logo
30 MART 2026

"Cumhur İttifakı artık Türkiye'yi taşıyamıyor"

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, "Ekim 2026'da bir erken genel seçim, en uygun olan seçimdir. AK Parti, Cumhur İttifakı artık Türkiye'yi taşıyamıyor" dedi 

04.12.2025 15:12:00
Haber Merkezi
"Cumhur İttifakı artık Türkiye'yi taşıyamıyor"
"Cumhur İttifakı artık Türkiye'yi taşıyamıyor"
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Özdağ, Zafer Partisi'nin kamuoyu araştırmalarında oy oranı olarak 4. parti konumunda olduğunu ve 3. parti olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Zafer Partisi üçüncü parti olduğu andan itibaren yurttaşlarımızın bugün ağır endişeler hissettikleri birçok konuda çözülme süreçleri de başlayacak" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın büyüme verilirin ilişkin açıklamasını da eleştiren Özdağ, şunları kaydetti:

"Bir ekonomi programının performansı için bakılacak ilk parametrelerden bir tanesi hiç şüphesiz büyüme oranlarıdır. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Devlet Planlama Teşkilatı kökenli bir siyasetçi. 2 Kasım'da büyüme rakamlarını açıkladı. Yılmaz'a göre 2003-2025 döneminde küresel ekonomide büyüme yüzde 3.3 iken AK Parti idaresindeki Türkiye 5.4 büyümüş. Hep verdiğim bir örnek vardır: Bir futbol takımının antrenörü o futbol takımını lig başladıktan sonra diyelim ki 8. sırada aldı. Onun yönetimi almasından sonra takım daha fazla gol attı, daha az gol yedi ama lig bittiğinde takım 8. sıradan 13. sıraya geriledi. İşte AK Parti'nin 2003-2025 arasında Türk ekonomisini getirdiği nokta budur. 16. sıradan dünyada ekonomik büyüklük olarak 23. sıraya gerilemiş bir Türk ekonomisi vardır. Onun için Cevdet Yılmaz'ın açıklamış olduğu rakamların hiçbir değeri ve gerçekliği yoktur. Üstelik rakam ne yazık ki Yılmaz'ın söylediği 5.4 değil, 4.4'dür 2003-2025 arasında. Bunun da 57. hükümet döneminde hazırlanan programın uygulandığı ilk AK Parti dönemini çıkartıp 2008-2025 üzerinden 17 yıllık kalkınma sürecini değerlendirirsek 3.9 ortalama olduğunu görüyoruz ki bu Türkiye Cumhuriyeti tarihi ortalamasının da altındadır."

"Pazarda dolaşan AK Partili görmüyoruz"

Özdağ, TÜİK'in açıkladığı son enflasyon verilerini değerlendirerek, şunları söyledi:

"TUİK aylık enflasyon verilerini açıkladı. Çok eğlenceli. Aylık enflasyon 0.87, yıllık 31.7 olmuş Uganda'da. Aslında TÜİK'in ismini değiştirmek lazım. 'T' Türkiye'yi temsil ediyor. Başına 'U getirirsek 'UİK' olacak. Buna kimse inanmıyor. Bakın dün yine ENAG açıkladı enflasyon verisini. Aylık 2.13, yıllık yüzde 56.82 olarak açıkladı. İstanbul Ticaret Odası verilerine göre de aylık enflasyon 1.19, yıllık 38.28. AK Parti'ye göre ülkemiz adeta ekonomik bir çağ atlama durumunda ama hayatın gerçekleri çok farklı. Biraz sokağa çıkın, cesaret edin. Pazarda dolaşın. Pazarda dolaşan AK Partili görmüyoruz. AK Parti teşkilatlarını pazarda görmüyoruz, AVM'lerde görmüyoruz. Sokakta görmüyoruz. Esnaf ziyaretinde görmüyoruz. Çünkü hayatın gerçekleriyle karşılaşma cesaretini göstermiyorlar. 16 milyon emekli dul ve yetime 16 bin 881 lira veriyorsunuz ve bu insanların 'insan gibi yaşaması gerektiğini' söylüyorsunuz. Nasıl? Bu parayla siz geçinebilir misiniz? Kaç gün geçinirsiniz? Saraydaki danışman ekibe tavsiyem biraz sokağa çıkıp halkın arasında dolaşmalıdır."

"2026 bütçesi de; fakirin fakirleştiği, zenginin zenginleştiği bir bütçe olacak"

