Samandağ tarımının kalbinde kriz ve direniş: Toprak mı, beton mu?
Akdeniz’in en verimli havzalarından biri olan Samandağ ilçesinde tarımsal üretim, bir yandan zengin ürün çeşitliliğiyle bölge ekonomisini ayakta tutmaya çalışırken, diğer yandan tarihinin en zorlu sınavlarından birini veriyor
03.05.2026 00:49:00
Abdülkadir Gündoğdu
Abdülkadir Gündoğdu





Akdeniz'in en verimli havzalarından biri olan Samandağ ilçesinde tarımsal üretim, bir yandan zengin ürün çeşitliliğiyle bölge ekonomisini ayakta tutmaya çalışırken, diğer yandan tarihinin en zorlu sınavlarından birini veriyor.
Deprem sonrası süreçte barınma ihtiyacı ile tarım alanlarının korunması arasındaki ince çizgi, Samandağlı çiftçiler için bir hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda.

Zengin Ürün Yelpazesi: Narenciyeden Fidancılığa
Samandağ, mikro-klima özelliği sayesinde yılın her dönemi üretim yapılabilen nadir bölgelerden biri. İlçenin tarımsal portföyü şu ana başlıklarla öne çıkıyor:
Narenciye ve Zeytin: Özellikle Mağaracık ve Hıdırbey mahalleleri, mandalina ve zeytin üretiminin merkezi konumunda. Son dönemde pazar sorununa karşı belediyenin meyve suyu tesisleri gibi projeleriyle bu ürünlerin katma değerinin artırılması hedefleniyor.

Dünya Çapında Fidancılık: Fidanlı Mahallesi başta olmak üzere ilçe genelinde yılda yaklaşık 12 milyon fidan üretiliyor. Bu fidanlar sadece Türkiye'ye değil, Azerbaycan ve Makedonya gibi ülkelere de ihraç ediliyor.
Örtü Altı Yetiştiricilik (Seracılık): İlçede 30 yılı aşkın süredir devam eden seracılık faaliyetleri, bölgenin kışlık sebze ihtiyacını karşılıyor.

Çiftçilerin Sesi: "Toprak Bizim Her Şeyimiz"
Sahada yaptığımız incelemeler ve üreticilerle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler, Samandağ tarımının önündeki üç büyük engeli ortaya koyuyor:
1. Kamulaştırma ve Betonlaşma Tehdidi
Samandağlı üreticiler, afet konutu projeleri kapsamında yürütülen "acele kamulaştırma" kararlarına karşı ayakta. Kurtderesi ve Mağaracık mahallelerinde tapulu zeytinlik ve narenciye bahçelerine iş makinelerinin girmesi, halkın sert tepkisine neden oldu. Üreticiler, konut projeleri için tarım dışı arazilerin seçilmesi gerektiğini vurguluyor.

2. Sanayileşmenin Çevresel Etkileri
Tarım arazilerinin ve su kaynaklarının yakınına kurulan beton santralleri, çiftçinin en büyük kabusu haline geldi. Havaya yayılan çimento tozlarının seraların üzerine yapışarak fotosentezi engellediği ve verimi %50'ye varan oranlarda düşürdüğü belirtiliyor.

3. Girdi Maliyetleri ve Ekonomik Çıkmaz
2026 yılı itibarıyla mazot ve gübre fiyatlarındaki artış, Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı birçok üreticinin önünü görememesine neden oldu.
Bu tablo karşısında Samandağ Ziraat Odası, desteklemelerin yetersiz kaldığını ve çiftçinin borç sarmalına girdiğini ifade ediyor.

Sonuç: Tarımsal Planlama Şart

Samandağ'ın verimli toprakları, sadece bölge için değil Türkiye'nin gıda güvenliği için de kritik öneme sahip. Çiftçiler, tarım arazilerinin konut ve sanayi baskısından kurtarılmasını ve maliyetlerin düşürülmesi için acil destek paketi bekliyor. Aksi takdirde, dünyanın dört bir yanına fidan gönderen bu kadim topraklar, yerini beton bloklara bırakma riskiyle karşı karşıya.
Deprem sonrası süreçte barınma ihtiyacı ile tarım alanlarının korunması arasındaki ince çizgi, Samandağlı çiftçiler için bir hayatta kalma mücadelesine dönüşmüş durumda.

Zengin Ürün Yelpazesi: Narenciyeden Fidancılığa
Samandağ, mikro-klima özelliği sayesinde yılın her dönemi üretim yapılabilen nadir bölgelerden biri. İlçenin tarımsal portföyü şu ana başlıklarla öne çıkıyor:
Narenciye ve Zeytin: Özellikle Mağaracık ve Hıdırbey mahalleleri, mandalina ve zeytin üretiminin merkezi konumunda. Son dönemde pazar sorununa karşı belediyenin meyve suyu tesisleri gibi projeleriyle bu ürünlerin katma değerinin artırılması hedefleniyor.

Dünya Çapında Fidancılık: Fidanlı Mahallesi başta olmak üzere ilçe genelinde yılda yaklaşık 12 milyon fidan üretiliyor. Bu fidanlar sadece Türkiye'ye değil, Azerbaycan ve Makedonya gibi ülkelere de ihraç ediliyor.
Örtü Altı Yetiştiricilik (Seracılık): İlçede 30 yılı aşkın süredir devam eden seracılık faaliyetleri, bölgenin kışlık sebze ihtiyacını karşılıyor.

Çiftçilerin Sesi: "Toprak Bizim Her Şeyimiz"
Sahada yaptığımız incelemeler ve üreticilerle gerçekleştirdiğimiz görüşmeler, Samandağ tarımının önündeki üç büyük engeli ortaya koyuyor:
1. Kamulaştırma ve Betonlaşma Tehdidi
Samandağlı üreticiler, afet konutu projeleri kapsamında yürütülen "acele kamulaştırma" kararlarına karşı ayakta. Kurtderesi ve Mağaracık mahallelerinde tapulu zeytinlik ve narenciye bahçelerine iş makinelerinin girmesi, halkın sert tepkisine neden oldu. Üreticiler, konut projeleri için tarım dışı arazilerin seçilmesi gerektiğini vurguluyor.

2. Sanayileşmenin Çevresel Etkileri
Tarım arazilerinin ve su kaynaklarının yakınına kurulan beton santralleri, çiftçinin en büyük kabusu haline geldi. Havaya yayılan çimento tozlarının seraların üzerine yapışarak fotosentezi engellediği ve verimi %50'ye varan oranlarda düşürdüğü belirtiliyor.

3. Girdi Maliyetleri ve Ekonomik Çıkmaz
2026 yılı itibarıyla mazot ve gübre fiyatlarındaki artış, Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı birçok üreticinin önünü görememesine neden oldu.
Bu tablo karşısında Samandağ Ziraat Odası, desteklemelerin yetersiz kaldığını ve çiftçinin borç sarmalına girdiğini ifade ediyor.

Sonuç: Tarımsal Planlama Şart

Samandağ'ın verimli toprakları, sadece bölge için değil Türkiye'nin gıda güvenliği için de kritik öneme sahip. Çiftçiler, tarım arazilerinin konut ve sanayi baskısından kurtarılmasını ve maliyetlerin düşürülmesi için acil destek paketi bekliyor. Aksi takdirde, dünyanın dört bir yanına fidan gönderen bu kadim topraklar, yerini beton bloklara bırakma riskiyle karşı karşıya.














































































