HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 16 EYLÜL 2021, PERŞEMBE

Fransa’nın Ortadoğu’ya ilgisinin tarihi kökenleri

25.05.2021 00:00:00
'Fransa’nın Ortadoğu’ya ilgisinin tarihi kökenleri' seslendirme dosyası:

"Bizans Oyunları - Yeni Osmanlıcılık" yazı serimize 12. bölümle devam ediyoruz. Haçlı Seferlerinin Ortadoğu ve Balkanlar üzerindeki siyasal etkilerinden bahsederken, bu seferler sırasında kurulmuş irili ufaklı devletlerden de kısaca söz edelim. Bu devletlerden bazı tarihçiler Haçlı devletleri, bazıları da Latin devletleri diye bahsederler. Bu tabir, adı geçen devletleri kuran ve yönetenlerin Katolik Hıristiyan olduklarını anlatmak için kullanılır.

• Güney Anadolu'da Antakya Kontluğu (1098-1268)

• Urfa'da Edessa Dukalığı (1098-1149)

• Filistin'de Kudüs Krallığı (1099-1291)

• Lübnan'da Trablus Kontluğu (1102-1289)

• İstanbul Latin Krallığı (1204-1261)

• İznik İmparatorluğu (1204-1261)

• Trabzon Pontus İmparatorluğu (1204-1461)

• Balkanlarda Epir Despotluğu (1205-1479)

Selahaddin Eyyubî 1187 yılında Kudüs şehrini ele geçirince Kutsal Krallığın merkezi 1191 yılından itibaren Akka şehri olur. 1289 yılında yıkılana kadar süren bu devleti bir kısım tarihçiler 'İkinci Krallık' ismi ile anmaktadırlar.

Bu arada, yine Anadolu'nun güneyinde 1080 yılında tarih sahnesine çıkmış olan Ermeni Kilikya Devleti de vardı. Bu devlet 1198 yılına kadar beylik, 1198 yılından yıkıldığı 1375 yılına kadar krallık olarak anılır. O yıllarda, Haçlı askerlerinin savaştığı coğrafyada, Kilikya Devleti sınırları içinde ve dışında, Güney Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Ortadoğu'da Ermeni halklar bulunmakta idi. Bu Ermeniler Ortodoks mezhebine mensup Hıristiyanlardı. Antakya Kontluğu, Türklerin akınlarından dolayı kendisini hiç emniyette hissetmiyordu. Hatta 1101 senesinde Antakya Kontu Bohemund (Boemendo), bir Türk beyliği olan Danişmentlilere esir düşmüştü. Bu durum Kilikya Ermeni Devleti ile Antakya Kontluğunu birbirine yaklaştırmıştı. Katolik Latin Antakya Kontluğu, hem Türkler hem de Ortodoks Bizans Devletine karşı aralarında bir tampon oluşturmak düşüncesi ile, Ortodoks olmalarına rağmen Kilikya Ermeni Devleti ile ilişkilerini daha da sağlamlaştırmak ihtiyacı duyuyordu. Antakya Kontu Bohemund, Kilikya Kralı Hetum'un kızı ile evlenerek aralarındaki bağları iyice sağlamlaştırmıştı. Antakya Kontluğu'nun desteği ile Kilikya Devleti, bölgedeki müstahkem mevkileri ele geçirme başarısını gösterirken,  Ortodoks Ermeni sarayından başlamak üzere Katolik mezhebine geçişler de meydana gelmeye başlamıştı. Zaten özellikle İskenderun Körfezi'ndeki limanlar üzerinden Avrupa ile yürütülmekte olan ticaret sebebiyle Ortodoks Ermeni halkının Katolik Avrupa halkları ile temasları vardı. Ermeni hanedanının Katolik mezhebine geçişi, halkın da Katolik inancına geçişini hızlandırdı.

Şimdi önemli bir soru kıymetli okurlar, bu Antakya Latin veya Haçlı Kontluğunda kullanılan resmi dil ve halkın kullandığı yaygın dil hangileridir, bilir misiniz? Tarihçiler bu sorunun cevabını "Fransızca ve Ermenice" diye verirler. Aynı durum Edessa (Urfa) Latin (Haçlı) Kontluğu için de geçerlidir. Trablus Kontluğunda Fransızca ve Ermenicenin yanına İtalyanca eklenmektedir. Kudüs Krallığında ise bu diller Fransızca, Latince, İtalyanca, Yunanca ve Arapçadır. Adları Haçlı ya da Latin kelimeleriyle birlikte anılmakta olsa da bu devletlerin hepsinde Fransız dili de kullanılmıştır.

