logo
19 ŞUBAT 2026


Erkan Baş: Hatay halkının çıkarlarını belediye meclislerinde savunacağız

TİP Genel Başkanı Baş, Sözcü TV canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

24.03.2024 11:43:00
Haber Merkezi
Erkan Baş: Hatay halkının çıkarlarını belediye meclislerinde savunacağız
Erkan Baş: Hatay halkının çıkarlarını belediye meclislerinde savunacağız
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Sözcü TV'de yayınlanan "Nokta Atışı" programında yerel seçim gündemine ilişkin konuştu. Gökhan Zan'ın adaylığının geri çekilmesinin ardından Hatay'da istedikleri ölçüde bir seçeneği yaratamamış olmaktan dolayı üzgün olduklarını dile getiren Baş, "Hatay'da seçimi kim kazanırsa kazansın, belediye meclisinde ilkelerimizi ve Hatay halkının çıkarlarını en kararlı biçimde savunacak mücadeleye kendimizi hazırlıyoruz" ifadelerini kullandı.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, İpek Özbey'in sunumuyla Sözcü TV'de ekrana gelen "Nokta Atışı" programına konuk oldu. Gazeteci Özbey'in sorularını yanıtlayan Baş, yerel seçim gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Hatay'da Gökhan Zan'ın adaylığının çekilmesi sürecine ilişkin konuşan Erkan Baş, partisi tarafından belediye başkan adayı gösterildiği Gebze'deki yerel seçim çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerini de aktardı.

'HATAY HALKI, 2 DEPREM SUÇLUSUNDAN BİR TANESİNİ TERCİH ETMEYE ZORLANIYORDU'

Erkan Baş'ın "Nokta Atışı" programındaki açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Hepimiz hatırlayacağız, zaten 6 Şubat depreminin bir felakete dönüşmesinin doğrudan sorumlusu olan bir iktidar gerçeği ile karşı karşıyayız. Adalet ve Kalkınma Partisi bu depremin bir felakete dönüşmesinin 22 yıllık bir iktidar olduğu için doğrudan sorumlusu. Sanırım bu artık kamuoyunda pek tartışılmaya gerek kalmayacak kadar açık ve net. İkincisi, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı, 15 yıldır belediye başkanlığı görevini sürdüren 'Lütfü Savaş' ismi var. Maalesef Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kamuoyundaki bütün eleştirilere rağmen tekrar aday ilan edildi. Dolayısıyla Hatay halkı, 2 deprem suçlusundan bir tanesini tercih etmeye zorlanıyordu. Biz bunu doğru bulmadığımızı, bunun Hatay'a yapılmış bir haksızlık olduğunu hem Cumhuriyet Halk Partisi ile hem de kamuoyuyla çok kez paylaştık ve neticede bir üçüncü alternatifin geliştirilmesi zorunluluğu ortaya çıktı. Türkiye İşçi Partisi de uzunca bir süredir Hatay'da yürüttüğü siyasi faaliyet, deprem dönemindeki dayanışmasıyla beraber Hatay'da etkin bir siyasal güç olarak duruyordu.

'LÜTFÜ SAVAŞ'A DÖNÜK TEPKİ, İKTİDARIN KAZANMASI SONUCUNU BERABERİNDE GETİREBİLİRDİ'

Bizim açımızdan temel mesele şu, Hatay'ın, bu kadar kritik bir ilin AKP tarafından çok fazla kazanılmak istendiğini biliyoruz. Hatırlayın, Tayyip Erdoğan doğrudan Hataylı yurttaşlarımızı tehdit eden bir konuşma yapmıştı, 'Eğer merkezi iktidarla yerel yönetim aynı partide olmazsa hizmet gelmez' diyerek Hataylıları tehdit etmişti. Bize göre Lütfü Savaş'ın aday gösterilmesi, buranın Adalet ve Kalkınma Partisi'ne armağan edilmesi anlamına gelecekti, Lütfü Savaş'a dönük tepki aslında iktidarın kazanması sonucunu beraberinde getirebilirdi. Biz buna karşı bir önlem arayışı içerisine girdik. Hatay'da demokratik kitle örgütleriyle, sendikalarla, meslek odalarıyla, Hatay'daki yerel kanaat önderleriyle yaptığımız görüşmelerde güçlü, Hatay'ı AKP'ye terk etmeyecek ya da AKP zihniyetine terk etmeyecek bir üçüncü alternatifin çıkışta gerektiğini konuştuk.

'KENDİMİZE 'EN UZAK' KİŞİNİN ADAY OLMASINI TERCİH ETTİK'

Şunu açıklıkla ifade edeyim, biz elbette ki herhangi bir Türkiye İşçi Partisi üyesini aday gösterebilirdik. Fakat bu kamuoyunda ve Hatay'da şöyle algılanabilirdi: TİP krizi fırsata çevirmeye çalışıyor, 2 tane kötü seçenek ortaya çıkınca TİP buradan kendisine bir mevzi kazanmak istiyor. Bizim asla amacımız bu değildi, biz tamamen o büyük yıkımdan Hatay halkının çıkmasına odaklanmıştık ve bu konuda ısrarlı bir çaba içerisinde olduk. Örneğin bağımsız aday çıkartılabilseydi bunu destekleyebileceğimizi de baştan ifade etmiştik. Fakat Can Atalay'ın tutukluluğu, burada TİP'in uğradığı haksızlık, TİP'in Hatay'daki potansiyelinin, gücünün farkında olunması bir adayın, Hatay İttifakı'nın adayının, Türkiye İşçi Partisi çatısı altından gösterilmesinin kazanmaya götürecek bir seçenek olabileceği fikri gelişti. Burada çeşitli isimler gündeme geldi. Biz bilerek ve isteyerek kendimize en uzak kişinin, tırnak içinde kullanıyorum bu ifadeyi, aday olmasını tercih ettik. Neden? Çünkü TİP buradan kendisi için bir şey istemiyor. Burada meselemiz TİP, A Partisi, B Partisi değil. Buradaki meselemiz, bu deprem yıkımından Hatay halkının hep birlikte çıkması.

