logo
28 EYLÜL 2026

Erdoğan Hamas'ın kararından memnun

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Azerbaycan'daki temaslarının ardından yurda dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, "Hamas verdiği cevapla barışa ve müzakerelere hazır olduğunu bize ifade etti. Bu bana göre çok çok değerli bir adımdır" dedi

 

08.10.2025 11:56:00 / Güncelleme: 08.10.2025 13:26:18
Anadolu Ajansı
 
Erdoğan Hamas'ın kararından memnun
Erdoğan Hamas'ın kararından memnun

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Azerbaycan'daki temaslarının ardından yurda dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türk Devletleri İşbirliği Günü'nü 3 Ekim'de kutladıklarını anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Böylece Teşkilatımızın temellerinin atıldığı Nahçıvan Antlaşması'nın 16. yılını geride bırakmış olduk. Kısa sayılabilecek bir zaman diliminde aile meclisimiz olarak gördüğümüz bu müstesna kuruluş, mühim mesafe kat etti. Kurumsal yapısını tahkim ederken, Türk dünyasının müşterek vizyonunu da küresel çapta daha görünür hale getirdi. Bugünkü zirvemizde de dış politika dahil sektörel, beşeri ve kültürel işbirliğimizi kapsayan içerikli bir gündemi değerlendirdik. Türk dünyasının kurumsal bütünleşme sürecinin yanı sıra diğer ülke ve uluslararası teşkilatlarla ibirliğini geliştirmeye matuf adımları ele aldık. Teşkilatımızın uluslararası aktör olma konumunu pekiştirerek bu gayeyle 'Türk Devletleri Teşkilatı Plus' ismini verdiğimiz yeni bir format ihdas edilmesini kararlaştırdık. Savunma sanayisi, enerji ve bağlantısallık konularının yanı sıra kritik mineraller alanında işbirliği başlatma kararını Gebele Bildirisi'nde kayda geçirdik. Zirvenin teması olan bölgesel barış ve güvenlik özelinde bildiriyi şekillendirdik. Gazze, Suriye, Güney Kafkasya'daki istikrar süreci gibi öncelikli dış politika konularına dair ortak yaklaşımlarımızı bildiriye yansıttık. Dışişleri Bakanlarımızın bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında daha sık aralıklarla bir araya gelmeleri için gerekli talimatı da verdik."

"KKTC'nin teşkilat üyesi ülkelerle temaslarının arttığına şahit oluyoruz"

Zirvede Türkmenistan ve Azerbaycan ortaklığında Fuzuli'de yapılacak caminin temel atma törenine canlı bağlantıyla katıldıklarını belirten Erdoğan, Türkmenistan'ın zirvede Türk Akademisi ile Türk Kültürü ve Mirası Vakfına gözlemci üye olarak kabulünün aile fotoğrafının tamamlanmasında yeni bir merhale teşkil ettiğini söyledi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) teşkilatta layık olduğu en üst seviyede temsiline büyük önem atfettiklerini vurgulayan Erdoğan, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 2022'den itibaren gözlemci ülke sıfatıyla teşkilat üyesi ülkelerle doğrudan temaslarının arttığına şahit oluyoruz. Mayıs ayında Budapeşte zirvemizde olduğu üzere Gebele Zirvesi'nde de Türk dünyasının, Kıbrıs Türklerinin özden gelen haklarının güvence altına alınması konusunda dayanışma ifadelerini bildiride vurguladık. Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Türk Akademisi'ne gözlemci üyeliğine ilişkin kararı yürürlüğe koyan gerekli düzenlemeyi de hayata geçirdik." dedi.

"Önümüzdeki yıl biz dönem başkanı olacağız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve marjında gerçekleştirdiği görüşmelerde muhatapları ile küresel ve bölgesel gündemdeki meseleleri ele alma imkanı bulduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

"Teşkilatımız artan uluslararası görünürlüğü, genişleyen etki alanı ve derinleşen işbirliği zeminleriyle küresel bir aktör de olma yolunda ilerliyor. Bu yolda kurumsallaşmamızı derinleştirecek işbirliğimizi çeşitlendirecek ve teşkilatımızı küresel ölçekte daha da müessir kılacağız. Bu vesileyle Türk Devletleri Teşkilatı dönem başkanlığını layıkıyla tamamlayan Kırgızistan'ı ve başarılı bir zirve düzenleyen Azerbaycan'ı tebrik ediyorum. Önümüzdeki yıl biz dönem başkanı olacağız ve zirveyi inşallah Türkiye'de tertipleyeceğiz. Bu düşüncelerle Aile Meclisimizin 12. Zirvesi'nin Türk dünyası ile tüm dost ve kardeş ülkelerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum."

