MEM’in diğer ekonomi görüşleri ile mukayesesi -1-
Kapitalizmde, parayı kontrol edenler ile komünizmde sistemi yönetenler efendi, insanlar ise efendilerini mutlu etmeye çalışan işçi konumundadırlar ve böyle kalmaya da mahkumdurlar
17.05.2026 00:29:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Kapitalizmde, insan ihtiyaçlarının sınırsız, kaynakların sınırlı olarak ele alınması, aile planında doğum kontrolüne, sosyal planda gelir dağılımındaki adaletsizliğe, global manada dünyanın sınırlı kaynaklarını ele geçirmek için yapılan savaşlara, paranın serbestçe dolaşımının engellenmesine dolayısıyla emek ve üretimin kontrol edilip yönlendirilmesine neden olmaktadır.
Komünizmde ise mutlu edilmesi gereken ve emeğin de kaynağı olan insanın doğuştan getirdiği mülk edinme hakkı yok sayılmış, insan devleti yöneten sınıfa hizmet eder hale getirilmiştir.

Milli Ekonomi Modeli, ülkelerin kalkınmasını ve tam bağımsızlığını hedefleyen ve bunun için gerekli formülasyonu ortaya koyan ilmin adıdır.
Milli Ekonomi Modelinde mutlu edilmesi, zengin edilmesi ve hizmet edilmesi gereken insandır. Ekonomilerde sürekli büyüme, gelir dağılımındaki adalet, tam istihdam çözülemeyen bir problem olarak ele alınırken, Milli Ekonomi Modelinde sürekli büyümenin, gelir dağılımındaki adaletin, tam istihdamın sağlanmasının formülleri ortaya konmaktadır.
Üretim miktarını belirleyen malın fiyatı değildir. Mala olan taleptir. Kapitalist anlayışın genel ve kısmi denge analizi; pahalılıktan dolayı talebin daralması, üretimin artması durumunda talebi oluşmayan mal fazlalığına getirdiği yorum yeterli değildir.

Fiyat değişikliklerinin talep üzerinde direkt etkisi, arz üzerinde ise dolaylı etkisi vardır. Kapitalist anlayış bozulan dengenin kendi kendine tekrar kurulacağını savunur. Bu anlayışın bilimsel hiçbir yönü olmadığı gibi sürekli büyümenin önünde de ciddi bir engel olarak durmaktadır.
Milli Ekonomi Modeli'nde ise bozulan dengenin tekrar denge düzeyine ulaşabilmesi için dışarıdan bir müdahalenin şart olduğu öngörülür.


Talebi arttırmak için kamu harcamalarının maliyetli para ile desteklenmesini öngören Keynes modelinin uygulandığı ekonomilerde, ülkeler er veya geç enflasyon ve borç sarmalına sürüklenmiş olur.
Borç olarak alınan maliyetli paranın geriye ödenmesinin faturası vergi ile millete kesilir. Vergi yükünün artması cari ve sosyal harcamaların kısılmasına neden olduğu gibi, üretim maliyetlerinin yükselmesine, talebin daralmasına, kamu harcamalarının kısılmasına neden olur. Netice olarak ekonomiler maliyet enflasyonu ile talep daralmasının aynı anda yaşanması manasına gelen stagflasyon sürecine girer.

Büyümeyi karşılayacak tüketim miktarının üretimden elde edilen gelirle sağlanması mümkün değildir. Bu gerçekten hareketle Milli Ekonomi Modeli, eksik kalan tüketim miktarının emisyonla kapatılmasının zaruri olduğunu öngörür.
Emisyonun ekonomiye giriş noktasını sosyal devlet projeleriyle formülize etmiştir. Bu yaklaşım gelir dağılımındaki dengesizliği ortadan kaldırdığı gibi talebi arttırıcı, deflasyonu engelleyicidir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Komünizmde ise mutlu edilmesi gereken ve emeğin de kaynağı olan insanın doğuştan getirdiği mülk edinme hakkı yok sayılmış, insan devleti yöneten sınıfa hizmet eder hale getirilmiştir.

Milli Ekonomi Modeli, ülkelerin kalkınmasını ve tam bağımsızlığını hedefleyen ve bunun için gerekli formülasyonu ortaya koyan ilmin adıdır.
Milli Ekonomi Modelinde mutlu edilmesi, zengin edilmesi ve hizmet edilmesi gereken insandır. Ekonomilerde sürekli büyüme, gelir dağılımındaki adalet, tam istihdam çözülemeyen bir problem olarak ele alınırken, Milli Ekonomi Modelinde sürekli büyümenin, gelir dağılımındaki adaletin, tam istihdamın sağlanmasının formülleri ortaya konmaktadır.
Üretim miktarını belirleyen malın fiyatı değildir. Mala olan taleptir. Kapitalist anlayışın genel ve kısmi denge analizi; pahalılıktan dolayı talebin daralması, üretimin artması durumunda talebi oluşmayan mal fazlalığına getirdiği yorum yeterli değildir.

Fiyat değişikliklerinin talep üzerinde direkt etkisi, arz üzerinde ise dolaylı etkisi vardır. Kapitalist anlayış bozulan dengenin kendi kendine tekrar kurulacağını savunur. Bu anlayışın bilimsel hiçbir yönü olmadığı gibi sürekli büyümenin önünde de ciddi bir engel olarak durmaktadır.
Milli Ekonomi Modeli'nde ise bozulan dengenin tekrar denge düzeyine ulaşabilmesi için dışarıdan bir müdahalenin şart olduğu öngörülür.


Talebi arttırmak için kamu harcamalarının maliyetli para ile desteklenmesini öngören Keynes modelinin uygulandığı ekonomilerde, ülkeler er veya geç enflasyon ve borç sarmalına sürüklenmiş olur.
Borç olarak alınan maliyetli paranın geriye ödenmesinin faturası vergi ile millete kesilir. Vergi yükünün artması cari ve sosyal harcamaların kısılmasına neden olduğu gibi, üretim maliyetlerinin yükselmesine, talebin daralmasına, kamu harcamalarının kısılmasına neden olur. Netice olarak ekonomiler maliyet enflasyonu ile talep daralmasının aynı anda yaşanması manasına gelen stagflasyon sürecine girer.

Büyümeyi karşılayacak tüketim miktarının üretimden elde edilen gelirle sağlanması mümkün değildir. Bu gerçekten hareketle Milli Ekonomi Modeli, eksik kalan tüketim miktarının emisyonla kapatılmasının zaruri olduğunu öngörür.
Emisyonun ekonomiye giriş noktasını sosyal devlet projeleriyle formülize etmiştir. Bu yaklaşım gelir dağılımındaki dengesizliği ortadan kaldırdığı gibi talebi arttırıcı, deflasyonu engelleyicidir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)






















































































