logo
07 MAYIS 2026

Danimarka'da iki tren çarpıştı: 4'ü ağır 17 yaralı

Danimarka'da iki trenin kafa kafaya çarpışması sonucu 4'ü ağır olmak üzere en az 17 kişi yaralandı.

23.04.2026 12:30:00
İhlas Haber Ajansı
Danimarka'da iki tren çarpıştı: 4'ü ağır 17 yaralı
Danimarka'da iki tren çarpıştı: 4'ü ağır 17 yaralı
Danimarka'da iki trenin kafa kafaya çarpışması sonucu 4'ü ağır olmak üzere en az 17 kişi yaralandı.






Danimarka'nın başkenti Kopenhag'ın kuzeyinde Hillerod ve Kagerup kasabalarını birbirine bağlayan Gribskov demiryolu hattında yerel saatle 06.30 civarında iki tren kafa kafaya çarpıştı. 






Bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kazada en az 17 kişi yaralanırken, yaralılardan 4'ünün durumunun ağır olduğu öğrenildi. 






İtfaiyeden yapılan açıklamaya göre tüm yolcular trenlerden tahliye edildi, yaralılar ambulanslar ve helikopterlerle hastaneye kaldırıldı. İHA




















Bülent Gezer'in cansız bedeni 4 ay sonra bulundu

31 Aralık 2025 günü meydana gelen çığ felaketinde kaybolan Bülent Gezer, aradan geçen 4 ayın ardından ekipler tarafından bulundu

05.05.2026 14:44:00
İhlas Haber Ajansı
Bülent Gezer'in cansız bedeni 4 ay sonra bulundu
Bülent Gezer'in cansız bedeni 4 ay sonra bulundu
Artvin'in Ardanuç ilçesinde 31 Aralık 2025 günü meydana gelen çığ felaketinde kaybolan Bülent Gezer, aradan geçen 4 ayın ardından ekipler tarafından çığ altından çıkarıldı.






Ardanuç ilçesine bağlı Zekeriya köyünde yürütülen arama kurtarma çalışmalarında yeri tespit edilen Gezer'in cansız bedeni, ekiplerin yoğun çalışması sonucu bulunduğu noktadan çıkarıldı. Zorlu arazi ve hava şartlarına rağmen sürdürülen çalışmalarda, çığ kütlesi altında kalan Gezer'e ulaşılmasının ardından dikkatli şekilde çıkarma işlemi gerçekleştirildi. Ekiplerin koordinasyonuyla bölgeden çıkarılan Bülent Gezer'in cenazesi, otopsi için Artvin Adli Tıp Kurumu'na sevk edildi.








31 Aralık 2025 günü Zekeriya köyünde meydana gelen çığda, sürülerini yayladan köye indirmeye çalışan 6 çoban ve yaklaşık bin 200 küçükbaş hayvan çığa yakalandı. Çobanlardan 3'ü kendi imkânlarıyla kurtulurken, Suat Temel ile Kerimullah Azizullah'ın cansız bedenlerine ulaşıldı. Bülent Gezer ise kaybolmuştu. Olayın ardından başlatılan arama çalışmaları, bölgede artan çığ riski ve olumsuz hava şartları nedeniyle 3 Ocak 2026 tarihinde durduruldu. AFAD ekiplerinin bölgede sürdürdüğü ölçüm ve risk analizleri sonucunda çığ tehlikesinin azalmasıyla birlikte arama faaliyetlerine geçtiğimiz hafta sonu yeniden başlamıştı.

Vertigoyu tetikleyen 10 hata


 
Ülkemizde her 10 kişiden birinde görülen vertigo (baş dönmesi) son yıllarda hızla yaygınlaşıyor. Günümüzde yanlış yaşam alışkanlıklarının etkisiyle gençlerde de sık rastlanan vertigonun bir hastalık değil, önemli bir belirti olduğunu vurgulayan KBB Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Sürmeli, “Vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresindeki nesnelerin döndüğünü, sallandığını veya hareket ettiğini hissetmesidir" dedi.

05.05.2026 08:14:00
MURAT ÇORBACI
Vertigoyu tetikleyen 10 hata
Vertigoyu tetikleyen 10 hata

KBB Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Sürmeli, vertigonun tek başına bir hastalık değil, altta yatan başka bir sağlık sorununun habercisi olduğunu kaydetti. KBB Uzmanı Doç. Dr. Sürmeli, günlük yaşantıyı olumsuz etkileyen hatta kişiyi eve hapsedebilen vertigoyu tetikleyen hataları anlattı...







Yüzde 85 iç kulaktan kaynaklanıyor ama!

Halk arasında baş dönmesi olarak bilinen vertigo yüzde 85 iç kulaktan kaynaklanırken, yüzde 15'i beyinle ilgili hastalıkların (migren, inme, tümörler, MS vb) belirtisi olabiliyor. Ancak baş dönmesi durumunda pek çok hasta, çoğu zaman hastanede hangi branşa başvuracağını bilemeyerek zaman kaybedebiliyor. KBB Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Sürmeli bu konuda şöyle konuşuyor: "Baş dönmesi baş hareketleriyle tetikleniyorsa, kulak çınlaması, işitme kaybı veya kulakta dolgunluk hissi eşlik ediyorsa öncelikle KBB (Kulak Burun Boğaz) uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü bu belirtiler iç kulak kaynaklı bir soruna işaret eder. Ancak baş dönmesi şiddetli baş ağrısıyla geliyor, kolda-bacakta uyuşma/güçsüzlük, çift görme, konuşma bozukluğu, yutma güçlüğü gibi belirtiler eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden Nöroloji uzmanına başvurulmalıdır."