'TİP, KENDİ ÇATISINI 6 ŞUBAT'TA YAN YANA GELEN İNSANLARIN ORTAKLIĞINA TESLİM ETTİ'

O dönemde ismi geçenler, Gökhan Zan'nın isminin kazanabilecek bir isim olduğu ve Hatay halkının da teveccühünü kazandığı yaklaşımını da paylaştılar. Bizim karar vermemiz gereken konu şuydu, Hatay İttifakı'nın bir adayı var ve Gökhan Zan Türkiye İşçi Partisi'nde aday olmak istiyor, biz şimdi burada ideolojik, politik nedenlerle 'Kabul etmiyoruz' mu diyecektik, yoksa Hatay Halkı'nın adayı mı olacaktı? Can Atalay'la da bunu görüştük. Bu kapsamda, yani Türkiye İşçi Partisi'nin bir adayı olarak değil de Hatay İttifakı'nın bir adayı olarak olabileceği fikrini o da destekledi. TİP, kendi adayını, kendi çıkarını değil, 6 Şubat'ta ortaya çıkan yıkımda farklı siyasi görüşlerden de olsa yan yana gelen insanların ortaklığına kendi çatısını teslim etti. Aslında biz listemizi bu arkadaşlara teslim etmiş olduk, böyle yorumlamak daha doğru.

''KAZANAMAZSAM KENDİ GELECEĞİMİ DE DÜŞÜNMEM GEREKİR' CÜMLESİ BİZİM İÇİN KRİTİKTİ'

Bizim adaylıktan çekme açıklamamızı yapmamızdan 3 ya da 4 gün önce Hatay örgütümüze bir ses kaydı geldi, gelir gelmez de benim haberim oldu. Neticede şu önemli bizim açımızdan, biz böyle bir şeyle karşılaştığımızda bunu 'Boş verelim, önemsiz görelim, üzerini örtelim, görmezlikten gelelim' gibi bir yaklaşım içerisinde olabilirdik ve kamuoyunun bundan hiç haberi de olmayabilirdi. Bu bir seçenekti. Ama biz gerçekten siyasetin kirli ortamında ısrarla ve inatla temiz, şeffaf, dürüst bir anlayışı egemen kılmaya çalışıyoruz. Türkiye İşçi Partisi, 'Türkiye'de siyaset yapmak için yalan söylemeniz gerekir, bazı şeyleri gizlemeniz gerekir' gibi genel kabulleri dışlıyor. Biz siyasetteki bu egemen anlayışla tam karşı kutuplarda yer alıyoruz. Dolayısıyla, böyle bir şey önümüze geldiğinde 'Gökhan'dan saklayıp kendi aramızda değerlendirelim' gibi bir düşüncemiz de olmadı.

Arkadaşlarımız gittiler, Gökhan Zan'ın kendisine sordular. Gökhan 2 boyutlu bir yanıt verdi. Birincisi, 'Kumpas, şantaj, bunlar beni susturmak için, beni geri çektirmek için, yenmek için yapılan bir operasyon', iddialarından bir tanesi bu. Bu pekâlâ olabilir, ben bunu reddetmiyorum. Ama aradaki bir cümle bizim açımızdan son derece kritik, 'Kazanamazsam kendi geleceğimi de düşünmem gerekir' cümlesi, bizim açımızdan artık bu meselenin kamuoyuyla paylaşılması gerekliliğini ortaya çıkartmıştır. Çünkü biz siyaseti böyle algılamıyoruz. Başka siyasi partilerde bundan normal karşılanabilir, başka siyasi partilerde faaliyet yürüten kişiler, belediye başkan adayları, milletvekilleri, milletvekili adayları, genel merkez yöneticileri, onlar kendi kişisel ikballerini de düşünebilirler. Ama Türkiye İşçi Partisi'nde, üstelik Hatay gibi halkın temiz suya muhtaç olduğu bir kentte, 'Ben kişisel geleceğimi de düşünmek zorundayım' denmesi, bu tarz ilişkilere meşruiyet katabilecek bir yaklaşımdır. Dolayısıyla biz ilkesel bir tutumla buradaki tavrımızı bekledik.

'HALKIN ÇARESİZLİKTEN ÇIKARILMASI İÇİN İSTEDİĞİMİZ ÖLÇÜDE SEÇENEK YARATAMAMAKTAN DOLAYI ÜZGÜNÜZ'

Bu bir montaj mı, siyasi ayrıntıları bunlar önümüzdeki günlerde muhtemelen ortaya çıkacak. Gerekli incelemeler yapılacak, teknik incelemeler yapılacak, ortaya çıkacak, ama bizim açımızdan, özellikle Hatay'da bir kaybetme ihtimalinin konuşulmaya başlaması ve bunun muhatabıyla kendi kişisel geleceğine dair birtakım görüşmeler yapılması kabul edilebilir bir şey değil. Bizim siyaset anlayışımıza uygun bir yaklaşım değil. Dolayısıyla dedik ki, artık bunun gerçek olup olmamasından da bağımsız olarak bizim bu yaklaşımla süreci devam ettirmemiz mümkün değil.