"Riskin olduğu yerde tedbir de muhakkak beraberinde gelecektir"

Bir basın mensubunun, "Dünyada büyük gerilimler yaşanıyor. Bu gerilimlerin bir küresel çatışmaya dönüşme riski var. Bu kapsamda bazı ülkeler arasında savunma anlaşmaları yapılıyor. Türk Devletleri Teşkilatı'nda savunma ve güvenlik konusunda daha ileri adımlar mümkün mü'" sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Öncelikle Türk Devletleri Teşkilatı artık sadece kültürel bir birliktelik değil. Stratejik bir dayanışma platformudur. Dünyadaki gerilimler herkesi etkilediği gibi, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Çatışma bölgelerine yakınlıkları da hesaba katılırsa aile meclisimizin bu gerilimlerden dünyanın diğer ülkelerine nazaran daha fazla etkilendiğini söylemek mümkündür. Dolayısıyla riskin olduğu yerde tedbir de muhakkak beraberinde gelecektir. Ancak her türlü duruma karşı da hazırlıklıyız. İstihbarattan, sınır güvenliğinden siber alana kadar çok boyutlu işbirliğini konuşuyoruz. Dünyada savunma harcamalarını artırma ve güvenlik konusunda ileri adımlar atma hususunda bir eğilim söz konusu. Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri olarak bizler de bu yönde adımlar atıyoruz. İleri adımlar da her açıdan değerlendirilir ve gerektiğinde atılır."

"Arkadaşlarımız Şarm El-Şeyh'teler"

Erdoğan, "BM ziyareti dönüşünüzde ABD Başkanı Sayın Donald Trump'la görüşmenize ilişkin 'Hem Gazze ile hem de Filistin ile ilgili önce ateşkes, sonra kalıcı barışa ilişkin atılacak adımların yollarını anlattık' dediniz. Sonrasında arka arkaya adımlar geldi. Donald Trump Hamas'a geçtiğimiz cuma günü bir süre vermişti. Sonra sizinle telefon görüşmesi yaptılar. Bu süreçte Türkiye'nin hem ABD hem de Hamas'ı ikna yolları ne oldu'" şeklindeki bir soruya, şu yanıtı verdi:

"Filistinlilerin tamamı bilir ki Türkiye, Filistin'in menfaatini korur ve gözetir. Gazzeli mazlumların hakkını da Filistin'in diğer bölgelerindeki kardeşlerimizin hukukunu da kendimizi savunur gibi müdafaa ederiz. Gazze'de akan kanın durması, mazlumların güvenliğinin sağlanması için yıllardır çaba sarf ediyoruz."

"Hamas ile bu süreçte de hep temas halinde olduk. Şu anda yine temas halindeyiz. En makul yolun ne olduğunu, Filistin'in geleceğe emin adımlarla yürüyebilmesi için ne yapılması gerektiğini anlatıyoruz." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"İşte şu anda arkadaşlarımız Şarm El-Şeyh'teler. Tüm gün oradaydılar. Yarın sabahtan itibaren de görüşmelere başlayacaklar. Hem Amerika ziyaretimizde hem de en son telefon görüşmemizde Filistin'de çözümün nasıl gerçekleşebileceğini Sayın Trump'a izah ettik. Onun da bizden özellikle Hamas'la görüşme, Hamas'ın ikna edilmesi ricası oldu. Bu konuda muhataplarımızla süratle irtibata geçtik. Sayın Trump'ın barış çabalarını desteklediğimizi ben kendisine söyledim. Bunu ayrıca kamuoyuna da ilan ettik. Hamas verdiği cevapla barışa ve müzakerelere hazır olduğunu bize ifade etti. Yani ters bir söylem içerisine girmedi. Bu bana göre çok çok değerli bir adımdır. Hamas, İsrail'den önde gidiyor. Niye bunu söylüyorum' Çünkü bu kadar kayıp verdi. 100 binin üzerinde yaralısı var. Bütün kaldıkları yerler yer ile yeksan oldu. Artık başlarını sokacakları herhangi bir yerleri dahi yok. İsrail'in benzer ve yapıcı tavırlar sergilediğini biz şu ana kadar görmedik, görmüyoruz. Zaten onlardan böyle bir tutum da beklemiyoruz. İki devletli çözüm temelinde İsrail-Filistin sorununu ortadan kaldırmaya çalışacağız, gayret edeceğiz. Temennimiz odur ki, inşallah bunu sizlerin de verdiğiniz desteklerle başarırız."

"Önceliğimiz acil ve kapsamlı ateşkesin bir an önce sağlanması"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'de önceliğin acil ve kapsamlı ateşkesin bir an önce sağlanması olduğunu belirterek, "Önce bunu başarmamız lazım. İnsani yardımların Gazze'ye bir an evvel kesintisiz biçimde ulaştırılması şart." dedi.
 
"Gazze için bir barış umudu doğdu. ABD Başkanı Trump'ın barış planını kabul ettiler. Şimdi o barış planına baktığımızda dikkati çeken iki uluslararası oluşum var. Biri Filistin'deki geçici yönetiminin üzerine konumlanan bir Barış Konseyi, diğeri de güvenlik için bir Uluslararası İstikrar Gücü. Siz her konuşmanızda 'Gazze için, her türlü çaba için biz varız' diyorsunuz. Bu iki uluslararası oluşumda, Barış Konseyi ve Uluslararası İstikrar Gücü'nde Türkiye yer alabilecek mi? Türk askeri Gazze'de olacak mı?" sorusuna Erdoğan, "Önceliğimiz acil ve kapsamlı ateşkesin bir an önce sağlanması. Önce bunu başarmamız lazım. İnsani yardımların Gazze'ye bir an evvel kesintisiz biçimde ulaştırılması şart." yanıtını verdi.
 
