logo
28 EYLÜL 2026

Dışişleri Bakanı Fidan, gündemi değerlendirdi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye hükümeti ile terör örgütü YPG arasında 20 Ocak'ta yürürlüğe giren 4 günlük ateşkesin DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a transferi süresince uzatılma ihtimali olduğuna işaret ederek, "Bu noktada bir talep var. Bu talebin de tabii artıları eksileri var. Aslında ideal olan tabii ki DEAŞ mahkumlarının Suriye'den transferi. Bu vuku bulurken mevcut çatışmamazlık ortamının da devam etmesi gerekiyor. Bizim istediğimiz zaten hiç olmasın çatışma." dedi

24.01.2026 01:02:00
AA
 
Dışişleri Bakanı Fidan, gündemi değerlendirdi
Dışişleri Bakanı Fidan, gündemi değerlendirdi

Fidan, canlı yayında dış politikaya ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Suriye hükümeti ile terör örgütü YPG arasında 20 Ocak'ta yürürlüğe giren 4 günlük ateşkes ve sahadaki durum hakkında Fidan, şu anda terör örgütü DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a tahliyesinin söz konusu olduğunu belirterek, "Böyle bir sürecin olduğu bir dönemde belki ateşkesin bir müddet daha uzatılması gündeme gelebilir." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın dün Erbil'de ve bugün Suriye'de olduğunu, gün boyu haberleştiklerini aktararak, bugünkü görüşmeleri neticesinde ortaya bir tablo çıktığını, bir görüşme trafiği ve karşılıklı değerlendirmeler olduğunu söyledi.

Arazideki durumun hassasiyeti olduğuna işaret eden Fidan, "Çünkü orada bir Amerikan mevcudiyeti var ve DEAŞ'lı mahkumlar var. Bunların denklemde olduğu bir yerde SDG ile hükümet güçleri arasındaki ihtilafın daha karmaşık bir hale geldiğini görüyoruz. Şimdi bunları biraz daha sadeleştirmeye, biraz daha kolay hareket edebilir bir hale getirmeye yönelik yürüyen bir diplomasi trafiği var. Biz de olayın içindeyiz." diye konuştu.

Fidan, DEAŞ'li mahkumların transfer süreci tamamlanana kadar Şam ile YPG arasındaki 4 günlük ateşkesin uzatılma ihtimaline ilişkin, "Bu noktada bir talep var. Bu talebin de tabii artıları eksileri var. Aslında ideal olan tabii ki DEAŞ mahkumlarının Suriye'den transferi. Bu vuku bulurken mevcut çatışmamazlık ortamının da devam etmesi gerekiyor. Bizim istediğimiz zaten hiç olmasın çatışma. İki taraf da gelsin sulh içerisinde, medeni bir şekilde problemlerini masaya yatırsın. Baştan beri de ben biliyorsunuz hep onu söylüyorum. Görüşsünler ve çözsünler." ifadelerini kullandı.

Ateşkes süresince anlaşma sağlanamaması durumunda Şam'ın Ayn el-Arab, Haseke veya Kamışlı'ya operasyon yapma ihtimali olup olmadığına ilişkin Fidan, 18 Ocak Mutabakatı'nın uygulanmasına yönelik ABD'nin arabuluculuğunda bir sürecin olduğunu belirtti.

Fidan, ortaya çıkan birtakım perspektifler olduğuna işaret ederek, "Umarım diyalog yoluyla çözülmesi yönünde ciddi bir irade olur. Çünkü aksi takdirde zaten baştan beri söylüyoruz, konunun nereye gideceği belli. Müzakere olması lazım, kendilerinden gayri insani, gayri ahlaki bir şey istendiği zaman insanların mücadele etmesi lazım. Oldukça mantıklı, bütün toplumun maslahatına ve menfaatine olan bir konuda uzlaşmamak, başka bir aksiyonu da kendisine davet etmeyi gerektirir. Onun için ben burada gayet olumlu bir şekilde şu ana kadar olumlu olanlardan da ders çıkararak bir barış sürecinin başlatılması gerektiğini düşünüyorum açıkçası." değerlendirmesinde bulundu.

"YPG'ye karşı hızlı ilerleyiş sürpriz olmadı"

Fidan, Şam hükümetinin iki haftada YPG'ye yönelik sahada sağladığı hızlı ilerlemenin sürecine ilişkin, "Bu benim için hiç sürpriz olmadı açıkçası. Şundan dolayı sürpriz olmadı: Bu bir an meselesiydi, bir başlangıç gerekiyordu. Çünkü biz şunu çok iyi biliyorduk. Özellikle YPG'nin işgal ettiği, Arap nüfusunun yerleşik olduğu bölgedeki dinamiği biz yıllardır okumuştuk. Aşiret yapısı, aşiretlerin ne zaman ve hangi şartlarda nasıl başkaldıracağı meselesi, bu konular hep bilgimiz dahilindeydi. Bunu da biz Suriye'yle de konuşuyorduk." ifadelerini kullandı.

