HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 EYLÜL 2021, SALI

Dini ve milli duygularla dolu bir haftanın ardından - I

27.07.2021 00:00:00
'Dini ve milli duygularla dolu bir haftanın ardından - I' seslendirme dosyası:

Son bir haftada yaşadığımız, Kurban Bayramı, Kıbrıs Barış Harekâtı ve Lozan Barış Antlaşması gibi birbirinden anlamlı ve güzel günleri hatırlayarak başlamak istiyorum kıymetli okurlar. 

Bir Kurban Bayramını daha geride bıraktık. Prof. Dr. Haydar Baş Bey bizi her bayramda birlikte ve yanında görmekten son derece mutlu olurdu. Onun alıştırdığı gibi bayramın ilk günü Akçaabat'taydı gönül dostları. Sabah namazı, bayram namazı, ardından onu ve onu yetiştiren üstadı Mustafa Hayri Öğüt Hazretleri'ni ziyaretle başladı tebrikleşmeler. Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, bizim geleneğimiz haline gelmiş olan bu bayramlaşma şeklini yaşatırken değerlerimize nasıl sahip çıkmamız gerektiğini de hepimize bir kez daha hatırlattı. Haydar Hocamız ile musafaha etmeden bayram kutlamanın üzüntüsü ve hasretin burukluğu bütün yüreklerde derinden hissedildi yeniden. Ama onun yükünü omuzlamanın onuru ve sorumluluğunu taşıyan, en başta Genel Başkan Hüseyin Baş ve bütün evlatlarını ve de dava arkadaşlarını bir arada görmek gönüllere teselli verdi, umutları tazeledi. Zaten bayramlardan murat edilenlerden biri de, Cenab-ı Allah'ı hatırlamak, onun huzurunda diğer Müslüman kardeşleriyle birlik olmak, beraber olmak, birbirini görmek, din kardeşleri hakkında hayırlar ve güzellikler dilemek değil midir? Ne mutlu bu güzide topluluğa! Tüm camiamızın, Türk Milletinin ve İslâm âleminin bayramını tekrar tebrik ediyorum.

Geçen haftanın bir başka önemli başlığı da Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 47. yıldönümü olması idi. Doğu Akdeniz'de yaşanan son gelişmeler Kıbrıs'ın Türk Milleti ve devleti için ne derece hayatî ehemmiyet taşıdığını bir kez daha ortaya koymuştur. 47 yıl önce gerçekleştirilen barış harekâtı sayesinde bugün Kıbrıs'taki soydaşlarımızın varlığından bahsedebiliyoruz. O sayede bugün Doğu Akdeniz'de egemenlik haklarımızdan, ekonomik, siyasî ve ticarî faaliyetlerimizden dem vurabiliyoruz. Türkiye'nin güvenliğinin Kıbrıs'ın güvenliğinden geçtiğini hepimiz daha iyi anlıyoruz. Kıbrıs adasında Türk varlığı olmasa idi, bugün Türkiye Cumhuriyeti Ege Denizi'nden başlayarak Doğu Akdeniz'deki son kıyı başına kadar tamamen kuşatılmış, dış dünya ile deniz ve hava bağlantısı kesilmiş, Yunanistan'a mahkûm bir devlet olurdu. Adadaki Rumların Türk nüfusunu soykırımla ortadan kaldırma ve Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlama planını suya düşüren, son derece haklı gerekçelerle yapılmış olan barış harekâtıdır. Bunun kazanımları da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin millî davasıdır. Bu harekât, Kıbrıs'ın vatan olarak kalmasını sağlamıştır. Bazılarının dediği gibi "yavru vatan" değil, Prof. Dr. Haydar Baş'ın dediği gibi "vatan"dır. Bir kez daha söyleyelim, Kıbrıs Türk'ün vatanıdır. Verilen şehitler, göğüs gerilen ambargolar bu kutsal vatana sahip çıkmak içindir. 

Yeri gelmişken Kıbrıs konusunda ne denli ayık olmamız gerektiğini, bütün dünyanın gözleri önünde nasıl oyuna getirildiğimizi yakın tarihimizden bir örnekle hatırlayalım. Yıl 2004. Barış harekâtını bir türü hazmedemeyen Rumlar ve Yunanistan, geleneksel politikaları olduğu üzere konuyu çözümsüzlüğe sürüklemiş, iki taraf arasındaki görüşmeleri neticesizliğe iterek meselenin uluslararası bir platformda kendi yararlarına halledilmesini amaçlamışlardı. Böylelikle Kıbrıs'ın statüsünü değiştiren kendileri olmayacak ve Türkiye buna karşı çıkarsa tüm dünyaya ve dünya barışına karşı çıkmış olacak, uluslararası kamuoyu nezdinde haksız ve yanlış yapan durumuna düşürülecekti. O zamanki Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan plan, adanın Kıbrıs Barış Harekâtı öncesinde olduğu gibi iki toplumlu tek bir devlet olması başta olmak üzere, daha pek çok konuda eskiye dönüşü içeriyordu. Soydaşlarımızın can emniyeti ve adanın Yunanistan'a bağlanması gibi pek çok sorunun tekrar gündeme gelmesi demekti. Barış harekâtının kazanımları elden gidecek ve bu harekât yok sayılacaktı. TürklerinKıbrıs'ta barış harekâtı öncesinde yaşadıkları da unutulsun anlamına geliyordu. Bu plan, Kıbrıs'taki Türkler ve Rumlar arasında halk oylamasına sunulacak, her iki taraf da kabul ederse uygulamaya konacaktı.

