logo
28 EYLÜL 2026

G20 Liderler Zirvesi'ne katılan Erdoğan dönüş yolunda konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'yle görüşmesine ilişkin, "Onlar önce bizi bekliyor ama ben 'biz sizi bekliyoruz' dedim. Tarihi, bakanlarımız ve istihbarat başkanımız görüşecek." dedi

11.09.2023 17:13:00
Anadolu Ajansı
 
G20 Liderler Zirvesi'ne katılan Erdoğan dönüş yolunda konuştu
G20 Liderler Zirvesi'ne katılan Erdoğan dönüş yolunda konuştu

Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlenen 18'inci G20 Liderler Zirvesi'ne katılan Erdoğan, Hindistan dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin enerjide merkez ülke olma hedefinin yanı sıra, küresel enerji krizinde de kritik bir rolünün bulunduğu belirtilerek, "Bu bağlamda yakın bir zamanda somut adım bekler miyiz' Zirve kapsamındaki temaslarda yaklaşım nasıldı'" sorusu üzerine Erdoğan, Ataşehir'deki finans merkezinin açılışını bizzat kendisinin yaptığını, bazı finans sektörüne ait kuruluşların, kamu bankalarının buraya yerleştiğini söyledi.

Çok güzel bir finans merkezine sahip olduklarını açılışta da gördüğünü aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şimdi bu atılacak adımla bir enerji merkezinin Ataşehir'de kurulmasını sağlayacağız. Orada sadece doğal gaz olmayacak. Orada petrol, madenler, yenilenebilir enerji, cevherlerden mücevherlere varan birçok adım atılacak. Altın borsası dediğimiz zaman sadece bildiğimiz yerde değil, icabında orada da ciddi bir sirkülasyon meydana gelecek ve bütün bunlarla beraber Trakya'da ise bir doğal gaz merkezi olacak. Soçi ziyaretinde de bunu Sayın Putin ile görüştük. Malum bizim şu anda Trakya'dan gelen doğal gaz yaklaşık yüzde 40-50, Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak ama şu anda Avrupa bizden doğal gaz bekliyor. Örneğin bir Macaristan, bizden doğal gaz bekliyor ve bizim de onlara verdiğimiz sözler var. 'Biz, sizin doğal gaz talebinizi buradan karşılayacağız' dedik ve Trakya merkezli olan dağıtımdan Avrupa'ya, oradan doğal gaz temin edeceğiz. Ataşehir, enerjinin birçok çeşidinin adeta pazarlandığı, dağıtımının yapıldığı yer olacak."

Zirve marjında ve uluslararası tüm platformlarda muhataplarıyla yaptıkları görüşmelerde enerji konusunu öncelikli ve ayrı bir başlık altında ele aldıklarına işaret eden Erdoğan, "Enerji konusunda her zaman yeni ve farklı çalışmalarımız olmuştur, olacaktır. Görüştüğümüz liderlerle enerji konusundaki ilişkilerimizi, atılacak yeni adımları konuştuk." ifadesini kullandı.

Rus gazının, Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılması için çalışmaların devam ettiğini bildiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Başka ülkelerin de kaynaklarının Avrupa pazarına ulaşması, Türkiye'nin küresel enerji merkezi olması ile mümkün. Özellikle önümüzdeki süreçte Türkiye'de kurulacak fiziki doğal gaz üssü gibi atacağımız somut adımlarla küresel doğal gaz fiyatı Türkiye'de belirlenecek. Bunun için çalışmalarımız devam ediyor. Çalışmalar olgunlaştıkça, nihayete erdirme aşamasına gelindiğinde, yeni müjdelerimizi de kamuoyu ile paylaşırız. Fiyatlandırma olayı onlarla birlikte atacağımız bir adım, alacağımız bir karar. Bunları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız, Bakanımız muhataplarıyla görüşerek neticelendirecek. Bu görüşmelerin neticesinde müşterek alacağımız kararlarla da yola devam edeceğiz. Bakın bu ara mesela petrolde Suudi Arabistan ve Rusya fiyatlarla şöyle bir oynadı. Fiyatlarla oynamanın neticesinde dünya ne yaptı' Tek başına 'Ben verdim kararı oldu'yla olmaz. Beraber olacak."

