logo
24 HAZİRAN 2026

Dışişleri Bakanı Fidan, canlı yayında gündemi değerlendirdi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Önümüzdeki dönem gerçekten yine hareketli günler var. Gazze hiç gündemimizden düşmeyecek. İran-İsrail meselesini takip edeceğiz. Suriye ile ilgili dosyalar devam ediyor. Rusya-Ukrayna ile ilgili muhtemelen bir tur daha olacak. Ona yönelik hazırlıklarımız devam ediyor" dedi

28.06.2025 05:11:00
AA
Dışişleri Bakanı Fidan, canlı yayında gündemi değerlendirdi
Dışişleri Bakanı Fidan, canlı yayında gündemi değerlendirdi

Hakan Fidan, canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Bakan Fidan, 2008-2010 yıllarında Türkiye adına guvernör olarak görev yaptığı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) güvenilirliğine ilişkin soruya da yanıt verdi.

UAEA'nın kurulma sebebinin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması olduğunu belirten Fidan, söz konusu anlaşmanın "5 ülke (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) meşru yoldan nükleer silah sahibidir. Geri kalan ülkeler bu anlaşmaya taraf olduğu zaman nükleer silah sahibi olamazlar." maddesini hatırlattı.

Fidan, ayrıca anlaşmanın, "bu beş ülke zaman içerisinde nükleer silahlardan vazgeçme yolunda adım atacakları ve aynı zamanda imkanı olmayan, teknolojisi olmayan ülkelere de barışçıl nükleer enerji sahibi olmalarında yardımcı olacaklarına" ilişkin maddelerini hatırlatarak, "Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması gerçekten çok önemli bir uluslararası güvenlik anlaşması esas itibariyle uluslararası barışa ve güvenlik dengelerine hizmet etmek için ortaya konmuş bir anlaşma. Ama antlaşmanın üç ayağından sadece birinin devam ettiğini, iki ayağının hiçbir zaman için hayata geçmediğini söylüyoruz." dedi.

Bu durumun beraberinde bazı itiraz ve problemleri getirdiğine değinen Fidan, "Bir de üye olmayan ülkelerin nükleer silah sahibi olmaları meselesi var. Bu dengeyi daha da bozuyor. Üye olan ülkelerin esas itibariyle üye olmayan ülkelere askeri stratejide dolaylı bir açıdan ve doğrudan üstünlük kurduğuna ilişkinde çok net bir manzara ortaya çıkıyor." diye konuştu.

Fidan, yıllar önce İran'daki nükleer kaynaklarla ilgili yapılan bir oylama sonucunda yaptırım kararları alındığına dikkati çekerek, "Bir de şöyle bir denge var, daimi 5 üye bunların hepsi nükleer silah sahibi ülkeler bunların mevcut konjonktürde hiçbir konuda anlaşması mümkün değil. Yani beşinin aynı anda bir araya gelip bir konuda yani gerçekten jeostratejik önemi olan bir konuda karar almaları şu anda çok zor. Ama altıncı bir ülkeyi nükleer silah sahibi yapmama konusunda hemfikirdirler. Ama sayı 4'e düşürelim, 3'e düşürelim, 2'ye düşürelim, öyle bir çaba yok. Çünkü kimse kimseye güvenmiyor günün sonunda." ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, UAEA'nın sisteminin sürdürülebilir olmadığını vurguladı.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio'dan Fidan'a telefon

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail'in İran'a saldırdığı gece ABD'li mevkidaşı Marco Rubio'dan telefon aldığı iddiasına ilişkin soruya, "böyle bir görüşmenin gerçekleştiğini" bildirdi.

ABD'nin "esas itibarıyla bir saldırı olması durumunda bu saldırıda görev almadıkları için, herhangi bir rollerinin olmadığı için İranlıların kendilerine saldırmamasını, saldırırlarsa buna da çok sert mukabele edeceklerini" ilettiğini söyleyen Fidan, ayrıca "bölgede bulunan Amerikan varlığının güvenliğinden de bu noktada endişe ettiklerine dair bazı konuları" belirttiklerini ifade etti.

