldim. Gönüller yapmaya geldim.

Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve AK Parti ailesinin kıymetli desteğiyle İzmir'i ayağa kaldırmak ve şehrimizi adeta yeniden inşa etmek üzere yola çıkıyoruz."

Fon soruşturmasında adı geçen Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Ali Emre Ballı İstanbul'da ölü bulundu

Fon soruşturmasında adı geçen Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Ali Emre Ballı İstanbul'da ölü bulundu

07.10.2026 12:11:00
Haber Merkezi
 
Fon soruşturmasında adı geçen Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Ali Emre Ballı İstanbul'da ölü bulundu
Fon soruşturmasında adı geçen Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Ali Emre Ballı İstanbul'da ölü bulundu
Fon soruşturmasında adı geçen Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Ali Emre Ballı İstanbul'da ölü bulundu.

Ajanslara yansıyan bilgilere göre Ballı, Çekmeköy'de bir aracın içinde tabancayla başından vurulmuş şekilde ölü bulundu.

Yapılan ihbar üzerine polis ve sağlık ekipleri olay yerine geldi.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Ajanslara göre Başsavcılık açıklamasında Ballı'nın Sırapınar mahallesinde saat 15.40 sıralarında boş arazide bir araç içerisinde ölü olarak bulunduğunu teyit etti.

Adil Katılım Bankası Yönetim Kurulu Başkanı ve Finansal Kurumlar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ballı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fon soruşturması kapsamında geçtiğimiz günlerde ifade vermişti.

İfadesine başvurulan Ali Emre Ballı hakkındaki mal varlığı tedbir kararı kısa bir süre önce kaldırılmıştı.

Ballı, Finansal Kurumlar Birliği Başkanlığı görevi yanında Adil Varlık Yönetim A.Ş'nin yönetim kurulu başkanıydı.

Ali Emre Ballı aynı zamanda Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) yönetim kurulunda da bulunuyordu.

Ballı kimdir?
TBF'nin internet sitesinde yer alan özgeçmişine göre Ballı, 1980 yılında Mersin'de doğdu.

Sakarya Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldu.

Teknoloji alanında özel sektörde çalışan Ali Emre Ballı, 2001 yılında girişimci olarak kendi şirketlerini kurdu.

Digital Katılım Bankası, finansman şirketi, elektronik para ve ödeme şirketi, teknoloji, alacak yönetimi ve varlık yönetimi şirketlerinde ortaklıkları bulunan Ali Emre Ballı, aynı zamanda Varlık Yönetim Şirketleri Sektör Başkanlığı ve Finansal Kurumlar Birliği Başkanlığı görevlerini sürdürüyordu.

Mersin'de eş zamanlı uyuşturucu operasyonu: 77 gözaltı

Mersin'de gerçekleştirilen eş zamanlı uyuşturucu operasyonunda 77 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı

07.10.2026 11:13:00
İhlas Haber Ajansı
 
Mersin'de eş zamanlı uyuşturucu operasyonu: 77 gözaltı
Mersin'de eş zamanlı uyuşturucu operasyonu: 77 gözaltı
Mersin'de gerçekleştirilen eş zamanlı uyuşturucu operasyonunda 77 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube ve amirliklerince Mersin, Tarsus, Silifke, Erdemli ve Anamur Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinasyonunda uyuşturucu madde ticareti yapmak, bulundurmak kullanmak suçlarına yönelik çalışma yapıldı.



Çalışmada merkezde 33, ilçelerden Anamur'da 12, Tarsus'ta 60, Erdemli'de 10 ve Silifke'de 6 şahıs olmak üzere toplam 121 kişi belirlendi. Şüphelilerin yakalanması için 174 ekip 2 insansız hava aracı ve 630 polisin katılımıyla şafak vakti eş zamanlı operasyon yapıldı. Operasyonda 77 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramada çeşitli miktarlarda sentetik ecza, esrar, bonzai, metamfetamin, uyuşturucu hap, ruhsatsız 4'ü tabanca 8 silah, 121 adet mermi ile 3 adet uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi.