'Türkiye, önemli bir üretim ve ticaret üssü'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hindistan Başbakanı'nın gündeme getirdiği Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Tren Hattı, Çin'in Kuşak-Yol Projesi'ne karşı ABD destekli bir plan olarak değerlendirilebilir mi' Joe Biden da hemen destek verdi. Çin'i engellemeye yönelik yeni bir hamle midir'" sorusu üzerine, jeostratejik konum itibarıyla dünyadaki bütün koridorlarla ilgili gelişmeleri yakından takip ettiklerini aktardı.

Erdoğan, "Kuşak ve yol girişimi konusunda Çin mesafe aldı, devam ediyor. Biliyorsunuz bizim de Çin'in attığı bu adıma yönelik aldığımız mesafe var. Yani Marmaray'a varıncaya kadar hepsi o projenin, planın içinde." sözlerini sarf etti.

Diplomasiyi kazan-kazan ilkesi çerçevesinde yürüttüklerini, bu alternatif güzergahlardan ne ölçüde yararlanabileceklerinin ve ne kazanabileceklerinin çalışmasını yaptıklarını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ülkeler ticari yol ve güzergahlarla, etki alanlarını da geliştirme gayretindeler. Bunun da farkındayız. Ancak bizler 'yol medeniyettir' diyen bir şiarla konuya bakıyor ve tüm bu projelerin medeniyetin gelişmesine, insanların refahına, barışına hizmet etmesi temennisinde bulunuyoruz. Biz şunu diyoruz, Türkiyesiz bir koridor olmaz. Türkiye, önemli bir üretim ve ticaret üssü. Doğudan batıya trafik için en uygun hat Türkiye üzerinden geçmek durumunda.

Bu süreçte bizim çok önemsediğimiz bir adım ise Körfez'in bizimle beraber attığı adım. Irak, Katar, Abu Dabi üzerinden, Türkiye üzerinden Avrupa'ya giden bir yoldan, bir koridordan bahsediyoruz. Bu konuda özellikle Muhammed Bin Zayed dün çok daha kararlı bir telkinde bulundu, 'Bu işi uzatmayalım, 60 günde görüşmeleri arkadaşlarımız bitirsinler ve hemen temelleri atalım, yola koyulalım' dedi. Yani bu işin heyecanını bu denli duyuyorlar ve biz de gerek Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan'a, gerek Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu'na gerekli talimatları verdim. Onlar muhataplarıyla görüşerek inşallah bu adımı atacaklar. Bu rakam öyle ufak rakam değil. Ama Birleşik Arap Emirlikleri bu işe çok hazır. Katar çok hazır. Bizler de buna çok çok hazırız. Bu adımı inşallah bu şekilde atmış olacağız."

'Bunlar bardaklarının boş olduğunu anlamayacak kadar saflar'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ekrem İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu partinin başında devam ederse İstanbul'un kaybedilebileceğini söylemişti. Ancak şimdi aday oldu. Akşener de İstanbul ve Ankara dahil 81 ilde aday gösterecekleri ve kaybetmeyi göze aldıkları yönünde bir açıklama yaptı. 'Muhalefet şu anda kazanmayı değil kaybetmeyi konuşuyor' değerlendirmeleri var. Bu açıklamalarla ilgili neler söylersiniz'" sorusu üzerine şu görüşleri paylaştı:

