HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 HAZİRAN 2021, CUMA

Cübbe düştü haç göründü

07.01.2020 00:00:00

Ne de güzel İslamcı numarası yapıyorlardı, Hocaları Erbakan ve FETÖ  gibi.

15 Temmuz sonrasında sözde İslamcılıklarına bir de antiemperyalizm sosu ekleyivermişlerdi.

ABD'yle kotarılan tavşana kaç tazıya tut darbesinden sonra FETÖ kaka, onlar kahraman olmuşlardı.

Güya ABD işgaline göğüslerini siper ederek antiemperyalist mücadele veriyorlardı. Hadi Bahçeli NATO'dan şerbetli bir milliyetçi olarak bu numaraları gönüllü olarak yutmuştu. 

Ama son dönem antiemperyalizm nutukları atan Perinçek bile bu numarayı yutmuştu.

Ne Irak'ta ABD ile omuz omuza olmaları, ne Suriye'de ABD'den önce etten kazana düşüp Müslüman'ı Müslüman'a kırdırmaları, ne koyunlarında büyüttükleri FETÖ ihanetine göz yummaları milletimizi uyandırmıştı.

Bilumum Cübbeliyi de, 'onlar Şiidir kâfirdir, katli vaciptir' fetvalarına karşı Prof. Dr. Haydar Baş'ın  "Obama ölünce haçlı mezarlığına gömülecek. Esad ölünce Müslüman. Esad, Hz. Hüseyin konumundadır. İşgalci küfre direniyor. Ey Müslüman sen ölünce hangi mezara gömüleceksin? Ona göre düşün'' çığlığı bile uyandırmamıştı.

Ta ki alçak Amerikan bombalarının saldırısıyla Haçlı BOP işgaline direnişin sembolü İranlı komutan Kasım Süleymani'nin şehadetine kadar…

Şehidin kalleşçe öldürülmesine sevinç çığlıkları atanları milletimiz gördükçe hayret ve dehşetle uyanıyor.

Şehidin ölü bedenini manen kurşunlayanların maskelerini indirme vaktidir.

İlk kurşun Erdoğan'ın esrarengiz danışmanından babası FETÖ kaçkını bir isimden geldi.

Eski düşman kardeşler FETÖ ve AKP'nin kadrolu kadrosuz yandaşları ve Cübbeli Nakşiler, ABD saldırısını kınamak yerine şehit Kasım Süleymani'ye 'geberdi zındık' diyecek kadar çıldırdılar.

Cübbeli Ahmet olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü Twitter hesabından "Amerika eliyle, Hamaney nezdinde "yaşayan şehit" diye adlandırılan ama bizce gebermiş bir zındık sayılan Kâsım Süleymânî ve adamlarından intikamını almıştır" ifadelerini kullandı.

Bosna'dan Filistin'e, Yemen'den Afganistan'a emperyalizme göğsünü siper eden bir isme duyulan bu kin ve nefreti iyi anlamamız gerekiyor. Bu sözüm ona Sünnicilikle de açıklanamaz. Evet Sünni idrak, siyasi maslahat ve konfor nedeni ile İmamiye Şiasını bidatla suçlamıştır. Ama hiçbir muteber Sünni alim İmamiye ve Zeydiye Şiasını tekfir etmemiştir.

Cübbeli şarlatan ve şaklabanlara Geleneksel Sünniliğin Şiayi tekfir etmediğine dair alın size onlarca delil:  

Ebu'l-Hasan el-Eş'ari, mezhepler tarihi mevzuunda telif ettiği eserinin

mukaddimesinde, Müslümanların, Peygamberlerinden sonra bir çok hususlarda ihtilafa düştüklerini, böylece fıkra ve parçalara ayrıldıklarını kaydettikten sonra ilave eder: "Şu kadar var ki İslamiyet bütün bu fıkraları sinesinde toplamakta ve hepsine de şamil bulunmaktadır." 

Büyük imamın bu ifadesi geniş bir müsamaha zihniyeti taşımakta ve hiçbir İslami fıkranın tekfir edilemeyeceğini işar etmektedir. 