Gözaltına alınan şüpheliler emniyete götürülürken, diğer şüphelilerin yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Başkentte uygulama noktasında ateş açılması sonucu polis memuru Türkoğlu şehit oldu

Ankara'da polis uygulama noktasında ateş açılması sonucu polis memuru Ahmet Türkoğlu şehit oldu

07.10.2026 06:03:00 / Güncelleme: 07.10.2026 06:07:45
AA
 
Başkentte uygulama noktasında ateş açılması sonucu polis memuru Türkoğlu şehit oldu
Başkentte uygulama noktasında ateş açılması sonucu polis memuru Türkoğlu şehit oldu

Pursaklar ilçesinde "şok" uygulama sırasında polis ekipleri bir aracı durdurdu.

Araçtakilerin kimlik kontrolleri yapıldığı sırada arkada oturan şüpheli araçtan inerek elindeki silahla polis memuru Ahmet Türkoğlu'na ateş etti.

İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Ekiplerin müdahalesinin ardından Pursaklar Devlet Hastanesine kaldırılan Türkoğlu, müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.

Olay yerinden kaçan şüpheliler ise ekiplerin çalışması sonucu yakalandı.

Ankara Valisi Yakup Canbolat, hastane önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, üzüntülü bir olayla karşılaştıklarını söyledi.

Saat 23.25 sıralarında Karacaören TOKİ yolundaki "şok" uygulama noktasında bir aracın durdurulduğunu anlatan Canbolat, aracın içerisinde 3 kişinin olduğunu, öndeki kişilerin kimlik kontrollerinin yapıldığı sırada arkadaki kişinin arabadan inerek polis memuruna 2 el ateş ettiğini söyledi.

Vali Canbolat, polis memuru Ahmet Türkoğlu'nun tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını belirterek, "Kahraman polisimiz maalesef şehit oldu. Araç kaçıyor, araçtaki 2 kişi elde, onlar alındı. Saldırıyı yapan fail de olaydan hemen sonra kendi kafasına sıkıyor. Ona da şu an müdahale ediliyor ama durumu ağır gözüküyor. Hepimize geçmiş olsun. Şehidimize Allah'tan rahmet diliyoruz. Başımız sağ olsun." diye konuştu. 

8 öğrenci yaralandı 2'si ağır

Başakşehir'de bir ortaokulda meydana gelen bıçaklı saldırıda yaralanan 8 öğrenci hastanede tedavi altına alındı. Milli Eğitim Bakanlığı ilgili okulda eğitim öğretim faaliyetlerine bugün ve yarın ara verildiğini bildirdi

06.10.2026 13:33:00 / Güncelleme: 06.10.2026 13:39:24
AA
 
8 öğrenci yaralandı 2'si ağır
8 öğrenci yaralandı 2'si ağır
Küçükçekmece'de bir lisede okuyan 2011 doğumlu F.M, ikamet ettiği Kayabaşı Mahallesi'nde bulunan bir ortaokula gelerek yanında getirdiği bıçakla okul bahçesindeki öğrencilere saldırdı.

Saldırıda 8 öğrenci yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

Yaralılar, sağlık ekipleri tarafından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan birinin durumunun kritik, 2'sinin sağlık durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Okul güvenliği tarafından yakalanarak polis ekiplerine teslim edilen saldırgan gözaltına alındı.

İstanbul Valisi Davut Gül ve İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, olayın ardından Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde tedavi gören öğrencileri ziyaret ederek, sağlık durumları hakkında bilgi aldı.

Daha sonra gazetecilere açıklama yapan Gül, herkese "geçmiş olsun" dileğinde bulunarak, tedavisi süren yaralılara Allah'tan şifa diledi.