"Onlar zaten kendi aralarında değerlendirmelerini yapıyor. Ne diyor Genel Başkan' Diyor ki 'Altılı masa değil, gerekirse on altılı masa'. Yani biraz daha konuşsa on altılı masa yüz altmış altılı masa da olacaktı. Ama masa devrildi. Kötü devrildi. O masanın içerisinde bu belediye başkanları da vardı. Hepsi cumhurbaşkanı yardımcısı da oldular. Gelinen nokta ortada' Bizim böyle bir derdimiz yok. Biz bu belediye başkanlığını İstanbul'da da yaptık, Ankara'da da yaptık. Bizim belediye başkanlığımızın kalitesi, seviyesi nedir' Bunu İstanbullu gayet iyi bilir, Ankaralı gayet iyi bilir. Öbür tarafta şöyle bir İzmir'e bakın. İzmir'in belediyeciliği ne durumda görüyorsunuz. Şu anda İzmir bir felaketi yaşıyor. Türkiye'de maalesef şu anda oralarda yaşayan vatandaşlarım 'illallah' diyor. Adana'ya bakın, Mersin'e bakın aynı. Antalya'da işte Menderes Bey'den sonra bir dönem yaşandı. Maalesef berbat. Buralarda yapılan hizmetin ne olduğunu yaşayanlar biliyor. Lafla, konuşmakla bu iş olmuyor. Mühür vurmakla bu iş olmuyor. Neyin mührü' Hangi sel afetinde giydin çizmeleri geldin sel afetiyle mücadele ettin' Bunların böyle bir derdi yok. Onun için burada en büyük karar merci İstanbulludur, Ankaralıdır ve onlar da Adana olsun, Antalya olsun, Mersin olsun, bütün buralarda inanıyorum ben, en güzel kararı en bağlayıcı kararı benim milletim verecek. Bunlarla daha fazla gidilmez. Biz 21 yıldır iktidar olarak, kendi rekorlarımızı yenilemek için kendimizle yarışıyoruz."

AK Parti'nin, kendisiyle yarışan, hizmette yarışan bir parti olduğunu vurgulayan Erdoğan, muhalefetin ise rant için, koltuk için yarışan partilerden oluştuğunu anlattı.

Erdoğan, "CHP'nin evlere şenlik genel başkanının durumu da farklı değil. O da koltuk hayalleri ile döndü dolaştı en son mevcut koltuğunu koruyabilmek için masaları tokatlamaya kadar işi getirdi. Genel seçimler öncesi kurdukları 9'lu masada çevirdikleri dümenler yeni yeni ortaya saçılıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Milletin, altılı masada dönen pazarlıkları, masa altından kimlerin birbirini tekmelediğini gördüğünü, daha da göreceğini belirten Erdoğan, "Bunlar sabah başka akşam başka konuşurlar. Bunlar İzmir'de başka, Ankara'da başka, Diyarbakır'da başka, Erzurum'da başka konuşurlar. İşte bu yüzden bunların ne dediğinden çok ne yapacaklarını bekleyip görmek lazım. Artık milletim bunların gerçek yüzünü gördü." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye gibi büyük ve güçlü bir ülkenin böyle kifayetsizlerin elindeki bir muhalefeti hak etmediğini dile getirdi.

Erdoğan, "Tek dertleri rant ve koltuk olan bir muhalefetin ülkemize ve vatandaşlarımıza bir hayrı olmaz. Girdikleri tüm seçimi kaybetmelerine rağmen, 'başarılıyız' açıklamaları bile yaptıkları işi ciddiye almadıklarını, seçmenleriyle dalga geçtiklerini gösteriyor. 'Başarılıyız' açıklamasını yapanlar, bardağın dolu tarafına falan bakmıyor. Bunlar bardaklarının boş olduğunu anlamayacak kadar saflar. Yerel seçimlerde de CHP'nin eline düşen şehirlerimizi de milletin, tertemiz oyları ile kurtaracak ve Cumhur İttifakı'na verecek inancındayız. Bunun için rehavete kapılmadan çok çalışacak ve milletin gönlünü de seçimi de kazanacağız." ifadesine yer verdi.

'Bu millet CHP ile terör örgütünün o dayanışmasını unutmadı'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine de şu açıklamayı yaptı:

