logo
17 MAYIS 2026

Döviz açığı yüzde 38.3 arttı

11.08.2005 00:00:00
Türkiye yılın ilk 6 ayında 48 milyar 824 milyon dolarlık döviz geliri elde etti. Buna karşılık döviz gelirlerinden daha hızlı artış gösteren döviz harcamaları, ilk altı ayda 62 milyar 515 milyon doları buldu. Böylece yılın ilk yarısındaki döviz açığı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 38.3 artışla 13 milyar 691 milyon dolara çıktı.Merkez Bankası verilerine göre, geçen yılın ilk yarısında 6 milyar 863 milyon dolar olan aylık ortalama döviz geliri bu yıl yüzde 18.6 artışla 8 milyar 137 milyon dolara ulaştı. Aylık ortalama gider ise yüzde 22.4 artarak 10 milyar 419 milyon dolara çıktı. Döviz giderlerinin döviz gelirlerinin daha hızlı artış göstermesi sonucunda aylık ortalama döviz açığı da arttı. Geçen yılın ilk 6 ayı itibariyle 1 milyar 650 milyon dolar olan döviz açığı 2 milyar 282 milyon dolara ulaştı.Ocak Haziran 2005 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 7 milyar 647 milyon dolarlık artışla 48 milyar 824 milyon dolara ulaşan döviz gelirlerinin 36 milyar 628 milyon doları bavul ticareti de dahil olmak üzere ihracat gelirlerinden elde edildi. İhracattan sağlanan döviz gelirleri, geçen yılın ilk 6 ayına göre yüzde 18.4 artış gösterirken, turizm gelirleri de yüzde 15.5 artışla 5 milyar 755 milyon dolara ulaştı.Faiz gelirleri de yüzde 17.5 artışla 370 milyon dolar olurken, işçi dövizlerinde yüzde 5.9 azalma kaydedildi.Böylece yılın ilk 6 ayında işçi döviz gelirleri 352 milyon dolara gerilerken, taşımacılıktan elde edilen döviz gelirleri en yüksek artışı gösteren kalem oldu.Taşımacılıktan yılın ilk 6 ayında 1 milyar 773 milyon dolar döviz geliri elde edildi. Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinden de geçen yılın ilk yarısına göre yüzde 17.4 artışla 378 milyon dolar gelir kaydedildi. Diğer döviz gelirleri de yüzde 21.8'lik artışla bu yılın ilk 6 ayında 3 milyar 568 milyon dolara ulaştı.

Kadir İnanır'ın hastalığına dair hastaneden ilk açıklama...


 
15 Mayıs Cuma günü, Acıbadem Fulya Hastanesi’nde tedavi altına alınan  sanatçı Kadir İnanır’ın sağlık durumu ile ilgili Başhekim Prof. Dr. Hüsnü Görgen, açıklama yaptı. 

16.05.2026 15:07:00
Haber Merkezi
Kadir İnanır'ın hastalığına dair hastaneden ilk açıklama...
Kadir İnanır'ın hastalığına dair hastaneden ilk açıklama...

15 Mayıs Cuma günü, Acıbadem Fulya Hastanesi'nde tedavi altına alınan  sanatçı Kadir İnanır'ın sağlık durumu ile ilgili Başhekim Prof. Dr. Hüsnü Görgen, açıklama yaptı.

Görgen, şunları söyledi: "15 Mayıs'ta hastanemize başvuran hastamız Kadir İnanır; yapılan tıbbi değerlendirme sonrası; pnömoniye (zatürre) bağlı gelişen solunum sıkıntısı nedeniyle yoğun bakım servisine alınmıştır. Tedavisi, yoğun bakım koşullarında sürdürülmekte ve entübasyon gerektirmeden uygulanan non-invaziv solunum desteği verilmektedir. Genel durumu yakından izlenen hastamızın klinik durumunda dünden bu yana kısmi iyileşme gözlenmiştir. Hastamız, bir süre daha yoğun bakım servisinde takip edilecektir."

Böyle çöp ev görülmedi!


 
İzmir'de bir evden 10 tona yakın çöp çıkarıldı.

16.05.2026 12:46:00
AA
Böyle çöp ev görülmedi!
Böyle çöp ev görülmedi!

İzmir'in göbeğindeki Konak ilçesinde çevreye kötü kokuların yayıldığı bir evdeki 10 tona yakın çöp ve atıl durumdaki eşya belediye temizlik ekiplerince boşaltıldı.