Bu tavrımızı ortaya koyduktan sonra Gökhan Zan mahkemeye başvuracağını söyledi. Biz mahkemeye başvurmasının çok doğru olacağını, bunu desteklediğimizi ifade ettik. Arkasından şöyle bir problemle karşı karşıya kaldık: Hukuken oy pusulaları basıldığı için resmi olarak çekilmek mümkün değil. Bunu kendisine bir gerekçe yaptı ve bu kapsamda 'Adaylıktan çekilmeyeceğim' demiş oldu. Ama bunun da siyasi olarak herhangi bir karşılığı yok, sonuçta desteğimizi çektiğimizi ifade etmiş olduk. Artık bundan sonrası gerçekten hukukun konusu, biz de bunu hızlı biçimde aydınlatmak istiyoruz. Biz kendi adımıza, halkın bu çaresizlikten çıkartılması noktasında istediğimiz ölçüde bir seçeneği yaratamamaktan dolayı üzüntümüzü ifade ediyoruz. Siyasi açıdan bunun sorumluluğunu üstleniyoruz. Yapabileceğimizi yapmaya devam edeceğiz.

'BELEDİYE MECLİSİNDE İLKELERİMİZİ VE HATAY HALKININ ÇIKARLARINI EN KARARLI BİÇİMDE SAVUNACAĞIZ'

Biz Hatay'da başta Defne, Samandağ, Arsuz, İskenderun olmak üzere ilçe belediyelerinde seçimlere giriyoruz. Dolayısıyla bu saatten sonra Hatay'da seçimi kim kazanırsa kazansın, belediye meclisinde ilkelerimizi ve Hatay halkının çıkarlarını en kararlı biçimde savunacak bir mücadeleye kendimizi hazırlıyoruz. Orada bizim daha önce genel seçimde ittifak içerisinde olduğumuz DEM Parti ve Emek Partisi var. Bizim yurttaşlarımıza önerimiz, çağrımız, deprem suçlarına bulaşmamış bu adaylara oy verebilecekleridir.

'GEBZE'DE İLK DEFA İŞÇİLER, EMEKÇİLER, YOKSULLAR, HALK ADINA GERÇEK BİR ALTERNATİF ÇIKTI'

Gebze'de, özellikle MHP ile AKP'nin ittifak haline girdiğini düşündüğünüzde, normal şartlarda beklenti Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yüzde 55-60 civarı bir oyla seçimini birinci sırada bitirmesi ve tekrar belediyeyi alması. Yani 30 yıldır yöneten anlayış yeniden Gebze'de seçimi kazanmak istiyordu ve açık konuşalım çok rahattı. Bakın, burada ben sokaklardayım, Gebze'de 5 yıldır belediye başkanlığı yapan bir isimden söz ediyoruz, sokakta pek çok yurttaş 'Hiç görmedim' diyor, fotoğrafını bile bilmeyen insanlar var. Fakat Türkiye İşçi Partisi'nin burada beni aday göstermesi, arkasından DEM Parti ve CHP'nin belediye başkan adayı göstermeyerek bizi destekleme kararı alması Gebze'deki hesapları değiştirdi ve belki de ilk defa Gebze'de bir gerçek alternatif, işçiler, emekçiler, yoksullar, halk adına bir gerçek alternatif çıktı. Ben en çok neyle karşılaştım biliyor musunuz? AKP ve MHP kökenli, daha önce o partilere oy vermiş ve bugün bize oy vereceğini söyleyen işçilerin genel yaklaşımı şuydu: Biz bunların iyi olmadığını biliyoruz ama diğerlerinin de bir farkı olmadığını düşünüyorduk. 'Bana yoksulluk anlatmana gerek yok, ben zaten onu yaşıyorum' diyor işçi arkadaşım, 'Ama diğerleri de bana bir umut vermiyordu, bir farklılık görmüyordum. Hepsi aynıyken o zaman güçlü olana, iktidarda olana vereyim diye düşünüyordum'. Daha önce AKP, MHP'ye, başka partilere oy da verseler Gebze'de bu seçimde değişik arayış içerisinde olan insanların Türkiye İçiş Partisi'ne doğru yöneldiğini an itibariyle görüyorum.

'BELEDİYE BAŞKANI OLDUĞUMUZDA YURTTAŞLARIN CEBİNE GİREN PARAYI ARTTIRAMAYIZ, AMA CEBİNDEN ÇIKAN PARAYI AZALTABİLİRİZ'

Ama bu seçimi kazanmaya yetecek mi? Şu anda 'Kesin kazanıyoruz, bitti bu iş' noktasında değilim. Ama şunu biliyorum, çok yaklaşmış durumdayız. Yani AKP yüzde 65'lerle başladığı seçimde şu anda yüzde 50'lerin altına inmiş durumda. Bizim şu anda yüzde 30'ların üzerinde olduğumuz söyleniyor. Mahallelerde bir temsilcilik açılışına, bir kahve toplantısına giriyoruz, şu ana kadar hepsi mitinge dönüştü. Bunlar aslında Gebze'nin küçük küçük mahalleleri ama her birisinde sanki İstanbul'da bir ilçede miting yapıyormuşuz gibi kalabalıklar toplanıyor. Dinliyorlar, alkışlıyorlar, heyecanlanıyorlar, umutlanıyorlar. Bu, bizi çok şu anda heyecanlandırmış durumda, son güne kadar bu heyecanla devam edeceğiz.
Biz belediye başkanı olduğumuzda yurttaşların cebine giren parayı arttıramayız, ama cebinden çıkan parayı azaltabiliriz, temel ihtiyaçlarını onların daha kolay erişebilecekleri hale getirebiliriz. Yani çok basit, mesela her mahallede bir İmece Yaşam Evleri projemiz var. O evlerde çocuklara etüt merkezi sağlasak, öğrencilere buralarda spor, kültür, sanatla ilgilenebilecekleri bir ortam yaratsak Gebze'nin en büyük sorunu olan gençlerin uyuşturucu bağımlılığı sorumluluğu radikal bir biçimde düşürebileceğimize inanıyoruz. Düşünsenize, bunun için kaynak bulamamak diye bir şey söz konusu olabilir mi? Bir ilçede gençler geleceksiz kaldıkları için, işsiz kaldıkları için, eğitimsiz kaldıkları için uyuşturucu bataklığına sürükleniyorlar, 'Bunu çözmek mümkün değil' denilebilir mi, 'Bizim bunu çözecek paramız yok' denilebilir mi? Kırk tane şeye para buluyorsunuz, bu ülkenin gençlerini o bataklıktan kurtarmak için mi para bulamayacaksınız?

