logo
28 NİSAN 2026

Diyarbakır'da aynı görüntüler

Korona virüs vaka sayısının en çok artış gösterdiği illerin başında gelen Diyarbakır'da vatandaşlar yasakları dinlemiyor. İçişleri Bakanlığı tarafından düğün konvoylarının yasaklanmasına rağmen kentte hemen her akşam düğünlerin ardından konvoy yapılarak virüsün yayılmasına davetiye çıkarılıyor.

29.08.2020 10:03:00
Diyarbakır'da aynı görüntüler
Diyarbakır'da aynı görüntüler
Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve Mart ayından itibaren Türkiye'de de görülmeye başlayan korona virüs vakalarının yayılmasını önleyici tedbirler alınmaya devam ederken, virüsün arttığın illerin başında gelen Diyarbakır'dan bilindik görüntüler çıkmaya devam ediyor. İçişleri Bakanlığı, Diyarbakır, Adana, Ağrı, Ankara, Bursa, Çorum, Erzurum, Gaziantep, Kayseri, Konya, Mardin, Şanlıurfa, Van ve Yozgat'ta sünnet düğünü, kına gecesi, nişan gibi etkinliklere müsaade edilmeyeceğini ayrıca söz konusu 14 ilde yapılacak düğün ve nikahların da en fazla 1 saat içinde tamamlanacağını, düğün konvoylarının olmayacağını belirttiği genelgeye rağmen Diyarbakır'da vatandaşlar, kendi bildiklerini okuyor. Akşam saatlerinde tamamlanan düğünlerin ardından toplanan gruplar, arabalarına binerek şehir turu atıyor. Korona virüs tedbirleri kapsamında yasaklanmasına rağmen yapılan düğün konvoyları korona virüsün yayılmasına davetiye çıkarıyor. İHA

Halfeti Belediyesine yönelik operasyonda beklenen son


Şanlıurfa'da Halfeti Belediyesinin AK Partili önceki yönetim dönemine ilişkin "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "edimin ifasına fesat karıştırma" suçlarına yönelik operasyonda gözaltına alınan 46 şüpheliden, aralarında eski Halfeti Belediye Başkanı Şeref Albayrak'ın da bulunduğu 29'u tutuklandı.

28.04.2026 07:54:00 / Güncelleme: 28.04.2026 07:59:18
Haber Merkezi/AA
Halfeti Belediyesine yönelik operasyonda beklenen son
Halfeti Belediyesine yönelik operasyonda beklenen son

Şanlıurfa'da Halfeti Belediyesinin AK Partili önceki yönetim dönemine ilişkin "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "edimin ifasına fesat karıştırma" suçlarına yönelik operasyonda gözaltına alınan 46 şüpheliden, aralarında AK Parti'den seçilen eski Halfeti Belediye Başkanı Şeref Albayrak'ın da bulunduğu 29'u tutuklandı.

Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince, Birecik Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 24 Nisan'da düzenlenen operasyonda gözaltına alınan, aralarında eski Halfeti Belediye Başkanı Albayrak, eski belediye encümen üyeleri ile çeşitli birimlerde görev yapan personel ve esnafın da bulunduğu 46 zanlının adliyedeki işlemleri tamamlandı.

Aralarında Albayrak'ın da bulunduğu 29 şüpheli tutuklandı. 17 şüpheliden 3'ü serbest bırakılırken, 14'ü ise adli kontrol şartıyla salıverildi.

Halfeti Belediyesinin önceki yönetim dönemine ilişkin "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "edimin ifasına fesat karıştırma" suçlarına yönelik 24 Nisan'da düzenlenen operasyonda 28'i kamu görevlisi olmak üzere toplam 51 şüpheli hakkında işlem başlatılmış, 50 zanlı gözaltına alınmış, 4'ü emniyetteki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında bir şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor.

Avrupalı raportörlerden Türkiye'ye demokrasi mektubu


 
Avrupa kurumları raportörleri, Türkiye'de yerel demokrasiyi etkileyen konulara ilişkin, "insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü" vurgusu yapılan ortak mektup kaleme aldı.

28.04.2026 07:19:00
Haber Merkezi
Avrupalı raportörlerden Türkiye'ye demokrasi mektubu
Avrupalı raportörlerden Türkiye'ye demokrasi mektubu

Avrupa kurumları raportörleri, Türkiye'de yerel demokrasiyi etkileyen konulara ilişkin, "insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü" vurgusu yapılan ortak mektup kaleme aldı.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'ye hitaben yazılan mektupta Avrupa kurumlarının yetkililerinin, "sorunların aşılması için birlikte çalışma" ve "Türkiye'nin demokratik yükümlülüklerini yerine getirmesine daha fazla destek verme" vurguları dikkat çekiyor.