Gazze'nin İsrail saldırıları neticesinde yok edilen altyapısının bir an önce ayağa kaldırılmasının öncelikleri arasında bulunduğu dile getiren Erdoğan, "Bunun için yoğun bir diplomasi trafiği sürdürüyoruz. Gazze'nin Filistin halkının toprağı olarak kalması ise çok çok önemli. Gazze'yi nihayetinde Filistinlilerin yönetmesi de çok mühim." ifadelerini kullandı.
 
Güvenliğin hangi yolla sağlanacağı ve istikrar gücünün nasıl kurulup işletileceği konusunun ayrıntılı olarak değerlendirilebileceğine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Bunun için ben doğrusu Şarm El-Şeyh'teki müzakereleri çok çok önemsiyorum. Bugün de görüşmeler başladı ama yarınki görüşmeler mühim. Bizim Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız da orada olacak. Oradan çıkacak netice büyük önem arz ediyor. 'Her türlü çabaya destek veririz' derken tüm ihtimalleri göz önünde bulundurarak, bu açıklamayı yaptım. Umarız İsrail verdiği sözleri tutar ve bu barışı sabote edecek adımlar atmaz. Biz, kalıcı ateşkes ve barış için umutlu olduğumuz kadar, aynı zamanda da ihtiyatlıyız."
 
"Filo, hukuksuz ablukanın görünür olmasını sağlamıştır"
 
"Sumud Filosu'ndan 36'sı Türk, 137 aktivisti ülkemize getirdiniz. Yabancı aktivistler uçaktan Türkiye'ye teşekkür ederek indiler. Burada Türkiye'nin küresel gücü daha da belirginleşti. Ülkemizin bölgemizdeki tüm konularda etkin ve yetkin olduğu, ikili pozisyonda olduğunu görüyoruz. Bundan sonraki süreci nasıl okumalıyız?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları ifade etti:
 
"Söylediğiniz ilk etaptı. İkinci etapta 14'ü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı toplam 16 kişi İsrail'den alındı. Ürdün'e geçtiler, oradan da İstanbul'a geldiler. Yani iki ayrı parti halinde İsrail'deki Sumud gruplarını almış olduk. Bu filo İsrail'in Gazze'ye uyguladığı hukuksuz ablukanın görünür olmasını sağlamıştır. Bu bakımdan önem arz ediyor. Sadece insani yardım taşıyan gemilerini, Gazze kara sularına kadar ulaştırmış ve ablukayı kırmışlardır. Başarının bana göre en önemli yanı bu. Türkiye olarak Sumud Filosu harekete geçtiği ilk andan itibaren insansız hava araçlarımız ve gemilerimizle süreci yakından takip ettik. Örneğin pazar günü Akıncılarımızın elde ettiği görüntülerden, ben de neredeyse sabahtan akşama kadar Sumud Filosu'nun nerede ne yaptığını, ne durumda olduğunu izledim."
Erdoğan, ekiplerin sürekli izlediğini, Dışişleri Bakanlığı ve istihbaratın bu süreçte gerçekten çok çalıştığını vurguladı.
 
"Hem diplomasi hem hukuk cephesinde mücadele"
 
İsrail'in, uluslararası hukuku çiğneyerek uluslararası sularda filoya müdahale ettiğini anımsatan Erdoğan, "Hem kendi vatandaşlarımızı hem de filodaki diğer ülke vatandaşlarını İsrail'in elinden almak için yoğun çalıştık. Kısa sürede de vatandaşlarımızın tahliyesine başladık. Zaten ilk heyet geldiğinde arkadaşlarımız, kendi kızım da dahil olmak üzere, vatandaşlarımız ve diğer ülkelerden gelenler onları karşıladı." diye konuştu.
 
Erdoğan, Türk Hava Yollarının gayet güzel bir şekilde hazırlıklarını yaptığını, giysiler hazırladığını, vejetaryen menüye varıncaya kadar yemekler sunduğunu belirterek, "'Hiçbir yerde görmediğimiz ilgi ve alakayı Türk Hava Yollarından gördük' dediler. Orada uluslararası diplomasinin ötesinde farklı bir güzellik ortaya çıktı. Bütün arkadaşlardan Allah razı olsun. Türk Hava Yolları yöneticilerinden Allah razı olsun. İkinci etaptakiler de Ürdün üzerinden geldiler. Onlar da yine sahil-i selamete en güzel şekilde çıktılar." dedi.
 
Türkiye'ye ulaşan aktivistlerin yaşadıklarını hem doktor raporları hem de hukuki metinlerle kayıt altına aldıklarını dile getiren Erdoğan, hem diplomasi hem hukuk cephesinde mücadeleyi sürdürdüklerinin, bundan bir milim geri adım atmayacaklarının altını çizdi.
 
"Tarihin doğru tarafında durmanın övüncünü yaşıyoruz"
 
"2023 7 Ekim'inden bu yana Gazze'de olanlar nedeniyle hem uluslararası sistem hem insanlık ailesi hem de tek tek her birimiz çok sarsıcı ve yaralayıcı bir iki yıl geçirdik. Lakin kuşkusuz siz konumunuz, Filistin davasına sadakatiniz ve tecrübeniz gereği olup bitenleri farklı bir yüzünü, perdesiz bir şekilde gördünüz. Bizim gördüğümüzden farklı bir boyutunu, arka bahçeyi de gördünüz. Gazze özelinde siz ne gördünüz? Değerlendirmeniz ne olur?" sorusuna Erdoğan, "Gazze diyebilirim ki adeta kıyametin dünyada görünen bir ön yüzü oldu. 
 