"Her şeyden önce bu zat bir vatansever, bir milliyetperver kişi değil. Bu zat, her şeyden önce PKK terör örgütüyle, YPG'yle, HDP'yle bunlarla el ele kol kola dolaşanlar bunlar. Bunlar tabii genel başkanlarıyla beraber de aynı şeyleri yapmadılar mı' Terör örgütlerinin temsilcileriyle bunlar Ankara'dan İstanbul'a yürümediler mi' Ama bu ismini verdiğiniz zat, teröristlerin cenaze merasimlerinden tutun dağdakilerle beraber yürümeye varıncaya kadar bunların hepsini yapmış olan kişiler. İnanıyorum ki bu seçimde benim vatandaşım artık bunlara yerel bazda 'yürü' demeyecek, bunların ipini kesecek diye inanıyorum. Böyle düşünüyorum. Milletle, milletin değerleriyle uzaktan yakından bağı olmayanların alçak iftiralarından başka bir şey değil bu. Sürekli çamur at izi kalsın türü açıklamalarla, düşmanına bile zulmetmeyen Türk Silahlı Kuvvetleri'ne iftiralar atmaktan bıkmadılar. Mehmetçiğin ve milletin düşmanı bir ismin, Türkiye'nin ikinci büyük partisinin mensubu olması da ayrıca düşündürücüdür. Seçimde Kandil'den CHP'ye ve onun adayı Kemal Kılıçdaroğlu'na selamlar ve destekler gönderilirken, bu şahıs CHP kimliğiyle terör örgütünün kurulduğu köyden örgüte selam veriyordu. Bu millet, CHP ile terör örgütünün o dayanışmasını unutmadı, sandıkta da yanıtını verdi. Bu şahıs, dünyanın en şerefli, en mert ordusuna dil uzatmanın cezasını hukuk önünde alacaktır. Düşmanlarının bile mertliğinden övgüyle söz ettiği Türk Silahlı Kuvvetlerimize yapılan bu namertçe hakaret, iftiralar cezasız kalmayacaktır."

'Arzumuz sivil anayasayı en geniş katılımla, mutabakatla hazırlamak'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yeni bir anayasa için yeniden çağrıda bulunuyorsunuz. İki yıl önce yaptığınız çağrıya muhalefetten olumlu bir dönüş olmamıştı. Şimdi yeni konjonktürde muhalefetin buna olumlu bir cevap vermesini bekliyor musunuz' Bu konuda nasıl bir yöntem, nasıl bir yol haritası öneriyorsunuz' Örneğin, 2011 ve 2015'te olduğu gibi Meclis'te temsil edilen partilerin katılımıyla bir komisyon yeniden tesis edilebilir mi'" şeklindeki soru üzerine, "2011'de, 2015'te olduğu gibi Parlamentodaki partilere şüphesiz tekliflerimizi götüreceğiz." yanıtını verdi.

Ama hepsinden önce Cumhur İttifakı olarak ön hazırlıkları yapacaklarının ve bu ön hazırlıkları yaptıktan sonra da Parlamentoda grubu olanlarla bu konuyu olgunlaştırmanın gayreti içerisinde olacaklarının altını çizen Erdoğan, "Zira anayasa olmazsa olmazımız. Yani bir kenara bunu atmamız mümkün değil. Şu an itibarıyla parlamentodaki grubumuz diğer gruplarla görüşmelerini yapıp eğer birlikte bir adım atabilirsek, müşterek olarak böyle bir sivil anayasayı yapabilirsek adımımız bu olacak. Eksikler nelerdir, neler değildir' Bunları gözden geçirip kuracağımız komisyonlarla da bu çalışmaları inşallah sürdüreceğiz. Darbelere bakışımız ve darbe anayasalarına karşı tutumumuz siyasi hayatımızın özeti gibidir. Ülkemizi sivil anayasaya kavuşturmak arzumuz da hayalin ötesinde, siyasetimizin aksiyonu oldu." diye konuştu.

Türkiye'de 21 yılda yargı teşkilatının fiziki yapısını güçlendirdiklerini, beşeri varlığını sürekli tahkim ettiklerini anlatan Erdoğan, "Tüm bu yapılanları sivil bir anayasayla da taçlandırmak, Türkiye Yüzyılı'nı sivil bir anayasa ile inşa etmek istiyoruz." dedi.

Türkiye'nin artık darbe döneminin mahsulü bir anayasa ile yönetilmeyi hak etmediğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'ye, yeni, sivil, özgürlükçü bir anayasa yapmak yakışır. Millet, Türkiye Büyük Millet Meclisi aritmetiğini şekillendirirken partilere 'uzlaşın ve artık yeni anayasa yapın' mesajını da vermiştir. Meclis zemininde mümkün olan en geniş uzlaşı ile sivil toplumun tüm kesimlerinin fikirleri de alınarak yeni bir anayasa yapmak mümkündür. Arzumuz, sivil anayasayı en geniş katılımla, mutabakatla hazırlamak. Yasama yılının açılmasıyla birlikte de Cumhur İttifakı olarak bu konu üzerine yoğunlaşacağız." ifadesini kullandı.