Tanı koymada gecikme yaşanabiliyor, çünkü…

Ülkemizde her 10 kişiden birinde vertigo görüldüğünü, ancak vertigonun her hastada aynı şekilde ortaya çıkmadığını belirten Doç. Dr. Sürmeli, bu durumun tanıyı zorlaştıran en önemli faktörlerden birisi olduğunu söylüyor. Doç. Dr. Sürmeli şöyle konuştu: "Hastalar şikayetlerini çoğu zaman 'her şey dönüyor', 'yürürken savruluyorum', 'yer ayağımın altından kayıyor' ya da 'sarhoş gibiyim' şeklinde ifade ediyor. Bazı hastalarda ise sadece sersemlik hissi, göz kararması veya dengesizlik ön planda olabiliyor. Bu nedenle her baş dönmesi aynı değildir ve detaylı değerlendirme gerektirir." Vertigonun çoğunlukla tedavi edilebilir ve yönetilebilir bir durum olduğunu belirten Doç. Dr. Mehmet Sürmeli, "Doğru tanı, düzenli takip, önerilen egzersizlerin yapılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile vertigo ataklarını en aza indirmek mümkündür. Ancak vertigoyla birlikte nörolojik bulgular (uyuşma, güçsüzlük, bilinç kaybı, bayılma, konuşma bozukluğu, çift görme, şiddetli ve hiç geçmeyen baş dönmesi) eşlik ediyorsa, ani ve tek taraflı işitme kaybıyla geliyorsa, ileri yaşta ilk kez ortaya çıktıysa, hipertansiyon, diyabet hastalığı varsa, zaman kaybetmeden nöroloji uzmanına başvurulmalıdır" dedi.







Vertigoyu tetikleyen 10 hata!


"Klinik gözlemler ve araştırmalar; son yıllarda vertigo şikayetiyle sağlık kuruluşlarına başvuran kişi sayısında belirgin bir artış olduğuna işaret etmektedir" diyen KBB Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Sürmeli, günlük yaşamda yapılan bazı hatalı davranışların da vertigoyu tetiklediğini vurguladı.







Doç. Dr. Sürmeli vertigoyu tetikleyen 10 hatalı davranışı şöyle sıralıyor;
• Yataktan hızla kalkmak
• Başı ani çevirmek veya yukarı-aşağı sallamak
• Aşırı tuz tüketmek
• Yetersiz su içmek
• Uzun süre ekran başında hareketsiz kalmak
• Yeterli ve kaliteli uyumamak
• Düzensiz ve hareketsiz yaşam tarzı
• Stresi kontrol edememek ve anksiyete
• Düzensiz ve sağlıksız beslenme, öğün atlama
• Aşırı kafein ve alkol tüketmek

Mayıs ayında 60 santimetre kar yağdı

Düzce'nin yüksek rakımlı bölgelerinde mayıs ayında aniden bastıran kar yağışı sonucu kar kalınlığı 60 santimetreye ulaştı. Ekipler, ulaşımın aksamaması için yayla ve köy yollarında kar küreme çalışmalarına başladı

04.05.2026 13:30:00
İHA
Mayıs ayında 60 santimetre kar yağdı
Mayıs ayında 60 santimetre kar yağdı
Bölgede hava sıcaklıklarının aniden düşmesiyle Düzce-Bolu sınırında yer alan 1485 rakımlı Sinekli Yaylası'nda gece saatlerinde başlayan kar yağışı, aralıksız devam etti. Bahar mevsiminde kış manzaralarının yaşandığı bölgede kar kalınlığı kısa sürede 60 santimetreye ulaştı. Görüş mesafesinin de düştüğü yaylada, vatandaşlar mayıs ayında yağan yoğun kar karşısında hazırlıksız yakalandı.






Bölge sakinlerinden Mehmet Albayrak, yağışın etkisini sürdürdüğünü belirterek, "Bugün 4 Mayıs 2026 Pazartesi. Geceden beri kar yağışı devam ediyor. Rakım bin 485, Düzce-Bolu sınırı. Kar seviyesi 60 santimetreye ulaştı ve yoğun şekilde yağmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.








Ekiplerden sürücülere kış lastiği ve zincir uyarısı

Kar yağışının etkili olduğu bölgelerde Düzce İl Özel İdaresi ekipleri harekete geçti. Yayla ve köy bağlantı yollarının kapanmaması için ekipler tarafından kar küreme ve tuzlama çalışmaları aralıksız sürdürülüyor.








Ulaşımda aksama yaşanmaması ve vatandaşların mağdur olmaması için bölgede yoğun mesai harcayan yetkililer, yüksek kesimlere çıkacak sürücüleri tedbirli olmaları, araçlarında mutlaka kış lastiği ve zincir bulundurmaları konusunda uyardı.