Mesela Türkiye'nin sanayisi en büyük kentinden söz ediyoruz. Milyonlarca lira para kazanılıyor bu şehirde, ama parasını kazananlar gidip güzel yerlerde, villalarında yaşarken Gebzeliler kansere mahkum ediliyor. Kusura bakmayın, zenginler biraz daha az kazanacaklar ama biz Gebze'de çevrenin kirletilmesini, buradaki yüz binlerce insanın kanser gibi ölüm sonuçlu hastalıklara yakalanmasını engelleyeceğiz. Bu kadar basit şeylerden söz ediyoruz.

'SOL İÇİ TARTIŞMALARDA HAKLI YA DA HAKSIZ OLMAK BENİM İÇİN HİÇBİR ŞEY İFADE ETMİYOR'

Türkiye'deki bana en uzak solcu bile herhangi bir sağcıdan daha yakındır, bana en uzak sosyalist bile bir düzen siyasetçisinden daha yakındır. Ama şunu da kabul ediyorum, (TKP ile) gerçekten çok köklü farklılıklarımız var. Biz sol içi tartışmayı hiç sevmiyoruz, sol içinde kendisini sadece bu tartışmalarla var etmeye çalışan bir anlayış var. Benim de bununla hiçbir ilgim yok, ben solcuların birbiriyle tartışmasını dünyanın en gereksiz işi olarak görüyorum. Bu tartışmalar 30 yıldır, 40 yıldır yapıldı, herkesin pozisyonu belli. Yapılması gereken şey şudur, son seçime bakalım, Türkiye İşçi Partisi'nin yüzde 1,75 oyu var, toplasan kendisini sosyalist olarak adlandıran partilerin yüzde 2 oyu var. Bu yüzde 2'nin kendi içinde tartışması mı doğru, yoksa herkesin, Türkiye'nin kalan yüzde 98'ine kendi iddiasını anlatması mı doğru? Şimdi diğerini yapan arkadaşlara saygı duyuyorum, bundan büyük bir keyif alıyor olabilirler, bu onlara moral veriyor olabilir, bu tartışmalarda haklı ya da haksız olmak onların açısından yaşamsal bir şey olabilir. Benim açımdan hiçbir şey ifade etmiyor. Ben, Gebze'de AKP'ye oy veren, MHP'ye oy veren Gebze'nin yüzde 65'iyle konuşmayı, tartışmayı, orada fikir alışverişiyle bir dönüşüme aracılık etmeyi bundan çok daha önemli görüyorum. Yoksa Türkiye'nin yüzde 2'si içerisinde ben haklı olsam ne olur, siz haklı olsanız ne olur, hiçbir şey değişmez. Ama öbür tarafa ilişkin iddianız neyse, buyurun bunu Türkiye'nin sosyalist olmayan yüzde 98'ine anlatın ve siz haklı çıkın.

'EMEKLİLER, ÇALIŞIRKEN YILLARCA DEVLETE ÖDEDİKLERİ PARANIN KARŞILIĞINI İSTİYOR'

Ben eskiden Türkiye'deki siyasetçileri işçileri, memurları, emeklileri seçimden seçime hatırlamaları nedeniyle eleştirirdim. Derdim ki, 'İnsanları seçimden seçime hatırlamayın'. Fakat şimdi bakıyorum da aslında seçimden seçime bile hatırlama ihtiyacı hissetmediklerini görüyorum. Çünkü anladığım kadarıyla iktidar bu toplumsal kutuplaşmadan çok memnun. Yani, 'İnsanların hakkı olanı versek de vermesek de, yoksullaşsalar da, daha derin yoksulluğa doğru savrulsalar da zaten oy verecekleri parti belli. Bizimkiler zaten bize verecek, ötekiler zaten bize vermeyecek' diye bir rahatlıkla hareket ettiklerini gözlemliyorum.

Emekliler ise çok özel bir başlık. Geçenlerde iktidar tarafından yapılan açıklamaları utanarak izledim. Emeklilere 'Yan gelip yatıyorlar ve çok para istiyorlar' gibi bir yaklaşımla bakılıyor. Emekliler çalışırken sigorta primlerini yatıran insanlar, yıllarca alın terleri dökerken hak ettikleri paranın bir kısmını bu devlete güvendikleri için devletin kumbarasına bırakıyorlar. Dolayısıyla bugün emeklilerin yaşamlarını idame ettirmek için istedikleri para, zaten emeklinin hakkı olan para, zaten çalışırken devlete verdiği para ve bu alın terinin karşılığını istiyor."

Fırınlarda pide mesaisi başladı

Ramazan ayına girilmesiyle fırınlarda "ramazan pidesi" mesaisi de başladı

 

19.02.2026 15:08:00
Anadolu Ajansı
Fırınlarda pide mesaisi başladı
Fırınlarda pide mesaisi başladı

Ramazan sofralarının vazgeçilmezi pideleri iftar saatine yetiştirmek için fırın ustaları yoğun tempoda çalışıyor. Sabahın erken saatlerinde unu kazanlara dolduran ustalar, yaklaşık bir saat süren yoğurma işleminin ardından hamuru dinlenmeye bırakıyor.

Dinlenen ve belirlenen gramajlara göre bezelenen hamura pide formu veriliyor.

Vatandaşların talebine göre susamlı ve yumurtalı olarak hazırlanan pideler, odun ateşiyle ısıtılan fırınlarda yaklaşık 15 dakikada pişiriliyor. Ustalar, gün boyu üretimlerini aralıksız sürdürüyor.

Pide ustası Tuncay Kızılarslan, her yıl olduğu gibi bu yıl da ramazan pidesi mesaisine başladıklarını söyledi.