En son 22 Aralık 2025'te Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ile koordinasyon toplantısı için Şam'a gittiklerini ve sürekli temasın devam ettiğini hatırlatan Fidan, şunları kaydetti:

"Arapların yaşadığı yerde, Araplar kendilerini işgal eden güce karşı ayaklandığı, orada arkalarında da hükümet güçlerinin olduğunu bildiği ve Amerikalıların da zaten bu yanlış uygulamada desteğini çektiği zaman orada durmanın bir anlamı yok. Onu mümkün kılan denklem vardı. O denklemin maddeleri, öğeleri vardı. Onların her biriyle teker teker oynayıp denklemden çıkardığınız zaman zaten denklemi kendisi çöküyor. Biz hep analitik baktık. Yıllardır zaten bölgedeki aşiretlerle çok yoğun temasımız da vardı."

Fidan, ABD'nin buradaki perspektifinin belirleyici olduğuna dikkati çekerek, "Amerika'nın olaya müdahale etmeyle ilgili gerekçesi hep DEAŞ üzerindendi. Bu konuda atılması gereken profesyonel adımlar vardı." dedi.

İlk önce Suriye'nin DEAŞ'la mücadele konusunda ciddi olduğunu kanıtlamak için DEAŞ'la Mücadele Uluslararası Koalisyonu'na ortak olması gerektiğini, Washington'da bir imza töreniyle bunun gerçekleştiğini ve kendisinin de davet sonucu orada bulunduğunu anımsatan Fidan, daha sonra bunu pratikte hayata geçirmeleri gerektiğini belirtti.

"ABD'nin bölgedeki yeni politikası Türkiye'ninkiyle örtüşüyor"

Fidan, ABD'nin yeni politikasına ilişkin, "(ABD Başkanı Donald) Trump'ın izlediği dış politika, mümkün olduğunca bölgesel sorunların artık altına Amerika'nın elini sokmaması, bölgedeki ülkelerin bu sorunları üstlenmesi ve belli bir istikamette koordine içerisinde olunması. Şimdi bu bizim aslında bölgede ortaya koymak istediğimiz politikayla da örtüşen bir durum. Dolayısıyla Türkiye'nin hem DEAŞ'la mücadelede zaten hassasiyeti belli. Hem Suriye'nin birliğine, bütünlüğüne verdiği, hem azınlıkların, etnik grupların, dini grupların kültürel kimliklerine verdiğimiz önem. Hepsini bir araya getirdiğimiz zaman Amerika'nın orada kalması için kendilerince başka bir sebep yok açıkçası." değerlendirmesinde bulundu.

YPG içerisinde olası farklı etki gruplarına ve terör örgütü YPG elebaşı Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin'in rolüne ilişkin Fidan, şunları kaydetti:

"YPG, KCK'nın bir uzantısı olduğu için, o grup bu grup konusu çok fazla geçerli olmaz orada. Mazlum Abdi'nin üstünde iki tane insan vardır: Biri siyasi komiser, biri askeri komiser. Bu örgüt tarafından atanmıştır ve bu mekanizma hep böyledir. Mazlum onlara, onlar Kandil'e bu hikaye bu şekilde devam eder. Dolayısıyla Mazlum'un orada o kadar fazla söz sahibi olacak bir şeyi yok. Vitrine konan bir insandır."

Fidan, Mazlum Abdi'nin son sözü söyleyecek etkisi olmadığını vurgulayarak, "O mesaj taşıyıcıdır. Kendisine söyleneni örgüte iletmek zorundadır. Örgüt ona bir perspektif verir, talimat verir. Onunla hareket eder." dedi.

Bakan Fidan, YPG ile yapılan son anlaşmanın örgütü siyasete çekme açısından yeterli olup olmayacağına dair, "KCK'nın ne diyeceğine bağlı. Onlara 'Siyasete gir' (der) girer, 'Girme' der, girmez." diye konuştu.

