logo
28 EYLÜL 2026

Gazze'de öldürülen Filistinli sayısı 18 bine yaklaştı

İsrail'in 7 Ekim'den bu yana saldırılarını sürdürdüğü Gazze Şeridi'nde son 24 saatte öldürülenlerin sayısı 213 artarak 17 bin 700'e yükseldi

10.12.2023 11:38:00 / Güncelleme: 10.12.2023 11:48:04
AA
 
Gazze'de öldürülen Filistinli sayısı 18 bine yaklaştı
Gazze'de öldürülen Filistinli sayısı 18 bine yaklaştı
Gazze'deki Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in devam eden saldırılarına ilişkin bilgi verdi.

İsrail'in saldırılarında son 24 saatte 213 Filistinlinin öldürüldüğünü aktaran Kudra, 210 cenaze ile 2 bin 300 yaralının hastanelere sevk edildiğini kaydetti.

Kudra, 7 Ekim'den bu yana hayatını kaybedenlerin sayısının 17 bin 700'e, saldırılarda yaralananların sayısının ise 48 bin 780'e çıktığını belirtti.

"Son saatlerde, işgal (İsrail) güçleri 20 korkunç katliam gerçekleştirdi ve aileleri bütünüyle yok etti. İşgalcilerin korkunç bir katliam gerçekleştirdiği Gazze'deki Halife Okulu dahil olmak üzere yerleşim bölgelerindeki ve okullardaki vatandaşlardan çok sayıda çağrı aldık." ifadelerini kullanan Kudra, İsrail'in Gazze Şeridi halkına yönelik suçlarının ve soykırımın, açıklamaların ve mantığın ötesine geçtiğini belirterek, ABD ve Avrupa'nın desteğiyle Filistin varlığının sona erdirilmesinin insanlık dışı olduğunu vurguladı.

Kudra, Gazze Avrupa Hastanesi bölgesinde yaralıları tahliye etmeye çalışan bir ambulansın hedef alınması sonucu 2 sağlık görevlisinin yaralandığını, ambulansta hasar meydana geldiğini ifade ederek, şu ana kadar 57 ambulansın hedef alındığını aktardı.

'Gazze'nin kuzeyinde yaşayanlar ev ev, okul okul imhaya maruz kalıyor'

Kudra, İsrail askerlerinin, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Kemal Advan ve El-Avde Hastanesi'ni kuşatmaya devam ettiğini, İsrail keskin nişancılarının iki sağlık personelini öldürdüğünü, çok sayıda hamile kadını da öldürdüğü veya yaraladığını belirtti.

Gazze'nin kuzeyindeki hamile kadınların, El-Avde Hastanesi'ndeki doğum hizmetine erişemediğini, bunun hem onlar hem bebekleri için tehlike teşkil ettiğini vurgulayan Kudra, "Gazze'nin kuzeyinde yaşayanlar ev ev, okul okul imhaya maruz kalıyor. Hastanelerin kuşatılması ve hizmet dışı kalması sonucu yaralılar ölüme terk ediliyor." ifadelerini kullandı.

İsrail 36 sağlık personelini alıkoymaya devam ediyor

Kudra, İsrail güçlerinin Şifa Hastanesi Genel Müdürü Muhammed Ebu Silmiyye başta olmak üzere 36 sağlık personelini hala alıkoyduğuna dikkati çekti.

İsrail'in bilinçli olarak 132 sağlık kuruluşunu hedef aldığını, 22 hastane ve 46 sağlık merkezini hizmet dışı bıraktığını aktaran Kudra, İsrail'in sağlık sistemine yönelik saldırganlığının 295 sağlık personelinin ölümüne, yüzlercesinin de yaralanmasına yol açtığını kaydetti.

Gazze Şeridi'ne sağlık desteği verilmesi çağrısında bulunan Kudra, yaralıları tahliye etmek için kullanılan mekanizmaların hala kısıtlı olduğunu ve yüzlerce yaralının ölüme terk edildiğini aktardı.