Düşünün, 67 bin Gazzeli şehit. Öbür tarafta 169 binden fazla yaralı. Fakat çok daha enteresanı var. Bugün yanımdaki arkadaşlardan bir tanesi 'Bu rakamlar yanlış' dedi. 'Neden?' dedim. 'Rakamlar böyle değil. Enkaz altında kalanları da masaya yatırdığımız zaman rakamların 600 bin civarında olduğu söyleniyor' dedi. Hadi biz şu anda sadece 169 bin yaralıyı konuşuyoruz. Şehitlerimizi konuşuyoruz. Ama insanlık bütün bu olanlar karşısında sessiz. Yapılan herhangi bir şey ne yazık ki yok." cevabını verdi.
 
Acı, kan ve gözyaşı dolu iki yılın artık geride bırakıldığını, Gazze'de büyük bir drama, soykırıma şahit olunduğunu belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"İsrail'in uluslararası hukuku ayaklar altına alan saldırıları tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. İsrail'in yaptıkları meşru müdafaa değil, planlı bir soykırımdır ve terördür. İsrail'in gözler önünde pervasızca gerçekleştirdiği katliamları ve onları görmezden gelenler, insanlık tarihinin utanç kayıtlarına geçmiştir. Bunların affedilir yanı yok. İsrail bebekleri öldürürken, hastaneleri, ambulansları, pazar yerlerini, mülteci çadırlarını, Birleşmiş Milletler misyonlarını, okulları, ibadethaneleri hedef alırken, 'ama'lı 'fakat'lı cümleler kuranlar, gelecek nesillere bu tutumlarını izah edemeyeceklerdir. Tarih doğru tarafta duranları da yanlışta ısrar edenleri de kayda alıyor. Nazilerin soykırımında kimin nerede durduğu ortadadır. Bosna'da ve diğer coğrafyalarda soykırımlar yaşanırken görmezden gelenler de ortadadır. Onları bizim jenerasyon gayet iyi biliyor. Bugün onlar nasıl bir utanç yaşıyor ise Gazze soykırımına sessiz kalanları da yarın benzer bir akıbet beklemektedir. Biz dün de bugün de tarihin doğru tarafında durmanın övüncünü yaşıyoruz. Bundan dolayı huzurluyuz."

"Yönünü Ankara'ya ve Şam'a dönenler kazanacaktır" 
 
Bir gazetecinin, Suriye'de SDG'nin 10 Mart mutabakatına ısrarla uymadığını belirterek, "Siz defalarca uyarılarınızı yaptınız. Farklı gruplarla birlikte SDG'yi de İsrail'in kışkırttığı ortada. Bugün bazı görüşmeler de var. Onun ötesinde de Suriye ile İsrail arasında güvenlik görüşmelerinden, anlaşmalarından da bahsediliyor. Bizim sonraki süreçte hareket planınız ne olacak?" sorusu üzerine Erdoğan, bu konuda net bir duruş sergilediklerini söyledi.

Suriye'nin yeniden istikrarsızlığa sürüklenmesine asla müsaade etmeyeceklerine dikkati çeken Erdoğan, Türkiye'nin, sahadaki tüm gelişmeleri yakından izlediğini, sabırlı, sağduyulu, vakur tavrının bir acziyet olarak asla algılanmaması gerektiğini vurguladı.

Erdoğan, "Suriye Demokratik Güçleri verdiği sözü tutmalı. Suriye ile bütünleşmeyi tamamlamalıdır. Ortak tarih, ortak gelecek ruhuyla hareket edilirse inanıyorum ki birçok sorun çözülür. Daha önce söyledim. Yönünü Ankara'ya ve Şam'a dönenler kazanacaktır. Türk, Kürt ve Arap ittifakı bölgede ebedi barışın ve huzurun anahtarıdır. Kimse provokasyonlara gelmemeli, yanlış heveslere kapılmamalı." ifadesini kullandı.

Halep'teki gerginlikte Suriye yönetiminin hassasiyetini koruduğunu ve Suriye Demokratik Güçlerinden 10 Mart mutabakatına uygun davranmasının beklendiğini de ilan ettiğini hatırlatan Erdoğan, "Suriye'nin toprak bütünlüğü bizim için olmazsa olmazdır. Bunun aleyhine tutumları kabul etmemiz mümkün değildir. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve yönetimi de bizimle aynı görüşte. Türkiye olarak Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
 
"Umarız hem F-35 konusu çözülür, hem de CAATSA yaptırımlarının kaldırılması sağlanır"
 
"Amerika'dan döndükten sonra Trump'la bir görüşme daha gerçekleştirdiniz. Bu görüşmede hangi konuları ele aldınız? F-35 konusu gündeme geldi mi? CAATSA yaptırımları kalkacak mı?" sorusu üzerine Erdoğan, Türkiye ile Amerika arasında her alanda olduğu gibi savunma sanayisi alanında da bir işbirliğinin mevcut olduğunu belirtti.