Toplamda 8 öğrencinin yaralandığını aktaran Gül, "5'inin durumu hafif yaralı. Muhtemelen gün içerisinde tedavileri tamamlanacak diye tahmin ediyoruz, doktorlarımız öyle bilgi verdiler. 2 yavrumuzun, öğrencimizin tedavileri devam ediyor. Bunlarla ilgili de olumlu anlamda bir iyileşme var. Bir çocuğumuz da ameliyatta, ameliyat süreci devam ediyor. Ameliyattan henüz çıkmadığı için durumuyla ilgili değerlendirmeyi şu an itibarıyla yapamıyoruz." diye konuştu.

Vali Gül, saldırı hakkında bilgi vererek, "Bıçaklamayı, saldırıyı yapan, aynı mahallede oturan, okula çok yakın bir yerde ikamet eden yine bir öğrencimiz. Kendisi başka okulda eğitimine devam ediyor, kız öğrenci. Okul kıyafetiyle içeriye giriyor ve çocukları hedef gözetmeden bıçaklıyor. Adli bir olay var, başsavcımız, müdürlerimiz burada. Adli süreç, bundan sonraki süreçte devam edecek" ifadelerini kullandı.



MEB'den bıçaklı kavgaya ilişkin açıklama

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bulunan bir ortaokulda yaşanan bıçaklı kavgaya ilişkin, ilgili okulda eğitim öğretim faaliyetlerine bugün ve yarın ara verildiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, bugün sabah saatlerinde İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bulunan bir ortaokulda, bu okulun öğrencileri ile başka ilçedeki bir okulun 10. sınıf öğrencisi arasında yaşanan olayda 8 öğrencinin yaralandığı belirtildi.

Olayın ardından yaralı öğrencilerin sağlık görevlilerince hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındığı ifade edilen açıklamada, bıçaklama olayını gerçekleştirdiği belirlenen lise öğrencisinin yakalandığı bilgisi verildi.

Açıklamada, "Eğitim camiamızı derinden üzen olayın akabinde Bakanlık birimlerimiz, emniyet güçleri ve sağlık görevlileri başta olmak üzere devletimizin ilgili tüm kurumları gerekli önlemleri almış, konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatılmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Sürecin Bakanlıkça hassasiyetle takip edildiği ve gerekli tüm çalışmaların ilgili birimlerce koordineli şekilde yürütüldüğü vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Olayın hemen ardından bir bakan yardımcımız başkanlığında ilgili birim amirlerimizden oluşan Bakanlık heyetimiz, çalışmaları koordine etmek üzere İstanbul'a gitmişlerdir. Ayrıca olayı tüm yönleriyle incelemek üzere iki eğitim müfettişi de görevlendirilmiştir. Menfur olaydan etkilenen öğrenci, öğretmen ve velilerimiz için psikososyal destek ekiplerimiz, rehabilitasyon çalışmalarına başlamıştır. Adı geçen okulumuzda eğitim öğretim faaliyetlerine bugün ve yarın ara verilmiştir. Yaşanan menfur hadisede yaralanarak hastanelere sevk edilen ve tedavileri süren öğrencilerimize acil şifalar diliyor, yakınlarına ve maarif ailemize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz."

Ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrısına dikkat!


 
Sonbaharın gelmesiyle birlikte influenza (grip) vakalarının görülme sıklığı artabiliyor. Hava sıcaklıklarındaki değişimler, okulların açılması ve kapalı, kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi solunum yolu virüslerinin daha kolay yayılmasına zemin hazırlayabiliyor.

06.10.2026 10:52:00
Murat Çorbacı
 
Ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrısına dikkat!
Ani başlayan ateş, öksürük ve kas ağrısına dikkat!

Sonbaharın gelmesiyle birlikte influenza (grip) vakalarının görülme sıklığı artabiliyor. Hava sıcaklıklarındaki değişimler, okulların açılması ve kapalı, kalabalık ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi solunum yolu virüslerinin daha kolay yayılmasına zemin hazırlayabiliyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven, özellikle 65 yaş üzeri bireyler, gebeler, kronik hastalığı bulunanlar ve obezitesi olan kişilerde daha ağır seyredebildiğini vurguluyor.