Pide yapımının zahmetli bir süreç olduğunu belirten Kızılarslan, mesailerinin Ramazan Bayramı'na kadar devam edeceğini ifade etti.

İftar saatine yakın fırın önlerinde yoğunluk oluştuğunu dile getiren Kızılarslan, vatandaşlara en lezzetli pideleri sunabilmek için titizlikle çalıştıklarını kaydetti.

Kızılarslan, ramazan ayının maneviyatının yüksek olduğuna işaret ederek, "Ramazan bize bolluğu, bereketi hatırlatıyor. Birine sıcak pide ulaştırdığımızda onur duyuyoruz." dedi.

Pide almak için fırına gelen Nedime Özbay da ramazanın ilk gününde pide almak için geldiğini belirterek, ramazan pidesinin kendine has bir lezzeti olduğunu söyledi.

Özbay, tüm vatandaşların ramazan ayını tebrik etti.

Mansur Yavaş'ı adaylıktan almaya kalkarlarsa hayal kırıklığına uğrarlar Semih Turan'dan çok konuşulacak çıkış

Hangi partiler ittifak yapacak? Sosyolog Semih Turan açıkladı. "Mansur Yavaş'ı adaylıktan almaya kalkarlarsa çok büyük bir hayalkırıklığına uğrarlar" ifadelerini kullanan Semih Turan, olası ittifak seçeneklerini masaya yatırdı.
 

19.02.2026 14:49:00
Ahmet Turan Yiğit
Mansur Yavaş'ı adaylıktan almaya kalkarlarsa hayal kırıklığına uğrarlar Semih Turan'dan çok konuşulacak çıkış
Mansur Yavaş'ı adaylıktan almaya kalkarlarsa hayal kırıklığına uğrarlar Semih Turan'dan çok konuşulacak çıkış
Hangi partiler ittifak yapacak? Sosyolog Semih Turan açıkladı. "Mansur Yavaş'ı adaylıktan almaya kalkarlarsa çok büyük bir hayalkırıklığına uğrarlar" ifadelerini kullanan Semih Turan, olası ittifak seçeneklerini masaya yatırdı.
Turan, "Benim tahminim Sayın Mansur Yavaş'ı Sayın İmamoğlu'na yaptıkları gibi minderden alamayacaklarını düşünüyorum. Çünkü kör gözüne parmak misali bunu da yaparlarsa, Sayın Mansur Yavaş, Sayın İmamoğlu gibi minder dışına alınırsa oraya kimi aday yaparsanız yapın, belki de %60'la kazanacağına %70'le kazanacak" dedi.

Sosyolog Semih Turan'ın konuşmasını izleyin:

Denizli'de bir koyun tek batında 9 kuzu doğurdu

Denizli'nin Pamukkale ilçesinde "sakız" cinsi bir koyun, tek batında 9 kuzu doğurdu

 

19.02.2026 11:07:00
Anadolu Ajansı
Denizli'de bir koyun tek batında 9 kuzu doğurdu
Denizli'de bir koyun tek batında 9 kuzu doğurdu

Denizli'nin Pamukkale ilçesi Pınarkent Mahallesi'nde hayvancılıkla uğraşan Cemil Doğan, AA muhabirine, tekstil işiyle uğraştıktan sonra hobi amacıyla 6 yıl önce 4 koyunla küçükbaş yetiştiriciliğine başladıklarını söyledi.

Koyununun 9 kuzu doğurmasının mutluluğunu yaşadığını ifade eden Doğan, "Koyunlarımızın sürekli 4-5 doğumları vardı. Bir sefer 6 olmuştu ama 9'u ilk defa oldu, hepsi yaşıyor. Çok şaşırdık. Önce 'Başka bir koyun doğurdu da kaçtı mı'' diye düşündük ama öyle olmadığını fark ettik. İnanamadık ilk başta. Emzirmeye başlayınca annesi bütün yavruları kabul etti. O yüzden sevinçliyiz." diye konuştu.

Veteriner hekim Lütfi Emreoğlu ise "9 olması çok nadir bir durum. Bu da koyunun yumurtalıklarıyla alakalı. En fazla 7 doğum kayıtlı. Zaten sakız ırkı koyunlar normal şartlarda tek batında 5-6 yavru doğurabiliyor ama bu istisnai bir durum." ifadelerini kullandı. 

9'u polis 17 zanlıya gözaltı

Kamuoyunda "Casperlar" olarak bilinen yeni nesil silahlı suç örgütüne yönelik soruşturmada 9'u polis, 1'i zabıt katibi, 1'i gümrük muhafaza memuru, 1'i müstafi polis memuru olmak üzere 17 şüpheli gözaltına alındı

 

19.02.2026 10:43:00
Anadolu Ajansı
9'u polis 17 zanlıya gözaltı
9'u polis 17 zanlıya gözaltı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunda "Casperlar" olarak bilinen yeni nesil silahlı suç örgütüne yönelik soruşturmada, örgütün hiyerarşisi içinde hareket ettiği belirlenen ve haklarında gözaltı kararı verilen 9'u polis, 1'i zabıt katibi, 1'i gümrük muhafaza memuru, 1'i müstafi polis memuru olmak üzere 17 şüpheli gözaltına alındı.

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca kamuoyunda "Casperlar" olarak bilinen yeni nesil silahlı suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 9 Ocak'ta düzenlenen eş zamanlı operasyonla elde edilen dijital materyallerin incelendiği belirtildi.