'Öncelikle dışişleri bakanlarımızı, istihbarat başkanlarımızı görevlendirdik'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüşmesi hatırlatılarak, "2022'de Katar'da bir görüşmeniz olmuştu ama şimdi resmi bir görüşme oldu. Nasıl geçti görüşme' Bu görüşmede karşılıklı ziyaretleriniz gündeme geldi mi'" sorusu üzerine, görüşmenin gayet olumlu geçtiğini, davet konusunun da gündeme geldiğini belirtti. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Öncelikle dışişleri bakanlarımızı, istihbarat başkanlarımızı görevlendirdik. Onlar birbirleriyle karşılıklı olarak görüşmelerini yapacaklar. Onlar tabii önce bizi bekliyorlar ama ben dedim ki 'Biz sizi bekliyoruz'. Tarih verilmedi. Tarihi, bakan arkadaşlarımız ve istihbarat başkanımız görüşecekler. Ona göre de adımlarımızı atacağız. Görüşmemizde kendilerine de görevlendirdikleri büyükelçinin sunacağı güven mektubunu yakında kabul edeceğimi söyledim. Türkiye ve Mısır ilişkilerini hak ettiği seviyeye birlikte en kısa zamanda ulaştıracağız. Her iki ülke, ekonomi ve ticari alanda büyük potansiyele sahip. Karşılıklı ticaret hacmimizi iki katına çıkartmak için çalışma yapacağız. Biliyorsunuz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi oluşturmuştuk. Bunu yeniden canlandırmak için çalışacağız. İlişkilerimizin eskisinden daha iyi hale gelmesi, Suriye meselesi başta olmak üzere, birçok bölgesel sorun alanında olumlu neticeler almamızı sağlayabilir."

'Bu terazi, bu kadar sıkleti çekmez'

Erdoğan, "G20 Sonuç Bildirgesinde Afrika Birliğinin G20'ye dahil edilmesi yer aldı. Türkiye'nin Mısır ile ilişkilerinin normalleşmesi konusunda mesafe alındı. Türkiye'nin Hindistan ve bölge ülkelerine yönelik bir açılımı söz konusu olabilir mi' Acaba dünyada bir yön değişikliği mi olacak' Türkiye nasıl davranacak'" sorusunu yanıtlarken, G20'nin içerisinde sadece Doğu ülkelerinin değil, Batılı pek çok ülkenin de bulunduğunu vurguladı.

G20'nin, adeta Doğu'yla Batı'nın bir sentezi olduğuna işaret eden Erdoğan, "Ancak bu son gelişmelerde Batı ile maalesef Rusya-Ukrayna olayında bir çatışma var diyebilirim. Nedir bu çatışma' İşte Sayın Putin, 'Batı bana verdiği sözleri tutmadı, onun için tahıl koridorunu sekteye uğrattım' diyor. Nedir o' Elli yıl Batı bize verdiği sözü tuttu mu' Avrupa Birliği olayında elli yıldır bizi oyalıyor. Bugün yine Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Charles Michel ile görüştük, söyledik. Bu terazi, bu kadar sıkleti çekmez." açıklamasında bulundu.

AA

SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”

Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları “banka ve müşteri sırrı” gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda “sır” perdesi ne zaman kalkacak?

28.09.2026 19:40:00
Haber Merkezi
 
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
Türkiye'de yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizinde paraların akıbeti ve denetim tartışılırken, yıllardır kamuoyunun yanıt beklediği başka bir dosya yeniden gündemde: Ziraat Bankası'ndan Demirören Grubu'na kullandırılan yüz milyonlarca dolarlık kredi. Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda "sır" perdesi ne zaman kalkacak?

Fon skandalında yüz binlerce yatırımcı bekliyor

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026'da 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. SPK'nın 23 Eylül'deki açıklamasına göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.