Konak Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Kemal Reis Mahallesi'ndeki bir daireden çevreye kötü koku yayıldığı şikayeti üzerine çalışma başlatıldı.







Adreste inceleme yapan ekipler, dairenin çöp ve atıl durumdaki eşyalarla dolu olduğunu belirledi.







Temizlik işleri ekipleri söz konusu dairedeki 10 tona yakın çöp ve atıl durumdaki malzemeyi boşalttı.
Atıkların çıkarılmasının ardından ev ve çevresinde temizlik yapıldı.

Oyun bağımlılığı ergenlerde saldırganlık riskini yükseltiyor


 
Türkiye Yeşilay Cemiyeti, dijital oyun bağımlılığı ile öfke ve saldırganlık arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, özellikle ergenlerin ruh sağlığı açısından bu alanın yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

16.05.2026 09:26:00
HABER MERKEZİ
Oyun bağımlılığı ergenlerde saldırganlık riskini yükseltiyor
Oyun bağımlılığı ergenlerde saldırganlık riskini yükseltiyor

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, dijital oyun bağımlılığı ile öfke ve saldırganlık arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, özellikle ergenlerin ruh sağlığı açısından bu alanın yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Oyun sırasında yaşanan kayıplar, başarısızlık hissi veya engellenme gibi durumlar öfke tepkilerini tetikleyebilirken, aşırı oyun oynama bu duyguların yoğunluğunu artırabiliyor. Duygusal düzenleme becerilerinin zayıflaması ise bu sürecin saldırgan davranışlara dönüşmesine zemin hazırlayabiliyor.
13-17 yaş arası ergenlerle yürütülen araştırmalar, şiddet içerikli video oyunlarının sözel ve fiziksel saldırganlık ile pozitif yönde ilişkili olduğunu gösteriyor.

Aynı çalışmalarda, empati kurma becerisi ile şiddet içerikli oyun tercihleri arasında bağlantılar bulunurken, duygusal empati düzeyi arttıkça bu tür oyunlara yönelimin azaldığı tespit ediliyor. Ayrıca, yaş küçüldükçe şiddet içerikli oyunlar ile fiziksel saldırganlık arasındaki ilişkinin güçlendiği görülüyor. Çin'de lise öğrencileriyle yapılan araştırmalar ise yüksek saldırganlık düzeyine sahip bireylerin daha fazla psikolojik sıkıntı yaşadığını, oyun bağımlılığı belirtileri gösterdiğini ve şiddet içerikli oyunlara daha fazla maruz kaldığını ortaya koyuyor.

Sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisi ve dengeli denetim, çocukların ihtiyaçlarını karşılayarak oyun bağımlılığı riskini azaltırken; zayıf iletişim, aile içi sorunlar ve olumsuz akran ilişkileri riski artırabilir.

İklim değişikliği göçmen kuşların kimyasını bozdu


 
 
Türkiye genelinde etkili olan sert hava koşulları, ani sıcaklık değişimleri ve küresel ısınmanın getirdiği ekosistem değişimleri nedeniyle göçmen kuşların bu yılki yolculukları gecikirken, kuş sayısı ve hareketliliğinde gözle görülür düşüş yaşandı.

16.05.2026 09:22:00
AA
İklim değişikliği göçmen kuşların kimyasını bozdu
İklim değişikliği göçmen kuşların kimyasını bozdu

Türkiye'de kuş halkalama çalışmaları, önemli göç noktalarında kurulan Samsun'daki Cernek, Iğdır'daki Aras, Ankara'daki Eymir, Antalya'daki Boğazkent, İstanbul'daki Avcılar, Kocaeli'deki Ormanya istasyonlarında aktif olarak sürüyor.

Ankara Üniversitesi, ODTÜ ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün işbirliğinde ve Ornithological Society of the Middle East'in (OSME) destekleriyle 9 yıldır faaliyet gösteren Eymir Kuş Halkalama İstasyonu'nda bugüne kadar yaklaşık 100 farklı türden binlerce kuş halkalandı.

Sağlık kontrolleri yapılan kuşlar, takılan özel halkalar sayesinde göç yolculuklarında takip ediliyor. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Arzu Gürsoy Ergen, Eymir'in Ankara gibi büyük bir metropolün hemen yanında yer alan önemli bir yaban hayatı alanı olduğunu söyledi. Bu yıl Türkiye genelinde alışılmışın dışında sert hava koşullarının etkili olduğunu belirten Ergen, "Hava koşulları sert gitti, soğuk gitti, yağışlar çok fazlaydı. Bu nedenle göçmen kuşlar beklediğimizden daha geç geldi" diye konuştu.