Fidan, bunun üzerine İranlılarla iletişime geçtiklerini, "saldırı durumunda ABD'nin bir rolünün olmadığını, dolayısıyla ABD'nin onları savaşın içine çekecek bir müdahalede bulunmalarını istemediklerini arabulucu rolüyle" ilettiklerini anlattı.

Bakan Fidan, ayrıca Türkiye açısından olayı takip etmek için ilgili muhataplarla da görüşüldüğüne değindi.

Fidan, ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın Türkiye'de bir araya gelmesine yönelik iddialara ilişkin, "Şunu söyleyeyim Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) liderliğine olan güvenden dolayı olabilecek en ileri teklifler, durumlar gündeme geldi ama ben onlarla ilgili bir yorum yapmayayım." dedi.

İsrail'in İran'a saldırılarının ardından ABD'nin olaya dahil olup olmayacağına ilişkin ve 21 Haziran'da İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'nin konuya ilişkin ilk açıklamayı Türkiye'de yapmasına yönelik soruya yanıt veren Fidan, şunları kaydetti:

"Cumartesi günü İranlı meslektaşımızla görüştüğümüzde Amerikalılar savaşta değildi. Daha doğrusu Amerikalıların, İsraillilerin yaptığı gibi topyekun bir savaşa girme niyetinde olduğuna ilişkin bir talepleri de olmadı. Nükleer tesislere ilişkin bir konu vardı. Mevcut olan düşünce şu, İsrailliler bu tesisler ve tesislerden kaynaklanan tehdidi yok etmek için sürekli bir hareketlilik içinde, İranlılar da onların canını yakıyorlar. Onlar daha sonra da başka hedefleri vurmaya başlıyorlar ve bu savaş daha uzatıcı, daha yıpratıcı ve daha yaygınlaşır bir duruma dönecek. Yani bir bakıma nükleer tesisler ortadan kalkarsa belki bu konuda bir yavaşlama olur düşüncesi eyleme geçiren ana düşünce oldu gibi. Şimdi tabii ki ama ister nükleer tesisi vursun ister bir yeri vursun aktif olarak tabii ki bir savaş konusudur."

Bakan Fidan, "Amerikalılar tabi bu operasyonu yaparken anlaşılan o ki uygun aktörlerle bir iletişimde bulunuyorlar. 'Bizim amacımız bu, başka bir şeye müdahale etmeyeceğiz' diyorlar. Ben cumartesi günü İranlı meslektaşımla konuşurken B52'ler havalanmıştı ABD'den." diye konuştu.

Sunucuların, "(Erakçi) Biliyor muydu bunu, bilgi dahilinde mi'" şeklindeki sorularını yanıtlayan Fidan, "(İranlılar için) Onlara geliyor diye değil. Yok yok. Sadece B52'lerin havada o yöne doğru gittiğini söyledik. B52'ler bölgeye neden gelir' Böyle bir şey olma ihtimali üzerinde konuştuk." ifadelerini kullandı.

Fidan, 21 Haziran'ı 22'sine bağlayan gece İran'da üç nükleer tesisin bombalandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Ertesi gün konuşurken İranlı meslektaşımızla bizim yine temel tavsiyemiz tabi geçmiş olsun dedikten sonra Amerikalıların niyetinin ne olduğunu ilk önce bir anlamak gerekiyor. Topyekun bir imha edici savaşa mı girmek, yoksa sadece nükleer tesislerle mi sınırlı kalan faaliyet. Görünen o ki nükleer tesislerle sınırlı. Onların sınırlı faaliyetine İran stratejisinde bu vardır, daha önce de ortaya çıktı. Yaptığımız görüşmede şunu gördüm ben, o da o mesajı verdi; 'Bu sınırlı faaliyet böyle kalırsa bizim cevabımız da sınırlı olur. Bu önemli bir mesajdı. Biz bu mesajı ilettik. Tabi İran kendi içerisinde bunu tartıştı. Bir noktaya geldi. Ve daha sonra Sayın Trump'ın kendi paylaşımından (X sosyal medya hesabı) en üst ağızda ifade ettiği gibi yine bir karşılıklı haberleşmeyle, mutabık kalmayla 'sen benim buramı vurdun, ben de senin buranı vuracağım ama burayla sınırlı kalacağım' meselesi oldu. Bunu biz aslında 2020 yılında Kudüs güçleri komutanı Kasım Süleymani suikaste kurban gittiğinde de görmüştük. Orada da misilleme yapılırken buna benzer bir ön anlayış birliğine ulaşılarak gitti ki daha yüksek yaygınlaşma, eskalasyon vuku bulmasın. Bu da aslında şu anda savaş tarihinde ender rastlanacak durumlardan biri."

