logo
19 AĞUSTOS 2026

DİSK-AR acı tabloyu açıkladı

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), istihdam ve işsizlik verilerini masaya yatırdığı güncel raporunu yayımladı. Rapora göre, Türkiye'de geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 129 bin kişiye ulaşırken, çalışma çağındaki nüfusun yalnızca yüzde 34,2'sinin kayıtlı ve tam zamanlı işlerde çalışabiliyor olması krizin boyutunu gözler önüne serdi

19.08.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
DİSK-AR acı tabloyu açıkladı
DİSK-AR acı tabloyu açıkladı
DİSK-AR'ın resmi veriler üzerinden yaptığı detaylı analiz, Türkiye'deki istihdam yapısının derin bir yapısal sorunla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Ülkede çalışma çağında bulunan toplam 66,9 milyon vatandaşın sadece 22,9 milyonu kayıtlı ve tam zamanlı olarak iş gücünde yer alıyor. Geriye kalan milyonlarca vatandaş ise ya işsizlik sarmalında ya güvencesiz işlerde ya da iş gücünün tamamen dışında kalmış durumda.

Genç kadınlar arasında işsizlik yüzde 50'ye dayandı

Raporun en çarpıcı ve ürkütücü bulgularından biri de genç nüfus ve kadın istihdamı üzerindeki tahribat oldu. Verilere göre, genç kadınlar arasındaki geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 48,5 gibi rekor bir seviyeye ulaştı. Neredeyse her iki genç kadından birinin işsiz olduğu bu tablo, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve genç işsizliğinin ulaştığı kritik eşiği açıkça gösteriyor.

Enflasyon ve adaletsiz vergiler ücretleri eritiyor

İşsizlik verilerinin yanı sıra çalışanların alım gücündeki erimeye de dikkat çeken DİSK-AR, yüksek enflasyonun ve mevcut vergi sisteminin işçiler üzerindeki yükünü vurguladı. Raporda, artan enflasyon karşısında eriyen ücretlerin, adaletsiz vergi dilimleri nedeniyle yılın ikinci yarısında daha da kuşa döndüğü belirtildi.

Doğrudan ve dolaylı vergilerin ağırlığı altında ezilen çalışanların, reel olarak ciddi bir gelir kaybı yaşadığı ifade edildi.

Başkentte "vicdan barikatı"

Ankara'da eşit özlük hakları talebiyle 38 gündür Güvenpark'ta oturma eylemi yapan er şehit aileleri ve er gaziler, sabaha karşı düzenlenen şafak operasyonuyla alandan uzaklaştırıldı. Yaşananlara tepki göstererek İçişleri Bakanlığı'na yürümek ve basın açıklaması yapmak isteyen gruba polis müdahale etti. Çıkan arbedede gaziler fenalık geçirirken, emniyet güçleri ile vatan için bedel ödeyen kahramanların karşı karşıya geldiği anlarda bazı polis memurları gözyaşlarını tutamadı

19.08.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Başkentte "vicdan barikatı"
Başkentte "vicdan barikatı"
Türkiye'nin 81 ilinden gelerek başkent Ankara'da bir araya gelen er ve erbaş statüsündeki terörle mücadele gazileri ile er şehit yakınlarının adalet ve eşit özlük hakları arayışı, Ankara sokaklarında hafızalardan silinmeyecek dramatik görüntülere sahne oldu.

Günlerdir Güvenpark'ta kararlılıkla sürdürülen oturma eylemi, sabaha karşı saat 04.45 sıralarında yüzlerce polisin katılımıyla gerçekleştirilen şafak operasyonuyla sonlandırıldı. Parktan karga tulumba çıkarılarak Bilkent Gazi Uyum Evi'ne götürülen gaziler ve şehit aileleri, duruma tepki göstererek İçişleri Bakanlığı'na yürümek isteyince başkentin göbeğinde ikinci bir bariyer engeliyle karşılaştı.

Güvenpark kapatıldı

Güvenpark'ta 38 gündür devam eden barışçıl eyleme, sabahın ilk ışıklarında yüzleri maskeli ve şapkalı çok sayıda emniyet mensubu tarafından müdahalede bulunuldu. Yerdeki yataklarında uyuyan şehit yakınları ve gaziler zorla otobüslere bindirildi. Operasyonun ardından Ankara'nın sembolik noktalarından biri olan Güvenpark, tamamen boşaltılarak demir bariyerlerle abluka altına alındı.

Sürece sert tepki gösteren Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, maruz kaldıkları muameleyi kınayarak şu açıklamalarda bulundu:

"Sabah 5'e çeyrek kala bu ülkenin onurunu, namusunu korumak için askere gidip gazi olanlarla, şehit ailelerinin kaldığı alana çok ağır bir müdahale yapıldı. Alanda 300-400 polis vardı. Sanki terörist alıyorlarmış gibi davrandılar; teröristlere bile böyle müdahale edilmiyorken bu vatanın gazilerine yapılanlar reva değildir. En az 10 kişi üstüme çullandı, darp edildik, hastaneye gidip darp raporu alacağız."