Bu ilişkileri geliştirmek amacıyla her iki konuyu da Amerika ile müzakere ettiklerini ve olumlu sonuçlar beklediklerini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sayın Trump'la yaptığımız görüşmede bu yönde müspet mesajlar aldık. F-35 konusunu açık ve net bir şekilde gündeme getirdik. Bunun yanında Türkiye bu projede ortak, parasını ödemiş, yükümlülüklerini yerine getirmiş bir ülke. Bizi bu programdan çıkaran gerekçelerin hiçbir meşruiyeti yok. Bunu Sayın Trump da daha önce dolaylı olarak dile getirmişti. Somut adımların atılması için gerekli teknik görüşmeler de her düzeyde yapılıyor. Umarız neticede hem F-35 konusu çözülür, hem de CAATSA yaptırımlarının kaldırılması sağlanır. Bunu da başarmamız gerekiyor. Ziyaretimiz, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatmış, aramızdaki diyalog ve dostluğu daha da güçlendirmiştir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Amerika Birleşik Devletleri'nde yaptığınız görüşmelerde gündeme gelen önemli konulardan biri de Halk Bankası'nın durumuydu. Bu görüşmeden acaba nasıl bir sonuç elde edildi?" sorusuna ise "Sayın Trump gerek Amerika'daki temaslarımızda gerek son telefon görüşmemizde 'Halk Bankası'nın problemi bizim için bitmiştir' dedi. Tabii bu önemli bir siyasi irade beyanıdır, bizim için de kıymetlidir. Diğer yandan, tamamlanması gereken bazı süreçlerin olduğunu da biliyoruz. Temennimiz, bu süreçlerin bir an önce olumlu şekilde neticelenmesidir." yanıtını verdi.
 
"O kare, gerçek Türkiye fotoğrafıdır"
 
Erdoğan, "Meclis'in açıldığı 1 Ekim resepsiyonunda bir fotoğraf verildi. Bu fotoğrafın kamuoyunda çok tartışıldığını gördük. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine şu görüşleri paylaştı:
"Meclis açılış resepsiyonu davetine katılanların oradaki yer alışı bizim için çok çok önemliydi. DEM Grubuyla da orada bir araya geldik, sohbetlerimiz oldu. Bu sohbetlerin dışında da geleceğe yönelik neler yapılabilir? Bunları konuşma, görüşme fırsatımız oldu. Bundan sonrası da inşallah hayır olur diye düşünüyorum. Resepsiyonda çekilen fotoğraf karesine gelirsek. O kare, gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Birileri Türkiye'yi kamplara bölünmüş, paramparça gibi göstermeye çalışıyor, ancak hakikat oradaki birlik ve beraberlik tablosudur. O tablonun parçası olamayanlar, oturup kendilerini hesaba çekmelidir."
"Son dönemde terör örgütlerinin ve çetelerin, çocukları ve genellikle 18 yaşın altındaki çocukları kullanmaları, ailelerimizde hassasiyetle karşılanıyor. Bu konuyla ilgili 11. Yargı Paketi'nde cezalandırmalarda artış sağlanacak. Bunların yanı sıra başka yaptırımlar da olacak mı?" sorusunu yanıtlayan Erdoğan, şunları kaydetti:
"18 yaş altı kişilerin işlediği cinayetler yüreğimizi yaktı, yakıyor. Çocuklarımızı terör örgütlerinin, suç çetelerinin elinden kurtarmakta kararlıyız. Devlet olarak bu konuda topyekun bir mücadele içindeyiz. 11. Yargı Paketiyle cezalarda caydırıcılığı arttırıyoruz. Ama sadece ceza yetmez. Aileyi güçlendirmeden, eğitimi desteklemeden, sosyal dayanışmayı büyütmeden kalıcı çözüm olmaz. Yalnızca ceza ile, yalnızca eğitim sisteminde yapılacak düzenlemelerle çözülemeyecek kadar komplike bir sorunla maalesef karşı karşıyayız. Ceza düzenlemelerinin yanı sıra yalnızlaşan, şiddete maruz kalan ya da tanık olan çocukların suça bulaşmadan korunmasını önceleyen tedbirler üzerinde çalışıyoruz. Yani suça bulaşan çocukların yanı sıra suça sürükleyen etkenlere de yoğunlaşmış durumdayız."

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak

27.09.2026 19:57:00
Haber Merkezi
 
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
  Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak
Kabine yarın Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak. Toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık edeceği toplantıda öncelikli gündem başlığı fon soruşturmaları olacak. Konunun mali ve adli boyutlarına ilişkin son durum hakkında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurul üyelerine bilgi vermesi bekleniyor.

Toplantıda fon krizi nedeniyle mağdur olanlar için atılacak adımlarla, benzer sorunların yaşanmaması için alınacak idari ve finansal tedbirler değerlendirilecek.

Toplantıda terörsüz Türkiye sürecinde terör örgütünün silah bırakma süreci de değerlendirilecek. Sincar dahil Irak'ın kuzeyindeki PKK unsurlarının silah bırakma süreci ile Suriye'de YPG'nin entegrasyonuna ilişkin süreçteki son durum istihbarat raporları eşliğinde masada olacak.

Kabine toplantısında dış politika başlıkları da konuşulacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Zirvesi'nde gerçekleştirdiği görüşmeler konusunda kurul üyelerini bilgilendirmesi bekleniyor.