İsrailli keskin nişancılar, Gazze'de ilaç temin etmeye çalışan sağlık yetkilisini yaraladı

Gazze Şeridi'ndeki Sağlık Bakanlığı Eczacılık Genel Müdürü Eşref Ebu Mehadi, hastaneye ilaç ve tıbbi malzeme temin etmeye çalıştığı sırada İsrailli keskin nişancıların açtı ateş sonucu yaralandı.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Ebu Mehadi'nin Gazze kentinde Şifa Hastanesi için ilaç ve tıbbi malzeme temin etmeye çalışırken İsrail ordusunun konuşlandırdığı keskin nişancıların saldırısına uğradığı belirtildi.

Tıbbi malzeme depolarına yakın binaların tepesine konuşlanan İsrailli keskin nişancıların Ebu Mehadi'ye ateş açtığı vurgulanan açıklamada, keskin nişancıların hedef aldığı Ebu Mehadi'nin yanı sıra aracı kullanan şoför ve üçüncü bir kişinin yaralandığı aktarıldı.

Açıklamada, Ebu Mehadi ve diğer yaralıları almak için bölgeye intikal eden ambulansa da ateş açıldığı ifade edildi.

Konuyla ilgili İsrail ordusundan herhangi bir açıklama yapılmadı.


Cibaliya Mülteci Kampı'nda boş alanlar 'toplu mezarlara' dönüştü

İsrail'in yoğun saldırıları altındaki Gazze Şeridi'nin güneyindeki Cibaliya Mülteci Kampı'nda sokak, meydan ve boş alanlar "toplu mezarlara" dönüştü.

İsrail ordusunun havadan ve karadan saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de bulunan Cibaliya Mülteci Kampı'nda kabristanların dolması ve yoğun saldırılar nedeniyle mezarlıklara ulaşılamadığı için halk, saldırılarda hayatlarını kaybeden yakınlarını çarşıda defnediyor.

Cibaliya Mülteci Kampı çarşısında yaşamını yitirenler, yakınları tarafından kazılan mezarlarda bazen topluca bazen ayrı ayrı toprağa veriliyor.

Kampta hayatını kaybedenler, çarşının birçok noktasında meydan ve dükkan önlerindeki boş alanlarda en yakın yerde İsrail savaş uçaklarının saldırıları ve patlama sesleri altında hızlıca gömülmeye çalışılıyor.

Kime ait olduğunun bilinmesi için mezarların başına konulan levhalarda el yazısıyla tüm cenazelerin isimleri sıralanıyor.

Gazze'deki hükümet daha önce birçok kez İsrail'in saldırıları nedeniyle kabristanların dolduğu, cenazelerin topluca defnedildiği yönünde açıklamalar yapmıştı.

İsrail'in Gazze'nin güneyindeki bir eve düzenlediği saldırıda 10 sivil öldürüldü

İsrail ordusunun abluka altındaki Gazze Şeridi'nin güneyinde bir evi bombalaması sonucu 10 sivilin hayatını kaybettiği, onlarcasının yaralandığı bildirildi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA'da yer alan haberde, İsrail ordusuna ait savaş uçaklarının, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Ham Yunus kentinde bir evi bombaladığı belirtildi.

Han Yunus'ta Filistinli bir aileye ait eve düzenlenen hava saldırısı sonucu çoğu çocuk 10 sivilin yaşamını yitirdiği ve onlarcasının yaralandığı aktarılan haberde, İsrail topçu birliklerinin de Han Yunus'taki Avrupa Hastanesi'nin çevresini top atışına tuttuğuna işaret edildi.

İsrail savaş uçaklarının Gazze Şeridi'nin orta kesimlerindeki Deyr el-Balah bölgesinin yanı sıra Nusayrat, el-Magazi, ez-Zavayide kamplarına yoğun saldırılar düzenlediği ifade edilen haberde, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin kuzeyinde de saldırılarını sürdürdüğüne dikkat çekildi.

