Başbakan Erdoğan'ın "derin devlet" açıklamasının ardından, tıpkı Şemdinli'de olduğu gibi, bu ülkenin ve bu milletin en önemli değerlerine ve kurumlarına çok derin bir operasyon başlatıldı.Şemdinli'de, Genelkurmay Başkanımız Org. Yaşar Büyükanıt paşa nezdinde, tüm Türk Silahlı Kuvvetleri hedef tahtasına oturtulmuş, sözde derin bir çeteleşmenin odağına yerleştirilmişlerdi. Oradaki oyun tutmadı.Şimdi yeni bir oyun sahneleniyor. Burada da milat, Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından Başbakan Erdoğan'ın yaptığı "derin devlet" açıklaması. Zaten Rahip Santoro ve Dink cinayetleriyle Trabzon'un hedef şehir haline getirilip, milliyetçiliğin ve vatanseverliğin "ayıplı" sıfatlar olarak lanse edilmesiyle bu sürecin fitili ateşlenmişti.
Önceki gün de, hem Ogün Samast'ın bayrak fonlu fotoğraflarının Jandarma tarafından çekildiği iftirası yayıldı, hem de Prof. Dr. Haydar Baş ile ilgili aynı merkezden çıkma birkaç yazı kaleme alındı. Bu sefer operasyon çok yönlü yürütülüyor. Hem kuva-yı milliye direnişinin "sivil milli kalesi"ne, hem de askeri kalesine aynı anda operasyon ve psikolojik harp tatbik ediliyor.Önce askeri kanada yapılan saldırıya verilen cevabı görelim. Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada şunlar ifade ediliyor:"Müfettişlerce tesit ve beyan tutanağının düzenlenmesinden hemen sonra görüntülerin kaynak belirtilmeden ve jandarma karakolunda çekildiği de ifade edilerek TGRT televizyon kanalına servis edilmesi, bu tertibin arkasında olanlardın niyet ve maksatlarını göstermesi açısından son derece düşündürücü ve endişe vericidir."
Ortada ciddi bir tertip olduğu ve bu tertibin "endişe verici" boyutlara ulaştığının en üst makam tarafından ifade ediliyor olması oldukça önemli."Sivil milli kale"ye yapılan operasyon ise, aynı grubun (Ciner grubunun) iki gazetesi Takvim ve Sabah'ta Nazlı Ilıcak ve Fatih Altaylı'nın aynı tornadan çıktığı ve aynı yerden talimatlandığı "ampul" gibi ayan beyan olan iki yazı kaleme almasıyla başladı. Altaylı ve Ilıcak, Prof. Dr. Haydar Baş'la ilgili "derin" yazılar kaleme alıp, bir yerlere "derin" mesajlar ve "derin" şikayetlerde bulunuyorlar. Bize gelen bilgiler ışığında öğreniyoruz ki, Altaylı ve Ilıcak bu yazıları kaleme almadan önce 3 saati aşkın hararetli bir toplantı yapmışlar. Muhtemelen kendilerine geçilen talimatı enine boyuna pişiriyorlardı.