Fon krizinde toplam büyüklük konusunda farklı rakamlar gündeme gelirken, tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü çeşitli hesaplamalarda 826 milyar lira ile yaklaşık 891 milyar lira arasında gösteriliyor.

Süreç yalnızca finansal kayıplar açısından değil, denetim mekanizmalarının nasıl işlediği açısından da tartışılıyor. Soruşturma kapsamında 24 Eylül itibarıyla tutuklu sayısının 26'ya yükseldiği bildirildi.

BİR TARAFTA YATIRIMCININ PARASI, DİĞER TARAFTA KAMU BANKASININ KREDİSİ

Fon krizinde yüz binlerce yatırımcı parasının ne zaman ve hangi yöntemle geri ödeneceğini beklerken, kamuoyunun yıllardır yanıt aradığı başka bir dosya da yeniden hatırlanıyor.

Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alma sürecinde Ziraat Bankası'ndan kullandığı 800 milyon dolarlık kredi, uzun süredir tartışma konusu.

Kredinin akıbetine ilişkin TBMM'ye yöneltilen sorulara Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in verdiği yanıtta ise ayrıntılar "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklanmadı.

NE OLMUŞTU?

Kredi, 2018 yılında Demirören Holding'in Doğan Medya Grubu'nu satın alması sürecinde gündeme geldi. Sayıştay raporlarına yansıyan bilgilere göre başlangıçta 800 milyon dolar olarak ifade edilen kredi, yeniden yapılandırmalar sonrasında 895,6 milyon dolarlık bir borç tutarına ulaştı ve 2022'de yüzde 4 faizle 14 yıl vadeye yayıldı.

Daha sonra Sayıştay'ın 2023 yılı incelemelerinde de borcun yapılandırmalara rağmen ödeme planına uygun şekilde ödenmediği ve 31 Aralık 2023 itibarıyla Demirören'e ilişkin borç tutarının 30 milyar 208 milyon TL'yi aştığı belirtildi.

8 Ocak 2026: CHP Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Zeynel Emre, Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alması için Ziraat Bankası tarafından kullandırıldığı belirtilen 800 milyon dolarlık kredi konusunda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yanıtlaması istemiyle TBMM'ye soru önergesi verdi.

18 Şubat 2026: Önergeye Şimşek imzalı yazılı yanıt verildi. Yanıtta, Ziraat Bankası'nın açıklaması aktarıldı ve krediye ilişkin ayrıntıların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 73. maddesindeki "sırların saklanması" hükümleri kapsamında banka/müşteri sırrı olduğu belirtilerek paylaşılmadı.

21 Şubat 2026: Bu yanıt basına 'Demirören kredisine sır perdesi' şeklinde yansıdı.

"SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?"

Fon krizinde SPK'nın müdahalesiyle birlikte "Kim denetledi, riskler neden daha önce görülmedi, yatırımcıların parası nasıl korunacak?" soruları sorulurken, kamu bankası kaynaklarının kullanıldığı Demirören kredisi konusunda da benzer bir şeffaflık tartışması yaşanıyor.

Buradaki kritik fark ise şu: Fon krizinde söz konusu olan yatırımcıların özel tasarrufları, Demirören dosyasında ise kamu bankası Ziraat'ın kullandırdığı kredi.

Dolayısıyla tartışmanın merkezindeki soru yalnızca "borç ne kadar?" değil.

Kamu bankasından verilen yüz milyonlarca dolarlık kredinin bugünkü durumu nedir, ne kadarı tahsil edildi, hangi koşullarda yapılandırıldı ve kamu bu süreçte ne kadar risk üstlendi?

Mehmet Şimşek'in "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle ayrıntıları açıklamaması, bu soruların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Fon krizinin ardından gözler yeniden eski dosyalara çevrilirken, "Fonlardaki paranın hesabı sorulurken, Demirören'in kamu bankasına olan borcunun hesabı ne zaman açıklanacak?" sorusu da yeniden gündeme taşınıyor.

Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi

28.09.2026 18:47:00
Haber Merkezi
 
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Fatih Ergin’in anlattıklarının hangisi yanlış?
Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında yaptığı sosyal medya paylaşımı nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi.