İçişleri Bakanlığı önünde arbede

Götürüldükleri uyum evinden kendi imkanlarıyla çıkarak seslerini duyurmak adına İçişleri Bakanlığı önüne gitmek isteyen gazilerin önü çevik kuvvet barikatlarıyla kesildi. Bakanlık binası yakınlarında basın açıklaması yapılmasına kesinlikle izin verilmeyeceğinin belirtilmesi üzerine, çok sayıda gazi protez bacaklarıyla beton zemine uzanarak oturma eylemi başlattı.

Polis barikatına yüklenilmesiyle başlayan arbede sırasında, uzun süredir ağır ilaçlar kullandığı belirtilen gazilerden bazıları fenalık geçirerek yere yığıldı. Çevredekilerin ve sağlık ekiplerinin müdahale ettiği o anlarda, sinir krizi geçiren bir başka gazi ise yol üzerindeki bir köprünün korkuluklarına tırmanarak yaşamına son vereceğini haykırdı. Çevredeki silah arkadaşlarının yoğun çabası ve ikna girişimleri sonucunda gazi köprüden indirildi.

Kalkanların ardındaki gözyaşları

Haber kameralarına yansıyan en çarpıcı ve yürek burkan anlar ise polis memurları ile gazilerin karşı karşıya geldiği dakikalarda yaşandı. Bir gazinin, "Ben bu vatan için Kuzey Irak'ta bedel ödedim, bedenimi verdim. Karşımıza polisi dikiyorsunuz. Nedir bu çektiğimiz, getirin kafama sıkın artık" feryatları yükselirken, ön safta ellerinde kalkanlarla barikat oluşturan bazı genç polis memurlarının gözyaşlarını tutamadığı görüldü. Kalkanlarının ardına saklanarak ağlayan ve şapkalarıyla yüzlerini kapatmaya çalışan emniyet mensuplarının bu görüntüsü, hem alandakilerin hem de sosyal medyanın vicdanını yaraladı.

Eylemciler, "Bu çocukları niye bizim karşımıza dikip ağlatıyorsunuz? Yarın onlar da gazi olduğunda aynı muameleyi mi görecekler?" diyerek emri veren siyasi iradeye seslendi.

Siyasi alandan tepkiler

Ankara'da infial yaratan görüntülere muhalefet partilerinden destek ve sert tepkiler gecikmedi. Eylem alanına giden Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve İYİ Parti Genel Başkan Yardımcıları, gazilerin taleplerinin barikatla değil masada çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Yapılan ortak siyasi açıklamalarda ve TBMM'ye sunulan soru önergelerinde şu ifadelere yer verildi:

"En ağır olanı, Türk polisi ile Türk gazisinin karşı karşıya getirilmesidir. Polisi gazinin önüne diktiğinizde yalnızca gazinin onurunu incitmezsiniz; o üniformanın vicdanını da yaralarsınız. Dağda teröristle çatışırken kurşun, bomba, mayın askerin rütbesini sormadı. Devletin vefası da rütbe sormamalıdır. Rütbe ayrımı yapılmaksızın emsal özlük ve sosyal hakların derhal teslim edilmesi gerekir. Gazinin hakkının karşılığı polis barikatı veya şafak baskını olamaz."

Gaziler ve şehit aileleri, İçişleri Bakanlığı önünde taleplerini doğrudan bir yetkiliye iletene ve eşit hakları güvence altına alınana kadar Ankara'dan ayrılmayacaklarını ilan etti.

Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı

Kamuoyunda "Süleymancılar" olarak bilinen yapının eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada feth-i kabir kararı uygulandı. Soruşturma kapsamında Karacaahmet Mezarlığı'ndaki kabri açılan Denizolgun'un naaşından alınan örnekler, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu'na götürüldü

19.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı
Eski Bakan Denizolgun’un mezarı açıldı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2026/8086 sırasına kayıtlı soruşturma dosyası kapsamında, sabah saatlerinde Karacaahmet Mezarlığı'nda hareketli dakikalar yaşandı. Polis ekipleri, feth-i kabir (mezar açma) işlemi öncesinde mezarlığın etrafını demir bariyerlerle kapatarak geniş güvenlik önlemleri aldı.

Başsavcıvekili, soruşturma savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) uzmanları ve olay yeri inceleme ekiplerinin nezaretinde açılan mezardan yaklaşık 4 saat süren titiz bir çalışmayla ceset parçaları ve DNA örnekleri alındı. Toplanan deliller, ölümün arkasındaki sır perdesini aralamak üzere adli tıp nakil aracıyla laboratuvar incelemesine gönderildi.