İnceleme neticesinde örgüt üyelerinin kamu görevlileri ile irtibat ve menfaat ilişkisine girdiği, bu kapsamda adli mercilerce yürütülen bir kısım soruşturmada, örgütün idareci ve üyelerinin, görev ve yetki tanımına aykırı hareket eden kamu görevlilerinden "suç, aranma, araç, yakalama kaydı" gibi sorgulamalarla bilgi aldığının tespit edildiği aktarılan açıklamada, "Örgüt hiyerarşisi içinde hareket ettiği değerlendirilen, 9'u polis memuru, 1'i zabıt katibi, 1'i gümrük muhafaza memuru, 1'i müstafi polis memuru olmak üzere toplamda 17 şüpheli hakkında 19 Şubat tarihinde gözaltı, İstanbul, Muğla, Bursa, Giresun, Mersin ve Şırnak illerinde belirlenen adreslerinde arama ve el koyma talimatı verilmiştir." ifadelerine yer verildi.

Soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen 17 şüpheli yakalandı.

Selimiye'deki tartışmalı restorasyon nihayet tamamlandı


 
 
Edirne'de restorasyon çalışmalarının ardından yeniden tam kapasite ibadete açılan Selimiye Camisi'nde ilk teravih namazı kılındı.

18.02.2026 22:46:00 / Güncelleme: 18.02.2026 22:55:06
HABER MERKEZİ/AA
Selimiye'deki tartışmalı restorasyon nihayet tamamlandı
Selimiye'deki tartışmalı restorasyon nihayet tamamlandı

Edirne'de restorasyon çalışmalarının ardından yeniden tam kapasite ibadete açılan Selimiye Camisi'nde ilk teravih namazı kılındı.
Mimar Sinan'ın "ustalık eserim" dediği Selimiye Camisi, uzun süren restorasyon çalışmalarının ardından ramazan ayında yeniden cemaatle buluştu.

Restorasyon sürecinde bir süre kısmi ibadete açık olan camide, iç mekandaki çalışmaların tamamlanmasının ardından enderun usulü ilk teravih namazı yoğun katılımla eda edildi.
Akşam saatlerinden itibaren camiye gelen vatandaşlar, tarihi mabedin avlusunda ve çevresinde yoğunluk oluşturdu.
Yatsı namazının ardından saf tutan cemaat, ramazanın ilk teravihini kılmanın manevi huzurunu yaşadı. Selimiye Camisi'nin yeniden ibadete açılmasının ramazan ayına ayrı bir anlam kattığını belirten vatandaşlar, emeği geçenlere teşekkür etti.

Restorasyon 5 yıl önce başlamıştı
 
Restorasyonuna Kasım 2021'de başlanan ve çalışmalar süresince kısmi ibadete açık tutulan Selimiye Camisi'nde iç mekandaki çalışmaların tamamlanmasının ardından ilk kez Çarşamba günü namaz kılındı.  İlk tam kapasite namaz ikindi vakti eda edildi. İkindi namazına çok sayıda vatandaş katıldı. Türk-İslam mimarisinin zirve eserleri arasında gösterilen camide, restorasyon kapsamında yürütülen iç mekan düzenlemeleri, güçlendirme ve konservasyon uygulamalarının tamamlanmasıyla birlikte cemaat saf tuttu.
 
 Restorasyon süreci
 
Vakıflar Genel Müdürlüğünce kasım 2021'de bilim kurulu nezaretinde başlatılan restorasyon çalışmalarında sona yaklaşıldı. Çalışmalar kapsamında ana kubbede güçlendirme ve enjeksiyon uygulamaları tamamlanırken, kubbenin kurşun kaplaması yenilendi.
Revaklı avlu kubbelerinin kurşun kaplamaları da bitirildi. Yapıda zamanla uygulanan çimentolu müdahaleler kaldırıldı. Caminin cam ve ahşap pencere doğramaları tamamen yenilenirken, özgün ahşap kepenk ve kapılarda çürüme ve malzeme kayıplarına yönelik onarımlar gerçekleştirildi. İç mekandaki 264 alçı içlikten 1983 onarımında düz cam ya da pleksiglasla değiştirilen bölümler, paslanmaz çelik strüktürlü ve şişe dipli cam sistemle aslına uygun biçimde yenilendi. Beyaz çimentolu dışlıklar ise suya dayanıklı özel harç ve paslanmaz teçhizat kullanılarak değiştirildi. Restorasyon sürecinde yapının en fazla yıpranan bölümlerinin minareler olduğu belirlendi. Üç şerefeli, üç yollu merdiven sistemiyle tasarlanan ve alemi dahil yaklaşık 85 metre yüksekliğe ulaşan dört minarede güçlendirme ve bakım işlemleri tamamlandı.
Orijinaline uygun olarak dokunan halı yerine serildi Ana mekan ile revaklı avlu kubbelerindeki kalem işi ve alçı süsleme onarımları tamamlandı. Hazirede çalışmalar devam ediyor. Çini temizliği ve çevre düzenlemesi de restorasyonun son aşamaları arasında yer alıyor.

Metin Akpınar'ın biyolojik kızı tazminat davasını kazandı

Ünlü sanatçı Metin Akpınar'ın biyolojik kızı olduğu 2 yıl önce mahkeme kararıyla kesinleşen Duygu Nebioğlu'nun, babalık sorumluluğunun yerine getirilmediği gerekçesiyle açtığı manevi tazminat davasında karar çıktı. Mahkeme, Nebioğlu lehine 6 milyon TL manevi tazminata hükmetti. Kararı değerlendiren Nebioğlu, "Yıllardır yaşadığım o üzüntü ve çocukluk yaralarıma sahip çıkma arzusundan ötürü bu kararı verdik ve verdiğimiz karar doğrultusunda da adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum" dedi

18.02.2026 14:22:00 / Güncelleme: 18.02.2026 14:28:39
İHA
Metin Akpınar'ın biyolojik kızı tazminat davasını kazandı
Metin Akpınar'ın biyolojik kızı tazminat davasını kazandı
Yeşilçam oyuncusu Metin Akpınar'ın 1980'li yıllarda Suphiye Orancı ile evlilik dışı ilişkisinden doğan ikiz kızlarından biri olan Duygu Nebioğlu'nun Metin Akpınar hakkında açtığı tazminat davasından karar çıktı. Mahkeme, Nebioğlu lehine 6 milyon TL manevi tazminata hükmetti. Davanın itiraz yolunun açık olduğu belirtildi.