Altaylı "Kim bu Haydar Baş" başlığıyla kaleme aldığı "güdümlü" yazısında şunları söylüyor:"Televizyonlarda yaptığı konuşmalar, normal bir siyasi partinin sonsuza kadar kapatılmasını gerektirecek cinsten. Nedense hiçbir şey olmuyor. Savcılar Haydar Baş karşısında "derin" uykuda. Özellikle gençler arasında güçlü bir yapılanması olduğu konuşuluyor. Trabzon ve çevresindeki "maneviyatçı ve mukaddesatçı ve dahi milliyetçi" gençlerin ruhunu okşayan sözler söylediği ve bu gençleri etkilediği biliniyor. Her şeyi gören ve bilen Türkiye Cumhuriyeti devleti Haydar Baş'ı neden görmezden geliyor çok merak ediyorum."Neresinden başlayalım?Evvela Haydar Baş'ın kim olduğunu, daha doğrusu ülkenin pazarlanmasına, satılmasına ve işbirlikçiler yardımıyla bölünmesine karşı oluşan kuva-yı milliye hareketinin "sivil milli kalesi" olduğunu herkesten daha çok Altaylı ve şürekası biliyor. İkinci olarak Altaylı'nın "derin" kelimesini tırnak içinde vererek, Başbakan Erdoğan'ın derin devlet şifresiyle başlattığı operasyona yine kelimelerle göz kırpıyor.Tıpkı Trabzon'u ve Trabzonluları, "katil ve terör eylemcisi üreten ağabey sistemi" olarak tanımlayan Ali Bayramoğlu gibi. Bayramoğlu da 30 Ocak'ta kaleme aldığı yazısının başlığını "derin devlet ve derin sorular" koymuş ve eklemiş: "MİT tarafından "devşirildiği" iddiasıyla 2000 yılında MGK'ya sunulan raporda yer alan, tarikattan siyasi partiye dönmüş kimi yapıların üzerine neden gidilemiyor?"Nazlı Ilıcak da, Bayramoğlu'nun bir hafta önce attığı pası, aklınca şu cümleyle gole çeviriyor:"Ali Bayramoğlu, Meltem ve Mesaj TV şirketlerinin kurucusu ve Bağımsız Türkiye Partisi'nin Genel Başkanı Haydar Baş'ı kastediyor."Bir hafta önce isim zikretmekten ödü kopan bu güruh nedense bir hafta sonra kendilerinde o cesareti bulabiliyorlar. Ilıcak Prof. Dr. Baş'ı şu cümlelerle tanımlıyor:"Misyonerlik faaliyetlerinin sıkı bir takipçisi; dinlerarası diyalogu savunan Fethullah Hoca'nın can düşmanı. Baş'a göre, Fener Rum Patrikhanesi'nin ve Katolik Kilisesi'nin, Türkiye üzerinde hesapları var. Bunlar PKK'yı bile kullanıyorlar."Ve Ilıcak'ın son cümlesi: "Doğrusu merak ediyorum, Milli Güvenlik Kurulu'na Haydar Baş hakkında nasıl bir rapor sunulmuştu?"Siz de dikkat etmişsinizdir, Altaylı ve Ilıcak'ın yazıları ilginç bir şekilde "derin" bir merakla sona eriyor. İkisi de aynı merkezden aldıkları talimatın gereğini icra ettikleri için bu kadar benzerlik şaşırtmamalı!Ilıcak, Altaylı, Bayramoğlu ve o ekibin şakirtlerinin tekerine çomak soktuğu, ülkenin satılmasına, bölünmesine, pazarlanmasına ve üniter yapısının AB'ye kurban edilmesine karşı çıktığı, dinlerarası diyalog faaliyetleri ve aynı zeminde yürütülen misyonerlik çalışmalarıyla ülkenin Hıristiyanlaştırılmasına karşı çıktığı ve mücadele ettiği, vatanseverliği ve milliyetçiliği hiçbir çıkar gözetmeden, sadece ve sadece millet, devlet sevgisinden beslendiği, ömrünün neredeyse tamamını devlet-millet, sivil asker kaynaşmasına adadığı için Prof. Dr. Haydar Baş bu işbirlikçi şakirtlerin hedef tahtasındadır.Tıpkı Şemdinli, Atabey ve son olarak Hrant Dink operasyonlarında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hedef tahtasına oturtulması gibi...Türk halkı; ülkesine, bayrağına, toprağına, değerlerine sahip çıkanlar ve bu uğurda mücadele edenlerle, onlara engel olmaya çalışan işbirlikçi taşeronları ve maşaları tefrik edebilecek ferasete sahiptir.Hele hele bu maşalar, bir zamanlar bölücübaşı Öcalan'a, PKK kamplarında "sayın başkanım siz Türkiye'nin liderliğine oynuyorsunuz" diye hitap eden ve bu hitabından dolayı İstanbul DGM Başsavcılığı tarafından "PKK'ya yardım ve yataklık"tan yargılanan biriyse ayırmak hiç de güç olmayacaktır.
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012

























