2026 Bütçe Kanunu Teklifi'ni ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, şöyle devam etti:

"Ayrıca dün açıklanan ve yıllık bazda yüzde 31 gösterilmesi için büyük çaba sarf eden enflasyon rakamı bile AK Parti'nin yılbaşında bu sene için açıklamış olduğu yüzde 17,5 hedefinin tutmadığını gösteriyor. Yüzde 3'e yakın oranda yanılmışsınız arkadaşlar. Ve şimdi bu rakamlarla Meclis Plan Bütçe Komisyonu'nda 2026 yılı bütçesinin görüşülmesine 6 Aralık'tan itibaren başlanacak. Bütçe gelirlerine baktığımızda vergi adaletsizliği diye okumamız gereken dolaylı vergiyi, dolaysız vergi oranlarında bir iyileşme olmadığını görüyoruz. Dolaylı vergiler yüzde 65'ini oluşturuyor vergilerin. Yani vergi yükü dar gelirli, sabit gelirli vatandaşlarımıza yüklenmeye devam ediyor. Fakir daha fakir, zengin daha zengin oluyor. 2026 bütçesi de; fakirin fakirleştiği, zenginin zenginleştiği bir bütçe olacak. Ve bütçedeki yatırım harcamalarının milli gelire oranı da 2026'da 2025'e göre 0.3 düşerek 2.4'e iniyor. Yani 'biz yatırım yapıyoruz' diye övünüyorsunuz ama vatandaştan topladığınız vergiler vatandaşa yatırım olarak dönmüyor.

"Sadece faize ödenen parayla 20 tane Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapılabilir"

Tabii bütçe performansına bakıp AKP'nin faiz ödemelerine bakmamak da olmaz. 2025 yılında bütçeden ödenen faiz tutarı 54.3 milyar dolar değerli arkadaşlar. 2026'da bu tutar 61.3 milyar dolara çıkıyor. Ulaştırma Bakanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün maliyeti için '3 milyar dolar' demişti. Demek ki bu sene sadece faize ödenen parayla 20 tane Yavuz Sultan Selim Köprüsü yapılabilir. Ekonominin durumu bu 2026 bütçesi bir fakirleşme bütçesi olacak ne yazık ki Türk milleti için."

"Ukrayna, Karadeniz'de savaşı tırmandırmama doğrultusunda ağır şekilde uyarılmalıdır"

Ukrayna'nın, Karadeniz'deki Rus gemilerine saldırısına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, şunları kaydetti:

"Ukrayna'nın bu saldırısı açık deniz trafiğini taciz edici, rahatsız edici bir saldırı ve Türkiye'ye de saygısızlık olan bir saldırı. Türkiye savaşın başından beri Montrö Boğazlar rejimini tavizsiz bir şekilde uyguluyor. Rusya ve Ukrayna ile eşit mesafede bir süreci sürdürüyor. Bakın biz AK Parti hükümetini birçok noktada eleştiriyoruz ama Rusya-Ukrayna savaşı sırasında almış olduğu, uygulamış olduğu politikaları da doğru buluyoruz. Fakat Şimdi yapılan bu saldırı karşısında gösterilen tepkiyi de yetersiz görüyoruz. Ukrayna Büyükelçisi, Dışişleri Bakanlığı'na çağırarak Ukrayna bu saldırıları durdurmak ve Karadeniz'de savaşı tırmandırmama doğrultusunda ağır şekilde uyarılmalıdır."

"Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin devlet olma niteliğine saldırıydı"

Özdağ, Şırnak'ın Cizre ilçesinde bir sempozyuma katılmak için gelen Irak Kürdistan Demokrat Partisi Genel Başkanı Mesud Barzani'nin uzun namlulu korumlarının verdiği görüntüleri "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin devlet olma niteliğine saldırıydı, egemenliğine saldırı" olarak nitelendirdi. Özdağ, Türkiye'yi ziyaret eden resmi görevlilerin yakın koruma ekiplerinin tabanca haricinde bir silah taşıma yetkilerinin olmadığını belirtti. Özdağ, buna benzer görüntülerin geçmişte de yaşandığını hatırlatarak, "Bu konuda derhal soruşturma açılmalı ve bu rezalete neden olanlarla ilgili gereken cezalar hiç beklemeden, kamuoyu oyalanmadan verilmelidir" dedi.

"Barrack'a da yapın böyle bir zam"

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın Heybeliada Ruhban Okulu'nun Eylül 2026'da açılacağı yönündeki açıklamasına de tepki gösteren Özdağ, "Tom Barrack, Amerikan Büyükelçisi olmak dışında bir başka yetkisi ve görevi mi var acaba Türkiye'de? Hükümet adına, Türk hükümeti adına açıklama yapma yetkisine mi sahip" ifadelerini kullandı. Barrack'ın Türk hükümetinin kararlarını "Türk halkından önce duyurduğunu" söyleyen Özdağ, "Acaba bir ikinci sözcü olarak mı konuşmaya başladı? Eğer öyleyse bilelim" diye konuştu. Üst düzey bürokratlara yapılan zam üzerinden de eleştirilerine devam eden Özdağ, "Eğer böyle bir görevi varsa Tom Barrack'a da yapın böyle bir zam. Bu açıkça iç işlerimize müdahaledir ve kabul edilmesi mümkün değildir. Heybeliada Ruhban Okulu bağımsız bir okul olarak Türk Devleti'nin yetki alanı dışında açılamaz" diye konuştu.

Terör örgütü PKK yöneticilerinden gelen son açıklamalara tepki gösteren Özdağ, "Bölücü açılımı ile iyice şımaran terör örgütü, Öcalan isimli bebek katili narko terörist serbest bırakılmadıkça adım atmayacağını söylüyor. Bu şımarıklığın nedeni sizin zaaf içindeki politikalarınız değil mi" diye sordu.