Karar sonrası duygularını dile getiren Duygu Nebioğlu, "Yıllardır yaşadığım o üzüntü ve çocukluk yaralarıma sahip çıkma arzusundan ötürü bu kararı verdik ve verdiğimiz karar doğrultusunda da adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum. Emsal bir karar alındı" dedi.



Daha önce babalık davası açtıklarını ve bunu kazandıklarını belirten Avukat Ahmet Furkan Uludağ ise mahkeme kararına ilişkin şunları söyledi:

"En azından Duygu'nun bu yıkımına bir nebze su serpecek tazminat talepli bir dava açtık. Davamızda birçok tanık dinlendi. Mahkemece emsal nitelikte bir karar verildi. Duygu'ya talebimiz doğrultusunca 6 milyon TL gibi manevi tazminata hükmedildi. İnşallah kendisi lehine hükmedilen bu tazminat, Duygu'nun bu zamana kadar çektiği acılara bir nebze su serpmiş olur."

Daha önce Uğur Dündar da Duygu Nebioğlu'nun açtığı tazminat davasında tanık olarak dinlenmişti.

AYM üyeliği için 3 aday belirlendi

Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeliği için Cumhurbaşkanlığına bildirilecek 3 aday, Yargıtay Büyük Genel Kurulunda yapılan seçimle belirlendi

18.02.2026 13:54:00
İHA
AYM üyeliği için 3 aday belirlendi
AYM üyeliği için 3 aday belirlendi
Yargıtay Büyük Genel Kurulunda yapılan seçimle Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeliği için Cumhurbaşkanlığına bildirilecek 3 aday belirlendi. 317 üyenin katılımıyla gerçekleşen oylama sonucunda Yargıtay 3. Ceza Dairesi Üyesi Mustafa Karayıldız 58, 3. Ceza Dairesi Üyesi Oğuz Dik 45 ve 2. Hukuk Dairesi Üyesi Şaban Kazdal 44 oy alarak en çok oy alan isimler oldu. Seçimde 1 boş oy bulunurken, 11 oy geçersiz sayıldı.

11 üyenin yer aldığı seçimde en çok oy alan 3 adaydan birisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından AYM üyeliğine seçilecek. Öte yandan Oğuz Dik, Ankara'da 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin açılan Genelkurmay çatı davasında mahkeme başkanı olarak görev yapmıştı.

Bursa'da denizle kara birleşti, sokaklar göle döndü

Bursa'nın Gemlik ilçesine bağlı Kurşunlu Mahallesi'nde sabah saatlerinde etkili olan fırtına ve sağanak yağış, hayatı olumsuz etkiledi. Şiddetli rüzgârın kabarttığı dalgalar sahil yolunu aşarak karayoluna ve mahalle sokaklarına kadar ulaştı. Fırtına sebebiyle denizle karayolu birleşti, evler sular altında kaldı

18.02.2026 13:18:00
İHA
Bursa'da denizle kara birleşti, sokaklar göle döndü
Bursa'da denizle kara birleşti, sokaklar göle döndü
Denizin taşmasıyla birlikte sağanak yağışın da etkisiyle sokaklar kısa sürede göle döndü. Deniz suyunun yol ile birleşmesi nedeniyle bölgede ulaşımda aksamalar yaşanırken, sürücüler ilerlemekte güçlük çekti. Bazı ev ve iş yerlerini su basarken, mahallede maddi hasar meydana geldi.

Kurşunlu Mahallesi sakinleri, her fırtına ve yoğun yağışta benzer manzaraların yaşandığını belirterek duruma tepki gösterdi. Vatandaşlar, sahil hattında kalıcı ve koruyucu önlemler alınmasını isteyerek yetkililere çağrıda bulundu. Bölge halkı, denizin taşmasını önleyecek bir set yapılması ve altyapının güçlendirilmesi talebinde bulundu.

Mersin'de fırtına etkili oluyor: Ağaç evin üzerine devrildi

Mersin'in Erdemli ilçesinde etkili olan fırtınada bir ağaç müstakil evin üzerine devrildi

18.02.2026 13:15:00 / Güncelleme: 18.02.2026 13:18:01
İHA
Mersin'de fırtına etkili oluyor: Ağaç evin üzerine devrildi
Mersin'de fırtına etkili oluyor: Ağaç evin üzerine devrildi
Meteorolojinin uyarı yaptığı Mersin ve ilçelerinde fırtına etkili olmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Erdemli ilçesi Esenpınar Mahallesi'nde, yağmurla birlikte ekili olan fırtına nedeniyle bir ağaç müstakil evin üzerine devrildi. Olayda yaralananın olmadığı öğrenildi. Karahıdırlı-İlemin yolu üzerinde de bir elektrik direği fırtınadan yola devrildi.



Esenpınar Mahalle Muhtarı Abdurrahman Gölgeli, sabah saatlerinde fırtınanın etkisini arttırdığını belirterek, "Mahallemizde sabah güçlü bir fırtına, güçlü bir hortum etkili oldu. 5-6 ağacımız yıkıldı, göçtü. Çok şükür bir can zayiatımız yok" dedi.

Yıkılan ağaçlar belediye ekiplerince kaldırıldı.

41 ürünün 27'sinde fiyat arttı

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 15 günlük süreçte markette 41 ürünün 27'sinde fiyat artışı, 14'ünde fiyat azalışı görüldüğünü belirterek, "Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 42,9 ile pırasa oldu. Pırasayı yüzde 32,1 ile marul, yüzde 27,4 ile kabak, yüzde 25,6 ile sivri biber izledi." ifadesini kullandı

18.02.2026 10:21:00
Anadolu Ajansı
41 ürünün 27'sinde fiyat arttı
41 ürünün 27'sinde fiyat arttı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ramazan öncesinde temel gıda ürünlerindeki fiyat değişimlerine ilişkin yaptığı açıklamada, fiyat hareketlerinin Birlik tarafından incelendiğini bildirdi.

