logo
09 AĞUSTOS 2026

Cumhur ittifakı ve CHP neye imza attı? -2-

09.08.2026 00:00:00
 
Dünkü yazımı, 'Barzanilere yakınlığıyla bilinen Kürt Diaspora Konfederasyonu (DİAKURD) adlı bir kuruluş, Lozan'da "Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkının gasp edildiği" iddiasıyla yargı yoluna başvurma kararı almış' şeklinde bitirmiştim.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Erbil merkezli bir Kürt medya grubu olan Rudav'ın 2023 Mayıs ayındaki haberine göre yukarıda bahsi geçen talebin karşılanması için, evvela Erdoğan'a dilekçeyle müracaat edilmiş, olumlu cevap alınmadığı takdirde ise iç hukuk yollarına, ardından BM İnsan Hakları Komitesi'ne başvurulacağı bildirilmiş.

Lozan'da toplandılar

Lozan Antlaşması'nın 100'üncü yılı dolayısıyla İsviçre'nin Lozan kentinde bir konferans düzenlendi.

İki gün süren konferansa, Kürdistan Parlamentosu Başkan Yardımcısı Hemin Hewrami, Kürt siyasetçiler Huşyar Zebari, Mele Bahtiyar, Hişyar Özalp, Osman Baydemir, Hatip Dicle; Almanya Kürt Toplumu (KGD) Başkanı Mehmet Tanrıverdi, Avusturya Graz Üniversitesinden Prof Dr. Bilgin Ayata, Süleymaniye Üniversitesinden Pişko Hemetahir, Prof. Dr. Abbas Vali ve Sosyolog İsmail Beşikçi'nin yanı sıra çok sayıda yabancı ülke temsilcisi katıldı.

'Kürtlerin meşru hakları tanınmamış ve varlıkları inkar edilmiştir'

Konferansa mesaj gönderen Mesut Barzani'nin cümleleri birazcık dini ve milli hassasiyeti olanlar için yenilir, yutulur cinsten değildi. Bakın ne diyor Mesut Barzani!

"Unutmayalım ki, Lozan'ın kötü sonuçlarıyla yüzleşmek ve hataları düzeltmek sadece Kürt halkının değil, bölge devletlerinin ve uluslararası denklemlerde söz sahibi olan ülkelerin de omuzlarındadır…

Lozan Anlaşması'nın, Kürdistan halkının kaderi üzerindeki etkisi ve sonuçları sayılamayacak kadar felaket, ham mahrumiyeti, ötekileştirme ve inkarla doludur.

Bu anlaşmanın asıl mağduru Kürdistan halkı olmuştur, çünkü binlerce yıldır köklerini bu topraklarda ve coğrafyada salmış bir halkın temel hak ve iradesi dikkate alınmamıştır.

Lozan Anlaşması, Kürtlerin hafızasında her zaman zulüm, mahrumiyet ve karanlık bir dönemin başlangıcı anlamına gelmektedir.

Lozan Antlaşması'ndan üç yıl önce Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması, Kürtlerin her millet için meşru ve mutlak hakkı olan bağımsızlık hakkından yararlanmalarına izin vermiş, ancak Lozan Antlaşmasında Kürtlere kısıtlamalar konularak umudu söndürülmüştür.

Lozan Anlaşması'nın sonuçları ve etkileri bölge halklarına ilerleme, bir arada yaşama ve birlik getirmemiş, özellikle Kürdistan halkı için sağlıksız ve doğal olmayan bir gerçekliğin dayatılmasına yol açmıştır.

Lozan sonrası ortaya çıkan gerçeklik, çok karmaşık bir jeopolitik durum yarattı ve bölgede uzun süreli istikrarsızlığa kapı araladı. Yeni sınırların çizilmesi ve Kürdistan'ın bölünmesi, Kürdistan'ın her parçasına kendine has özellikler kazandırdı. Maalesef hiç bir parçada Kürtlerin meşru hakları tanınmamış ve varlıkları inkar edilmiştir…

"Lozan'ın kötü sonuçlarıyla yüzleşmek bölge devletlerin de omuzundadır"

"Kürdistan halkının temel sorunu bölgedeki milletlerle değil, rejimlerle, diktatörlerle, yanlış politika ve baskıya karşı olmuştur.

Unutmayalım ki, Lozan'ın kötü sonuçlarıyla yüzleşmek ve hataları düzeltmek sadece Kürt halkının değil, bölge devletlerinin ve uluslararası denklemlerde söz sahibi olan ülkelerin de omuzlarındadır.

