Ülkemizde esnaf, sanayici, çiftçi, memur, işçi, emekli, kısacası emeğiyle para kazanan herkes tek bir sesle ekonominin gidişatından memnun olmadığını söylüyor.Çözüm arama konusunda toplumsal bir mutabakat var. Vatandaş IMF ve AB politikalarından ve onların yerli taşeronu olan siyasilerimizin mevcut ekonomik uygulamalarından memnuniyetsizliğini her fırsatta dile getiriyor. Hani Başbakan sık sık ifade ediyordu ya, "Şu problemi toplumsal mutabakatla çözeceğiz", "bu problemi toplumsal mutabakatla çözeceğiz" diye, işte ekonomide yeni bir çözüm konusunda bariz bir mutabakat var.Esnafla konuşuyoruz, bize, mal satamadığını, müşteri yetersizliğinden dolayı sinek avladığını, bulunduğu dükkanın standart masraflarının olduğunu ve bu masrafları bu ticaretle karşılayamadığını, böyle devam ederse kepenk kapatmak zorunda kalacağını ifade ediyor.Sanayiciyle görüşüyoruz, hammadde, enerji, istihdam, kira, nakliye gibi maliyet unsurlarının oldukça yüksek olduğunu, milletin alım gücünün düşmesi ve de ithalatın ihracattan daha cazip hale gelmesiyle ürünlerini pazarlayabileceği alanın gittikçe daraldığını, yüksek maliyet ve devlet desteğinin azlığından dolayı ihracatta sıkıntı yaşadığını, stoklarının gittikçe arttığını, bütün bu olumsuz şartlar sebebiyle işçi çıkarmak, kayıtdışı çalışmak, zararına mal satmak zorunda kaldığını ve hatta böyle devam ederse fabrikasını kapatacağını ifade ediyor.Çiftçiyle görüşüyoruz, hükümetin uyguladığı tahditler sebebiyle ürününü ekemediğini, ekse de satamadığını, tohum, ilaç, gübre, mazot, sulama, işçi çalıştırma gibi maliyetlerin sürekli arttığını, buna karşılık ürün satış fiyatlarının sürekli düştüğünü, hatta bazı ürünlerde maliyetin altında kaldığını, tarladaki ürününü maliyet sebebiyle toplayamadığını, hükümetin açıkladığı taban fiyatlarının çok düşük olduğunu, devlet desteğinin yetersizliğinden dolayı tüccarın elinde oyuncak olduğunu, eğer böyle devam ederse, sürekli zarar ettiğinden, masraflarını karşılayamadığından ve geçinemediğinden dolayı tarlasını satmak zorunda kalacağını ifade ediyor.Memurla konuşuyoruz, her yıl açıklanan zam oranlarının yetersizliğini, her geçen gün alım güçlerinin düştüğünü, aldıkları maaşın yüzde 90'nının sadece barınma ve gıdaya gittiğini, sağlık, eğitim, sosyal yaşam, ulaşım için yeterli gelirin kalmadığını, bu sebeple ek iş yapmak zorunda kaldıklarını, eğer böyle devam ederse meydanlara döküleceklerini, protestoların artacağını ifade ediyor.İşçiyle konuşuyoruz, aldıkları asgari ücretin ölüm maaşı olduğunu, hiçbir yaraya merhem olmadığını, üstelik işverene olan vergi yükünden dolayı sigortasının ya hiç yapılmadığını ya da eksik yapıldığını, bu sebeple sağlık konularında da ciddi sorunlar yaşadıklarını, geleceğe yönelik hiçbir güvencelerinin olmadığını ifade ediyor.İşsizle konuşuyoruz, hangi kapıyı çalarsa çalsın artık iş bulamadığını, iş bulmanın zorlaştığını, işsizliğin verdiği psikolojik baskının altında ezildiğini, acilen bu derdine bir çare bulunması gerektiğini ifade ediyor.Emekli ile konuşuyoruz, yapılan yıllık zamların yetersizliğini, alım gücünün sürekli daraldığını, mağdur olduğunu, sağlık hizmetlerinin yetersizliğini, emeklilere yeterince sahip çıkılmadığını ifade ediyor.Yaptığımız bu görüşmelere hatta belki de daha fazlasına siz de kendi çevrenizde mutlaka şahit oluyorsunuz.Siyasi bir rant sağlayıp da toplumun sıkıntılarını gördüğü halde "Hayır canım, ekonomi gayet iyi, umutluyum" diyen sayıları belli bir zümre hariç herkes koro halinde çözüm istiyor.Çözümün IMF ve AB politikalarında ve onların yerli taşeronlarında olmadığını vatandaş biliyor ve ifade ediyor.İşte bu sebeple vatandaşımız artık bilinçleniyor, kuru vaatte bulunanlara aldırış göstermiyor, çünkü bıçak kemiğe dayanmış vaziyette.İşte bu sebeple vatandaşımız IMF ve AB politikaları dışında tek ekonomik çözüm sunan, projesi olan, kaynaklarını açıklayan ve ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli ile yüzlerce yerli ve yabancı bilimadamı tarafından Nobel'e aday gösterilen Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in etrafında kenetleşiyor.İşte bu sebeple vatandaşımız "Haydar hocamızı 3 kasım seçimlerinde anlayamadık, diğer siyasilerin kuru vaatlerine kandık, son anda aklımıza girip bizi kandırdılar, ama zaman gösterdi ki, hocamız haklıymış, onun sunduğu projeler tek çözümmüş, bu sefer yanılmayacağız, hocamızı destekleyeceğiz" diyorlar.Bizler de "inşallah" diyoruz ve ülkemizin ve milletimizin kaybedecek zamanının artık kalmadığını, bundan sonraki bir yanılgının bizi tam bir karanlığa sürükleyeceğini ifade ediyoruz.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Emekli için kaynak yok diyenlere / 14.01.2026
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025
- Trump, deliliğe vuruyor ama işin aslı öyle değil! / 13.01.2026
- Emeklinin talebi 20 bin lira mıydı? / 10.01.2026
- Vekil transferleri ve Meclis aritmetiği / 09.01.2026
- Bu süreçle iç cephe tahkim edilmez, zayıflatılır! / 08.01.2026
- Zorbalıkla payidar olunsaydı, Roma İmparatorluğu ayakta kalırdı / 06.01.2026
- ABD, İran'da bir "Acem Baharı" mı planlıyor? / 03.01.2026
- Bizi ‘demokratik siyaset’ diyerek mi bölecekler? / 02.01.2026
- Vatandaşlar 2026'ya sancılı giriyor / 01.01.2026
- Daha yeni yıl başlamadan asgari ücret açlık sınırı altında / 31.12.2025





























































