Yeğenlerin suç duyurusu ve Alihan Kuriş'in tutuklanması

Adli süreci başlatan temel etken Denizolgun'un yeğenlerinin "şüpheli ölüm" iddiasıyla yaptığı suç duyuruları oldu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yapılan başvurular üzerine ölümün ve dönemin otopsi işlemlerinin mercek altına alınması amacıyla adli inceleme talebinde bulunmuştu.

Bu hamle, cemaatin mevcut lideri olan ve çıkar amaçlı suç örgütü kurma, nitelikli dolandırıcılık ile kara para aklama suçlamalarıyla 16 Ağustos'ta tutuklanan Alihan Kuriş'e yönelik yürütülen ana soruşturma ile eş zamanlı olarak yürütülüyor. Yapılan incelemelerde, Kuriş'in 2016'da yapının başına geçmesinin ardından devasa para ve mal varlığı hareketlerinin yaşandığı saptanmıştı.

Raporu veren doktorlar "FETÖ" üyesi çıktı

Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun, 6 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki evinde ölü bulunmuş ve kayıtlara "beyin kanaması/kalp krizi sonucu normal ölüm" olarak geçirilmişti. Dosyanın 10 yıl sonra yeniden açılmasında dikkat çeken en çarpıcı detay ise, o dönem "doğal ölüm" raporunu düzenleyen Adli Tıp heyetindeki bazı doktorların daha sonra FETÖ üyeliği gerekçesiyle ceza almış olması.

İddialara göre Denizolgun, hayatının son döneminde örgüt içindeki finansal sistemde FETÖ bağlantılı isimleri tespit etmiş ve bir toplantıda "Bana ihanet ettiniz, sizinle değilim" diyerek rest çekmişti. Denizolgun'un vefatının hemen ardından, henüz cenazesi bile kaldırılmadan Alihan Kuriş'in hızla yeni lider ilan edilmesi de şüpheleri artıran diğer bir unsur olarak dosyada yer alıyor.

Bakanlık da yakından takip ediyor

Süreç, faili meçhul ve şüpheli ölüm dosyalarının incelenmesinde başsavcılıklarla koordinasyon görevi yürüten Adalet Bakanlığı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından da milimetrik olarak izleniyor. Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek rapor, Denizolgun'un dış bir müdahaleyle zehirlenip zehirlenmediğini ya da ölümüne kastedecek bir müdahale olup olmadığını kesinleştirecek.

Köklü soybağı ve Alihan Kuriş'in tutuklanması

Adli süreci başlatan temel etken, Denizolgun'un yeğenlerinin "şüpheli ölüm" iddiasıyla yaptığı suç duyuruları oldu. Hayatını kaybeden Arif Ahmet Denizolgun, cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın doğrudan torunuydu. Soruşturma, Tunahan'ın bir diğer torununun oğlu olan ve çıkar amaçlı suç örgütü kurma, nitelikli dolandırıcılık ile kara para aklama suçlamalarıyla 16 Ağustos'ta tutuklanan mevcut lider Alihan Kuriş'e yönelik ana soruşturma ile birleştirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü

19.08.2026 14:11:00
AA
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi ile telefonda görüştü.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, liderler görüşmede, Türkiye-Japonya ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konuları ele aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, Türkiye ile Japonya ilişkilerini, başta savunma sanayii, yatırım ve ticaret olmak üzere her alanda geliştirmek için gayret göstermeyi sürdüreceklerini belirtti.

İran ile ABD arasındaki çatışmaların çözümünün tek yolunun müzakereler olduğunu, Türkiye'nin kalıcı barış ve istikrar için diplomatik çabalara destek verdiğini ifade eden Erdoğan, Kumamoto'da geçen ay meydana gelen depremde hayatını kaybedenler için bir kez daha taziye dileklerini iletti.

Alptürk Enginyurt gözaltına alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Yeni Parti Milletvekili Cemal Enginyurt'un oğlu Alptürk Enginyurt hakkında "imza atma" ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol hükümleri uygulandı.

19.08.2026 00:54:00 / Güncelleme: 19.08.2026 01:07:13
AA
 
Alptürk Enginyurt gözaltına alındı
Alptürk Enginyurt gözaltına alındı

Başsavcılığın Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında "halk sağlığını bozma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla gözaltına alındıktan sonra İstanbul Adalet Sarayı'na getirilen Enginyurt'un savcılıktaki işlemleri tamamlandı.

Enginyurt, daha sonra nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlikçe şüpheli Alptürk Enginyurt hakkında "imza atma" ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol hükümleri uygulandı.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, belirtilen iki suç kapsamında Enginyurt ve birlikte hareket ettiği öne sürülen Mehmet Sedat Erge, şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmıştı.