Entegrasyon konusunda mutabakata varıldığına dair sözlerinin artık sürecin siyasetle ilerleyeceği anlamına gelip gelmediğine ilişkin Fidan, "Onu daha önce de söylediler. İnşallah ona geliyordur. Onun için onay aldıysa... Çünkü bazen imza atıyor, daha sonra örgütten fırça yiyor, o imzayı uygulamıyor. Bazen talimatla geliyor, imza atıyor. Bu kendi aralarındaki mekanizmayı ifade etmek için söylüyorum. Bunlar kendi başına bağımsız bir aktör değiller. Suriye Kürtlerini temsil eden aktör değiller. Burada hem vatandaşlarımızı hem ilgili kamuoyunu bilgilendirmek için söylüyorum. Bu bir realite. Bu insanlar dört parçada siyasi hedef olan illegal bir yapının Suriye'deki uzantısı. Bunun için var adam burada. Ona da yukarıdan talimat veren bir yapı var. Arada birkaç tane mekanizma var." ifadelerini kullandı.

Fidan, örgüt içerisinde Suriye vatandaşı olmayan teröristlerin ülkeden çıkarılması sürecinin nasıl işleyeceğine dair teknik ve istihbari detaylar olduğunu belirterek, örgütün bu noktada irade koyduktan sonra ne yapmaları gerektiğini bildiğini ifade etti.

Türkiye'nin bunu çok uzun yıllardır söylediğini ve iyi niyetleri varsa Suriyeli olmayan terör örgütü PKK mensuplarını ülkeden çıkarmakla başlamaları gerektiğini kaydeden Fidan, "Şu anda bunun kabulüne yönelik bir haber var ama bunu hayata geçirecekler mi geçiremeyecekler mi, göreceğiz. Bizim buradaki tabii ki kendi kontrolümüz önemli." ifadesini kullandı.

"Terörsüz Türkiye süreci bütün ülkelerde esas alınmalı"

Fidan, terör örgütünün bundan sonraki süreçte istikametini ne yöne çevireceğine ilişkin, "Burada örgütün yapması gereken aslında Terörsüz Türkiye sürecindeki ortaya konan bütün perspektifi sadece Türkiye öznesinde değil coğrafya olarak, bütün ülkelerde var olduğunu esas alıp ona yönelik illegaliteyi sona erdiren, legalite üzerinden yola giden bir duruma evrilmesi." değerlendirmesinde bulundu.

Suriye'deki terör örgütü mensuplarının Irak'a gittiğini ve bunlar arasında Türk vatandaşlarının da bulunduğunu belirten Fidan, şunları kaydetti:

"Buradaki gelişmelere göre buradaki gelişmelerden etkilenip kendine yeni bir hayat kurma imkanı olanlar olabilir. Irak'taki illegalitenin bitmesi gerekiyor. Orada Irak'ta başka sorun alanları var. Burada artık her ülke kendi illegalitesini kendisinin çözmesi lazım. Çünkü Irak'ta da silahlı, Irak hükümetinin hilafına varlığını sürdüren büyük bir KCK entitesi var orada. Şimdi bunun varlığıyla, Irak hani belli bir sebepten dolayı, onun da kendi içinde bir jeostratejik denklemi var. Ona burada girmek istemiyorum, hassas bir konu. Ama yakında onun da çok fazla bu şekilde sürdürmesi mümkün değil. Oradaki, Sincar'daki yoğun PKK varlığının o kadar devam etmesi, belli yerlerde yuvalanmaları, bu sürdürülebilir bir konu değil. Hiçbir egemen ülke bunu kabul etmez. Dolayısıyla örgütün kendisini daha çetin sınamalara tabi tutulmadan, yok olmayla karşı karşıya kalmadan dönüştürmesi gerekiyor. Türkiye'nin makul sesi burada her zaman için barışçıl yolla legaliteyi benimseyerek bir yola evrilmesi yönünde oldu."

Fidan, YPG'den Arap aşiretlerinin ayrılmasıyla örgütün durumuna ilişkin, "Bu silahlı gruplar tabii Arap elementleri var. Onların içerisinde çeşitli aşiretlere mensup insanlar var. Kürtlerin içerisinde yerel Kürtlerden olup bu konuyla hiç politize olmamış Kürtler var. Daha sonra PKK kadrolarından olup eklemlenmiş olanlar var. Böyle katman katman bir silahlı yapıdan söz ediyoruz. Bunları bir arada tutan tek bir şey vardı ağırlıklı olarak: Verilen maaş. İç savaş süresince, o ekonomik yokluğun olduğu dönemde Amerika'nın yaptığı bütçe desteğiyle bu gruplara verilen paralar." ifadelerini kullandı.