"Atatürk Cumhuriyeti'ni yakmaya hazırlanıyorsunuz"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "ok yaydan çıkmıştır, gemileri yaktık" sözlerini hatırlatan Özdağ, "Sadece gemileri değil, Atatürk Cumhuriyeti'ni baştan sona yakmaya hazırlanıyorsunuz" ifadelerini kullandı.

İktidara çağrıda bulunan Özdağ, "Demokratik devrim, devrimci sıçrama gibi SSCB'yi bile yıkan Glasnost söylemlerini bırakıp hemen terörle mücadeleye geri dönün; yoksa devleti yıkılma sürecine sokarsınız. Biz buna izin vermeyiz. Türk milleti devletine sahip çıkar" dedi.

"Türk milleti açlık sınırının altında bir ücrete mahkûm edilemez"

Yeni yılda uygulanacak asgari ücrete ilişkin görüşlerin açıklayan Özdağ, iktidarın ekonomi politikalarının çalışanları yoksullaştırdığını söyledi. Özdağ, "30 bin lira civarında bir rakam konuşuluyor ama bu daha şimdiden açlık sınırında. Zafer Partisi asgari ücretin ve en düşük emekli maaşının 45 bin lira olması gerektiğini savunuyor. Asgari ücret haktır; bedeli düşürülemez, pazarlığı olmaz. Türk milleti açlık sınırının altında bir ücrete mahkûm edilemez" dedi.

Bir gazetecinin erken seçime yönelik sorusu üzerine Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, şunları kaydetti:

"Ekim 2026'da bir erken genel seçim, en uygun olan seçimdir. AK Parti, Cumhur İttifakı artık Türkiye'yi taşıyamıyor. Ekonomik buhranın 9. senesine girerken bir yandan da 'Cumhuriyet'in kuruluşu döneminde olduğu kadar önemli gelişmeler olacak' diyerek Cumhuriyetimizin varlığını tehdit edecek gelişmelere kapısını açmaya çalışan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Böyle bir yaklaşımın demokratik bir meşruluğu yok. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir karşılığı yok. Özetle Türkiye'nin hızla bir erken genel seçime giderek Türk milletinin önünü açması gerekiyor."

1 polisin şehit olduğu kaza yeri havadan görüntülendi

Kuzey Marmara Otoyolu’nda 1 polis memurunun şehit olduğu ve 16 polis memurunun yaralandığı kaza yeri dron ile görüntülendi

30.03.2026 11:09:00
İhlas Haber Ajansı
1 polisin şehit olduğu kaza yeri havadan görüntülendi
1 polisin şehit olduğu kaza yeri havadan görüntülendi
Kuzey Marmara Otoyolu'nda 1 polis memurunun şehit olduğu ve 16 polis memurunun yaralandığı kaza yeri dron ile görüntülendi.

Kuzey Marmara Otoyolu Başakşehir - Habipler bağlantı yolunda yağmur nedeniyle kayganlaşan yolda 34 LHU 912 plakalı polisleri taşıyan servis minibüsü ve EYG 499 plakalı otomobil kazaya karışmıştı. Polis minibüsü bariyerlere çarparak dururken, otomobil ise orta refüje uçmuştu.

Kazada serviste bulunan 1 polis memuru şehit oldu, 16 polis memuru ise yaralanmıştı. Kaza alanı dron ile görüntülendi. Görüntülerde kazaya karışan araçlar ve ekiplerin çalışması yer alıyor.

İslam dünyası üzerine oynanan oyunlar

"Hıristiyanlığa hiçbir yararı olmayan Haçlı savaşları gibi Moğol hücumları plansız ve amaçsız başlatıldığı için onca yağma, yıkma ve tahribata rağmen İslam'ı yok edemedi

29.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
İslam dünyası üzerine oynanan oyunlar
İslam dünyası üzerine oynanan oyunlar
"Hıristiyanlığa hiçbir yararı olmayan Haçlı savaşları gibi Moğol hücumları plansız ve amaçsız başlatıldığı için onca yağma, yıkma ve tahribata rağmen İslam'ı yok edemedi.

Ancak bizim İslam ile olan savaşımız Moğollar gibi sadece birtakım askeri harekatlar, yakıp yıkmalar, yağmalar değildir. Bu işte pek acelemiz yoktur.

Büyük Britanya Devleti çok ciddi bir mütalaa ve çok iyi bir planlama ile İslam'ı yok ediş için adım atacaktır. Ve düzenli dakik planların uygulanmasını sabırla izleyecektir. Sonunda amacına ulaşacaktır." Bunu kim diyor? İngilizler diyor. Adamların maksadı 'sen ne dersen de' budur…

İçimize yüzlerce yerli ajan yerleştirdiler



Doğrudan, cephe halinde saldırıldığında siz, tepkinizi koyuyorsunuz. Ama ajanı bizzat kendi içinizde tuttuğunda tepkinizi koyamıyorsunuz. Akrabası var, dayısı, amcası, hısımı, sülalesi var; onun yanında yer alıyor.

İşte bu adamcağızlar maalesef işi böyle yaptılar. İslam dünyasında kendilerine, ajanlar yetiştirdiler ve bunlara vazifeler verdiler. Onlar bu vazifelerini icra ediyorlar. Adam sadece adam tutmadı, mezhep bile kurdurdu.