Polis ekipleri, şüpheli Enginyurt'u daha sonra İstanbul'da gözaltına almıştı.

Hastanede sağlık kontrolünden geçirilen Enginyurt, Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na getirilmişti.

 

 

İBB davasının 66. duruşması sona erdi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 66. duruşmasında bazı tutuksuz sanıkların savunması alındı

19.08.2026 00:24:00
AA
 
İBB davasının 66. duruşması sona erdi
İBB davasının 66. duruşması sona erdi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesinin ardından hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edilen eski Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı tutuksuz sanık Veysel Erçevik'in savunması alındı.

Erçevik, etkin pişmanlık başvurusunu kendi rızasıyla yaptığını, iddia edildiği gibi herhangi bir baskı altında ifade vermediğini söyledi.

İddianamede kendisinin sanık Adem Soytekin'e bağlı hareket ettiği ve örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığının ileri sürüldüğünü ifade eden Erçevik, "Dosyaya baktığınızda somut olarak bir şey yok. Geriye dönüp kendi CV'me baktığımda, kendi durumuma baktığımda, pişmanlık... Niye pişmanlık' Buradaki pişmanlık suç işlediğimin pişmanlığı değil, 'Benim burada ne işim var'' pişmanlığıydı." dedi.

Erçevik, geçmişe bakıldığında herhangi bir örgüte bağlı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, şunları kaydetti:

"Adem Soytekin'e baktığınızda, 2019-2024 yılları arasında ihale kayıtları incelendiğinde iki, belki üç - onu bilmiyorum ama - iki ihale almış ve birçok yerde de bu ihalelerden zarar ettiğini beyan etmiş. Şirket kayıtları da belediyenin kayıtları ortada. Eğer ben onun atadığı biriysem, Soytekin'in 5 yıl boyunca sürekli Beylikdüzü'nde çok yüksek karlı iş yapıyor olması gerekiyordu. Soytekin'in ifadesine baktığınızda iddianamede yer alan bir sürü daire, dükkan, çek konuları konuşuluyor. Bunların Beylikdüzü Belediyesine açıktan yaptığı kreş, cami, yol, köprü gibi işlerin karşılığı olduğunu söylüyor ama 2019-2024 dönemine baktığınızda, Soytekin'in Beylikdüzü Belediyesi ile herhangi açıktan bir iş yapmışlığı yok. Dolayısıyla benim de Soytekin'e bağlı bir örgüt üyesi olarak belediyede bulunmadığımın en açık örneği budur."

Üzerine atılı suçlamaları reddeden ve beraat talebinde bulunan Erçevik, "Sayın Mehmet Murat Çalık burada. Ben iş konusunda onunla bile bazen kavga ederken, bağrışırken herhangi birine bağlı hareket edeceğim konusu söz konusu bile olamaz. Hiçbir şekilde bir örgüt bağı içerisinde bulunmadım. Profesyonelce, bana ihtiyacının olduğunu söyleyen bir abimin yanına geçtim ve ona idari, mali konularda bütçesini yönetmesi konusunda danışmanlık yaptım. O nedenle hakkımda iddianamede de sayın savcı rüşvet değil de 'rüşvete aracılık' şeklinde tabirlerde bulunmuş." diye konuştu.

İnşaat sözleşmesi hazırlandığı tarihte öğrenci olduğunu söyledi

Tutuksuz sanıklardan iş insanı Furkan Hamzaoğlu, savunmasında, hakkında "rüşvet verme" suçundan dava açıldığını ifade ederek, "West Side projesine ilişkin inşaat sözleşmesi 2013 yılında imzalanmıştır. Ben o tarihte üniversite öğrencisiydim. Benim sözleşmenin hazırlanması, imzalanması ve uygulanması süreçlerinde herhangi bir görevim veya yetkim bulunmuyordu. Mutlu İnşaat'a 2024 yılı aralık ayında hissedar oldum. 2024 yılına kadar Mutlu İnşaat'ta ortaklık ya da yöneticilik sıfatım yoktu. West Side projesinin başlangıcında inşaat sektörünü öğrenmek amacıyla zaman zaman şantiyelere gidip geldim." dedi.

Hamzaoğlu'nun babası olan iş insanı tutuksuz sanık Yüksel Hamzaoğlu ise herhangi bir kamu görevlisiyle asla menfaat anlaşması yapmadığını ve savcılık ifadesinde, belediye işlemlerinin geciktirilmemesi için talepleri karşılamak zorunda kaldığını anlattığını iddia etti.