"YPG Ankara'dan gelen sese kulak vermiyor"

Yeni dönemde yeni hükümetin kurulmasının ve çoğulcu ve kapsayıcı olmasının yeni bir düzeni getirdiğine ve artık bu türden şeylere gerek olmadığına dikkati çeken Fidan, "Amerika'nın da zaten oradan çekilme isteği ortada. Şimdi burada artık YPG'nin yeni süreçte bu türden bir varlıkta devam etmeyeceğini herkes biliyor, edemeyeceğini herkes biliyor. Biz hep en baştan beri söyledik. Çok enteresandır. Şimdi Fransa'yla konuşuyorlar, orayla konuşuyorlar, burayla konuşuyorlar, falan senatörle konuşuyorlar. Hiçbir zaman için Ankara'dan gelen sese kulak vermiyorlar. Vermiyorlar yani, adamların böyle kalıtsal bir problemi var." diye konuştu.

Fidan, DEAŞ mahkumlarının Irak'a transferi ve orada yürütülecek sürece ilişkin, bundan sonra ne olacağı konusunu Irak hükümetinin uluslararası aktörlerle beraber değerlendireceğini kaydederek, "Çünkü orada ait oldukları milliyetler var. Bu milliyetlerle yürütülen haberleşmeler var, çalışmalar var. Kimi alacak, kimi almayacak' Alırsa hangi şartta, almazsa hangi şartta' Bu devam eden bir süreç olacak. Ama en azından Suriye ortamındaki ortaya çıkan yeni düzlemden etkilenmeyecek bir süreç olacak. Çünkü oradaki çok uluslu mahkum yapısı dünyanın halihazırda da takip ettiği bir konu DEAŞ'la mücadelede. Yani bunun çok fazla çözülmesini de isteyen insan ülkede yok." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin yıllardır bunun için alternatif ve yaratıcı çözümler getirdiğini, muhataplarıyla konuştuğunu hatırlatan Fidan, DEAŞ'lı mahkumların ülkelerine geri gitmesine Türkiye'nin çok aracı olduğunu ve kolaylaştırıcı bir rol üstlendiğini ifade etti.

Fidan, devlet kurumlarına da hep bu yönde talimat verildiğine işaret ederek, "Ki oradaki sayı azalsın, giderek problem daha akut hale gelmekten çıksın. Ben önümüzdeki birkaç yıl içerisinde onun da çözüleceğini düşünüyorum. Yani orada da bir sonuca gidilir." dedi.

"Kürtler aziz ve asil bir millettir"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye Cumhuriyeti buradayken, bu devlet hamdolsun dimdik ayaktayken kimsenin başka hami aramasına, başka dostlar, ortaklar peşinde koşmasına gerek yok" ifadelerine ilişkin Fidan, şunları kaydetti:

"Bundan daha doğru bir önerme ve gerçeklik yok bölgedeki Kürt kardeşlerimizle alakalı. Bu Irak için de böyle, Suriye için de böyle. Türkiye için zaten söylemeye gerek yok. Başkalarının gündemine alet olmaktansa ve bölgedeki diğer etnisitelerle düşman haline getirmenin hiçbir gereği yok. Kürtler her zaman için söylüyoruz, aziz ve asil bir millettir. Onların aziz ve asillikleri, kendilerini akıllı sanan birtakım ideoloji sahibi radikal insanların oyunlarına gelmelerine sebep oluyor. Ama bu uzun vadede onların iyi niyetleri muhakkak onları doğruluğa ve aydınlığa çıkartır. Hep bunu görüyoruz. Ben bunun bu şekilde de olacağını düşünüyorum. Cumhurbaşkanımız bu konuda son derece samimi, son derece dirayetliler. Bundan daha doğru bir ifade yok."

Siyasetçi olarak kamuoyundan gelen tepkilere bakmakla yükümlü olduğunu ama bir yandan da devlete bakan yönü bulunduğunu belirten Fidan, terör örgütü YPG ile yıllardan beri mücadele edildiğini söyledi.

Fidan, "Kesintisiz, sistem içerisinde bütün güvenlik teşkilatlarına bakıldığında, bu kadar uzun süre kesintisiz konuya odaklanan bir iki kişiden biriyim." dedi.

Terörsüz Türkiye ile ilgili temel varsayımların yerli yerine oturması gerektiğini söyleyen Fidan, "Türkiye'de terör eyleminde bulunmayacağım diyerek, terörsüz Türkiye'ye erişmiyorsunuz. Sınırın öbür tarafından on binlerce silahlandırdığı insan dururken ve buradaki niyetinden vazgeçmemişken size karşı, sizin burada terörsüz kalacağınıza inanmanız, bu kendi kendinizi kandırmak olur. Biz örgütten, onun için sadece PKK'nın değil, KCK'nın bütün altındaki bileşenlerin illegaliteden çıkması gerekiyor. Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge olarak genişletildi, ifade edildi." diye konuştu.

Fidan bunun aslında hem Kürtlerin hem bölgenin, herkesin lehine bir konu olduğunun altını çizdi.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.