Eşrefoğlu Rumi vefatının 557. yılında yad edildi

İznikli mutasavvıf Eşrefoğlu Abdullah Rumi İznik'teki kabri başında yad edildi

03.05.2026 15:58:00
İhlas Haber Ajansı
Eşrefoğlu Rumi vefatının 557. yılında yad edildi
Eşrefoğlu Rumi vefatının 557. yılında yad edildi
İznikli mutasavvıf Eşrefoğlu Abdullah Rumi İznik'teki kabri başında yad edildi






Program, Eşrefzade Camii bahçesinde sela okunması ve Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Eşrefoğlu Rumi'nin 14'üncü kuşaktan torunu Safiyüddin Erhan "Bazı kişiler, evliyaların kabrinde 'ne buluyorsunuz diye' bizleri tenkit ediyor. Biz büyüklerin kabirlerinde türbelerinde Allah'a halimizi arz ediyoruz. Onlardan feyz alıyoruz. Büyüklerin kılıcı kabre girdikten sonra daha keskin oluyor. Onun için biz Allah'a olan halimizi arz etmek için onun sevgililerini vesile kılıyoruz. Bugün Çin'de yaşayan Kadiriler Türkiye'ye, Bursa'ya, İznik'e gelip Eşrefzade Abdullah Rumi, Abdülkâdir Geylânî'nin izlerini sürüyor, onların türbelerini arıyor" dedi.






Her dönemde insanları ilahi aşka kavuşturan Eşrefoğlu Abdullah Rumi gibi zâtların mevcut olduğuna dikkat çeken Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Ana Bilim Dalı üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, "Buraya gelen davetliler, 6 asır önce onun beyitleriyle sözleriyle buraya çağrıldılar. Onlar Allah dostları aşkı, yaradanı anlattılar. Onun için burada olanlar özel davete icabet edenlerdir" dedi.






İznik Kaymakamı Arif Karaman konuşmasında etkinliğin önemine dikkat çekerken her yıl geleneksel olarak gerçekleşmesinde emeği geçen İznik Belediyesi'ne teşekkür etti.
İznik Belediye Başkan Vekili Zeliha Peşte gerçekleştirdiği konuşmasında, "2015 yılından bu yana devam eden anma programlarımızda bizleri yalnız bırakmayan herkese teşekkür ediyorum. Niyet edip buraya gelen herkes, isimlerinin önünde ne unvan olursa olsun buraya gelerek bu güzel ortamın bereketinden nasiplenmek istiyoruz" diye belirtti.
Programda ayrıca İznik Belediyesi tarafından günün anlam ve önemine binaen hazırlanan köfteli çorba katılanlara ikram edildi.






Programa İznik Kaymakamı Arif Karaman, Belediye Başkan Vekili Zeliha Peşte, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kara, Eşrefoğlu Rumi'nin 14'üncü kuşaktan torunu Safiyüddin Erhan, belediye başkan yardımcıları, kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda misafir katıldı.İHA

3.8 milyar liralık yasadışı bahis ağı çökertildi

Bursa'da yasadışı bahis şebekesine yönelik dev operasyonda 31 şüpheli yakalandı, 22'si tutuklandı

02.05.2026 10:02:00
İhlas Haber Ajansı
3.8 milyar liralık yasadışı bahis ağı çökertildi
3.8 milyar liralık yasadışı bahis ağı çökertildi
Bursa'da yasadışı bahis şebekesine yönelik dev operasyonda 31 şüpheli yakalandı, 22'si tutuklandı






Yaklaşık 3 milyar 812 milyon TL işlem hacmine ulaştığı belirlenen organizasyonun 2 ayrı "bahis ofisi" deşifre edildi.








Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Bursa Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü soruşturmada, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ve banka hareketleri detaylı şekilde incelendi. Yapılan analizlerde, şüphelilerin farklı kişiler adına açılmış çok sayıda banka hesabını kullanarak para transferlerini parçalara böldüğü, bu yöntemle finansal takibi zorlaştırmaya çalıştığı belirlendi. Ayrıca, yasadışı bahis sitelerinin yönetiminin Bursa'daki sözde "ofisler" üzerinden organize edildiği, bu merkezlerde teknik altyapının kurularak site yönetimi, para trafiği ve müşteri ilişkilerinin buradan yürütüldüğü tespit edildi.








Ekiplerin aylar süren teknik ve fiziki takibi sonucunda, şüphelilerin yurt dışı bağlantılı bahis siteleri üzerinden faaliyet gösterdiği, vatandaşları yüksek kazanç vaadiyle sisteme dahil ederek haksız kazanç sağladığı ortaya çıkarıldı. Operasyon öncesinde iletişim trafiği ve para akışı anbean izlenirken, elde edilen deliller doğrultusunda eş zamanlı baskınlar için düğmeye basıldı.








Operasyon kapsamında adreslere düzenlenen baskınlarda çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, ayrıca 2 ruhsatsız tabanca ve 18 fişeğe de el konuldu.
Gözaltına alınan 31 şüpheli adliyeye sevk edilirken, mahkemece 22 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi, 9 kişi hakkında ise adli kontrol kararı verildi.
Yetkililer, yasadışı bahis ve benzeri suç örgütlerine karşı mücadelenin aralıksız sürdürüleceğini vurguladı.

Memur-Sen, 1 Mayıs'ı Çorum'da kutladı

Çorum'da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısı meydanı dolduran binlerce kişiye seslenen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "12 kişi için tüm dünyayı Paris'e toplamışlardı ama 70 bin aşkın insan soykırıma uğradı, hepsi sustu" dedi

01.05.2026 14:34:00 / Güncelleme: 01.05.2026 14:38:54
İhlas Haber Ajansı
Memur-Sen, 1 Mayıs'ı Çorum'da kutladı
Memur-Sen, 1 Mayıs'ı Çorum'da kutladı
Memur-Sen Konfederasyonu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü Çorum'da kutladı. Çorum Saat Kulesi Meydanı'nda oluşturulan alandaki kutlamalara binlerce kişi katıldı. Memur-Sen Konfederasyonu Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen'e bağlı sendika başkanlarının katıldığı kutlamaya katılan vatandaşlar, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını sloganlarla kınadı. Türk bayraklarıyla alanı dolduran binlerce kişi, 1 Mayıs'ı kutladı.