İsrail ordusu, Batı Şeria'da düzenlediği baskınlarda 3 Filistinliyi yaraladı

İsrail ordusu, işgal altındaki Batı Şeria'nın Nablus kentinde düzenlediği baskınlarda 3 Filistinli genci yaraladı.

Filistin resmi haber ajansı WAFA'da yer alan habere göre, İsrail güçleri, Nablus'taki Asker El-Cedid Filistin Mülteci Kampı'na baskın düzenledi.

İsrail askerleri, kendilerine tepki gösteren kamp sakinlerine karşı gerçek mermi kullanarak Filistinli 2 genci yaraladı, Esad Nasrallah isimli genci de gözaltına aldı.

Nablus'a bağlı Asira eş-Şimaliye beldesine de baskın düzenleyen İsrail güçleri, tepki gösteren belde sakinlerine gerçek mermi ve gaz bombası kullanarak müdahale etti.

İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu 21 yaşındaki Filistinli bir genç yaralandı.

İşgal altındaki Batı Şeria'nın Tubas kentinde de birkaç mahallede geniş çaplı baskınlar yapan İsrail ordusu, arama gerekçeleriyle Filistinlilerin evlerine girdi.

Tubas kentindeki baskınlar sırasında İsrail ordusuna ait insansız hava araçları (İHA) bölgede yoğun uçuşlar yaptı.

Filistin yerel medyasındaki haberlerde ise İsrail ordusunun Tubas'taki bir evi roketle hedef almasının ardından ambulansların bölgeye doğru hareket ettiği ifade edildi.

İsrail güçlerinin Gazze'ye saldırılara başladığı 7 Ekim'den bu yana Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de Filistinlilere yönelik gözaltı ve baskınlarda artış yaşanıyor.

Dünya Gıda Programı: Gazze'deki kıtlık tehlikesini ortadan kaldırmanın tek yolu ateşkes

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı (WFP), Gazze'de meydana gelen kıtlık tehlikesini ortadan kaldırmanın tek yolunun, geniş kapsamlı gıda girişini sağlayacak bir ateşkes olduğunu belirtti.

WFP Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Doğu Avrupa Bölge Direktörü Corinne Fleischer, programın X sosyal medya platformundan, Gazze'ye gerçekleştirdiği ziyaret ve izlenimleriyle ilgili açıklamada bulundu.

Fleischer, "20 yıl boyunca acil durumlarda çalıştım ancak hiçbir şey bugün Gazze'de gördüklerim, duyduklarım ve hissettiklerimle karşılaştırılamaz." ifadesini kullandı.

Gazze halkının, umutsuzluk, korku, açlık ve kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, ailelerin dağılıp gittiğini kaydeden Fleischer, Gazze'deki kıtlık tehlikesini ortadan kaldırmanın tek yolunun, geniş kapsamlı gıda girişini sağlayacak bir ateşkes olduğunu vurguladı.

Fleischer, WFP İcra Direktörü Yardımcısı Carl Skau ve WFP'nin Filistin temsilcisi Samir Abdulcabir ile dün Refah Sınır Kapısı'ndan Gazze'ye girmişti.

Filistinli gruplar, İsrail askerlerini ve araçlarını hedef aldıklarını duyurdu

Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları ile İslami Cihad Hareketinin askeri kanadı Kudüs Seriyyeleri, Gazze Şeridi'nin farklı bölgelerinde İsrail askeri araçlarını ve askerlerini hedef aldıklarını açıkladı.

Kassam Tugayları ile Kudüs Seriyyeleri, Telegram hesaplarından yaptıkları açıklamalarda, İsrail güçlerine karşı yürüttükleri direniş faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi.

Kudüs Seriyyelerinin açıklamasında, Gazze'nin batısındaki Şeyh Rıdvan'da İsrail askeri personel aracının iki Tandum roketiyle hedef alındığı belirtildi.