Göç güzergahlarında besin kaynaklarının da azaldığına dikkati çeken Ergen, "Sert hava koşulları nedeniyle böcekler, yemişler ve meyveler azaldı. Kuşlar göç süresince yeterince beslenemediği için alana ulaştıklarında yağ ve kas skorları neredeyse sıfırdı" açıklamasını yaptı. Ergen, iklim değişikliğinin etkilerinin tek yıllık verilerle değerlendirilemeyeceğini, net sonuçlara ulaşabilmek için uzun yıllara dayanan verilere ihtiyaç duyulduğunu ancak bu yıl yaşanan tablonun değişken hava şartları nedeniyle göçmen kuşlar üzerindeki etkilerini daha görünür hale getirdiğini söyledi.

Çocuk kalbini tehdit eden 9 faktör



Ülkemizde son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor. 

16.05.2026 09:10:00
MURAT ÇORBACI
Çocuk kalbini tehdit eden 9 faktör
Çocuk kalbini tehdit eden 9 faktör

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek, "Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, 'büyüme döneminde olur' gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir" dedi. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı.

1. Hazır ve paketli gıdaların aşırı tüketimi.
2. Hareketsiz yaşam tarzı. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir.
3. Çocukluk çağı obezitesi.
4. Aşırı tuz tüketimi.
5. 'Büyüme döneminde olur' algısı.
6. Şekerli ve gazlı içecekler. Su, ayran ve doğal içecekler tercih edilmeli; şekerli içecekler alışkanlık haline getirilmemelidir.
7. Yetersiz uyku. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmekte.
8. Duruş ve oturuş bozukluğu.
9. Ailede kalp hastalığı öyküsünü göz ardı etmek.

Çocuklarda kalp sağlığı için 3 kritik test

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, çocuklarda kalp sağlığı için 3 kritik testi şöyle açıkladı: EKG, EKO, gerekli durumlarda efor testi.

ROK soruşturmasında yeni gelişme

Adana merkezli yürütülen ve 100 milyar TL'lik hacme ulaşan dev yasa dışı bahis ve kara para aklama soruşturması kapsamında İstanbul'da gözaltına alınan gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı hakkında ek gözaltı süresi verildi

15.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
ROK soruşturmasında yeni gelişme
ROK soruşturmasında yeni gelişme
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen Cumhuriyet tarihinin en büyük finansal suç operasyonlarından birinde sıcak bir gelişme yaşandı.

İstanbul'daki evinde yakalandıktan sonra soruşturmanın merkezi olan Adana'ya sevk edilen televizyon yorumcusu ve gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'nın gözaltı süresi adli makamlarca uzatıldı. Şüphelilerin emniyetteki sorgu süreçlerinin derinleştirilmesi ve devasa finansal verilerin incelenmesi amacıyla alınan bu karar doğrultusunda, Kütahyalı ve beraberindeki zanlıların adliyeye sevk edilmeden önce ek süre boyunca emniyette tutulacağı kesinleşti.

Toplu suç kapsamında ek süre kararı

Soruşturmayı yürüten Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında kamu görevlileri ve finans sektörü temsilcilerinin de bulunduğu organizasyonun "toplu suç" kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle yasal ek gözaltı süresi hakkını devreye soktu.

21 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen operasyon kapsamında gözaltına alınan şüpheli sayısının yaklaşık 200 kişiyi bulması, ifade işlemlerinin ve çapraz sorguların tamamlanmasını geciktirdi. Hukukçular, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca toplu olarak işlenen suçlarda delillerin tam olarak toplanabilmesi amacıyla gözaltı süresinin en fazla 4 güne kadar uzatılabileceğini belirtmektedir.

MASAK kıskacında 100 milyar liralık trafik

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarıyla desteklenen soruşturma dosyası, örgütün ulusal ve uluslararası ölçekte profesyonel bir finansal suç mekanizması kurduğunu ortaya çıkardı. İncelemelerde, sistem üzerinden yaklaşık 100 milyar Türk Lirası ve 2 milyar dolar seviyesinde şüpheli para hareketinin yürütüldüğü tespit edildi.