Ukrayna-Rusya savaşı ve Karadeniz'deki seyir güvenliği, ABD-İran gerilimi ve ateşkes çabaları, Husilerin Suudi Arabistan'a dönük saldırıları, ve Gazze gibi başlıkların da kabinede değerlendirileceği belirtiliyor.

Toplantıda 1 Ekim'de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde meclis gündemine getirilecek öncelikli yasa teklifleri de masada olacak.

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu

27.09.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
 Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, ev hapsi süreci ve parti içi baskıları gerekçe göstererek CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, belediye meclisinde belediye başkanı Sinem Dedetaş'ın tutuklanması sonrası yapılacak başkanvekilliği seçimi öncesinde gözaltına alınarak 5 Eylül'de tutuklanmış, daha sonra ev hapsi şartıyla tahliye edilmişti.

Çelik, yaşadığı sürecin ardından CHP üyeliğinden istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyurdu.

"BEKLENTİMİN KARŞILANMADIĞINI GÖSTERDİ"
Amine Cansu Çelik'in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeler yer aldı:

"2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nden gelen teklifi, siyasi aidiyet tartışmalarının ötesinde, Üsküdar'a ve Üsküdarlılara hizmet etme imkânı bulabileceğim düşüncesiyle kabul ettim. Benim için temel ölçü, hangi makamda bulunduğumdan ziyade Üsküdarlılara ne ölçüde hizmet edebildiğimdi. Ancak zaman içerisinde karşılaştığım yönetim anlayışı, bu beklentimin karşılığını bulmadığını açık biçimde gösterdi.

"MARUZ KALDIĞIM SİSTEMATİK DIŞLANMA"
Görev sürem boyunca liyakat konusunda ciddi tereddütler yaşamama neden olan görevlendirmelere ve kurumsal yetki ve sorumlulukların dışında şekillendiğini düşündüğüm yönetim süreçlerine şahit oldum. Belediye Başkan Yardımcısı olarak yetki ve çalışma alanımın dönem dönem sınırlandırılması, görevimi sağlıklı biçimde yerine getirmemi güçleştiren uygulamalar ve maruz kaldığımı düşündüğüm sistematik dışlanma, zaman içerisinde benim açımdan kabul edilemez bir duruma ulaştı.

Bunun yanında; siyasi geçmişimin, duruşumun ve toplumdaki karşılığımın, şahsıma gerçek bir yönetim alanı açılmaksızın kamuoyuna yönelik bir görüntünün parçası hâline getirildiğini ve zaman zaman suistimal edildiğini gördüm.

"İSTİFA BASKISIYLA KARŞI KARŞIYA BIRAKILDIM"
Bugün yürütülmekte olan hukuki süreç ise bütün bu yaşananları benim açımdan çok daha ağır bir boyuta taşımıştır. Gözaltında bulunduğum süre içerisinde, Belediye Başkan Vekilliği seçimi öncesinde, belediye meclis üyeliğinden istifa etmem yönünde CHP ve Yeni Parti ilçe ve il örgütünden hem şahsıma hem de eşime baskı yapıldığına üzülerek şahit oldum.

İçinde bulunduğum şartlara ve ailemin yaşadığı ağır sürece rağmen böyle bir talep ve baskıyla karşı karşıya bırakılmam yerine öncelikle siyasi öngörü ve süreç yönetiminin başarısızlıklarından sorumlu olan kişilerin göz ardı edilmesi yaşadığım hayal kırıklığını daha da derinleştirmiştir.

"ÜSKÜDAR DIŞINDAN GELEN KADROLAR..."
Üsküdar'a hizmet edebilmek düşüncesiyle içerisinde yer aldığım bu yönetim yapısında, zaman içerisinde Üsküdar dışından gelen kadrolar belediyenin kurumsal işleyişinde etkin hale gelmiştir. Dönem dönem uyarılarda bulunduğum ve itiraz ettiğim benim iradem ve sorumluluğum dışında gerçekleşen birtakım yönetim, iş ve ilişkilerin sonuçları şahsıma ve aileme kadar ulaştı. Bu süreçte özgürlüğümden mahrum kaldım ve her şeyden önemlisi, dört yaşındaki evladımdan ayrı düştüm.

Yaşadığım bu ağır süreç, uzun süredir taşıdığım tereddütleri benim açımdan artık geri dönülemez bir noktaya taşımıştır.

Siyaseti; kurumsal iradenin dışında, kişisel hesapların veya makam mücadelelerinin değil, millete hizmet etmenin vasıtası olarak gördüm. Bugün de aynı anlayışı muhafaza ediyorum.

"CHP ÜYELİĞİMDEN İSTİFA EDİYORUM"
Bu sebeplerle, siyasi ve vicdani sorumluluğumun gereği olarak Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine sunuyorum. Bundan sonraki süreçte de bugüne kadar olduğu gibi Üsküdar'ın, Üsküdarlının ve milletimizin menfaatini her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmaya devam edeceğim.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. Amine Cansu Çelik"

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu. Hatimoğulları, ekim ayının silahların sustuğu yeni bir dönemin başlangıcı olmasını istediklerini söyledi

27.09.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
 DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Erzurum İl Kongresi'nde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuştu
Erzurum'daki bir otelde düzenlenen DEM Parti 2. Olağan İl Kongresi'ne katılan Hatimoğulları, Türkiye'deki sürecin toplumun tüm kesimleri tarafından yakından takip edildiğini belirtti.