Pek rastlanılan bir durum değil

Avrupalı farklı kurumların ortak bir mektup girişimde bulunması, örneğine pek rastlanan bir durum değil. İlgili kurumların Türkiye ile iş birliğinin, ortak değerler olan demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü üzerine kurulu olduğunun ve bu değerlerin devam eden ilişkilerin temelini oluşturduğunun altının çizildiği mektupta şu ifadelere yer verildi: "Bu nedenle, ülkenizdeki yerel demokrasiyi etkileyen son gelişmelerle ilgili ortak endişelerimizi dile getirmek ve bu sorunların üstesinden gelmek için nasıl birlikte çalışabileceğimizi görüşmek amacıyla size ortaklaşa sesleniyoruz."

İmamoğlu'nun yargılanmasına atıf

Mektupta, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu yargılanmasında ikinci yıla girildiği ve Türkiye'de muhalefete bağlı birçok yerel seçilmiş temsilcinin de uzun süredir tutuklu olduğu hatırlatıldı.

Ortak mektupta, "Mevcut durum, seçmenlerin temsilcilerini özgürce seçme hakkını zedeleyerek genel olarak demokrasiyi zayıflatmaktadır" denildi.
Bu konulardaki endişelerin Türk yetkililerle yürütülen siyasi diyalog aracılığıyla sistematik olarak dile getirildiği de mektuptaki vurgular arasında yer aldı. Demokrasi, adalet ve insan hakları gibi temel ilkelere bağlılık ve seçilmiş temsilcilerin tutuklu yargılanması konusu bağlamında diyaloğu sürdürmeye hazır olunduğunun belirtildiği mektupta şu mesaj verildi:
"Avrupa Konseyi üyesi ve Avrupa Birliği'nin stratejik ortağı olan Türkiye'nin demokratik taahhütlerini yerine getirmesine daha fazla destek vermeye hazırız."

"Süregelen zorlukların üstesinden birlikte gelerek, Türkiye'de demokratik ilke ve değerlerin korunmasında somut ve sürdürülebilir ilerlemeler kaydedilebileceğine" olan inançlarını dile getiren imzacılar, mektubu şu ifadelerle sonlandırdılar: "Ortaklık ruhu ve ortak sorumluluk bilinci içinde iş birliğimizin devam etmesini dört gözle bekliyoruz."

Mektupta kimlerin imzası var?

Mektupta, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türkiye Raportörleri Lord David Blencathra ve Yves Cruchten, Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi'nden Bryony Rudkin, Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ve Avrupa Bölgeler Komitesi Türkiye Çalışma Grubu Başkanı Jelena Drenjanin'in imzaları bulunuyor.
Bu kurumlar insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularında Türkiye konusunda zaman zaman benzer mektuplar ya da rapor ve kararlarla devreye giriyor. Son mektubu diğerlerinden farklı kılan en dikkat çekici unsursa, farklı kurumların aynı konuda ortak hareket etmeyi tercih etmesi. Özellikle Avrupa Konseyi ve bağlantılı kurumların Türkiye konusunda Avrupa Parlamentosu'yla ortak girişimde bulunması, örneğine pek rastlanmayan bir durum. Mektubun ortak yazılmış olması, vurgu yapılan konularda Avrupa kurumlarının kurumsal kimlikleri farklı da olsa aynı çizgide olduklarını göstermesi açısından önemli.

Yakından izleniyor

Türkiye'de yerel yöneticilere yönelik tutuklamalar Türkiye'nin de üye olduğu Avrupa Konseyi ile aday ülke olduğu Avrupa Birliği (AB) kurumları tarafından yakından izleniyor.
Bununla birlikte son dönemde özellikle insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularında eskisine oranla daha az tepki verilmesi dikkat çekiyor.
AB yetkilileri tepkisizliğin söz konusu olmadığını belirterek, "Raporlarımızda bu konulara detaylı şekilde değiniyoruz" tezini öne çıkarıyorlar.
Mektubun imzacılarından olan Sanchez Amor, Şubatta, Türkiye Raporu taslağının görüşüldüğü AP oturumunda, AB Komisyonu'nun ve AB Konseyi'nin "Türkiye'deki demokratik gerilemeye" karşı sessiz kalarak AB'nin imajına büyük ölçüde zarar verdiğini söyledi.
Amor aynı oturumda, "Türkiye'deki Avrupa ve demokrasi yanlısı sivil toplumu kaybediyoruz" diye konuşmuştu.
Mektuptaki konular, ilgili kurumların raporlarında yer almayı sürdürüyor.
AP'nin, Mayısta yapılacak oylamayla nihai halini alacak Türkiye Raporu taslağında Türkiye'de yerel demokrasinin kötüye gitmesinden ciddi endişe duyulduğu vurgulanıyor.

Akciğer kanseri yaygınlaşıyor


 
Çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor, fark edildiğinde ise geç kalınmış olabiliyor… Üstelik öyle yaygın ki, dünyada 2 milyonun üzerinde, ülkemizde ise her yıl yaklaşık 40 bin kişi bu hastalıkla tanışıyor.