"Karanlık bir dünyada çok ağır savaşlar oluyor"

"Diplomasi içerisinde ülkeler bu tip durumlarda bilgi verir ya da haber verir mi' Alışık olunan bir durum mu' Yoksa alışılmadık bir süreci mi yaşadık karşılıklı'" sorusu üzerine Fidan, şunları söyledi:

"Bakın şöyle, savaşa girdiğiniz zaman zaten esas olan haber vermemektir. Sürpriz etkisini kullanmaktır. Şimdi haber vererek bir şey yapıyorsanız şunu söylüyorsunuz iki taraflı da ben seninle savaşmak istemiyorum ama şartlar beni şu hareketi şu miktar yapmaya zorluyor. Sen bunu anla. Buna cevap verme. Verirsen de ona göre ver. Bu yeni diyorum ben."

Fidan, Türkiye'nin istihbarat açısından nasıl durumda olduğuna ilişkin soruya yanıtında, Türkiye'nin bu konuda ciddi kapasite geliştirdiğini vurguladı.

Başka ülkelere ait casus ağlarını ortaya çıkarttıklarını kaydeden Fidan, bunun kesintisiz bir çaba ve operasyonel yoğunlaşma istediğini belirtti.

Fidan, istihbarat dünyasında "çok ciddi kavgaların çok sessiz yapıldığını" belirterek, "İnsanlar kendi normal hayatlarına devam ederken aslında karanlık bir dünyada çok ağır savaşlar oluyor. Burası çok önemli bir alan. Biz bu son olayda da İsrail'in İran üzerinde bunu çok ciddi kullandığını gördük. İsrail'in İran'da casus şebekelerini, networklerini oluşturduğu yıllardır bilinen bir olay. Esas itibariyle İranlılar da bundan defaatle sıkıntı çektiler. Ama görünen o ki tabi son suikastlar, son olaylar, son dron saldırıları da gösterdi ki çaba yeterli olmamış." diye konuştu.

Türkiye'yi korumak için canla başla çalışan güvenlik güçlerinin olduğunu vurgulayan Fidan, "Ülkemizi hem aklımızla hem yüreğimizle savunuyoruz. Ölümden korkmuyoruz zaten. Yani orada bizi korkutacak bir şey de yok. Biz haklı olduğumuzu da biliyoruz ama dediğim gibi bizim için önemli olan profesyonel bir şekilde tehditleri iyi analiz ederek rasyonel bir diyalog kurarak diğer aktörlerle konuyu yönetmek. Onda da gereken bütün konular yapılıyor. Ama en kötü senaryoya göre de hazırlıklı olmak gerekiyor." ifadelerini kullandı.

"(Rusya-Ukrayna görüşmeleri) Biz ev sahipliği yapmaya hazırız"

Fidan, Rusya ve Ukrayna taraflarının İstanbul'da tekrar bir araya gelip gelmeyeceğine yönelik soruya yanıtında, Rusya-Ukrayna tarafları arasında birinci turda alınan kararların uygulanmasının önemli olduğunu söyledi.

Bakan Fidan, "Her iki tarafta birbirine olan sözü bir şekilde tuttuğu sürece üçüncü tura geçme konusunda bir irade olabileceğini görüyoruz. Ruslar bu konuda bir ön beyanda da bulundular. Biz ev sahipliği yapmaya hazırız. Kolaylaştırıcı rolümüzü oynamaya hazırız. Yeter ki savaşın durmasına katkımız olsun veya savaşta çekilen acıları bir nebze bu esir değişimi olduğu gibi, naaş değişimi olduğu gibi, yaralı ve çocuk değişimi olduğu gibi bir nebze o acıları dindirelim." değerlendirmesini yaptı.