Peki, Ergin'in paylaşımında hangi bilgiler yanlış, hangileri doğru? Kaynaklar karşılaştırıldığında tartışmanın merkezinde tek bir ifade bulunuyor: "eski Adli Tıp çalışanı."

Gazeteci Fatih Ergin, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Turgay Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunmasına ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.

Ergin'in paylaşımında Tamer'in Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı, 14'ünde serbest bırakıldığı ve daha sonra evinde ölü bulunduğu aktarıldı.

Bu olayların önemli bölümü farklı haber kaynaklarında da yer aldı.

"GÖZALTINA ALINDI" BİLGİSİ DOĞRU

Turgay Tamer'in Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alındığı doğrulanıyor.

DHA'nın haberine göre Tamer, yaklaşık iki hafta önce soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.

Dolayısıyla Ergin'in "Tamer, kısa süre önce Kozinoğlu soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı" şeklindeki aktarımının bu bölümü kaynaklarla örtüşüyor.

"SERBEST BIRAKILDI" BİLGİSİ DOĞRU

Tamer'in gözaltı işleminin ardından serbest bırakıldığı da doğrulanıyor.

DHA, Tamer'in adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldığını bildirirken, soruşturmayla ilgili diğer haberlerde de aynı bilgi yer alıyor.

"EVİNDE ÖLÜ BULUNDU" BİLGİSİ DE DOĞRU

Ergin'in paylaşımındaki en önemli bilgilerden biri olan Tamer'in evinde ölü bulunması da doğrulanıyor.

Tamer, Büyükçekmece'deki evinde eşi tarafından yerde yatarken bulundu. Sağlık ekipleri Tamer'in hayatını kaybettiğini belirledi. Cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna gönderildi. DHA, ilk incelemede ölümün şüpheli bulunduğunu aktardı.

Dolayısıyla "evinde ölü bulundu" bilgisi de doğrulanmış durumda.

PEKİ YANLIŞ OLAN NE?

Tartışmanın asıl noktası Turgay Tamer'in mesleki tanımı.

Ergin'in paylaşımında Tamer için "eski Adli Tıp çalışanı" ifadesinin kullanıldığı aktarılıyor.

Ancak Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın açıklamasına göre Tamer, Adli Tıp doktoru değildi. Tamer, Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu dönemde cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapıyordu. Başsavcılık ayrıca Tamer'in Kozinoğlu'nun sağlık durumunun kötüleştiğinden haberdar edilmediğini ve Kozinoğlu'na herhangi bir tıbbi müdahalede bulunmadığını açıkladı.

Yani resmi açıklamaya göre yanlış olan nokta Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olarak nitelendirilmesi.

BİR İFADE, TUTUKLAMA TALEBİ

Ergin'in gözaltına alınmasının ve ardından tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesinin, söz konusu paylaşım üzerinden yürütüldüğü haberleştirildi. Ergin hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasının yanı sıra, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği iddiasının da bulunduğu bildirildi.

Burada dikkat çeken tablo şu:

Tamer'in gözaltına alınması: doğrulanıyor.

Tamer'in serbest bırakılması: doğrulanıyor.

Tamer'in daha sonra evinde ölü bulunması: doğrulanıyor.

Tamer'in cezaevinde görev yapmış doktor olması: doğrulanıyor.

Tamer'in "Adli Tıp çalışanı" olması: Başsavcılık tarafından reddediliyor.

Dolayısıyla Ergin'in paylaşımındaki olayların tamamının yanlış olduğu söylenemiyor. Tartışmalı olan, Tamer'in görevine ilişkin kullanılan ifade.

GAZETECİLİKTE HATA NEREDE BİTER, SUÇ NEREDE BAŞLAR?

Fatih Ergin dosyasında hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağı henüz belli değil. Ancak mevcut bilgiler üzerinden bakıldığında tartışma, paylaşımın ana olay örgüsünün yanlış olup olmadığı ile bir meslek tanımındaki hatanın "halkı yanıltıcı bilgi" kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında düğümleniyor.

Ergin'in tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilmesiyle birlikte kamuoyunun önündeki soru da şu:

Bir gazetecinin haberindeki tek bir yanlış ifade, paylaşımın diğer bölümleri doğru olsa dahi "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklama talebine dayanak yapılabilir mi?

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.