Bağımsızlık, günümüz dünyasında zayıflar için sürekli tehdit altında olan, güçlüler içinse yalnızca başkalarına karşı hatırlanan bir kavrama dönüşmüştür. Haritalar hala sınırlarla çizilidir, ancak iradeler, ekonomiler ve kaderler çoktan bu sınırların dışına taşmıştır. Venezuela'nın son yirmi beş yıllık serüveni, bağımsızlığın nasıl içeriden aşındırıldığını ve emperyalizmin bu aşınmayı nasıl sistematik biçimde kullandığını gösteren ibretlik bir örnektir.
Hugo Chavez, yoksullukla boğuşan, kötü yönetimden yorulmuş bir halkın umudu olarak iktidara geldi.
Antiemperyalist söylemi ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri karşıtlığı, Latin Amerika'nın tarihsel hafızasında güçlü bir karşılık buldu. Ancak tarih, yalnızca yüksek sesle söylenen sözlerle değil, kurulan yapılarla yazılır.
Kurumları güçlendirmeyen, hukuku bağımsızlaştıramayan ve ekonomiyi üretime dayandıramayan her iktidar, en sert anti emperyalist söylemleri dahi zamanla boşa düşürür.
Chavez döneminde devlet yapısı giderek liyakatten uzaklaşan, sadakate dayalı bir karakter kazandı.
Ordu, yargı ve bürokrasi siyasallaştı, ekonomi neredeyse tamamen petrole bağımlı hale geldi.
Yüksek petrol fiyatları geçici bir refah sağladı, ancak bu refah derin yapısal sorunların üzerini örten kısa ömürlü bir örtüydü.
Küresel krizle birlikte bu örtü kalktı ve geriye zayıflamış kurumlar ile kırılgan bir devlet kaldı.
2013'te Chavez'in ölümünün ardından iktidara gelen Nicolas Maduro döneminde bu çürüme daha da hızlandı.
Meşruiyetini halktan alamayan yönetim, baskıyı artırarak ayakta kalmaya çalıştı.
Açlık, şiddet ve yoksulluk sıradanlaştı, milyonlarca Venezuelalı ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
Bir ülke, halkını kaybettiğinde yalnızca nüfus değil, egemenlik de kaybeder.
Tam bu noktada emperyalizm devreye girer. Çünkü emperyalizm krizle beslenir.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Venezuela'ya yönelik tutumu hiçbir zaman demokrasi ya da insan haklarıyla açıklanamaz.
Bu kavramlar çoğu zaman yalnızca birer kılıftır.
Asıl mesele, Venezuela'nın sahip olduğu devasa petrol rezervleri ve bu rezervlerin küresel güç dengelerindeki yeridir. Emperyalist sistemde kalıcı dostluklar yoktur, yalnızca kalıcı çıkarlar vardır.
Hugo Chavez, bu gerçeği en açık biçimde dile getiren liderlerden biri olmuştur.
2009 yılında verdiği bir röportajda, bugün yaşananları adeta önceden görmüşçesine şunu söylemiştir.
Amerika'nın meselesi demokrasi değildir, onların gözü Venezuela'nın zengin petrol kaynaklarındadır. Kendi rezervleri tükenmektedir ve bu nedenle Venezuela'ya saldıracaklardır.
Chavez bu tespitini daha da ileri taşıyarak, son altmış yılda Güney Amerika'da devlet başkanlarına ve ordu yöneticilerine yönelik darbelerin, saldırıların ve suikastların tesadüf olmadığını vurgulamıştır.
Ona göre bu müdahalelerin ortak noktası, hedef alınan ülkelerin madenlerine, enerji kaynaklarına ve petrolüne sahip olma arzusudur.
Ancak Chavez bu sözleri dile getirdiğinde, Amerika Birleşik Devletleri ve onunla uyumlu medya dili bambaşka bir yol izledi.
Bu uyarılar tartışılmadı, itibarsızlaştırıldı.
Chavez "paranoyak, komplo teorisyeni ve akıl dışı bir lider" olarak etiketlendi. Dönemin birçok gazetecisi, ABD'nin Latin Amerika'daki tarihsel sicilini görmezden gelerek bu açıklamaları abartılı korkular olarak sundu.
