logo
24 HAZİRAN 2026

Cumhur İttifakı seçim barajını yüzde 7'ye çekme konusunda anlaştı

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Yüzde 7 seçim barajı netleşmiştir. Cumhur İttifakı'nın yaklaşımı budur." dedi.

02.09.2021 20:25:00
Cumhur İttifakı seçim barajını yüzde 7'ye çekme konusunda anlaştı
Cumhur İttifakı seçim barajını yüzde 7'ye çekme konusunda anlaştı


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

MYK toplantısında, iç ve dış siyasi olaylar başta olmak üzere pek çok gündemlerinin bulunduğunu belirten Çelik, toplantıda Kadın ve Gençlik Kolları başkanlarının yaptıkları çalışmalara dair sunum gerçekleştirdiklerini söyledi.

Çelik, geçen hafta yapılan AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği talimat doğrultusunda alınan kararla tüm MKYK üyelerinin afet bölgelerinde vatandaşlarla bir araya geldiklerini ve hazırlanan raporların MYK'de görüşüldüğünü aktardı.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinde tedavi görürken 70 yaşında hayata veda eden tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, yazar ve şair Ferhan Şensoy için ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileyen Çelik, Türk Sanat Müziği sanatçısı İnci Çayırlı ve tiyatro ve sinema oyuncusu Nusret Çetinel için de yakınlarına sabır diledi.

Çelik, Diyarbakır annelerinin evlat nöbetinin 3 Eylül itibarıyla 3. yılına gireceğini anımsatarak "Diyarbakır annelerine, evlatlarına kavuşmak için büyük bir vicdan mücadelesi veren bu annelere bir kere daha sevgilerimizi ve saygılarımızı AK Parti MYK'sından, AK Parti Genel Merkezi'nden iletiyoruz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın MYK toplantısının başlangıcında kapsamlı bir değerlendirme yaptığını vurgulayan Çelik, "Burada özellikle göçmen konusu ve göç konusunda yapılan çalışmaları ve bazı muhalefet temsilcilerinin yalan haber yayarak, yanlış rakamlar vererek ve yanlış yönlendirmelerde bulunarak ortaya koyduğu değerlendirmelerle ilgili MYK'mız bir değerlendirme yaptı." diye konuştu.

"Türkiye'nin bir tane daha mülteci alacak kapasitesi yoktur"
Çelik, Türkiye'nin bütün dünyanın gözü önünde insanların katledilmesine göz yumacak bir ülke olmadığını, başka ülkelerin mültecilerin botlarını şişlediğini ve mültecileri, üzerlerine attıkları ses bombalarıyla ölüm bölgelerine geri göndermeye çalıştıklarını belirterek şunları söyledi:

"Biz ise böyle bir devlet değiliz. Bunun yanı sıra da bütün dünyanın şunu bilmesi gerekiyor, bütün dünyanın gözü önünde en büyük vicdani, ahlaki ve fiili şekilde mültecilere sahip çıkma görevini tek başına Türkiye yerine getiriyor. Bundan sonrasında Türkiye'nin bir tane daha mülteci alacak kapasitesi yoktur. Birileri Afganistan'da yeni krizler ortaya çıkar ve bu kriz çerçevesinde bir göç dalgası olursa kendi ülkelerine göçmen gelmemesi için Türkiye'yi bir tampon bölge olarak düşünüyorlarsa ya da bir göçmen kampı gibi düşünüyorlarsa kendilerine cevabımız hayatlarının en büyük yanılgısını yaşıyorlar. Bu kesinlikle böyle bir şey söz konusu olmayacak. Bu mesele 'biz size para verdik, siz göçmenleri kendi ülkenizde tutun' gibisinden çiğ, gayriinsani ve siyasi açıdan kabul edilemez bir yaklaşımla yönetilecek bir mesele değildir."