"1 Mayıs kardeşlik sözün, sesin yükseldiği gündür"

Alanı dolduran vatandaşlara ve sendika üyelerine seslenen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Paylaşımda adalet, dünyada barış diyoruz. Buluşmamız emekli, işçi, memur, bütün emekçiler, ülkemiz, üyelerimiz, milletimiz, insanlık için, mazlumlar ve mağdurlar için, alın teri mücadelemiz için hayırlara vesile olsun. Bugün bu coşkulu meydandan kadınıyla, erkeğiyle, amiriyle, memuruyla, emeklisiyle, engellisiyle, kadını, genciyle emeğin gür sesi yükseliyor. Uzak, yakın demeden meydanı dolduran coşkulu, emekçi kardeşlerimle birlikte, kamu görevlilerimizin gururu tüm kamu çalışanlarının umudu olarak sendikalarımızı tek tek selamlıyorum. 1 Mayıs kardeşlik günüdür, birlik ve beraberliğin günüdür, emeklisiyle, işçisiyle, emekçisiyle sözün, sesin yükseldiği gündür. 1 Mayıs emperyalizme karşı küresel adaleti, kapitalizme karşı alın terindeki asaleti, zalime karşı mazluma refakati, adil bir dünyayı, hakça savunma günüdür. Bugün kapitalistlerin, kompradorların emek istismarına dur demek için, küresel iktisat şebekelerinin aile düşmanlığına, LGBT borazanlarına sus demek için meydandayız. Sebebi olmadığımız enflasyonun bedeli emekçiye ödetilmesin, insan çalışma şartları tahsis edilsin demek için, kamuda ücrette denge, gelirde adalet talebimizi haykırmak, emekçinin gür sesini duyurmak için, aile dostu vergi politikamızı bir kez daha dillendirmek için buradayız. Uluslarası çalışma normlarına, ILO normlarına uygun bir sendika yasası, memur sendika yasası için, sorunlarından arınmış bir kamu personel rejimi için bugün buradayız. Küresel zulüm düzenine karşı dünya beşten büyüktür demek için, emek sermayeden büyüktür demek için, emeğin adalet talebini yükseltmek için, savaşlara hayır, soykırıma hayır demek için buradayı" dedi.






"En namuslu kelimeler, en namussuz insanların ağzında"

Dünyadaki gelir adaletsizliğine değinen Yalçın, "Emperyalizmin dünyanı kan gölüne çevirdiği, insanlığa açlığı, yoksulluğu, sefaleti, ölümü dayattığı bir çağdayız. Bu çağda adalet insanlığın hasretidir. Bu çağda adalet insanlığın umudu, duasıdır. Çünkü çivisi çıkmış olan bu dünyada kapitalist hırsızlar, emperyalist arsızlar dünyayı dünyayı cehenneme çeviriyor, adaletsizlik her geçen gün yeryüzünü kuşatıyor, emek horlanıyor, sömürü gittikçe azgınlaşıyor. Bu çağda adalet susturuluyor, zulüm konuşuyor, insanlık kan kaybediyor. Böyle bir düzene razı mıyız, tabi ki hayır. Dünyanın nüfusunun yüzde 20'si aşırı yoksulluk sınırının altında, yarısı ise yoksullukla mücadele ediyor, küresel serveti ise dünyanın yüzde 1'i kontrol ediyor. En zengin 26 kişinin serveti dünyadaki toplam servetin yarısına denk geliyor. Tam 1 milyar insanın açlıkla boğuştuğu bu çarpık düzene 'gelişmişlik', 'büyüme', 'yeni dünya' düzeni diyorlar. Bir tarafta servet dağ olur, bir tarafta açlık can alır. Bu düzende büyüyen dünya değil, büyüyen ancak zulümdür. Milyonlarca çocuğun açlıktan öldüğü, namussuzluğun, alçaklığın, hırsızlığın kol gezdiği böyle bir düzeni asla tasvip etmiyoruz. Bunun neresinde gelişmişlik, neresinde adalet, neresinde insan, vicdan var' İnsanlığa cennet vaad ediyor ama cehennemi yaşatıyorlar. Onun için emperyalizme hayır diyoruz, siyonizme hayır diyoruz, kapitalizme hayır diyoruz, sömürüye hayır diyoruz. Çünkü emperyalizm sömürür, aç bırakır, savaş çıkarır, savaş yapar. Sonra 'insan hakları', 'özgürlük, 'insan hakları', 'özgürlük' 'medeniyet', 'demokrasi' der. En namuslu kelimeler, en namussuz insanların ağzında" diye konuştu.






"12 kişi için tüm dünyayı Paris'e toplamışlardı ama 70 bin aşkın insan soykırıma uğradı, hepsi sustu"

Gazze'de yaşanan soykırıma değinen Yalçın, "Coğrafyamızın durumu ortada. Gazze'de 10 binleri katlettiler. Yüz yılın soykırımı yaptılar, soykırıma uğrayanların tamamına yakını savunmasız kadınlar, yaşlılar, bebekler ve çocuklar. Anneler parçalanmış evlatlarının bedenini ellerine alıp çığlık atarken, siyonist katiller çocukları bilinçli olarak hedef yapıyorlar. Hani nerede insan hakları, nerede kadın hakları savunucuları, hani çocuk hakları, insan hakları hamaseti yapanlar nerede Kutup ayıları, su kaplumbağaları, bilmem ne balinaları için ortalığı yıkanlar Gazze'de yaşanan vahşet karşısında ne oldu, kökünüze kibrit suyu mu döküldü, neredesiniz' Charlie Hebdo saldırısında ölen 12 kişi için tüm dünyayı Paris'e toplamışlardı ama 70 bin aşkın insan soykırıma uğradı, hepsi sustu. Bu onların çifte standartı, işte bu küresel adaletsizliğin en çarpık hali. Öyle bir düzen ki kendi kirini bile ört bas ediyor, kendi suçunu bile dosyalara gömüyor. Epstein dosyalarından ortaya çıkan o çürümüşlük bile bu kirli düzeni anlatmada az kalır" diye konuştu.






