2006'nın seçim yılı olup olmayacağını kestirmek şimdilik mümkün görünmüyor. En azından birilerinin sıklıkla ifade ettikleri "2006 seçim yılı olacak" söylemine dayanarak bu yargıya varamayız. Hem 2006'nın seçim yılı olmasını ısrarla isteyenlerin seçime hazır olup olmadıkları da ayrı bir tartışma konusu. Merkezin sağı ve solu çok hareketli günler yaşıyor. Arayış, beklenti, korku ve hazırlıksızlık...Bir de merkezin tam ortasında ikamet eden, tüm Türkiye'yi kucaklayan kesim var. Bu kesim tabii ki AKP değil. Çünkü AKP'nin kucakladığı kesimin, AKP'nin kolları arasından sıyrılıp kendi mecrasına doğru süzüldüğünü geçen üç yılda net bir şekilde gözlemledik.Bu aralar Türkiye'de siyaset kazanı oldukça yoğun kaynıyor. Bu kaynama, 2006'nın seçim yılı olabileceğine delalet edebileceği gibi, seçimler 2007'de yapılırsa, çok çetin ve Türkiye için çok radikal dönüşümlerin gerçekleşeceği bir seçim olabileceğine de işaret edebilir.Başbakan Erdoğan'ın sıklıkla dile getirdiği "birileri" ifadesinden hareket edersek, birileri bu aralar Türkiye'nin siyasi yapısına fena halde müdahale ediyor. Anlayacağınız siyasi dizayn çalışmaları tam gaz devam ediyor. Aylardır elden ele dolaşan seçim anketleri önümüzdeki günlerde bazı gazetelerde peş peşe yayınlanacak. Oradaki sonuçlar üzerinden Türkiye'nin yeni siyaset sahnesine şekil verilmeye çalışılacak. AKP içindeki derin koalisyona önce ince ayar denemesi yapılacak, o da tutmazsa Mehmet Dülger, Mahmut Koçak ve diğer "çok konuşan" vekiller marifetiyle yeni kukla meclis partilerine prim toplanmaya çalışılacak.AKP, her ne kadar tek parti iktidarı gibi gözükse de, içinde barındırdığı 72 ayrı meşrepten ve siyasi görüşten isim bulunuyor. Tabir yerindeyse, AKP hükümeti, Türkiye'nin bugüne kadar gördüğü en parçalı koalisyon hükümeti. AKP mayalandıkça (bira mayası misali) içinden Mumcu'nun partisi gibi onlarca partiyi çıkarabilecek potansiyele sahip. Parti kurulduğu günden bu yana hem lider kadrosunda, hem de alt kadrolarda çokbaşlılık hakim. Aradan geçen 3 yılda bunu kamufle etmeye çalışanlar, bugün artık bu gerçeği gizleyemecek duruma geldiler.Başbakan Erdoğan ve çevresi, son günlerdeki bu hızlı gelişmeler karşısında "birileri" ipine sarılarak, o birilerinin düğmeye bastığından şikayet ediyorlar. Ancak unuttukları ya da hatırlamak istemedikleri çok önemli bir ayrıntı var: Eğer bugün birileri düğmeye basmışsa, aynı birileri 3 Kasım 2002 öncesinde de bir düğmeye basmıştı. Ve o basılan düğme sonucu bugün Türkiye AKP hükümetiyle yönetilmektedir.Erdoğan ve AKP'li vekiller bu gerçeği kabul etseler bile, hazmetmeleri oldukça zaman alabilir ama Türk halkının bu önemli gerçeği vakit kaybetmeden kavraması zaruri ve de şarttır. Aksi takdirde bundan sonra basılacak düğmelerin, sonumuz anlamına geleceğini bilmem hatırlatmaya gerek var mı?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
































































