"Türkiye kimseyi ölüme terk edecek bir ülke değildir, aynı zamanda da Türkiye hiç kimsenin kendisinin üstlenmediği sorumluluğu almak üzere, üzerine sorumluluk yükleyeceği bir ülke değildir." ifadelerini kullanan Çelik, şunları kaydetti:

"Bunu herkesin bilmesi lazım. Hiçbir şekilde 1945'te Boraltan Köprüsü'nde ölüme gönderdiğiniz insanlarla ilgili sorumluluğunuzla ilgili hiçbir şey söylemeyeceksiniz, aynı şeye imza atar gibi 'Ben bugün gelirsem yarın gönderirim'... Nasıl göndereceksin? Esad rejimi katlettiği zaman nasıl yapacaksın? Halbuki biz orada güvenli bölgelere zaten gönderiyoruz, çok sayıda kişiyi iade ediyoruz. Türkiye en geniş kapsamlı iade merkezlerine sahip ülkelerin başında geliyor. Zaten gönüllü olarak geri dönmeyi teşvik ettiğimiz gibi güvenli bölgeler de aynı şekilde dönmek isteyenlere bu kolaylıkları da sağlıyoruz. Düzensiz olarak, izinsiz olarak bu şekilde gelmiş olanların çoğunu her sene sınırlarımızdan geri çeviriyoruz ve gönderiyoruz. Dolayısıyla buradaki meseleye kapsamlı bir yaklaşımla bakmak gerekir. Hem bugünü düşünerek hem geleceği düşünerek işin hem insani boyutunu hem siyasi boyutunu düşünerek, kuşkusuz Türkiye'nin demografik güvenliği ve nüfus güvenliği öncelikli meselelerden bir tanesidir."

Çelik, Türkiye'nin kendi değerlerine yakışan bir şekilde ölümden kaçan insanlara kucak açtığını ama hiç kimsenin bundan sonrasında Türkiye'nin bir tane daha fazla mülteci alacağını düşünmemesi gerektiğini belirterek "Özellikle Afganistan üzerinden oluşacak mülteci krizi konusunda bu uyarıları yapıyoruz." dedi.

Türkiye açısından Balkan ülkelerinin çok önemli olduğunu belirten Çelik, bu kapsamda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Bosna Hersek ve Karadağ'a yaptığı ziyaretin önemli olduğunun altını çizdi.

Balkanlar'daki barış ve istikrarının Türkiye için çok önemli olduğunu vurgulayan Çelik, "Avrupa Birliği'nin Balkanlar'a doğru genişleme politikasını her zaman destekledik. Bu konuda ayrımcı ya da ilkesiz davranılmaması gerektiğini söyledik. Gerek etnik, gerek diğer açılardan Balkanlar'ın sorununun çözülmesi, Balkanlar'da barış ve istikrarın kalıcı hale getirilmesi hem bölge hem dünya barışı için fevkalade önemlidir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgeyle yürüttüğü temaslardaki sıklığın ve yakın diyaloğun buna katkı sağladığına işaret eden Çelik, Erdoğan'ın ziyaretiyle ilgili bazı Avrupa basınında "Balkanları Türkiye'ye bırakmamak lazım, Balkanlar'da Türk etkisini kırmak lazım" gibi yanlış işlere imza atıldığına dikkati çekti.

Çelik, bunun, geçmişteki sorumsuzlukların yeniden sergilenmesi olduğunu ifade ederek, "Balkanlar'ı birilerinin arka bahçesi gibi görmesi Balkanlar'da barış ve istikrarı sağlamaz. Doğru politikalarla kardeşlik ilişkileriyle devletler arası münasebetlerle planla projeyle oraya katkı sağlayacak işler yapmak lazım. Türkiye Cumhuriyeti de bunu yapmaktadır." diye konuştu.

Geçen hafta son derece önemli hizmetlerin, açılışların yapıldığını belirten Çelik, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ile ilgili altyapının güçlendirilmesi çalışmalarına önem verdiklerini ifade etti.

Bu çerçevede Ankara'da ay yıldız formatında Milli Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin karargahının temelinin atıldığını anımsatan Çelik, 19 Mayıs 2023'te bu karargahın açılışının gerçekleştirileceğini söyledi.

Çelik, bunun, Milli Savunma Bakanlığının, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin altyapısının daha da güçlendirilmesi, yeni imkan ve kabiliyetlere kavuşulması, koordinasyonun en üst düzeyde sağlanması açısından son derece önemli olduğuna işaret etti.