28.04.2026 06:48:00
MURAT ÇORBACI
Akciğer kanseri yaygınlaşıyor
Akciğer kanseri yaygınlaşıyor

Akciğer kanseri, hem dünyada hem de Türkiye'de en sık görülen ve en ölümcül kanser türleri arasında yer alıyor. Peki, bu hastalığı önlemenin ya da ölümcül hastalıklar listesinde daha alt sıralara geriletmenin mümkün olduğu yeni tedavi yöntemleri yok mu? Elbette var! Günümüzde geliştirilen tanı yöntemleri ve kişiye özel tedavi yaklaşımları sayesinde akciğer kanserinde umut her geçen gün artıyor. Bu umuda dair bilinmesi gerekenleri aktarmak için Acıbadem Maslak Hastanesi'nde "Akciğer Kanserinde Farkındalık ve Umut" söyleşisi düzenlendi.

Ana neden sigara

Akciğer kanserinin en önemli nedeninin sigara ve tütün ürünleri olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, özellikle son yıllarda gençler arasında artan kullanımın ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Akciğer kanseri vakalarının yüzde 80'inin tütün kullanımına bağlı olduğunu anlatan Dr. Babaoğlu Karan, yüzde 20'sinin ise asbest gibi mesleki nedenlerden geliştiği bilgisini verdi. Akciğer kanserinin çoğu zaman erken dönemde belirti vermediğine dikkat çeken Karan, bu nedenle risk grubundaki bireylerin, özellikle 50 yaş üzerinde ve en az 20 yıl günde bir paket sigara içmiş kişilerin her yıl düzenli kontrol yaptırmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Düşük doz radyasyonla yapılan BT çekimlerinin hastalığın erken tanısında çok önemli olduğunu belirtti.
Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba ise "Özellikle erken evrede teşhis konulan hastalarda cerrahi müdahale ile yüksek başarı oranları elde edilebiliyor. Ayrıca cerrahi yöntemler de hızla gelişiyor. Bu yöntemlerden en yenisi olan robotik cerrahi sayesinde göğüs bölgesi tamamen açılmadan, küçük kesilerle ameliyatlar yapılabiliyor" dedi.


Kişiye özel tedavi dönemi

Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez de akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını, tümörün genetik ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi planlarının oluşturulduğunu ifade etti.
Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar, akciğer kanseri tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekerek, şunları söyledi: "Halk arasında ışın tedavisi olarak bilinen radyoterapide amaç, ameliyat edilemeyen tümörleri ışınlar aracılığıyla yok etmek ya da küçültmektir. Özellikle tıbbi nedenlerle ameliyat olamayacak hastalarda radyoterapi çok etkili bir tedavi seçeneğidir. Radyoterapi yöntemleri de gelişmekte ve giderek etkinliği artmaktadır. Gelişen teknoloji sayesinde daha hassas ve hedefe yönelik tedavi yapılabilmektedir. Bu sayede yan etkiler azalmakta ve tedavi başarısı artmaktadır." HABER MERKEZİ

Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" davası sanıklarının yargılanması sürüyor

Antalya'da, Manavgat Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Niyazi Nefi Kara'nın da aralarında bulunduğu 5'i tutuklu 43 sanığın yargılanmasına devam edildi

28.04.2026 05:54:00 / Güncelleme: 28.04.2026 07:25:12
AA
Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" davası sanıklarının yargılanması sürüyor
Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" davası sanıklarının yargılanması sürüyor

Manavgat 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın dördüncü duruşmasında Kara ve baklava kutusunda rüşvet aldığı öne sürülen eski Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Engin Tüter'in de aralarında olduğu 43 sanık, müştekiler ve taraf avukatları salonda hazır bulundu.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Aydın Temiz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünde personel olarak çalıştığını, öncesinde Manavgat Belediyesi'nde görev yaptığını söyledi.

Temiz, Zafer Süral ile tanıştığını ve sosyal hayatta da arkadaşlığının olduğunu belirtti.

Sanıklardan S.C.B. ile de bir süre çalıştığını anlatan Temiz, "Zafer Süral'in otel tadilatı, inşaat ruhsatı ve iskan başvurularına yardımcı olmasıyla ilgili sanığa bir talep veya istekte bulunmadım." ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet savcısı mütalaasını açıkladı

Cumhuriyet savcısı, esasa ilişkin mütalaasında sanık Niyazi Nefi Kara'nın kamu gücünü kullanarak bir araya getirdiği kişilerle "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet", "irtikap", "zimmet" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından cezalandırılmasını talep etti.

Tutuklu sanıklar Mehmet Engin Tüter, S.C.B, M.K. ve H.C.G'nin ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma", "rüşvet", "irtikap", "zimmet" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından cezalandırılmaları istendi.

Sanıklar Niyazi Nefi Kara, Mehmet Engin Tüter, M.T, M.B.Ç, M.K.S, S.C.B, H.C.G, M.K, B.Ş'nin Manavgat Belediyespor'a sebze ürünlerinin verilmesi ve faturasının kesilmesi nedeniyle "zimmet" suçundan beraatleri talep edildi.