"Birimizi alırsanız, binimiz yola çıkarsınız"

Gazze'deki ağır kuşatmayı kırmak amacıyla yola çıkan Sumud Filosu'na uluslarası sularda saldıran İsrail'e tepki gösteren Yalçın, "Yüreği sınırsız aktivistler, kardeşlerimiz Barselona'dan yola çıktı, İtalya kıyısında duraklayıp yeni aktivistler aldı. Gazze için yolculuğunda Girit açıklarında, uluslararası sularda haydut, korsan İsrail tarafından alıkonuldu. Gemileri açıklarda bırakılarak batması istendi. Onun için buradan söylüyoruz. Bakın, birimizi alırsanız, binimiz yola çıkarsınız. Onlar o kontejsana sığabilen arkadaşlarımız. İçlerinde 10 tane Memur-Sen il temsilcimiz, genel başkan yardımcımız var. Aktivistlerimize bir şey olursa bunun bedelini ödetiriz diye başlangıçtan beri sesimizi, sözümüzü yükseltiyoruz. Sadece bizim kardeşlerimiz değil, dünyanın tamamında, dini, rengi, mezhebi, meşrebi, milliyeti farklı olsa da insanlık ortak paydasında yüreği aynı olan yiğit aktivistlerin tamamını buradan selamlıyoruz. İletişimi karartıyorlar ama unutmayın, cicdanlarımızı karartamazsınız. Biz itiraz etmeye, hareket etmeye, Gazze'ye ulaşmak için gayreret edeceğiz. O çocuklara eğitim yardımını, sağlık yardımını götüreceğiz. Gıda yardımları ulaşsın, Gazze özgürleşsin, Filistin özgür olsun diye elimizden geleni ilk günden bugüne kadar ortaya koyduğumuz gibi bundan sonra da devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

"Bizi güçlü kılacak olan alın teriyle yoğrulmuş bir adalettir"

Konuşmasında Memur-Sen Konfederasyonunun taleplerini de dile getiren Yalçın, "Güçlü memur, güçlü Türkiye. Güçlü Türkiye'den kastımız gelir dağılımında adaletin olduğu, toplumun her kesiminin refahtan ve büyümeden hakkına düşeni alabildiği, alın terinin karşılığının tastamam teslim edildiği adil Türkiye'dir. Bizi güçlü kılacak olan alın teriyle yoğrulmuş bir adalettir. Bizi muhkem kılacak olan gelirde adalet, vergide adalet, paylaşımda adalettir, insanı yaşat ki devlet yaşasın şiarına sımsıkı sarılmaktır. Fakat bu noktada tablo iç açıcı değil. Yüksek enflasyon ve fiyat istikrarsızlığı sabit gelirliyi eziyor, enflasyonla mücadelede fatura emekçiye kalıyor. Neoliberal politikalar sebebiyle gelir dağılımında adalet derinleşiyor, orta sınıf yok oluyor, emekliler ay sonunu getiremiyor. Görev aylığımız ile emekli aylığı arasındaki bağ koptu. Emekliler 22 bin TL seyyanen zammı hala alamadılar. Onun için emekliyi el açtıracak durumdan bir an önce kurtarmak gerekiyor. Genç işsizliği, gençlerimizi umutsuzluğa düşürmesin. Ücretlerin vergi yükü azaltılsın. Emeğin payı küçülürse umut da küçülür. Umut küçülürse alın teri başkasının kazancına dönüşür. Defalarca bu böyle olmaz dedik. Sebebi olmadığımız enflasyonun faturasını bize kesmeyin dedik. Ücretleri kısaltarak enflasyonu düşüremezsiniz dedik ve bütün bu yanlışların sosyal maliyetini anlattık. Bir kez de dünyanın merkezi Çorum'dan haykırıyoruz. Kamuda ücret adaletsizliği var, kamuda gelir dengesizliği var. Ücretlerimiz arasındaki makas büyüyor. Statüler arasındaki çalışma barışını bozan tartışma her geçen gün yükseliyor. Onun için bir an önce adım atmak gerekiyor. 8. Dönem Toplu Sözleşme'de uzlaşamadık, 7'incisinde de genel hükümlerde uzlaşamamıştık, süreç gergin bitti. Bu zam oranıyla kamuda aynı işi yapanlar arasında ücret dengesini alt üst edersiniz, aynı iş yapanların arasını açarsınız, kamuda çalışma barışını başarırsınız dedik, anlatamadık. Büyümeden, refahtan pay vermeden gelirde adaleti sağlamayı bırakın, alım gücündeki azalmayı düzeltemezsiniz dedik, anlatamadık. Onun için 'bütçe disiplini', 'enflasyon hedefi' dediler, gerçekleri görmezden geldiler. Bugün geldiğimiz noktada enflasyona reva görüleni yedi, bitirdi" ifadelerini kullandı.