West Side projesinde ruhsatın gecikmesinin inşaata başlama ve bitirme takvimini, bu gecikmenin de doğrudan iskan takvimini etkilediğini belirten Hamzaoğlu, savunmasında şunları söyledi:

"Gecikmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve ödemeler nedeniyle ciddi mali yük altına girdik. Bizim şirketimiz olan Mutlu İnşaat'ın o dönem başka işleri de olduğundan finans yönünden sıkışıklığımız vardı. Belediyeden iletilen maddi talepleri nakden karşılayacak mali imkanımız yoktu. Savcılık ifademde belediyenin arsa sahibinden ve yüklenici firmalardan maddi taleplerde bulunduğunu, taleplerin çoğunlukla Adem Soytekin aracılığıyla iletildiğini, talepler karşılanmadığında ruhsat ve iskan işlemlerimizin sonuçlanamayacağı kanaatine vardığımızı anlatmıştım. Proje ilerlemiş, satışlar yapılmış ve müşterilere karşı ağır yükümlülükler doğmuşken bu talepleri reddetmenin sonucu, hakkımız olan iskanın verilmemesi veya daha geciktirilmesiydi. Önceki ifadelerimde de kullandığım 'Vermek zorunda kaldık' sözü, tam olarak bu baskıyı anlatmaktadır."

Hamzaoğlu, savunmasında, "Adem Soytekin'in şirketlerine devredilen 5 daire ile 6 dükkandan 2 dükkan gerçekten yapılan inşaat işinin karşılığıdır. Diğer devirler ile iskan aşamasında fatura karşılığı verilen yaklaşık 3,5 milyon lira tutarındaki çekleri ise serbest iradeyle yapılmış bir rüşvet anlaşması olarak değil, belediye işlemlerinin sonuçlandırılması için önümüze konulan talepler nedeniyle ve zorunluluk altında verdik. Gayriresmi bir çıkış yapamayacağımızı söylememiz üzerine fatura düzenlemesi de bu kapsamdadır." ifadelerini kullandı.

"Talebi kabul etmek zorunda kaldık"

Tutuksuz sanık iş insanı Zafer Gül, Beylikdüzü'nde bir projeleri olduğunu ve Mehmet Murat Çalık'ın kendilerini makamına çağırdığını dile getirerek, "Binaya Ali Gül (sanık) ile beraber gittik. O görüşmede bir tartışma oldu. Görüşme sırasında bizden 5-6 milyon TL civarında bir para talep edildi. Biz de bunun karşılığında bir bağış yapmayı talep ettik, okul, sağlık ocağı veya işte cami gibi. Fakat burada denildi ki, 'Bunu siz verin, biz yaparız.' Arsa hak paylaşımı sözleşmesinde 24-25 milyon TL civarında bir ön ödeme yaptık arsa sahibine ve tadilatı geçiremezsek bu bedel ile sözleşme askıya düşecekti. Tabii sonrasında bu talebi kabul etmek zorunda kaldık." diye konuştu.

Gül, senedi sanık Fatih Keleş'e Mermerciler Sanayi Sitesi'ndeki ofisinde teslim ettiklerini, bu paranın bir kısmını ödediklerini, bir kısmını ise ödeyemediklerini iddia ederek, "Ödeyemeyince de bunun karşılığında daire konusuna döndü bizim konumuz. Bu daire konusunda da 13 daire mevzubahistir. 'Adem Bey'e devredeceksiniz.' dendi. Biz de senetleri geri iade alıp, arsa sahibinin de isteğiyle Adem Bey'e devrettik." ifadelerini kullandı.

Çapraz sorgusunda kendisine yöneltilen, "Sizden parayı kim istemişti'" şeklindeki soruyu Gül, "Mehmet Çalık." diye cevapladı. '''''''Paranın belediyenin ek binasında istendiğini iddia eden Gül, görüşmede Uğur Güngör (sanık), Ali Gül ve Mehmet Murat Çalık'ın bulunduğunu söyledi.

"Ekrem İmamoğlu'nun konudan bilgisi var mı'" sorusuna Gül, "Yani orada bir tartışma geçti. Tartışmanın geçtiği binada Mehmet Murat Çalık'ın odasının tam karşısındaki oda Ekrem İmamoğlu'nun odasındaydı. Tartışma sonucunda kendisi de çıktı, ne oluyor tarzında konuştu bizimle. Başka bir diyaloğumuz olmadı zaten." yanıtını verdi.

Duruşmada, tutuksuz sanıklar Oktay Hamzaoğlu, Mustafa Keleş, Dursun Keleş, Fuat Keleş, Cemal Üneş, Esra Huri Bulduk, Adem Ok, Elif Yıldız Kızılca ve Sezgin Paydaş savunma yaptı.

13 saat süren, tutuksuz 15 sanığın ve avukatlarının dinlendiği duruşma, savunmaların alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Bu arada, duruşmada toplam 20 tutuksuz sanığın savunması alınmış oldu. 