"Türkiye, oyun değiştirici kabiliyete kavuştu"
Dünyada savunma sanayindeki yarışın çok büyük boyutlara eriştiğini belirten Çelik, yeni gelişen teknolojilerin savunma sistemlerine nasıl uygulanacağının, bunları rakiplerin kullanması halinde savunma sistemlerinin nasıl güçlendirileceğinin her zaman bir mesele olduğunu kaydetti.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında demiryollarının orduların hareketlerine nasıl uygulanacağının stratejilerinin konuşulduğunu anımsatan Çelik, şunları ifade etti:

"Artık pek çok aşamadan geçilerek bugün oyun değiştirici güç olarak bizim İHA, SİHA, TİHA dediğimiz yeni unsurlar devreye girmiştir. Bu çerçevede geçen hafta Cumhurbaşkanımızın katıldığı Baykar Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) teslimat ve kurs bitirme töreni fevkalade önemlidir. Burada ortaya konulan tablo, gerçekleşen performans ülkemizin bu oyun değiştirici kabiliyete nasıl kavuştuğunu göstermektedir. Sık sık ABD, İngiliz basınında, Rusya, Çin gibi bazı ülkelerdeki çeşitli değerlendirme kuruluşlarının değerlendirmelerinde, birtakım stratejik analizlerde 'Türkiye'nin İHA, SİHA ve TİHA'larla oyun değiştirici bir kabiliyete kavuştuğu' ifade ediliyor. Bu son derece önemlidir. 10 sene evvel bunlara biz parasını versek bile ulaşamıyorduk. Bununla ilgili olarak sizi sıraya koyuyorlardı, en düşük, terk ettikleri teknolojiyi satmak için bile kongre kararı almaktan ya da başka şeylerden bahsediyorlardı. Bu kadar zaman içinde tüm bunların geride bırakılmış olması ve Türkiye'nin böylesine oyun değiştirici bir kabiliyete kavuşmuş olması bir dönüm noktasıdır."

Nuri Demirağ, Nuri Killigil, Vecihi Hürkuş gibi vatanseverlerin ortaya koydukları emeklerin çeşitli vesilelerle yıllarca engellendiğini, "biz yapamayız" lobisinin bunlara set çektiğini, dış güçlerin müdahalelerinin olduğunu hatırlatan Çelik, "Şimdi, Nuri Demirağ'ların, Nuri Killigil'in, Vecihi Hürkuş'un vatanseverliğinin çizgisi aynen devam etmektedir. Bayraktar ailesinin bu çizginin devamı olarak, bu teknolojileri ülkemize kazandırma konusunda ortaya koyduğu performans takdire şayandır." dedi.

Bu kadar zor bir coğrafyada, bu kadar kaotik işler olurken, bütün bu kabiliyetlere kavuşuyor olunmasının savunma, istihbarat ve sınır güvenliği açısından son derece önemli olduğunu belirten Çelik, İHA'ların öneminin en son orman yangınlarında görüldüğünü anımsattı.

"TSK, Afganistan'da başarıyla görev yaptı"
En sıcak dış politika konusunun Afganistan olduğunu ifade eden Çelik, "Afganistan'daki gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. 16 Ağustos'tan itibaren 7 seferde 1409 vatandaşımız tahliye edildi. Bu tahliye operasyonunu gerçekleştiren herkese teşekkürlerimizi iletiyoruz." diye konuştu

Türk askerinin, Kabil'deki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı'nda NATO kapsamında 6 yıldır görev yaptığını hatırlatan Çelik, TSK'nın 2002'den bu yana ise Afganistan'da bulunduğunu söyledi.

Çelik, 20 binden fazla TSK personelinin bu çerçevede görev yaptığını belirterek, böylesine zor, 3-4 kez radikal şekilde dengelerin değiştiği, her gün iç savaşın yaşandığı bir ortamda şanla şerefle gururla başarıyla halkın teveccühünü kazanarak görev yapan TSK'yı tebrik etti.