Operasyonun odağındaki isimlerden biri olan Rasim Ozan Kütahyalı'nın ise elektronik para kuruluşları üzerinden şahsi hesaplarına 2022-2024 yılları arasında 35 milyon 201 bin 344 TL seviyesinde para girişi olduğu iddialar arasında yer alıyor.

"Bir yanlış anlaşılma var, öğreneceğiz"

Adana Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince sağlık kontrolü için Adana Adli Tıp Kurumu'na getirilen Rasim Ozan Kütahyalı, burada kendisini görüntüleyen basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kütahyalı, hakkındaki iddialarla ilgili olarak "Bende öyle bir para hareketliliği yok, bir yanlış anlaşılma var, öğreneceğiz" diyerek suçlamaları reddetti.

Dev şirketlere kayyum, milyonluk varlıklara el koyma

Soruşturmanın sadece şüphelileri değil, suç gelirlerinin aklandığı ticari yapıları da kapsadığı öğrenildi. Adli mercilerce alınan kararlar doğrultusunda:

• Suç gelirlerinin dolaşımında aracı olarak kullanılan 3 elektronik para ödeme kuruluşu, 3 kuyumcu ve 1 döviz bürosuna kayyum atandı.

• Örgüt faaliyetleri kapsamında elde edildiği değerlendirilen 221 taşınmaz, 120 lüks araç ve 3 tekneye el konuldu.

• Suçun finansal katmanlaştırma işlemlerine yardım ettiği gerekçesiyle 3 banka yöneticisi, 8 polis memuru ve 4 avukat gözaltına alınanlar arasında yer buldu.

• Finansal sistem içerisindeki hareketleri gizlemek amacıyla kurulan 8 bin 500 yasa dışı bahis ve kumar sitesi erişime engellendi.

Gözaltı süresi uzatılan Rasim Ozan Kütahyalı ve diğer şüphelilerin, Adana Emniyet Müdürlüğü'ndeki ifade işlemlerinin bitmesinin ardından geniş güvenlik önlemleri altında Adana Adliyesi'ne sevk edilmeleri bekleniyor.

Meclis'te 'taciz skandalı' davasında ara karar

Meclis lokantasında staj yapan lise öğrencilerine yönelik cinsel istismar davasında mütalaa açıklandı. Savcılık 5 sanık hakkında en üst sınırdan ceza talep ederken, nihai karar için duruşma 5 Haziran’a ertelendi

15.05.2026 16:00:00
Haber Merkezi
Meclis'te 'taciz skandalı' davasında ara karar
Meclis'te 'taciz skandalı' davasında ara karar
TBMM'de stajyer kız öğrencilere yönelik cinsel istismar ve taciz iddialarıyla açılan davada kritik bir viraj geride kaldı.

Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan savcılık, 5 sanık hakkında "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası talep etti.

Mahkeme heyeti, tarafların savunmalarını hazırlaması için sonraki duruşmayı 5 Haziran tarihine erteledi.

Soruşturmanın geçmişi ve iddianame detayları

Skandal, 4 Aralık 2025'te Meclis'te staj yapan bir lise öğrencisinin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü'ne başvurmasıyla ortaya çıktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada, TBMM lokantasında stajyer olarak görev yapan 18 yaşından küçük 4 mağdur öğrencinin sistematik olarak tacize maruz kaldığı tespit edildi. İddianamede Meclis personeli olan sanıklar H.İ.G., D.U., İ.B., R.Ç. ve R.S.'nin çocuklara yönelik zincirleme şekilde istismarda bulundukları aktarıldı.

Tahliye ve yeniden tutuklama süreci

Davanın hukuki sürecinde yaşanan gelişmeler kamuoyunda yakından takip edildi

Kasım ve Aralık 2025 döneminde yürütülen operasyonlarla 5 Meclis çalışanı gözaltına alındı ve 4'ü tutuklandı.

9 Şubat'ta görülen duruşmada mahkeme, tutuklu sanıkların tahliyesine karar verdi ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tahliye kararına hemen itiraz etti.

Üst mahkeme itirazı haklı bularak sanıkların tekrar tutuklanmasına hükmetti. Sanıklardan D.U., İ.B. ve R.S. cezaevine gönderilirken, firari sanık H.İ.G. hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Meclis çatısı altında yaşanan skandala Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi ve milletvekilleri sert tepki gösterdi. TBMM Çocuk Hakları Alt Komisyonu üyeleri davaya müdahillik talebinde bulunarak yargılama sürecini yakından izlemeyi sürdürüyor.