Tutuksuz sanıklar A.Ş, A.U.Y, A.D, A.O, C.Ç, Ç.G, E.G, F.Ö, H.C, K.T, M.G, M.T, M.K, S.Ü, S.Ö, Ş.B, Ş.I. ve Y.Ç'nin de "rüşvet" suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları istendi.

Sanık Niyazi Nefi Kara, mütalaaya karşı savunmasında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, suçsuz olduğunu ve beraatine karar verilmesini talep etti.

Kendisine ve beraber çalıştığı diğer sanıklara kumpas kurulduğunu öne süren Kara, "Belediyede tehdit ve şantajlara boyun eğmedik, görevlerini en iyi şekilde yaptıkları için çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Hakkımızda iddiada bulunanlardan hiçbiri 'şu arkadaşıma, şu kadar para verdim' diyemiyor. Mehmet Engin Tüter'in makamında hediye kabul etmesi etik değildi, bizi üzmüştür ama bu da üzerimize oynanan kumpasın bir parçası." ifadelerini kullandı.

İftiraya uğradıklarını iddia eden Kara, kimseden rüşvet almadıklarını, göreve geldikleri günden beri belediyenin borcunu yüzde 65'ten yüzde 20'ye düşürdüklerini ileri sürdü.

Sanık Mehmet Engin Tüter ise dosyada örgüt iddiasının olduğunu ama aylarca telefonlarının dinlenmesine rağmen ortak baz kayıtlarının olmadığını ve örgüt suçlamasını kabul etmediğini söyledi.

Hakkındaki suçlamaları reddeden, savunma sırasında gözyaşı döken Tüter, "Yaşadıklarımdan dolayı psikoloji diye bir şey kalmadı. Yaşananlardan dolayı eşimden özür dilerim. Ben gerçekten suç işleseydim de o zaman yatmak zorunda kalsaydım. Ama işlemediğim suç için tek kişilik yerde kalıyorum." dedi.

Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına, sanık ve avukatların mütalaaya karşı ek savunma yapması için duruşmayı 12 Mayıs'a erteledi.

Soruşturma

Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca, otel tadilatı, inşaat ruhsatı ve iskan başvurularıyla ilgili rüşvet alındığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada tutuklanan Niyazi Nefi Kara, belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılmıştı.

Alınan ifadeler, ele geçirilen belge ve deliller ışığında genişletilen soruşturma kapsamında cumhuriyet savcısı gözetiminde yapılan yer gösterme ve arama işleminde, zirai depoda gizlenmiş 3 kilogram külçe altın, 500 bin avro ve 153 bin 160 dolar bulunmuştu.

İddianame

Kara ile belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve iş insanlarının da aralarında bulunduğu 41 sanık hakkında iddianame hazırlanmıştı.

Manavgat Belediyesi içinde çıkar amaçlı suç örgütü kurulduğu, örgütün yöneticiliğini de Niyazi Nefi Kara'nın yaptığı ileri sürülen iddianamede, Kara'nın, kamu gücünü kullanarak bir araya getirdiği kişilerle "suç örgütü kurmak", "rüşvet almak", "zimmet" ve "irtikap" suçlarının birincil sorumlusu olduğu iddia ediliyor.

İddianamede, "rüşvet" suçuna ilişkin ayrıntılara işaret edilip Manavgat Belediyesinde 2024-2025 yıllarında belediyedeki bazı izin, ruhsat ve imar işlemlerinde görevli kamu personeli ile yöneticilerin, bu süreçleri hızlandırmak veya usulsüzlükleri görmezden gelmek karşılığında menfaat sağladıkları belirtiliyor.

Bu eylemlerin, Kara'nın yöneticiliğinde oluşturulduğu öne sürülen bir yapı tarafından organize edildiği savunulan iddianamede, "rüşvet gelirlerinin paravan şirketler aracılığıyla resmileştirildiği", belediye başkan yardımcıları, yakın akrabalar ve bazı müdürlerin de buna yardımcı olduğu aktarılıyor.

İddianamede, Kara'nın talimatlarıyla bazı şüphelilerin, otel ruhsatı, imar izni ve iş yeri açma belgeleri karşılığında para talep ettikleri, "hizmet bedeli" veya "bağış" adı altında alınan bu paraların belediye hesaplarına ya da üçüncü şahıslara aktarıldığı, bazı şüphelilerin paraları konut veya araç alımında kullandıkları öne sürülüyor.

Manavgat Belediye Başkanı iken tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Niyazi Nefi Kara hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet", "irtikap" gibi 6 ayrı suçtan toplam 31 yıldan 69 yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianamede, diğer sanıkların da söz konusu suçlardan farklı sürelerde hapis cezalarına çarptırılmaları isteniyor. 

Madencilere bu yapılanlar reva mı?