Geçen yıl ile bu yılın ramazan ayı öncesindeki fiyatlara bakıldığında, bu yıl markette 39 ürünün 32'sinde fiyat artışı, 7'sinde fiyat düşüşü gerçekleştiğini aktaran Bayraktar, "Markette en fazla fiyat artışı yüzde 197,4 ile limonda görüldü. Limonu, yüzde 149,2 ile kabak, yüzde 117,1 ile fındık, yüzde 108,8 ile elma izledi. Markette fiyatı en çok düşen ürünler ise yüzde 41,9 ile kuru soğan, yüzde 31,9 ile kuru fasulye, yüzde 26,4 ile nohut ve yüzde 18,3 ile beyaz lahana oldu." değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, geçen yıl ile bu yılın ramazan ayı öncesine göre, üreticide 31 ürünün 21'inde fiyat artışı, 9'unda fiyat düşüşü görüldüğünün, bir üründe fiyat değişimi yaşanmadığının altını çizerek, üreticide en fazla fiyat düşüşünün yüzde 68,5 ile kuru soğanda gerçekleştiğini vurguladı. Kuru soğanı, yüzde 44 ile beyaz lahananın, yüzde 29,8 ile sivri biberin, yüzde 23 ile patatesin izlediğine dikkat çeken Bayraktar, üreticide en fazla fiyat artışının yüzde 212,7 ile limonda görüldüğünü, limonu 160 ile antepfıstığının, yüzde 133,3 ile kuru kayısının, yüzde 100 ile kırmızı mercimeğin takip ettiğini kaydetti.

"41 ürünün 27'sinin fiyatı arttı"

Marketlerde 28 Ocak-12 Şubat 2026 fiyatlarını da incelediklerinin altını çizen Bayraktar, şöyle devam etti:

"15 günlük süreçte, markette 41 ürünün 27'sinde fiyat artışı, 14'ünde fiyat azalışı görüldü. Markette fiyatı en fazla artan ürün, yüzde 42,9 ile pırasa oldu. Pırasayı yüzde 32,1 ile marul, yüzde 27,4 ile kabak, yüzde 25,6 ile sivri biber izledi. Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 9,6 ile yeşil mercimek oldu. Yeşil mercimeği yüzde 9 ile antepfıstığı, yüzde 8,3 ile nohut, yüzde 7,8 ile kuru soğan ve yüzde 6,5 ile havuç takip etti."

Bayraktar, söz konusu dönemdeki üretici fiyatlarına ilişkin gelişmelere de değinerek, 15 günlük süreçte üreticide 33 ürünün 21'inde fiyatın artığını, 4'ünde fiyatın düştüğünü, 8 üründe ise fiyat değişimi görülmediğini belirtti. Üreticide en çok fiyat düşüşünün yüzde 17 ile karnabaharda görüldüğünü, bunu yüzde 12,7 ile kuru soğanın ve fındığın, yüzde 9,4 ile patatesin izlediğine işaret eden Bayraktar, üreticide en fazla fiyat artışının yüzde 47,3 ile maydanozda tespit edildiğini bildirdi.

Maydanozu yüzde 36,1 ile marulun, yüzde 28,8 ile mandalinanın, yüzde 28,6 ile havucun, yüzde 23,9 ile pırasanın takip ettiğini aktaran Bayraktar, "Kuru soğanda, rekoltenin yüksek olması ve sıcaklıkların artması nedeniyle depolarda bozulmalar yaşanmaya başlandı. Ürün kaybı riskini azaltmak isteyen üreticiler, kuru soğanı kısa sürede elden çıkarmak amacıyla piyasaya düşük fiyatlardan sunmaya başladı. Patateste ise piyasada durgunluk yaşanıyor, alıcı talebinin zayıf olması fiyatları olumsuz etkiliyor. Talebin azalması, karnabahar fiyatlarının gerilemesine sebep oldu. 2025'te yaşanan zirai don sebebiyle fındık rekoltesi düştü. Fakat buna rağmen piyasada oluşan fındık fiyatları, son dönemlerde manipülatif hareketlerle düşürüldü." ifadelerini kullandı.

Vatandaşlara ramazan alışverişi uyarısı

Bayraktar, aynı marka ürünlerin farklı marketlerdeki fiyat değişimine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Birliğimizce, Ankara'da temel tüketim maddeleri arasından seçilen aynı marka ve gramajdaki 5 farklı ürünün, 4 farklı marketteki fiyatlarına yönelik çalışma yapıldı. Aynı markanın aynı gramajda ürünün, farklı marketlerdeki fiyatları değerlendirildiğinde, ayçiçek yağında yüzde 68,3, nohutta yaklaşık yüzde 41, tavukta yüzde 26,3, sütte yüzde 22,5 ve yoğurtta yüzde 19,9 oranlarında değişimler olduğu görülüyor. Son yıllarda önemli ölçüde artan üretim maliyetleri ve yaşanan doğal afetler nedeniyle üreticilerimiz yeterli geliri elde edemiyor ve üretmekte zorlanıyorlar. Buna rağmen, üreticilerimizin ürettiği ürünlerin marketlerde birbirinden farklı yüksek fiyatlara satılması kabul edilebilir değildir. Diğer taraftan, tüketicilerimiz ramazan alışverişlerini yaparken, taklit ve tağşiş yapılan ürünler konusunda dikkatli olmalı, güvendikleri yerlerden ihtiyaçlarını almalı ve şüpheli ürünleri ihbar etmeli. Taklit ve tağşişin önlenmesi için tüm illerde denetimlerin sık sık yapılması sağlanmalı." 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.