Milletvekili Meriç'in bıçaklanma anı kamerada

Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'in bıçaklanma anına ait güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı

19.08.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Milletvekili Meriç'in bıçaklanma anı kamerada
Milletvekili Meriç'in bıçaklanma anı kamerada
Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'in bıçaklanma anına ait güvenlik kamera görüntüleri ortaya çıktı.

Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, Şahinbey ilçesi İbni Sina Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, CHP Oğuzeli eski ilçe başkanı S.A.K. ile tartıştıktan sonra şahsın bıçaklı saldırısına uğradı.

Olay sonrasında yaralanan Meriç, olay yerine gelen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından Gaziantep Şehir Hastanesi'ne kaldırıldı. Meriç'in hastanede ameliyata alındığı öğrenilirken, olay alanlarına ait güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

Görüntülerde, Milletvekili Melih Meriç'in, saldırgan S.A.K. ile bir süre tartıştıktan ve tekme tokat kavga ettikten sonra bıçaklama anları yer aldı.

Trabzon'da sıcak gelişme!

Trabzon'un Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğü binası yanında bulunan araçların üzerine düşen insansız hava aracı patladı

18.08.2026 21:31:00
Haber Merkezi
 
Trabzon'da sıcak gelişme!
Trabzon'da sıcak gelişme!
Trabzon'un Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğü binası yanında bulunan araçların üzerine düşen insansız hava aracı patladı. 3 araçta maddi hasar meydana geldi.

Alınan bilgiye göre, saat 19.30 sıralarında Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğünün araçlarının bulunduğu alana insansız hava aracı düştü.

Meydana gelen patlamada 3 araçta maddi hasar meydana geldi. Olayda can kaybı ve yaralanma olmazken, olay yeri inceleme ve bomba imha ekipleri olay yerinde incelemelerini sürdürüyor.

Sözler tutulmadı, Bakanlıkların ‘garantörlüğü’ fiyasko çıktı

Aylardır birikmiş maaş, tazminat ve sigorta primlerini alamayan madencilerin, hakkını gasp eden şirkete ve bu hukuksuzluğa seyirci kalan siyasi iradeye karşı yürüttüğü barışçıl direniş yine devlet barikatına çarptı

18.08.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Sözler tutulmadı, Bakanlıkların ‘garantörlüğü’ fiyasko çıktı
Sözler tutulmadı, Bakanlıkların ‘garantörlüğü’ fiyasko çıktı
Aylardır birikmiş maaş, tazminat ve sigorta primlerini alamayan madencilerin, hakkını gasp eden şirkete ve bu hukuksuzluğa seyirci kalan siyasi iradeye karşı yürüttüğü barışçıl direniş yine devlet barikatına çarptı.

Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Elazığ Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçilerinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde başlattığı oturma eylemi polis müdahalesiyle engellendi.

Günlerdir sıcak altında baretlerini yere vurarak seslerini duyurmaya çalışan işçilerin haklı taleplerine kulak tıkamayı tercih eden iktidar, çözümü bir kez daha madenciyi ve sendika liderlerini gözaltına almakta buldu.

Bakanlıkların "Garantörlüğü" Fiyasko Çıktı



Daha önce İçişleri, Enerji ve Çalışma bakanlıklarının bizzat "garantör" sıfatıyla masaya oturduğu protokollerin, patron Sebahattin Yıldız tarafından defalarca çiğnenmesine hükümetin hiçbir yaptırım uygulamaması tepkileri büyüterek süreci bu noktaya taşıdı. Şirket sahibi sözlerini tutmazken, devlet organlarının işçiyi korumak yerine patronun mülkünü korurcasına sergilediği tutum, "Adalet sadece zengine mi çalışıyor?" isyanını bir kez daha haklı çıkardı.

Şirket yönetiminin havuz medyasında "Tüm alacakları ödedik" propagandasını yaymasına rağmen, işçiler boş hesap cüzdanlarıyla gerçeği tokat gibi yüzlerine vurdu. Haklarının %90'ının hâlâ gasp edildiğini belirten işçiler, bakanlık önündeki oturma eylemlerini kesintisiz 24 saat sürdürme kararı aldı.

"Burası Ankara'nın Göbeği, Yaşam Alanına İzin Vermeyiz"

Madencilerin "Açız, hakkımızı almadan gitmiyoruz" haykırışına karşı emniyet güçlerinin gerekçesi ise bürokrasinin işçiye olan mesafesini özetler nitelikteydi. Müzakereler sırasında polis yetkilileri, "Burayı bir yaşam alanına çevirmenize müsaade edemeyiz. Burası Ankara'nın göbeği, Bakanlığın önü" diyerek işçilerin anayasal barışçıl protesto hakkını hiçe saydı.

Bu keyfi yasağa karşı dik duran Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, işçi sınıfının kararlılığını şu sözlerle haykırdı: "Biz buradan ayrılmayacağız. Burada kalacağız. Ta ki işçilerin hesaplarına paralar yatıncaya kadar burada olacağız."

