Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ı Meltem TV ve Mesaj TV'de yayınlanan Haftanın Sohbeti programında izliyorum.Bir lider gündeme bu kadar hakim olabilir.Siyaseti demagoji sanatı zanneden siyasiler gibi detaylarda kaybolmuyor. Olayların sebep ve sonuç ilişkilerini görüyor, detayları çok iyi biliyor, ama fotoğrafı yukarıdan da seyredebiliyor, gündeme hakim olduktan sonra gündemin altında ezilmiyor, gündemi yönlendiriyor, hiçbir meseleyi çözümsüz bırakmayıp, büyük bir öngörüyle, yıllar sonra da aynı olaya baktığınızda "gerçekten doğru söylemiş" dedirtecek, önemli tespitler yapıyor. Bir liderde olması gereken, ama dünya tarihinde eşine ender rastlanan özellikler bunlar.Bu genel girişten sonra dilerseniz Sayın Baş'ın programda ifade ettiği bazı önemli noktalara değinelim.Sayın Baş, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile Vatikan kaynaklı Dinlerarası diyalog faaliyetlerinin birbiri ile ilişkisini çok güzel ortaya koydu.Özetle ifade etmek gerekirse, ABD'li bilim adamları bir küresel ısınma raporu hazırladılar; Amerika kıtasında yakın bir gelecekte büyük felaketler yaşanacaktı ve kıta yaşanmaz hale gelecekti; bu sebeple ABD yönetimi kendine vatan aramaya başladı ve vatan olarak da bu felaketlerden en az zarar görecek olan, ülkemizin de bulunduğu Ortadoğu coğrafyasını seçti.Sayın Baş'ın kendi ifadeleriyle, "Büyük Ortadoğu Projesi adı altında ABD, içinde Türkiye'nin de yer aldığı 22 İslam ülkesini kendisine vatan olarak seçmiştir. Hiç kimse sizi kandırmasın. ABD, okyanusun ötesinden kalkıp bu coğrafyaya gelerek, Gürcistan'da, Kuzey Irak'ta, İncirlik'te üs kuruyor. Bunun manası nedir?" demektedir.İşte BOP projesinin temel hedefi bu.Sayın Baş, Dinlerarası diyalog faaliyetleriyle de ABD'nin yapacağı işgalde yerleşeceği coğrafyalarda milli direnişlerin önünün kesilmesinin amaçlandığını vurgulamaktadır.Yine kendi ifadeleriyle, "Bütün bu çabalar ABD'yi bu millete sevdirmek, ABD'nin dostluğunu bu millete aşılamak, bu millete Amerikan askeri Türkiye'yi işgal ettiği zaman "Aaa, ne güzel yaptınız!", "Hoş geldiniz" dedirtmek içindir. Türk milletinin işgalcilere karşılık vermesinin önüne geçmek, onlara karşı milli direnişin verilmemesini sağlamak içindir" demektedir.Dinlerarası diyalog, misyonerlik faaliyetlerinin şartlara uydurulmuş halidir. Bunu ben söylemiyorum, Vatikan resmi yayın organlarında böyle ifade ediliyor.Dinlerarası diyalog vesilesiyle satın alınan bir takım yerli taşeronlar, misyonerlik faaliyetlerinin önünü açmaktadır. Diyalog, kalenin kapısını içeriden açmaktır, kalenin anahtarını kendi elimizle teslim etmektir.Batı yeniden işgal etmek istediği topraklarımızda dün karşılaştığı milli direnci görmek, Çanakkale'de, Dumlupınar'da gördüğü yenilgilere bir yenisini eklemek istemiyor.Batı yıllarca özlemle beklediği şark projesini, yani "Türkleri Anadolu'dan çıkartmayı", "Anadolu'yu yeniden Hıristiyanlaştırmayı" hayata geçirmek istiyor.Dün bunu inancı uğruna planlıyordu, bugün, gelişen kötü iklim şartları da buna ilave oldu. Başka çarelerinin olmadığını da iyi biliyorlar.Asla unutmayalım ki, BOP'un hedefi de, onun bir ayağı olan Dinlerarası diyalog faaliyetlerinin hedefi de Türkiye'dir, aziz milletimizi bu coğrafyadan çıkartmaktır.Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın da ifade ettiği gibi ülkemiz 1923'ten bu yana bu kadar tehdit altında olmamıştı.Ve başta da belirttiğimiz gibi bütün bu tehlikelerden bahseden tek bir siyasi lider var, o da Prof. Dr. Haydar Baş.Sayın Baş, ülkemizi tehdit eden bu ve benzeri tehlikeler konusunda uyararak aziz milletimize şöyle sesleniyor: "Ey koca millet ne zaman ayıkacaksın? Ne zaman kendine geleceksin? Ayıkalım? Ayağa kalkalım! Büyük Türk milleti! Dünya seni bekliyor. Bugün dünya açlığa, yoksulluğa mahkum; dünya can, mal, vicdan ve din, namus emniyetlerine hasret. Çünkü sen dünyanın gündeminde değilsin, söz sahibi değilsin. Seni Bağımsız Türkiye ile dünyaya can, mal, vicdan ve din, namus emniyetlerini yaşatmak için Türk Silahlı gücüyle dünyanın hükümran gücü haline getireceğiz."Başarabilir mi? Sayın Baş'ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli için, yüzlerce yerli ve yabancı bilimadamı gerek İstanbul'da, gerekse Bakü'de tertip edilen uluslararası kongrelerde "Haydar Baş'ın Modeli değil sadece Türkiye'yi, dünyayı kurtarır" demişlerdi ve bu sebeple Sayın Baş'ı Nobel'e aday göstermişlerdi. Bu ay sonu da Almanya'da bir üniversite'de kongre yapılacak.Sayın Baş'ın modeli ve sunduğu çözümler bilimsel, ayağı yere basar projelerdir.Daha şimdiden model, bazı ülkelerde uygulanmaya başlandı bile.Ülkemiz üzerindeki tehditler ortada, çözüm de ortada.Unutmayalım ki, geçen her gün aleyhimizedir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- ‘Yargılanan, Türk siyasetinin ifade hürriyetiydi’ / 17.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Suriye'deki çatışmalar, bütünlüğün olmayacağının bir göstergesi / 15.01.2026
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
























































