Orman yangınları tehlikesi yine başlıyor: Ne kadar hazırlıklıyız?

Beykoz’da 26 Nisan’da ormanlık alanda çıkan yangın, uzunca bir çabadan sonra söndürülmüştü. Bu üzücü olay, aslında doğanın bize her bahar sonunda gönderdiği sert bir uyarı mektubu gibi. Nisan ayında bile rüzgarın etkisiyle yeniden alevlenen bir yangın, asıl sıcakların hüküm süreceği Temmuz ve Ağustos ayları için "tetikte olun" mesajı veriyor

30.04.2026 19:32:00
Hasan Gündoğdu
Orman yangınları tehlikesi yine başlıyor: Ne kadar hazırlıklıyız?
Orman yangınları tehlikesi yine başlıyor: Ne kadar hazırlıklıyız?
Türkiye, jeopolitik konumu ve iklim kuşağı gereği orman yangınlarına en hassas bölgelerden biri. Peki, bu kaçınılmaz döngüye karşı gerçekten ne kadar hazırlıklıyız?






Türkiye'nin mevcut hazırlık durumu: Neredeyiz?

Son yıllarda yaşanan büyük felaketler (özellikle 2021 yangınları), Türkiye'nin yangınla mücadele doktrininde köklü değişikliklere yol açtı.

Hava gücü: En büyük tartışma konusu olan uçak ve helikopter filosu, geçmiş yıllara göre daha sürdürülebilir bir modele geçti. Kiralık araçların yanına Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı envanterindeki araçların entegrasyonu sağlandı.

Teknoloji kullanımı: İHA'lar (İnsansız Hava Araçları) bu konuda en güçlü yanımız. Yangını dumanı yükseldiği an tespit etmek, ekipleri nokta atışı yönlendirmek konusunda dünya standartlarındayız.

Yapay zeka destekli erken uyarı: Meteorolojik verileri (nem, rüzgar, sıcaklık) analiz ederek "risk haritaları" üzerinden önleyici konuşlanmalar yapılıyor.






Eksiklerimiz ve "yumuşak karnımız"

Sadece araç ve personel sayısını artırmak, yangını durdurmaya yetmiyor. Hala iyileştirilmesi gereken kritik noktalar var:

Yerel koordinasyon ve gönüllülük: Yangın çıktığında bölge halkı yardım etmek istiyor ancak profesyonel eğitim almamış kalabalıklar bazen müdahaleyi zorlaştırabiliyor. Mahalle bazlı "eğitimli gönüllü" ağımız hala yeterince yaygın değil.

Orman-yerleşim yeri arayüzü: Beykoz örneğinde olduğu gibi, yerleşim yerlerinin orman içine girdiği bölgelerde "tampon bölge" eksikliği var. Evlerin dibine kadar gelen kuru otlar ve ağaçlar, yangının yerleşim yerlerine sıçramasını hızlandırıyor.

Biyolojik çeşitlilik ve monokültür: Tek tip ağaçlandırma (örneğin sadece çam dikilmesi), yangının bir "ateş fırtınasına" dönüşmesini kolaylaştırıyor.






Geçmiş hatalardan çıkarılan dersler

Geçmişte yapılan en büyük hata, yangını sadece "söndürülmesi gereken bir alev" olarak görmekti. Oysa yangın yönetimi bir bütündür:
İletişim kazaları: Sosyal medyadaki bilgi kirliliği, sahadaki ekiplerin moralini ve lojistiği etkiliyordu. Valilik ve OGM'nin daha şeffaf ve anlık bilgilendirme yapması bu hatayı gidermeye başladı.

Lojistik planlama: Geçmişte su tankeri ve personel sevkiyatında yaşanan tıkanıklıklar, artık "Yangın Yönetim Merkezleri" üzerinden daha dijital bir şekilde takip ediliyor.

Restorasyon hataları: Yanan alanları hemen dozerle düzlemek yerine, doğanın kendi kendini yenilemesine izin vermek (doğal gençleştirme) artık daha fazla tercih edilen bir yöntem.






İdeal hazırlık nasıl olmalı?

Yangın sezonuna girmeden önce şu stratejik adımlar "hayat kurtarıcı" olacaktır:

"Savunulabilir alan" oluşturma: Orman içindeki veya kenarındaki yerleşim yerlerinde, binaların çevresindeki yanıcı materyaller (kuru dal, ot, çöp) temizlenmeli.

Gece görüşlü müdahale: Beykoz'da gördüğümüz gibi, yangınlar gece de devam eder. Gece uçuş kabiliyeti olan hava araçlarının sayısı ve bu konudaki pilot eğitimi artırılmalı.

Karma orman yapısı: Yanan alanların rehabilitasyonunda, yangına daha dirençli olan geniş yapraklı (meşe, palamut vb.) türler ile iğne yapraklı türlerin karıştırıldığı "yangın bariyeri" ormanlar kurulmalı.

Halkın bilinçlendirilmesi: Yangınların %90'ı insan kaynaklı. Sadece piknik yasağı değil; anız yakma, cam kırıkları ve sigara izmaritleri konusunda çok daha sert denetimler ve eğitici kampanyalar şart.






Türkiye teknik donanım olarak eskiye oranla çok daha güçlü, ancak orman yangınlarıyla mücadele sadece itfaiyenin değil, topyekun bir toplumun görevidir. Beykoz'daki yangın, doğanın bize "Hazırlanın, sıcaklar geliyor" uyarısıdır. Bu uyarıyı ciddiye almak, sadece ağaçları değil, geleceğimizi kurtarmaktır.