Hampher bir zattan bahsederken bakın ne diyor: "Yüksekten uçan ve egoist bir kişiliği olan Muhammed b. Abdulvahab'ı yavaş yavaş etkilemeye başlamıştım. O da, benim güvenimi daha fazla kazanmak için kendisini olduğundan daha bağımsız ve kayıtsız göstermeye çalışıyordu.

Bir keresinde ona dedim ki, 'Acaba cihat vacip midir?' Dedi ki; 'Nasıl vacip olmaz! Allah şöyle buyuruyor: 'Kafirlerle savaşınız.'

Buna karşılık Allah, 'kafirlerle, münafıklarla savaşınız' buyuruyor. Oysa Peygamber, münafıklarla savaşmadı, dedim. O halde kafirler ile de söz ve davranışta cihat etmek vaciptir, dedim.

O, 'Hayır! Peygamber cihat meydanlarında kafirlerle cihat etmiştir' dedi. Ben de yine, Peygamber, kendini savunmak için kafirlerle savaşıyordu. Zira onu öldürmek istiyorlardı, deyince, Muhammed tasdikler mahiyette başını sallayarak susmayı tercih etti. Ben de işimde başarılı olduğumu hissettim."



Hampher devamla: "Bu adama, bu tarihten sonra amacım Vehhabi şahsiyetinin liderlik fikrini telkin etmekti. Onun ruhunu etkileyerek Müslümanların idaresi için Sünni ve Şiilikten başka üçüncü bir yolu ona önermeye başladım" diyor.

O zaman İslam dünyasında Sünnilik ve Şiilik vardı. İngiliz Sömürgecilik Bakanlığı diyor ki, "Orada yeni bir mezhep vücuda getireceksiniz ki bu ikisinin dışında üçüncü bir kaynak olsun ve bir fitne çıkartsın."

Devam ediyor; "Bu hedefime erişebilmek için onun fikrine saygı duydum. Ye onu körü körüne bağlı olduğu her şeyden temizlemeye çalıştım. Onu, yükseklerden uçan özgür düşünce duygusu güçlendiriyordu. Safiye de bu konuda bana yardımcı oluyordu. Zira Muhammed ona delice aşıktı.

Safiye denilen kadın da Yahudi asıllı bir kadındır. O bölgenin gençliğinin ahlakını bozmak için gönderilmiş bir misyonerdir. O da böyle bir faaliyet içerisindedir.

Devam ediyor: "Kısacası Safiye, sabır ve selahiyeti şeyhten almıştı. Onu evlendirdikten üç gün sonra evlerine gittim. Bu sefer ki konuşmamız şarabın haramlığı konusunda olacaktı."

Bu eseri biz bir adamı kötülemek maksadıyla yazmadık. Bir vakıayı ortaya koymak istedik. Suud yarımadasında Sünni bir akait vardı. Bu akaidin yer değiştirmesi lazımdı. Bir taraftan İngilizler Hicaz bölgesinde Şerif Hüseyin'i, İstanbul merkez, iradesine karşı "Sen peygamber soyundan, asil bir sülaledensin. Hilafet senin hakkındır" sözleriyle hazırlarken, diğer taraftan da ola ki Şerif Hüseyin başlarına bela olur diye de Suud'da yeni bir mezhebin temelini atıyorlar. O mezhep sayesinde de Şerif Hüseyin'i hallediyorlar. Onun için bu mevzuyu konu aldım." (Prof. Dr. Haydar Baş, Niçin Türkiye eseri 3. Bölümden) 

Dicle Nehrine petrol karıştı

Cizre'de boru hattındaki sızıntı nedeniyle petrol Dicle Nehrine karıştı, ekipler arızayı giderdi

28.03.2026 22:07:00 / Güncelleme: 28.03.2026 23:30:55
İhlas Haber Ajansı
Dicle Nehrine petrol karıştı
Dicle Nehrine petrol karıştı
Şırnak'ın Cizre ilçesinde boru hattındaki sızıntı nedeniyle petrol Dicle Nehri'ne karıştı. Meydana gelen arıza, TPAO ekipleri tarafından giderildi.

Edinilen bilgilere göre, Cizre ilçesi ile Kasrik beldesi arasında kalan bölgeden geçen Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) ait ham petrol boru hattında henüz belirlenemeyen nedenle yaşanan patlak sonrası çevreye saçılan petrol Dicle Nehri'ne karıştı.



Nehir yüzeyi ham petrolle kaplanırken, çevreye kötü bir koku yayıldı. Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye TPAO ve ilgili birimler yönlendirildi. Boru hattındaki petrol akışını kesen ekipler, sızıntının yaşandığı noktada onarım çalışmasını kısa sürede tamamlayarak sızıntıyı giderdi. Belediye ekipleri, söz konusu kirlilik nedeniyle arıtma tesisini geçici olarak durdurup, ilçeye su akışını kesti.