Ankara'da hak arayan madenciler biber gazıyla, gözaltıyla bastırılmaya çalışılıyor. Açlık grevlerinin 8. gününde 'Son kuruşumuza kadar hakkımızı almadan gitmiyoruz' diye haykıran işçiler, “Ekmek isteyene biber gazı!” sloganlarıyla tepkilerini gösterdi 

27.04.2026 15:49:00
Haber Merkezi
Madencilere bu yapılanlar reva mı?
Madencilere bu yapılanlar reva mı?
Aylardır ödenmeyen maaşları, tazminatları ve özlük hakları için Eskişehir'den 190 kilometrelik yolu yürüyerek başkente gelen Doruk Madencilik işçileri, Kurtuluş Parkı'nda 16. gününde de direnişlerini kararlılıkla sürdürüyor. Açlık grevlerinin 8. gününde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yürümek isteyen madenciler, polis barikatıyla karşılaştı. Barikatı aşmaya çalışan işçilere biber gazlı müdahale yapıldı, müdahale sırasında birden fazla madenci fenalaştı, 3'ü hastaneye kaldırıldı.

Gözaltılar var

Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır ile Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu gözaltına alındı. Daha önce de benzer gözaltı operasyonlarıyla karşı karşıya kalan işçiler, "Ya hakkımızı verin ya bizi öldürün! Biz vatan haini değiliz, biz emekçiyiz, biz madenciyiz" diyerek seslerini yükseltti. Abluka altında kalan madenciler, baretlerini yere vurarak, "Ekmek isteyene biber gazı!" sloganlarıyla tepkilerini gösterdi. Bazı işçiler üstlerini çıkararak "açız, çıplağız, hakkımızı istiyoruz" diye haykırdı.

Eylemin başından beri büyük fedakârlık gösteren 110'a yakın Doruk Madencilik işçisi, Yıldızlar SSS Holding'e bağlı madende aylardır maaş alamadıklarını, ücretsiz izne çıkarıldıklarını ve tazminatlarının gasp edildiğini anlatıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın bugün 36 milyon TL'lik kısmi ödeme yaptığı açıklansa da işçiler, "Bu bizim toplam alacağımızın çok küçük bir kısmı. Son kuruşumuza kadar almadan buradan gitmiyoruz" diyor. "Ankara bize mezar olsa da alacaklarımızı almadan ayrılmayacağız" vurgusuyla kararlılıklarını ortaya koyuyorlar.

TİP Genel Başkanı polisin müdahalesine tepki gösterdi

Muhalefet partilerinden CHP ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş başta olmak üzere milletvekilleri, sendikalar ve Zonguldak'tan gelen dayanışma grupları madencilerin yanında yer aldı. Erkan Baş, polisin hedef alarak gaz sıktığı sırada elindeki kaskı fırlatarak tepkisini gösterdi. Emek ve özgürlük mücadelesi veren tüm kesimler, "Madenciler yalnız değildir" mesajı verdi.

Bu direniş, sadece bir maaş ve tazminat mücadelesi değil; alın terinin, emeğin ve insanca yaşamanın mücadelesidir. Yıllarca yerin yüzlerce metre altında canları pahasına çalışan madencilerimize biber gazı sıkmak, gözaltı uygulamak, barikat kurmak kabul edilemez. Haklarını arayan emekçilerin sesini bastırmaya çalışanlar değil, onların yanında duranlar tarihe geçecek.

15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak

Basın İlan Kurumu, iletişim fakültesi öğrencilerinin kriz dönemlerinde doğru, hızlı ve sorumlu habercilik refleksi kazanmalarına katkı sağlamak amacıyla "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi" programını hayata geçiriyor. Programın ilk etkinliği 29 Nisan'da Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde gerçekleştirilecek

27.04.2026 14:30:00 / Güncelleme: 27.04.2026 14:32:07
Haber Merkezi
15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak
15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak
Basın İlan Kurumu tarafından 15 Temmuz Darbe Girişiminin 10. yıl dönümünde "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" temasıyla Türkiye genelinde 7 bölgeyi temsilen 7 üniversiteyle iş birliği içerisinde yürütülecek olan "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi", genç iletişimcilerin mesleki reflekslerini tarihsel bir olay üzerinden yeniden değerlendirmelerine imkân tanıyacak.

Teori ve uygulamayı bir araya getiren gazetecilik atölyesi, iki bölümden oluşacak. Atölyenin ilk bölümünde medya etiği ve sorumlu yayıncılık, dezenformasyonla mücadele, kriz ve olağanüstü durumlarda hızlı ve doğru haber üretimi ile haber ve kaynak doğrulama başlıklarında akademisyenler ve deneyimli gazeteciler tarafından teorik eğitimler verilecek.