Daha önce, Kabil Havalimanı'nın korunmasına ilişkin seçeneklerin değerlendirildiğini, Türkiye'ye böyle bir talep olursa bunun ele alınacağını, önceliğin Mehmetçiğin güvenliği olduğunu söylediğini anımsatan Çelik, bütün diplomatik çabalar, askeri seçenekler değerlendirildikten sonra en son kahraman Mehmetçiğin Afganistan'dan ayrıldığını kaydetti.

Afgan halkının TSK'ya nasıl güvenildiğini, nasıl teveccüh gösterdiğini, nasıl sahiplendiğini ziyaretlerinde gördüklerini dile getiren Çelik, pek çok NATO askerinin dolaşamadığı sokaklarda, pazarlarda, halkın arasında TSK mensuplarının yer aldığına dikkati çekti.

Afganistan'daki geçiş dönemini yakından takip ettiklerini ifade eden Çelik, "Çeşitli diplomatik girişimlerimiz var. Yakın zamanda Taliban bir hükümet açıklayacağını söyledi. Bu geçiş döneminin sağlıklı şekilde olması, Afgan halkının acılarını sona erdirecek mutabakatların ortaya çıkması çerçevesinde diplomatik girişimlerimizi sürdürüyoruz. Fiili güç olan Taliban'la da temaslarımızı sürdürüyoruz." diye konuştu.

Kapsayıcı bir hükümet modelinin ortaya çıkması, istikrarın sağlanması konusunda yaklaşımlarını ilettiklerini belirten Çelik, kadın hakları, temel hak ve hürriyetler konusunda bütün kaygıların ortadan kalktığı bir tablonun ortaya çıkmasını istediklerini söyledi.

Çelik, geçmişteki sıkıntılı tabloların, asla kabul edilemeyecek birtakım yaklaşımların ve uygulamaların hiçbir şekilde söz konusu olmaması gerektiğini ifade ettiklerini dile getirdi.

Kabil Havalimanı'nın askeri bölümünün 1 Ocak 2013'ten itibaren işletme ve güvenlik sorumluluğunun Türk Silahlı Kuvvetlerinde olduğunu, 23 Ağustos itibarıyla bu görevin tamamen sona erdiğini ifade eden Çelik, daha sonra Taliban tarafından güvenliğin kendileri tarafından sağlanması şartıyla Türkiye'nin işletip işletmeyeceğiyle ilgili olarak bir teklifte bulunulduğunu belirtti.

Çelik, "Bu, inceleniyor. Afgan halkının faydasına olacak ama öncelikle tabii ki bizim elemanlarımızın, ekiplerimizin güvenliğinin tam olarak sağlandığı bir ortam ortaya çıkması durumunda tarihi ilişkilerimiz, dostluk ilişkilerimiz, ülkemizin hak ve menfaatleri bakımından bu değerlendirme yapılacaktır. Afganistan'ın ne kadar zor bir dönemden geçtiği en son DEAŞ'ın Horasan kolu denilen bu tehlikeli örgütün yaptığı saldırıda çok sayıda sivilin ve askerin ölmesiyle bunu görmüş olduk. Umuyoruz ki Afganistan bütün bu terör örgütlerinden bir an evvel temizlenmiş olur, Afgan halkının da çektiği acılar son bulur."

Kış ayları gelmeden acilen harekete geçilmesi ve Afgan halkına, özellikle de en kırılgan gruplar olan çocuklara, kadınlara ve yaşlılara dönük tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayan Çelik, bu insani krizin devam etmesi halinde mülteci sorununun katlanarak artacağını ve bu insanların bütün dünyanın önünde ölümle karşı karşıya kalacağını kaydetti.

Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin herhangi bir şekilde bu mülteci akınına karşı sınırlarını açması söz konusu değildir. Bir tane daha mülteci alacak bizim gücümüz ve kapasitemiz yoktur. Dolayısıyla mülteci konusunda Suriye'de yaptıkları hatayı Afganistan'da yapmamalıdırlar.