Süreç kapsamında bir çerçeve yasanın ortaya çıktığını ifade eden Hatimoğulları, yasanın ne zaman uygulanacağı ve sonuçlarının nasıl hayata geçirileceği konusunda toplumda beklenti bulunduğunu söyledi.

Hatimoğulları, yasanın Türkiye açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, demokratik, adil ve eşit bir yaşamın önünün açılabileceğini dile getirdi.

Sürecin başarıya ulaşması için somut adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, "Ekim ayı silahların sonsuza dek sustuğu, gençlerin çatışmalar yaşamadığı bir dönemin miladı olsun istiyoruz" dedi.

Sürecin yalnızca Türkiye açısından değil, bölge açısından da önemli olduğunu ifade eden Hatimoğulları, DEM Parti tabanının süreci izlemekle yetinmemesi gerektiğini söyledi.

Barış sürecinin kendiliğinden gerçekleşmeyeceğini belirten Hatimoğulları, geçmişte yürütülen mücadelelere ve ödenen bedellere dikkat çekerek daha güçlü bir örgütlenme ve çalışma yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

Vücudunuz kışa hazır mı?

Mevsim geçişlerinde ani sıcaklık dalgalanmaları bağışıklık sistemini zorluyor. Yapay takviyelere sarılmadan önce, bilimin ışığında vücudunuzu bir kalkana dönüştürecek en etkili doğal yöntemleri ve uzman tavsiyelerini bir araya getirdik

27.09.2026 11:40:00
Eyüp Kabil
 
Vücudunuz kışa hazır mı?
Vücudunuz kışa hazır mı?
Mevsim geçişleri, hava sıcaklıklarındaki dalgalanmalar ve azalan güneş ışığı nedeniyle bağışıklık sistemimizin en çok zorlandığı dönemlerin başında geliyor.

Uzmanlar, enfeksiyon riskine karşı hazır olmak için bağışıklık sistemini destekleyecek doğal yöntemlerin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Yapay takviyeler yerine doğru beslenme, kaliteli uyku ve stres yönetimi gibi temel yaşam alışkanlıklarını değiştirmek, vücudun savunma mekanizmasını kalıcı olarak güçlendiriyor.

İşte son bilimsel araştırmalar ve uzman tavsiyeleri ışığında, mevsim değişikliklerinde hastalıklardan korunmanızı sağlayacak en etkili ve doğal formüller:

Renkli beslenin: Tabaklarınızı antioksidanlarla doldurun

Bağışıklık sisteminin hücresel düzeyde savaşabilmesi için antioksidanlara ve vitaminlere ihtiyacı vardır. Tek bir mucizevi besine odaklanmak yerine, beslenmenizde çeşitlilik yaratmak en doğru yaklaşımdır.

• C Vitamini Depoları: Portakal ve mandalina gibi klasik narenciyelerin yanı sıra kivi, kuşburnu, kırmızı kapya biber ve brokoli gibi yüksek oranda C vitamini içeren besinleri günlük diyetinize ekleyin.

• Mor ve Kırmızı Meyveler: Yaban mersini, böğürtlen ve mürdüm eriği gibi koyu renkli meyveler, hücre hasarını önleyen güçlü bileşenler (antosiyaninler) içerir.

• Doğal Antibiyotikler: Sarımsak, soğan ve zencefil içerdikleri kükürtlü bileşikler ve aktif maddeler sayesinde antimikrobiyal özellik gösterir.

Bağırsak sağlığı: Savunma hattı burada başlıyor

İnsan bağışıklık sisteminin yaklaşık yüzde 70'i bağırsaklarda yer alır. Güçlü bir mikrobiyota, virüs ve bakterilere karşı en büyük kalkanınızdır.

• Fermente Gıdalar: Ev yapımı yoğurt, kefir, lahana turşusu (sauerkraut) ve tarhana gibi probiyotik zengini besinler bağırsaktaki dost bakterileri artırır.

• Prebiyotik Desteği: Dost bakterileri beslemek için pırasa, enginar, kereviz, muz ve yulaf gibi lifli gıdalara sofranızda daha fazla yer açın.

Uyku ve stres yönetimi: Görünmez kahramanlar

Yetersiz uyku ve kronik stres, bağışıklık sistemini doğrudan baskılayarak vücudu enfeksiyonlara açık hale getirir.

• Kaliteli Melatonin Salgısı: Vücudun kendini yenilediği ve bağışıklık hücrelerinin üretildiği 23.00 ile 03.00 saatleri arasında derin uykuda olmaya özen gösterin.

• Kortizol Seviyesini Düşürün: Kronik stres, kortizol hormonunu artırarak bağışıklık yanıtını zayıflatır. Gün içinde yapacağınız 15-20 dakikalık yürüyüşler veya nefes egzersizleri bu yükü hafifletir.

Bitki çaylarının gücünden faydalanın

Doğru demlenen bitki çayları, üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir duvar örebilir.

• Ekinezya ve Adaçayı: Ekinezya bitkisinin bağışıklık hücrelerini aktive ettiği bilinmektedir. Adaçayı ise ağız ve boğaz mukozasını koruyan antiviral bileşenler içerir.