Kassam Tugaylarının açıklamasında da Gazze'nin güney eksenindeki İsrail komuta odalarının ağır kalibreli havan toplarıyla hedef alındığı aktarıldı.

Han Yunus'ta İsrail'e ait bir Merkava tankının Yasin-105 roketleriyle vurulduğu belirtilen açıklamada, İsrail askerlerinin yoğunlaştığı bir noktanın da havan toplarıyla hedef alındığı kaydedildi.

Açıklamada, Gazze Şeridi yakınındaki Magen yerleşim birimindeki İsrail'e ait birliklere roket saldırısı düzenlendiği belirtildi.

İsrail'in hava saldırısında Gazze'de 2 kadın gazeteci daha hayatını kaybetti

İsrail'in abluka altındaki Gazze Şeridi'nin Han Yunus ve Gazze kentlerine düzenlediği hava saldırılarında 2 kadın gazeteci daha hayatını kaybetti.

Gazze'deki hükûmetin basın ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Filistinli kadın gazeteci Ula Atallah'ın, İsrail savaş uçaklarının Gazze kentinin doğusundaki Ed-Derc Mahallesi'nde düzenlediği saldırıda bir akrabasının evinde yaşamını yitirdiği duyuruldu.

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, aynı evde bulunan Atallah'ın ailesinden bazı kişilerin de hayatını kaybettiği aktarıldı.

Daha önce Anadolu Ajansı (AA) muhabiri olarak da görev yapan Atallah, çeşitli yerli ve uluslararası basın kuruluşlarında çalışmıştı.

Öte yandan Filistin Gazeteciler Sendikasından yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in Han Yunus kentine düzenlediği hava saldırısında gazeteci Dua el-Cebbur'un eşi ve çocuklarıyla beraber hayatını kaybettiği belirtildi.

Filistinli Gazeteciler Sendikası Başkan Yardımcısı Ömer Nezzal, yaptığı açıklamada, Cebbur'un yerel "Medya Gözü Ağı"nda görev yaptığını aktardı.

Buna göre İsrail'in 7 Ekim'den bu yana düzenlediği saldırılarda ölen basın mensubu sayısı 9'u kadın 84'e yükseldi.

Gazze'deki hükumet, dün yaptığı açıklamada, İsrail'in saldırılarında 7 Ekim'den bu yana 82 gazetecinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu.

İsrail'in Gazze'yi işgalinde 7 Ekim sonrası

Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, "Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlere yönelik sürekli ihlallere karşılık verme" gerekçesiyle İsrail'e 7 Ekim'de kapsamlı saldırı düzenledi.

İsrail'de 7 Ekim'deki saldırılarda 310'dan fazlası asker olmak üzere 1200 İsraillinin öldüğü, 5 bin 132 kişinin yaralandığı duyuruldu.

İsrail'in Gazze Şeridi'ne saldırılarında en az 7 bin 112'si çocuk, 4 bin 885'i kadın olmak üzere 17 bin 487 Filistinli öldü. Enkaz altında binlerce ölü olduğu bildiriliyor.

İsrail ordusu halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumlarını hedef alarak sivil altyapıyı tahrip ederken, karadan işgal sürecinde 93 askeri öldü.

Çatışmalara 24 Kasım'da 4 günlüğüne verilen ve daha sonra 3 gün daha uzatılan "insani arada" 81 İsrailli ve 240 Filistinli esir karşılıklı serbest bırakıldı. Öte yandan İsrail binlerce Filistinliyi alıkoyup hapsetmeye devam etti.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs'te de İsrail güçleri ve yasa dışı Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 274 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu ile Lübnan Hizbullahı'nın sınır hattındaki düşük yoğunluklu çatışmalarında ise 23 Lübnanlı sivil, 97 Hizbullah mensubu ve 6 İsrail askeri öldü.