Afganistan'daki insanların bu insani kriz içerisinde göç baskısıyla karşı karşıya kalmayacağı, onların hem insani ihtiyaçlarının karşılanacağı hem diğer ihtiyaçlarının karşılanacağı bir tablo uluslararası toplum tarafından yerine getirilmelidir. Yani kalkınmış ülkeler uluslararası sorumluluklarını üçüncü ülkelere yüklemeye çok meraklıdır, bunu çok severler. Böyle bir yaklaşımın hiçbir şekilde muhatabı Türkiye olmayacaktır. Hiç kimsenin de kendi sorumluluğundan kaçarak başkasına sorumluluk yüklemek gibi bir tavır içerisine girmemesi gerekir."

"Dikkat edilmesi gereken özgürlük prensibini korumak"
Çelik, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Sosyal medya düzenlemesinde gelinen aşamaya ilişkin bir soru üzerine Çelik, sosyal medyanın yalan haberlerin, manipülasyonların çok kolay yapıldığı bir zemin olduğunu, bu nedenle düzenleme ihtiyacının her zaman bulunduğunu belirtti.

Avrupa ülkelerinin ve başka ülkelerin de kendi egemenlik hakları çerçevesinde bunu yaptığını dile getiren Çelik, "Burada bir denge var tabii ki. Hem özgürlükleri, sosyal medya da özgürlük alanı hem bu özgürlüğü korumak ama aynı zamanda da bu yalan habere diğer birtakım infial yaratacak girişimlere karşı da insan şeref ve haysiyetini, insanların bireysel haklarını zedeleyen yaklaşımlara karşı da bireyi koruyan bir yaklaşım üretmek..." ifadelerini kullandı.

Devletlerle yarışan bir güç olarak ortaya çıkan sosyal medyada bireyin haklarının korunması, bireylerin kendilerini güvende hissedebileceği bir ortamın ortaya çıkmasının çok önemli olduğunu belirten Çelik, şöyle devam etti:

"Çünkü örgütlü bir biçimde bireyin şeref, haysiyetine saldırıldığı zaman o bireyin oradan 2, 3 tane tweet'le kendini koruması mümkün değil. Eldeki mekanizmalar yeterince hızlı değil. Burada dikkat edilmesi gereken şey, buradaki özgürlük prensibini korumak ama aynı zamanda da bu düzenlemeyi gerçekleştirmek. Bunla ilgili bir, iki toplantı yapıldı arkadaşlarımız tarafından ama bu toplantılarda sonuca varılmıştır diyemeyiz. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, dünyadaki bütün örnekleri ve yasal düzenlemeleri inceledi. Mecliste ve partide arkadaşlarımız çalışmanın içindeler. Birincisi, en önemli konu vatandaşımızı ve demokrasimizi yalan habere ve dezenformasyona karşı korunaklı hale getirmek. Bugün hem bireyler açısından hem demokrasiler açısından yalan haber ve dezenformasyon büyük bir tehdit olarak ortaya çıkıyor. Sosyal medya da çeşitli stratejilerle çok büyük kitlelere ulaşabiliyor. Hem bireylerin hem kendi vatandaşımızın korunması hem de demokrasimizin korunması açısından neler yapılmış veya neler yapılabilir, bunu takip ediyoruz."

Terör örgütlerinin sosyal medyayı yoğun biçimde kullandığını, psikolojik harekat ve dezenformasyon kampanyalarının güçlü şekilde yapılabildiğini dile getiren Çelik, buna karşı hukuk devletini, bireyleri korumak için düzenleme ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Önemli olanın internet medyasının ihtiyaç duyduğunu yasal düzenlemeyi hazırlamak olduğunu belirten Çelik, bireylerin özgürlük alanını korurken bu devasa yapı içinde hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmesinin engellenmesinin önemine işaret etti.

Çelik, "Bütün bu perspektifler değerlendirilerek henüz tartışma aşamasında bir olgunluğa oluştuğunu söyleyemeyiz şu aşamada ama bu bir ihtiyaçtır." dedi.

Çelik, "Yüzde 7 seçim barajı netleşmiştir. Cumhur İttifakı'nın yaklaşımı budur." dedi.

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.