Borçlu Serbest, Alacaklı Gözaltında!

Bu kararlı duruşun ardından emniyet güçleri, etraftaki basın mensuplarını kalkanlarla uzaklaştırarak işçilerin sesinin duyulmasını engellemeye çalıştı. Ardından yapılan müdahaleyle Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu kelepçelenerek gözaltına alındı.

İşçilerin alın terini gasp eden Yıldızlar SSS Holding ve onun yöneticilerine dokunulmazlık zırhı sağlayan siyasi iktidar; hak arayan, ailesini geçindirmekten başka derdi olmayan maden işçisini ise suçlu muamelesiyle karşı karşıya bıraktı. Madenciler ise iktidar-sermaye işbirliğine karşı geri adım atmayacaklarını, ne kadar gözaltı olursa olsun haklarını alana kadar direnişe devam edeceklerini ilan etti.

Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı ALDAŞ şirketine yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame kabul edildi

18.08.2026 16:30:00
AA
 
Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi
Antalya Büyükşehir Belediyesi şirketi ALDAŞ'a yönelik soruşturmada iddianame kabul edildi

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca, aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek ile ASAT'ın eski Genel Müdürü İbrahim Kurt'un da bulunduğu 21 sanık hakkında "zimmet", "haksız mal edinme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından hazırlanan iddianame, Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

İddianamede, soruşturmanın İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından hazırlanan tevdi raporuna dayandığı belirtildi.

Raporda, Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ALDAŞ'ın 2020-2025 yılları arasındaki hesaplarının denetlendiği, şirketin ASAT ile gerçekleştirdiği ihale, satın alma ve harcamalara ilişkin bazı usulsüzlüklerin tespit edildiği kaydedildi.

İddianamede, Mülkiye müfettişleriyle bilirkişi raporlarına da yer verildi.

Buna göre, lüks seyahat ve konaklama giderleri ile yüksek tutarlı temsil ve ağırlama harcamalarının, 1995 tarihli "müşavirlik sözleşmesi" kapsamında ASAT'a yansıtıldığı ileri sürüldü.

ALDAŞ'a ait kredi kartlarıyla bazı sanıklar ve yakınları tarafından kişisel harcamalar yapıldığı, alınan lüks araç ve demirbaşların kişisel kullanıma tahsis edildiği, şirket bünyesinde sigortalı gösterilmesine rağmen fiilen çalışmayan kişilerin bulunduğu da iddianamede yer aldı.

Bazı harcamalara yüzde 15 kar payı eklenerek ASAT'a fatura düzenlendiği öne sürülen iddianamede, bu işlemler kapsamında ALDAŞ tarafından ASAT'a yansıtılan faturaların toplamının 785 milyon lirayı aştığı belirtildi.

İddianamede, söz konusu işlemler nedeniyle 29 milyon 500 bin lira kamu zararı oluştuğu ve bazı denetçilerin aileleriyle birlikte ALDAŞ bütçesinden ağırlandığı iddia edildi.

Sanıklardan Muhittin Böcek'in 2 milyon 472 bin 111 lira, İbrahim Kurt'un 3 milyon 17 bin lira, Murat Zeydanlı'nın 4 milyon 382 bin lira, Merve Doğruöz'ün 1 milyon 845 bin lira, Pınar Büyükçakıroğlu'nun 67 bin 282 lira, Lütfi Ergen'in 2 milyon 598 bin lira, Yüksel Özdoğan'ın 1 milyon 178 bin lira, Selahattin Artun'un 1 milyon 595 bin lira, Oktay Özalp'in 1 milyon 126 bin lira, Nurhan Ermiş'in 2 milyon 686 bin lira ve Melek Kurukama'nın 1 milyon 912 bin lira tutarındaki kamu zararını, kamu davası açılmadan önce Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı hesabına yatırdığı bildirildi.

İddianamede Muhittin Böcek için "zimmet" suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar, "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçundan da 10 yıla kadar hapis istendi. ASAT eski Genel Müdürü İbrahim Kurt için ise "zimmet" suçundan 5 yıldan 12 yıla kadar hapis talep edildi.

İddianamede diğer sanıklar için de "zimmet", "haksız mal edinme" ve "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezaları talep edildi.

Olay

Antalya Büyükşehir Belediyesine bağlı "Altyapı Yönetim ve Danışmanlık Ticaret AŞ (ALDAŞ) üzerinden usulsüz harcamalarla yaklaşık 399 milyon 507 bin lira kamu zararına yol açıldığı" iddialarıyla ilgili 14 Ocak 2026 tarihinde aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu Muhittin Böcek'in de bulunduğu 21 şüpheli hakkında işlem başlatılmış ve 5 kişi tutuklanmıştı.

