logo
08 AĞUSTOS 2026

Deflasyon nedir?

Deflasyon fiyatlar genel seviyesinde meydana gelen sürekli düşüşün adıdır.

07.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Deflasyon nedir?
Deflasyon nedir?
Deflasyon fiyatlar genel seviyesinde meydana gelen sürekli düşüşün adıdır.

Enflasyon ile mukayese edildiğinde ekonomiler için çok daha tehlikeli bir durumu ifade etmektedir.

Fiyatlar genel seviyesinde yaşanan düşüş toplam talebin yetersiz kalmasından kaynaklandığı için, firmalar üretim kapasitelerini kısma yoluna giderek işçi çıkartır. Bu ise daha fazla bir talep daralmasını beraberinde getirir.







Bir taraftan tüketiciler, fiyatlar düşüyor diye var olan taleplerini bile ertelerken; diğer taraftan artan işsizlik, zaten eksik olan talebi daha da aşağıya çeker, böylece adeta ekonominin ortasındaki bir kara delik misali deflasyon süreci her şeyi yutup ekonomileri durma noktasına getirir.

Kapitalist anlayışın klasik ayağı, sistemin kendi kendini tamir edeceğine, fiyatların ve işçi ücretlerinin ise esnek olduğuna inanmaktadır. Ancak gerçek hayatta uygulamanın bu şekilde olmadığını gören kapitalist anlayışın diğer ayağı Keynes modeli, kamunun harcamalarını arttırarak talebi desteklemesi gerektiğini savundu.

Yapılan uygulamalar kısmen netice verdi ancak kamu harcamalarını maliyetli para ile arttıran uygulama zaman içerisinde ülkeleri hem enflasyon, hem de borç sarmalı ile karşı karşıya getirdi.







Çünkü faizle alınan borç para ile yapılan harcamalar neticesinde bu paraların ödemesi için hükümetler vergi oranlarını arttırmak ve orta vadede hem cari, hem de sosyal harcamalarını kısmak zorunda kaldılar.

Bir taraftan artan vergiler üretim maliyetlerini yukarı çekerken, diğer taraftan hem kamunun orta vadede harcamalarını kısmak zorunda kalması, hem de vergilerle piyasadan paranın çekilmesi hane halklarının talebini daha da kıstı.







Netice olarak kısa vadede kısmen fayda vermiş gibi gözüken Keynes'in yaklaşımı orta ve uzun vadede hem maliyet enflasyonuna ve hem de talep daralmasına sebep oldu. Sonuç olarak dünya ekonomileri hem işsizlik, hem de enflasyon denen yeni bir hastalıkla yani stagflasyon ile tanıştı.

Deflasyonla mücadelede hastalığın sebepleri teşhis edilemediği için uygulanan reçeteler adeta ağrı kesici mesabesinde kalmıştır. Hastalık devam etti ancak tesiri kısmen azaltıldı. Çünkü hastalığın temeli hane halklarının tüketmemesi iken, bu açık maliyetli para ile yapılan kamu harcamaları ile kapatılmaya çalışıldı.

Talebi artırmak için kullanılan maliyetli paranın geri ödemesi, orta vadede hem kamu harcamalarının kısılmasına hem de vergi oranlarının artırılmasına neden oldu.







Deflasyondan çıkmak için neler yapmalı sorusuna ve şu ana kadar uygulanan politikaların neden yanlış veya eksik olduğuna cevap bulmadan önce, daha önemli bir soruya cevap arayalım; neden ekonomiler deflasyona girerler?

Halen bilinen ekonomi modellerinin cevabını bulamadığı bu soruyu şu şekilde de sorabiliriz; büyüyen ekonomiler neden belli bir süre sonra durağan bir döneme girmekte ve sürekli bir büyüme yakalanamamaktadır? Çünkü ekonomilerde zaman zaman ortaya çıkan bu durgunluk dönemleri ile deflasyon hastalığının sebepleri paralellik arz eder.







Önceleri gelişmiş kabul edilen ülkelerde baş gösteren bu problem bugün başta ülkemiz olmak üzere dünyanın hemen hemen her yerinde en önemli hastalık olarak dünya ekonomilerini tehdit etmektedir. Öyleyse hastalığı tedavi etmeden önce hastalığın sebeplerini teşhis etmek gerekir.

"Her arzın kendisine yetecek talebini oluşturacağı" düşüncesi ciddi bir yanılgı idi. Eğer büyüyen bir ekonomiye sahipseniz yakaladığınız bu büyümeyi karşılayacak tüketim miktarının üretimden elde edilen gelirle sağlanması mümkün değildir. Her dönem bu büyümeye mukabil eksik kalan tüketim miktarının emisyonla birlikte dengelenmesi zaruridir.







Bu temel ölçüye sahip olmayan ülkelerde belli bir büyüme trendi yakaladığında, büyüme olduğu her yıl talep eksikliği daha da artmaktadır. Birkaç yıl sonra artık bu talep yetersizliği büyüyen ekonomilerde kendi içine doğru bir çöküşü başlatacaktır.

Bu durumu vücudu büyüyen bir insanın o bünyeyi taşıyacak kemik yapısı gelişmediği için bütün bünyenin bu ağırlık karşısında kırılıp dağılmasına benzetebiliriz." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.