• Ihlamur ve Karanfil: Göğsü yumuşatan ıhlamuru, karanfil ve bir çay kaşığı ham bal ile tatlandırarak tüketebilirsiniz.

Mevsim dönümlerinde vücudunuzun sesine kulak vermek ve bu basit ama etkili alışkanlıkları hayatınıza dahil etmek, sizi kış aylarındaki salgınlardan korumanın en güvenli yoludur.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı

27.09.2026 01:15:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli hakkında yakalama kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında hakkında yurt dışı çıkış yasağı uygulanan Tera Yatırım CEO'su Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yapılan soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüphelinin tutuklanmasına, 2 zanlının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 şüpheli daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

 

Gümrükte tonlarca zehir yakalandı

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerinin Mersin ve İstanbul Havalimanı’nda düzenlediği operasyonlarda toplam 1 ton 716 kilo 500 gram pregabalin ile 20 kilo 260 gram metamfetamin ele geçirildi

26.09.2026 16:15:00
Haber Merkezi
 
Gümrükte tonlarca zehir yakalandı
Gümrükte tonlarca zehir yakalandı
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerinin Mersin ve İstanbul Havalimanı'nda düzenlediği operasyonlarda toplam 1 ton 716 kilo 500 gram pregabalin ile 20 kilo 260 gram metamfetamin ele geçirildi. Operasyonlar uyuşturucu ve kaçakçılık şebekelerinin Türkiye'yi transit veya hedef pazar olarak kullanma girişimlerinin sürdüğünü bir kez daha gündeme taşıdı.

MERSİN'DE ÜÇ AYRI OPERASYON

Gümrükler Muhafaza ekipleri, Mersin'de yürütülen risk analizleri ve istihbarat çalışmaları kapsamında üç ayrı operasyon gerçekleştirdi.

Operasyonlarda toplam 1 ton 716 kilogram 500 gram pregabalin ele geçirildi. Yüklü miktardaki maddenin ele geçirilmesiyle kaçakçılık girişiminin piyasaya ulaşması engellendi.

Pregabalin, tıbbi amaçlarla kullanılan bir ilaç etken maddesidir; ancak Türkiye'de ve başka ülkelerde kötüye kullanım ve yasa dışı ticareti nedeniyle kolluk operasyonlarının konusu olabilmektedir. Ele geçirilen ürünün hangi amaçla ve hangi organizasyon tarafından Türkiye'ye sokulmak istendiği ise soruşturmanın konusu.

İSTANBUL HAVALİMANI'NDA KÖPEKLER YAKALADI

İkinci operasyonun adresi ise İstanbul Havalimanı oldu.

Narkotik dedektör köpekleri Csonti ve Queen, yolcu bagajlarına tepki verdi. Bunun üzerine gerçekleştirilen kontrollerde 20 kilo 260 gram metamfetamin ele geçirildi.

Böylece iki farklı noktadaki operasyonlarda ele geçirilen maddelerin toplam ağırlığı 1 ton 736 kilo 760 grama ulaştı.

SINIRLARDAN GİREN ZEHİRLE MÜCADELE

Ticaret Bakanlığı, operasyonların ardından yaptığı açıklamada kaçakçılığın ülke ekonomisine zarar verdiğini, haksız rekabet oluşturduğunu ve toplum sağlığını tehdit ettiğini belirterek Gümrükler Muhafaza ekiplerinin çalışmalarının sürdüğünü bildirdi.

Ancak tonlarca maddenin ele geçirilmesi başka bir soruyu da beraberinde getiriyor:

Yakalanan bu sevkiyatlar, Türkiye'ye sokulmaya çalışılan uyuşturucunun ne kadarını oluşturuyor?

Bir tarafta gümrüklerde yakalanan tonlarca madde, diğer tarafta uyuşturucu kullanımına ilişkin toplumsal kaygılar bulunuyor.

ASIL HEDEF: ZİNCİRİN BAŞINDAKİLER

Uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede yalnızca kuryelerin veya taşıyıcıların yakalanması yeterli değil. Asıl önemli aşama, sevkiyatın arkasındaki finansman, tedarik, lojistik ve dağıtım ağının ortaya çıkarılması.

Bu nedenle operasyonların ardından şu sorular önem kazanıyor:

Bu maddeler nereden geldi?

Nereye gönderilecekti?

Kim tarafından finanse edildi?

Sevkiyatı kim organize etti?

Türkiye'deki dağıtım ağı kimlerden oluşuyor?

Ve uyuşturucu ticaretinin arkasındaki asıl organizatörlere ulaşılabildi mi?

GÜMRÜKTE YAKALANANLAR… YA GEÇENLER?

Mersin ve İstanbul Havalimanı'nda gerçekleştirilen operasyonlarda 1 ton 736 kilo 760 gram madde ele geçirildi.

Bu rakam, gümrük kontrollerinin önemini ortaya koyarken aynı zamanda uyuşturucu kaçakçılığının ulaştığı boyutun araştırılmasını da gerektiriyor.

Gümrükte yakalananlar kamuoyuna açıklanıyor. Peki ya denetimlerden geçerek Türkiye'ye ulaşanlar?

Uyuşturucu ticaretinin gerçek boyutunu ortaya çıkaracak soru belki de tam burada başlıyor:

"Yakalanan kaçakçılar kim? Asıl baronlar nerede?"
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.