Bazı basit ama etkili önlemlerle influenzadan korunmanın mümkün olabildiğini vurgulayan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Koyunseven, 7 etkili önlemi anlattı.
1. Grip aşınızı olun! Özellikle komplikasyon riski yüksek kişilerde aşılama hastalığın ağır seyretme ve ciddi sonuçlara yol açma riskini azaltmada önem taşır.
2. Sağlıklı ve dengeli beslenin!
3. Uyku düzeninize dikkat edin!
4. El hijyenine çok özen gösterin!
5. Hasta kişilerle temastan uzak durun!
6. Ortamı sık sık havalandırın.
7. Maske takın.


Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kristine Koyunseven, "İnfluenza tedavisinde antiviral ilaçlar, hastalık süresinin kısaltılmasına ve özellikle risk grubundaki kişilerde komplikasyonların azaltılmasına katkı sağlayabilir. Tedaviden en yüksek yararın sağlanabilmesi için antiviral ilaçlara, belirtilerin ortaya çıkmasından sonraki ilk 48 saat içinde başlanması önemlidir. Bununla birlikte ağır seyreden veya hastaneye yatış gerektiren durumlarda, 48 saat geçmiş olsa dahi hekim değerlendirmesiyle antiviral tedavi gündeme gelebilir" dedi.

Sanatçı Göksel Arsoy, 7 Ekim'de son yolculuğuna uğurlanacak


 
Türk sinemasının "Altın Çocuk" lakaplı usta oyuncusu Göksel Arsoy'un cenazesi 7 Ekim'de İstanbul'da toprağa verilecek.

06.10.2026 10:48:00
AA
 
Sanatçı Göksel Arsoy, 7 Ekim'de son yolculuğuna uğurlanacak
Sanatçı Göksel Arsoy, 7 Ekim'de son yolculuğuna uğurlanacak

Türk sinemasının "Altın Çocuk" lakaplı usta oyuncusu Göksel Arsoy'un kızı Aşkım Arsoy'un sosyal medya hesabından verdiği bilgiye göre 90 yaşında vefat eden Göksel Arsoy için 7 Ekim'de Barbaros Hayrettin Paşa Camisi'nde öğle vakti cenaze namazı kılınacak. Ardından sanatçının cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilecek.
Kayseri'de 15 Mart 1936'da dünyaya gelen Göksel Arsoy, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde öğrenim gördüğü sırada Yeşilköy Havalimanı'nda çalıştı.

Samanyolu filmiyle ünlendi

Yapımcı Fuat Rutkay ve yönetmen Sırrı Gültekin'in dikkatini çekmesinin ardından 1957'de "Kara Günlerim" filmiyle sinemaya adım atan Arsoy, "Kelepçe" ve "Samanyolu" filmleriyle kısa sürede Yeşilçam'ın önde gelen oyuncuları arasına girdi.
Özellikle 1959 yapımı "Samanyolu" filminde Belgin Doruk ile başrolü paylaşması, sanatçının kariyerinde dönüm noktası oldu. Usta sanatçı, Belgin Doruk ile 15 filmde birlikte rol aldı. İkili, dönemin en sevilen sinema çiftlerinden biri haline geldi.

Göksel Arsoy'un sinema kariyerinde oyunculuğun yanı sıra yapımcılık da önemli yer tuttu. Kendi film şirketini kurarak 12 yapım üreten Arsoy, çocukluk yıllarından itibaren büyük ilgi duyduğu havacılığı sinemaya taşıdı. Unutulmaz oyuncu, Türk sinemasının ilk havacılık filmlerinden biri olarak nitelendirdiği 1963 yapımı "Şafak Bekçileri"nde hem yapımcılığı üstlendi hem başrol oynadı.
Sanatçı, oyunculuğunun yanı sıra yapımcı kimliği, müzik çalışmaları ve sinemaya kazandırdığı farklı türdeki projelerle de Yeşilçam'da kendine özgü bir yer edindi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.