Önce iyimser senaryoya göz atalım.
Piyasalarda esen konjonktürel iyimser rüzgar, ekonomide iyimser senaryo beklentisini artırdı.
Özellikle IMF frekansında yorumları ile tanıdığımız televole iktisatçıları bu iyimser senaryoyu pompalıyor.
İyimser senaryonun dayanakları şunlar: Programın temel iki başarı hedefi olan enflasyon ve faiz oranları ile Türk Lirası'nın değerliliği yani döviz kurunun seyri arasında çok yakın bir ilişki var.
2004 yılı için yüzde 12 yılsonu TÜFE; Yüzde 12.5 GSMH deflatörü hedefleri bulunuyor. Yine 2003 yılsonu hedeflerine ulaşmak için, TÜFE'de son dört ayda en fazla 6 puanlık bir artış olması gerekiyor. Satınalma gücünün zayıflığı, reel ücretlerdeki gerileme ve kamu mali disiplininin sürdüğü vasayımları altında TÜFE hedeflerine uluşmak için kur artışının önümüzdeki 16 ayda en fazla yüzde 18-20 aralığında olması gerekiyor.
Döviz kurları, nisan ayından bu yana yaklaşık yüzde 25 gerilemesine rağmen, özel imalat sanayii çekirdek enflasyonu hiç gerilemedi. Yani üretici, kur artışlarına çok duyarlı olacaktır. Bu varsayımlar ışığında, 2004 yılsonunda ABD dolarının en fazla 1 milyon 650 bin lira olması gerekiyor. Bu kura bağlı olarak enflasyondaki gerileme ile 2004 yılı bütçesinde mali disiplinin sürdürülmesine ve yüzde 6.5'lik faiz dışı fazlaın verileceği varsayımları altında, hazine borçlanma faizlerinin 2004 yılında ortalama yüzde 25 ve Merkez Bankası Gecelik faizlerinin ortalama yüzde 18 olması öngörülüyor.
İyimser senaryonun en hassas noktası, cari işlemler açığı olacak. Yukarıdaki kur varsayımı ile ihracaatın verimlilik artışına dayalı olarak yavaşlayarak da olsa artması ve buna bağlı olarak ithalatın hız kesmesi öngörüsü ile 2004 yılında cari işlemler açığının 8-9 milyar dolar civarında kalması ve bunun finanse edilebileceği öngörülüyor.
Görüldüğü gibi her şeyin öngörüldüğü gibi iyi gitmesi halinde sadece sanal piyasada istikrar korunabiliyor.
Ancak milleti asıl ilgilendiren reel kriz devam ediyor. En iyimser senaryoda dahi büyüme yavaşlarken, istihdam sorun olmaya devam ediyor.
Bunun manası ekonomi küçülürken, enflasyonun düşmeye devam etmesi ekonomide alacaklı olanları mutlu, borçlu olanları mutsuz kılacak.
Yani zengin (özellikle rantiye) daha zengin, fakir daha fakir olacak.
Bu senaryo dahi zor gözüküyor.
Piyasalarda esen konjonktürel iyimser rüzgar, ekonomide iyimser senaryo beklentisini artırdı.
Özellikle IMF frekansında yorumları ile tanıdığımız televole iktisatçıları bu iyimser senaryoyu pompalıyor.
İyimser senaryonun dayanakları şunlar: Programın temel iki başarı hedefi olan enflasyon ve faiz oranları ile Türk Lirası'nın değerliliği yani döviz kurunun seyri arasında çok yakın bir ilişki var.
2004 yılı için yüzde 12 yılsonu TÜFE; Yüzde 12.5 GSMH deflatörü hedefleri bulunuyor. Yine 2003 yılsonu hedeflerine ulaşmak için, TÜFE'de son dört ayda en fazla 6 puanlık bir artış olması gerekiyor. Satınalma gücünün zayıflığı, reel ücretlerdeki gerileme ve kamu mali disiplininin sürdüğü vasayımları altında TÜFE hedeflerine uluşmak için kur artışının önümüzdeki 16 ayda en fazla yüzde 18-20 aralığında olması gerekiyor.
Döviz kurları, nisan ayından bu yana yaklaşık yüzde 25 gerilemesine rağmen, özel imalat sanayii çekirdek enflasyonu hiç gerilemedi. Yani üretici, kur artışlarına çok duyarlı olacaktır. Bu varsayımlar ışığında, 2004 yılsonunda ABD dolarının en fazla 1 milyon 650 bin lira olması gerekiyor. Bu kura bağlı olarak enflasyondaki gerileme ile 2004 yılı bütçesinde mali disiplinin sürdürülmesine ve yüzde 6.5'lik faiz dışı fazlaın verileceği varsayımları altında, hazine borçlanma faizlerinin 2004 yılında ortalama yüzde 25 ve Merkez Bankası Gecelik faizlerinin ortalama yüzde 18 olması öngörülüyor.
İyimser senaryonun en hassas noktası, cari işlemler açığı olacak. Yukarıdaki kur varsayımı ile ihracaatın verimlilik artışına dayalı olarak yavaşlayarak da olsa artması ve buna bağlı olarak ithalatın hız kesmesi öngörüsü ile 2004 yılında cari işlemler açığının 8-9 milyar dolar civarında kalması ve bunun finanse edilebileceği öngörülüyor.
Görüldüğü gibi her şeyin öngörüldüğü gibi iyi gitmesi halinde sadece sanal piyasada istikrar korunabiliyor.
Ancak milleti asıl ilgilendiren reel kriz devam ediyor. En iyimser senaryoda dahi büyüme yavaşlarken, istihdam sorun olmaya devam ediyor.
Bunun manası ekonomi küçülürken, enflasyonun düşmeye devam etmesi ekonomide alacaklı olanları mutlu, borçlu olanları mutsuz kılacak.
Yani zengin (özellikle rantiye) daha zengin, fakir daha fakir olacak.
Bu senaryo dahi zor gözüküyor.
İbrahim Berk / diğer yazıları
- Cübbe düştü haç göründü / 07.01.2020
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014
- Darbe fragmanı / 22.07.2016
- Suriye bumerangı / 24.02.2016
- AKP'nin hali pürmelali / 17.02.2016
- Atlantik'in iki yakasından Türkiye'nin görünümü / 22.10.2015
- Stratejik derinlikte çırpınan Türkiye / 18.09.2015
- Ya felakete, ya felaha / 05.09.2015
- Teröristleri takviye Mehmetçiği tasfiye operasyonu / 25.02.2015
- AKP IŞİD'i niçin vuramaz? / 15.10.2014
- Kuklalar düşünemez / 09.10.2014























