Ayrıca sivil toplum örgütleri, akademik ve sosyal merkezler, aktivistler ve uluslararası figürler de sorunları çözmek için barışçıl, demokratik ve iyi niyetli bir çerçeve oluşturmaya katılmalıdır…

Elbette bu kutsal bir görevdir ve bu görevin ifası hepinizin kardeşliğini, ortaklığını ve birliğini gerektirir. Bu görev içerisinde dar çıkarlardan vazgeçmeli ve Kürdistan tüm çıkarların üzerinde görülmelidir" diyen Barzani, konferansa başarılar diledi. (27-05-2023 https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/27052023)

Diyarbakır'da da toplandılar

8 Temmuz 2023'te Diyarbakır'da "Lozan Antlaşması'nın 100. yılında Kürdistan'ın geleceği" başlıklı bir konferans düzenlendi.

Düzenleyenler, Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Kürt Demokrat Partisi (KDP) ve Kürdistan Demokratik Hareketi (TDK-TEVGER).

Birçok yerli, yabancı tarihçi, siyasetçi ve akademisyen konuştu. Konferansın operatörü ise SeîdVeroj.

'Sevr, Kürtler için büyük bir şanstı'

Konferansın operatörü SeîdVeroj: "Aslında Sevr Antlaşması Kürtler için büyük bir şans idi ancak biricik Kürt örgütü olan Kürdistan Teali Cemiyeti'nin ayrıştığı, parçalandığı ve şubelerinin kapatıldığı bir döneme denk gelmiş, dolayısıyla Kürt siyasi liderleri ve dönemin Kürt örgütleri Sevr'in praktize edilmesi için gerekli ve yeterli girişimlerde bulunamamışlar.

Sevr anlaşması uygulanmasa da, koşullara bağlı olarak tanımlansa Kürtler ve Kürdistan hakkında bazı önerilerin sunulduğu uluslararası bir anlaşma metni olup Kürtlerin belli bir statüde kendi kendini yönetme hakkından bahsedilen önemli bir uluslararası ve tarihi belgedir. Sevr, sadece kağıt üzerinde kalsa da Kürtler için bir umut kaynağı olmuş ve bu umudun gerçekleşmesi beklentisi bugün de devam etmektedir…

Bölgede büyük bir nüfusa sahip olan Kürt milletinin yaklaşık yüz yıldır iradesi dışında, zor ve şiddet kullanılarak ülkesiyle birlikte bölünmesi ve parçalanması, siyasi, kültürel ve milli haklarından mahrum edilmesi, zorunlu göçlere ve katliamlara maruz kalması Lozan Antlaşmasıyla gerçekleşmiştir' dedi.

Ermenilerden nişan alan sosyolog

Konuşmacılardan birisi de 'Sarı Hoca' lakaplı, 2014 yılında Batı Ermenileri Kongresi ve Erivan Devlet Üniversitesi tarafından Ermeni Kırımı üzerine yaptığı çalışmalardan dolayı KevorkSurenyants Nişanı alan İsmail Beşikçi'ydi.

'Milletler Cemiyetinin aldığı kararlar yüzünden Orta Doğu'da, Mezopotamya'da Kürtlerin bölünüp, parçalanıp ve paylaşıldığını' iddia eden Beşikçi, Mustafa Kemal'in Kürtlere verdiği sözleri de tutmadığını iddia etti.

"Lozan Antlaşmasından sonra, yani devletin artık kendisini güçlü hissetmesinden sonra Mustafa Kemal Kürtlere verilen sözleri tamamen unutuyor ve inkar başlıyor.

Kürt diye bir halk yoktur, Kürtçe diye bir dil yoktur. Böyle çok yoğun bir inkar başlıyor…

Kürtleri ve Kürdistanı, dilleri ile tarih ve kültürleri ile tarihten silmek üzere bir çalışma yapılıyor.

Bir taraftan Kürtleri inkar ediyorsunuz ama bir taraftan da muasır medeniyetten söz ediyorsunuz. Böyle bir anlayış muasır medeniyet kavramı ile çelişmiyor mu?

Kürtleri asimile etmeye çalışıyorsunuz olmayınca da fiziki olarak imha etmeye çalışıyorsunuz. Şeyh Said'de, Dersim'de, Zilan'da, Ağrı'da, Sason'da gerçekleştirilen de bunlardır. Kürtler asimilasyonu ve Türklüğü kabul etmiyorsa o zaman imha etmelisiniz" dedi.

İşte Erdoğan ve Bahçeli önderliğinde bu zihniyetin meşruluğu TBMM'de yasallaştırılıyor.

 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.