Duanın kabulünün gecikmesi
Ahmed b. Muhammed b. Ebû Nasr, rivâyet eder: Ebû'l-Hasan'a (Ali b. Mûsâ aleyhisselâm) dedim ki: "Sana feda olayım, şu kadar senedir bir ihtiyacım için dua ettim. Duamın kabulünün gecikmesinden dolayı kalbime bir kuşku girdi
Haber Merkezi





Dedi ki: "Ey Ahmed! Sakın Şeytan'a uyma! Senin Allah'ın rahmetinden ümidini kesmen için seni etkileyecek bir fırsatı ona tanıma. Ebû Ca'fer (Muhammed Bâkır aleyhisselâm), 'Mü'min Allah Azze ve Celle'den bir ihtiyacının karşılanmasını ister, bu isteğinin karşılığı geciktirirlir. Bunun nedeni, sesinin sevilmesi ve ağlayışının duyulmak istenmesidir' derdi."
Sonra şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, Allah Azze ve Celle'nin bu dünya ile ilgili olarak mü'minlerin isteklerinden geciktirdiği şeyler, onlara çabuk verdiği şeylerden daha hayırlıdır. Dünya nedir ki!"
Ebû Ca'fer ( a.s.) şöyle derdi:
"Mü'min zorlukta nasıl dua ediyorsa, rahat olduğu zaman da öyle dua etmelidir. Kendisine verildiği zaman durgunlaşmamalıdır (usanmamalıdır). Dua etmekten usanmayın çünkü dua, Allah Azze ve Celle katında yüksek bir makama sahiptir. Sabret, helal rızık ara, akrabalık bağlarını gözet. İnsanların gizliliklerini ortaya çıkarmaya çalışma.
Biz, Ehl-i Beyt, bizimle ilişkilerini kesenlerle bağlarımızı sürdürürüz. Bize kötülük edene iyilik ederiz. Bunda Allah'a yemin ederim ki, güzel bir âkıbet görüyoruz. Dünyada nimete sahip olan kimse, bir şey istediğinde ve kendisine verildiğinde, istediğinden başka bir şey ister ve sahip olduğu nimeti küçük görür. Hiçbir şey onu doyurmaz.
Nimetler çoğaldığı zaman, bu durum gözetmesi farz olan haklardan ötürü ve dolayısıyla çıkabilecek fitneden ötürü Müslüman insan için tehlikelidir. Sana bir şey söylesem, bu hususta bana güvenecek misin?"
Dedim ki: "Sana feda olayım, senin sözüne güvenemeyeceksem kime güveneceğim? Sen Allah'ın kulları arasındaki hüccetsin."
Dedi ki:" O zaman Allah'a daha çok güven. Çünkü sen Allah'ın bir sözüyle karşı karşıyasın. Allah şöyle buyurmuyor mu:
'Kullarım Sana, Beni sorduğunda (söyle onlara): Ben çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm.'
'De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin!'
'Allah ise size katından bir mağfiret ve bir lutuf vaad eder.'
Başkasından daha çok Allah Azze ve Celle'ye güven. İçinizden hayırdan başka bir şey geçirmeyin. Çünkü siz bağışlanacaksınız."
Bir başka sebep ise Cenâb-ı Hakk'ın mü'min kulunun yalvarmasından hoşlanmasıdır:
Abdullah b. Mugire birden çok ashab aracılığıyla rivâyet eder: Ebû Abdullah (Ca'fer es-Sâdık aleyhisselâm) şöyle buyurdu:
"Allah'ın veli bir kulu, Allah Azze ve Celle'ye bir hususta dua eder ve duası kabul görür, isâbet eder. Allah onun üzerine vekil kılınan meleğe şöyle der: 'Kulumun ihtiyacını ver ama acele etme. Çünkü Ben onun çağrısını ve sesini duymak istiyorum.'
Allah'ın düşmanı kulda bir işle ilgili olarak Allah Azze ve Celle'ye dua eder, duası kabul görür isâbet eder. Allah onun üzerine vekil kılınan meleğe şöyle der: 'Kulumun ihtiyacını karşıla acele ver. Çünkü onun çağrısını ve sesini duymak istemiyorum.'
İnsanlar da, 'Buna Allah katında değerli oluşundan dolayı verildi. Buna da değersizliğinden dolayı verilmedi' derler."
Bir başka sebebi ise, Cenâb-ı Hakk'ın mü'min kuluna, ettiği duaların karşılığında âhireti için sevap bahşetmek istemesidir:
İshak b. Ammar, rivâyet eder: Ebû Abdullah (Ca'fer es-Sâdık aleyhisselâm) şöyle buyurdu: "Mü'min kul ihtiyacı için Allah Azze ve Celle'ye dua eder. Allah Azze ve Celle, 'Duasının kabülünü geciktirin' der. Çünkü sesini ve dua edişini özler.
Kıyâmet Günü, Allah Azze ve Celle der ki: 'Kulum! Bana dua ettin Bende senin duanın karşılığını ve şu şu sevabını geciktirdim. Yine Bana dua ettin, duanın karşılığını ve şu şu sevabını geciktirdim.'
Mü'min Kıyâmet Günü aldığı güzel sevaptan dolayı, dünyada hiçbir duasının kabul edilmiş olmamasını temenni eder."
Mü'min kul Allah dua edip, yalvardığında ne olursa olsun Allah'ın ihsanından mutlaka bir karşılık bulur:
İbn Kaddah, rivâyet eder: Ebû Abdullah (Ca'fer es-Sâdık alehisselâm) şöyle buyurdu:
"Kul elini Aziz ve Cabbar olan Allah'a açınca, Allah Azze ve Celle, o eli boş çevirmekten hayâ eder. Mutlaka ona rahmetinin lutfundan dilediğini koyar. Bu yüzden biriniz dua ettiği zaman, elini yüzüne ve başına sürmedikçe geri çevirmesin."
Yada Cenâb-ı Hakk lutfu ve ihsanıyla kulundan ettiği dualara karşılık olarak, bir kötülüğü uzaklaştırır:
Ubâde b. Samit (r.a.), rivâyet etmiştir: "Dünyada hiçbir Müslüman yoktur ki, Allah'a dua etsin de, Allah ona dilediğini vermesin veya duasına karşılık bir kötülüğü ondan uzaklaştırmasın."
Yanında bulunanlardan biri, "Öyleyse biz çok dua ederiz" dedi. Resûl-i Ekrem de, "Allah'ın ihsanı daha çoktur" buyurdu.
Başka bir rivâyette Tirmizî'de, "Veya o kimse için dilediğinin bir katı sevap verir" cümlesi eklenmiştir. Dua etmek her hâlükârda mü'min için hayırdır:
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "Size, düşmanlarınızdan kurtaracak ya da rızkınızı bollaştıracak bir şey bildireyim mi? Gece-gündüz Allah'a dua edersiniz (işte o size bunları sağlar). Çünkü dua mü'minin silahıdır." (Prof. Dr. Haydar Baş Dua ve Zikir eserinden)














































