Mahkeme heyeti, mütalaaya karşı sanık ve müdafi avukatlarının süre talebini kabul ederek nihai kararın beklendiği duruşmayı 5 Haziran tarihine bıraktı.

Dereye yuvarlanan otomobildeki 2 kişi öldü

Erzincan'da otomobilin dereye yuvarlanması sonucu 2 kişi öldü, 1 kişi ağır yaralandı

 

15.05.2026 14:50:00
Anadolu Ajansı
Dereye yuvarlanan otomobildeki 2 kişi öldü
Dereye yuvarlanan otomobildeki 2 kişi öldü

Deniz Can (22) idaresindeki 34 MFF 271 plakalı otomobil, Erzincan-Sivas kara yolu Sakaltutan Geçidi Balıkçılar mevkisinde dereye yuvarlandı.

İhbar üzerine kaza yerine sağlık, polis, itfaiye ve AFAD ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde, sürücü ile Burak Can Özdemir'in olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.

Kazada ağır yaralanan U.K. (25) ise Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.'

Yaralının hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.

Kayıp Sedanur'dan bin 268 gündür haber yok

Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde 24 Kasım 2022 tarihinde kaybolan Seda Nur Uludağ'dan bin 268 gündür haber alınamazken, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan yeni bir birimin faili meçhul dosyaları yeniden incelemeye alması aileye ve kamuoyuna umut oldu

15.05.2026 14:08:00 / Güncelleme: 15.05.2026 14:11:29
İHA
Kayıp Sedanur'dan bin 268 gündür haber yok
Kayıp Sedanur'dan bin 268 gündür haber yok
21 yaşındaki Seda Nur Uludağ, kaybolduğu gün ehliyet kursundaki direksiyon dersine gitmek üzere evden ayrıldı ancak bir daha kendisinden haber alınamadı. Aradan geçen yaklaşık 3,5 yıla rağmen genç kızın akıbetine ilişkin yürütülen soruşturmada somut bir sonuca ulaşılamadı.






Son görüntüleri Koru sahilinde ortaya çıkmıştı

Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, Uludağ'ın son olarak Gazipaşa'nın Koru Mahallesi sahil şeridinde elinde şemsiyeyle tek başına yürüdüğü anların güvenlik kameralarına yansıdığı tespit edildi. Teknik incelemeler sonucunda genç kızın cep telefonundan alınan son sinyalin aynı gün saat 16.00 sıralarında Koru Mahallesi Fener Tepesi Poyraz mevkisinden geldiği belirlendi.








Arama çalışmalarından sonuç çıkmadı

Kayıp ihbarının ardından bölgede geniş çaplı arama çalışmaları başlatıldı. AFAD, Jandarma Arama Kurtarma (JAK), deniz polisi ve uzman ekipler tarafından karadan, havadan ve denizden sürdürülen operasyonlarda kadavra köpekleri de kullanıldı. Ancak yapılan tüm çalışmalara rağmen genç kıza ait herhangi bir iz bulunamadı.








Bakanlığın yeni birimi umut oldu

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan "Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı"nın toplum vicdanını etkileyen olayları yeniden değerlendirme kapsamına alması aile için umut oldu. Türkiye genelinde 75 ilde toplam 638 dosyanın yeniden inceleneceği çalışma kapsamında Seda Nur Uludağ dosyasının da ele alınması bekleniyor.








Ailenin tek isteği bir iz bulunması

Yıllardır kızlarından gelecek bir haberi bekleyen aile yakınları, dosyanın uzman ekipler tarafından ayrıntılı şekilde incelenmesini istediklerini belirtti. Aile, olayın üzerindeki sis perdesinin aralanmasını beklerken, yetkililer soruşturmanın tüm ihtimaller değerlendirilerek titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.