Tutuklanan ASAT eski Genel Müdürü İbrahim Kurt, 27 Ocak 2026'da tahliye edilmişti. 

Yalova'da 6 ayda 53 terör operasyonu: 17 tutuklama

Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta, 2026 yılının ilk 6 ayında terör örgütlerine yönelik 53 operasyon gerçekleştirildiğini, operasyonlarda gözaltına alınan 80 şüpheliden 17'sinin tutuklandığını açıkladı. Usta, 4 firari şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi

18.08.2026 16:06:00 / Güncelleme: 18.08.2026 16:08:16
İHA
 
Yalova'da 6 ayda 53 terör operasyonu: 17 tutuklama
Yalova'da 6 ayda 53 terör operasyonu: 17 tutuklama
Yalova Valiliği Toplantı Salonu'nda düzenlenen 2026 yılının ilk 6 aylık asayiş bilgilendirme toplantısında konuşan Vali Usta, Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve Sahil Güvenlik birimlerinin kent genelinde güvenlik ve asayiş çalışmalarını koordinasyon içerisinde sürdürdüğünü belirtti.
Usta, terör operasyonlarında yakalanan 80 şüpheliden 32'sinin ifadelerinin ardından kolluk kuvvetlerince serbest bırakıldığını, 7 kişinin GÖKSEM'e gönderildiğini, 42 kişinin adli makamlara sevk edildiğini belirtti. Adli makamlara sevk edilenlerden 17'sinin tutuklandığını, 18 kişinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını ifade etti.

Terörün finansmanına yönelik 19 operasyon

Terör örgütü ve terörizmin finansmanı suçlarına yönelik de 19 operasyon gerçekleştirildiğini açıklayan Usta, bu operasyonlarda 25 kişi hakkında işlem başlatıldığını söyledi. 11 kişinin ifadelerinin ardından kolluktan, 11 kişinin adli kontrol kararıyla serbest bırakıldığını, 1 kişinin GÖKSEM'e teslim edildiğini ve 2 kişinin tutuklandığını kaydetti.

Uyuşturucuyla mücadelede ise imal ve ticaret yapanlara yönelik 79 operasyon gerçekleştirildiğini belirten Usta, 177 kişinin yakalandığını, 90 kişinin tutuklandığını, 54 kişinin adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığını söyledi.

Siber suçlarda 624 URL'ye erişim engeli

Siber devriyelerde suç unsuru tespit edilen bin 517 şahıs ve hesap hakkında işlem yapıldığını açıklayan Usta, terörle iltisaklı 385 kişinin tespit edildiğini, terör propagandası yapıldığı gerekçesiyle 624 sosyal medya URL'sine erişim engeli getirildiğini belirtti.

Nitelikli dolandırıcılık kapsamında 12 operasyon düzenlendiğini ifade eden Usta, 113 şüphelinin gözaltına alındığını, 63 kişinin tutuklandığını kaydetti.



497 bin araç denetlendi

Trafik denetimlerinde 2026 yılının ilk 6 ayında toplam 497 bin 64 aracın denetlendiğini belirten Usta, çakarlı araçlar, ticari taksiler ve okul servislerine yönelik 8 bin 928 aracın kontrol edildiğini ve 463 araç hakkında işlem yapıldığını söyledi.

Yalova'da 17 bin 243 yabancının bulunduğunu belirten Usta, yabancılara yönelik denetimlerde 3 bin 622 kişinin kimlik kontrolünün yapıldığını, 292 düzensiz göçmen hakkında gerekli işlemlerin gerçekleştirildiğini açıkladı.

"Motosiklet kazalarında Türkiye ortalamasının üzerindeyiz"

Konuşmasının sonunda motosiklet kazalarına dikkat çeken Usta, 1 Ocak-11 Ağustos tarihleri arasında Yalova'da 715 yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini ve kazalara bin 89 aracın karıştığını söyledi. Bu araçların 502'sinin motosiklet, motorlu bisiklet, elektrikli scooter ve bisiklet türündeki araçlar olduğunu belirtti.

Motosikletlerin karıştığı yaralamalı kazaların toplam kazalara oranının Türkiye genelinde yüzde 53, Yalova'da ise yüzde 62 olduğunu ifade eden Usta, motosiklet kazalarındaki yaralanmaların toplam yaralanmalara oranının da Türkiye genelinde yüzde 45, Yalova'da yüzde 54 seviyesinde bulunduğunu kaydetti.

Usta, vatandaşları motosiklet, bisiklet, elektrikli bisiklet ve scooter kullanırken daha dikkatli olmaları konusunda uyardı. Ayrıca kötü hava şartlarında denize girilmemesi ve SUP boardlarla denize açılınmaması çağrısında bulundu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.