Çocukları ile beraber parkta dolaşırken petrol kokusu aldıklarını belirten Serdar Kerimoğlu, petrol kokusunun nereden geldiğini anlamaya çalışırken nehir üzerinde petrol tabakasını gördüklerini söyledi. Kerimoğlu, "Şu an nehirde neredeyse petrol akıyor. Bu sızıntı canlı varlıklar için de tehlike arz ediyor. Bunun için yetkililerden ricamız bu sızıntının hemen giderilip, nehirde gerekli temizliğin yapılmasıdır" dedi.

Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Diyarbakır'da 51 kişinin tahliye edildiği binanın, 'orta hasardan az hasara' çevrildiği ileri sürüldü

Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinde 51 kişinin, kolonlarında çatlama sesi duyulması üzerine tahliye edilen binanın 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde orta hasardan az hasara çevrildiği öne sürüldü

28.03.2026 13:08:00 / Güncelleme: 28.03.2026 13:12:33
İHA
Diyarbakır'da 51 kişinin tahliye edildiği binanın, 'orta hasardan az hasara' çevrildiği ileri sürüldü
Diyarbakır'da 51 kişinin tahliye edildiği binanın, 'orta hasardan az hasara' çevrildiği ileri sürüldü
Edinilen bilgilere göre, ilçenin Bağcılar Mahallesi 1063. Sokaktaki 6 katlı Habib Apartmanı'nın kolonlarında çatlama sesi duyulması üzerine dün gece 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarda bulunuldu.



İhbar üzerine olay yerine AFAD, polis, Bağlar Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü ve zabıta ekibi yönlendirildi. Ekiplerin yaptıkları inceleme sonucu binada risk durumu olması nedeniyle biri boş, 9 dairedeki 51 vatandaş geçici olarak tahliye edildi.

Binaya şeridi çekilerek, polis ekipleri tarafından güvenlik önlemi aldı. Nihai kararın yapılacak detaylı inceleme sonucu belirleneceği öğrenildi.



Bina sakinlerinden Serhat Kartal, 3 gün önce birinci kattaki komşularının, kolonlardan ses geldiğini, gece yattıklarında duyduklarını söylediğini ifade etti. Kartal, "Bizde bunun üzerine binanın etrafını gezdik, sabah erken binayı dinledik. Dün hepimiz toplanıp Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliğine haber verelim. Hepimizin için rahat olsun, ne olur ne olmaz. Ekip geldi, şu kolonlara baktılar, hasar olduğunu tespit ettiler. Geçici olarak tahliye edildi. Bina sakini 51 kişi tahliye edildi" dedi.



Bina sakini Salih Topsa ise, alt komşularını ses duyduğunu ve herkesi uyardığını dile getirdi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü ile AFAD'ı aradıklarını aktaran Topsa, "Gelip baktılar, tedbir amaçlı dışarı aldılar. Bugün de gelip bize bilgi verecekler. Depremde bize orta hasar vermiştiler. Orta hasardan az hasara çevirdiler. Gücümüz olmadığı için çıkmadık. İmkanı olan çıktı, ayrıldı. İmkanı olmayanda oturmaya devam etti" diye konuştu.

Bu topraklar üzerinde büyük hesaplar yapılıyor

Ülkemizin ve halkımızım başı dertlerden kurtulmuyor. Nice insanımızı teröre kurban verdik. Terörün ismi değişiyor, kendi devam ediyor. Nedir bu ülkemizin başında kaç yıldır dönüp dolaşan karabulutlar?

28.03.2026 00:21:00
Haber Merkezi
Bu topraklar üzerinde büyük hesaplar yapılıyor
Bu topraklar üzerinde büyük hesaplar yapılıyor
"Ülkemizin ve halkımızım başı dertlerden kurtulmuyor. Nice insanımızı teröre kurban verdik. Terörün ismi değişiyor, kendi devam ediyor. Nedir bu ülkemizin başında kaç yıldır dönüp dolaşan karabulutlar?

Talep enflasyon sadece mallarda olmuyor. Ülkelerin de enflasyonu var. Bizim bulunduğumuz coğrafya bizi öyle bir noktaya taşıdı ki, bize talep fazla oldu. Türkiye'ye talep fazla.

Ama şu anda siz, Ortadoğu'da herhangi bir devleti söz konusu yapsanız bizim coğrafi şartlarımızı taşımadığı için bu dertlerin binde birini oralarda bulamazsınız. Biz farklı bir coğrafyadayız. Allah bizi öyle bir yere koydu ki, Avrupa'nın, Ortadoğu'nun, Türk-İslam dünyasının, Rusya'nın bir noktada şartelleri bize bağlı.

İşte bunun için bizde düğmeye basıldığı zaman Balkanlar harekete geçiyor, Avrupa harekete geçiyor, Asya harekete geçiyor, Uzakdoğu harekete geçiyor, Türk Cumhuriyetleri harekete geçiyor. Cenab- ı Hak, bizi enteresan bir coğrafyaya koydu. Dengemiz çok farklı. Farklı olan bu coğrafi yapıya bütün gözler, dost gibi görünse de maalesef "kem nazarla" bakıyor. İşte asıl mesele de bu bakışlara bağlı.

Ben şahsen, Türk Milleti ile kendi milletimizin dışında dost olacak bir millet bulacağımızı hiç zannetmiyorum.



