Olası büyük İstanbul depreminde en az 45 bin bina yıkılacak. 250 bin bina ağır hasar alacak. Sadece İstanbul değil çevre iller de depremden etkilenecek ve Türkiye'nin 4'te 1'i korkunç bir kaosun içinde bulacak kendisini.
Önce 26 Eylül'de İstanbul 5.8 ile sarsıldı. Öncesinde Çanakkale Ayvacık'ta 5 büyüklüğünde deprem meydana gelmiş 12 köy hasar görmüştü. 11 Ocak'ta yine Silivri açıklarında deprem oldu. Bu seferki şiddeti 4.7'ydi. Sonra 22 Ocak'ta Manisa'nın Akhisar ilçesi 5.4 ile sallandı. Bir gün sonra Ankara'nın Akyurt ilçesi 4.5 ile depremi yaşadı. Cuma gecesi Elazığ'da meydana gelen 6.8 şiddetindeki deprem ve ardından gelen 41 ölüm haberi bütün Türkiye'yi yasa boğdu.
Peş peşe yaşanan depremler maalesef son bulmadı. Türkiye önceki gün de sallanmaya devam etti. Geçen hafta 5.4 ile sallanan Manisa, salı günü saat 14.26'da Kırkağaç'ta 4.8 (5.1) şiddetinde deprem gördü. saat 17.53'te 4.1 şiddetinde yine aynı yerde deprem oldu. Saatler 23.10'u gösterdiğinde bu sefer Akhisar 4.7 ile sarsıldı. Ayrıca saat 18.38'de Marmaris açıklarında 5.4 şiddetinde deprem meydana geldi.
Bütün yaşanan bu süreçte işin uzmanları deprem hakkında Türk halkını detaylı bir şekilde bilgilendirdi. O kadar ki, dünyada deprem konusunda en fazla bilgi sahibi olan millet her halde Türk milleti olmuştur. Ama bu kadar bilinçlenmeye rağmen depremin yaratacağı felaketlere karşı çaresiz ve eli kolu bağlı bir şekilde bekliyor olmak büyük bir çelişki değil mi?
Elazığ'daki depremden sonra incelenen 13 bin 346 binadan 378'inin yıkıldığı, 3 bin 249'unun ağır hasar aldığı belirlendi. Hepsinden önemlisi 41 can gitti. Depremden sonra, insanlar öldükten sonra, binalar hasar gördükten sonra yapılan yardım kampanyaları yaşanan travmayı giderir mi?
AFAD'a göre İstanbul'da olası büyük bir depremde 44 bin 500 bina yıkılacak. 250 bin bina ağır hasar alacak.
En az 30 bin can kaybı yaşanacak. 60 bin insan hastanelerde tedavi altına alınacak. Böyle bir durumda yaşanacak kaosu düşünebiliyor musunuz?
Öncelikle ulaşım sağlanamayacak.
Hiç kimse yakınlarından haber alamayacak.
Arama kurtarma çalışmaları yetersiz kalacak. Çünkü sadece İstanbul için yaklaşık 1 milyon kurtarma ekibi gerekecek. Karadan İstanbul'a ulaşım sağlanamayacağından ve bu sayıda kurtarma ekibi olmadığından arama kurtarma çalışmaları yetersiz kalacak.
Göçük altında kalan fakat henüz ölmemiş olan insanlar arama kurtarma çalışmalarının yetersiz kalması nedeniyle ölecek.
Kara yoluyla ulaşım sağlanamayacağından iş makineleri de yetersiz kalacak.
Üst geçitler, viyadükler, alt yapı hizmetleri zarar görecek. Özellikle temiz su ve kanalizasyon konusunda büyük sıkıntı yaşanacak. Salgın hastalıklar baş gösterecek.
Şehir dışından İstanbul'a her gün düzenli bir şekilde gelen sebze, meyve ve temel gıda malzemeleri gelemeyecek.
İstanbul'da yaşanacak büyük bir deprem sadece İstanbul'u değil çevre illeri de etkileyeceğinden en az 20 milyon insan zarar görecek yani Türkiye nüfusunun 4'te 1'i.
Hastaneler bütün yaralıları alamayacak. Doktorlar bu kadar çok yaralıya yetişemeyecek. Tedaviler aksayacak.
Elektrik sorunu yaşanacak ve jeneratörler devreye girecek. Ameliyatlar büyük zorluklar altında yapılacak.
Yağma ve hırsızlık olayları yaşanacak.
Zaten bitmiş olan Türkiye'nin ekonomisi tamamen çökecek ve uzun yıllar süren büyük bir kriz baş gösterecek.
Bütün bunların dışında yıkılan İstanbul'un tekrar inşa edilmesi için en az 100 milyar TL gerekecek. Çevre illeri de katarsanız maliyet daha da büyüyecek...
Peki ne yapmak lazım? Öncelikle yapılması gereken, bu felaketler yaşanmadan önlem almak. Yani İstanbul'un yeniden ele alınması rantçı kafayla değil çözüme odaklı bir anlayışla olmalı. 2000 yılından önce yapılan binaların derhal tespit edilerek son deprem yönetmeliğine göre yeniden inşası sağlanmalı. Bunu yaparken de kâr odaklı değil maliyetine yapılacak evlerin çok uzun vadelerle ve düşük aylıklarla faizsiz bir şekilde olmasına özen gösterilmeli. Yani acilen Milli Ekonomi Modeli'nin prensipleri uygulanmalı.
Depreme karşı yapılan hazırlıklar konusunda Japonya örneği çok sık gösterilir. Dünya'nın şiddetli depremlerin yaşandığı bir diğer ülkesi de Şili'dir. Şili'de de alınan önlemler sayesinde şiddetli depremler yukarıda saydığımız kaosların yaşanmasını önlüyor. Yani bilim, depremlerle birlikte yaşamaya imkan sağlıyor. İşin parasal boyutunu da Milli Ekonomi Modeli prensipleriyle çözmemiz mümkün. O yüzden bir deprem ülkesi olan Türkiye, depremlerden sonra büyük travmalar yaşayacağına, hemen şimdi ciddi bir şekilde kolları sıvamalıdır. Topyekûn acil bir seferberlik ilan edilmeli. Bunu anlamak bu kadar zor mu?
Yukarıda anlatmaya çalıştığımız felaketleri yaşamak istemiyorsak, "Depremden sonra değil, deprem önce" diyoruz.
- Asrın ahlaksızlığı / 18.02.2023
- İmar affını ‘kader’ çıkarmadı / 11.02.2023
- EYT’liler ilk maaşı ne zaman alır? / 04.02.2023
- Altılı Masa artık yok! / 28.01.2023
- Avantajları kaybeden seçimi kaybeder / 21.01.2023
- Basit bir ekonomi dersi! / 15.07.2022
- Hz. Ali'yi sevmek / 12.07.2022
- Teşekkürler… / 10.07.2022
- “Sarı bürokratlar”a sesleniş! / 26.05.2022


























