2026 kış mevsimi yağışları son 66 yılın zirvesine çıktı

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, 2025 sonbaharı ile 2026 ilkbaharı arasındaki dönemde yağışların uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleştiğini, 2026 kış mevsimi yağışlarının ise bazı ölçümlerde son 66 yılın zirvesine çıktığını belirtti

15.05.2026 14:04:00 / Güncelleme: 15.05.2026 14:08:19
İHA
2026 kış mevsimi yağışları son 66 yılın zirvesine çıktı
2026 kış mevsimi yağışları son 66 yılın zirvesine çıktı
Türkiye'de özellikle 2025 sonbaharı ile 2026 ilkbaharı arasındaki dönemde yağışlar uzun yıllar ortalamasının üzerinde gerçekleşti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 1 Ekim 2025'31 Mart 2026 arasındaki "su yılı" yağışları normalin yüzde 25, geçen yılın aynı döneminin ise yüzde 87 üzerinde gerçekleşti ve son 38 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. 2026 kış mevsimi yağışlarının ise bazı ölçümlerde son 66 yılın zirvesine çıktığı ifade edildi. Prof. Dr. Yusuf Demir, Türkiye'nin birçok bölgesinde su baskını ve sele neden olan yağışlar ile yaz dönemindeki beklentiler hakkında açıklamalarda bulundu.

Son dönemde artan yağışları değerlendiren Prof. Dr. Demir, "Son 6 ay içerisinde hem dünyanın genelinde belli yerlerde hem de ülkemizde yoğun bir yağış rejimi ve yağış geçişleri yaşıyoruz. MGM verilerine baktığımızda bu yağışlar hem 2025 yılı su yılına göre yaklaşık yüzde 25 daha fazla, geçen seneki aynı dönemdeki yağışlara göre yaklaşık yüzde 80'in üzerinde daha fazla. Son 66 yılın en yağışlı dönemini yaşıyoruz. Bu yağışlar önümüzdeki süreçte de belli ölçüde devam edecek" dedi.






"Ekstrem iklim olayları bekliyoruz"

İklim değişikliği ile birlikte ekstrem olaylar beklediklerinin altını çizen Prof. Dr. Yusuf Demir, "Yağışlar veya kuraklık tek başına bize küresel iklimi tanımlamada yetmiyor. Kuraklığı tanımlarken de sadece küresel iklimin sonucunun kuraklık olmadığını, yağış rejiminin değişken olması ve düzensiz yağışların düşmesinin de ciddi anlamda küresel iklim değişimi sonuçlarını ifade ettiğinin altını çiziyorum. Dünyada yaşanan küresel iklim değişimi sürecinde gördüğümüz bu sonuçlar aynı zamanda bu seneki yağış rejiminde yaşadığımız süreci de ifade ediyor. Özellikle Akdeniz üzerinde meydana gelen sıcak hava dalgaları ve Akdeniz'deki yüksek sıcaklıklar bu mevcut yağışların oluşmasında ana etkenlerden bir tanesi. Bir diğer önemli etken ise özellikle yaşadığımız süreçte Jetstream dediğimiz atmosferdeki hava akımlarının, konveksiyonel akımların çok değişken gerçekleşmesi. Küresel iklim etkisiyle beraber bu durum yağışların oluşmasında ülkemiz üzerinde ve çevresinde yine ana etkenlerden biri. Bir diğer önemli etken ise ENSO dediğimiz El Nino ve La Nina etkisi arasındaki geçiş süreci. El Nino ile La Nina'nın geçiş sürecini yaşıyoruz. Bu geçiş süreci de yüksek yağışların oluşmasında, düzensiz ve ani yağışların meydana gelmesinde önemli bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Küresel iklim etkisiyle beraber ekstrem iklim olaylarını bekliyoruz. Havza'daki sel felaketinde Karadeniz Bölgesi'nde belli yerlere düşen ani selleri zaman zaman uyarıyoruz. Çorum'da yaşanan hortum olayı veya ülkemizin çok değişik yerlerinde yaşanan bu tür iklim olayları da küresel iklim sonucunda meydana gelen yağış rejimindeki değişiklikler, düzensizlikler ve ani yağışların oluşmasının sonucudur" diye konuştu.

"Savaşlar ve başka ülkelerin yağışlardaki etkisi komplo teorisi"