Mesela; güneydoğuyu ele alalım. Güneydoğu, verimli hilal adıyla anılan tarihi Mezopotamya dediğimiz bölgedir. Burası insanlığın ilk beşiği, merkezidir. Bu merkezde birçok medeniyetler, devletler kuruldu. Bu bölge Cenab-ı Hakk'ın sevip, seçtiği peygamberlerin yaşadığı, ilahi hakikatleri insanlara tebliğ ettiği, irşat-ikaz yaptığı yerdir.

Dolayısıyla bu bölgede milli düşünceler, dini düşünceler hakimdir. Bu bölgede fertlerden devletlere uzanan çıkar hesapları vardır. Milli düşünceler, idealler, geçmişi yüzyıllara dayanan siyasetler var.  Adam Amerika'da ama hesabı burada. Amerika nere,  bu bölge nere? Bu nereden kaynaklanıyor? Burası çok enteresan bir yerdir  de  ondan kaynaklanıyor.

Güneydoğu'dan batıya geçelim. Trakya bölgesine, İstanbul'a gelin. İstanbul hakkında fazla konuşmamıza gerek var mı? İstanbul, medeniyetlerin buluştuğu ve fetihle birlikte bir devrin batıp yeni bir devrin ortaya çıktığı fevkalade bir coğrafyadır.

Ege'ye geç, apayrı bir bölge. Akdeniz'e geç hakeza. Dolayısıyla dünyada insan kalmadı ki gözü bizde olmasın. "Burası benim vatanım" diyor adam. " Diyalogcu" arkadaşlarımıza; "Rüya görseniz gelirler rüyanızı bile alıp ağzınıza koyarlar. Gerçekleri görün ayıkın" diyoruz.

"Yok, onlar bize öyle bakmazlar" diyor. Niye bakmasın? Herkes senin gibi aptal mıdır?

"Biz hicretimizi tamamlamadık. Mutlaka o bölgeye hicret ederek hicretimiz tamamlayacağız. Çünkü o bölge bizimdir" diyorlar.

Bu topraklar üzerinde büyük hesaplar yapılıyor



Bir zamanlar biz bunlara çok çanak, çömlek verdik. "İşte sizin tapularınız" dedik. Erkeksen git de sen Avrupa'da sana ait bir şey bul. Osmanlı oralarda yıllarca kaldı. Adamlar Osmanlı'yı hatırlatacak camiye varıncaya kadar ne varsa hepsini yıktılar.

Sen ise kaç yüzsene evvelki bilmem neyin kazısını yapıyorsun. Bu çok yanlış bir şey. Bizim, millet olarak kendi değerlerimize sahip çıkmamız şarttır.

Gözleri bu topraklarda olduğu için de habire problem çıkartıyorlar. Adam umudunu bu ülkede çıkacak kavgalara bağladı. Onun için gelip de sana: "Nihat efendi, Haydar Hocayı çok sev. O da seni çok sevsin. Birlik, beraberlik içinde dertlerini, sıkıntılarınızı çözün" diyecek değildir.

Ya ne diyecek? "Birbirinize sırtınızı dönün" diyecek. Senin eline bir silah verecek, benim elime de bir silah verecek ve bizi birbirimize kırdıracak.

Dikkat ederseniz, anarşik olaylarda kullanılan silahların hiç birisi Türk yapısı değildir. "Cinayet işlerken tutukluk yaparsa bu işten vazgeçer" diye en modern silahları kullandırıyorlar. Adamlar hesapları bu kadar ince yapıyor.

Güneydoğu için; "Burası Yahova'nın bize vadettiği arzdır" diye inanan ve hesaplarını buna göre yapan birileri var, bir güç var. Doğu bölgemizde; "On yılda büyük bir devlet olmak durumunda, hatta mecburiyetindeyim" diyen bir hayalci Ermenistan var.

Bütün bunlara rağmen sen; " Bu topraklar üzerinde kimsenin gözü yoktur" diyorsan, sen kendini kandırıyorsun demektir.

Bir başka husus da şudur:

Ortadoğu'nun gelirlerini elde edebilmek için ülkemizi sıçrama tahtası olarak kullanmak isteyen Batılı ülkeler var. Bunlar güya dostlarımız, müttefiklerimizdir. Onun için bizim Güneydoğu'nun sınırları şu anda Batı tarafından çizilmedi.

Adamlar Lozan'ı kabul etmiyorlar. "Biz, Sevr'e göre iş yaparız" diyorlar. Bu anlattıklarımın hiçbiri hayal değildir. Biz burada dedikodu da yapmıyorum. Gerçekleri konuşuyoruz. Maalesef gerekli duyarlılığı göstermiyoruz. Oysa çok hassas olmamız lazım. Bunlar, ihmale gelmeyen milli konulardır. Milli konular dejenere edilirse, Mısır piramitleri gibi, bir taş yerinden oynadığı zaman topyekûn her şey yıkılıp gider." (Prof. Dr. Haydar Baş Niçin Türkiye eserinden)

Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...

Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti

27.03.2026 21:49:00 / Güncelleme: 27.03.2026 21:56:31
İhlas Haber Ajansı
Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...
Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti.