DSÖ: Gazze'deki El-Avde Hastanesi'nde iki sağlık personeli görevi başında öldürüldü

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yer alan El-Avde Hastanesi'ndeki iki sağlık personelinin görevdeyken öldürüldüğünü bildirdi.

DSÖ'nün X sosyal medya platformundan yapılan paylaşımda, "Gazze Şeridi'nde sağlık hizmetlerine yönelik devam eden saldırılardan dehşete düşmüş durumdayız." ifadesi yer aldı.

El-Avde Hastanesi'nin 5 Aralık'tan bu yana kuşatma altında olduğu aktarılan açıklamada, burada iki sağlık personelinin hastane içinde görevi başında öldürüldüğü belirtildi.

Açıklamada, "Hastaların, sağlık çalışanlarının ve El-Avde Hastanesi'nde kalan diğer kişilerin acil güvenliğinin yanı sıra Gazze Şeridi'ndeki sağlık tesislerinin, personelin ve hastaların güvenliğinden de ciddi şekilde endişe duyuyoruz. Sağlık hizmetleri hedef değil." ifadeleri kullanıldı.

DSÖ'nün, uluslararası insancıl hukuka saygı gösterilmesi, sivillerin ve sağlık hizmetlerinin aktif olarak korunması talebine de yer verilen açıklamada, Gazze için ateşkes çağrısı yapıldı.

İsrail ordusu, Gazze'de yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı okula baskın düzenledi

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yerinden edilmiş binlerce Filistinlinin sığındığı okula baskın düzenleyerek kadın ve çocukları dışarı çıkardıktan sonra erkekleri alıkoydu.

Görgü tanıkları ve yerel medya kaynaklarından alınan bilgiye göre, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Lahya bölgesinde binlerce Filistinlinin saldırılardan kaçarak sığınmak zorunda kaldığı Halife bin Zayid Al Nahyan Okulu, İsrail güçleri tarafından baskına uğradı.

Yüksek noktalara konuşlanan İsrailli keskin nişancılar da okulda hareket eden herkesi hedef alıyor.

Okula sığınanlardan adını açıklamak istemeyen Filistinli bir kadın, yerel medyayla paylaştığı ses kaydında, "İsrail ordusu, 9 Aralık Cumartesi günü okula baskın düzenleyerek kadın ve çocukların yakınlardaki meydana gitmelerini istedi. Askerler daha sonra erkekleri okuldan alarak alıkoydu." ifadelerini kullandı.

Okula sığınan 15 yaş ve üstü erkeklerin İsrail askerleri tarafından alıkonulduğunu aktaran Filistinli kadın, meydana sürülen kadın ve çocukların aç ve susuz olarak soğukta bekletildiklerini belirtti.

Filistinli İbrahim Ebu Riyaş isimli vatandaş da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail ordusunun Halife bin Zayid Al Nahyan Okuluna baskın düzenlediğine ve okula sığınan anne babası ile 2 kardeşinden haber alamadığına dikkati çekti.

Söz konusu okulda 7 binden fazla yerinden edilmiş Filistinli arasında kadın, çocuk ve yaralıların olduğuna işaret eden Ebu Riyaş, İsrailli güçlerin okulu birkaç gün kuşatma altında tuttuktan sonra baskın yaptığını belirtti.

Okula sığınan Filistinlilerin günlerden beri aç susuz ve tedaviden mahrum bırakıldıklarına vurgu yapan Ebu Riyaş, bu süre zarfında ölenlerin okul yerleşkesinde defnedildiğini aktardı.

Ebu Riyaş, bölgedeki yapıların bombalanmasının ardından okula bu baskının yapıldığını belirtti.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, dünkü basın açıklamasında, "İşgalcilerin korkunç bir katliam gerçekleştirdiği Gazze'deki Halife Okulu dahil olmak üzere yerleşim bölgelerindeki ve okullardaki vatandaşlardan çok sayıda çağrı aldık. Okuldaki insanlar gıda, su ve tedaviden mahrum durumdalar" ifadelerini kullanmıştı.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.