İkinci bölümde ise öğrenciler gerçek bir haber üretim sürecini deneyimleyerek haber yazımı, görsel kullanımı, manşet oluşturma ve gazete birinci sayfasının tasarlanması aşamalarından meydana gelen uygulamalı çalışmayı gerçekleştirecek. Her biri 5 kişiden oluşan gruplar halinde çalışacak katılımcılar; deneyimli gazeteciler ve dizgi ekiplerinin rehberliğinde "O gece sen olsan nasıl manşet atardın?" refleksiyle 15 Temmuz darbe girişimini anlatan gazete birinci sayfasını baskıya hazır hale getirecek.

Basın İlan Kurumu'nun çalışması, özellikle kriz ve olağanüstü dönemlerde medyanın üstlendiği kritik rolü genç kuşaklara aktarmayı amaçlarken; aynı zamanda doğru bilgi, etik yayıncılık ve sorumlu haberciliğin önemine dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra genç gazeteci adaylarının demokrasi, millî birlik ve toplumsal sorumluluk temelli bir gazetecilik bilinci geliştirmesini hedefliyor.

"15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nin ilk programı 29 Nisan 2026 Çarşamba günü Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilecek. Atölye çalışması; Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi İletişim Fakültelerinde düzenlenecek etkinliklerle devam edecek.

AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.

27.04.2026 13:35:00 / Güncelleme: 27.04.2026 13:55:34
İhlas Haber Ajansı
AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"
AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"

Anayasa Mahkemesi'nin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu'nda "Ne Bis İn İdem İlkesinin Farklı Yargı Alanlarındaki Etkileri" başlıklı sempozyum düzenlendi. Programda konuşan AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası ile kurulan ve Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının en somut tezahürüdür. Bu yönüyle Mahkeme, yalnızca yeni bir yargı organının ihdas edilmesini değil; aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargıce güvence altına alınmasını da ifade etmektedir. Bu da, Türk Anayasa Mahkemesinin hukuk devleti ilkesinin Türkiye'deki en güçlü güvencelerinden biri olduğunu göstermektedir. Mahkememiz görev ve sorumluluklarını bu bilinç ışığında yerine getirmektedir. Bu şekilde de devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü"
AYM'nin kuruluşundan itibaren, norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutan ve hukuk devletinin temel gereklerini hayata geçiren bir fonksiyon üstlendiğini belirten Özkaya, "1982 Anayasası ile birlikte yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesi, anayasal sistem içindeki merkezi konumunu korumuş ve geliştirmiştir. Özellikle 2010 anayasa değişikliği ile kabul edilen bireysel başvuru mekanizması ise, Anayasa Mahkemesinin tarihi gelişiminde en önemli noktalardan birini teşkil etmiştir. Bugün gelinen noktada Anayasa Mahkemesi, altmış dört yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.
Anayasa yargısını ve onun fonksiyonunu doğru anlamak için öncelikle onun dayandığı temel ilkeleri hatırlamakta fayda bulunduğundan bahseden Özkaya, anayasa yargısının, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil; anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren kurumsal bir güvence olduğunu belirtti.
Özkaya konuşmasına şöyle devam:
"Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak, yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere tüm kamu gücünü bağlamaktadır. Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zira anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediğinin altını çizmek gerekir. Öte yandan anayasa yargısının günümüzde genişleyen rolü, onu yalnızca normları iptal eden bir yapının çok ötesine taşımaktadır. Anayasa yargısı demokratikleşme sürecinde aktif bir rol oynayan, hak ve özgürlüklerin korunmasının ötesine geçerek onların gelişimine katkı sunan bir mekanizma olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda anayasa yargısı, kanunların ve diğer normların anayasaya uygunluğunu denetleyerek, hukuk düzeni içinde bir uyum ve bütünlük mekanizması işlevi üstlenmektedir. Aynı zamanda anayasa yargısı, yalnızca normlar arasındaki hiyerarşik ilişkiyi korumakla kalmamakta; devlet iktidarının sınırlandırılması ve birey haklarının güvence altına alınması bakımından da temel bir fonksiyon üstlenmektedir."

"AYM, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür"
Bireysel başvuru yolunun kabulüyle birlikte AYM'nin yalnızca ihlalleri gideren değil, aynı zamanda hukuk sisteminin bütününe yön veren bir içtihat üretim merkezi haline geldiğini ifade eden Özkaya, "Yine Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru mekanizmasıyla birlikte ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür. Bu tarihi gelişim, yalnızca kurumsal bir sürekliliği değil; aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlama kapasitesini de ortaya koymaktadır. Nitekim Mahkememizin son yıllardaki faaliyetlerinde de açıkça görüldüğü üzere, bireysel başvuru mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi, başvuru sayılarındaki artışa rağmen kararların makul sürede sonuçlandırılması ve ihlal kararlarının hukuk düzeni üzerindeki dönüştürücü etkisi, anayasa yargısının dinamik niteliğini somut biçimde ortaya koymaktadır" diye konuştu.
Başkan Özkaya, AYM'nin bir yandan bireysel başvurular yoluyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlarken, diğer yandan verdiği kararlarla kamu gücünün kullanımına yön veren ve benzer ihlallerin önlenmesine hizmet eden bir içtihat bütünlüğü oluşturduğundan bahsetti.

"Dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmıştır"
AYM'nin, şeffaflık, erişilebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda sürekli bir gelişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu vurgulayan Özkaya, "Bu kapsamda hayata geçirilen uygulamalar, anayasa yargısının yalnızca hukuki bir faaliyet alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsal güveni güçlendiren bir kamusal hizmet niteliği taşıdığını da ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi bu bilinç altında hareket etmektedir. Özellikle bireysel başvuru süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların Mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmış, hak arama yollarının daha etkin ve ulaşılabilir hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, Mahkeme kararlarının zamanında ve sistematik bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması, anayasa yargısının şeffaflık ilkesini somutlaştırmakta ve yargı faaliyetlerin daha geniş kesimler tarafından anlaşılabilir olmasına imkan tanımaktadır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, teknolojik imkânları etkin şekilde kullanarak, hem yargı süreçlerin hızlanmasını sağlamakta hem de anayasa yargısının toplumla olan bağını güçlendirmektedir. Bu durum, anayasa yargısının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kurumsal güven ve demokratik meşruiyet üreten bir işlev üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerinde bulundu.
Özkaya, gerçekleştirilen toplantıların AYM'nin kurumsal hafızasını canlı tutmanın yanı sıra, anayasal düşüncenin gelişmesine katkı sunan, içtihat ile doktrin arasında verimli bir etkileşim zemini oluşturan önemli platformlar olarak öne çıktığını belirtti.
Özkaya, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini ileterek, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve temel hakların etkin korunması yönündeki ortak çabaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Sempozyuma, AYM Başkanı Kadir Özkaya'nın yanı sıra Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yüksek mahkeme üyeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye yargıcı Saadet Yüksel, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin ve hukukçular katıldıİHA

Yalova Emniyet Müdürü ifadeye çağırıldı

Gülistan Doku soruşturmasında 6 yıl sonra kritik gelişme. Dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nda tanık olarak ifade veriyor. Delen, halen Yalova İl Emniyet Müdürü görevini yürütüyor

27.04.2026 10:12:00
Haber Merkezi
Yalova Emniyet Müdürü ifadeye çağırıldı
Yalova Emniyet Müdürü ifadeye çağırıldı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'de Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolmasıyla ilgili soruşturma, 6 yıl sonra cinayet şüphesiyle yeniden hareketlendi. Soruşturma kapsamında dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü olan ve halen Yalova İl Emniyet Müdürü görevini yürüten Yılmaz Delen, tanık sıfatıyla ifadeye çağrıldı.

Delen'in, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla Yalova'dan Erzurum'a geçtiği ve bugün sabah saatlerinde savcılıkta ifade vermeye başladığı öğrenildi. İfade sürecinin tanık olarak başladığı, ancak soruşturmada ihmale ilişkin değerlendirme yapılması halinde Delen'in sıfatının değişebileceği belirtiliyor.

Başsavcı Ebru Cansu ile soruşturmanın seyri değişti

Gülistan Doku'nun kaybolması "kayıp şahıs" olarak ele alınırken, yeni Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu'nun göreve gelmesiyle dosya yeniden incelendi. 700 saate yakın kamera görüntülerinin analizi, gizli tanık ifadeleri ve yeni delillerle soruşturma cinayet yönünde ilerliyor. Ceset hâlâ bulunamadı ancak Tunceli'nin çeşitli noktalarında Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ve JASAT ekipleri, yeraltı görüntüleme cihazları ve helikopter destekli aramalarını sürdürüyor.

Soruşturmada daha önce dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel, hastane başhekimi ve diğer şüpheliler tutuklandı. Engin Yücer gibi tanıkların ifadelerinde, dönemin emniyet yetkililerinin olaya ilişkin ihmalleri ve müdahaleleri iddiaları yer alıyor. Bu bağlamda Yılmaz Delen'in ifadesi, soruşturmanın seyrini önemli ölçüde etkileyebilir.

Rüşvet soruşturmasında yeni operasyon: 10 gözaltı

Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'na yönelik yürütülen rüşvet soruşturmasında yeni bir operasyon başlatıldı. İstanbul merkezli 4 ilde gerçekleşen baskınlarda 10 şüphelinin yakalandığı bildirildi

27.04.2026 10:03:00 / Güncelleme: 27.04.2026 10:07:53
İhlas Haber Ajansı
Rüşvet soruşturmasında yeni operasyon: 10 gözaltı
Rüşvet soruşturmasında yeni operasyon: 10 gözaltı
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen "rüşvet" soruşturmasında yeni bir operasyon başlatıldı. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen geniş kapsamlı operasyonların ilki 26 Aralık 2024'te düzenlenmişti.