Memur-Sen tarafından İran ABD ve İsrail savaşı başta olmak üzere bölgede yaşanan çatışmaları protesto etmek üzere ABD Büyükelçiliği önünde basın açıklaması düzenleyerek Siyah Çelenk Bırakma Eylemi gerçekleştirdi.

Büyükelçilik önünde bir araya gelen Memur-Sen üyeleri, 'Savaşa hayır' yazılı yelekler giydi, dövizler taşıdı.

"ABD Büyükelçiliği önüne bırakacağımız siyah çelenk, bir sembolik jest değildir"



Burada bir konuşma gerçekleştiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, bir ülkeyi protesto etmek için değil, bir zihniyeti teşhir etmek için toplandıklarını ifade ederek, "ABD Büyükelçiliği önüne bırakacağımız siyah çelenk, bir sembolik jest değildir. O çelenk, bu çağın üzerine çöken karanlığın, çocukların kanıyla büyüyen bir düzenin, demokrasi ve özgürlük söylemiyle süslenmiş bir yıkım siyasetinin ifşa edilmesidir. Çünkü artık açıkça görüyoruz. Bu dünyada savaşlar gerekçelerle başlamıyor, gerekçeler üretilerek başlatılıyor. Ve bugün İran'a yönelen saldırı da böyle bir düzenin devamıdır" açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada hayatını kaybeden kim olursa olsun kendilerinden olduğunu söyleyen Yalçın, karşılarında ABD'nin emperyal aklıyla İsrail'in siyonist hattı olduğunu ve ikisinin yıkım, şiddet ve insan hayatının yok edilmesi noktasında kesiştiğini bildirdi.

Yalçın, buna karşı bütün dünyanın birlik olması gerektiğinin altını çizerek, "Bu zihniyet, 'Ben yaparım. Çünkü güç bende' diyor. Bu noktada mesele artık sadece politika değildir, insanlık meselesidir. Bu manzara karşısında dünyanın bütün iyi insanları bir an önce birleşmeli, güçlü bir hat oluşturmalıdır" diye konuştu.

'Emperyalizm sahaya ateşe atar, siyonist bu ateşi genişletme fırsatına çevirir'



Çocuğa işkence edebilen bir sistemin yalnızca savaş üretmeyeceğini insanlıktan çıkmış bir zihin üreteceğini kaydeden Yalçın, "Burada çok ağır bir gerçekle karşı karşıyayız. Bu zihinde çocukların ölümünü yalnızca kaçınılmaz görmüyorum. Onu sistemin doğal bir parçası olarak görüyorum. Bugün burada yaptığımız budur. Bu aymazlığa, ahlaksızlığa, çirkefliğe isyan ediyoruz. Çünkü susarsak bu düzen büyür. Sessiz kalırsak bu yöntem kalıcı halde gelir. Onun için İran'a yapılan saldırıyı bu çerçevede okumak lazım. Devamında genişleyen ateşi buradan görmek lazım. Bu saldırı bu düzenin sürekliliğidir. Emperyalizm sahaya ateşe atar, siyonist bu ateşi genişletme fırsatına çevirir. Onun için bu süreçte her şey araç haline gelir. Toprak araçtır enerji, araçtır, insan bile araçtır. En acısı çocuklar bile bu kirli savaşın aracı haline gelmiştir" ifadelerine yer verdi.

"Bu sadece bir savaş değil, bir zihniyetin ifşasıdır"

Ortadoğu'da yaşanan savaşın sadece İran'a yönelik bir saldırı olmadığını belirten Yalçın, saldırıların insanı merkeze almayan bir sistemin devamına temsil ettiğini söyleyerek, "Bu sadece bir savaş değil, bu bir zihniyetin ifşasıdır. Bu zihniyeti reddediyoruz. Bugün buraya bırakacağımız siyah çelenk bir yas değil bir kayıptır. Demokrasi adıyla yıkım üreten hiçbir güç masum değildir. Çocukların ölümünü sistematik hale getiren hiçbir makam meşru değildir. İnsanı dışlayan hiçbir düzen kalıcı değildir" değerlendirmesinde bulundu.
Yalçın, konuşmasının ardından konfederasyon üyeleriyle üzerinde 'Savaşa hayır' yazılı siyah çelengi, ABD'nin Ankara Büyükelçiliğinin önüne bıraktı.

Yeni Şafak ve Yusuf Kaplan’a TOKAT Gibi Tepki! BTP'li Mustafa Hayri Ergan "Yeni Şafak neyin peşinde?" diye sordu

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Sekreteri Mustafa Hayri Ergan, Meltem TV ekranlarında Orta Doğu'daki savaş, mezhep tartışmaları ve Türkiye'nin duruşu hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu

27.03.2026 14:46:00 / Güncelleme: 27.03.2026 20:54:15
Ahmet Turan Yiğit
Yeni Şafak ve Yusuf Kaplan’a TOKAT Gibi Tepki! BTP'li Mustafa Hayri Ergan "Yeni Şafak neyin peşinde?" diye sordu
Yeni Şafak ve Yusuf Kaplan’a TOKAT Gibi Tepki! BTP'li Mustafa Hayri Ergan "Yeni Şafak neyin peşinde?" diye sordu
Mustafa Hayri Ergan, Meltem TV ekranlarında Orta Doğu'daki savaş, mezhep tartışmaları ve Türkiye'nin duruşu hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Ergan, Bugün bakıyorum Yeni Şafak yazarı çıkmış işte demiş ki ehli sünnet İslam'ın özüdür, özsuyudur. Şiilik dahil bunun dışındaki bütün oluşumlar bidattır. Sonradan zuhur etmiştir. İslam düşmanları Şia ile ittifak yaparak İslam'ın önünü tıkamaya çalışmaktadır" diyor. Yani şu zamanda böyle bir açıklama nereye hizmet etmektedir? Şimdi bu açıklamanın neye hizmet ettiği çok açık. Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan yaptı bu açıklamayı. Yani bu da iktidarın amiral gemisi dediğimiz gazetelerden bir tanesi. En büyük destekçisi bunun yazarı. Bu açıklamayı bugün yapıyor. Bu mezhep çatışmasını canlı tutma isteğinin birilerinde var olduğunu gösteriyor. Ya şu an İran, İsrail'le Amerika'yla savaşta. İsrail Amerika'yla savaştayken onun mezhebini sorguluyorsun" dedi.

BTP Genel Sekreteri Mustafa Hayri Ergan'ın açıklamasını izleyin:

Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi

Oyuncu Hande Erçel, İstanbul'da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu'na gelerek kan ve saç örneği verdi

27.03.2026 13:12:00
İhlas Haber Ajansı
Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi
Hande Erçel, Adli Tıp Kurumu'nda test verdi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen 'uyuşturucu' soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan oyuncu Hande Erçel, Savcılığa ifade vermek üzere Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na geldi. Savcılığa ifade veren Erçel, işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Erçel ardından Adli Tıp Kurumu'na geldi. Burada kan ve saç örneği veren Erçel, ardından Adli Tıp Kurumu'ndan ayrıldı.

MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı

İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi

27.03.2026 11:24:00
İhlas Haber Ajansı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) tarafından bölücü terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve engellenmesine yönelik yeni bir çalışma yürütüldü.



İstanbul'da PKK/KCK silahlı terör örgütüne yardım eden kişilerin katılımı ile düzenlenen "Nevruz" etkinlikleri kapsamında örgüt propagandası yaptıkları tespit edilen şüphelilerin yakalanması amacıyla bu sabah operasyon gerçekleştirildi.

Birçok adrese yapılan zincirleme operasyonda 26 PKK yanlısı kişi yakalanarak gözaltına alındı. Özel harekat timlerinin de yer aldığı baskınlarda, adreslerde yapılan aramalarda; bir kurusıkı tabanca, örgütsel flamalar ve yakalanan kişilere ait dijital materyaller ele geçirildi.

Güvenlik ve istihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyon kapsamında yakalanan 26 şüpheli, sorgulanmak üzere İstanbul TEM Şubeye götürüldü. Zanlılar hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.

Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması

Muğla'nın Marmaris ilçesinde belediyeye yönelik rüşvet ve usulsüzlük iddiaları kapsamında yürütülen soruşturmada 3 kişi gözaltına alındı

27.03.2026 10:56:00
AA
Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması
Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması
Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığınca, belediyede imar ve ruhsat işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı ve bazı kamu görevlilerinin bu işlemler karşılığında maddi menfaat sağladığı iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında, belediye içinde belirli yöneticilerin, kendi belirledikleri personel aracılığıyla usulsüz işlemleri yönlendirdiği ve bu süreçten kazanç elde ettiği öne sürüldü.

Güvenlik güçlerince yapılan teknik ve fiziki takip sonucu belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon başlatıldı.

Soruşturma kapsamında, belediye başkan yardımcısı, imar müdürü ve zabıta müdürünün de aralarında bulunduğu bazı şüpheliler hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerin ikametleri, iş yerleri ve belediyedeki ofislerinde arama yapıldı.

Polis ekipleri Ö.H, T.D. ve M.K'yi gözaltına aldı.

CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun belediye önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, soruşturmanın münferit bir olay olduğunu söyledi.

Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmekte olduğu bir soruşturma çerçevesinde belediye çalışanlarının gözaltına alınıp belediye binasına getirildiğini aktaran Uzun, "Belediye çalışanlarının görevi ile ilgili soruşturmanın derinleştirilmesi ve delillerinin elde edilmesi adına iş yerinde yapılan bir aramadan müteşekkil olduğu bunun dışında ilgili kişinin konutu ve başkaca yerlerde de aramanın bu soruşturma kapsamında yürütülmekte olduğunu belediye ve belediye işleyişi ile ilgili bir konunun olmadığı bilgisi bize şu an itibari ile verildi." dedi.

Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü de soruşturmanın münferit olduğunu belediye başkanı ve yönetimin çalışmalarına devam edeceğini kaydetti.

Öte yandan, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince belediye binasında arama çalışmaları sürdürülürken, çevik kuvvet ekiplerince de bina çevresinde güvenlik önlemi alındı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.