Toplum, asla tartışma kabul etmeyecek şekilde net çizgilerle ayrılmış, ayrıştırılmış durumdadır.
Nasıl harcayacaklarını şaşırmış ve şımarmış olan bir avuç mutlu azınlık ve geçim sıkıntısından kıvranan geniş kitleler…
Ağızlarını iktidarın musluklarına dayamış ve bir türlü doymak bilmeyen kesimler ve her sabah alın terinin ve el emeğinin buharlaşmasına şahit olan kalabalıklar…
Doğan her yeni günde, ağızlarını dayayacakları yeni yeni muslukların takıldığını görüp birinden diğerine koşan iktidar çevresinin mutlu azınlıkları ve sofralarından yeni yeni lokmaların kesilmesine yol açacak akla ziyan düzenleri ve düzenlemeleri çaresiz seyreden kitleler…
Bir eli yağda, bir eli balda yaşayanlar, kendi ifadeleri ile 'döke-saça' yaşayanlar, diğer tarafta da dökülüp saçılanlardan, arta kalanlardan, Pazar artıklarından hayatlarını idame ettirmeye çalışanlar.
Yedikleri önlerinde ve yemedikleri arkalarında, ballı-kaymaklı bir hayat tarzı sürdürenler, genel nüfusa göre devede kulak mesabesinde bir avuç mutlu azınlıktan ibaret.
İktidarın kendi hesap uzmanları dahi itiraf etmekten kaçınmıyor, daha doğrusu saklamaya güçleri yetmiyor ve diyorlar ki, toplam gelirin yüzde yetmişini nüfusun yüzde onu kullanıyor.
İşte o bol keseden atanlar, uzatılan her mikrofona adeta bülbül kesilenler ve ekonomik gidişatın her zamankinden daha güzel olduğunu anlata anlata bitiremeyenler, yüzde onluk içindeki mutlu azınlık mensuplarıdır.
İçinde yaşadıkları toplumdan o kadar kopmuşlardır ki, mutfaklardaki yangından haberleri yoktur, semt pazarlarından, pazarların toplanma saatlerinde tezgâhlarından altından ve arkasından sebze-meyve toplayanlardan bihaberdirler.
Kasaları ve keseleri talana ayarlı olduğu kadar dilleri de yalana ayarlanmış gibi, hiç yutkunmadan, hiç fasılasız insanların gözlerine baka baka paragraf paragraf yalan söyleyebilmektedirler.
'Her şey bol, döke-saça yiyoruz' diyenler, nüfusun yüzde onunu teşkil eden, toplam gelirin yüzde yetmişini kullanan mutlu azınlık adına konuşuyorlarsa, el hak doğrudur, gerçekten döke-saça harcıyorlar ama, söyledikleri, nüfusun yüzde doksanını asla kapsamaz, çünkü onlar ancak dökülüp saçılanlardan geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar.
Ayrışma ve ayrıştırma hemen hemen hayatın her alanında hissediliyor ama özellikle ekonomik anlamda artık toplum net çizgilerle ikiye ayrılmış durumda; döke-saça yiyenler ve dökülüp saçılanlardan hayatta kalmaya çalışanlar…
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Çağın Nemrutları ateş topunu büyütme gayretindeler / 19.03.2026
- Medyen suyuna varınca… / 18.03.2026
- Oruç fena bozuluyor / 17.03.2026
- Din adına din dili ile zulmü alkışlamak / 16.03.2026
- Din adına din dili ile zulmü alkışlamak / 16.03.2026
- Biri bomba ile birileri de zehirli dilleri ile saldırıyorlar / 15.03.2026
- Bu ayet bir kez daha, belki bin kez daha okunmalı / 14.03.2026
- Haçlı-siyonist ittifakı dünyayı ateşe verdi / 13.03.2026
- Yalanlar yılana tebdil olurken… / 13.02.2026
- En kanlı yalan / 12.02.2026
- Medyen suyuna varınca… / 18.03.2026
- Oruç fena bozuluyor / 17.03.2026
- Din adına din dili ile zulmü alkışlamak / 16.03.2026
- Din adına din dili ile zulmü alkışlamak / 16.03.2026
- Biri bomba ile birileri de zehirli dilleri ile saldırıyorlar / 15.03.2026
- Bu ayet bir kez daha, belki bin kez daha okunmalı / 14.03.2026
- Haçlı-siyonist ittifakı dünyayı ateşe verdi / 13.03.2026
- Yalanlar yılana tebdil olurken… / 13.02.2026
- En kanlı yalan / 12.02.2026



























