Edessa, Antakya, Trablus kontluklarında, Fransızca konuşan, Fransız ülkesinden gelmiş, Katolik inancını taşıyan yöneticiler, idareleri altındaki Ermeniler ile çok iyi anlaşıyorlar. Onların yardımı ve desteği ile idareleri altındaki diğer insanları da kontrol altında tutabiliyorlar. Diğer taraftan bu Latin Katolik idareciler, tebaaları olan Ermenilerin Katolikleşmesini sağlarken onların koruyuculuğunu da yapıyorlar. İşte günümüzde bile Ortadoğu'daki siyasî durumu yakından ilgilendiren olayların tarihsel sebeplerinden birisi budur.

Fransızlar, adı geçen kontluklar ve Kilikya Ermeni devleti sona erdikten sonra da gönderdikleri misyonerler vasıtası ile halkın Katolik inancına geçmesi için çalışmalar yürütmüşlerdir. Ancak en önemli hedef kitlelerinin ve en kolay netice aldıkları halkın Ermeniler olduğu da bir gerçektir. Zamanla Fransa, Osmanlı coğrafyasındaki bütün Katolik misyonerlik faaliyetlerinin maddi ve manevi hamiliğini üstlenmiştir. 1622 yılında "Congregatio de Propaganda Fide" isimli misyoner kolejinin kurulmasıyla Ermeniler arasında Katolik mezhebi daha da hızlı yayılmaya başlamış, hatta Fransa Kralının destekleri ile Kapüsen rahipleri için İstanbul Beyoğlu'nda ikametgâh bile yapılmıştır.

1. Dünya Savaşı sonrasında Fransızların işgal ettiği bölgelerin nereler olduğu incelendiğinde, durumu, petrol başta olmak üzere maden havzaları ve liman şehirlerine yönelik itilaf devletleri arasında varılan anlaşmalarla izah etmek, olayı çok basite indirgemek olur. Fransızların bu coğrafyada eskiden bulunmuş oldukları Edessa, Antakya, Trablus kontlukları ve iyi ilişkiler tesis etmiş oldukları Kilikya Ermeni Devletinin topraklarını başkalarına bırakmayıp kendilerine talep etmeleri hiç de tesadüf değilmiş meğer! Bugün de Ortadoğu'daki siyasal olaylarda hangi ülkenin nerelerde daha etkin olmaya çalıştığını sorgulayacak olursak aynı neticeye ulaşıyoruz.

Sözde Ermeni soykırımı başta olmak üzere, Ermenilerin uluslararası platformda yürüttükleri propaganda çalışmalarında Fransa'nın neden bu tür iddia ve talepleri ilk kabul eden ülke olduğunun cevabı budur. Ermenilerin Anadolu'da yaptığı Türk ve Müslüman kıyımını Fransızların neden görmezden geldiklerinin izahı da budur. Ermeni teröristlerin yurt dışındaki Türk temsilciliklerinde görev yapan bürokratları katletmesine Fransızların tepkisiz kalmalarının sebebi de budur. Ermenilerin bir zamanlar daha yoğun bir nüfusa sahip oldukları, bugün Ermenistan Devletinin anayasasında kendine ait olarak gösterdiği bizim doğu ve güneydoğudaki vatan toprakları üzerinde bölücü terör örgütü faaliyetleri hakkında takındıkları tavrın da açıklaması budur.

Fransızları bu coğrafyaya sokup bugün bile başımıza dert olmalarına neden olan Haçlı seferleri… Haçlı seferlerine sebep olup, onlarla anlaşıp bizim üzerimize sadece Fransızları değil, bütün Haçlıları salan Bizans ve onun sinsi oyunları…

Kaldığımız yerden devam etmek ümidi ile…

 
Hüseyin Kuloğlu / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

25.05.2020, 25.05.2019, 25.05.2018, 25.05.2017, 25.05.2016, 25.05.2015, 25.05.2014, 25.05.2013, 25.05.2012, 25.05.2011, 25.05.2010, 25.05.2009, 25.05.2008, 25.05.2007, 25.05.2006, 25.05.2005, 25.05.2004, 25.05.2003, 25.05.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.