Ancak bizim ülkemizde Annan Planı böyle anlatılmadı. Denildi ki, plan Kabul edilirse Kıbrıs sorunu çözülecek, Kıbrıs Türk'ü dünyaya açılacak, Kıbrıs'a akın akın turistler gelip soydaşlarımızı kalkındıracak. Ekonomik, siyasî, sportif vb. bütün ambargolar kalkacak. Soydaşlarımızı ikna için söylenen benzeri sözler yetmedi, Türkiye'deki kamuoyuna yönelik iadeler de kullanıldı. Her konuda Türkiye'nin önünü kesen bu illetten kurtulacağız. Rumlar ve Yunanistan'la dostane ilişkiler başlayacak. Her yıl adadaki soydaşlarımıza yaptığımız yardımların ekonomimizin sırtında oluşturduğu kamburdan da kurtulacağız. Daha neler söylendi neler… Annan Planı hakkında olumsuz bir kelam etmek, iki satır yazı yazmak bile sorun oldu. Kıbrıs mücahidi rahmetli Rauf Denktaş'ın Annan Planı hakkında konuşma yapması, televizyon kanallarına çıkması, gazetelere yazması engellendi. 

Kıbrıs'ta Annan Planı Nisan 2004'te halkoyuna sunuldu. Türkler üzerinde yürütülen yoğun propaganda etkili oldu. Türk tarafı %64.91 oyla plana evet darken, Rum tarafı %75.38 oranında hayır dedi. Plan rafa kalktı. Peki, Rumlar kendi lehlerine olan bu plana nasıl oldu da ret oyu verdi dersiniz? İzahı tamamen ters mantık. Yani "Türkler bu plana evet diyorsa, bunda muhakkak bizim anlamadığımız bir şeyler var, oyuna getiriliyoruz" düşüncesi ile hayır demişler. Teşekkür ederiz.

Bu arada halkımızın güvenip oy verdiği siyasetçilerimizi de tebrik etmeden geçmek olmaz. Mevzunun böyle gelişeceğini önceden görerek Kıbrıs Türk'ü evet oyu versin diye bastırdıkça bastırmışlar, bundan işkillenen Rumlar da hayır oyu verince adamları kendi kurdukları tuzağa düşürüvermişler! Böylece barışı istemeyen, çözümü istemeyen Rum tarafı oluvermiş.

(Devam edecek...)

 
Hüseyin Kuloğlu / diğer yazıları
- Türklerin Müslüman oluşunda Ehl-i Beyt’in rolü ve önemi - 5 / 08.08.2021
- Türklerin Müslüman oluşunda Ehl-i Beyt’in rolü ve önemi - 4 / 07.08.2021
- Türklerin Müslüman oluşunda Ehl-i Beyt’in rolü ve önemi - 3 / 06.08.2021
- Türklerin Müslüman oluşunda Ehl-i Beyt’in rolü ve önemi (2) / 05.08.2021
- Türklerin Müslüman oluşunda Ehl-i Beyt’in rolü ve önemi - I / 04.08.2021
- Dini ve milli duygularla dolu bir haftanın ardından - II / 28.07.2021
- Dini ve milli duygularla dolu bir haftanın ardından - I / 27.07.2021
- Pontuslar ve Pontusçular - 3 / 26.06.2021
- Pontuslar ve Pontusçular - 2 / 24.06.2021
- Pontuslar ve Pontusçular - 1 / 22.06.2021
- Tarih ibret almak için yazılıyorsa - II / 16.06.2021
- Tarih ibret almak için yazılıyorsa - I / 15.06.2021
- Çağlar açıp çağlar kapatırken / 07.06.2021
- Harabeden doğan medeniyet / 31.05.2021
- Fransa’nın Ortadoğu’ya ilgisinin tarihi kökenleri / 25.05.2021
- Bizans Oyunları - 11 Yeni Osmanlıcılık / 18.05.2021
- Bizans Oyunları-10 Yeni Osmanlıcılık / 11.05.2021
- Bizans Oyunları - 9 Yeni Osmanlıcılık / 04.05.2021
- Bizans Oyunları - 8 Yeni Osmanlıcılık / 26.04.2021
- Bizans Oyunları - 7 Yeni Osmanlıcılık / 22.04.2021
- Bizans Oyunları/Yeni Osmanlıcılık - 6 / 19.04.2021
- Bizans oyunları - 5 / 08.04.2021
- Bizans oyunları - 4 / 07.04.2021
- Bizans oyunları - 3 / 06.04.2021
- Bizans oyunları - 2 / 30.03.2021
- Bizans oyunları - 1 / 29.03.2021
- Türk müsün, yoksa Müslüman mısın? - II / 16.03.2021
- Türk müsün, yoksa Müslüman mısın? - I / 15.03.2021
- Ortadoğu’da savaşlar, BOP ve dinlerarası diyalog / 13.03.2021
- Dostunu düşmanını bilmemek / 09.03.2021
- Ordu olmadan barış, MEM olmadan güçlü ordu olmaz - II / 06.03.2021
- Ordu olmadan barış, MEM olmadan güçlü ordu olmaz - I / 05.03.2021
- Türkiye için barış tam bağımsızlıkla başlar / 01.03.2021

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

27.07.2020, 27.07.2019, 27.07.2018, 27.07.2017, 27.07.2016, 27.07.2015, 27.07.2014, 27.07.2013, 27.07.2012, 27.07.2011, 27.07.2010, 27.07.2009, 27.07.2008, 27.07.2007, 27.07.2006, 27.07.2005, 27.07.2004, 27.07.2003, 27.07.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.