Selefi mezhebinin müdafii olan Ebü Ca'fer et- Tahavi (v.321/933 ) de Akide'sinin sonunda Meşebbihe, Mu'tezile gibi fırkaları zikreder ve onların dalalet içinde olduklarını söylemekle yetinir. Yine bir mütekellim ve mezhepler tarihçisi olan Abdülkaahir el- Bağdadi (v.429/767), el-Fark beyne'l-fırak adlı eserinde Ehl-i Sünnetin birbirini tekfir etmediğini, buna mukabil muhalif fırkaların tekfir belasına giriftar olduklarını kaydeder. İmam-ı A'zam Ebü Hanife'nin (v. 150/767) el-Fıkhu'l-ekber adlı akait risalesine güzel bir şerh yazan Aliyyu'l-Kaari'nin (v.1014/1606) şu iki cümlesi anlatmak istediğimiz fikri hulasa etmektedir: "Ehl-i bid'atın kusurlarındandır ki, birbirlerini tekfir ederler; Ehl-i Sünnetin de övülmeye layık meziyetlerindendir ki yekdiğerlerini olsa olsa hataya nisbet ederler, fakat tekfir etmezler."

İbn Kuteybe ve Gazzali'nin yukarıda sözü edilen şikâyetlerine rağmen şunu söyleyebiliriz ki ehl-i sünnet kelamcıları ile fukahanın çoğunluğu (cumhuru) birbirini tekfir etmediği gibi 'ehl-i kıbleye' de küfre nispet etmemiştir. Allame Teftazani (v.793/1930) meşhur Şerhu'l-Akaid'inde bu hakikati şöyle ifadelendirmiştir: "Ehl'i Sünnetin prensiplerindendir ki ehl-i kıbleden kimse tekfir edilemez." 

Kaynaklar bu noktada hemen hemen ittifak halindedir. Şunu da belirtmeyiz ki 'ehl-i kıble', Türkçemizde 'beş vakit namazına müdavim' manasına geliyorsa da fukaha ve mütekellimin ifadelerinde 'Ka'beye doğru namaz kılmanın farz olduğunu kabul eden' manasını taşır.

İslam filozoflarının tekfiri mezunda şiddetli bir tavır takınan Gazali Tehafutu'l- felasife'sinin mukaddimesinde şöyle der: "Ben filozofların görüşlerini çürütürken bazen Mu'tezile, bazen Kerramiyeye, bazen da Vakıffiyye mezhebinin savunucusu tavrı takınmadım, bilakis bütün fıkraları filozofların karşısında yekvücut bir cephe halinde getirdim. Çünkü itikadi mezhepler (fıkralar) bize teferruatta muhalefet ederken filozoflar İslamiyet'in esaslarına taarruz etmişlerdir. O halde bunlara karşı yekvücut olmalıyız. Büyük musibetler karşısında ufak kırgınlıklar ortadan kalkar." 

Engin İslami bilgisinin yanında derin bir felsefi kültüre de sahip bulunan Seyfeddin el-Amidi (v.631/1233), tekfir mezunu etraflıca ele aldığı Ebkaru'l-efkar adlı eserinde, mütekellimin ve fukahanın yukarıda belirtilen görüşlerini naklettikten sonra, Ehl-i Sünnetten bazıların bid'at fırkalarını tekfir ettiklerini kaydeder. Amidi daha sonra Kaderiyye, Şia, Havaric ve Müşebbihe'nin tekfir edildiği noktaları bir bir zikrederek, "bunların dışında kalan mezhep mensupları bid'ate düşüyorlarsa da kâfir değillerdir" hükmünü verir. ( vr.274/b-275/a). Fakat Amidi bazı bilgilerin bu tekfir görüşünü doğru bulmaz ve zikri geçen fırkaların tekfir edildiği noktaları teker teker çürütür." 

Virgülüne dokunmadan bu bilgileri İslamcı geçinenlerin itibar ettiği ilahiyatlarda ders kitabı olarak okutulan Prof. Bekir Karlığa'nın Kelam İlmi kitabından aldım.

Peki 'FETÖ'cülerin kinini anladık da, AKP'nin ve Nakşilerin Haçlıya direniş ekseninin sembol ismi komutana bu gayz ve kinini anlamadık' diyenlere: Siz hala anlamadınız mı hepsi ABD kuklası ya da kölesi.

Hiçbir Sünni alim Şia'yı tekfir etmezken, hem de küfürle göğüs göğse savaşan birini kafir ilan etmenin yerini arayanlar ancak VATİKAN KONSİLLERİNDE bulur. 

Cübbe düştü Haç göründü, anlayacağınız.

Bir şehidin Rabbine kavuşması bize bilumum münafıkları da deşifre etmiş oldu.

Prof. Dr. Haydar Baş'ın 'Tevhidin merkezi Ehli Beyt'tir' tezinin rahmet ve bereketini anladınız mı?

Merkezden uzaklaşan soluğu Kilise kapısında, Haçlı kucağında, Trump'un pençelerinde alır, vesselam.

 
İbrahim Berk / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.