Emperyalist düzen için bu tanıdık bir yöntemdir. Önce uyaranı küçült, sonra gerçeği yönet.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, Chavez'in sözlerinin bir söylem değil, gecikmiş bir teşhis olduğu açıkça görülmektedir. Emperyalizm niyetini gizlemez, yalnızca acele etmez. Uygun zamanı bekler.
O zaman da genellikle bir ülkenin içeriden zayıflatıldığı, kurumlarının çöktüğü ve halkının umutsuzluğa sürüklendiği andır.
Bu tabloyu tamamlayan en çarpıcı sahnelerden biri, bir ülkenin devlet başkanının saniyelerle ölçülen bir operasyonla alınıp kaçırılması ve bunun tüm dünyaya canlı canlı izletilmesidir.
Bu olay, basit bir güvenlik operasyonu değildir. Bu, küresel bir güç gösterisidir. Verilen mesaj nettir. Biz istersek, istediğimiz ülkeye girer, istediğimizi alırız demektir.
Uluslararası hukuk askıya alınmış, egemenlik kavramı fiilen yok sayılmıştır.
Bu görüntünün yeni bir yılın hemen başında servis edilmesi ise bilinçli bir tercihtir.
İnsanlar yeni umutlarla bir yıla girerken, önlerine kasıtlı olarak bu sahne konulmuştur.
Bu mesaj yalnızca Venezuela'ya değil, bütün dünyaya yöneliktir. Dokunulmazlık, yalnızca güçlüler için geçerlidir.
Bu nedenle bu yaşananlardan çok önemli dersler çıkarmak zorundayız. Emperyalizm kapıyı zorla kırmaz, kapı içeriden çürüdüğünde içeri girer. Halkıyla bağını koparan, adaleti yok eden, devleti kişisel iktidar alanına dönüştüren yönetimler, farkında olmadan emperyalizmin en büyük müttefiki haline gelir.
Venezuela bugün emperyalizm pençesi altındaysa, bunun nedeni yalnızca Amerika'nın saldırganlığı değildir.
Aynı zamanda gerçek bağımsızlığın içeride inşa edilememiş olmasıdır. Bağımsızlık, sloganlarla değil, adaletle, üretimle, güçlü kurumlarla ve halkın devlete güveniyle yaşar.
Venezuela'nın hikayesi bir istisna değil, bir uyarıdır. Emperyalizm kan emicidir. Ama onu besleyen damar, içerideki çürümedir.
O damar kesilmedikçe takvimler değişir, yıllar geçer, fakat kader değişmez.
Not: Danimarka Grönland mı? Yoksa İran mı sıradaki hedef?Yoksa...? Yorum sizin.
Burhan Boran / diğer yazıları
- Sosyal medyanın çocuklar üzerindeki kötü etkileri / 23.01.2026
- Türkiye'de üniversite diploması ve işsizlik / 22.01.2026
- Yurt dışına giden konut yatırımı 100 milyar Türk Lirası / 21.01.2026
- Susuzluk kader mi, yoksa tercih mi? / 20.01.2026
- Eshab-ı Kehf / 19.01.2026
- Miraç Kandili ve Miraçlama / 18.01.2026
- Metrobüsten tramvaya dönüş / 17.01.2026
- Yüzde 10 / 16.01.2026
- Gebze’de Geleceği Savunmak / 15.01.2026
- Yenilenebilir enerji / 13.01.2026
- Türkiye'de üniversite diploması ve işsizlik / 22.01.2026
- Yurt dışına giden konut yatırımı 100 milyar Türk Lirası / 21.01.2026
- Susuzluk kader mi, yoksa tercih mi? / 20.01.2026
- Eshab-ı Kehf / 19.01.2026
- Miraç Kandili ve Miraçlama / 18.01.2026
- Metrobüsten tramvaya dönüş / 17.01.2026
- Yüzde 10 / 16.01.2026
- Gebze’de Geleceği Savunmak / 15.01.2026
- Yenilenebilir enerji / 13.01.2026


























