Rusya'nın İstanbul'da yeni tur görüşmelere hazır oldukları yönündeki açıklamanın ardından Ukrayna'nın yanıtının ne olacağının sorulması üzerine Fidan, tarafların bir önceki toplantıda birbirlerine pozisyonlarını bildirdiğini bir sonraki görüşmede bunların konuşulacağını söyledi.

Fidan, tarafların ateşkes konusundaki tutumlarını ve şartlarını halihazırda birbirlerine resmi olarak ilettiklerini, ancak meselenin birkaç görüşmeyle çözülebilecek basitlikte olmadığını ifade etti.

Bakan Fidan, "En önemlisi bu kadar yoğun devam eden, karşılıklı nefretin, yok edilme hissinin bu kadar yüksek olduğu bir yerde, arka arkaya içerikli, sonuç üretebilen bir toplantı yapabilmek, buna ev sahipliği yapabilmek, bunları yönetebilmek gerçekten yani Türkiye'nin, Cumhurbaşkanımızın bir önemli bir diplomatik liderlik alanı." değerlendirmesini yaptı.

"İnsanların hakikatle buluşması için, zulme karşı durması için illa bu kadar zulmün gözümüzün önünde oluyor olmasına gerek yok"

Fidan, Gazze'deki insani durumun katlanılamaz boyutta olduğuna işaret ederek, "Yardım kuyruğunda bekleyen insanlar, her gün ortalama ellinin üstünde minimum insan şehit ediliyor. Bu bilerek, isteyerek yapılan bir uygulama." dedi.

21-22 Haziran'da İstanbul'da yapılan İslam İşbirliği Toplantısı (İİT) Dışişleri Bakanları Konseyi (DBK) 51. Oturumu'nda da Gazze meselesinin ele alındığını söyleyen Fidan, "Herkes şu anda özellikle Avrupa Birliği (AB) artık kendini tamamıyla İsrail'in politikalarından uzaklaştırmak için bir dil geliştiriyor. Günün sonunda Amerikalıların yürüttüğü Hamas'la müzakere süreci de masada, o da devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, şu anda birkaç maddenin müzakere edildiğini ve bu konularda uzlaşma sağlanması halinde belli bir süreliğine ateşkes uygulanabileceğine dair bir yaklaşım olduğunu belirterek, "Aslında müzakere yürütülüyor olması bir yandan olumlu; ancak diğer yandan sahada yaşanan zulme sessiz kalınması, bu süreci yumuşatıcı bir gerekçe gibi gösteriyor. Bu iki durumu birbirinden ayırmak, özellikle şehit edilen sivillerle ilgili tepkileri açıkça ortaya koymak gerekiyor. Uluslararası toplumda bu konuda artık ciddi bir farkındalık oluştu; herkes biliyor ki bu durum sürdürülebilir değil." ifadelerini kullandı.

Gazze'de yaşananların dünyayı etkilediğini belirten Fidan, "Üzücü olan şu, insanların hakikatle buluşması için, zulme karşı durması için illa bu kadar zulmün gözümüzün önünde oluyor olmasına gerek yok. Yani aslında biz ilkeli ve prensipli olabilirsek çok daha erkenden tavır konabilir birçok şeye. Ama insan fıtratı, olayın doğasında da bu var. Zulüm arttıkça zulmü yapanların da başlarına belaların farklı şekilde geldiğini görüyorsunuz. Başka coğrafyalarda başka şeyleri tetikliyor. Elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz ama bu zulüm burada kalmayacak." dedi.

Bakanı Hakan Fidan, 22 Haziran'da Şam'ın Duveyla Mahallesi'ndeki Mar İlyas Kilisesi'ne düzenlenen intihar saldırısı ve terör örgütü DEAŞ'ın saldırıyla bağlantısına ilişkin soruyu da yanıtladı.