Basın İlan Kurumu ile Anadolu Üniversitesi arasında iş birliği protokolü

Protokolle, eğitim ve staj programlarından akademik çalışmalara, araştırma projelerinden ortak bilimsel etkinliklere uzanan geniş bir çerçevede iş birlikleri hayata geçirilecek

30.04.2026 19:07:00
Haber Merkezi
Basın İlan Kurumu ile Anadolu Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Basın İlan Kurumu ile Anadolu Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Basın İlan Kurumu (BİK), kamu-akademi iş birliği vizyonu doğrultusunda üniversitelerle yürüttüğü ortaklıklara bir yenisini daha ekleyerek Anadolu Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı.

Protokol ile eğitim, uygulama ve sektör deneyimini bir araya getiren çalışmaların hayata geçirilmesinin yanı sıra öğrencilerin mesleki yetkinliklerinin artırılması ve medya alanındaki nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesi hedefleniyor.

Protokol, öğrencilere önemli fırsatlar sunacak

İmza töreninde konuşan Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, protokolün özellikle iletişim ve basın-yayın alanında öğrencilere önemli fırsatlar sunacağını belirtti.
Rektör Adıgüzel, "İletişim bilimleri alanındaki güçlü birikimimizle, sektörle daha yakın temas kurmayı önemsiyoruz. Genel Müdürümüzle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler sonucunda medya ve iletişim alanında yapılabilecek ortak çalışmaları değerlendirdik ve bu iş birliği protokolünü hayata geçirdik. Bu adımla birlikte başta basın-yayın alanı olmak üzere öğrencilerimizin sektöre hazırlanması ve istihdam olanaklarının artırılması hedeflenmektedir" ifadelerini kullandı.

İş birliği, sektöre geçişte köprü işlevi görecek

Türkiye'nin en köklü üniversitelerinden biri olan Anadolu Üniversitesi'nde bulunmaktan büyük memnuniyet duyduklarını dile getiren Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay ise "İki köklü kurum arasında kurulan bu iş birliğinin; Eskişehir'deki yerel medya için olduğu kadar Üniversitede eğitim gören öğrencilerin sektöre daha hızlı uyum sağlamaları açısından da önemli bir köprü işlevi göreceğine inanıyoruz. Amacımız genç iletişimcilerin mesleki gelişimlerine katkı sunmak ve sektöre daha donanımlı bireyler kazandırmaktır" şeklinde konuştu.






Akademik ve mesleki iş birlikleri geliştirilecek

Genel Müdür Çay ve Rektör Adıgüzel'in imza attığı protokol çerçevesinde taraflar; sertifika programları, eğitim programları, seminer, çalıştay, konferans, uygulamalı eğitim, araştırma projeleri ve benzeri somut akademik ve mesleki iş birliği faaliyetleri gerçekleştirecek.

Eğitim materyallerinin geliştirilmesi, karşılıklı uzman desteği sağlanması ve ihtiyaçlar doğrultusunda özel eğitim programlarının tasarlanmasının yanı sıra öğrencilerin, akademisyenlerin ve kurum personelinin yer alacağı eğitim, araştırma ve sosyal sorumluluk projeleri yürütülmesi de protokol kapsamında yer alıyor.

Staj ve uygulamalı eğitim imkânı

Anadolu Üniversitesi öğrencileri, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda Basın İlan Kurumu bünyesinde uygulamalı eğitim ve staj imkânından yararlanabilecek. Staj programları, akademik takvimle sınırlı ve eğitim amaçlı olarak yürütülecek.

Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü Senato Odası'nda gerçekleştirilen imza törenine Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç, BİK Özel Kalem Müdürü Sabri İşbilen, Kurumsal İletişim Müdürü Uğur Çelik ile Bursa Bölge Müdürü Gökhan Eren de katıldı.













Akran zorbalığı: Sistematik bir istismar türü

Akran zorbalığı, özellikle okul çağındaki çocuklar ve gençler arasında görülen, bir veya birden fazla kişinin kendilerinden daha güçsüz gördükleri bir akranına karşı uyguladığı süreklilik arz eden kasıtlı saldırganlık biçimidir

30.04.2026 16:47:00
Hasan Gündoğdu
Akran zorbalığı: Sistematik bir istismar türü
Akran zorbalığı: Sistematik bir istismar türü
Bu durum sadece "çocukluk şakası" ya da "geçici bir sürtüşme" değil, ciddi psikolojik ve fiziksel sonuçları olan sistematik bir istismar türüdür.






Akran zorbalığının boyutları

Zorbalık sadece fiziksel şiddetten ibaret değildir; günümüzde çok daha sinsi yöntemlerle karşımıza çıkar:

* Fiziksel zorbalık: İtme, vurma, eşyalarına zarar verme.
* Sözel zorbalık: Lakap takma, alay etme, aşağılama, tehdit etme.
* Sosyal (ilişkisel) zorbalık: Gruptan dışlama, hakkında dedikodu yayma, yalnızlaştırma.
* Siber zorbalık: Sosyal medya veya mesajlaşma platformları üzerinden taciz etme, izinsiz fotoğraf paylaşma veya dijital ortamda itibar suikastı düzenleme.






Zorba neden zorbalık yapar?

Zorbalık davranışı genellikle tek bir nedene bağlı değildir; bireysel, ailevi ve çevresel faktörlerin bir bileşimidir.

