Gazze’deki yıkım Lübnan’a taşındı
İsrail, Gazze'de uyguladığı yıkım ve kitle imha yöntemlerini Lübnan topraklarına taşıyarak uluslararası hukuku ve insan haklarını açıkça çiğnemeye devam etmektedir
Haber Merkezi





Başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) gibi bağımsız otoritelerin sunduğu güncel raporlar, İsrail ordusunun Lübnan operasyonlarında doğrudan sivilleri ve sivil altyapıları hedef alarak açıkça savaş suçu işlediğini resmen ortaya koymaktadır.
Gazze Modeli Lübnan'da: Doğrudan Siviller Hedefte

İsrail yönetimi, Gazze'de yürüttüğü kitlesel cezalandırma yöntemlerini Lübnan sahasında da bir model olarak uygulamaktadır. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve bağımsız insan hakları örgütleri tarafından belgelenen en temel ihlaller şu şekildedir:
Sivil Konutların Bombalanması: Herhangi bir askeri unsur barındırmayan çok katlı yerleşim binaları hava saldırılarıyla hedef alınmakta, sivil aileler enkaz altında katledilmektedir.
Sağlık Çalışanlarının Katledilmesi: Ambulanslar, ilk yardım merkezleri ve sivil savunma ekipleri görev başındayken kasıtlı olarak vurulmaktadır.

Gazetecilere Yönelik Saldırılar: Sahadaki gelişmeleri aktaran basın mensupları, güdümlü mühimmatlarla doğrudan hedef alınarak susturulmaya çalışılmaktadır.
Yasaklı Silah Kullanımı: Sivil yerleşim alanlarında ve tarım arazilerinde, uluslararası anlaşmalarla kullanımı sınırlandırılan veya yasaklanan beyaz fosfor bombaları kullanılmaktadır.
BM Barış Gücü'ne Saldırılar: Bölgede istikrarı sağlamakla görevli BM Geçici Görev Gücü (UNIFIL) askerleri ve üsleri doğrudan ateş altına alınmaktadır.
Altyapının Yok Edilmesi ve Zorunlu Göç

İsrail, Lübnan halkının yaşam alanlarına geri dönmesini kalıcı olarak engellemek amacıyla sivil altyapıyı sistematik olarak sabote etmektedir.
Güney Lübnan'daki köyler ile başkent Beyrut arasındaki köprüler, su şebekeleri, hastaneler ve elektrik istasyonları tamamen yerle bir edilmektedir.
Yeniden inşa çalışmalarını engellemek amacıyla iş makinelerinin ve sivil lojistik hatlarının kasıtlı olarak vurulması, insan hakları örgütleri tarafından "halkı geri dönüşsüz şekilde sürme stratejisi" ve net bir savaş suçu olarak nitelendirilmektedir.
"Sivilleri Hedef Alan Psikolojik Savaş"

İsrail ordusunun Lübnan kasabalarına havadan bıraktığı tahliye broşürleri ve dijital tehdit mesajları uluslararası hukuk uzmanları tarafından yakından takip edilmektedir. BM uzmanları, siviller arasında panik ve terör yaymayı amaçlayan bu tehditlerin Cenevre Sözleşmeleri'ni doğrudan ihlal ettiğini belirtmektedir.
Ülke nüfusunun büyük bir bölümünün zorla yerinden edilmesi, bölgede derin bir insani krizi tetiklemiştir. Uluslararası kamuoyu ve sivil toplum kuruluşları, İsrail'in işlediği bu suçlar nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) önünde hesap vermesi için küresel düzeyde hukuki baskıyı artırmaya devam etmektedir.




























































