Artan yağışların dış güçler ve savaşlarla alakalı olmadığını ifade eden Prof. Dr. Demir, "Yüksek yağış dediğimiz ya da küresel iklim etkisi dediğimizde sadece kuraklık, susuzluk ve su eksikliği değil, aynı zamanda düzensiz yağışlar, yüksek şiddetli yağışlar veya belli dönemlerde meydana gelen fırtınalı iklim olaylarını da tanımlayabiliriz. Son zamanlarda sosyal medyada çok fazla konuşuluyor. 'Acaba bu yağışların farklı sebepleri mi var' Bölgemizde meydana gelen savaşlar ya da farklı ülkelerin bu noktadaki iddiaları etken mi'' diye soruluyor. Bilimsel verilerin hiçbirinde böyle bir sürecin gerçekleşme ihtimali ortaya konulmuyor. Bunlar tamamen komplo teorisi ve sosyal medyada okuyucu kitlesi oluşturma gayretinden başka bir şey değil. Dolayısıyla ülkemizde veya dünyada yağış rejimini düzenlemek ya da yağışları artırmak için bulut tohumlama dediğimiz farklı uygulamalar var. Bu uygulamalarda atmosfere gümüş iyodür, kuru buz gibi farklı maddeler katılarak o bölgedeki yağışlardan biraz daha fazla yararlanılmaya çalışılıyor. Ancak bu çalışmaların etkili olabilmesi için havada belli bir nem ve bulut olması gerekiyor. Bu yöntemlerin yağışları yüzde 5 ile yüzde 20 arasında artırma gücü var. Bir yağışın veya bir bölgedeki nemin başka bir bölgeye taşınmasıyla ilgili şu ana kadar bilimsel olarak ortaya konulmuş bir gerçeklik yok. Bu çok yüksek enerji ve büyük güç isteyen bir durum. Bu konuda yapılan çalışmalar olabilir ama şu anda söylenen iddialar ve sosyal medyada dolaşan komplo teorilerine halkımızın çok fazla itibar etmemesi gerekiyor. Yaşadığımız bu sürecin; küresel iklim etkisi, El Nino-La Nina geçişi ve Akdeniz'deki sıcak hava etkisi gibi nedenlerle meydana geldiğini ifade etmek isterim" şeklinde konuştu.









"Temmuz, ağustos ve eylülde aşırı sıcaklık ve kuraklık bizi bekliyor"

Yağışların artması ve barajların tam doluluğa ulaşmasına rağmen yaz aylarında kuraklık ve aşırı sıcaklıkların yaşanabileceğini ifade eden Demir, şunları söyledi:
"Yaz aylarında bizi nelerin beklediğine bakmak lazım. Şu anda gördüğünüz gibi şiddetli yağışların yaşanmaya devam ettiği bir dönemdeyiz. Bir bakıyorsunuz bir ayda düşecek yağış bir saatte düşüyor. Ani seller meydana geliyor. Ben yaz ayları için bu noktada halkımızı, ilgilileri ve yetkilileri özellikle uyarmak istiyorum. Çünkü yaz döneminde böyle yağışlı ve serin bir iklim beklemiyoruz. Tam tersine yaz döneminde yine belli yerlerde ve bölgelerde şiddetli yağışlar görülebilir ancak aşırı sıcakların ve kuraklık riskinin özellikle temmuz, ağustos ve eylül aylarında bizi beklediğini veriler gösteriyor. Onun için şimdiden bunlara hazır olmak lazım. Yaz döneminde beklediğimiz en önemli olaylardan biri bunaltıcı sıcaklıklar. Karadeniz Bölgesi gibi bölgelerde de şu anda yaşadığımız süreçte olduğu gibi temmuz ve ağustos aylarında zaman zaman ani şiddetli yağışlarla beraber sel felaketleri olabilir. Bunlara karşı dikkatli ve hazırlıklı olmamız gerekiyor. Yaz döneminde yaşayacağımız kuraklık süreci ile birlikte mutlaka su kaynaklarımızı doğru kullanmalı, geleceğe taşımalı ve ihtiyaç duyduğumuz anda ihtiyacımızı karşılayacak şekilde yönlendirmeliyiz. Şu anda aldığımız yağışlar barajlardaki doluluk oranlarını çok yüksek seviyeye çıkardı. Dün özellikle Amasya civarındaki barajlardaki doluluk oranları yükseldiği için resmi kurumlardan yapılan açıklamalarda halkın dikkatli olması, barajlardaki suyun salınacağı ve sel felaketi yaşanabileceği yönünde uyarılar yapıldı. Bunlar mevcut yağış süreciyle ilgili doğal gelişmeler. Ancak ben her zaman şunu ifade ediyorum; hazıra dağlar dayanmaz. Bu günleri atlattığımızda mevcut kaynaklar çok hızlı bir şekilde tükenebilir. Onun için kaynaklarımızı doğru kullanmayı şimdiden planlamak ve geleceğe hazırlanmak durumundayız."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.