Aile içi dinamikler:
Zorba davranışı sergileyen çocukların birçoğu, kendi evlerinde şiddete, aşırı disipline veya tam tersi aşırı ilgisizliğe maruz kalmaktadır. Güç kullanmanın bir sorun çözme yöntemi olduğunu modelleyen çocuk, bu yöntemi okulda akranlarına uygular.

Güç ve kontrol arzusu:
Bazı çocuklar, düşük özgüvenlerini gizlemek veya akran grubu içinde bir statü kazanmak için başkalarını ezme yoluna giderler. Diğerlerini kontrol etmek, onlara kendilerini güçlü hissettirir.

Empati eksikliği:
Başkalarının duygularını anlama ve onların acısını hissetme (empati) yeteneği gelişmemiş çocuklar, davranışlarının sonuçlarını idrak edemezler. Karşıdakinin üzüntüsü onlar için bir "eğlence" kaynağına dönüşebilir.






Çözüm için nelerin yapılması lazım?

Akran zorbalığıyla mücadele tek taraflı olamaz; aile, okul ve toplumun eşgüdümlü çalışmasını gerektirir.

Okullar için stratejiler:
* Sıfır tolerans politikası: Zorbalığın bir "olgunlaşma süreci" değil, bir hak ihlali olduğu net bir şekilde vurgulanmalıdır.
* Gözlemci etkisi: Zorbalık genellikle bir izleyici kitlesi önünde gerçekleşir. İzleyicilerin "sessiz kalmak onaylamaktır" bilinciyle yetişmesi ve durumu rapor etmeye teşvik edilmesi gerekir.
* Rehberlik servisi: Sadece mağdurla değil, zorba çocukla da çalışılmalıdır. Saldırganlığın altındaki kök nedenler (ailevi sorunlar, travmalar) çözülmeden zorbalık bitmez.






Aileler için yol haritası:
* Mağdur ailesi: Çocuğunuzun içine kapanması, okul başarısının düşmesi veya açıklanamayan fiziksel yaralar bir sinyal olabilir. Çocuğunuza "Sen ne yaptın da sana vurdu?" gibi suçlayıcı sorular sormak yerine, onun yanında olduğunuzu hissettirin.
* Zorba ailesi: Çocuğunuzun birini zorbaladığını öğrendiğinizde savunmaya geçmek yerine durumu kabullenin. Bu bir davranış bozukluğudur ve profesyonel destek alarak çocuğunuza empati kurmayı öğretmelisiniz.






Bireysel farkındalık ve empati eğitimi:
Küçük yaşlardan itibaren çocuklara "farklılıkların bir zenginlik olduğu" aşılanmalıdır. Duygusal zekanın geliştirilmesi, zorbalığın panzehiridir.

Unutmayın; zorbalık, mağdurda ömür boyu sürecek özgüven eksikliği, anksiyete ve depresyon gibi izler bırakabilir. Sessiz kalmak, zorbanın en büyük yakıtıdır.

Kozan'da selin izleri havadan görüntülendi

Adana'nın Kozan ilçesinde dün akşam etkili olan sağanak yağış ve dolunun ardından meydana gelen sel felaketinin izleri havadan görüntülendi

30.04.2026 12:20:00
İHA
Kozan'da selin izleri havadan görüntülendi
Kozan'da selin izleri havadan görüntülendi
Kozan ilçesinde dün akşam etkili olan sağanak yağışın ardından Tabak Deresi taştı. Taşkının etkisiyle Bucak yolu üzerindeki Karabuzağı Mahallesi Döşeme mevkiinde bağlantı yolları su ve çamurla kaplanarak trafiğe kapandı. Yolda bulunan bazı araçlar ise sel sularında mahsur kaldı. Selin boyutu dron ile kaydedildi. Görüntülerde taşan derelerin yatağından çıkarak çevreye yayıldığı, asfalt yolların söküldüğü ve dev kayaların sürüklenerek yerleşim alanlarına kadar ulaştığı görüldü. Özellikle Eskikabasakal ve Karabuzağı mahallelerinde tarım arazilerinin suyun şiddeti nedeniyle etkilenip zarar görmesi dikkat çekti.






Bölgede bazı yollar tamamen kullanılamaz hale gelirken sel sularının bıraktığı çamur ve moloz yığınları havadan görüntülendi.








"Tarım arazileri ve yollarda büyük hasar oluştu"

Eskikabasakal Mahalle Muhtarı Levent Kara, yaşanan afetin büyüklüğüne dikkat çekerek, "Hepimize geçmiş olsun. Şu an durum ağır, bir can kaybımız var, bir üreticimizin de hayvan kaybı var. Tarım arazileri ve yollarda büyük hasar oluştu. Sel yaklaşık 20 dakikada dağdan aşağıya indi. Yağmur dolu ile karışık şekilde yağdı. Maden ocakları dağın yapısıyla oynadı, açılan yollar nedeniyle su doğrudan yerleşim alanlarına yöneldi. Mahallemizde en son böyle bir olay 60 yaşındaki vatandaşlarımızın çocukluk döneminde yaşanmış" dedi.








"Daha önce de sel oluyordu ama bu kadarını görmedik"

Sel sırasında evinin önünden suyun aktığını belirten Bekir Özgan ise, "Yoldayken köyde sel olduğunu eşimden öğrendim. Daha önce de sel oluyordu ama bu kadarını görmedik. Köprü yapılması lazım, tarlalara su gitmeyecek alanlar oluşturulmalı. Kozan'ın en yakın köylerinden biri burası ve en fazla zarar gören yer de burası" diye konuştu.





















logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.