Soruşturma kapsamında düzenlenen 3. dalga operasyon sırasında şüphelilerden elde edilen telefonların bilirkişi incelemesi sırasında çok sayıda kişinin benzer eylemlere karıştıkları tespit edildi. Bu kapsamda imaj ve imaj inceleme tutanaklarında yer alan tespitlerde kimlikleri açığa çıkarılan şüphelilerin rüşvet suçuna karıştıkları, bu şahısların firma sahipleri ile ilişki kurarak cezai müeyyideden kaçınmaları karşılığında rüşvet talep ettikleri ve aldıkları belirlendi.

Yeni deliller ışığında harekete geçen Mali Suçlarla Mücadele Şubesine bağlı ekipler, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'na yönelik yürütülen rüşvet soruşturmasında bu sabah yeni bir operasyon başlattı. Uzun süre devam eden teknik ve fiziki çalışmaların sonucunda İstanbul merkezli 4 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda 10 şüphelinin yakalandığı belirtildi.

Yakalanan şüpheliler sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Soruşturma kapsamında yürütülen tahkikat işlemlerinin devam ettiği aktarıldı.

KKTC Başbakanı Üstel, AB'nin Kıbrıs konusundaki yaklaşımını "adaletten uzak" olarak niteledi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Avrupa Birliği'nin (AB) Kıbrıs konusunda sergilediği yaklaşımı "adaletten uzak" olarak tanımladı

26.04.2026 18:34:00
AA
KKTC Başbakanı Üstel, AB'nin Kıbrıs konusundaki yaklaşımını "adaletten uzak" olarak niteledi
KKTC Başbakanı Üstel, AB'nin Kıbrıs konusundaki yaklaşımını "adaletten uzak" olarak niteledi

Türk Ajansı Kıbrıs'a (TAK) göre Üstel, 24 Nisan'da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde (GKRY) düzenlenen gayriresmi nitelikli AB Liderler Zirvesi'ne ilişkin açıklamalarda bulundu.

Zirveyi yakından takip ettiklerini belirten Üstel, ortaya çıkan tablonun, AB'nin Kıbrıs meselesinde yıllardır sürdürdüğü taraflı ve adaletten uzak yaklaşımının değişmediğini bir kez daha gösterdiğini ifade etti.

Üstel, 2004'teki Annan Planı referandumunda çözüme "evet" oyu veren Kıbrıs Türk halkının cezalandırıldığını, "hayır" diyen Rum tarafının ise adanın tamamını temsil edermişçesine AB üyeliğiyle ödüllendirildiğini aktardı.

AB'nin o dönemde Kıbrıs Türk halkına verdiği izolasyonların kaldırılması ve açılımların sağlanmasına yönelik sözlerinin hayata geçirilmediğini kaydeden Üstel, bugün de durumun değişmediğini vurguladı.

Üstel, "Rum yönetimi, Doğu Akdeniz'deki maksimalist politikalarına Avrupa'yı dahil etmek, askeri koruma arayışını kurumsallaştırmak ve Türkiye ile KKTC karşısında siyasi bir blok oluşturma niyetindedir. Rum yönetimi, ısrarla tüm dünyaya Türkiye'yi ve KKTC'yi tehdit olarak algılatma ve hedef gösterme piyesini sergilemeye devam etmektedir." görüşünü paylaştı.

Bölgedeki gerilimi artıran tarafın ne Türkiye ne de Kıbrıs Türk halkı olduğunu söyleyen Üstel, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Aksine, son yıllarda hızla silahlanan, çeşitli ülkelerle askeri anlaşmalar yapan, adayı yabancı askeri varlıkların merkezi haline getiren, savaşların ortasına atan ve hem Türkiye'ye hem de KKTC'ye tehdit dili kullanan taraf Rum yönetiminin kendisidir. AB artık bu gerçekleri idrak etmelidir."

Kıbrıs Türk halkı haklarından vazgeçmeyecek

Üstel, adada Kıbrıslı Türklere saldıran, evlerini yakan, çadırlarda yaşamaya mahkum eden, katleden, toplu mezarlara gömen, ortaklık cumhuriyetinden atan ve tüm çözüm planlarını reddederek adada kalıcı uzlaşıya varılmasının önünü tıkayanın Rum yönetimleri olduğunu vurguladı.

Yaşanan bu vahşete garantörlük hakkını kullanarak "dur" diyen ve adada 50 yılı aşkın süredir barışın hüküm sürmesini sağlayan tarafın Türkiye olduğuna dikkati çeken Üstel, Kıbrıs Türk halkının haklarından, egemen eşitliğinden ve güvenliğinden vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Üstel, KKTC hükümeti olarak Türkiye'nin güçlü desteğiyle şekillenen egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki iki devletli çözüm vizyonunu kararlılıkla savunmayı sürdürdüklerini belirtti.

Her platformda bu siyaseti anlatmaya ve somut adımlarla güçlendirmeye devam edeceklerinin altını çizen Üstel, "Hiç kimse Kıbrıs Türk halkının baskılar karşısında geri adım atacağını düşünmemelidir. Bu mücadele, egemenliğin, güvenliğin ve onurlu bir geleceğin mücadelesidir." ifadesini kullandı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.