Fidan, DEAŞ'ı "temeli itibariyle bir taşeron örgüt", saldırıyı ise büyük bir psikolojik harekatın parçası şeklinde tanımlayarak, "belli aktörlerin buradan harekete geçirilmesi amaçlanıyor, onu görüyoruz biz." dedi.

Suriye'de Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden sonra Türkiye'nin, Lübnan, Irak, Ürdün ve Suriye ile bir toplantı yaptığını hatırlatan Fidan, şöyle devam etti:

"Tek bir şeyimiz vardı; DEAŞ'la ilgili bir harekat merkezinin bir an önce kurulması ve bu beş ülkenin harekete geçmesi. Çünkü bu yeni dönem ortaya çıkan zaafiyetten DEAŞ'ın istifade edeceğini, DEAŞ'ın kendi böyle bir kararı olmasa da başka ülkeler ve unsurlar tarafından taşere edilebileceğine dair istihbaratın çok güçlü olmasına gerek yok. Bu bilinen bir vaka. Dolayısıyla bunu hemen önlemek için bir tedbirin alınması gerekiyordu. Bu noktada harekete geçtik. ama her aktör bizim kadar hızlı harekete geçmiyor."

Fidan, provokasyonların devam edeceğini söyleyerek, "Suriye'de halkın birliğini, bütünlüğünü, huzurunu ve yaralarını sarma sürecini hedef alacak. Bu türden provokasyonlar olacak. Önemli olan yönetimin bu konuda hassas olması, bizimle işbirliğine önem vermesi. Bu olacak bir müddet daha ve biz gerektiği gibi savaşmaya devam edeceğiz." dedi.

"Gazze hiç gündemimizden düşmeyecek"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Bir yerde kriz çıktı diye başka bir yerdeki dosya kapanmıyor" diyerek, Türkiye'nin dünya gündemindeki hiçbir konuyu unutmadığını vurguladı.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Şam'daki Kasyun Dağı'nı ziyaretine ilişkin çıkan görüntülere ilişkin Fidan, Şara ile tanışıklığının çok eskiye dayandığını belirterek, "Önemli olan oradan Şam'a bakmak. Çünkü o Şam'a bakarken de aslında kendisi sorumluluğuna bakıyor. Üzerine düşen yüke bakıyor. Bir ülkenin geleceğine ilişkin oluşan ağır bir yüke bakıyor. Yani onu konuştuk. Bir son değildi, bir başlangıçtı. Bu başlangıç devam ediyor. Şam'ı yukarıdan görebileceğiniz bir yer orası. Onun için gece vakti de oraya götürdü bizi. İyi bir sürpriz oldu." dedi.

"Uluslararası sistemin nereye gittiğini düşünüyorsunuz' Daha iyiye mi' Daha kötüye mi'" sorusu üzerine Fidan, uluslararası sistemin şüphesiz daha kötüye gittiğini vurguladı.

Dışişleri Bakanı Fidan, mevcut uluslararası sistem kurulduğunda 55 ulus devlet aktörünün bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Tam da şu anda uluslararası sistemdeki ana çatışmanın olduğu nokta bu: Saygı duyarak herkesin prensipte hareket ettiği bir dünyayı mı oluşturalım' Yoksa gerçekten güçlünün hakim olduğu ve güçlünün yeniden kural koyup, düzen koyup bunu diğerlerine zorla kabul ettirdiği bir eksene mi gidelim' Bu yol ayrımındayız. Her ikisinin de olabilirliğine ilişkin emareler var ama ikincisine ilişkin emare biraz daha fazla." değerlendirmesini yaptı.

Bakan Fidan, gelecek günlerdeki programına ilişkin soruya, "Önümüzdeki dönem gerçekten yine hareketli günler var. Gazze hiç gündemimizden düşmeyecek. İran-İsrail meselesini takip edeceğiz. Suriye ile ilgili dosyalar devam ediyor. Rusya-Ukrayna ile ilgili muhtemelen bir tur daha olacak. Ona yönelik hazırlıklarımız devam ediyor." şeklinde yanıt verdi.

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.